Geçtiğimiz pazar akşamı STV'nin ana haber bültenini takip ediyorum. Niyetim bütün kanalların ilk ve ikinci haberlerini alıp, kimin hangi konuya daha öncelik verdiği hususunda bir tahlil yapmak.İlk haberin ilk cümleleri aynen şöyle: "Hükumetin her olumlu adımının önüne engel koyan Cumhurbaşkanı, Lübnan'a asker gönderilmesi konusunda da sert çıktı. Cumhurbaşkanının bu çıkışı karşısında muhalefet partileri de ayaklandı."Muhalefet partilerinin ayaklandığına dair haberini de daha sonra Mehmet Ağar'dan aktardığı bir cümle ile doldurduğunu zannediyor.Daha sonra takip edebildiğim kanallarda bu haberin ortalarda yer aldığını gördüm ve Cumhurbaşkanının açıklamasına bu kadar açıktan tavır koyana da rastlamadım.Diyalogcu arkadaşlar yine kızacaklar yine saldırmak için sıraya geçecekler ama kusura bakmasınlar bu kadar açık Amerikan ağzını hazmedecek kadar kendileri gibi midemizi bozmadık ve bozmayacağız.Lübnan'a asker gönderilmesinin aleyhimize mi yoksa lehimize mi olacağı konusunda biraz tereddütlüydüm, STV'de bu habere rastlayınca kesin anladım ki; Lübnan'a asker gönderilmesi aleyhimizedir ve bir çok felaketlerin ilk adımıdır. Çünkü, dört yıldan beri, ülkeye bitirme noktasına getirmiş, AB'nin ve ABD'nin arzuları, çıkarları doğrultusunda yönetmiş olan AKP iktidarının yılmaz savunucu, dönmez destekçisi ve usanmaz çukur kapatıcısı bu yayın gurubu olmuştur.Yabancılara toprak satışının tehlikeli boyutlara ulaştığı mı gündem oldu hemen bu haberin üstünü örten, abartıldığından bahseden karşı haberler bu gruptan gelmiştir. Misyonerlik faaliyetlerinin arttığından, çocuklarımızın Hıristiyanlaştırma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu haberleri mi çıktı, hemen karşı haberler üretmek bu gurubun yegane vazifesi olmuştur. Tabii dört yılın sonunda gelinen nokta onların yalan, yanlış ve yanlı haberlere imza attıklarını ortaya koyuyor.Irak işgalinin başladığı günlerin gazetelerini karıştırırken, bugünkü Irak Cumhurbaşkanının ağzından; "Irak halkının kurtuluş savaşı başlamıştır" cümlesine yine Zaman gazetesinde rastladım. Üç yıldır devam eden işgalin, istilanın ve katliamların gerçekte kimlerin kurtuluş savaşı olduğunu ortaya koyuyor.Lübnan'a asker gönderilmesi için ter ter tepinen cümle çevreler ve özellikle "sahibinin sesi" medya gurubu zillerini hazırlasınlar, çünkü hükumet asker göndermeye karar verdi bile.Bu konuda söylenecek çok sözümüz var ve hamur daha çok su götürür, şimdilik sözü Yazı İşleri Müdürümüz İbrahim Berk'e bırakıyorum. Salı günkü köşesinde konuyu çok güzel işlemişti o yazıyı bir de bu köşeden okuyun: "AKP iktidarı Lübnan'a asker göndermek için yanıp tutuşuyor.Her gün yeni bir yalanla milletimizi şartlandırmaya çalışıyorlar.Neymiş efendim askerimiz bu günler içinmiş. Büyük devlet olmanın gereği asker göndermekmiş.Türk askerinin başına çuval geçirildiği zaman, Kuzey Irakta Türkmenler soykırıma uğratıldığı zaman tepki göstermekten aciz mantı toplantıları ile gönül eğlendirenlerin büyük devlet nutukları etmeleri trajikomik kaçıyor.AKP büyük devlet olmakla büyük taşeron olmayı anlıyor her zaman.Bu arada ordudan atılan subayları örgütlemekle meşgul AKP'ye yakın emekli tümgeneral Tanrıverdiden de ilginç öneri var.Lübnan'a asker göndermenin zaruretinden dem vuran Tanrıverdi, Lübnan'a bir tugay asker gönderelim ve bölge insanı ile hassasiyetleri uyuşan gönüllülerden oluşsun demiş. Bu teklifin önünde birkaç engel var. Birincisi gönderilecek askerler hem Yahudiyi hem müslümanı sevecek. Böyle bir Türk askerini nerde bulacaklar.İkincisi Hristiyan Haçlı komutasında Yahudiye bekçilik yapacak canlı kalkanlık yapacak Müslüman Türk çocuğu bulabilecekler mi?Ben paşaya bu sorunları aşacak çözüm önereyim mi?Madem ki BM ateşkes ilan etti. Madem ki oraya gönderilen asker savaşmayacak. Madem ki levazım ve istihkam birliği gönderilerek enkaz kaldırma ve yardım ve imar işlerinde kullanılacak. Cumhurbaşkanının dediği gibi ne zamandan beri yardım işi askerler eliyle yapılıyor. O halde çözüm sivil gönüllü birliklerin gönderilmesi.Gönüllüler kimlerden mi seçilecek? Birincisi Körfez savaşında Saddam İsrail sokaklarına iki Scut füzesi attı diye cami kürsülerinde Yahudi çocuklar için ağlayan ABD'de ikamet eden İsevi Müslüman Rabbin Aciz Kulu komutasında dünyanın dört bir yanında BM himayesinde okullar ve yardımlar organize eden zevattan devşirilsin.İşgal altındaki Irak'ta dört kolej işletecek kadar ABD himayesinde ve güvencesinde olan hem de bütün dinlere eşit mesafede olan başka gönüllü nereden bulunabilir.Bir de Lübnan'a asker göndermek için yırtınan AKP kurmayları komutasında bir siyasi gönüllüler de takviye kuvveti olarak gönderilebilir.Tezkere sürecinde Irak'ta Müslümanları camide katleden, masum çocukların ırzlarını kirleten ABD askerleri için, "kahraman ABD çocuklarının sağ salim evlerine dönmeleri için dua ediyorum'' diyen Başbakan bence komutayı üstlenmelidir.Başka gönüllüler varsa onlar da eklenebilir."
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- Arka plan körlüğü katmerleşiyor / 02.04.2026
- Bir fitneden sakının ki… / 01.04.2026
- Bu dua başka dua / 28.03.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- Arka plan körlüğü katmerleşiyor / 02.04.2026
- Bir fitneden sakının ki… / 01.04.2026
- Bu dua başka dua / 28.03.2026


























































