Geçen on yıllar içinde millet olarak çok hayati değerlerimizi, maddi ve manevi varlıklarımızı göz önünde, göz göre göre kaybettik, millete, dolayısıyla devlete ait olan kaynaklar, servet ve sermayeler bilinçli olarak bir avuç mutlu azınlığın heybesine boca edildi.
Çeyrek asırdır ülkeyi tek başına yöneten mevcut siyasi iktidarın ilk yıllarında kendisine hedef olarak belirlediği, mutlaka onlarla mücadele edeceğiz dediği, yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar üçlemesi adeta bir birinin arpası-samanı oldu, biri diğerini besledi, semirttikçe semirtti, yasaklar yoksulluğa, yoksulluklar nice yolsuzluklara nice kapılar araladı ve bugün dağlar gibi etrafımızı sardıkça sardı, sarmaladı.
Kalabalık kitleler, nüfusun büyük çoğunluğu üçlü kapana kıstırılmış gibi, birinden kaçmaya çalışsa diğer ikisine çarpıyor, ikisinden kaçmaya çalışsa birinin pençeleri arasında can çekişiyor.
Şairin; 'Dert bir değil hangisine yanayım' dediği gibi, yoksul düşmüş, düşürülmüş halk, günlük acil ihtiyaçlarını dahi gidermekten aciz haldeki millet ne yapsın, adım başı kendisini karşılayan bin bir çeşit yolsuzluklara mı yansın, her ne yana dönse yüzüne çarpan yasaklara mı hayıflansın, zaten varsa enerjisi onu da ayakta kalmak, hayatta kalmak için, çoluk-çocuğunu korumak için harcamaya uğraşıyor.
Dili dönen, eli kalem tutan her kim varsa, iktidar sahipleri için; 'gözün üstünde kaşın var' demeye başlamışken, gel bakalım, sen 'pek muhterem devletlumuza kaşın kara' demeye yeltendin, ver bakalım hesabını diyecek kadar yasaklar kapsamının daraltılması, arka plan körlüğünü tetikleme amacına yönelik olduğunu düşünüyoruz.
Çeşitli ayak oyunları ile üreticinin baltalanmasının, yerli üretime bin bir türlü engeller çıkarılmasının da, mesela gıda enflasyonunda dünya birincisi yapılmamızın da amacının arka plan körlüğünün tetiklenmesi, basiret körelmesinin yaygınlaştırılması olduğu kanaatindeyiz.
Milletin, geniş halk kitlelerinin başlarından aşkın dertler olduğu zaman, beslenme, barınma ve bürünme gibi en temel ihtiyaçları karşılamak için neredeyse 24 saatini kullanmak zorunda bırakıldığı zaman, bırakın Perşembenin gelişini Çarşambadan bilebilmesini, içinde bulunduğu günün bile hangi gün olduğunun farkında olamıyor.
Basiret yoksunluğu, arka plan körlüğü kitleler boyu, nesiller boyu yaygınlaştıkça, millet, yoksullukların da, yolsuzlukların da ve dahi yasakların da önünü arkasını soramaz, sorgulayamaz hale geliyor ve elbette bu durum iktidar sahiplerinin işine geliyor.
Basiret yokluğu, yoksulluğu ve arka plan körlüğü derhal tedavi edilemezse koca bir milletin başına koca koca dertler açılacağı muhakkak gibi görünüyor.
- Arka plan körlüğü katmerleşiyor / 02.04.2026
- Bir fitneden sakının ki… / 01.04.2026
- Bu dua başka dua / 28.03.2026
- Çağın Nemrutları ateş topunu büyütme gayretindeler / 19.03.2026
- Medyen suyuna varınca… / 18.03.2026
- Oruç fena bozuluyor / 17.03.2026
- Din adına din dili ile zulmü alkışlamak / 16.03.2026
- Din adına din dili ile zulmü alkışlamak / 16.03.2026
- Biri bomba ile birileri de zehirli dilleri ile saldırıyorlar / 15.03.2026


























































