Sırat Köprüsü ve Kevser Havuzu
Cehennem üzerine kurulacak sırat köprüsünün varlığına iman etmek dahi vaciptir. Bu sırat, cehennem üzerine uzatılan bir köprüdür
Haber Merkezi





Allah dilediği kimseyi oradan geçerken tutar, dilediği kimse de oradan geçer, kurtulur. Dilediği kimse de oradan cehenneme düşer.
Oradan geçenlerin durumu değişiktir. Kimi yürür, kimi koşar, kimi de binek üzerinde gider. Bazısı da sürünerek kayarak gider.
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) sırat köprüsünü uzun bir hadis-i şerifte anlatırken: "Uzun uzun çengelleri vardır" buyurmuştur. Sonra onları, Sa'dan dikenlerine benzetip ashaba sormuştur: "Siz, Sa'dan dikenlerinin ne olduğunu bilir misiniz?"
Ashab: "Evet, ya Resulullah (s.a.v.) biliriz" dedikleri zaman şöyle buyurmuştur:
"İşte oradaki çengeller, Sa'dan dikenleri gibidir. Ancak şu var ki, onların büyüklüğünü ancak Allah bilir. O çengeller insanları uzaktan kaparlar. Ona kapılanlardan bazısı, ameli sebebiyle tutulur kalır; bazısı da geçer kurtulur."
Resulullah Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: "Kurbanlarınızı iyi seçiniz; zira onlar sırat üzerinde sizin binekleriniz olacaktır."
Sırat köprüsü tarif edilirken şöyle anlatılır: "Kıldan daha ince, kılıçtan daha keskindir. Ateş korundan daha sıcaktır. Onun uzunluğu ise, ahiret senelerine göre; üç yüz senelik yoldur. İyiler oradan geçip kurtulur; kötüler de kayar cehenneme düşer."
Kevser Havuzu

Resulullah Efendimizin (s.a.v.) kıyamet günü Kevser havuzunun başında olduğuna iman etmek vaciptir. Kıyamet günü mü'minler oradan içeceklerdir, kâfirler içemez.
Bu Kevser havuzuna giderek ondan içmek; sırat köprüsünü geçtikten sonra ve cennete girmeden evvel olacaktır. Oradan bir defa içen, artık sonsuza kadar susamaz.
Kevser havuzundan akan iki oluk vardır. Onun aslı cennette olup, bir parçası dahi Arafat Dağı'ndadır.
Resulullah (s.a.v.)'e bu havuzun genişliği sorulduğunda şöyle buyurdu: "Benim bu makamımla Amman arası kadar uzun ve geniş bir alandır. Onun içimi, sütten daha beyaz, baldan dahi tatlı olarak içilir. Onun iki oluğu vardır; biri gümüşten, diğeri de altındandır. Ondan bir kere içen, artık sonsuzluğa kadar susamaz."
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, Abdullah b. Ömer (r.a.) yolu ile gelen bir başka hadis-i şerifinde ise şöyle buyurdu:
"Toplanacağınız yer, havuzumdur. Onun uzunluğuna misâl İla ile Mekke arasıdır ki, bir aylık yoldur.
Onun çevresinde, yıldızların sayıları kadar bardaklar vardır. Onun suyu gümüşten daha beyaz olup oraya gelen ve içen bir daha susamaz.
Peygamberlerden her birinin havuzu vardır; Salih Peygamber müstesna. Onun havuzu da devesinin memesidir. Her ümmetin mü'minleri ondan içerler; kâfirler değil."
Resulullah (s.a.v.) Efendimizden gelen bir başka hadis-i şerifte ise, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: "Havuzumun alanı, Aden ile Amman arasıdır. Çevresinde içi boş inciden çadırlar vardır.
Onun çevresindeki kaplar, gökteki yıldızların sayıları kadardır. Kıyamet günü, birtakım kimseler Benden uzaklaştırılırlar. Tıpkı; yabancı deve, diğer deve sürüsünden uzaklaştırıldığı gibi…
Onlara: "Gelin gelin" dediğim zaman, Bana şöyle denir: "Sen bilemezsin, Senden sonra bunlar ne icatlar çıkardılar."
Sorarım onlara: "Ne gibi icatlar çıkardılar?" Bana şöyle denir: "Bunlar, dini değiştirdiler, her şeyi tebdil ettiler. Aslını bozmaya çalıştılar."
Bunun üzerine şöyle derim: "Azab onlara, uzaklık onlara."
Son olarak Kevser havuzunu ve şefaati inkâr edenlerle ilgili hadis-i şerif ile bitirelim.
Enes (r.a.) Resulullah (s.a.v.) Efendimizden dinlediği bir hadis-i şerifi şöyle anlattı: "Şefaatimi inkâr edene ondan nasip yoktur. Havuzumu inkâr edene ondan nasip yoktur." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)





















































































