HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

Saltanat-Cumhuriyet kavgası - 10

06.04.2021 00:00:00
'Saltanat-Cumhuriyet kavgası - 10' seslendirme dosyası:

Saltanat - Cumhuriyet Kavgası başlığı ile 5 haftadır devam eden yazı dizimizden bir sonuca varmamız, anlattıklarımızdan bir ders çıkarmamız gerekir. Yazımızın başında ifade ettiğimiz üzere bugün yaşananları anlamak ve geleceğe ışık tutmak için kısa bir geçmiş yolculuğu yaptık.  

Milli Mücadelenin kazanılması ile başlayan ve halen etkileri devam eden Saltanat - Cumhuriyet kavgasının gerçek sebebi nedir? Bu kavganın temelinde neler vardır? Bu sorulara cevap aramaya çalıştık. Özetle şunları söyleyebiliriz: 

Bu kavga; Osmanlı topraklarında yaşayıp askere gitmeyen, vergi vermeyen, suç işlediğinde Osmanlı vatandaşı gibi sorumlu tutulmayan, yabancı devletlerin himayesinde imtiyazlı şekilde yaşayan azınlıkların düzenlerini devam ettirme kavgasıdır. Buna karşılık yüzyıllar boyunca ezilen, insan muamelesi görmeyen, canından başka vereceği bir şeyi olmadığı için çoğu zaman devlete canını vermek durumunda kalan, yoksulluğu kader edinmiş ve kabullenmiş Türk milletinin; insan olduğu, hak sahibi olduğunu öğrenmesi sonucunda bu hakkını kazanma ve kazandığını kaybetmeme kavgasıdır. Bu çerçevede konuya baktığımızda Saltanat - Cumhuriyet kavgası yani 'Azınlıklar - Türkler' kavgası vardır. 

Yaklaşık 300 yıl boyunca Osmanlı Devletini mandası, müstemlekesi gibi kullanan ve yöneten, devlet-i muazzamanın, bu imkânını Kurtuluş Savaşı ve Lozan ile birlikte kaybetmeyi kabul etmeme, yeniden müstemleke ülkesi kurma kavgasıdır. Buna karşılık büyük bedellerle kazandığı bağımsızlığını kaybetmek istemeyen Türk milletinin bağımsızlığını koruma mücadelesidir. Türk milleti- sömürgeci devletler kavgasıdır. 

İnsanı kul olarak, mal olarak gören, at edip binen eşek edip süren, ne yaparsa yapsın, başarısızlığı hangi boyutta olursa olsun yönetim hakkını miras yoluyla kendi ailesinde tutan Hanedanın, bu yaşam ve konumunu devam ettirme kavgasıdır. Buna karşılık Cumhuriyet ile mal olmaktan kurtulup birey olmayı başaran, kul olmaktan kurtulup vatandaş olan, insan olduğunun farkına varan bu mazlum milletin insan olmaktan kaynaklanan hakkına sahip çıkma kavgasıdır.  

Devletin soy kütüğü uygulaması sonrasında hemen herkes kendi soy kütüğünü araştırmıştır. Bu araştırmalarda gördük ki; hiçbirimizin ailesi saraya dayanmıyor, dedelerimiz köylü idi. Ezilendi. Şimdi ülkede yöneticiyiz, akdemiyseniz, siyasetçiyiz, işvereniz yani hayatın her alanındayız. İşte bu kavga, önemli bir mevkide olması mümkün olmayan o Türk köylüsü çocuğunun, bugün Cumhuriyetin sağladığı imkanlarla bileğinin hakkıyla elde ettiği imkanı kaybetmeme kavgasıdır. Buna karşılık devlet adamı olma imtiyazını elinde tutmak isteyen devşirme çocuklarının Osmanlı dönemindeki imtiyazlarını devam ettirme kavgasıdır. 

Hurafeler ve bidatlerle dini tekeline almış, gariban ve cahil bırakılmış milletin dini duygularını sömürerek güç kazanmış, tıpkı azınlıklar gibi askere gitmeyerek, vergi vermeyerek, devletten aldığı büyük arazileri işleterek güç kazanmış, bu gücü kaybetme riski ile karşı karşıya geldiğinde gözünü kırpmadan ülkeyi işgal edenlerle işbirliği yapma ihanetinde bulunmuş, bozulmuş, çürümüş tarikatlar ve cemaatlerin güçlerini kaybetmeme kavgasıdır. Buna karşılık, Latin harflerine geçişle birlikte Türkçe dini ve edebi eserin verilmeye başlanması, Kuran-ı Kerim'in tercüme edilmesi, Türkçe tefsir hazırlanması, hadislerin tercüme edilmesi ile Türk milletinin dinini öğrenmeye başlaması ile kendisini sömüren, kene gibi üzerine yapışan dini azınlığı üzerinden atma kavgasıdır.  

Kısaca Müslüman Türk milletinin bu ilkenin asli sahibi olduğunu öğreten, yedi düvele diz çöktürerek kabul ettiren ve bu kazanımların korunması için ilke ve inkılâplar ortaya koyan, mazlum Türk milletini temsil eden Selanikli yetim Mustafa'nın; ülkeyi manda ve himayesine tekrar almak isteyenler ve onların işbirlikçileri ile verdiği ve kazandığı büyük kavgadır. 

Soy ağacınızı araştırın. 

Soyunuz saraya, soyunuz azınlıklara, Levantenlere dayanıyorsa safınız kuşkusuz saltanat/Osmanlı tarafıdır. Yeniden Osmanlı gelirse işiniz tıkırında demektir. Değilse; köle olmak, kul olmak, ırgat olmak için Osmanlıya zaten gerek yok. Siz köle olmak isteyin, efendi bulmak çok kolay.

 
Lütfullah Önder / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.