logo
05 MAYIS 2026

Türkiye maden cenneti bir ülke

04.05.2026 00:00:00
Hani diyorlardı ya, "Türkiye'de maden de yok petrol de…"

Aradan belli bir zaman geçtikten sonra bu söylem biraz değişiklik arz ederek dilendirildi.

"Türkiye'de nadir elementler bakımından zengin bir ülkedir" denildi.

2009'lardan sonra ortaya atılan bir iddia vardı.

"Lozan'da gizli bir madde var ve madenlerimiz bu bakımdan 2023'ten önce işletilemeyecek."

Yalanın biri bin para ve kim inanırsa kardır hesabı. Ama baya inanan olmuştu bu saçma sapan iddialara.

Şimdi güncel dedikoduları bırakalım ve dünya madenciliği açısından geçmişe bir yolculuk yapalım.

Bu konuda çalışmalarından istifade edeceğim Prof. Dr. Halil Tekin, "Maden çağı nerede ve ne zaman başladı?" sorusunu şu şekilde yanıtlıyor:

Taştan üretilen ilk aletlerin kabaca 3 milyon yıl önce ortaya çıktığı göz önüne alındığında, insanın geçmişinde madencilik etkinliğinin oldukça yakın bir zamanda başladığı söylenebilir.

Yerleşik yaşamın günümüzden yaklaşık 12 bin yıl önce Yakın Doğu / Önasya'nın dağlık veya tepelik alanlarında yaygınlaşması ile insan-maden ilişkisinin başlangıcının örtüşmesi tesadüf olmasa gerekir.

Toros ve Zagros dağları, mineraller için son derece zengin jeolojik yapılara sahiptir.

Bu dağların eteklerinde yerleşik yaşamı başlatan Erken Neolitik (MÖ 10.000-7.000) toplulukları, yüzeye sızmış mineralleri "Farklı Taş" olarak gündelik hayatlarına almaya başlamışlardır.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu Torosların zengin metalik cevherlerinin ısı yardımıyla biçimlendirilmeye başlanması, gelecekteki büyük dönüşümün ilk basamağını oluşturmaktadır.

Yüzeye sızmış "doğal bakır" başta olmak üzere, "malahit" gibi bakırın mineralleri yerkürede ilk kez MÖ 9. bin yıl boyunca Türkiye'nin doğu kesiminde insan eliyle işlenmeye başlanmıştır.

Bu coğrafya, aynı zamanda Yukarı Mezopotamya'nın "Dağlık Alanı" olarak tanımlanmaktadır.

Yaklaşık 400.000 yıl (kimi uzmanlarca 700.000 yıl) önce ateşi bir ocak içinde kontrol etmeyi başaran insan, Erken Neolitik Dönem'de (MÖ 10.000-7.000) ocağın üzerini çamurla kapatıp kubbe oluşturarak fırını inşa edebilmiş ve böylelikle ısı teknolojisi sayesinde pek çok yeniliğin önünü açmıştır.

MÖ 5.500'lerden başlayarak Yakın Doğu - Önasya'da gözle görülür büyük bir değişim yaşanmaya başlamış ve ilk kez yeraltı madenciliğinin belirteçleri ortaya çıkmıştır.

Bugünkü somut arkeolojik verilere göre insanlığın geçmişinde ilk "emperyalist eylem" zengin maden yataklarına sahip olan Anadolu topraklarında, yaklaşık MÖ 5000'lerde gerçekleşmiştir.

İyi organize olmuş Aşağı Mezopotamyalılar, sahip oldukları kaynakların pek de farkında olmayan Anadolu topraklarının madenlerini "yeraltı işletmeleri" aracılığıyla ilk kez bu zaman diliminde sömürmeye başlamıştır.

Mezopotamyalılara Toros Dağlarındaki maden yataklarının işletilmesinde, her türlü kolaylığın sağlandığı anlaşılmaktadır.

Çünkü zor kullanma veya şiddete dayalı bir sömürünün olduğuna dair hiçbir emare bugüne kadar kazılarda ortaya çıkarılmadı.

Buraya çok dikkat edilirse görülecektir ki, günümüzde de aynısı olmaktadır.

Tehlikeli bir iş kolu olan yeraltı madencilik faaliyetlerinin de yine bizzat Anadolu halkı tarafından gerçekleştirildiği; emperyal Mezopotamyalıların şehirlerin yüksek bölümlerinde konforlu bir yaşam sürdükleri kazılarda saptanmaktadır.

Ne kadar ilginç değil mi?

Bugünde madenlerimiz lortlar kamarasından kontrol edilmektedir!

Dünya'da yeraltı madenciliği ve cevherden metal üretiminin günümüzden yaklaşık 7.000 yıl önce (MÖ 5.000-4.800) ilk kez Türkiye sınırları içinde başladığı anlaşılmaktadır.

Tarım ve hayvancılığın yanına eklenen bu yeni ve güçlü sermaye, Eski Sümer ülkesi topraklarındaki sosyal yaşamı da derinden etkilemiş ve dünyada ilk kez merkezi güçlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Dünya'da cevherden üretilen ilk metal bakırdır ve dünya bakırcılığının başlangıcı Toros Dağları'dır.

Henüz Erken Neolitik Dönem'de (MÖ 8.000-7.500) Elâzığ-Diyarbakır çevresindeki yüzeye sızmış bakır tanelerinin İran'ın Kermanşah bölgesindeki yerleşimlere ulaştığı, 1960'larda bu alanda yürütülen Amerikan kazılarında saptanmıştı.

Orta Anadolu'nun tanınmış Geç Neolitik Dönem yerleşimi Çatal Höyük'te ortaya çıkarılan kurşun kalıntıları, Neolitik toplulukların bakırın yanı sıra kurşunun da farkına vardıklarını göstermektedir.

Bu iki metalin yanında diğer metalik minerallerin varlığından haberdar olunsa bile mevcut metalürjik bilginin üretim için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.

Yakın zamana kadar MÖ 4. bin yılın sonlarına kadar sadece bu iki metalin üretiminin yapıldığı ve gümüşün ancak MÖ 3.300-3.100 gibi tarihlerde üretilebildiğine inanılmaktaydı.

Kahramanmaraş kazılarında "doğal gümüş" taneciklerinin ısı yardımıyla önce levha, ardından da boncuk tanelerine dönüştürüldüğü ve bunun günümüzden yaklaşık 7.800-7.500 yıl önce gerçekleştirildiği somut kanıtlarla ortaya konmuştur.

Buradaki buluntular, insan elinden çıkmış dünyanın en eski gümüş eserlerdir.

Anadolu topraklarında Erken Neolitikte (MÖ 10.000-7.000) bakır ve mineralleri Geç Neolitikte (7.000-5.000) kurşun ve gümüş kullanımının olduğu somut kanıtlarla ortaya konmuştur.

Geçmişte de "değerli maden" olarak kabul gören altın ise, Yakın Doğu / Ön Asya'ya diğerlerine nazaran geç tarihlerde girmiştir. Bulgaristan'daki Varna Mezarlığı (MÖ 5. binyıl) buluntuları Dünya'nın erken tarihli altın eserleri olarak kabul görmektedir.

MÖ 3. bin yıl madencilik acısından oldukça özel bir dönemdir. Anadolu'nun pek çok yerinde yeraltı madencilik etkinlikleri artmış ve yerel yöneticiler bizzat bu etkinlikleri hem teşvik hem de kontrol etmişlerdir.

Bu kadar kapsamlı bilgilendirmeye ne gerek vardır diyenleri duyar gibiyim.

Hani ülkemizde maden yoktu?

Hani kaynaklar sınırlıydı?

Tarihte ilk kez bir insan çıkıp bu hakikati, daha 2000'li yıllarda haykırmaya başlamıştır.

Türkiye'nin bir maden cenneti olduğunu ilk kez haykıran insan, Prof. Dr. Haydar Baş olmuştur.

Herkesin "kaynaklar sınırlı ve madenimiz de yoktur" dediği bir ortamda Haydar Baş demişti k; "Türkiye'nin yer altında bulundurduğu madenlerin işlenmemiş parasal tutarı, 3 katrilyon dolardır.

Haydar Baş Bey, yerin altını ve üstünü en iyi bilen tek liderdi.

Şimdi günümüzde ne yaşıyoruz?

Yok denilen madenlerin işletilmesi için, 386 bin ruhsat veriliyor.

Türk milletine ait olan bu madenleri işleten sırtlanlar, devleti arkalarına alarak maden işçilerine kabir azabı yaşatıyor.

Peki, ne olmalı ve çözüm adına ne yapılmalı?

Maden politikası olan tek partinin BTP olduğunu biliyorum. Türkiye'deki tüm madencilerin ilk ziyaret durağının BTP olması lazımdır. Çünkü böyle bir derdi ve projesi olan parti bu partidir.

Önce nereden başlayacağımızı bilirsek, çözümde arkasından gelecektir.
 
Hacı Gaydan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.