Sanayide yaprak dökümü
Türkiye genelinde ticari kredi faizlerinin rekor seviyelerde katılaşması ve nakit akışının tıkanması, reel sektörde kitlesel bir likidite krizini tetikledi. Baskılanan döviz kuru nedeniyle dış pazarda rekabet gücünü kaybeden, içeride ise kuruyan taleple yüzleşen yüzlerce KOBİ ve dev sanayi kuruluşu çareyi mahkeme kapılarında ararken, tırmanan konkordato dalgası istihdam piyasasında büyük bir işsizlik fırtınasının habercisi olarak yorumlanıyor
Eyüp Kabil





Nakit akışı döngüsü bozulan firmalar, hammadde alımı ve işçilik giderleri gibi en temel işletme sermayesi ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma geldi. Ekonomi yönetiminin maliye politikasında gerekli kamusal tasarrufu yapmaması, krizin faturasını tamamen üreticiye keserken; yüksek borç maliyetleri nedeniyle sadece yeni yatırımlar durmakla kalmadı, mevcut çarkların dönmesi de imkansızlaştı.
İflas kararlarında ürkütücü artış
Piyasadaki bu finansal felç, ticaret mahkemelerinde tarihi bir yoğunluğa yol açtı. Şirketlerin borçlarını yapılandırarak zaman kazanmak için sığındığı konkordato mekanizması, yapısal bir sarmala dönüştü. Yılın ilk yarısına ilişkin adli veriler, ilan edilen konkordato geçici mühlet kararlarının ve kesin mühlet taleplerinin tarihi zirvelere oynadığını gösteriyor.
Üretimin lokomotifi sayılan tekstil, hazır giyim, inşaat ve metal sanayi sektörleri başvuru listelerinde başı çekiyor. İstanbul, Bursa, Kocaeli ve İzmir gibi sanayi havzalarından gelen iflas kararlarındaki dramatik artış, durumun geçici bir yavaşlamadan ziyade kalıcı bir pazar tasfiyesine dönüştüğünü ortaya koyuyor.
İhracatçı iki ateş arasında
Reel sektör üzerindeki baskı yalnızca finansman maliyetleriyle sınırlı kalmıyor. İç piyasada halkın alım gücünün çökmesiyle hanehalkı tüketimi sert şekilde yavaşlarken, iç pazara çalışan üreticilerin sipariş defterleri boşaldı. Madalyonun diğer yüzünde ise ihracatçılar tam bir çıkmazın içinde.
Enflasyon oranının çok altında kalan ve yapay şekilde baskılanan döviz kuru, yerli üreticinin dış pazarlardaki fiyat avantajını tamamen yok etti. İçeride enerji, asgari ücret ve lojistik maliyetleri katlanırken, dolar ve euro bazında fiyat yükseltemeyen sanayici, küresel pazardaki payını yabancı rakiplerine kaptırmaya başladı.
Kitlesel işsizlik kapıda
Ticari hayatın merkezindeki bu sıkışma, çok yakın bir gelecekte sosyal bir krizi tetikleme potansiyeli taşıyor. Tasfiye sürecine giren binlerce küçük ve orta ölçekli işletme, üretim bandını durdururken istihdam da yara alıyor. TOBB verilerinde kapanan kurulan şirket makasının kapanması ve tasfiye ilanlarının artması, istihdamın omurgasını oluşturan fabrikaların küçülmeye gittiğini kanıtlıyor.
Önümüzdeki aylarda konkordato süreleri dolan firmaların kesin iflas kararlarıyla yüzleşmesi halinde, organize sanayi bölgelerinden başlayarak tüm ülkeye yayılacak sert bir işsizlik dalgası kaçınılmaz bir realite olarak karşımızda duruyor.














































































