Mevlana ve Şeb'i Arus
Gönüller sultanı Hz. Mevlana'nın vefatının yıldönümü kutlanırken, Mevlana ve Mevlevilik'te ölüm anlayışı da bu kutlamalar çevresinde müşahhas kimliğini buluyor. Mevlana'da ölümün Mutlak Sevgiliye kavuşma vesilesi olduğu belirtilirken Mevlana'nın, bunu bir kemâl mertebesi olarak algıladığı kaydediliyor. "Şeb' Arus" olarak ifade edilen ve "Düğün günü", "Düğün gecesi" olarak orijinal anlamını bulan bu düşünceye göre ölüm, bir yok oluş değil; bilakis, Hakk'tan bir nefha taşıyan insanın ruh-nefha cihetiyle tekrar O'na dönmesi, nefsi engelleri aşmış ve ruhî aşamaları katetmiş olarak Allah'a vuslatın adıdır.
Mevlana'nın Hakk'a kavuşma anı
Mevlana'nın Hakk'a yürüme zamanı gelmiş, Mutlak Varlık'a bir an evvel kavuşma isteği ile heyecanlanmaya başlamıştı. Maddenin ve mananın kış mevsimine rastlayan 1273 tarihinde Konya'da depremlerin ardı arkası kesilmiyordu. "Korkmayın; yerin karnı acıktı, şu günlerde yağlı bir lokma istiyor. İnşallah muradına çabuk vasıl olur da, siz de üzüntüden kurtulursunuz" sözleriyle vefatının yakın olduğu işaretini veren Hz. Mevlana, 17 Aralık gecesi ağır bir ateşle yatağa düşer. Dostlarının büyük bir kedere düştüklerini ve tedavi için ne gerekiyorsa yapılmasını, hatta, Cenabı Hakk'tan şifa talep etmelerini istediklerinde Mevlana'nın cevabı şu olmuştur: "Bir dert ki, ölümden başka devası yok; ben nasıl olur da Rabb'ımdan bu derde deva isterim" "Benim tabutumun yazısı ebediliktir" diyerek ölümünün bir acı son olmadığını, bilakis kendisinin Allah'a kavuşmasına vesile olan bir Şeb'i Arus (Düğün günü) olacağını belirten Hz. Mevlana, "Rıhletimizden sonra kabrimizi mezarlıkta aramayın. Bizim kabrimiz ariflerin gönüllerindedir" sözleri arasında 17 Aralık 1273 Pazar gecesi Sevgilisine kavuşmuştu.













































































