logo
28 EYLÜL 2026

Seçil Erzan'ın başarılı bankacılıktan 'dolandırıcılığa' uzanan ilginç yaşam öyküsü

Yoksul bir ailenin tek kızı olarak dünyaya gelen Seçil Erzan'ın Çorlu'da başlayıp milyonlarca dolarlık fon yöneticiliği ve sonunda cezaevinde biten ilginç yaşam öyküsü dikkat çekiyor. Peki Erzan, futbol camiasının ünlü isimlerinin milyonlarca dolarını nasıl aldı, o parayı nasıl kullandı?

30.11.2023 14:00:00
Haber Merkezi/BirGün
 
Seçil Erzan'ın başarılı bankacılıktan 'dolandırıcılığa' uzanan ilginç yaşam öyküsü
Seçil Erzan'ın başarılı bankacılıktan 'dolandırıcılığa' uzanan ilginç yaşam öyküsü
İçlerinde Fatih Terim, Emre Belözoğlu, Arda Turan gibi futbolcuların da bulunduğu bir "Hayali Fon Davası" Türkiye gündemini meşgul ediyor. Davanın sanığı Seçil Erzan, bir ponzi sistemi kurmak, bu sisteme insanların milyon dolarlarını dahil etmek ve bu sayede menfaat elde etmekle suçlanıyor.

Erzan, davadaki savunmasında, "Her şey gereksiz 'ben yaparım' özgüveniyle başladı. Bu hayat banka müdürü Seçil Erzan olmaktan daha zormuş. Genel müdürümüz bize, 'Benim şube müdürlerim kaptanlarımdır. Çıplak ayakla kor üstünde yürür' derdi. Ben şubat ayına kadar korların üstünde yürüdüm." dedi.

Hiçbir yanlışı olmadığını öne süren Erzan, kendisinin batmak üzere olan bir geminin kaptanı olduğunu dile getirdi. Erzan, "Dolandırıcı olsam gemi batar ben kurtulurdum. Suça konu olan bakiyenin bende olmadığı, bu bakiyeyi bir yerde saklamadığımı, bununla bir şeyler almadığımı salondakilerin bildiğini çok iyi biliyorum. Bakiyenin 45 milyon olmadığını bildiklerini de biliyorum." diye konuştu.

İddianamede adı geçenlerle paradan para kazanma konusunda ortak noktası olduğunu da sözlerine ekleyen Erzan, şöyle devam etti:

"Çok iyi çalışandım, çok iyi iş yapardım bu yüzden o camiada bilinirliğim oldu. Ben dolandırıcı değilim. Beni ben dolandırdım. Son dönemde bir şeyler ortaya çıktı. Ben Galatasaray kulübüne yakın olduğum için oyuncuların parasını değerlendirme konusunda elimden geleni yapıyordum. Ben insanların parasını üzerime almadım. Birileri beni dolandırdı. Dışarıda parayı değerlendireceğimi düşündüm ve evimi defalarca ipotek ettim. Arabamı sattım her şeyimi sattım."

"FAİZ ADI ALTINDA BU İNSANLARIN AZA TAMAH ETMEMELERİ, ÇOK KAZANMAK İSTEMELERİ BENİ BU HALE SOKTU"

Savunmasının devamında Erzan, "Faiz adı altında bu insanların aza tamah etmemeleri, çok kazanmak istemeleri beni bu hale soktu. Şubat ayından sonra ben baskı altına girdim. Bu insanlar 7/24 beni rahatsız ettiler." dedi.

Çok kötü olaylar yaşadığını dile getiren Erzani, "Evimi bastılar, silahla tehdit ettiler, mermi gösterdiler, işten attıracağız diye tehditler ettiler. İnsanların hepsi kağıt parçası istiyorlardı çünkü o kağıtlar 'ben size borçluyum' demekti. Amacım orada ben size parayı ödeyeceğim demekti. Ben hesap kitap yapamadığım da bana yardımcı olmalarını istediğim insanlar oldu." ifadelerini kullandı.

"Ben dolandırıcı olsaydım kimseye senet vermezdim. Ben canımla buradayım. Nisan ayından beri sağlıklı düşünemiyorum. Ben çok korkak biriyim. Ben 45 milyon dolar değil bin dolar bile kaçıramam." diye konuşan Erzan, banka dolandırıcılığı yapmadığını dile getirip bu süreçte darp da edildiğini iddia etti.

Erzan, savunmasının devamında şöyle devam etti:

"Bu salondaki herkes benim etimden sütümden faydalandılar. Ben sadece canımla kaldım. Ben bankadan para alıp vermesem de kendi malımı satıp onlara para verdim. Ben kaçmadım, gitmedim. Amacım kimseyi dolandırmak değildi. Basiretli bir bankacıydım. Ben dolandırıldım. İnsanlar benim sayemde mülk sahibi oldu."

ERZAN'IN İLGİNÇ HAYAT ÖYKÜSÜ

Seçil Erzan'a istenen ceza ise 216 yıl. Savcılık makamı suçlamayı kabul ettirirse, Seçil Erzan belki de hayatının sonuna kadar cezaevinde kalacak. Fakat, hem olayın kamuya mal olması hem de Seçil Erzan'a istenen 216 yıl bir araya geldiğinde, Erzan'ın suçunu doğru tespit etmek elzem hale geliyor. Ortada gerçekten bir ponzi mi var? Eğer böyle bir ponzi sistemi varsa, paralar nerede?

BirGün yazarı Ozan Gündoğdu, "Seçil Erzan nasıl dolandırıcı oldu?"  başlıklı yazısında Erzan'ın ilginç yaşam öyküsünü ve sistemin nasıl işlediğin yazdı.

YOKSUL BİR AİLENİN TEK KIZI

1976'da Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde, ailenin tek kızı olarak dünyaya geldi Seçil. Pazarcılıkla ailenin geçimini sağlayan baba 2020 yılında vefat etti. Anne ise ev hanımı. Emekçi sınıftan bir aileye mensuptu Seçil Erzan. Liseyi Çorlu'da okudu, üniversite eğitimi için Kocaeli'ye gitti. Belki Kocaeli'nde kalmayı düşünüyordu ama mezun olduğu sene 1999 Gölcük Depremi yaşandı. O da okulu bitirip, Çorlu'ya baba evine geri döndü. İş aramaya koyuldu. Böylece Denizbank'ın Çorlu'da bulunan Orion Şubesi'ne "şube müdür sekreteri" olarak bankacılık kariyerine başladı. 2000 Kasım Bankacılık Krizi ve 2001 Şubat Krizleri'nde yaşanan iflasları gözleriyle gördü. Bu esnada henüz 25 yaşında bir banka personeliydi. 2002'de gişe personeli oldu. Fakat gişede durmak, gelen müşterilere hizmet vermek Seçil'in ilgisini cezbedemedi. Talebi üzerine 2003 yılında görev yaptığı şubenin "Asistan Müşteri Danışmanı" oldu. Artık, finansal piyasalara ilişkin kendisini yetiştirmeye başlamış, bireysel danışmanların, müşterilerle neler konuştuğunu kavramıştı. 1 yıldan uzun süre Asistan Müşteri Danışmanı olan Erzan, 2004 yılının ortasında yine aynı şubenin Bireysel Bankacılık Portföy Yöneticisi görevine, 2007 yılında da Bireysel Danışmanlık görevine yükseldi. Son olarak 2010'da, şubede geçirdiği 10'uncu yılın sonunda Şube Müdürü oldu.

Şube Müdürü olduğunda, ömrünün 34 yılının 30 yılını Çorlu'da geçirmişti. Çorlu artık ona küçük geliyordu. Kendi talebi de İstanbul şubelerinden birine müdür olmaktı. Nitekim, Orion Şubesi müdürü olduğu 1 Temmuz 2010'dan sadece 5 gün sonra 6 Temmuz 2010'da aynı bankanın İstanbul Bahçeşehir Şubesi müdürlüğüne atandı.

ERZAN'IN BORSA MACERASI

Seçil Erzan'ın hayatını derinden etkileyecek bir olay da Bahçeşehir Şube Müdürüyken yaşanacaktı. Zaten yıllardır bireysel danışmanlık görevini yürütüyor, insanlara finansal piyasalardaki fırsatları sunuyordu. Kendi birikimini de bu piyasalarda değerlendiriyor, bu şekilde para kazanıyordu. Mayıs 2011'de kendisi gibi finansal piyasaları takip eden teyzesinin oğlunun tavsiyesi üzerine HATEK isimli bir hisseye birikiminin büyük bölümünü yatırdı. 13 Mayıs 2011'de 7,22 TL'den halka arz edilen bu hisse 1 ay içinde 10 TL'ye dayanacak, fakat bu seviyeyi gördükten 2 hafta sonra 5 liranın altına inecekti. Çok açık ki, birileri kağıdı manipüle etmiş, milyonlar kaldırmıştı. Seçil Erzan ise bu manipülasyonda kaybeden taraftaydı. Kaybı 1 milyon liraya ulaşıyordu.

Fakat bu kayıp, Seçil Erzan'ın ayaklarını daha sağlam basması yerine daha da açılmasına neden olacaktı. Borsada bu kadar hızlı ara kaybedilebiliyorsa aynı hızda kazanmak da mümkündü. Kaldı ki, o bir banka müdürüydü, manipülasyonları önceden haber alabilirdi.

Seçil Erzan, bu kaybı telafi etmeye çalışırken son derece agresif davrandı. Borcu daha da arttı. Derken 14 Kasım 2011'de hayatını değiştirecek bir olay daha yaşandı, Erzan Bahçeşehir Şubesi'nden aynı bankanın Florya Şubesi'ne müdür olarak tayin edildi. Galatasaray'ın karargahına…

VADELİ İŞLEM PİYASASI AÇILIYOR

Tüm bu süre içinde Seçil Erzan'ın borsa yatırımcısı olması ve Florya Şubesi'ne atanmasından daha büyük olay belki de 2012'de yaşanacaktı. Bu tarihte, Vadeli İşlem Opsiyon Piyasası, kısa adıyla VİOP açılmış, bu piyasa sayesinde kaldıraçlı işlemler mümkün hale gelmişti. Bu yazıda, uzun uzun VİOP'u tarif etmek mümkün değil fakat bu piyasanın imkan verdiği "Kaldıraç" mekanizmasını bir örnek üzerinden anlatmak şart.

VİOP sayesinde, elinizdeki sermayeyi, bir bankaya veya başka bir fon kaynağına teminat olarak gösterip, bu teminatınızın karşılığında, teminatın birkaç misli büyüklükte yatırım yapabilirsiniz. Örneğin, 100 liralık yatırımınızdan 10 lira getiri hedefliyorsunuz. Spot piyasada işlem gören bir hisseye 100 lira yatırıp, yüzde 10 getiri hedefine ulaştığınızda bu hisseyi satarak hedefinize ulaşabilirsiniz. Fakat bu size sıkıcı gelebilir. O halde, 100 lirayı bankaya teminat olarak gösterip, 1'e 2 kaldıraç oranıyla sanki 200 liranız varmış gibi yatırım yapabilirsiniz. Bu sayede yüzde 10 getiri size 20 TL kazandıracak, 1'e 2 kaldıraç sayesinde net getiri oranınız yüzde 20 olacaktır. Kaldıraç oranı büyüdükçe risk de artar. Kazançlar dudak uçuklatabilir fakat kayıpların da telafisi son derece zorlu olur. Seçil Erzan ise, yıllar içinde VİOP'un müdavimlerinden olacaktı.

GS İLE DENİZBANK ANLAŞIYOR

Seçil Erzan'ın hayatını değiştiren olaylar zincirinden bir diğeri 25 Mart 2013 tarihinde yaşandı. Galatasaray o tarihte KAP'a, Denizbank'la imzaladıkları 4,5 milyon dolarlık sponsorluk sözleşmesini duyurdu. Sözleşme gereği, futbolcular ve teknik ekip de dahil olmak üzere Galatasaray personelinin maaş hesabı Denizbank Florya şubesi olacaktı. Böylece Galatasaraylı futbolcularla Seçil Erzan'ın ilk teması bir banka müdürü olarak gerçekleşti.

Fakat Fatih Terim'le daha önce 2012'den beri tanışıyorlardı. Çünkü Seçil Erzan, her şube müdürünün yapması gerektiği gibi, şubeye atandıktan sonra, bölgenin yüksek mevduat sahibi müşterileriyle tanışmış, bu esnada Fatih Terim'le de ilişki kurmuştu. Erzan, Asistan Müşteri Danışmanı olduğu 2003 yılından bu yana yaptığı işi yapmaya devam ediyor, finansal piyasaları takip ediyor, bankanın ürünlerini müşterilere tanıtıyor, bir banka müdürünün yapması gereken olağan süreçleri işletiyordu.

Ancak zaman ilerledikçe, müşterilerle kurduğu ilişki, banka müdürlüğü sorumluluğunun ötesine geçecekti. Ahbap olduğu kişilerin zaman zaman paralarını işletiyor, hem kendisi para kazanıyor, hem de ona yatırım yapanlara para kazandırıyordu. Bu durum, Seçil Erzan'a para verenler tarafından da biliniyordu. Yani aslında ortada 2 Seçil Erzan vardı; birincisi Şube Müdürü Seçil Erzan, ikincisi Fon Yöneticisi Seçil Erzan.

Başkasının fonunu yönetmek ya da banka müdürü olmak yasadışı bir iş değil. Fakat bu ikisini aynı anda yapmak yasal değil. Buna karşın, para kazandıran bu kişinin bu yaptığı kimseyi rahatsız etmiyordu. Burası Türkiye'ydi. Seçil Erzan kimi zaman borsa manipülasyonlardan haberdar oluyor, hem kendi parasına para katıyor, hem de ahbaplık kurduğu müşterilere para kazandırıyordu. Yeri geliyor, Erzan tefeciye gidiyor para istiyor, piyasada parayı kazandıktan sonra tefeciye borcunu ödüyordu. Bu süreçte, yani 2012'den 2022'ye kadar da ortada ponzi ya da hayali fon satışı falan yoktu.

HİÇ Mİ BORÇ TAKMAMIŞTI

2012'den 2022'ye kadar, 10 yıl süre boyunca, Seçil Erzan kimseye mi borç takmamıştı? Bilemeyiz ama şunu BDDK Raporu'ndan biliyoruz; bu 10 yıl boyunca, Seçil Erzan hakkında ne Denizbank'a, ne BDDK'ya ne de CİMER'e ulaşan tek bir şikayet bulunmuyordu. Sadece bu da değil, Seçil Erzan, aynı süre içinde tam 5 kez bankanın olağan denetiminden geçmiş ve bu denetimlerde de puanını her seferinde artırmıştı. 70 ve üzeri puanın olumlu sayıldığı bu denetimlerde, Seçil Erzan'ın şube müdürü olduğu Florya Şubesi 2013'te 79 puan almış, puanını her denetimde yükseltebilmiş ve 2021 yılı denetiminde 92 puanla Türkiye 3'üncüsü olmuştu.

Yani, 2012 ila 2022 yıllarındaki Seçil Erzan, borcuna sadık, itibarlı, iyi bir banka müdürü imajı veriyordu. Para kazanıyor, para kazandırıyor, ailesinin Bozcaada'daki arsasına villa yaptırabiliyor, Rolex saat takıyor, dolar milyonerleriyle oturup kalkıyordu. Bu geçmiş bilinmediğinde Seçil Erzan'ı doğru değerlendirmek mümkün olamıyor. Zira, bu geçmiş bilinmeden yapılan değerlendirmede bugün dolandırılanlara "ne de saflarmış" deniliyor. Halbuki tablo, algılanandan çok ama çok daha farklı.

FİLM 2022'DE KOPUYOR

2012'den 2022'ye kadar süren 10 yıllık saadet, 2022 yazının sonunda yıkılıyor. Halbuki Eylül ayının başında her şey gerçek olamayacak kadar iyi gidiyordu. 10 Eylül'de Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Borsa'da 17 yılın rekorunu kıran bir ralli yaşandığını müjdeliyor, insanları borsaya yatırım yaptıkları için kutluyordu. Bankacılık hisseleri son 2 ayda yüzde 150 değerlenmişti. Bu rüzgara BİST ana endeksi de katılmış, ana endeks 2 ayda yüzde 50 yükselmişti. Faizler bu kadar düşükken tasarrufları TL'de tutmanın KKM'den sonraki tek yolu olarak görülen Borsa'da yüzyılın manipülasyonu yaşandığını 13 Eylül'de öğrenecektik.

Siyasi iradeyle ortak olduğu izlenimi veren bir sermaye grubu, VİOP'ta tam anlamıyla bir vurguna kalkıştı. Önce banka hisselerini satın alıyor, böylece hisselerin fiyatını yükseltiyorlardı. Sonra bu fiyatı yükselen hisseleri bankaya teminat olarak gösteriyor ve kaldıraçlı işlemlerle daha yüksek hacimli yatırımlar yapıyorlardı. Hisselerle beraber teminatlar yükseliyor, teminatlar yükselince yatırım hacmi büyüyor, hisseler yine yükseliyor ve sonsuza kadar kazanılabilecek bir çark yaratılıyordu. Fakat, bu çarkta riski üstlenen bankacılık kesimi oluyordu.

Kamu bankaları belli ki, tezgahın içindeydi ama özel bankalar mırın kırın etmeye başlamıştı. 13 Eylül 2022'de kan gövdeyi götürdü. O sabah, Akbank Emekli Sandığının 150 milyon TL'lik Akbank hissesi satmasıyla, panik dalga dalga yayıldı. Yolun sonuna gelindiğini düşünen yatırımcılar, karlarını alıp kaçtılar. Fakat aynı gün kaldıraçlı işlemler yaparak terste kalan binlerce yatırımcı için kabusa döndü. O gün bankacılık hisseleri yüzde 7,5 değer kaybetti.

Aynı gün kaldıraç oranları ise 1'e 20'ye kadar çıkmıştı. Yani zarar, 20 kat daha yüksekti. Teminatların da üzerine çıkan zarar, aracı kurumları iflasa sürükleyebilirdi. Panik 1 hafta kadar sürdü.

SEÇİL, NURSEL ABLASINI ARIYOR

Eylül 2022 manipülasyonundan ağır hasarla çıkan Seçil Erzan'ın işi artık mucizelere kalıyordu. Zarar ettirdiği kimseler içinde tefeciler de vardı. Tehdit edilmeye başladı. Kaçırıldı, darp edildi, evinin önüne mermi bırakıldı, zorla senet imzalatıldı. Bu tarihten itibaren Seçil Erzan tam anlamıyla köşeye sıkışmıştı. Bu süreçte Seçil Erzan'ın nasıl bir kişiliği olduğunu Whatsapp mesajlaşmaları ortaya koyuyordu. 28 Eylül'de, Florya'dan sonra atandığı Levent Şubesi'nde önemli bir toplantı yapacak olan Seçil Erzan, manevi danışmanlık hizmeti satın aldığı Nursel Abla'sına şöyle yazıyordu;

"Canım günaydın. Mutlu bir gün olsun. Bugün çözmem gereken çok önemli bir sorun var. Öğlen bir görüşme yapıcam. Her şey ona bağlı. Bana yardımcı olur musun bebeğim?"

Dalgalı finansal piyasalarda yüksek risk alarak yatırım yapan çoğu kimsede olduğu gibi Seçil Erzan da spritüel anlatılara inanan biriydi. 28 Eylül'deki toplantıdan önce Nursel Ablası'ndan yardım istiyordu. Nursel abla ise ona şöyle cevap veriyordu;

"Günaydın canım, toplantı nerede olacak. Birazdan seansa giricem. Hemen şifa indireyim. Bu işi kolaylıkla çözebilmem için kim ya da kimler bana kolaylıkla katkı sağlar? De lütfen gerisi bende."

Ve Seçil Erzan cevap veriyor.

"Canım benim şubede olacak. Levent Büyükdere Caddesi."

Seçil Erzan, 2022 Borsa manipülasyonunda o kadar terste kalmıştı ki, artık umudunu spritüel danışmanlarda arıyordu. Fakat ekim ve kasım aylarında umduğunu bulamadı. Böylece Aralık 2022'de "Hayali Fon" tezgahını kurdu.

HAYALİ FON BİR PONZİ TEZGAHI MI?

Söz konusu bu hayali fon için ponzi denebilir mi? Sorunun cevabı uzmanlara kalsın ama söz konusu hayali fonun ne olduğuna ilişkin Ponzi değil diyenler de var. Çünkü Seçil Erzan, Eylül 2022'den itibaren tehdit görürken, tefecilere kolunu daha fazla kaptıran, yana yakıla para arayan bir kişiydi. Günlük yüzde 100'ü bulan, (evet günlük yüzde 100!) faizlerle borç edinmeye başlamıştı. Borcunu borçla döndürüyor, bu esnada yeni fon kaynakları arıyordu.

Tefeci kaynakları bittikten sonra Aralık 2022'de yakınlarından "Hayali Fon" vaadiyle para toplamaya başladı. İnsanların ona güvenmesi için Fatih Terim'in ya da Sabancı'ların da bu fona yatırım yaptığını söylüyor, bu şekilde insanları kandırıyordu.

Kandırdığı kişiler içinde en yakınları da vardı. Tüm bunları da hem savcılıkta, hem de mahkemede itiraf edecekti. Bu haliyle suçunu kabul de ediyordu. Hayali fon ile muradı, 1-2 ay daha kazanmak, bu 1-2 ay içinde yaşanacak bir mucize sonrası, borçlarını kapatmaktı. Fakat işler umduğu gibi gitmedi, Şubat 2023'te battığı ortaya çıktı. Mart 2023'te alacaklılar kapısına dayandı. Nisan'da ise tutuklandı.

Ortada 81 Bankerler Krizi'nde, Titan Saadet Zinciri'nde ya da Çiftlik Bank'ta gördüğümüz gibi bir ponzi sistemi yok. Toplamda 20 küsur kişiden hayali bir fon vaadiyle toplanan paralar var. Peki paralar nerede? Cevap tefecilerde.

Erzan, ondan topladığı ile bunun borcunu, bundan topladığı ile şunun borcunu kapatmış. Bu esnada fahiş faizlerin altına girmiş, kandırdığı insanların paralarıyla tefecilere olan borçlarını eritmiş. Yani paralar tefecilerde…

ORTALAMA ZEKA MESELESİ

Paralar tefecilerde fakat mağdurlar da var. Mart ayında Seçil Erzan'ın paralarını batırdığını anlayan mağdurlar, yüzlerini bu sefer bankaya çevirdiler. Erzan'dan para alamayacaklarını anlamış, daha doğrusu Erzan'ın battığını kavramış, paraları belki bankadan alabiliriz diye umutlanmışlardı.

İşte mağdurların büyük kısmı, bu süreçte, bankaya karşı elimizde bir belge olsun diyerek Erzan'dan belge istediler. Bugün ortalığa saçılan belgelerin çoğu, aslında Erzan'ın parayı batırdığının anlaşılmasının ardından bankadan para isteyebilmek için el yordamıyla toplanmış kağıt parçalarıydı. Bu kağıtların bir kısmı Erzan'dan zorla alınmıştı. Yani kimse bu kağıt parçalarına güvenip, paralarını Denizbank'a yatırdığını düşünmüyordu.

Zaten Denizbank Teftiş Kurulu raporunda geçen "Ortalama Zeka" ifadesi de bunu vurguluyordu. Mağdurların hepsi, Seçil Erzan'ın 10 küsür yıldır bu şekilde çalıştığını ve para kazandırdığını biliyordu. Bu zamana dek aynı şekilde defalarca kez para almış ve vermişti Erzan.

Dolandırıcılık 2022 Aralık'tan sonra başladı. Daha önce bu muhitte bilinen kimselere para kazandıran Erzan'a paralarını gönül rahatlığıyla yatırdılar. Herkesin her şeyi farkında olduğu, daha önce defalarca kez çalışmış bir mekanizmaydı. Yine çalışırdı ama battı.

İşte Seçil Erzan böyle dolandırıcı oldu. Mahkemedeki ifadesine atıfla söyleyelim; Kazandırırken Seçil'di, kaybedince dolandırıcı oldu.

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.