Cabir b. Abdullah (r.a) anlatıyor: "Ühud'da savaşa karar verildiğinde babam (Abdullah) geceleyin beni çağırdı ve:
-Kendimi Resulullah'ın Sahabilerinden ilk şehid düşecekler arasında görüyorum. Geride Peygamberimizden sonra senden daha aziz bir varlık bırakmıyorum. Borcum var, benim namıma borcumu öde, hemşirelerine iyi davran, dedi. Gerçekten sabahleyin ilk şehid düşen O oldu. Kendisini bir başkasıyla birlikte bir kabre gömdüm. Fakat gönlüm aynı kabirde bir başkasıyla durmasına razı olmadı. (başka bir yere gömmek üzere) altı ay sonra kabrini açıp çıkardığımda kabre koyduğum günkü gibiydi. (Hakim: 3/203. İbn. Sad. -3/563)
Cabir (r.a.) anlatıyor: "Muaviye, Uhud şehidlerinin bulunduğu yerden geçen su kanalını açtığında bize, şehidlerimize sahip çıkmamız çağrısı yapıldı. Biz de kırk sene sonra onları çıkardık. Cesetleri yumuşacıktı. (İbn Sad: 3/563)
***
Aynı kıssayla alâkalı diğer bir rivayet şöyledir. Cabir (r.a.) anlatıyor: "Ebu Süfyan'ın oğlu Muaviye'nin emirliği döneminde bir gün ansızın bir adam yanıma geldi ve:
Ey Cabir! Vallahi Muaviye'nin işçileri babanın toprağını eştiler, bir kısmı ortaya çıktı, dedi.
Hemen mezarın bulunduğu yere gittim, kendisini defnettiğim günkü gibi buldum. Öldürülürken aldığı yaralar hariç, vücudunda hiç bir değişiklik yoktu..."
Aynı kıssayla alâkalı olarak İbn Sâd, "Tabakat"ında (3/562) şu rivayeti tespit etmiştir:
"Abdullah b. Amr (ra) kırmızı tenli, saçları dökülmüş ve boyu uzun olmayan bir zattı. Amr b. Cemuh (ra) ise uzun boyluydu, bir kabre gömülmüşlerdi. Kabirleri selin aktığı kanal kenarındaydı. Sel kenara taşıp kabirlerini aşındırdı. İkisinin de üstünde siyah ve beyaz uzun çizgili (Nemire denilen) birer elbise vardı. Abdullah Uhud savaşında yüzünden yaralanmış ve eli yarası üzerinde olarak gömülmüştü. Eli (Kırk altı sene sonra) yarasından kaldırılınca yarasından kan akmaya başlamıştı. Bunun üzerine eli tekrar yarası üzerine konuldu ve kanı durdu.
Cabir (ra) diyor ki:
- Babamı mezarında uyuyor gibi gördüm, vücudunda az veya çok bir değişiklik olmamıştı.
-Kefenlerini gördün mü? diye kendisinden soruldu.
-Babam, siyah-beyaz uzun çizgili bir beze kefenlenmiş ve bununla yüzü örtülmüş, ayaklarına da Harmel denilen ve tohumu susam gibi olan üzerlik otu konulmuştu. Üstündeki bez parçasıyla ayaklarındaki Harmel otunu ilk günkü gibi bulduk. Halbuki gömüldükleri zamanla kabirlerinin açıldıkları zaman arasında kırk altı sene geçmişti".
Bir başka rivayet: Cabir (ra) anlatıyor:
- Muaviye, Uhud savaşından kırk sene sonra Uhud şehitlerinin yanında su kanalı açtığında şehitlere sahip çıkmamız çağrısı yapıldı. Biz de vardık şehitleri çıkardık. O arada Hamza'nın (ra) ayağına kazma değdi (ve tam kırk sene sonra) ayağından kan aktı." (Hayatü's-Sahabe; Beyhaki, el-Bidaye: 4/43'den)
Yazarımızın dünkü 'Şehitler' makalesi teknik bir hatadan dolayı eksik çıkmıştır. Metni düzeltir, okuyucularızdan ve yazarımızdan özür dileriz.
-Kendimi Resulullah'ın Sahabilerinden ilk şehid düşecekler arasında görüyorum. Geride Peygamberimizden sonra senden daha aziz bir varlık bırakmıyorum. Borcum var, benim namıma borcumu öde, hemşirelerine iyi davran, dedi. Gerçekten sabahleyin ilk şehid düşen O oldu. Kendisini bir başkasıyla birlikte bir kabre gömdüm. Fakat gönlüm aynı kabirde bir başkasıyla durmasına razı olmadı. (başka bir yere gömmek üzere) altı ay sonra kabrini açıp çıkardığımda kabre koyduğum günkü gibiydi. (Hakim: 3/203. İbn. Sad. -3/563)
Cabir (r.a.) anlatıyor: "Muaviye, Uhud şehidlerinin bulunduğu yerden geçen su kanalını açtığında bize, şehidlerimize sahip çıkmamız çağrısı yapıldı. Biz de kırk sene sonra onları çıkardık. Cesetleri yumuşacıktı. (İbn Sad: 3/563)
***
Aynı kıssayla alâkalı diğer bir rivayet şöyledir. Cabir (r.a.) anlatıyor: "Ebu Süfyan'ın oğlu Muaviye'nin emirliği döneminde bir gün ansızın bir adam yanıma geldi ve:
Ey Cabir! Vallahi Muaviye'nin işçileri babanın toprağını eştiler, bir kısmı ortaya çıktı, dedi.
Hemen mezarın bulunduğu yere gittim, kendisini defnettiğim günkü gibi buldum. Öldürülürken aldığı yaralar hariç, vücudunda hiç bir değişiklik yoktu..."
Aynı kıssayla alâkalı olarak İbn Sâd, "Tabakat"ında (3/562) şu rivayeti tespit etmiştir:
"Abdullah b. Amr (ra) kırmızı tenli, saçları dökülmüş ve boyu uzun olmayan bir zattı. Amr b. Cemuh (ra) ise uzun boyluydu, bir kabre gömülmüşlerdi. Kabirleri selin aktığı kanal kenarındaydı. Sel kenara taşıp kabirlerini aşındırdı. İkisinin de üstünde siyah ve beyaz uzun çizgili (Nemire denilen) birer elbise vardı. Abdullah Uhud savaşında yüzünden yaralanmış ve eli yarası üzerinde olarak gömülmüştü. Eli (Kırk altı sene sonra) yarasından kaldırılınca yarasından kan akmaya başlamıştı. Bunun üzerine eli tekrar yarası üzerine konuldu ve kanı durdu.
Cabir (ra) diyor ki:
- Babamı mezarında uyuyor gibi gördüm, vücudunda az veya çok bir değişiklik olmamıştı.
-Kefenlerini gördün mü? diye kendisinden soruldu.
-Babam, siyah-beyaz uzun çizgili bir beze kefenlenmiş ve bununla yüzü örtülmüş, ayaklarına da Harmel denilen ve tohumu susam gibi olan üzerlik otu konulmuştu. Üstündeki bez parçasıyla ayaklarındaki Harmel otunu ilk günkü gibi bulduk. Halbuki gömüldükleri zamanla kabirlerinin açıldıkları zaman arasında kırk altı sene geçmişti".
Bir başka rivayet: Cabir (ra) anlatıyor:
- Muaviye, Uhud savaşından kırk sene sonra Uhud şehitlerinin yanında su kanalı açtığında şehitlere sahip çıkmamız çağrısı yapıldı. Biz de vardık şehitleri çıkardık. O arada Hamza'nın (ra) ayağına kazma değdi (ve tam kırk sene sonra) ayağından kan aktı." (Hayatü's-Sahabe; Beyhaki, el-Bidaye: 4/43'den)
Yazarımızın dünkü 'Şehitler' makalesi teknik bir hatadan dolayı eksik çıkmıştır. Metni düzeltir, okuyucularızdan ve yazarımızdan özür dileriz.
Feyyaz İnanç / diğer yazıları
- ‘Işıkları açın’ / 07.05.2021
- Kulluğun gerçek tarifi / 06.05.2021
- Asli ihtiyaçlar / 30.04.2021
- Mecnun’un Leylası / 29.04.2021
- Rahman Suresi-II / 21.04.2021
- Rahman Suresi / 19.04.2021
- 14 Nisan / 15.04.2021
- İmam Muhammed Et-Takî’nin (a.s) Öğütleri / 14.04.2021
- Sağlam kale Ehl-i Beyt / 12.04.2021
- Bizi deryaya salan / 08.04.2021
- Kulluğun gerçek tarifi / 06.05.2021
- Asli ihtiyaçlar / 30.04.2021
- Mecnun’un Leylası / 29.04.2021
- Rahman Suresi-II / 21.04.2021
- Rahman Suresi / 19.04.2021
- 14 Nisan / 15.04.2021
- İmam Muhammed Et-Takî’nin (a.s) Öğütleri / 14.04.2021
- Sağlam kale Ehl-i Beyt / 12.04.2021
- Bizi deryaya salan / 08.04.2021



























































