Bugün 21 Eylül Dünya Barış Günü… Biz ne kadar "olmasın" desek de savaşlar hep var oldu. İnsanoğlunun bencilliği ve hırsı nedeniyle var olmaya da devam edecek.
Oysa Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın ilk maddesinde savaşın reddinin, barışın mutlaka gerçekleştirilmesinin zorunluluğu özdeyiş şeklinde ortaya konulmuştu.
Antlaşmanın 1. maddesinin 1. bendi aynen şöyledir:
"Uluslararası barış ve güvenliği korumak ve bu amaçla barışın uğrayacağı tehditleri önlemek ve bunları boşa çıkarmak, saldırı ya da barışın başka yollarla bozulması eylemlerini bastırmak üzere etkin ortak önlemler almak ve barışın bozulmasına yol açabilecek nitelikteki uluslararası uyuşmazlık veya durumların düzeltilmesini ya da çözümlenmesini barışçı yollarla, adalet ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun olarak gerçekleştirmek."
Aynı şekilde gerek 1961 Anayasası'nın ve gerekse 1982 Anayasası'nın başlangıç bölümlerinde "yurtta sulh, cihanda sulh" bir inanç ve huzurlu bir hayata duyulan özlemi belirten bir ilke olarak yer almıştır. Bu uluslararası ve ulusal kuralların ötesinde Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 306. maddesi de bulunmaktadır: "Türkiye Devleti'ni savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yetkisiz olarak yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimseye… ceza verilir." Söz konusu madde, içinde bulunduğumuz günlerde büyük önem taşımaktadır. Barışı yeniden kurabilmek, insan sevgisi ve saygısı ile mümkün olacaktır.
Toplumsal barışı sağlayan önemli bir erk yargıdır. Yargı sürekli gündemde… Gün geçmiyor ki, polisle, savcılarla ve yargıçlarla ve verilen kararlarla ilgili tartışmalar, eleştiriler yapılmasın. En hafif ve basit bir gösteriye karşı polisin acımasızca davranması; biber gazını, kimyasal içeriği ve kapsülü ile alabildiğine genç insanların başlarına, gözlerine, vücutlarına sıkması; caddeleri, meydanları, parkları savaş alanına çevirmesi, güvenlik adına tam bir güvensizliğin oluşmasına neden oldu. Hayatlarını yitiren gencecik insanlar, gözlerinden olan onlarca insan… Bu görünüm karşısında "mülkün temeli" olan adaletin işleyişi nasıldır? Toplu aramalar, gece yarısı baskınları, yakalama kararları, toplu gözaltılar, yüzlerce tutuklamalar, adil yargılanma hakkı ve savunmanın kutsallığı bir yana itilerek verilen kararlar… Telefon dinlemeleri, teknik izlemelerle gitgide daralan bireyin gizli dünyası… Milyonlarca sahife kapsamındaki dava klasörleri, binlerce sahife tutan iddianameler ve kararlar altında ezilen yargı sistemi…
Oysa yargı, anlaşmazlıkları gidererek kişiler arası ve kişi ile toplum ilişkilerini düzenleyen ve sonuçta toplumsal barışı sağlayan önemli bir erktir. Bugün bu erk bu amacından çok ayrı bir işlevle işleyişini sürdürmektedir.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023




























































































