Daha doğrusu dayanışma/direnme hakkı diyelim…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP genişletilmiş il başkanları toplantısında: "Utanmadan sıkılmadan sokaklara döküleceklermiş, meydanlara döküleceklermiş. Siz 15 Temmuz'u görmediniz mi? Nereye dökülürseniz dökülün; 15 Temmuz'da sokağa dökülenlere bu millet nasıl dersini verdiyse, siz de dökülün, siz de aynı dersi alırsınız. Cumhur ittifakı olarak hepinizi önümüze katarız ve gideceğiniz yere kadar kovalarız" açıklamasını yaptı.
Önce şunu düzeltelim: 15 Temmuz'da sokağa dökülenler değil, darbe girişiminde bulunan rütbeli subaylardan oluşan bir grup vardı…Arkasındakiler de ABD desteğindeki iktidarın eski ortağı FETÖ çetesi…Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı ile halk sokağa çıkarak darbecilere dersini vermişti. Sonuçta demokrasi kazanmıştı.
Erdoğan'ın AKP il başkanları toplantısında kastettiği "sokağa çıkanlar" ise, muhalefet edenlerdi;
Muhalefeti susturma yöntemini benimsemiş AKP iktidarının baskısına karşı direnme hakkını kullanmak isteyenlerdi. Darbe başka şey, direnme başka şeydir. Darbe, gerçekten demokratik olan bir sistemde seçilmiş hükûmete karşı, siyasal elitler veya rütbeli subaylardan müteşekkil bir grup tarafından gerçekleştirilen bir siyasal müdahaleyi anlatır. Direnme ise, hukukun üstünlüğünü zedelediği düşünülen bir uygulamaya karşı, toplumun ortak adalet duygusuna çağrı amacı taşıyan, şiddetsiz eylemleri ifade eder.
Direnme hakkının anayasalardaki yerini yoklayalım;
Bir araştırmaya göre, dünyadaki anayasaların yaklaşık beşte birinde direnme hakkı açıkça bulunmaktadır. Modern anayasaların toplamına bakıldığında 61 anayasada direnme hakkına yer verildiği tespit edilmiştir (Ginsburg ve arkadaşlarının çalışmaları, sahife: 1142-1259).
Direnme hakkının anayasalarda yer almasının gerekçeleri şöyle özetlenebilir:
Geçmişteki olumsuz tecrübelere karşı bir refleks olarak anayasalara dahil edilmiş olabilirler. Almanya'nın faşist geçmişini, Ruanda'nın 800. 000 Tutsi'nin soykırıma uğratıldığı geçmişini, Doğu Avrupa ülkelerinin Stalinist bürokrasisinin totaliter uygulamalarına dayanan geçmişlerini yeniden yaşamamak kaygısı buna örnektir.
Darbe gerçekleştiren cuntalar kendilerini meşrulaştırmak istiyor olabilirler. Zira cuntalar çoğu kez darbelerini kitlesel bir hareketin tezahürü olan bir "devrim" olarak gösterme niyeti taşırlar. Çok uzağa gitmeden bir örnek vermek gerekirse 27 Mayıs darbesi sonrasındaki 1961 Anayasası'nın Başlangıç bölümündeki "direnme hakkı" göndermesi bunun tipik örneklerindendir.
Bunların dışında bir görüşe göre direnme hakkının ilk kez ortaya atıldığı Aydınlanma ve onu takip eden modern dönemde bu hak, diğer hak ve özgürlükler ile bunların varlık gösterdiği anayasal düzenin korunması için öne sürülmüş bir tür güvenlik sigortasıdır.
Direnme hakkı, anayasal düzeni ortadan kaldıracak totaliter yönetimlere karşı özellikle temel haklar düzeninin korunması için, son çare olarak görülebilir.
1982 Anayasası'nda dolaylı da olsa direnme hakkının olduğunu söyleyebiliriz. Bu hak, Anayasa'nın Başlangıç bölümündeki "onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu" ve Anayasa'nın "demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunduğu" hükümleri ile Anayasa'nın "herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder" şeklindeki 12.maaddesinden anlaşılabilir. Zira bu hükümler bize iktidarların ortadan kaldıramayacağı bir temel hak alanının bulunduğunu ve buna ek olarak hak öznelerinin / sahiplerinin bu alanın korunması ödevine sahip olduğunu anlatmaktadır.
Bunların dışında anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkeleri de bu yorumu desteklemektedir.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023