logo
28 EYLÜL 2026

Son 5 yılda 4 milyon sığır ve 112 bin işletme yok oldu

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şap salgını sürecinde TÜİK’in hayvan varlığında artış açıkladığına dikkat çekti. Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre açıklanan hayvan varlığı sayılarının kamuoyunda şaşkınlık yarattığını ifade etti

11.02.2026 12:37:00
Haber Merkezi
 
Son 5 yılda 4 milyon sığır ve 112 bin işletme yok oldu
Son 5 yılda 4 milyon sığır ve 112 bin işletme yok oldu
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'de hayvancılığın içinde bulunduğu tabloya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı hayvan varlığı verilerinin sahadaki gerçeklerle ve birliklerin açıkladığı rakamlarla örtüşmediğini belirten Gürer, açıklanan rakamların ciddi soru işaretleri barındırdığını vurguladı.

TÜİK'in Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine dayandırarak açıkladığı 2025 yılı büyükbaş hayvan varlığının 17 milyon 709 bin baş olarak duyurulduğunu hatırlatan Gürer, bu rakamların muhtemelen bir yıl önceye ait olduğunu ifade etti. 2025 yılı boyunca ülke genelinde etkili olan şap hastalığı nedeniyle çok sayıda hayvanın telef olduğunu belirten Gürer, özellikle buzağı kayıplarının doğum sırasında ya da doğumdan kısa süre sonra yaşandığını, farklı kaynaklara göre kaybın 400-500 bin baş seviyesine ulaştığını söyledi. Buna rağmen aynı yıl içinde 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapıldığını belirtti.






"HAYVAN VARLIĞI ARTIYORMUŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Tarım Bakanlığı'nın öngörülerine göre Türkiye'de büyükbaş hayvan varlığının 2026 yılında 14 milyon 300 bin başa düşeceğinin tahmin edildiğini, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'nin ise 2026 yılı için bu sayıyı 13 milyon 685 bin baş olarak açıkladığını ifade etti. Buna karşın iktidarın 2025 yılı için 17 milyon 709 bin başlık bir hayvan varlığı açıklamasının yaklaşık 4 milyon başlık ciddi bir fark yarattığını belirten Gürer, bu çelişkinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.
Şap hastalığının yoğun yaşandığı bir dönemde hayvan varlığının artıyor gibi gösterilmesinin mümkün olmadığını dile getiren  Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında hayvan varlığının 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 16 milyon 800 bin baş civarında olduğunu belirtildiğini ifade etti.. Gürer, bu çelişkili veriler üzerinden yapılan planlamaların sağlıklı ve öngörülebilir olmadığını vurguladı.






SON BEŞ YILDA 4,2 MİLYON BAŞ SIĞIR KAYBI

Türkiye'nin sığır varlığına ilişkin yıllara göre verileri paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 yılında 17 milyon 965 bin baş olan sığır sayısının 2021'de benzer seviyede kaldığını, 2022'de 16 milyon 851 bine, 2023'te 16 milyon 421 bine, 2024'te ise 16 milyon 824 bine gerilediğini söyledi. 2025 yılında ise sığır sayısının 13 milyon 685 bin başa düştüğünü belirten Gürer, son beş yılda toplam 4 milyon 279 bin baş sığır kaybı yaşandığını ifade etti.
Bu düşüşün temel nedenleri arasında artan girdi maliyetleri ve şap hastalığı nedeniyle yaşanan hayvan ölümlerinin yer aldığını dile getiren Gürer, Bakanlığın bu konuda kamuoyuna net ve şeffaf resmi veriler sunmadığını söyledi. 2010 yılından bu yana yapılan et ve canlı hayvan ithalatının toplamda 11 milyon başa ulaştığını belirten Gürer, buna rağmen hayvancılıktaki sorunların azalmadığını, et fiyatlarının düşmediğini, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümlerinin önüne geçilemediğini ifade etti. Gürer, neredeyse ithal edilen hayvan sayısı kadar buzağı ölümünün yaşandığını vurguladı.






"1980'İN BİLE GERİSİNE DÜŞTÜK"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta gelinen noktayı bakanlık verileriyle anlatarak, "2025 yılında 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapılmış. Yetmiyor, 2026 yılı için de 500 bin baş ithalat planlanıyor. Bu tablo bize şunu açıkça gösteriyor: Türkiye hayvancılıkta 1980 yılının bile gerisine düşmüştür" dedi.
Ömer Fethi Gürer, rakamlarla yaşanan gerilemeyi şöyle anlattı:"1980 yılında Türkiye'de 16 milyon 925 bin baş büyükbaş hayvan vardı. Bugün bu sayı 13 milyon 685 bine düşmüş durumda. Aradan 45 yıl geçti, nüfusumuz 35-40 milyon arttı ama hayvan sayımız azaldı. Bu, son 50 yılın en çarpıcı gerilemelerinden biridir."
Toplam hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, "1980'de büyükbaş ve küçükbaş toplam hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün 71 milyona gerilemiş durumda. Hayvancılık bitme noktasına gelmiştir" diye konuştu.
Büyükbaş hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini vurgulayan Gürer, "Hayvanlar 12 ay boyunca ahırlarda yemle beslenmek zorunda kalıyor. Meralar etkin kullanılmıyor. Yem maliyetleri arttıkça üretici ayakta duramıyor" ifadelerini kullandı.






"112 BİN İŞLETME KAPANDI, KÜÇÜK AİLE İŞLETMELERİ TASFİYE EDİLDİ"

Hayvancılık işletmelerinde yaşanan çöküşe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Veriler bize çok net bir tablo sunuyor. Son üç yılda 112 bin ahır işletmesi kapandı" dedi. Sayıları tek tek açıklayan Gürer, şunları söyledi:
"2022 yılında sığır işletme sayısı 1 milyon 150 bindi. 2025 itibarıyla bu sayı 1 milyon 37 bine düştü. Yani üç yılda 112 bin 161 işletme üretimden çekildi. Şahıs işletmeleri 1 milyon 139 binden 1 milyon 30 bine geriledi. 108 bin 694 küçük aile işletmesi artık yok."
Kooperatiflerin de dağıldığını belirten Gürer, "Hayvancılık kooperatifi sayısı 7 bin 519'du. Bugün 3 bin 635'e düştü. 3 bin 684 kooperatif ya işlevsiz hale geldi ya da tamamen kapandı. Kamuya ait hayvancılık işletmeleri de 83'ten 58'e düştü" dedi.
Gürer, bu sürecin bilinçli bir tasfiye olduğunu savunarak, "Küçük aile tipi işletmeler tarımdan siliniyor. Et ve Süt Kurumu üreticiyi destekleyen bir kurum olmaktan çıktı, ithalatçı bir yapıya dönüştü. İthalattan belli kesimler kazanıyor ama yerli üretici her geçen gün kaybediyor" diye konuştu.






"SÜT FİYATI ÜRETİCİYİ AYAKTA TUTMUYOR"

Süt ve besi üreticisinin para kazanamadığını vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Üretici kazanamıyor, giderini karşılayamıyor. Sonuçta ahırını kapatıyor. Bu düzende kazanan ithalat lobileri, kaybeden üretici oluyor" dedi.
"Dört milyon sığırı, 112 bin işletmeyi kaybettik" diyen Gürer, hayvancılığın acilen doğru politikalarla desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Ulusal Süt Konseyi'nin açıkladığı fiyatın sahada karşılığı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, "22 lira 22 kuruş olarak açıklanan süt fiyatı taban fiyat değildir. Üretici sütünü fiilen 20 lira 50 kuruşa satmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı.
Gürer, kesintilere dikkat çekerek, "Süt aracıya gidiyor, nakliye üreticiye yükleniyor, kesintiler üreticinin sırtına bindiriliyor. Bu şartlarda süt inekçiliği sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır" dedi.

ÜRETİCİ: "ÇİFTÇİ ÇIKMAZDA, ACİL KOLAYLIK BEKLİYORUZ"

Besici Bülent Özden ise yaşanan tabloyu şu sözlerle özetledi:
"Artan maliyetler, yem fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle süt inekçiliği çıkmaza girdi. Çiftçi artık dayanacak gücü kalmadığını söylüyor."
Şap hastalığının etkilerine dikkat çeken Özden, "Hayvan varlığımızda yaklaşık yüzde 40 azalma oldu. Et ve süt üretimi ciddi biçimde etkilendi. Çok sayıda hayvan telef oldu" dedi.
Buzağı ölümlerinin alarm verdiğini belirten Özden, "Buzağı ölümleri yüzde 30-40 seviyelerine ulaştı. Şap giren işletmelerde hayvan hastalığı atlatsa bile buzağıyı kaybediyoruz" diye konuştu.
Hayvancılığı bırakan üretici sayısının hızla arttığını söyleyen Özden, "İki yıldır tarım ürünleri para etmiyor. Borcunu ödeyemeyen çiftçi ineğini, danasını satmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı.
Özden, çiftçinin taleplerini ise şöyle dile getirdi: "Ziraat Bankası kredi musluklarını kapattı. BAĞ-KUR şartları ağırlaştırıldı. Çiftçi büyük bir çıkmazda. Devletten acil ve somut kolaylıklar bekliyoruz."

Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?

Şanlıurfa merkezli meydana gelen 5.4 (Kandilli'ye göre 5.8) büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu genelinde büyük paniğe yol açtı. Depremin ardından Ramazan Demirtaş, Naci Görür ve Osman Bektaş gibi önde gelen yer bilimciler bölgenin fay mekanizması, 6 Şubat depremlerinin etkisi ve ortaya atılan "büyük deprem" iddiaları hakkında peş peşe kritik açıklamalarda bulundu

24.09.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ve yerin 7.39 kilometre derinliğinde kaydedilen 5.4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerden de yoğun şekilde hissedildi.

Vatandaşları sokaklara döken sarsıntı sonrası Şanlıurfa Valiliği herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkımın yaşanmadığını açıklasa da, gözler yer bilimcilerin teknik analizlerine çevrildi.

Depremin hemen ardından sosyal medya ve canlı yayınlarda değerlendirme yapan uzmanlar, sarsıntının nedeni ve bölgedeki riskler konusunda önemli noktalara parmak bastı.






Dr. Ramazan Demirtaş: "Büyük deprem potansiyeli iddiaları felaket tellallığıdır"

Sarsıntı mekanizmasını analiz eden Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, resmî Dr. Ramazan Demirtaş  yaptığı açıklamada panik havası yaratmaya çalışan isimleri hedef aldı.

Depremin, haritalarda 15 kilometre uzunluğunda çok parçalı bir yapı olarak görünen Bozova Fayı'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldiğini belirten Demirtaş, basında yer alan "Bozova Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretebilir" iddialarına sert tepki gösterdi.

Demirtaş, "Her deprem sonrası olduğu gibi felaket tellalları görsel ve yazılı basında boy göstermeye başladı. Haydi o zaman söyleyin, bu fay üzerinde en son 7 büyüklüğündeki deprem ne zaman olmuş?" diyerek iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kandilli'nin 5.8, AFAD'ın 5.4 olarak duyurduğu sarsıntıda, esas alınması gereken gerçek büyüklüğün 5.4 olduğunu ifade etti.






Prof. Dr. Naci Görür: "Daha önce uyardım, Arap levhası enerji biriktiriyor"

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise sarsıntının sürpriz olmadığını ve bu bölgedeki hareketliliği daha önceden öngördüğünü dile getirdi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerine atıfta bulunan Görür, ana kırılmaların bölgedeki dengeyi değiştirdiğini belirtti.

Görür, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Buralarda daha önce deprem olacağını söylemiştim. Sebebi, Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın (DAF) kırılmasıdır. Güneydoğu bindirme kuşağı ile Arap Levhası (levha kenarı) şu an yoğun şekilde enerji biriktiriyor. Bölge, DAF'a ve Bozova fayı hattına çok yakın. Tüm bölge halkına geçmiş olsun."






Prof. Dr. Osman Bektaş: "6 Şubat'ın stres yükü bu bölgeye etki etti"

CNN Türk canlı yayınına katılan yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş da depremin tektonik kökenlerine dikkat çekerek Arap levhasının kuzeye doğru hareketinin sürdüğünü hatırlattı.

Orta büyüklükteki bu depremin doğrudan yıkıcı ve devasa bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Bektaş, "Maraş depremlerinden sonra Doğu Anadolu'nun güneydoğu bölgesinde stres yükü arttı. Faylar bu stresten ciddi şekilde etkilendi. Diyarbakır ve Şanlıurfa bu enerjiden etkilenecek ana yerler arasındaydı. Biz özellikle Bitlis bindirmesi olarak bilinen o kuşaktaki fay hatlarından endişeliyiz. 150-200 kilometrekarelik geniş bir alanda risk durumu maalesef devam ediyor" şeklinde konuştu.






Bölgede hasar yok, artçılar izleniyor

Bilim insanları sarsıntının sığ derinlikte (yaklaşık 5-7 km) gerçekleşmesi nedeniyle yüzeyde çok güçlü hissedildiğini, ancak kerpiç ya da mühendislik hizmeti almamış çok zayıf yapılar haricinde bölgede yapısal bir yıkım beklenmediğini ifade ediyor.

Şanlıurfa ve çevresinde küçük çaplı artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceği belirtilirken, vatandaşların resmî kurumlar haricindeki spekülatif açıklamalara itibar etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, WhatsApp durumunda yapay zekayla oluşturduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikteki fotoğrafını paylaşan şüpheli gözaltına alındı

23.09.2026 12:44:00
İHA
 
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Edinilen bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/214389 sayılı soruşturması kapsamında yürütülen çalışmalarda, şüpheli Mehmet Ç.'nin (53) WhatsApp durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Gürlek'in fotoğraflarının yanında yapay zeka kullanarak oluşturduğu değerlendirilen kendi fotoğraflarına yer verdiği paylaşımlar yaptığı tespit edildi.






Söz konusu paylaşımlarla kamu görevlileriyle ilişkisi bulunduğu ve bu kişiler nezdinde hatırı sayıldığı yönünde bir izlenim oluşturduğu değerlendirilen şahıs, 23 Eylül tarihinde Keçiören ilçesindeki adresinde gözaltına alındı. 






Mevcutlu şekilde adli mercilere sevk edilmesi beklenen Mehmet Ç.'nin Ankara doğumlu olduğu ve 4 ayrı suç kaydının bulunduğu belirtildi.








Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.

Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı

Uşak'ın Banaz ilçesinde alkol yüklü tırın bariyere çarpıp devrilmesi sonucu sürücü yaralanırken, tır alev aldı

22.09.2026 13:34:00
İHA
 
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Kaza, Afyonkarahisar-Uşak kara yolu Hamam Boğazı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, E.T. (34) idaresindeki 33 BFP 866 plakalı tır, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce bariyere çarptı, ardından devrildi.






Devrilen tır alev alırken, ihbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve Banaz Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı arazöz sevk edildi. Devrilme sonucu yaralanan sürücü, 112 Acil Sağlık ekiplerince Banaz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.






Kısa sürede büyüyen yangın tırın tamamını sararken, alevler yol kenarındaki otluk ve ağaçlık alana da sıçradı. Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürüldü.








Yangın nedeniyle Afyonkarahisar-Uşak ve Uşak-Afyonkarahisar istikametleri trafiğe kapatıldı. Tırın kaldırılması ve yol temizleme çalışmalarının ardından her iki istikamet yeniden ulaşıma açıldı.

İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı

Amasya'da yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak şarampole uçtuğu kazada yaralanan 24 kişi tedavi altına alındı. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi

22.09.2026 04:00:00
İHA
 
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Edinilen bilgiye göre, İstanbul'dan Ağrı istikametine giden M.S idaresindeki 04 ABG 628 plakalı Has Ağrılı firmasına ait yolcu otobüsü, Amasya'nın Merzifon ilçesine bağlı Gökçebağ köyü mevkiinde kontrolden çıkarak bariyerlere çarpıp şarampole uçtu.








Olay yerine AFAD, acil sağlık, polis ve jandarma ekipler, sevk edildi. Kazada 24 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.









Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. Yaralanan 20 yolcu ve 4 mürettebat facianın eşiğinden döndü. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.








Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı

Rize'de etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çöktü

21.09.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'nin İyidere ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çökerek altyapıda ciddi hasara yol açtı.






18 Eylül günü akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış, Doğu Karadeniz'de hayatı olumuz etkiledi. Rize'nin İyidere ilçesine bağlı Fıçıtaşı Mahallesi'nde sağanak yağış ve ardından meydana gelen sel sebebiyle yol ikiye ayrılarak yaklaşık 60 santimetre çöktü. İstinat duvarının yıkılmadan ayakta kalması muhtemel bir facianın önüne geçerken, altyapıda hasar oluştu.







Geceyi uykusuz geçirdiklerini ve felaketin boyutunun sabah saatlerinde ortaya çıktığını belirten mahalle sakini Nurettin Kavalcı, "O gece çok aşırı, korkunç bir yağmur yağdı. Denizi aldı boşalttı bize Allah'ım. Dereler taştı, buralar komple sel oldu. Sabaha kadar nöbet tuttuk ama elimizden bir şey gelmedi, perişan olduk. Sabah kalktığımızda ortalık harabeye dönmüştü. Sular geldikçe yol çatladı, su çatlaktan aşağı sızmaya başladı. Bir anda her şey bitti, yavaş yavaş sine sine battı buralar, dibini attı geçti gitti" dedi.







Afet sonrası sahada incelemelerde bulunan İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete, 2019-2026 yılları arasında inşa edilen istinat duvarlarının hasar almadığını ifade ederek, "2019'dan 2026 yılına kadar yaptığımız hiçbir istinat duvarının çöktüğünü görmedik. Duvarlarımız gayet sağlam duruyor, üzerindeki arazi yapısı çökmüş durumda. O duvarlar olmasaydı yıkım çok daha büyük olurdu. Fıçıtaşı ve Yapraklar mahalleleri mevkiinde yol basması meydana geldi, duvarlarda bir milim dahi oynama yok ancak aşırı yağış nedeniyle yolun ortası aşağıya doğru çöktü" şeklinde konuştu.







Bölgedeki yolun betonlama çalışmalarının çay hasadı sonrasına planlandığını aktaran Mete, "Orası beton kaplama olsaydı su zemine sızmayacak, beton yalaklarla derelere tahliye edilecekti. Perşembe akşamı beton firmasıyla planımızı yapmıştık. Vatandaşlarımızın çay hasadının bitmesini bekliyorduk, ay sonu itibarıyla dökümü gerçekleştirecektik. 






O bin 500 metrelik hatla beraber yollarımızı tamamlayıp kışa öyle girmeyi hedefliyorduk. Ne yazık ki gün doğmadan neler doğuyor; başımıza bu felaket geldi. Ekiplerimizle zemini inceleyip dolgu ve onarım çalışmalarına hızla başlayacağız" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.