logo
14 EKİM 2026

Sonbaharda her burun akıntısı enfeksiyon olmayabilir

Sonbahar denildiğinde akla genellikle grip, nezle ve soğuk algınlığı geliyor. Ancak uzmanlara göre bu mevsim, alerjisi olan kişiler için de zorlu bir dönemin başlangıcı olabiliyor

14.10.2026 13:54:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Sonbaharda her burun akıntısı enfeksiyon olmayabilir
Sonbaharda her burun akıntısı enfeksiyon olmayabilir
Sonbahar denildiğinde akla genellikle grip, nezle ve soğuk algınlığı geliyor. Ancak uzmanlara göre bu mevsim, alerjisi olan kişiler için de zorlu bir dönemin başlangıcı olabiliyor. Birçok kişi hapşırık, burun akıntısı ve öksürük şikâyetlerini doğrudan enfeksiyon olarak değerlendirirken, aslında bu belirtilerin arkasında mevsimsel alerjiler bulunabiliyor.

Özellikle havaların serinlemesiyle birlikte kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması, küf mantarlarının çoğalması ve bazı yabani otların polen yaymaya devam etmesi alerjik şikâyetlerin sonbaharda yeniden yükselmesine neden oluyor. Bu yüzden uzmanlar, sonbaharda ortaya çıkan her burun akıntısını veya her öksürüğü enfeksiyon olarak düşünmemek gerektiğini vurguluyor.

Sonbaharda alerji riski devam ediyor

Toplumda alerjiler daha çok ilkbahar aylarıyla ilişkilendirilse de, sonbahar da alerjik hastalıkların yoğun görüldüğü dönemlerden biri olarak kabul ediliyor.

Uzmanlara göre özellikle yabani ot polenleri yaz sonundan itibaren etkisini sürdürebiliyor. Bu polenlere karşı hassasiyeti bulunan kişilerde sık hapşırma, burun kaşıntısı, gözlerde sulanma ve sürekli burun akıntısı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor.

Bazı insanlar bunu günlerce süren bir nezle sanabiliyor. Hatta bazen gerçekten öyle olduğunu düşünüp hiç alerjiyi akıllarına getirmiyorlar. Oysa tablo farklı olabiliyor.

Küf mantarları sessiz tehlike oluşturuyor

Sonbaharla birlikte artan yağışlar ve nem oranındaki yükselme, küf mantarlarının çoğalmasına uygun ortam hazırlıyor.

Dökülen yapraklar, nemli depolar, yeterince havalandırılmayan evler ve rutubetli alanlar küf sporlarının yayılmasını kolaylaştırabiliyor. Uzmanlar, bu sporların solunmasının özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde burun ve akciğer şikâyetlerini belirgin şekilde artırabileceğini belirtiyor.

Kapalı ortamlarda geçirilen süre risk yaratıyor

Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte insanlar daha fazla kapalı mekânda vakit geçiriyor. Bu durum ev içindeki alerjenlere maruziyeti artırabiliyor.

Ev tozu akarları, evcil hayvan tüyleri ve iç ortam küfleri sonbahar aylarında daha belirgin hale gelebiliyor. Evlerin daha az havalandırılması da bu etkiyi güçlendirebiliyor.

Uzmanlara göre dış ortam alerjileriyle başlayan şikâyetler, zamanla iç ortam alerjenlerinin de devreye girmesiyle daha uzun süre devam edebiliyor.

Öksürük ve nefes darlığı astım habercisi olabilir

Alerjiler yalnızca burun akıntısı ve hapşırıkla sınırlı kalmıyor. Özellikle alerjik riniti bulunan kişilerde alt solunum yolları da etkilenebiliyor.

Uzmanlar, tekrarlayan öksürük, göğüste sıkışma hissi, hırıltılı solunum veya nefes darlığı yaşayan kişilerin astım açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Çünkü alerjik rinit ve astım arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Üst solunum yollarında başlayan alerjik süreç, bazı kişilerde alt hava yollarını da etkileyebiliyor.

Alerji mi enfeksiyon mu nasıl anlaşılır?

Sonbaharda en sık yaşanan karışıklıklardan biri de alerji belirtilerinin enfeksiyonla karıştırılması.

Uzmanlara göre alerjik sorunlarda genellikle;

Sulu ve berrak burun akıntısı,
Sık tekrarlayan hapşırıklar,
Burun ve gözlerde kaşıntı,
Gözlerde sulanma,
Ateş olmaması,
Belirli dönemlerde tekrar eden şikâyetler ön plana çıkıyor.

Viral enfeksiyonlarda ise halsizlik, boğaz ağrısı, ateş ve daha koyu kıvamlı burun akıntısı daha sık görülüyor. Ancak iki durumun zaman zaman birlikte ortaya çıkabileceği de belirtiliyor.

Basit önlemler alerji ataklarını azaltabilir

Uzmanlar, alerjik hastalıkların yönetiminde tetikleyicilerden mümkün olduğunca uzak durmanın önemli olduğunu belirtiyor.

Polen yoğunluğunun yüksek olduğu günlerde dış ortam aktivitelerini sınırlandırmak, eve geldikten sonra kıyafet değiştirmek ve saçları yıkamak bazı kişilerde maruziyeti azaltabiliyor.

Ayrıca evde düzenli havalandırma yapmak, nem kontrolüne dikkat etmek ve küf oluşumunu önlemek de şikâyetlerin azalmasına katkı sağlayabiliyor.

Sonbaharda tekrarlayan hapşırıklar, uzun süren burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı, geçmeyen öksürük veya nefes darlığı yaşayan kişilerin bu belirtileri yalnızca mevsim geçişine ya da enfeksiyona bağlamaması gerekiyor. Uzmanlar, doğru tanı konulmasının hem yaşam kalitesini koruduğunu hem de astım gibi daha ciddi solunum sorunlarının kontrol altına alınmasına yardımcı olduğunu belirtiyor. 

İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 32 gözaltı

İzmir merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda yurt dışı kaynaklı internet siteleri üzerinden yasa dışı bahis oynattıkları tespit edilen 32 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin yönettiği hesaplarda yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık işlem hacmi bulunduğu belirlendi

14.10.2026 12:19:00 / Güncelleme: 14.10.2026 12:22:18
İHA
 
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 32 gözaltı
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 32 gözaltı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, belirlenen bir şebekeye yönelik 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçu kapsamında çalışma başlattı.

Yürütülen teknik takipler, araştırmalar ve alınan ifadeler doğrultusunda şüphelilerin yurt dışı bağlantılı siteler üzerinden yasa dışı bahis oynanmasına aracılık ettikleri belirlendi.

Soruşturmada şebekenin mali boyutunu da inceleyen ekipler, zanlıların üçüncü kişilerden temin ettikleri banka hesaplarını bahis faaliyetlerinde kullandıklarını ve bu hesapları tuttuklarını tespit etti. Yapılan detaylı incelemelerde, söz konusu hesaplar üzerinden yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık para trafiğinin yürütüldüğü ortaya çıkarıldı.



Çok sayıda adrese eş zamanlı baskın

Suç organizasyonu içerisinde birlikte hareket ederek yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanılmak üzere banka hesabı ve GSM hattı temin eden, bu hesapların kullanılmasına aracılık eden şüphelilere yönelik İzmir merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon yapıldı.

Baskınlarda 32 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, adreslerde yapılan aramalarda incelenmek üzere çok sayıda dijital materyale el konuldu.

Ekipler, firari 2 şüphelinin yakalanması için çalışmalarını sürdürürken, soruşturmanın çok yönlü yürütüldüğü bildirildi.

Sultangazi'de sağanak yağış nedeniyle alt geçidi su bastı

İstanbul Sultangazi'de etkili olan sağanak nedeniyle İBB sorumluluğundaki alt geçidi su bastı. Araçlar suda mahsur kalırken, suyu tahliye etmek için olay yerine giden itfaiye aracı suda mahsur kaldı

14.10.2026 12:08:00
İHA
 
Sultangazi'de sağanak yağış nedeniyle alt geçidi su bastı
Sultangazi'de sağanak yağış nedeniyle alt geçidi su bastı
İstanbul'da etkili olan kuvvetli sağanak nedeniyle su baskınları yaşanıyor. Sultangazi Selçuklu Bulvarı üzerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundaki ait alt geçidi su bastı.

O esnada alt geçit içerisinde bulunan bazı araçlar mahsur kaldı. Araç sürücüleri ve araçta bulunanlar kendi imkanları ile araçtan çıkarken, ihbar üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Su tahliyesi için olay yerine giden itfaiye aracı da suda mahsur kaldı.

Ekiplerin alt geçitteki su tahliye ve araçları kurtarma çalışmaları sürüyor.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), piyade uzman çavuş Mustafa Aslan'ın Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanarak şehit olduğunu bildirdi

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), piyade uzman çavuş Mustafa Aslan'ın Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanarak şehit olduğunu bildirdi

14.10.2026 10:40:00
Haber Merkezi
 
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), piyade uzman çavuş Mustafa Aslan'ın Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanarak şehit olduğunu bildirdi
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), piyade uzman çavuş Mustafa Aslan'ın Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanarak şehit olduğunu bildirdi
Milli Savunma Bakanlığı, Pençe-Kilit operasyon bölgesinde meydana gelen silah kazasında yaralanan Piyade Uzman Çavuş Mustafa Aslan'ın, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olduğunu duyurdu.

Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in şehit asker için yayımladığı taziye mesajına da yer verildi. Güler, mesajında şu ifadeleri kullandı:

"Pençe-Kilit operasyon bölgesinde görevli kahraman silah arkadaşımız, meydana gelen silah kazasında yaralanmış, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur. Kahraman şehidimize şahsım ve Milli Savunma Bakanlığı mensupları adına Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve asil milletimize başsağlığı ve sabır dilerim."

Kuvvetli yağış ve fırtına uyarısı: Saat 09.00'dan sonraya dikkat

İBB Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM Meteoroloji birimi, İstanbul genelinde şiddetli fırtına ve sağanak uyarısında bulundu

14.10.2026 08:30:00
Haber Merkezi
 
Kuvvetli yağış ve fırtına uyarısı: Saat 09.00'dan sonraya dikkat
Kuvvetli yağış ve fırtına uyarısı: Saat 09.00'dan sonraya dikkat
Dün gece saat 23.00'ten itibaren yağışlar etkisini artırdı, bugün ise sabah 09.00'dan itibaren kuvvetli fırtına ile birlikte sağanak geçişlerinin yaşanacağı öngörülüyor.
 
İstanbul başta olmak üzere ülkemizin tamamına yakın bölümünde Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava ve Orta Akdeniz üzerinden gelen yağışlı sistemlerin etkili olması bekleniyor.
 

ŞİDDETLİ FIRTINA DA ETKİLİ OLACAK

 
Bugün sabah 09.00'dan itibaren aralıklı hamleler ile saatte 50-80 kilometre aralığında kuvvetli fırtına ile birlikte sağanak yağmur geçişlerinin yaşanacağı öngörülüyor.
 

METREKAREYE 40-70 KİLOGRAM ARASI YAĞIŞ

 
Perşembe öğle saatlerine (13.00) kadar fırtına ile birlikte görülmesi beklenen kuvvetli yağışlar nedeniyle Avrupa Yakası'nın kuzey ve orta ilçeleri (Çatalca, Arnavutköy, Eyüpsultan, Sarıyer, Başakşehir, Esenyurt, Büyükçekmece) ile Anadolu Yakası'nın doğu ilçelerinde (Maltepe, Kartal, Sultanbeyli, Pendik, Tuzla ve Şile) metrekareye 40-70 kilogram; diğer yerlerde ise 20-40 kilogram aralığında yağışların gözlemlenebileceği tahmin ediliyor.

ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?

Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen kanunla başkent ilan edildi

13.10.2026 20:48:00
Haber Merkezi
 
ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?
ATATÜRK NEDEN ANKARA’YI SEÇTİ?
Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara, 13 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen kanunla başkent ilan edildi.

Cumhuriyet'in ilanından 16 gün önce alınan bu karar, yalnızca bir yönetim merkezinin değiştirilmesi değil, Millî Mücadele'nin merkezinde şekillenen yeni devletin yönünün belirlenmesiydi. Peki, Mustafa Kemal Atatürk neden İstanbul yerine Ankara'yı tercih etti? Bu tarihî karar nasıl alındı?

Ankara'nın başkent oluşunun bugün 103'üncü yıl dönümü. Millî Mücadele yıllarında Anadolu'nun ortasında bir direniş merkezi olarak öne çıkan kent, 13 Ekim 1923'te resmen Türkiye'nin başkenti oldu. Karar, Cumhuriyet'in ilanına giden sürecin en önemli adımlarından biri olarak tarihe geçti.

MİLLÎ MÜCADELE'NİN MERKEZİ ANKARA OLDU

Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geldi. İstanbul'un işgal altındaki konumu ve Anadolu'daki bağımsızlık mücadelesinin yönetilmesi ihtiyacı, Ankara'yı öne çıkaran başlıca etkenler arasındaydı.

Anadolu'nun iç kesimlerinde bulunan Ankara, Batı Cephesi'ne ulaşım ve askerî gelişmelerin yönetimi bakımından stratejik bir konuma sahipti. Demir yolu bağlantısı da kentin önemini artırıyordu.

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da açılmasıyla kent, Millî Mücadele'nin siyasi ve idari merkezi hâline geldi. Kurtuluş Savaşı'nın sevk ve idaresine ilişkin önemli kararlar burada alındı. Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz'la zafere uzanan süreçte Ankara, yeni devletin yönetim merkezi olarak fiilen öne çıktı.

ATATÜRK NEDEN İSTANBUL'U DEĞİL ANKARA'YI SEÇTİ?



Ankara'nın başkent seçilmesinde coğrafi konumu, askerî güvenliği ve Millî Mücadele'de üstlendiği rol belirleyici oldu.

İstanbul, Osmanlı Devleti'nin yüzyıllardır yönetim merkeziydi. Ancak işgal yıllarında Boğazlar üzerindeki konumu ve dış müdahalelere açıklığı, yeni devletin yönetim merkezinin Anadolu'da kurulması düşüncesini güçlendirdi.

Ankara ise Anadolu'nun iç kesimlerinde yer alıyor, Batı Cephesi'ndeki gelişmelerin yönetilmesine imkân sağlıyor ve Millî Mücadele'nin siyasi merkezini temsil ediyordu. Böylece başkent tercihi, eski imparatorluğun merkezinden bağımsızlık mücadelesinin yürütüldüğü Anadolu'ya yönelişin simgesi oldu.

Atatürk, Nutuk'ta başkent seçimini anlatırken coğrafi durum ve askerî stratejinin önemini özellikle vurguladı. Başkentin belirlenmesiyle ülke içinde ve dışında süren belirsizliklerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti.

"Bütün düşünceler, yeni Türkiye Devleti'nin başkentinin Anadolu'da ve Ankara kenti olması gerektiğinde toplanıyordu. Devletin başkentini bir an önce saptayarak iç ve dış kararsızlıklara son vermek çok gerekli idi.'

ANKARA'NIN BAŞKENT OLMASI TARTIŞILDI

Ankara'nın başkent olması konusunda herkes aynı görüşte değildi. İstanbul'un tarihî ve ekonomik konumu nedeniyle başkent olarak kalmasını savunanlar vardı. Ankara'nın iklimi, ulaşım imkânları, mevcut tesisleri ve gelişme kapasitesi de tartışma konusu yapılıyordu.

İzmit'te 16-17 Ocak 1923'te gazetecilerle yaptığı görüşmede Atatürk, Ankara'nın başkent olması fikrini gündeme getirdi. Başkentlik tartışmaları 1923 boyunca basında ve siyasi çevrelerde devam etti.

Lozan Barış Antlaşması'nın ardından Türkiye'nin bağımsızlığının uluslararası alanda kabul görmesi ve işgal kuvvetlerinin İstanbul'dan çekilme sürecinin tamamlanmasıyla yeni devletin başkentinin hukuken belirlenmesi gündeme geldi.

9 EKİM'DE TEKLİF EDİLDİ, 13 EKİM'DE KABUL EDİLDİ

Ankara'nın başkent ilan edilmesine ilişkin kanun teklifi, dönemin Dışişleri Bakanı İsmet Paşa ve 14 milletvekili tarafından 9 Ekim 1923'te TBMM'ye sunuldu.

Teklif, 13 Ekim 1923'te Meclis'te kabul edildi. Kanunun tek maddesinde şu hüküm yer aldı:

"Türkiye Devleti'nin makarr-ı idaresi Ankara şehridir."

Bu ifadeyle Ankara, Türkiye devletinin resmî yönetim merkezi oldu. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesine daha 16 gün vardı.

KÜÇÜK BİR ANADOLU KENTİNDEN CUMHURİYET'İN BAŞKENTİNE

Ankara, başkent seçildiği dönemde bugünkü görünümünden oldukça uzaktı. Kentin imkânları sınırlı, yapılaşması yetersizdi. Buna rağmen Millî Mücadele'nin karargâhı olması ve yeni devletin siyasi merkezini temsil etmesi, Ankara'yı diğer şehirlerden ayırdı.

20 Nisan 1924'te kabul edilen Anayasa'da da başkentin Ankara olduğu hükme bağlandı. Cumhuriyet döneminde kent, yeni yönetim kurumlarının kurulması ve şehir planlamasıyla giderek büyüdü.

13 Ekim 1923'te alınan karar, Ankara'nın yalnızca başkent olmasını değil, Millî Mücadele'nin merkezinde doğan yeni devletin yönetim anlayışının da simgeleşmesini sağladı. Ankara, 103 yıldır Türkiye'nin başkenti olmayı sürdürüyor.

Eski Bakan Yardımcısı fon soruşturması kapsamında tutuklandı

Sermaye piyasalarını sarsan dev fon soruşturmasında yeni bir perde açıldı. Kısa süre önce "100 milyon lira kaptırdım, kandırıldım" diyerek mağdur olduğunu iddia eden eski Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Mahkeme kararıyla Aksu ve eşinin tüm mal varlıklarına el konuldu

13.10.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
Eski Bakan Yardımcısı fon soruşturması kapsamında tutuklandı
Eski Bakan Yardımcısı fon soruşturması kapsamında tutuklandı
Türkiye gündemini meşgul eden ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran sermaye piyasalarındaki fon dolandırıcılığı ve piyasa manipülasyonu soruşturması, siyaset dünyasına uzandı. Edinilen bilgilere göre, daha önce yaptığı açıklamalarla odağa yerleşen Kayserili bürokrat ve eski Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, savcılık talimatıyla gözaltına alınmasının ardından çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

Soruşturmanın seyrini değiştiren bu tutuklama kararıyla birlikte, adli makamların talebi üzerine Mustafa Aksu ve eşinin tüm mal varlıklarına el konulması yönünde tedbir kararı uygulandı.


"Mesele 100 milyon değil, kandırılmış olmak" demişti


Mustafa Aksu'nun ismi, geçtiğimiz haftalarda gazeteci Barış Terkoğlu'na yaptığı çarpıcı açıklamalarla fon krizinin merkezine oturmuştu. Borsadaki bireysel birikimlerini korumak amacıyla 10 Eylül 2026 tarihinde Tera'nın likit fonuna giriş yaptığını belirten Aksu, bu yatırımdan yaklaşık bir hafta sonra Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından fonların tasfiyesine karar verildiğini ve parasını bir daha çekemediğini ifade etmişti.

Yatırım miktarının 100 milyon lira mertebesinde olduğunu itiraf eden eski Bakan Yardımcısı, yaşadığı sürece dair şu sözlerle sitem etmişti:

"Çok rahatsızım, sinirliyim, rencide oldum. Mesele 100 milyon değil, kandırılmış olmak."

Ancak Aksu'nun "mağduriyet" vurgusu yaptığı bu beyanlar, soruşturmayı yürüten adli makamlarca şüpheli işlemler kapsamında değerlendirilerek tutuklanmasına engel olamadı.


"Ben 100 milyonu dağıtan bir sanayiciyim"


Tutuklama kararı öncesinde hakimlikte savunma yapan Mustafa Aksu'nun, finansal birikiminin kaynağına yönelik suçlamaları ve eleştirileri reddettiği öğrenildi. Köklü ve sanayici bir aileden geldiğini belirten Aksu, ifadesinde şu savunmayı yaptı:

"Borsada tamamen bireysel işlemler yapıyordum ve yatırımlarımda genel olarak zarar ettim. Herhangi birinin yönlendirmesiyle hareket etmedim. Paranın kaynağı tamamen kayıtlı, şeffaf ve yasaldır. Gereksiz yere beni yıprattılar, '100 milyonu küçümsedi' dediler. Ben zaten bu miktarları iş hayatında dağıtan, istihdam sağlayan bir sanayiciyim. İş hayatıma daha iyi odaklanmak amacıyla geçmişte bakan yardımcılığı görevinden de kendi isteğimle ayrılmıştım."

Öte yandan, eski bakanlık kaynakları da Aksu'nun görevde olduğu dönemde devletten maaş almadığını, makam aracı veya bakanlık imkanlarını kullanmadığını doğrulayan açıklamalarda bulunmuştu. Siyasetteki diğer isimlere yönelik soruları yanıtlamaktan kaçınan Aksu, "Her AK Partili aynı değil" diyerek mesafesini korumaya çalışmıştı.


Pakdemirli döneminde olaylı ayrılık


Siyasi hayatına 2003 yılında AK Parti bünyesinde başlayan Mustafa Aksu, parti içinde Ankara İl Başkan Yardımcılığı, Ekonomik İşler Başkanlığı, Çevre ve Enerji Komisyonu gibi kritik pozisyonlarda görev yaptı.

2018-2021 yılları arasında Bekir Pakdemirli'nin Tarım ve Orman Bakanlığı döneminde bakan yardımcılığı koltuğuna oturan Aksu, o dönem Bakan Pakdemirli ile yaşadığı derin fikir ayrılıkları ve sert tartışmaların ardından görevinden istifa etmişti. Bu ayrılık, o süreçte de parti içerisinde uzun süre tartışma konusu olmuştu.


Soruşturma derinleşiyor, sırada ne var?


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı fon soruşturması, piyasa dolandırıcılığı ve suç gelirlerinin aklanması şüpheleri üzerinden çok katmanlı olarak devam ediyor. Fon krizinden etkilenen diğer tasarruf sahipleri ve siyasi figürlerin de takibe alındığı, olağandışı kâr elde edilen tüm şüpheli işlemlerin geriye dönük olarak mercek altına alındığı bildirildi.

Mustafa Aksu'nun tutuklanması ve mal varlığına el konulması adımı, yargının bu milyarlık krizde siyasi nüfuz iddialarının üzerine kararlılıkla gideceğinin en somut sinyali olarak yorumlanıyor.

Etimesgut Belediyesi'nde ikinci dalga depremi

Ankara merkezli 5 ilde gerçekleştirilen operasyon kapsamında, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve zimmet suçlamalarıyla aralarında belediye başkan yardımcıları Fikret Gözüoğlu ve Gültekin Bayındır'ın da bulunduğu 25 şüpheli yakalandı

13.10.2026 11:38:00
Haber Merkezi
 
Etimesgut Belediyesi'nde ikinci dalga depremi
Etimesgut Belediyesi'nde ikinci dalga depremi
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen yolsuzluk soruşturmasında yeni bir gelişme yaşandı. Etimesgut Belediyesi bünyesinde gerçekleştirilen kamu ihaleleri ile ruhsat işlemlerindeki usulsüzlük iddialarına yönelik ikinci dalga operasyon başlatıldı.

Sabah saatlerinde düzenlenen eş zamanlı baskınlarda, belediye yönetiminin tepe isimleri de dahil olmak üzere çok sayıda şüpheli emniyete götürüldü.


5 ilde eş zamanlı baskınlar düzenlendi


Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Ankara merkezli 5 ilde operasyon düzenlendi.

Belirlenen adreslere yapılan şafak baskınlarında, Etimesgut Belediye Başkan Yardımcıları Fikret Gözüoğlu ve Gültekin Bayındır ile birlikte belediye çalışanlarının da yer aldığı 25 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.


Soruşturmanın detayları ve ilk operasyon


İhale usulsüzlükleri, imar ve ruhsat süreçlerinde haksız kazanç iddialarına dayanan soruşturmanın; Sayıştay raporları, şüpheli ifadeleri, MASAK ve HTS analizleri ile CİMER başvuruları gibi delillerin incelenmesiyle derinleştirildiği belirtildi. Şüphelilere örgüt kurma, zimmet, rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlamalar yöneltiliyor.

30 Temmuz 2026'daki ilk dalga operasyonda dönemin belediye başkanı Erdal Beşikcioğlu dahil 40 kişi tutuklanmıştı. Emniyetteki işlemleri süren 25 şüphelinin adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

7.6 milyar TL'lik servet çökertildi

İçişleri Bakanlığı koordinesinde İstanbul merkezli 13 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, kriptolu programlarla küresel uyuşturucu trafiğini yöneten uluslararası şebeke çökertildi. 2 bin polisin katıldığı baskınlarda 42 şüpheli yakalanırken; lüks araçlar, şirket payları ve yüzlerce taşınmazdan oluşan tam 7 milyar 657 milyon TL değerindeki devasa suç gelirine el konuldu

13.10.2026 10:36:00
Haber Merkezi
 
7.6 milyar TL'lik servet çökertildi
7.6 milyar TL'lik servet çökertildi
Türkiye, güne son yılların en büyük ve en kapsamlı nakit-finans odaklı narkotik operasyonlarından biriyle uyandı. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren, ülkeler arası uyuşturucu madde imalatı, sevkiyatı ve dağıtımını organize eden dev bir suç şebekesi deşifre edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, şafak vakti 13 ilde eş zamanlı düğmeye basıldı.


10 tonu aşan uyuşturucu trafiği


İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube müdürlüklerinin aylar süren titiz takibi, uluslararası bir suç ağını ortaya çıkardı. Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Interpol-Europol Daire Başkanlığı'nın da dahil olduğu çalışmalarda, örgüt yöneticilerinin kimyasal maddelerin temininden uluslararası lojistik ve sevkiyat süreçlerine kadar her adımı bizzat yönettikleri belirlendi.

Zehir tacirlerinin deşifre olmamak amacıyla kendi aralarında özel kriptolu haberleşme programları kullandığı tespit edildi. Siber ve teknik ekiplerin şifreli veri trafiklerini çözmesiyle, şebekenin yurt içi ve yurt dışındaki farklı tarihlerde gerçekleştirdiği 35 ayrı uyuşturucu sevkiyatının haritası çıkarıldı. Eroin, esrar ve kokain ticaretini kapsayan bu devasa ağın, toplamda 10 ton 100 kilogram uyuşturucu madde ile doğrudan bağlantılı olduğu kanıtlandı.


13 ilde 2 bin personelle şafak baskını


Toplanan delillerin ardından operasyon için harekete geçildi. İstanbul merkezli olmak üzere Antalya, Bursa, Diyarbakır, Edirne, Hakkari, Hatay, Kayseri, Kocaeli, Mersin, Sakarya, Samsun ve Van illerinde belirlenen onlarca adrese 2 bin emniyet personelinin katılımıyla eş zamanlı baskınlar düzenlendi.

Helikopterler ve narkotik dedektör köpeklerinin de destek verdiği operasyonlarda, örgüt kadrosunda yer alan 42 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı.

Soruşturma dosyasında adı geçen ve yurt dışında olduğu belirlenen diğer şebeke üyeleri hakkında ise kırmızı bülten çıkarılması için işlemler başlatıldı.


Zehrin saltanatına 7.6 milyar TL'lik kilit


Operasyonun en dikkat çekici boyutu ise suç gelirleriyle mücadele ayağında yaşandı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) mühendisleri ve uzmanlarının derinlemesine yaptığı incelemeler sonucunda, uyuşturucu ticaretinden elde edilen paraların nasıl aklandığı tek tek haritalandırıldı.

Suçtan elde edildiği kesinleşen ve güncel piyasa değeri tam 7 milyar 657 milyon TL olan devasa bir mal varlığı ağına mahkeme kararıyla el konuldu. El konulan varlıkların dökümü örgütün finansal gücünü gözler önüne serdi:

• 163 gerçek kişiye ait tüm banka hesapları ve kripto varlık cüzdanları

• 556 adet lüks taşınmaz (konut, arsa, villa)

• 155 adet motorlu taşıt (lüks otomobiller ve lojistik araçlar)

• 71 farklı şirketteki ortaklık payları


Bakanlıktan net mesaj: "Suçtan saltanat kurdurmayız"


Operasyonun ardından sosyal medya hesabından kararlılık mesajı yayınlayan İçişleri Bakanı, zehir tacirlerine gözdağı verdi. Kirli paranın arkasına saklananların dokunulmaz olmadığını vurgulayan Bakan, şu ifadeleri kullandı:

Bakan, uyuşturucu ticaretinden elde edilen kirli parayla kendilerini dokunulmaz zannedenlerin hesap vermekten kurtulamayacağını belirterek, suçun ve finansal kaynağın kökünü kurutacaklarını vurguladı. Bakanlığın açıklamasının tam metnine ilgili kaynaklardan ulaşabilirsiniz.

Gözaltına alınan 42 şüphelinin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü ve mali incelemelerin derinleştirilerek devam ettiği bildirildi.

Tükenmişliği 4 adımla önleyin


 
Sabahları uyanmak istemiyor, kendinizi bitkin, yetersiz ve sürekli duvara çarpıyormuş gibi hissediyorsanız tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Peki bu durumda ne yapılabilir?
 

13.10.2026 08:44:00
Murat Çorbacı
 
Tükenmişliği 4 adımla önleyin
Tükenmişliği 4 adımla önleyin

Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, özellikle son yıllarda iş ile yaşam sınırlarının silikleşmesi, artan iş yükü, işyerinde kendini güvende hissetmemek ve sürekli ulaşılabilir olma baskısının tükenmişlik sendromuna zemin hazırlayabildiğini belirterek, "Şüphesiz kurumların da bazı düzenlemeleri mutlaka yapmaları gerekir. Ancak bireysel olarak günlük yaşantınızda yapabileceğiniz bazı değişiklikler de, tükenmişliğin fiziksel ve ruhsal açıdan daha ciddi boyutlara ulaşmasını önlemeye katkı sağlayabilir. Gerekli önlemler alınmadığında ise tükenmişlik; hafıza ve uyku sorunlarından mide-bağırsak şikayetlerine, kalp ve damar sağlığından bağışıklık sisteminin zayıflamasına dek çeşitli fiziksel ve ruhsal sorunlarla ilişkili olabilmektedir" dedi. Günümüzde tükenmişliğin sıklıkla depresyonla karıştırıldığını, bu durumun da gereksiz ve artan antidepresan kullanımına yol açabildiğini belirten Dr. Sarıkavak, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında yaptığı açıklamada, tükenmişlik sendromuna karşı kişisel olarak alınabilecek 4 etkili önlemi anlattı.

Size iyi gelen uğraşlar edinin

Bireylerin iş saatleri dışında tamamen farklı bir kimliğe bürünebilmeleri hayati önem taşır. Düzenli yürüyüş, bütçe gerektirmeyen el sanatları veya okuma grupları gibi hobiler zihni yeniler. Özellikle sivil toplum kuruluşlarında gönüllü sosyal sorumluluk faaliyetlerinde bulunmak, tükenmişlikte sıklıkla kaybolan 'kişisel başarı ve işe yarama' hissini güçlü bir şekilde onararak kişiye doğal bir psikolojik kalkan sağlar.

Ekran maruziyetini sınırlayın

Modern çağın en sinsi tehlikelerinden biri olan 'dijital yorgunluk', yoğun ekran maruziyetiyle birlikte beynin sürekli alarm halinde kalmasına neden olabilir. Bu durum uyku hijyenini bozarak strese karşı bedeni koruyan melatonin hormonunun salgılanmasını baskılayabilir. Sağlıklı kalmak için ekran maruziyetini özellikle akşam saatlerinde sınırlamak ve biyolojik uyku ritmini tavizsiz bir şekilde korumak, bedenin stres yükünü azaltmak açısından kritik rol oynar.

Stresi yönetmeyi öğrenin

Tükenmişliğe karşı, farkındalık (mindfulness) temelli stres azaltma uygulamaları, beynin korku ve stres tepkilerini azaltarak duygusal tükenmeyi kısa vadede hafifletmeye ve kişinin 'anda kalmasına' yardımcı olabilir. Ancak kalıcı bir iyileşme sağlamak için psikoterapi yöntemlerinden yararlanılmalıdır.

İş stresini eve taşımayın

Tükenmişlik, tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi iş yerinden aile yaşamına sıçrama ve eşlerin veya çocukların psikolojisini bozma potansiyeline sahiptir. Araştırmalar, stresini eve taşıyan kişilerin eşlerinde de benzer tükenmişlik ve performans düşüşleri görüldüğünü kanıtlamaktadır. Eve girmeden önce zihinsel bir bariyer oluşturmak, evde iş konuşmamak ve aile içi iletişimde 'işten psikolojik olarak kopabilmeyi' başarmak, hem bireyi hem de ailenin bütünlüğünü korur. 

Terör örgütü PKK, Irak'ın kuzeyindeki 4 kampı boşalttı

Güvenlik kaynakları, terör örgütü PKK/KCK'nın Irak'ın kuzeyindeki Metina'nın Baze bölgesinde bulunan 4 barınma alanını 8 Ekim'de boşalttığını bildirdi

 

12.10.2026 16:10:00
Anadolu Ajansı
 
Terör örgütü PKK, Irak'ın kuzeyindeki 4 kampı boşalttı
Terör örgütü PKK, Irak'ın kuzeyindeki 4 kampı boşalttı

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, bölgedeki istikrarın sağlanması ve Türk-Kürt kardeşliğinin güçlendirilmesi amacıyla başlatılan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" vizyonu, kararlı ve tavizsiz bir şekilde sürdürülüyor.

Yürütülen bu çok boyutlu süreç, Türkiye'nin geleceği adına tarihi bir dönüm noktası teşkil ediyor.

PKK/KCK, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi'nin parçası olarak, Türkiye'nin güvenliği açısından çatışma riski bulunan barınma alanlarının boşaltılmasına yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında Irak'ın kuzeyinde Metina'nın Baze bölgesinde bulunan Hebat, Yajk, Sabri ve Sason barınma alanlarını 8 Ekim'de boşalttı.

Yaşanan bu gelişme, sürecin kararlılıkla devam ettiğinin bir göstergesi oldu.

PKK/KCK'nın tüm alanlardaki faaliyetlerinin sonlandırılması akabinde sürecin ilerleyen aşamalarında yasadan yararlanarak Türkiye'ye geri dönecek örgüt mensupları ile toplumsal uzlaşı sağlanması bekleniyor.

Eğitim, ekonomi gibi pek çok alanda yürütülecek bütünleşik programlarla PKK/KCK mensuplarının toplumla entegrasyonunun sağlanması hedefleniyor.

Söz konusu gelişmelerle Türkiye'nin iç barışının kalıcı olarak tesis edilmesinin sürdürüleceği belirtiliyor.

Güvenlik kaynakları, sürecin başarıya ulaşmasıyla Türk-Kürt kardeşliği temelinde toplumun tüm kesimlerinin el ele vererek, birlikte barış ve huzur içinde Türkiye'nin her köşesinde yaşamasının amaçlandığını belirtti.

Kaynaklar, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi ve bölgedeki istikrarın güçlendirilmesi misyonu çerçevesinde atılan her adımın milletin hak ettiği huzur dolu yarınların müjdecisi olacağını vurguladı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.