Sonbaharda her burun akıntısı enfeksiyon olmayabilir
Sonbahar denildiğinde akla genellikle grip, nezle ve soğuk algınlığı geliyor. Ancak uzmanlara göre bu mevsim, alerjisi olan kişiler için de zorlu bir dönemin başlangıcı olabiliyor
Ahmet Turan Yiğit





Özellikle havaların serinlemesiyle birlikte kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması, küf mantarlarının çoğalması ve bazı yabani otların polen yaymaya devam etmesi alerjik şikâyetlerin sonbaharda yeniden yükselmesine neden oluyor. Bu yüzden uzmanlar, sonbaharda ortaya çıkan her burun akıntısını veya her öksürüğü enfeksiyon olarak düşünmemek gerektiğini vurguluyor.
Sonbaharda alerji riski devam ediyor
Toplumda alerjiler daha çok ilkbahar aylarıyla ilişkilendirilse de, sonbahar da alerjik hastalıkların yoğun görüldüğü dönemlerden biri olarak kabul ediliyor.
Uzmanlara göre özellikle yabani ot polenleri yaz sonundan itibaren etkisini sürdürebiliyor. Bu polenlere karşı hassasiyeti bulunan kişilerde sık hapşırma, burun kaşıntısı, gözlerde sulanma ve sürekli burun akıntısı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor.
Bazı insanlar bunu günlerce süren bir nezle sanabiliyor. Hatta bazen gerçekten öyle olduğunu düşünüp hiç alerjiyi akıllarına getirmiyorlar. Oysa tablo farklı olabiliyor.
Küf mantarları sessiz tehlike oluşturuyor
Sonbaharla birlikte artan yağışlar ve nem oranındaki yükselme, küf mantarlarının çoğalmasına uygun ortam hazırlıyor.
Dökülen yapraklar, nemli depolar, yeterince havalandırılmayan evler ve rutubetli alanlar küf sporlarının yayılmasını kolaylaştırabiliyor. Uzmanlar, bu sporların solunmasının özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde burun ve akciğer şikâyetlerini belirgin şekilde artırabileceğini belirtiyor.
Kapalı ortamlarda geçirilen süre risk yaratıyor
Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte insanlar daha fazla kapalı mekânda vakit geçiriyor. Bu durum ev içindeki alerjenlere maruziyeti artırabiliyor.
Ev tozu akarları, evcil hayvan tüyleri ve iç ortam küfleri sonbahar aylarında daha belirgin hale gelebiliyor. Evlerin daha az havalandırılması da bu etkiyi güçlendirebiliyor.
Uzmanlara göre dış ortam alerjileriyle başlayan şikâyetler, zamanla iç ortam alerjenlerinin de devreye girmesiyle daha uzun süre devam edebiliyor.
Öksürük ve nefes darlığı astım habercisi olabilir
Alerjiler yalnızca burun akıntısı ve hapşırıkla sınırlı kalmıyor. Özellikle alerjik riniti bulunan kişilerde alt solunum yolları da etkilenebiliyor.
Uzmanlar, tekrarlayan öksürük, göğüste sıkışma hissi, hırıltılı solunum veya nefes darlığı yaşayan kişilerin astım açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Çünkü alerjik rinit ve astım arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Üst solunum yollarında başlayan alerjik süreç, bazı kişilerde alt hava yollarını da etkileyebiliyor.
Alerji mi enfeksiyon mu nasıl anlaşılır?
Sonbaharda en sık yaşanan karışıklıklardan biri de alerji belirtilerinin enfeksiyonla karıştırılması.
Uzmanlara göre alerjik sorunlarda genellikle;
Sulu ve berrak burun akıntısı,
Sık tekrarlayan hapşırıklar,
Burun ve gözlerde kaşıntı,
Gözlerde sulanma,
Ateş olmaması,
Belirli dönemlerde tekrar eden şikâyetler ön plana çıkıyor.
Viral enfeksiyonlarda ise halsizlik, boğaz ağrısı, ateş ve daha koyu kıvamlı burun akıntısı daha sık görülüyor. Ancak iki durumun zaman zaman birlikte ortaya çıkabileceği de belirtiliyor.
Basit önlemler alerji ataklarını azaltabilir
Uzmanlar, alerjik hastalıkların yönetiminde tetikleyicilerden mümkün olduğunca uzak durmanın önemli olduğunu belirtiyor.
Polen yoğunluğunun yüksek olduğu günlerde dış ortam aktivitelerini sınırlandırmak, eve geldikten sonra kıyafet değiştirmek ve saçları yıkamak bazı kişilerde maruziyeti azaltabiliyor.
Ayrıca evde düzenli havalandırma yapmak, nem kontrolüne dikkat etmek ve küf oluşumunu önlemek de şikâyetlerin azalmasına katkı sağlayabiliyor.
Sonbaharda tekrarlayan hapşırıklar, uzun süren burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı, geçmeyen öksürük veya nefes darlığı yaşayan kişilerin bu belirtileri yalnızca mevsim geçişine ya da enfeksiyona bağlamaması gerekiyor. Uzmanlar, doğru tanı konulmasının hem yaşam kalitesini koruduğunu hem de astım gibi daha ciddi solunum sorunlarının kontrol altına alınmasına yardımcı olduğunu belirtiyor.












































































