logo
07 TEMMUZ 2026

Su hayattır ama...

31.03.2011 00:00:00
 
Hayatın kaynağı olan suyun fazla içilmesi halinde ölüme sebebiyet verebileceği bildirildi Fazla su içilmesinin zararlı olduğunu söyleyen Diyetisyen Kamuran Olgun, aşırı suyun kandaki sodyum oranının düşmesine (hiponatremi), böbreklerin arıtma kabiliyetinin aşılmasına, hücrelerin aşırı su alarak beyinde ödeme ve ölüme sebep olabileceğini belirtti. Bunun yanında, sağlıklı bir vücut, kilo kaybetmek, var olan kiloları korumak, fazla gıda alınmasını engellemek için bol su içilmesi gerektiğini vurgulayan Olgun, hayat için en iki temel maddenin su ve oksijen olduğunu anlattı.Suyun, zararlı maddelerin taşınması ve atılması, vücut ısısının denetimi, gıdaların sindirilmesi ve hücre içine taşınması gibi birçok faydaları olduğunu ifade eden Olgun, "Su, aynı zamanda tokluk hissi vererek iştahı da azaltır. Dolayısıyla kilo vermeye yardımcı olur. Günde 810 bardak su içmek kilo vermek için kafidir. Su yerine kolalı içecekler, çay ve kahve içmek suya olan ihtiyacı karşılamadığı gibi içerdikleri kafein yüzünden vücuttaki suyu atmaya sebep olarak suya olan ihtiyacı da artırabilirler. Bu yüzden sıvı gıdamızı su olarak almak gerekir. Ayrıca sindirim sisteminin daha iyi çalışması için sabah aç karnına 1 bardak ılık su içmek iyi olur" dedi.

Trump ve Erdoğan Beştepe'de bir araya geldi

36. NATO Liderler Zirvesi için Ankara'ya gelen ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beştepe'de bir araya geldi. Trump, "Bu zirve dostum Erdoğan'ın güçlü liderliğindeki Türkiye'de olmasaydı katılmazdım" diyerek Ankara'ya övgüler yağdırdı. Kritik zirvede F-35 ve ticaret mesajları öne çıktı

07.07.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Trump ve Erdoğan Beştepe'de bir araya geldi
Trump ve Erdoğan Beştepe'de bir araya geldi
Dünya diplomasisinin kalbi, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi vesilesiyle bugün Türkiye'nin başkenti Ankara'da atıyor. ABD Başkanı Donald Trump, 17 yıl aradan sonra Türkiye'yi resmi olarak ziyaret eden ilk ABD Başkanı sıfatıyla Ankara Havalimanı'na iniş yaptı.

Uçağın kapısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından son derece sıcak ve samimi bir şekilde karşılanan Trump, daha sonra resmi tören için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geçti. Beştepe'deki resmi karşılama töreninin ardından iki lider, kameraların karşısına geçerek ezber bozan açıklamalarda bulundu.

Trump: "Erdoğan olmasaydı bu zirveye katılmazdım"

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kabulde basına açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan yakın dostluğuna vurgu yaptı. Konuşmasına Erdoğan'ın liderliğini överek başlayan Trump, şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Cumhurbaşkanı ile çok iyi bir dostuz. Kendisi harika ve tüm dünyada saygı gören bir lider. En başından beri kimyamız çok uyuştu. Türkiye, onun liderliğinde askeri açıdan çok güçlü bir ülke haline geldi. Açıkça söylemek gerekirse, bu toplantı dostumun güçlü lider olduğu Türkiye'de düzenlenmemiş olsaydı, muhtemelen bu zirveye katılmazdım."

"Avrupalı müttefikler bizi yarı yolda bıraktı"

Konuşmasında NATO'nun Avrupalı üyelerine yönelik sert eleştirilerini sürdüren Trump, Türkiye'nin sadakatine dikkat çekti. Trump, "NATO'dan daha önce de hayal kırıklığına uğradığımı söylemiştim. İtalya, Fransa ve Almanya bizi yarı yolda bıraktı. O halde neden yüz binlerce dolar harcıyoruz ve onlar yardımımıza gelmiyor? Türkiye bu süreçte birçoğundan çok daha sadık bir müttefik oldu" şeklinde konuştu.



Masada F-35 ve ticaret var

Ziyaretin en kritik iki başlığını savunma sanayii ortaklığı ve bölgesel güvenlik oluşturuyor. Gazetecilerin soruları üzerine iki ülke arasındaki ilişkilere değinen Trump, Türkiye ile ilişkilerin hiç olmadığı kadar iyi bir seviyede olduğunu belirtti.

Görüşmenin ana gündem maddelerine değinen ABD Başkanı, "Bugün ticaret, savunma, İran ve birçok konuyu ele alacağız. Özellikle F-35'ler konusunu masaya yatıracağız ve bu konuda müttefikliğimize yakışır nihai bir karar vereceğiz" diyerek Türkiye'nin programa dönüşü veya bekleyen jetler hususunda yeşil ışık yaktı.

"CAATSA yaptırımlarını kaldırıyoruz, dostlarımızı cezalandırmayız"

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmede en radikal çıkış, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle uygulanan yaptırımlar konusunda geldi. Trump, ABD'nin hasımlarına karşı uyguladığı yaptırım yasasını dostlarına uygulamayacağını ilan ederek şunları söyledi:

"Türkiye'ye uygulanan CAATSA yaptırımlarını tamamen kaldıracağız. Artık bunun zamanı gelmişti. Zaten dünyada yaptırım uygulanacak çok fazla kişi ve kurum var, dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz. Bu kadar basit. Dışişleri Bakanım Marco Rubio ve Savunma Bakanım Pete Hegseth ile bu kararı netleştirmek için koordinasyon halindeyiz. F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye satışı konusunu da kesinlikle yeniden değerlendireceğiz."

Rahip Brunson hatırlatması: "Erdoğan'ı aradım, anında serbest bıraktı"

İki lider arasındaki kişisel dostluğa ve "kimya uyumuna" vurgu yapan Trump, geçmişte iki ülke arasında büyük bir diplomatik krize dönüşen Pastör Andrew Brunson olayına da atıfta bulundu. Brunson krizinin çözülme sürecini ilk kez bu kadar net ifadelerle anlatan Trump, şöyle konuştu:

"Biliyorsunuz ilk tanıştığımız günden beri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok özel bir ilişkimiz var. Geçmişte bir Rahip Brunson olayımız vardı, kendisi uzun bir hapis cezasıyla karşı karşıyaydı. Oldukça travmatik bir süreçti. Birçok lider aradı ancak hiçbir ilerleme kaydedilemedi. Ben Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradım ve kendisi rahibi anında serbest bıraktı. Hristiyan toplumu Cumhurbaşkanı'nın bu jestini asla unutmayacak. İşte o an, aramızdaki kimyanın ne kadar güçlü ve özel olduğunu tam anlamıyla anlamıştım."



Erdoğan: "Başkan Trump her zaman sözünün arkasındadır"

Trump'ın ardından söz alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise değerli dostunu Ankara'da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. Erdoğan, F-35 ve savunma sanayii projelerine yönelik olarak şu değerlendirmelerde bulundu:

"Değerli dostumla Ankara'da bir arada olmak bizlere ayrı bir güç katmıştır. F-35 konusu bizim için yeni bir konu değil, bunu Amerika ile daha önce de detaylıca görüştük ve 5 uçağın sözünü almıştık. İnşallah bu liderler zirvesinden hayırlı ve iki ülkeyi de memnun edecek bir karar çıkacağına inanıyorum. Sayın Trump her zaman sözünün arkasında duran bir lider olmuştur."

Erdoğan ayrıca, NATO zirvesi boyunca iki büyük müttefik olarak tam bir dayanışma içerisinde hareket edeceklerini ve zirveden güçlü kararlarla çıkmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Liderler, basına açık gerçekleştirilen bu ön açıklamaların ardından, heyetler arası görüşmelere liderlik etmek ve ikili diplomatik temasları derinleştirmek üzere Beştepe'de baş başa görüşmeye geçti.

NATO karşıtı eyleme polis müdahalesi

Ankara’da düzenlenen kritik NATO Liderler Zirvesi’ni protesto etmek amacıyla Kurtuluş Parkı’nda toplanmak isteyen "NATO’ya Hayır Koordinasyonu" üyelerine emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Valiliğin eylem yasağını gerekçe gösteren polis, park çevresini kalkanlarla kapatarak milletvekillerini abluka altına aldı, onlarca kişiyi ters kelepçeyle gözaltına aldı

07.07.2026 13:38:00
Haber Merkezi
 
NATO karşıtı eyleme polis müdahalesi
NATO karşıtı eyleme polis müdahalesi
Türkiye'nin ev sahipliğinde başkentte gerçekleştirilen 2026 Ankara NATO Zirvesi nedeniyle kent genelinde en üst düzey güvenlik önlemleri uygulanırken, zirve karşıtı protestolara yönelik müdahaleler de sertleşti. Bugün saat 11.00'de Kurtuluş Parkı'nın Kolej girişinde bir araya gelme çağrısı yapan NATO'ya Hayır Koordinasyonu, alana ulaştığı andan itibaren yoğun bir polis ablukası ile karşı karşıya kaldı.

Park çevresinde yoğun abluka ve ters kelepçeli gözaltılar

Ankara Valiliği tarafından zirve öncesinde ilan edilen 13 günlük eylem ve etkinlik yasağını gerekçe gösteren emniyet güçleri, eylemcilerin Kurtuluş Parkı'na girişini engelledi. Parkın tüm giriş noktalarını tutan ekipler, "NATO defol, bu memleket bizim" sloganları atan gruplara kalkanlar ve fiziki müdahaleyle karşılık verdi.

Edinilen bilgilere göre, polis ekipleri çok sayıda göstericiyi darp ederek ve ters kelepçe uygulayarak gözaltı araçlarına bindirdi.

Milletvekilleri ablukaya alındı, avukatlar gözaltında

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi tarafından yapılan güncel açıklamaya göre, Libya Caddesi üzerinden parka doğru yürüyüşe geçen 22 Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi öğrenci kötü muameleyle gözaltına alındı.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, EMEP Milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca ile SODAP Sözcüsü ve DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, park yakınlarında uzun süre polis çemberinde tutularak abluka altına alındı.

Halkevleri Genel Başkanı Sevinç Hocaoğulları, MYK üyeleri Nebiye Merttürk ve Özgür Ersoy müdahale esnasında gözaltına alınan isimler arasında yer aldı.

Eylemcilerin haklarını savunmak üzere alanda bulunan avukatlar Döndü Kurşunoğlu, Ece Ünsal ve Şevval Sarı da polis tarafından gözaltına alındı.

Gazetecilere "kalkanlı" engelleme girişimi

Güvenlik güçleri, Kurtuluş Parkı ve çevresindeki sert müdahale anlarının kamuoyuna yansımasını engellemek için basına yönelik de kısıtlamalar uyguladı. Gazetecilerin görüntü almasını engellemek amacıyla eylemcilerin etrafı polis kalkanlarıyla kapatılırken, bölgede görev yapan basın mensupları zor kullanılarak alandan uzaklaştırıldı.

Rutte "protesto edilebilmeli" demişti

Kurtuluş Parkı'ndaki bu sert müdahale, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Ankara'daki temasları sırasında düzenlediği basın toplantısındaki açıklamalarıyla tezat oluşturdu. Rutte, zirve öncesinde "Demokrasi seçimlerden daha fazlasıdır. İnsanlar eğer isterlerse gösteri ve protesto düzenleyebilmeliler" ifadelerini kullanmıştı.

Başkent genelinde zirve süresince protestolara yönelik tedbirlerin en üst seviyede tutulacağı öğrenilirken, gözaltına alınan onlarca kişinin Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü bildirildi.

NATO Ankara Zirvesi resmen başladı


 
Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, transatlantik savunma üretimi ve buna ilişkin yatırımların ön planda olacağı Savunma Sanayii Forumu'yla başladı.

07.07.2026 10:23:00 / Güncelleme: 07.07.2026 10:26:38
HABER MERKEZİ/AA
 
 NATO Ankara Zirvesi resmen başladı
 NATO Ankara Zirvesi resmen başladı

Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, transatlantik savunma üretimi ve buna ilişkin yatırımların ön planda olacağı Savunma Sanayii Forumu'yla start aldı.  ATO Congresium'da başlayan Savunma Sanayii Forumu, NATO tarihinin en geniş kapsamlı sanayi etkinliği olacak.

Esas buluşma yarın Beştepe'de

NATO devlet ve hükümet başkanları ise 8 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya gelecek. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bugün NATO savunma ve dışişleri bakanlarının katılacağı etkinlikler düzenlenecek.
Son 3-4 yıldır NATO'nun yan etkinliği şeklinde tasarlanan Savunma Sanayii Forumu, ilk kez Türkiye'de zirvenin resmi programı dahilinde yapılıyor. NATO'nun paylaştığı programa göre önemli bir duyurunun yapılacağı Forum'da, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin konuşma yapması planlanıyor.

Savunma sanayisine ilişkin çeşitli oturumların düzenleneceği Forum kapsamında Rutte ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de açıklama yapacak. NATO Genel Sekreteri Rutte, savunma sanayisi üretiminin artırılmasının Forum'un en önemli başlıklardan olacağını belirtmişti. NATO Genel Sekreteri Rutte, Forum'daki konuşmasında, NATO Ankara Zirvesi Sanayi Sanayii Forumu'nda, müttefiklerin Airbus'tan alacağı 12 adet A400 modeli uçakla hava gücü kapasitesini artıracağını duyurdu.


Ankara dünya liderlerini ağırlıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında aralarında ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Slovakya Cumhurbaşkanı Peter Pellegrini, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Mark Carney, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Karadağ Başbakanı Milojko Spajic ve NATO Genel Sekreteri Rutte ile Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın bulunduğu liderlerle görüşecek. Zirve kapsamında dışişleri bakanları ve savunma bakanları da çalışma yemeklerinde bir araya gelecek.

2004'te İstanbul'daki NATO Zirvesi'nde hayata geçirilen ve Katar, Bahreyn, Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin yer aldığı İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında dışişleri bakanları düzeyinde özel oturum düzenlenecek ve NATO İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacak. Zirvede, transatlantik ilişkilerde son dönemde artan gerginliklere rağmen müttefiklerin birlik ve dayanışma mesajı vermesi en önemli beklentiler arasında yer alıyor. Ana gündem maddeleri arasında Avrupa'nın konvansiyonel savunmada liderliği üstlenmesi ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının yeniden değerlendirilmesini öngören "NATO 3.0" vizyonunun inşa edilmesi bulunuyor.
Ukrayna'ya desteğin geleceğinin de ele alınacağı zirvede, müttefiklerin savunma harcamalarını ve savunma sanayi üretim kapasitelerini artırmaları konusunda taahhütlerde bulunmaları bekleniyor.

Yaz aylarında cildi yıpratan 7 tehlike


 
 
“Yaz aylarında cilt sağlığımızı bozan etkenler” denildiğinde aklımıza çoğu zaman sadece güneşin zararlı ışınları geliyor. Ancak cildimizi tehdit eden riskler bununla sınırlı değil.

07.07.2026 02:43:00
MURAT ÇORBACI
 
 Yaz aylarında cildi yıpratan 7 tehlike
 Yaz aylarında cildi yıpratan 7 tehlike

Sıcak havalar, klimalar, havuzlar, cep telefonları, parfümler ve yoğun terleme gibi etkenler de önemli risk faktörlerini oluşturuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, bu nedenle yaz aylarında cilt sağlığımız için sadece güneşten korunmanın yeterli olmadığına dikkat çekerek, "Genellikle gözden kaçan bu riskler cilt bariyerini zayıflatarak kuruluk, akne ve leke oluşumuna, hatta çeşitli enfeksiyonlara neden olabilir. Dolayısıyla yaz aylarında güneşten korunmanın yanı sıra bu faktörlere karşı da önlem almak son derece önemlidir." Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, yaz aylarında cildimizi yıpratan etkenleri anlattı.

1. Havuzlar

Yaz aylarında sıkça tercih edilen havuzlar,  hijyen koşullarının yetersiz olması durumunda  impetigo gibi bakteriyel enfeksiyonlar ve cilt ile gözleri etkileyebilen adenovirüs kaynaklı viral enfeksiyonların da bulaşmasına neden olabiliyor. Diğer yandan klorlu suda uzun süre kalmak ciltte su kaybına bağlı olarak kuruluk, gerginlik ve tahrişe de yol açabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Çok kalabalık ve hijyen koşullarının düşük olduğu havuzlarda yüzmeyin.
• Havuzda uzun süre kalmamaya özen gösterin.
• Havuzdan çıktıktan sonra zaman kaybetmeden duş almaya dikkat edin.

2. Şezlonglar ve duşakabinler

Havuz kenarları ile duşakabin gibi ortak kullanım alanlarında terlik olmadan çıplak ayakla dolaşılması, şezlongların havlu serilmeden kullanılması cilt sağlığını tehdit edebiliyor. Bu hatalar, Human Papilloma Virüsü'ne (HPV) bağlı siğillerin ve molluskum kontagiozum başta olmak üzere viral enfeksiyonların bulaşmasına yol açabiliyor. Siğiller en sık ayak altı, gövde ve yüz gibi bölgelerde ortası siyah noktasal kanama odakları içeren kabarıklıklar şeklinde görünürken, molluskum ise ortası göbekli ve çukur, çevresi deriden daha kabarık şişlikler şeklinde kendini gösteriyor. Cilt bariyerinin bozulduğu durumlarda basit bir temas bile bu virüslerin bulaşmasını kolaylaştırıyor.

Nasıl önlem almalı?

• Havuz kenarı ve duşakabin gibi ortak alanlarda çıplak ayakla dolaşmayın.
• Terlik ve havlu gibi kişisel eşyaları ortak kullanmamaya dikkat edin.
• Şezlongları havlu sermeden kullanmayın.
• Deride çizik ve sıyrık gibi durumlarda virüsler daha kolay bulaşabileceğinden el ve ayak hijyenine özen gösterin.

3. Klimalar

Yaz aylarında serinlemek için sıkça kullandığımız klimalar ortamın nem oranını düşürerek cildin su kaybetmesine neden olabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Gün içinde cilt bariyerini destekleyen nemlendirici kullanmayı alışkanlık edinin.
• Her gün 2-2.5 litre su içmeye özen gösterin
• Klimalı ortamlarda doğrudan hava akımına maruz kalmayın.
• Mümkünse ortamın nem dengesini korumak için aralıklı havalandırma sağlayın.

4. Aşırı sıcak hava

Aşırı sıcak hava damarların genişlemesine, kılcal damarların belirginleşmesine ve rozasea hastalığında ataklara yol açabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Özellikle rozasea (gül hastalığı) sorununuz varsa cildinizi ani hava değişimlerinden koruyun. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlarda bulunmamaya çalışın.
• Melazmaya yatkınsanız güneşten korunmak için şapka, gözlük ve düzenli güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin.

5. Yoğun ter birikimi

Yaz aylarında yoğun terleme malassezia furfur gibi mantar türlerinin çoğalmasına ve bunun sonucunda cilt lekeleri ile gözeneklerin tıkanmasına yol açabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Cildinizi her akşam terden ve krem artıklarından arındırın.
• Çok yoğun terleme problemi yaşıyorsanız, mantar oluşumunu engellemek için antifungal (mantar önleyici) etki gösteren şampuanları haftada bir veya iki kez vücudunuz için kullanabilirsiniz.

6. Parfümler

Yaz aylarında boyun, dekolte ve el bileklerimize sıktığımız parfümler güneş ışınlarıyla birleşince ciltte leke oluşumunu tetikleyebiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Leke oluşumunu ve alerjik reaksiyonları önlemek için parfümleri cildiniz yerine kıyafetlerinize sıkmayı alışkanlık edinin.

7. Cep telefonları

Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen cep telefonları, yalnızca iletişimi değil cilt sağlığını da etkileyebiliyor. Telefon yüzeyinde biriken bakteri ve kirler, yaz aylarında artan terleme ve sıcaklıkla birleştiğinde ciltte yağ dengesinin bozulmasına neden olabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Telefon ekranını düzenli olarak temizleyin ve mümkünse dezenfekte edin.
• Uzun görüşmelerde kulaklık veya hoparlör kullanarak telefonun yüzle temasını azaltın.
• Cildinizi temiz tutun, terledikten sonra yüzünüzü yıkayın ve hafif, gözenekleri tıkamayan ürünler kullanmaya özen gösterin.
• Demir oksit filtresi içeren ve mavi ışığa karşı da koruma sağlayan güneş kremlerini tercih etmeniz, cep telefonu ve bilgisayar ekranlarından yansıyan görünür ışığa karşı da koruma sağlayacaktır. 

Alkolün azı bile tansiyonu yükseltiyor


Yeni bir araştırmada, günde az miktarda dahi olsa alkol tüketiminin, tansiyon seviyelerini yükseltebileceği ortaya kondu.

07.07.2026 00:50:00
AA
 
Alkolün azı bile tansiyonu yükseltiyor
Alkolün azı bile tansiyonu yükseltiyor

Yeni bir araştırmada, günde az miktarda dahi olsa alkol tüketiminin, tansiyon seviyelerini yükseltebileceği ortaya kondu. Amerikan Kalp Derneğinin (AHA) bilimsel yayını 'Hypertension' dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında, ABD, Güney Kore ve Japonya'dan 19 bin 500'den fazla kişinin verileri yaklaşık 5 yıl incelendi.

Uzmanların verileri analizinde, 'az miktarda' alkol tüketen kişilerde bile tansiyonun yükseldiği görüldü.
Araştırmada, büyük tansiyonun, günde ortalama 12 gram (yaklaşık bir kadeh) alkol tüketen kişilerde yaklaşık bir birim arttığı gözlendi.

Günlük alkol tüketimi 48 grama çıkan kişilerde ise bu artışın yaklaşık 5 birime ulaştığı belirlenirken, küçük tansiyonda ise erkeklerde artış gözlenirken, kadınlarda belirgin bir değişim saptanmadı.

Araştırmanın başyazarı Boston Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu Öğretim Üyesi Prof. Marco Vinceti, elde ettikleri bulguların şaşırtıcı olduğunu belirterek, "Düşük miktarda bile olsa alkol tüketiminin zaman içinde tansiyon artışıyla ilişkili olduğunu fark ettik. Alkol alımını sınırlamak tavsiye edilir ancak tamamen kaçınmak çok daha iyidir" değerlendirmesinde bulundu. Yüksek tansiyon, kalp krizinden felce, böbrek yetmezliğinden vasküler demansa (damarsal bunama) kadar birçok ciddi sağlık sorununa yol açabiliyor.

Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!


 
Okullar kapandı, sınav stresi sona erdi. Milyonlarca genç ve çocuk yaz tatiline başladı. Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, tatilin kontrolsüz ekran kullanımına dönüşmesinin çocuk ve gençlerin hem bedenini hem de ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceği konusunda aileleri uyarıyor.

07.07.2026 00:46:00 / Güncelleme: 07.07.2026 00:49:49
MURAT ÇORBACI
 
Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!
Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!

Çocuk ve gençlerin stresli YKS ve LGS sürecini arkalarında bırakmalarının ardından okulların kapanmasıyla uzun yaz tatili de başlamış oldu. Dersler, ödevler ve sınav telaşı geride kalırken çocukların günlük yaşamında önemli bir değişiklik yaşanıyor. Boş zamanın artmasıyla birlikte telefon, tablet, bilgisayar ve oyun konsolları günün büyük bölümünü kaplamaya başlayabiliyor.

Kontrolsüz kullanım riskli

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu İsmail Anıl Usta, yaz tatilinde ekran kullanımındaki artışın çoğu zaman fark edilmeden günlük yaşamın merkezine yerleştiğini belirterek, "Sorun teknoloji değil; teknolojinin çocuğun hayatındaki yerinin kontrolsüz şekilde büyümesidir" dedi. Teknolojinin artık yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Usta, çocukların dijital dünyanın içine doğduğunu ve ekranları tamamen yasaklamanın ne gerçekçi ne de sağlıklı bir yaklaşım olduğunun altını çiziyor. Usta, önemli olanın ekranın varlığı değil, kullanım süresi ve kullanım amacı olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Ekran, öğrenmeyi destekleyen bir araç da olabilir, zamanı tüketen bir alışkanlık da... Belirleyici olan çocuğun ekran karşısında ne yaptığı ne kadar süre geçirdiği ve bunun günlük yaşamını nasıl etkilediğidir. Kontrolsüz ekran kullanımı sadece zaman kaybına neden olmuyor; çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimini de önemli ölçüde etkiliyor. Saatlerce ekran karşısında oturan çocuklarda fiziksel aktivite azalıyor. Bunun sonucunda kilo artışı, duruş bozuklukları, kas-iskelet sistemi sorunları ve göz yorgunluğu gibi problemler daha sık görülebiliyor."

Sağlıklı ekran kullanımı nasıl olmalı?

• Günlük ekran süresi çocukla birlikte belirlenmeli
• Ebeveynlerin rol model olması sebebiyle evde birlikte geçirilen zaman diliminde de teknoloji kısıtlamasına gidilmeli
• Teknoloji tamamen yasaklanmamalı ancak sınırsız da bırakılmamalı
• Spor, sinema, sanat ve kitap okuma günlük rutinin parçası haline getirilmeli
• Yemek saatleri ve aile sohbetlerinde masadan telefonlar uzaklaştırılmalı
• Yatmadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı sonlandırılmalı
• Yaz tatili djital değil, gerçek hayatla hatırlanmalı.

AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu

Türkiye, 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi’nin ardından tam 22 yıl sonra yeniden bir NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor

06.07.2026 20:10:00
Haber Merkezi
 
AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu
AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu
Türkiye, 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi'nin ardından tam 22 yıl sonra yeniden bir NATO Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. İktidar blokunun aylardır "diplomatik zafer" ve "küresel gövde gösterisi" olarak sunduğu 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, başkent Ankara'da devasa bir güvenlik kuşatması altında başladı.

Ancak madalyonun diğer yüzü, bu zirvenin Türkiye'nin çıkarlarından ziyade, Batı ittifakının bölgedeki tıkanıklıklarını aşma çabası olduğunu gösteriyor.

Neden Şimdi?



Zirvenin tam da bugün Ankara'da toplanması tesadüf değil. Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'da tırmanan bölgesel krizler nedeniyle NATO'nun askeri lojistik ve mühimmat ihtiyacı zirve yapmış durumda. Batı dünyası "NATO 3.0" adını verdiği yeni konseptle askeri ve mali yükü ABD'nin üzerinden alıp müttefiklerin sırtına yüklemeyi amaçlıyor.

Türkiye ise tam bu noktada, hem coğrafi konumu hem de son yıllarda cephede test edilmiş savunma sanayii kapasitesi nedeniyle ittifak için "vazgeçilmez bir tedarikçi ve cephe ülkesi" olarak yeniden masaya çağrılıyor. Esasen bu davet, Türkiye'nin diplomatik gücünden ziyade, müttefiklerin mühimmat ve askeri üretim darboğazını aşma ihtiyacından kaynaklanıyor.

"Milli Beka" Söyleminin Gölgesinde Ağır Eleştiriler



Zirve, muhalefet çevreleri ve bağımsız analistler tarafından "halkın gerçek gündemini örtbas eden bir şov" olarak nitelendiriliyor. İktidarın zirveyi iç siyasette bir propaganda malzemesi olarak kullandığını belirten eleştirmenler, şu can alıcı soruları yöneltiyor:

Ekonomik krizin pençesindeki ülkede, binlerce yabancı delege ve 56 binden fazla güvenlik personeli için harcanan devasa bütçeler halkın sırtına ek yük bindiriyor.

Zirvenin ana gündem maddelerinden biri, üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYİH'nın yüzde 5'ine çıkarması. Zaten ağır bir ekonomik konjonktürden geçen Türkiye'nin, bütçesinden silaha ve mühimmata daha fazla pay ayıracak olması sosyal refahın iyice gerilemesi anlamına geliyor.



Yıllardır S-400, F-35 krizleri ve CAATSA yaptırımları nedeniyle Batı tarafından bypass edilmeye çalışılan Türkiye, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara ziyaretiyle bir gecede yeniden "sadık müttefik" ilan ediliyor. Eleştirmenler, Türkiye'nin çıkarlarının yine batılı emperyalist güçlerin bölgesel operasyonlarına ipotek edilmesinden endişeli.

Zirve gerekçesiyle başkentin ana arterlerinin günlerce trafiğe kapatılması, askeri tedbirler ve sokağa çıkma kısıtlamalarını aratmayan barikatlar Ankara halkının günlük yaşamını adeta felç etmiş durumda.

Sonuç olarak; 22 yıl sonra Ankara'da kurulan bu lüks masa, Türkiye'ye eşit bir ortak gibi değil, küresel çatışma haritalarında riskli görevleri üstlenecek bir "cephe ülkesi" rolünü yeniden dayatıyor. Ankara'daki diplomasi trafiği parıldarken, sokaktaki vatandaş faturanın yine kendisine kesileceğinin farkında

NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu

36. NATO Liderler Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basın toplantısı düzenleyen Genel Sekreter Mark Rutte, savunma harcamalarının artırılacağını belirterek, "Türkiye ittifak için vazgeçilmez bir güç, savunma malzemelerimizi Türk savunma sanayisi sağlıyor" dedi

06.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu
NATO Genel Sekreteri Zirve öncesi konuştu
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşecek tarihi 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi. Göreve geldikten sonraki en kritik zirvelerden birine Türkiye'nin ev sahipliğinde çıktıklarını belirten Rutte, küresel savunma harcamalarından Ukrayna savaşına, Türk savunma sanayisinin rolünden "NATO 3.0" vizyonuna kadar pek çok önemli başlıkta kritik mesajlar verdi.

Zirvenin "alınan kararların uygulamaya geçirilmesi" aşaması olduğunu vurgulayan Rutte, müttefiklerin savunma bütçelerini gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5'i seviyesine çıkarma hedefine odaklanacaklarını duyurdu.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Türkiye'ye teşekkür ediyorum"

Konuşmasına ev sahipliğinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibine teşekkür ederek başlayan Rutte, "Bu muhteşem salonda bizi ağırladıkları için minnettarım. Şimdiye kadar her şey mükemmel. Türk halkının misafirperverliğinden çok etkilendim" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin askeri gücünün altını çizen Genel Sekreter, şu açıklamalarda bulundu:

"Türkiye, NATO içindeki en iyi silahlı kuvvetlerden birine sahip ve ittifak noktasında çok önemli bir rol oynuyor. Geçtiğimiz 10 yılda savunma sanayisini çok net bir şekilde yukarı taşıdı. Savunma için ihtiyaç duyduğumuz kritik malzemeleri Türk Savunma Sanayii karşılıyor. İstanbul ve Ankara bizim için, tüm ittifak için hayati öneme sahip."

"Savunma harcamalarında yeni hedef: Yüzde 5"

NATO Ankara Zirvesi'nin en temel finansal gündem maddelerinden birinin bütçe planlamaları olduğunu kaydeden Rutte, müttefiklerin inandırıcı planlar sunması gerektiğini söyledi. Geçen yıl Lahey'de önemli kararlar aldıklarını belirten Genel Sekreter, "Herkes yüzde 5 bütçe hedefi konusunda anlaştı. Şimdi Ankara'da bu sözlerin somut sonuçlarını izliyoruz. Paramızı işe, füzelere ve savunma kapasitesine dönüştürüyoruz. Avrupalı müttefiklerimiz ve Kanada, harcamalarını ABD seviyesine eşitleme aşamasında. Güçlü bir Avrupa, güçlü bir NATO demektir" dedi.

"Putin'in saldırıları çaresizliğini gösteriyor"

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarına sert tepki gösteren Rutte, Ukrayna'ya desteğin kesintisiz devam edeceğini yineledi. Dün akşam saatlerinde Ukrayna kentlerine düzenlenen hava saldırılarına değinen Genel Sekreter, şu cümleleri kaydetti:

"Rusya masum Ukrayna halkını vurmaya devam ediyor ancak bu saldırılar Putin'in ne kadar çaresiz olduğunu gösteriyor. Ukrayna ordusu, Rusya ekonomisini mahvediyor. Geçtiğimiz aylarda cephede ilerleyen bir Rusya vardı, şimdi ise durum başabaş gidiyor. Verdiğimiz hava savunma destekleriyle Ukrayna tarih yazıyor ve ihtiyaçları olan her şeyi onlara sağlamaya kararlıyız. Ukrayna'nın güvenliği bizim doğrudan kendi güvenliğimizdir."

"Trump ile Hürmüz Boğazı konusunda anlaştık"

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye de değinen Mark Rutte, transatlantik ilişkilerdeki bütçe uyumuna dikkat çekti. Trump'ın müttefiklerin savunma harcamalarını artırması yönündeki kararlılığını öven Rutte, "Geçtiğimiz hafta Umman'da da bir araya geldik. Ticaret yollarının güvenliği açısından kritik olan Hürmüz Boğazı'nda özgür dolaşımın sürdürülmesi konusunda kendisiyle tam bir mutabakata vardık" dedi.

Hollandalı gazetecinin "demokrasi" sorusuna yanıt

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde Hollandalı bir gazetecinin, Ankara'daki güvenlik önlemleri ve muhalif figürlere yönelik hukuki süreçleri hatırlatarak sorduğu "Ankara liberal demokrasilerin toplanması için doğru yer mi?" sorusu üzerine Rutte, evrensel demokrasi ilkelerine vurgu yaptı.

Demokrasinin sadece seçim sandığından ibaret olmadığını ifade eden Rutte, "Demokrasi, seçimden çok daha fazlasıdır. Aynı zamanda bağımsız ve özgür medya demektir. Gazetecilerin istediği soruyu sorabilmesi, istediği araştırmayı yapabilmesi ve medyanın bu tür zirvelere serbestçe erişebilmesi demokrasinin temel şartıdır" yanıtını verdi.

Ankara Zirvesi'nde gözler "NATO 3.0" vizyonunda

7-8 Temmuz tarihleri arasında yürütülecek oturumlarda 32 üye ülkenin lideri, ittifakın yeni askeri ve teknolojik dönüşüm evresi olan "NATO 3.0" vizyonunu inşa edecek. Zirvenin ilk gününde müttefikler, tarihin en kapsamlı NATO Savunma Sanayi Forumu kapsamında bir araya gelerek milyarlarca dolarlık yeni ortak projeleri imzalayacak.

Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in müfredat ve tarih anlatısına yönelik "Kurtuluş Savaşı demeyeceğiz" çıkışına sosyal medya hesabından sert yanıt verdi. Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarması sayesinde bugün fetihlerin kutlanabildiğini hatırlatan Baş, "Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir" dedi

06.07.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Millî Eğitim Bakanlığı'nın yeni eğitim müfredatı ve tarih dersi içeriklerine yönelik tartışmalar siyasetin gündemindeki yerini koruyor. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin kullanımına yönelik eleştirilerine, sosyal medya X hesabı üzerinden tarihi gerçekleri hatırlatarak sert bir dille tepki gösterdi.

"Hangi Osmanlı? Sevr'e imza atan Osmanlı!"

Bakan Tekin'in "Neyden kurtuluyormuşuz, önce Osmanlı varmış" şeklindeki yaklaşımını eleştiren BTP lideri Hüseyin Baş, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışından önceki dönemin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. "Evet Sayın Bakan, bir Osmanlı vardı ama hangi Osmanlı?" diye soran Baş, şu ifadeleri kullandı:

"Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı? Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı! Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı! Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı! Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"Neyden kurtulduğumuzu söyleyeyim: Haçlı çizmelerinden!"

Tarihin siyasi mülahazalarla değiştirilemeyeceğini ifade eden Baş, Türkiye Cumhuriyeti'nin hangi şartlarda kurulduğunu tek tek sıralayarak, "Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim" dedi ve ekledi:

"Sevr'den kurtulduk! İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk. Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk. Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk. Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak Atatürk sayesindedir"

Açıklamasında altı çizilmesi gereken bir kronoloji uyarısında bulunan Hüseyin Baş, Atatürk'ün imzasını taşımayan bir son zafer olmasaydı geçmişteki hiçbir zaferin yâd edilemeyeceğini belirtti. Baş, "Bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz. O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız. Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!" diyerek Millî Eğitim Bakanlığı'nın ajandasını eleştirdi.

"Tarihimizi birbiriyle çarpıştırmayın"

Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti'nin birbirinin zıttı değil, aynı zincirin halkaları olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, açıklamasını şu sağduyu çağrısıyla tamamladı:

"Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim! Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir."

Bakanlığın tarih terminolojisine getirmek istediği değişikliklere karşı muhalefet kanadından tepkiler yükselmeye devam ederken, Hüseyin Baş'ın bu kapsamlı tarihi çıkışı sosyal medyada kısa sürede büyük etkileşim aldı.


Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 7'si tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 44. duruşması sona erdi

06.07.2026 17:34:00
Anadolu Ajansı
 
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunmalar alındı.

Tutuksuz sanıklardan Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, savcılığın mütalaasında 2 suç yönünden beraatinin, 1 suçtan ise cezalandırılmasının istendiğini söyledi.

İddia makamının "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlamasını kabul etmediğini savunan Ateşçi, "İhalede kanuna aykırı bir husus yoktur. Ben suç işlesem bunu kabul ederim ancak birinin hatası üzerine tutuklandım. Ben bir memurum, devletin personeliyim." diyerek beraat talebinde bulundu.

Duruşmada, sanık avukatlarının da mütalaaya karşı beyanları alındı.

Avukatlar, müvekkillerinin üzerlerine atılı suçlamaları reddederek, beraatlerine karar verilmesini istedi.

Duruşma, yarına ertelendi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.