HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 21 HAZİRAN 2021, PAZARTESİ

Sükunet ya da hırçınlık

03.10.2001 00:00:00
Süper Birinci Lig, bu hafta çarpıcı gelişmelere sahne oldu. Galatasaray ile İstanbulspor, aldıkları galibiyetlerle rakipleri ile puan farkını 5'e çıkardılar; Beşiktaş, geride kalan 7 haftadaki en güzel oyununu ortaya koyarak, namağlup Kocaelispor'un bu unvanını elinden aldı; Trabzonspor, Ankaragücü karşısında aldığı beraberlikle gerileme dönemini nokta koyarak, en azından duraklama dönemine girdiğinin işaretlerini verdi; Fenerbahçe, Denizli'yi zor da olsa yenerek, bir hafta da olsa eleştiri oklarını bertaraf etti.

İkisinin takımları haftayı galibiyetle kapatsa da, 3 teknik direktör 'topun' ağzından kurtulamadı. Mustafa Denizli, Lucescu ve Sadi Tekelioğlu... Hadi Fenerbahçe'nin 'göze hoş gelmeyen' futboluyla Mustafa Hoca'nın eleştirilmesini; Trabzonspor'un aldığı kötü sonuçlardan dolayı Sadi Hoca'ya dokundurulmasını anlayabilmek mümkün; ancak hem Avrupa'da, hem de ligde iyi oyanayan Galatasaray'ın hocası Lucescu'ya, üstelik çıkış döneminde klenmenin anlamını sökebilmek mümkün değil.

Denizli, Lucescu ve Tekelioğlu'nun ortak iki özelliği var: Her üç Hoca da medya ile konuşmaktan, spor yazarları ile polemiğe girmekten hoşlanmıyorlar. Nadiren özel mülakat veriyorlar. Eleştirilere karşı sükunetlerini muhafaza ettiklerinden, gelişmelere anında tepki vermemelerinden, ortaya atılan her tartışma karşısında seslerini yükseltmemelerinden olsa gerek; kimi yazarlar bu hocalara özellikle yüklenmekten büyük zevk alıyor.

İkinci olarak, her 3 hoca sakin görünümü sahip. Fatih Terim gibi agresif değiller. Kavgacı hiç değiller. Oysa kimi medya mensupları kavgayı ister, böyle bulanık ortamlardan yarar sağlayacaklarını sanırlar.

Lucescu örneğini ele alacak olursak, geçen yıldan bu yana 'sessiz sedasız' olduğundan, heyecansız bir görüntü verdiğinden dolayı, bir türlü eleştiri hattından kurtulamadı. Takımı Real Madrid gibi bir devi yere sererek, Süper Kupa'yı aldı, yine birilerine yaranamadı; Galatasaray'ı Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale çıkardı, yine olmadı (Oysa agresif görünümlü Fatih Terim, UEFA kupasını Galatasaray'a getirdiği yıl, aynı ligde ikinci tura bile çıkamamıştı); takımı bu yıl ligin zirvesinde, Şampiyonlar Ligi'nde potanın üstünde, yine beğenilmiyor.

Yani, Galatasaray sahada nasıl oynarsa oynasın, Lucescu kulübede sakin sakin oturdukça, kendisine yönelik eleştiriler sona ermeyecektir.

Peki, bizdeki kimileri nasıl teknik adam istiyor: teknik adam dediğin şöyle biraz hırçın olmalı; takımı gol kaçırdığında, mimikleriyle televolecilere görüntü imkanı vermeli; yumruğunu sıktığında, ensesindeki damarları kabarmalı; konuştuğunda, ifade ettiği kelimelerin canını çıkarmalı...

Zikrettiğimiz her üç hocada da bu özellikler yok. Dolayısıyla takımları çok iyi oynayacak ki, kendilerini eleştiri hatlarından uzaklaştırsınlar.

Vesselam.
 
Recep Bahar / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.