Anadolu'nun her köşesinden yankılanmaya başlayan 'çan' seslerini bizden başka kimse gündem eden var mı? Dün Van tecavüz adasındaki ayinler bugün ise Sümela'daki ayinler gündem de.
'Hayırdır, ne oluyor' diyen var mı? Neden? Çünkü ya ortaklık yapıyorlar, ya korkaklık ya da ticaretlerinin sekteye uğramasından ve de makamlarını kaybetmekten korkuyorlar.
1. Dünya savaşı, Trabzon ve Doğu Karadeniz'in işgali, Pontos hayali ve bu hayal uğruna Rum çetelerinin yaptığı katliamlar, bu katliamların organize eden Trabzon Metropoliti Hrisantos ve Sümela'nın karargâh olarak nasıl kullanıldığını, 1923'de Sümela'nın neden kapatıldığını gazetemiz yazarlarından aynı zamanda Maçkalı olan Ali Nezir Hocamız 15 Ağustos tarihli 'Neden Sümela' adlı makalesinde detaylıca anlattı.
2010 yılına gidelim. O zaman başbakan olan Erdoğan, MÜSİAD Gaziantep Şubesi'nin Dedeman Otel'de verdiği iftara katıldı ve 88 yıl sonra ayin izni verdikleri Sümela hakkında gelen tepkileri şöyle cevaplıyordu:
"Trabzon Sümela'da ayin için bir iki grup, malum, kimler olduğunu benim anlatmama gerek yok, 'işte bak, yeniden Pontus'u hortlattılar' yahu arkadaş ne oldu, geldiler ayinlerini yaptılar, gittiler. Kaç kişi bin 500 2 bin kişi. Ne kaybettik? Biz kazanıyoruz aslında.
Aç, Osmanlı tarihini bir oku. Bak, Osmanlı bunlardan korkmuş mu? Osmanlı açmış ve Osmanlı bunlarla da hiçbir zaman en ufak bir sıkıntıya düşmeden tam aksine bunları uluslararası camiada da kendisinin otoritesi için en iyi şekilde kullanmış."
Demek ki Sayın Erdoğan Osmanlıyı hiç okumamış! 'Biz kazanıyoruz' derken ne kazandığını da açıklamadı!
Ben, ne kaybettiğimizi yazayım
"Dinî görünse de, siyasi ve iktisadi sonuçlar doğuran misyonerlik çalışmaları global düzende gün geçtikçe önem kazanmaktadır.
Komşumuz (!) Yunanistan'ın desteklediği, Karadeniz'de bir Pontus Rum Devleti'nin kurulması faaliyetlerine yönelik ülkemizde ve yurtdışında sürdürülen çalışmaları da bu bağlamda değerlendirmekte fayda vardır.
Özellikle "Ermeni Soykırım" yasasının, Fransa Parlamentosundaki kabulünden sonra, Yunanistan'da bulunan "Pontus Etütler Merkezi" ve "Kuzey Yunanistan Pontus Dernekleri Federasyonu", Pontus ruhunu canlandırabilmek için faaliyetlerine hız vermiştir.
Bu dernekler, hükümeti ve parlamentoyu "Pontus soykırımın" uluslararası alanda tanıtılmasında yeterli çabayı göstermemekle itham edecek kadar Yunanistan'da itibarlıdır.
Yetkili makamları ve basını harekete geçirerek Türkiye'ye karşı "Pontus soykırımını" kabul ettirebilmek yönünde yoğun baskı yapmaya hazırlanan bu çevreler, basında çıkan yalan haberlerle Yunan halkını da arkalarına almışlardır.
Rum basınında son dönemde şu şekilde yazılar çıkmaktadır:
"Karadeniz Bölgesinde halk, Elen kökenli olduğunun farkındadır.
Pontus'ta Elenlerin varlığı ise çok eskilere dayanır. İlk yapılan toplu İslamlaştırma Trabzon ve Batum arasındaki Lazlara yönelik olmuştur.
17. yüzyılda yapılan bu hareket Of, Sürmene, Tonya ve diğer bölgelerdeki Elenlerin İslamlaştırılmasıyla devam etmiştir."
Hâlen Karadeniz Bölgesinde bu konuyu işleyen pek çok misyoner vardır.
Maksat yine aynıdır. Asıl kimliklerini Müslümanlaştırıldıkları için kaybettikleri iddia edilen güya Pontus asıllı Karadeniz Türklerine, "tekrar eski Hıristiyan dininizi kabul ederek esas kimliğinize dönün" telkinleri yapılmaktadır.
Ayrıca, tezlerini destekler mahiyette, 1990 yılında, kalp hastalıklarıyla ilgili bir konu için Trabzon ve çevre illerdeki halktan izinsiz kan örnekleri alınmıştır.
California'daki bir enstitüde araştırma görevlisi olan ABD'li Prof. Dr. Robert Mahley'in başkanlığındaki bu heyet, etnik köken araştırması yapmıştır.
Yunanistan'ın Ankara Büyükelçiliğince, "lisans ve yüksek lisans" öğrencileri için Yunan Devleti'nin burs vereceğine ilişkin Trabzon KTÜ ile temasa geçilmiştir.
Bu ülkeye çekilecek öğrencilerle, kısıtlı da olsa Pontus sempatizanı bir taban oluşturma çabaları vardır.
Öğrenci transferi uygulamasının rahat sağlanabilmesi bahanesiyle Trabzon'a bir konsolosluk açılması yönünde çalışmaları olmuştur. Eğer gerçekleşseydi, siyasi olarak da faaliyetleri resmiyet kazanacaktı.
Pontus ruhunu diriltmek maksadıyla Yunanistan'daki Pontus dernekleri bölgeye turistik amaçlı geziler düzenleyerek Karadeniz'de yaşamış atalarının bugünkü akrabaları ile tanışarak bir bağ kurmaya çalışmakta, Rumca konuşan halkla sohbet edilerek bunlarla Pontus arasında geçmişe dayalı bir ilişki aranmaktadır.
ABD'nin de destek verdiği faaliyetler gayeleri istikametinde giderek şekillenmektedir.
Aynı gayeler doğrultusunda İstanbul Sur içinde bir "Ortodoks Fener Rum Devleti" kurulması çalışmaları, "Ekümenik" sıfatıyla Patrik Bartholomeos tarafından yürütülmektedir.
Ülkemizdeki önemli işadamlarımızdan biri tarafından da ciddi şeklide desteklenen Patrik, bir süre önce Rum ve Ermeni işadamlarından oluşan bir gemiyle Trabzon'a çıkmak istemiş, ama halkın tepkisi üzerine bunu gerçekleştirememişti.
Görüldüğü gibi misyonerlerin tüm dünyada farklı yöntemler kullanarak toprak elde etme gayelerinde sıra Türkiye'dedir. Bunlar, ülkemiz içindeki özellikle akademisyenler ve işadamlarımızdan oluşan elit tabakanın da desteğiyle, dinî maksatlı görünen faaliyetlerini hiçbir engelle karşılaşmadan sürdürmektedirler.
Uygulanan projelerin (iyimserlikle yaklaşmak yerine) milli bütünlüğümüze karşı büyük bir tehdit içerdiğini asla unutmayalım!
Yapılalar Türk vatanını "işgale yönelmek" demektir.
İlgililerin bu konuda gerekli tedbirleri bir an önce almaları, varlığımızın devamı için zaruridir." (Prof. Dr. Haydar Baş'ın gazetemizde yayımlanan 22-08-2001 tarihli yazısından)
Ecevit döneminde halkın tepkisinden dolayı Trabzon'a gidemeyen Patrik Erdoğan vesilesiyle her yıl Trabzon'a gidiyor, büyük bir ilgi ile karşılanıyor, iktidar ve Trabzonluları taltif ediyorsa birilerinin attığı maya tutmuş, planları gerçekleşmeye başlamış demektir.
- Plan CHP’yi mi, Türkiye’ye mi? / 24.05.2026
- Bizden İslam’ı, imanı saklamışlar / 22.05.2026
- Varlık barışı ve kara para aklama / 21.05.2026
- Bilal Erdoğan’dan ‘gavur’ çıkışı / 20.05.2026
- Bir adım daha atma, geri dön dediler ama o dönmedi / 19.05.2026
- ‘Türkiye eğitim ve öğretimde 20 yılda devrim yaptı’ / 18.05.2026
- Kapitalizmin çöküşü ABD’nin çöküşüdür / 17.05.2026
- Ruhban Okulu'nun açılmasını kimler istiyor? / 15.05.2026
- Sayın Erdoğan, Hüseyin Baş’ı doğruladı / 14.05.2026


























































