logo
30 HAZİRAN 2026

Suriye krizi silah tüccarlarına yaradı

Suriyeli muhaliflerden gelen yoğun silah talepleri kara borsadaki fiyatları yukarıya çekti. Bir kaleşnikof ve RPG-7 sistemi 2 bin doları aşarken, 900 doların altında bir piyade tüfeği bulmak mümkün olmadığı iddia edildi

19.07.2012 00:00:00
 
Suriyeli muhaliflerin elindeki silahlar ve artan talep nedeniyle kara borsadaki silah fiyatlarındaki fırlama, Batı medyasını meşgul etmeyi sürdürüyor. New York Times gazetesi, kara borsadaki silah fiyatlarının tavan yaptığına dikkat çekti. New York Times gazetesi, savaş silahları konusunda uzman kıdemli muhabiri C.J. Chivers imzasıyla Suriye savaşındaki silahlar için “Hızlı artan fiyatlar, ihtilafta bir tırmanmanın işareti mi?” sorusuna yanıt aranan bir makale yayımladı. İsyancıların elindeki silahları gösteren fotoğraflara yer verilen makalede Suriye ordusunda eski yüzbaşı ve halen bir “gerilla komutanı” olan Abu Hamed'in, her türlü silaha olan ihtiyaçlarına yönelik açıklamaları yansıtıldı. Ahmed'in tek bir tüfek kartuşu için 4 dolardan fazla para ödemek zorunda kaldığını, bir Kaleşnikof tüfeğin maliyetinin de 2 bini aştığını söylediğine dikkat çekildi.

Silah fiyatları tavan yaptı
Chivers, Türkiye sınırına yakın yerlerde savaşçılar ve komutanlarıyla yapılan görüşmelerde piyade silahları için istenen fiyatların yoğun bir talebi ortaya koyduğunu, silah fiyatlarının tavan yaptığını kaydetti. Tarihin, isyancıların talep ettikleri silahlara sonunda kavuşacaklarını gösterdiğini savunan Chivers, “Gri ve kara borsa tüccarlarının böyle bir fırsatı kaçırmaları beklenemez” dediği makalesinde RPG-7 sistemlerinin 2 bin doları aştığını, PK makineli tüfeklerin fiyatlarının 6 bin ile 7 bin dolar arasında değiştiğini, 900 doların altındaki bir piyade tüfeğini bulmanın imkansız olduğunu kaydetti.
“Böylece, cephane hariç, üç tüfekçi, bir makineli tüfekçi ve roket güdümlü el bombası taşıyan bir birliği silahlandırma bir komutana 10 binden fazla dolara mal oluyor” diyen Chivers, ABD'li dizaynlı M-16 tüfeğinin de Suriye'de iç savaşında boy gösterdiğini, çok yüksek olan fiyatlarının da tüfek başına 5 bin ile 6 bin arasında değiştiğine dikkat çekti.

Kaddafi gitti karaborsa geldi
New York Times'daki makalede Libya'da yaşananlara gönderme yapılarak Libyalı isyancıların elindeki bir Kaleşnikof'un 2 bin veya daha fazla dolara mal olabildiği, ancak savaş bittiğinde fiyatının 500 doların altına düştüğü kaydedildi. Gazete “Kaddafi sonrası Libya, bir karaborsa ihracatçısı haline geldi ve oradan her türlü silahın dışarıya gönderildiği söyleniyor” dedi. Chivers, tüm bu silahların Esad sonrası Suriye'deki akıbetinde yarattığı kaygıyı, isyancılardan Suriye ordusu eski subayı Abu Hamza'nın, “Suriye'nin Afganistan, Somali veya Libya gibi olmasını istemiyoruz” sözleriyle yansıttı. ANKA

Onurlu göndereceklerdi, şimdi ucuza çalıştıracaklar

Türkiye'de geçici koruma statüsünde bulunan Suriyelilerin geri dönüş tartışmaları sürerken, hükümetten iş gücü piyasasını kökten değiştirecek radikal bir hamle geldi

29.06.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
Onurlu göndereceklerdi, şimdi ucuza çalıştıracaklar
Onurlu göndereceklerdi, şimdi ucuza çalıştıracaklar
Türkiye'de geçici koruma statüsünde bulunan Suriyelilerin geri dönüş tartışmaları sürerken, hükümetten iş gücü piyasasını kökten değiştirecek radikal bir hamle geldi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye'de kalan 2 milyon 259 bin Suriyeli için çalışma izni zorunluluğunun kaldırıldığını ve yerine "çalışma izni muafiyeti" getirildiğini açıkladı.

Daha önce her fırsatta sığınmacıların ülkelerine "onurlu ve gönüllü" şekilde gönderileceğini taahhüt eden ekonomi ve göç politikalarının, bu kararla birlikte sığınmacıları piyasada kalıcı ve ucuz iş gücü olarak tutma stratejisine dönüştüğü yorumları yapılıyor.



Yeni düzenlemeye göre, sığınmacılar artık bürokratik ve maliyetli çalışma izni süreçleriyle uğraşmayacak. Doğrudan her seferinde 1 yıl geçerli olacak "çalışma izni muafiyeti" belgesi alarak yasal olarak istihdam edilebilecekler. İçişleri Bakanlığı bu adımın gerekçesini imalat, tekstil, tarım ve hayvancılık sektörlerindeki ağır iş gücü açığı ve kayıt dışı istihdamla mücadele olarak açıklasa da karar kamuoyunda çok sert tepkiyle karşılandı.

Siyasi muhalefet ve işçi sendikaları, "gönüllü geri dönüş" söylemlerinin rafa kaldırıldığını belirterek kararı "yerli işçiye darbe" olarak nitelendiriyor. Yapılan eleştirilerde, muafiyet sistemiyle birlikte Suriyeli sığınmacıların piyasadaki ucuz iş gücü statüsünün tamamen yasallaştırıldığı, bu durumun fabrikalarda ve tarlalarda asgari ücretle çalışan Türk vatandaşlarının iş bulmasını imkansız hale getireceği savunuluyor. Karar, sığınmacıların ülkelerine gönderilmesi beklenirken tam aksine ucuz emek sömürüsü üzerinden kalıcı hale getirilmelerinin resmi itirafı olarak değerlendiriliyor.

Onurlu dönüş



Söz konusu muafiyet kararı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugüne kadar sığınmacı politikasına dair verdiği taahhütleri yeniden tartışmaya açtı. Erdoğan, Temmuz 2023 ve Aralık 2024'teki kabine konuşmalarında ısrarla Suriyelilerin ülkelerine 'gönüllü, güvenli ve onurlu' şekilde geri döneceğini ve kuzey Suriye'de yapılan konutlarla bu dönüşün hızlandırılacağını açıklamıştı.

Muhalefet bloğu, Erdoğan'ın bu net sözlerine rağmen İçişleri Bakanlığı'nın getirdiği 'çalışma izni muafiyeti' adımını, 'onurlu dönüş vaadinden vazgeçilmesi ve sığınmacıların ucuz iş gücü olarak kalıcılaştırılması' şeklinde yorumluyor."

Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli

Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı

29.06.2026 21:04:00
Haber Merkezi
 
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Kriminologlar ve sosyologlar, adli sicil kayıtlarındaki artışın en temel itici gücünün, toplumdaki gelir dağılımı dengesizliği ve derinleşen yoksulluk olduğunu belirtiyor.

Zengin ile fakir arasındaki makas suç zeminini besliyor



TÜİK tarafından paylaşılan gelir dağılımı istatistikleri, Türkiye'de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden neredeyse aslan payını (yüzde 48'in üzerinde) aldığını gösteriyor. En alttaki yüzde 20'lik dilim ise pastanın sadece yüzde 6,3'ü ile geçinmeye çalışıyor.

Uzmanlar, bu ekonomik uçurumun yarattığı sosyal kırılmaları şu şekilde özetliyor:

Bireylerin lüks tüketime sosyal medya aracılığıyla anlık tanıklık etmesi, alt gelir grubunda dışlanmışlık ve öfke duygusunu büyütüyor.

Son dönemde adli makamlara yansıyan küçük montanlı hırsızlıklar, market yağmaları ve dolandırıcılık vakalarında "temel ihtiyaçları karşılama" motivasyonunun öne çıktığı gözlemleniyor.

Gelir adaletsizliği arttıkça, genç nüfus arasında yasal yollardan yeterli gelir elde edememe inancı yerleşiyor ve bu durum uyuşturucu kuryeliği veya yasa dışı bahis gibi organize suç ağlarına katılımı hızlandırıyor.

En çok "mal varlığına karşı suçlar" artıyor



Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı adli sicil istatistiklerine göre, hırsızlık, dolandırıcılık, yağma ve kapkaç gibi doğrudan mal varlığını hedef alan suçlarda son yıllarda gözle görülür bir tırmanış mevcut. Özellikle büyükşehirlerde asayiş vakalarının yoğunlaşması, ekonomik olarak en fazla baskı altında kalan kesimlerin buralarda yaşamasından kaynaklanıyor.

TÜİK'in yayımladığı Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması sonuçları da halkın suç korkusunun arttığını ve mülkiyete yönelik tehditlerin günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini doğruluyor.

Çözüm sadece polis tedbirleri değil

Sosyologlar, yükselen suç grafiğini sadece emniyet tedbirleri ve cezaların artırılmasıyla durdurmanın imkansız olduğunu vurguluyor. Güvenli bir toplum yapısı için emniyet güçlerinin müdahalesinden ziyade, tabana yayılan asgari ücret politikaları, adil vergilendirme, fırsat eşitliği ve sosyal devlet mekanizmalarının etkin şekilde çalıştırılması gerektiği çağrısı yapılıyor

Erdoğan: 'NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu. Erdoğan, "Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere, yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir" dedi

29.06.2026 17:10:00
AA
 
Erdoğan: 'NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor'
Erdoğan: 'NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.

Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası olan İstanbul'da katılımcılarla bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

NATO Parlamenter Zirvesi'nin verimli geçmesi temennisini dile getiren Erdoğan, zirveye katkı sunacak herkese teşekkür etti.

Bu önemli toplantının 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıdığına inandığını belirten Erdoğan, "Müttefik ülke parlamentoları arasında işbirliği ve dayanışmanın güzide bir nişanesi olarak gördüğüm bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum." ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor. İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken, yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız." değerlendirmesinde bulundu.

Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamaların, bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirdiğinin altını çizen Erdoğan, "Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere, yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu ortamda hem NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inanıyorum." diye konuştu.

Erdoğan, mevcut jeopolitik denklemin NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırdığını vurgulayarak, "Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi, gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz. Ankara Zirvesi, tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır." görüşünü paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır. Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir."

"Türkiye'nin ittifaktan beklentileri çok"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak bu alanda ittifaktan beklentilerinin çok olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak, müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken, savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması, bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Son olarak, Lahey Zirvesi'nde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında yer alıyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin bu katkılarına rağmen Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiğini vurgulayan Erdoğan, "İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi, dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas'tan Ankara'ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız." diye konuştu.

"Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz, Türkiye'nin savunma sanayisi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacak"

Ankara Zirvesi'nin bir diğer ayırt edici özelliğinin, savunma sanayisi işbirliğine yapacağı vurgu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu'nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken, diğer yandan da bu işbirliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz, Türkiye'nin savunma sanayisi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacak. Ayrıca, NATO'nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri'yle İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar'ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz." bilgisini paylaştı.

"1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır"

Bölgeye ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz. Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail'in sürekli artan toprak gasbı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır. Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeostratejik konumuyla Avrupa'dan Asya'ya ve Balkanlar'dan Afrika'ya uzanan geniş coğrafyayla, aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi, bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rusya-Ukrayna savaşının diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini, bilhassa vurgulamak istiyorum. Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz. Sözlerimin hitamında, bugün savunma sanayisi şirketlerimize yapacağınız inceleme geziniz bütünüyle buna dahil olmak üzere, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımıza bu güzel buluşma için teşekkür ediyorum. İstişarelerinizin ve aldığınız kararların, ittifakımız ve dünya barışı için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." sözlerini sarf etti.

Programda daha sonra, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ev sahipliğinde düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla aile fotoğrafı çekildi.

40 yıldır Suudi Arabistan'da mahsur

Suudi Arabistan'da mahkemeye katılmadığı gerekçesiyle 40 yıldır mahsur kalan yaşlı adam, Türkiye'ye dönmeyi bekliyor

29.06.2026 15:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
40 yıldır Suudi Arabistan'da mahsur
40 yıldır Suudi Arabistan'da mahsur
Yaklaşık 40 yıl önce gittiği Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde mahsur kalan Ali Baybaş, yetkililerden yardım eli uzatılmasını istiyor. Sağlık sorunları ile başa çıkmaya çalışan yaşlı adam, Türkiye'ye döneceği günü bekliyor.

Aslen Sivaslı olan ve iddiaya göre 40 yıl önce gittiği Mekke'de kalan Ali Baybaş (77), yetkililerden yardım bekliyor. Orada açılan bir mahkemeye katılmadığı gerekçe gösterilerek ülke dışına çıkarılamayan 77 yaşındaki Ali Baybaş, çeşitli sağlık sorunları ile de başa çıkmaya çalışıyor. Mekke sokaklarında kalan ve vücudunun bir bölümünü kullanamayan Baybaş, yardım eli uzatılmasını bekliyor.

"Tek isteğim Türkiye beni alsın"

Suudi Arabistan'da bir Türk vatandaşının sahip çıktığı Ali Baybaş, "1949 Sivas'ın Gürün ilçesine bağlı Kavak köylüyüm. Ben 40 yıldır buradayım. Burada mahkeme vardı, gitmedim. Konsolosluk bana mahkeme gününü vermedi. Başımdaki yaralar düştüğüm için. Dengemi sağlayamadım. Kolum, ayağım ve belim felçli. Tek isteğim Türkiye beni alsın" dedi.

Ankara'da NATO Zirvesi teyakkuzu: Ekipler sahaya indi, denetimler sıklaştı

Ankara, 36'ncı NATO Liderler Zirvesi için teyakkuza geçti. NATO Zirvesi kapsamında alınan tedbirler, sahada uygulanmaya başlandı

29.06.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
Ankara'da NATO Zirvesi teyakkuzu: Ekipler sahaya indi, denetimler sıklaştı
Ankara'da NATO Zirvesi teyakkuzu: Ekipler sahaya indi, denetimler sıklaştı
Ankara, 36'ncı NATO Liderler Zirvesi için teyakkuza geçti. NATO Zirvesi kapsamında alınan tedbirler, sahada uygulanmaya başlandı.
Zirve kapsamında 55 binden fazla emniyet personeli görev yapacak. NATO Zirvesi için alınan tedbirler kapsamında başkentin giriş ve çıkışlarında denetimler artırıldı.

Beştepe ve oteller bölgesi kapalı olacak
Ankara'da zirve kapsamında bazı yollar kapalı olacak. Bazı yollarda ise konvoyların geçişi sırasında geçici kısıtlama uygulanacak.
Zirvenin gerçekleşeceği Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile liderlerin kalacağı oteller bölgesi ve buraya açılan tüm yollar kapalı olacak.
Konvoyların geçiş yapacağı güzergahlarda ise geçici olarak kısıtlamalar yapılacak.

Metrolar çalışacak mı?
Ankara'da raylı sistemde de bazı düzenlemeler yapıldı.
Zirve süresince başkentte metro çalışmaya devam edecek. Ancak Söğütözü istasyonunda yolcu alımı yapılmayacak.
Bu kapsamda Ankaray'da da bir düzenleme yapıldı. Ankaray'ın Bahçelievler istasyonu zirve süresinde yolcu alımına kapalı olacak.
Ankara'daki kısıtlamalar, zirvenin tamamlanıp liderlerin Türkiye'den ayrılana kadar uygulanacak.

Dokuz ilçede memurlar izinli sayılacak
Güvenlik tedbirleri kapsamında Ankara'nın dokuz ilçesinde memurlar idari izinli sayılacak.
Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan ve Yenimahalle'deki kamu çalışanları zirve kapsamında görevli olan ve kritik hizmet alanlarında görev yapanlar hariç olmak üzere 6-12 Temmuz tarihleri arasında izinli sayılacak.

Prof. Sözbilir'den "Türkiye'deki fay hatları incelensin" çağrısı

Venezuela'yı sarsan 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki ikiz depremler büyük yıkıma neden oldu. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Türkiye'de hangi fay segmentlerinin ikiz deprem potansiyeli taşıdığının belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi

29.06.2026 12:30:00 / Güncelleme: 29.06.2026 12:38:50
Haber Merkezi
 
Prof. Sözbilir'den "Türkiye'deki fay hatları incelensin" çağrısı
Prof. Sözbilir'den "Türkiye'deki fay hatları incelensin" çağrısı
Venezuela'yı sarsan 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki ikiz depremler büyük yıkıma neden oldu. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Türkiye'de hangi fay segmentlerinin ikiz deprem potansiyeli taşıdığının belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi.

Güney Amerika ülkesi Venezuela'da 24 Haziran günü art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki ikiz depremlerin ardından arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

Deprem felaketi nedeniyle şu ana kadar bin 450 can kaybı bildirildi. Ülke genelinde 3 bin 150'den fazla yaralı olduğu açıklandı.

Venezuela'da on binlerce kişinin hala kayıp olduğu tahmin edilirken, yakın gelecekte yıkıcı deprem niteliğindeki 6,5 büyüklüğüne varabilecek artçı şoklar yaşanabileceği ifade ediliyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 39 saniye arayla meydana gelen iki depremin Karayip ve Güney Amerika tektonik plakalarının sınırında son 100 yılın en büyük depremlerinden biri olduğunu söyledi.

Birbirini tetikleyecek şekilde iki ana şok yaşandığını belirten Sözbilir, şunları kaydetti: "Bu depremler sismolojik anlamda ikiz deprem olarak tanımlanmaktadır. Sismolojik veriler, depremlerin Karayip ile Güney Amerika plakalarının sınırındaki doğu-batı doğrultulu sağ yanal atımlı faylanma mekanizmasıyla geliştiğini ve deprem sırasında plakalar arasında en az üç metrelik bir yer değiştirme gerçekleştiğini göstermektedir. Bu durumda ilk sarsıntıda taşıyıcı sistemleri zayıflayan yapılar, henüz 40 saniye dolmadan meydana gelen ikinci depremde tamamen göçmüş olmalıdır. Bu durumun can kaybını ve fiziksel hasarı dramatik bir şekilde artıracağı öngörülmektedir. İkinci ana şokun 7,5 büyüklüğüne kadar çıkması nedeniyle, yakın gelecekte yıkıcı deprem niteliğindeki 6,5 büyüklüğüne varan artçı şokların olması beklenebilir."

7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu

Adana'da terzide çalışırken arkadaşının isteği üzerine banka hesabı ve IBAN bilgisini kullandırdığı öne sürülen 17 yaşındaki Sema Nur Tursun'un, dolandırıcılık dosyaları kapsamında 7 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtildi. Kızının kandırıldığını savunan anne Cemile Tursun, gözyaşları içinde yetkililerden yardım istedi

29.06.2026 11:04:00 / Güncelleme: 29.06.2026 11:07:16
İhlas Haber Ajansı
 
7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu
7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu
Merkez Seyhan ilçesinde yaşayan Cemile Tursun, kızının arkadaş çevresi tarafından kandırıldığını öne sürerek, yaşadıkları süreci anlattı. Kızının reşit olmadığı dönemde hesabının kullanıldığını söyleyen anne Tursun, büyük mağduriyet yaşadıklarını ifade etti.

Anne Cemile Tursun, "Benim kızım arkadaş kurbanı oldu. Kızımı kandırıp kartını alıyorlar. Kızım daha 17 yaşında. Kızım kart çekebilir mi' Mağdurdur" dedi.

Aile olarak zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiklerini belirten Tursun, "Kiracıyım. Eşimin gözleri görmüyor ve iki çocuğum da mahkum. yetkililerden af istiyoruz. Bu mağdurlara yardımcı olun" ifadelerini kullandı.

Kızının IBAN'ının dolandırıcılıkta kullanıldığını sonradan öğrendiklerini öne süren anne Tursun, "Kızımın IBAN'ını kullanıp 700 bin lira dolandırdılar. Biz parayı yatırıyoruz ama başka bir borç çıkıyor" diye konuştu.

Asıl sorumluların ceza almadığını iddia eden Cemile Tursun, "Kızımı dolandıran kişi mahkemeye çıkıyor ve ona beraat veriyorlar, ama kızım ceza alıyor. Kızım iki dosyadan 7 yıl ceza aldı. Daha başka dosyalar da çıkıyor" dedi.

Kızının cezaevinde olmasının kendisini derinden etkilediğini belirten anne Tursun, "Kızımı cezaevinde görünce nefes alamıyorum" sözleriyle yaşadığı acıyı dile getirdi.

İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Bebek, kadın, yaşlı demeden on binlerce masum sivili gözlerini kırpmadan katlederek 21. yüzyılın en vahşi katliamına imza atan İsrail yönetiminin, tarihi olayları siyasi bir silah olarak kullanmaya cüret etmesi tek kelimeyle ikiyüzlülüktür." ifadesini kullandı

29.06.2026 07:00:00
AA
 
İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki
İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki

Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail hükümetinin Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili iddialarına yönelik aldığı karara tepki gösterdi.

"Bebek, kadın, yaşlı demeden on binlerce masum sivili gözlerini kırpmadan katlederek 21. yüzyılın en vahşi katliamına imza atan İsrail yönetiminin, tarihi olayları siyasi bir silah olarak kullanmaya cüret etmesi tek kelimeyle ikiyüzlülüktür." görüşünü aktaran Duran, şunları kaydetti:

"İsrail'in 1915 olaylarını sözde 'soykırım' olarak tanıması, ellerine bulaşan Filistinli masumların kanını, Orta Doğu'da yürüttükleri devlet terörünü ve fütursuzca işledikleri insanlık suçlarını örtbas etme çabasının beyhude bir dışavurumudur.

Ahlaki ve tarihi yükümlülüklerden bahsedenlerin, bugün hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve mülteci kamplarını aralıksız bombalayan, uluslararası hukuku ayaklar altına alan bir yapı olması insanlık tarihinin gördüğü en büyük ironidir. Uluslararası Adalet Divanı'nda soykırım suçuyla yargılananların Türkiye'ye tarih dersi vermeye veya vicdan bekçiliğine soyunmaya zerre kadar hakkı yoktur." 

Okullar tatil oldu, Marmaris sahilleri dolmaya başladı

Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden olan Muğla'nın Marmaris ilçesinde, okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte sahillerde yoğunluk yaşanmaya başladı

28.06.2026 20:59:00
İhlas Haber Ajansı
 
Okullar tatil oldu, Marmaris sahilleri dolmaya başladı
Okullar tatil oldu, Marmaris sahilleri dolmaya başladı
Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden olan Muğla'nın Marmaris ilçesinde, okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte sahillerde yoğunluk yaşanmaya başladı. Hava sıcaklığının 36 dereceye ulaştığı ilçede özellikle çocuklu aileler deniz ve sahil kenarlarını tercih ederek tatilin ilk günlerinin tadını çıkardı.
Sabah saatlerinden itibaren plajları dolduran vatandaşlar ve yerli turistler, sıcak havadan bunalarak serinlemek için denize girerken, çocuklar da kumsalda oyun oynayarak eğlendi. Marmaris'te yaz sezonunun okulların kapanmasıyla birlikte belirgin şekilde hareketlendiği gözlendi. İlçede faaliyet gösteren turizmci İbrahim Ağaoğlu, yaz tatilinin başlamasının hareketliliği artırdığını belirterek, "Okulların kapanması büyük bir etken oldu. Sezonun açıldığını ve plajların dolmaya başladığını görüyoruz. Hava sıcaklığı da gayet uygun. Önümüzdeki dönemde gemi seferlerinin artmasıyla birlikte hareketliliğin daha da yükseleceğine inanıyoruz" dedi.
Turizmci Bayram Güler de hem yerli hem yabancı turist sayısında artış yaşandığını ifade ederek, "Okul tatillerinin başlamasıyla kalabalık belirgin şekilde arttı. Sezon başına göre sahiller daha yoğun. Bu hareketliliğin devam etmesini bekliyoruz" diye konuştu.
Yaz tatiline giren öğrencilerden Necip Emir Yağmur ise "Okullar kapandı, çok rahatladım. Her gün yüzüyorum, arkadaşlarım çoğaldı. Ödevlerim azaldı ama okul arkadaşlarımı da özlüyorum" sözleriyle tatil sevincini dile getirdi.İHA

Türkiye kavrulacak, sıcaklıklar rekor kıracak. Güneşin altında 50 dereceye dikkat!

Türkiye'de yeni haftada aşırı sıcak hava dalgası etkili olacak. Yarın 31 derece olan İstanbul'daki sıcaklık Salı günü tavan yapacak. Bazı yerlerdeyse sıcaklık 50 dereceye kadar yükselecek

28.06.2026 16:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye kavrulacak, sıcaklıklar rekor kıracak. Güneşin altında 50 dereceye dikkat!
Türkiye kavrulacak, sıcaklıklar rekor kıracak. Güneşin altında 50 dereceye dikkat!
Yurt genelinde sıcaklıklar artarak mevsim normallerinin üzerine çıkıyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, Ülkemizin kuzey ve doğu kesimlerinin parçalı yer yer çok bulutlu, Doğu Karadeniz kıyıları, Samsun'un doğusu, Ordu çevreleri ile Van ve Hakkari'nin doğusunun yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

Hava sıcaklıklarının yurdun kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde mevsim normalleri civarında, diğer yerlerde normallerinin 2 ila 5 derece üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.

Yeni haftadaysa sıcaklıklar tırmanışa geçecek.

İstanbul'da bugün kuzeyli rüzgarlar etkisi sıcaklık 30, yarın ise 31 derece. Megakent Salı günü 35 dereceyi görecek.

Marmara Bölgesi'nin genelinde hava güneşli. Edirne 37, Sakarya 32, Balıkesir 35 derece.

İç Anadolu'nun da çoğu yerinde 30-32 derece olan sıcaklık, Çarşamba günü 36-37'lere çıkacak.

Ege'de rüzgar sert esiyor. Gölgede Manisa ve Muğla 37, Denizli ve Aydın 38 derece. Bodrum'daki yüzde 70 bağıl nem, sıcaklığı gölgede 35 derece hissettiriyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.