logo
25 MAYIS 2026

SURRE ALAYLARI-1

08.02.2003 00:00:00
Tahkim edilen duvar

Kamil BAYRAKTAR

1992 yılı idi. Öğüt dergisinin yayın hayatında bulunduğu dönemdi. Şu anda Meltem TV'de görev yapan Selim Kotil ve Türkiye gazetesinden Ferat Gülver ile birlikte Malezya, Singapur ve Tayland'ı kapsayan bir inceleme-araştırma gezisine gitmiştik. Seyahat ettiğimiz Malezya Havayollarına ait uçak gidişte olduğu gibi dönüşte de Umman'a uğramıştı. Umman, takriben 11 saat süren uçak yolculuğunda tabir-i caizse mola verilen, yakıt ikmali yapılan, ihtiyaç giderilen bir Müslüman Arap ülkesiydi. İşte bu molanın dönüşe rastlayanında ben bir şeyler atıştırmaya giderken Selim Kotil ve Ferat Gülver freeshop'a gitmeyi tercih etmişlerdi. Aperatif bazı şeyler yeme işini bitirip uçağa gidiş kapısına doğru yöneldiğimde Selim Kotil, gümrükten geçmiş bizi bekliyordu. Fakat Ferat Gülver yoktu. Ben de gümrükten geçtim. Selim Kotil bana, "Kamil abi Ferat freeshopta kaldı. Bir zahmet git bak" dedi. Gidip bakmak da gerekiyordu. Çünkü uçağın kalkış anına çok az zaman kalmıştı. Hemen, orada bulunan görevli birine İngilizce olarak, bir arkadaşımın freeshopa gittiğini, geciktiğini söyledim. Gidip bakmak için müsaade istedim. Görevli memur Madrit'e mi, İstanbul'a mı gittiğimizi sordu. "İstanbul'a" dedim. Demekle birlikte de nasıl bir zorluk kapısını çaldığımı anladım. Çünkü görevli izin vermedi. "Gidemezsin" dedi. Kendisine arkadaşımızın İngilizce, Arapça bilmediğini, biraz daha gecikirse burada kalmak gibi bir sonuçla karşılaşacağını, onun için yardımcı olmaları gerektiğini söyledim. Görevli, "Nuh" diyor "Peygamber" demiyordu. Bütün yolcular neredeyse uçağa gitmişler, bir tek biz kalmıştık. Çıkış kapısının kapanmasına an vardı. Her an kapanabilirdi. Görevliye defalarca müracaat etmemize, adeta mekik dokumamıza rağmen bildiğini okumaya devam ediyordu. Bu; biraz ileride bulunan ve amir konumundaki bayanın dikkatini çekmiş olacak ki vaziyeti sordu. Aynı şeyleri ona da anlattık. Kadın ve anne olmanın getirdiği bir rikkatten olsa gerek izin verdi de Ferat Gülver'i bulduk ve uçağa zor yetiştik.

Oradaki memur yapacağını yapmış, bizi epeyce yormuş, belki de üçümüzün de uçağı kaçırması gibi bir sonla karşılaşmak için elinden geleni ardına koymamıştı. Böyle bir tavır takınması "İstanbul'a mı, Madrit'e mi?" sorusuna verdiğimiz "İstanbul'a" cevabındandı. "Madrit'e" deseydik, İspanyol muamelesi görecek böyle bir problemle karşılaşmayacaktık. Yani bir Müslüman Arapın, Müslüman Türk'e olan tipik düşmanlığı, Osmanlı torunu düşmanlığı ile karşı karşıya kalmıştık. Bu Müslüman Arap görevli, sadece Müslüman Türk olduğumuz için işimizi zorlaştırmış, işi yokuşa sürmüştü.

Suud'un anlaşılmaz tavrı

Bizim Umman'da yüz yüze geldiğimiz bu tür bir davranışın, hac mevsiminde hacı adaylarına da reva görüldüğüne dair haberleri hep duymuş olmamız bir yana bu davranışın daha başka sahalardaki yansımalarından da geçilmiyor. Kâbe çevresindeki Osmanlı eseri revakların birer birer yok edilişi, 2. Abdülhamit'in, eşsiz projesi Hicaz demiryoluna ait eserlerin bir bir ortadan kaldırılışını duymayan kalmadı. Bugün Saddam bahanesiyle dünyanın gündeminden hiç düşmeyen Irak'ta bile Osmanlıya ait nice eserlerin yerinde yeller esiyor. Hatta bu tavır Arabistan coğrafyası ile de sınırlı değil. Mesela son Bosna soykırımında yıkılmaya yüz tutmuş ve küçük meblağlarla tamiri mümkün Osmanlı eseri camileri, Suudi Arabistan kökten yıktırıp, çok farklı mimarilerle yeniden inşa ettiği biliniyor. Son olarak da 2002 yılı içinde bu türden bir eyleme daha imza attı Suudi Arabistan ve ünlü Ecyad kalesini yerle bir etti. Geçen yıl hacca gidenler bu Osmanlı eserini görme şerefine nail olan son hacılar olurken, bu yıl gidenler maalesef bundan mahrum kalacaklar. Bütün bunlar, bugünkü Müslüman Arapların Müslüman kardeşleri Türklere olan bakışlarının madde üzerindeki tezahürünü gösteriyor. Peki neden böyle bir tavır sergiliyor Müslüman Araplar? Müslüman Arapların, tarihî Osmanlı eserlerinden bile intikam alacak kadar anlaşılmaz işlere imza atmalarının sebebi nedir? Varsa bu sebep ne kadar geçerli bir sebeptir?

İngilizlerin oynadığı başrol

İslâm'ın insanlığa indiği, Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed'in (sav) ebedî istirahatgâhı Ravza-i Mutahhara ile Müslümanların kıblegâhı Kâbe-i Muazzama'yı bünyesinde barındırdığı için çok büyük önem taşıyan Hicaz bölgesi takriben 4 asır Osmanlı İmparatorluğunun idare ve himayesinde kaldı. Tarihte eşine rastlanmadık tarzda bir insanlık medeniyeti örneği sergileyen bu imparatorluğun "Hadimü'l Haremeyn"liği, kaderin bir tecellisi olarak miadını doldurmaya yüz tuttuğu 19. Yüzyılın sonlarına kadar sürdü. Müslümanların Kıblegâhının, iki cihan serveri Peygamberinin Ravza-i Mutahharasının bulunduğu ve İslam'ın ayak izlerinin, nefesinin, tarihinin, kökünün her karış toprağına nakış nakış işlenmiş olduğu bu coğrafya bizden, 20. Yüzyılın ilk dünya savaşı ile birlikte koparıldı. "Petrol"ün varlığının tespitinin birinci sebep sayılabileceği bu koparma işleminde bugünün ABD'sinin yerindeki İngilizler büyük, hatta başrol oynadı. Öyle ki Müslüman Arap kardeşlerimizin tabir-i caizse kanına girilerek Osmanlı arkadan hançerletildi. Bugün bile göz yaşlarıyla ancak söylenebilen "Burası Yemendir / Gülü çimendir / Giden gelmiyor / Acep nedendir?" misali türküler, dünyaya 600 yıl nizamat vermiş bir imparatorluğun bakiyesi topraklarda yeri, göğü inletir oldu.

Osmanlı "Hakim"liği değil "Hadim"liği seçti

İngilizler, bu arkadan hançerlemeyi, Hampher, Lawrence gibi binlerce misyoner ajanın çalışmasıyla ilmi değil tamamen siyasi mahiyet taşıyan bir mezhep kurmak ve hilafetin Müslüman Arapların hakkı olduğu havucunu uzatmak suretiyle gerçekleştirdi. Diğerleri bir tarafa Osmanlıların bir sömürge imparatorluğu hüviyetiyle Müslüman Arap topraklarını sömürdüğü argümanını da kullandı. Yani iddiaya göre Osmanlı, Hicaz bölgesini de fethettikten sonra kaynaklarını merkeze, İstanbul'a, Anadolu'ya aktarmıştı. Halbuki gerçek tam tersi idi. Bir kere bu bölgelerin o dönemde merkeze aktarılacak bir kaynağı yoktu. İkincisi, asıl Osmanlı, inancının gereği olarak bu bölgelere kaynak aktarmış, dünyanın yatırımını yapmıştı. Bu yatırımın neticesinde ortaya çıkan eserler, petrol nimetini sömürmek için bu bölgeyi Osmanlıdan kopararak kendi inisiyatiflerine alan İngilizler başta olmak üzere Batılıların bir dediğini iki etmeyen zihniyet tarafından yıka yıka bitirilemiyordu. Kaldı ki Osmanlı, bir an bile "hâkim"lik sıfatına rıza göstermeyecek derecede kendini "hâdim" bildiği bu kutsal toprakları nakış nakış eserlerle işlemekle de kalmadı. İki cihan serverinin ırkından, soyundan ve de dininden olma özelliği taşıyan insanların, Müslüman Arap kardeşlerinin de hem midesini, hem gönlünü ihya eden bir icraatı da gerçekleştirdi. Kardeş bildiği Müslüman Araplara yığın yığın akçe gönderdi. Bunu sıradan bir posta işlemi çerçevesinde değil, Kâinatın Efendisinin soyundan gelen insanların gönlüne girme bilinciyle eşine ender rastlanan bir estetikle yaptı. Yukarıdaki iddiayı da ters yüz edecek şekilde, Osmanlının, "Hadimü'l Harameyn" sıfatını taşıdığı dönemde, kardeş bildiği Müslüman Araplar için Mekke ve Medine'ye gönderdiği ve bu "dosya"mıza konu teşkil eden para ve hediyeler, tarihe "surre" olarak geçti.

Dağları delen Ferhatlar ülkesinin hali

Geçmişte, dünyaya nizamat veren bir ecdâdın torunları tarafından kurulan Türkiye, garip bir ülke haline geldi. Esen her rüzgârda savrulan, "Batı ne der? AB ne der? ABD ne der?" dürtüsü ile hareket etmeyi devlet politikası bilen bir ülke haline geldi Türkiye. Türkiye sanki müthiş bir mazisi, tarihi birikimi olan bir ülke gibi değil de köksüz, hafızası yok olmuş bir ülke gibi hareket ediyor. Tarihinin, coğrafyasının, yer altı-yer üstü zenginliklerinin, jeo-stratejik öneminin, insan potansiyelinin, gücünün hemen herkes farkında; farkında olmayan bir tek Türkiye'nin kendisi. Paçalarından korkaklık, ürkeklik, nemelazımcılık, aşağılık kompleksi ile doluluk, günü kurtarmayı esas alan bir anlayışın zebunu olmuşluk akıyor. Tarihte her alanda lokomotiflik yapmış bir ecdadın torunlarının ülkesi, başkalarının lokomotifine vagon olmayı adeta kendine görev biçmiş durumda. Kıbrıs ve Ege başta olmak üzere zerrelerinde dahi haklılık fışkıran davalarında başı dik hareket etmeyi adeta zül addeder konumda. "Dosya"mıza konu olan Surre'nin çağrıştırdığı coğrafya ile aramıza örülen İngiliz duvarını sürüp gidecek bir kader olarak algılıyor.

Müslüman Araplarla arasındaki kardeşlik bağlarını kimlerin kopardığı ortaya çıkmış. Niçin ve hangi araçları kullanarak yaptığı tek tek ortaya serilmiş. Buna rağmen Türkiye hâlâ araya çekilen duvara göre hareket ediyor. Duvarı çekenler de malı götürüyor, sömürüyor, sömürüyor. İşin garip tarafı Türkiye, kardeşleri ile arasına duvar çekenlerin kılıcını çalıyor. Irak'a ne için saldırmak istediği belli olan ABD ve İngiltere'nin savaş borusunu çalma gibi bir yanlışın altına imza atmaktan kaçınmıyor. Adam nehrin doğal akış yönünü değiştiriyor, Türkiye, bu nehrin yönünü doğal yatağına çevirme gücünü kendinde bulamıyor. Şirin'i için dağları delen Ferhat'ın ülkesi yapıyor bunu. Adeta sinirleri alınmış insanlar ülkesi haline gelmiş Türkiye.

İngiliz duvarına "Surre" güllesi

İşte Türkiye'nin, İngiliz oyunu ile gündeme gelen ve günümüzde de devam eden Müslüman Arap kardeşleri ile olan limoni vaziyetin sebebinin Türkiye olmadığını gösterecek gerçeklerden birisidir Surre olayı. Ama, bu olaydan haberdar bile değiliz. Bu gerçek daha nice gerçekler gibi tozlu raflarda tozlanmaya terk edilmiş. Bereket, nice gerçekleri bünyesinde barındıranlar gibi bir pula Bulgaristan'a satılmamış, ama, "işte gerçek bu!" diyecek şekilde de gündeme sokulmamış. Hep gerçeklerin üstünün örtülmesi yeğlenmiş. Ve bu bir alışkanlık, hastalık haline dönüşmüş. Aynı şey "dosya"mıza konu teşkil eden Surre için de geçerli olmakla birlikte, bir isim, İbrahim Ateş, bu gerçeği, tozlu raflardan indirme cesaretini göstermiş. Bugün kayıtdışı ekonomi diye feryad ü figan edilen Türkiye'nin bir öncesi Osmanlı Devleti'nin nasıl bir kayıtlılık örneği sergileyen özellik taşıdığını ortaya koyan yanıyla da istifademize sunmuş. Ama bu fedakar çalışma da bu kez Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Vakıflar Dergisi'nin sahifeleri arasında tozlanma gibi bir kaderle başbaşa bırakılmış. Bize düşen bu sahifelerdeki tozları silmek ve Müslüman Arap ile Müslüman Türk arasına İngiliz tarafından örülen duvarı yıkacak şeylerden sayılabilecek bu gerçeği tekrar dikkatlere sunmak oldu.

Yarın: Emsalsiz Hicaz vizyonu

Terör örgütü PKK elebaşı Öcalan'ın açıklaması yayımlandı... İmralı'dan CHP çıkışı

Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan, İmralı Heyeti'nin gerçekleştirdiği son görüşmenin ardından yayımlanan metne göre, CHP Genel Merkezi'ndeki gelişmeleri ve demokrasi eksikliğini eleştirdi. Öcalan, "Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur" dedi

25.05.2026 12:59:00 / Güncelleme: 25.05.2026 13:14:50
Haber Merkezi
Terör örgütü PKK elebaşı Öcalan'ın açıklaması yayımlandı... İmralı'dan CHP çıkışı
Terör örgütü PKK elebaşı Öcalan'ın açıklaması yayımlandı... İmralı'dan CHP çıkışı
DEM Parti İmralı Heyeti, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile İmralı Adası'nda bir görüşme gerçekleştirdi. DEM Parti Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar ve Asrın Hukuk Bürosu Avukatı Faik Özgür Erol'dan oluşan heyet, yaklaşık 1,5 aylık aranın ardından yapılan bu görüşmeye dair yazılı bir basın açıklaması paylaştı.

Yapılan açıklamaya göre, görüşmede öne çıkan en dikkat çekici başlıklardan biri Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi'nde yaşanan polis baskını oldu. Terör örgütü elebaşı Öcalan, muhalefet partisinin binasına yönelik gerçekleştirilen müdahaleyi eleştirerek, yaşananların demokratik siyaset eksikliğinden kaynaklandığını söyledi.

Görüşmenin ardından DEM Parti İmralı Heyeti tarafından yapılan yazılı açıklamada Öcalan'a atfen şu ifadelere yer verildi:

"Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir? Cumhuriyet Halk Partisine yönelik uygulamalar ve yaşanan gelişmeler, doğru işleyen bir demokrasinin ve demokratik siyasetin olmamasıyla ilgilidir. İşleri bu noktaya getiren sebep budur; cumhuriyetin temelindeki demokrasi ilkesinden yoksunluktur. Demokrasiye sanki bir lüksmüş, demagojiymiş, lafazanlıkmış gibi yaklaşarak önemsememenin sonuçları vahim bir hatadır. Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur."

Kılıçdaroğlu'nun yol haritası belli oldu: 28 Mayıs ayrıntısı

Kemal Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez, CHP Genel Merkezi'nde bayramlaşma programının yapılacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, 28 Mayıs'ta genel merkezde olacak

25.05.2026 11:15:00 / Güncelleme: 25.05.2026 17:52:50
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu'nun yol haritası belli oldu: 28 Mayıs ayrıntısı
Kılıçdaroğlu'nun yol haritası belli oldu: 28 Mayıs ayrıntısı
CHP'nin, 4-5 Kasım 2023'te düzenlediği 38. Olağan Kurultayı için çıkan "mutlak butlan" kararının yankıları sürüyor. Dün sabah saatlerinde Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel'i destekleyen gruplar arasında arbede yaşanmıştı. İlerleyen saatlerde ise genel merkez Çevik Kuvvet ekipleri tarafınca boşaltılmıştı.

Bugün, Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez, gazetecilere yaptığı açıklamada CHP Genel Merkezi'nde bayramlaşma programının yapılacağını bildirdi.

Bu kapsamda Kılıçdaroğlu, 28 Mayıs Perşembe tarihinde genel merkeze gidecek. Kılıçdaroğlu'nun yurttaşlara hitap etmesi bekleniyor.

Özgür Özel ise dün, bayram sürecinde sahada olacaklarını söyledi.

Şeytan zekası!

Adana'da siber dolandırıcılık soruşturması kapsamında ele geçirilen bir cep telefonunun şifresinin kırılmasıyla ortaya çıkarılan yasa dışı bahis ve kara para ağına ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı

25.05.2026 10:04:00 / Güncelleme: 25.05.2026 10:08:16
İhlas Haber Ajansı
Şeytan zekası!
Şeytan zekası!
Adana'da siber dolandırıcılık soruşturması kapsamında ele geçirilen bir cep telefonunun şifresinin kırılmasıyla ortaya çıkarılan yasa dışı bahis ve kara para ağına ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı.

Polisin yaklaşık 2 yıl süren teknik ve fiziki takibi sırasında örgütün, seri numarası belirlenmiş 5 liralık banknotlarla "havala" yöntemi kullanarak milyonlarca lirayı fiziki nakde dönüştürdüğü ortaya çıktı.

Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 2024 yılının Mayıs ayında S.T.'nin evine düzenlenen operasyonda çok sayıda dijital materyal ve cep telefonu ele geçirdi. Şifresi kırılan telefon üzerinden yapılan incelemelerde, KKTC bağlantılı yasa dışı bahis, kara para aklama ve nitelikli dolandırıcılık ağı deşifre edildi.



Soruşturma kapsamında örgütün para transfer yöntemine ilişkin dikkat çeken detaylara ulaşıldı. Teknik ve fiziki takipte, örgüt üyelerinin aklanan parayı "havala" olarak bilinen yöntemle kurye sistemi üzerinden taşıdığı belirlendi. Sistemde, kuryelere seri numarası önceden belirlenmiş 5 liralık banknot verildiği, aynı banknotun fotoğrafının ise Kapalı Çarşı ile Adana'daki bazı kuyumcu ve döviz bürolarına gönderildiği tespit edildi.

Polis ekipleri, kurye tarafından söz konusu 5 liralık banknotun teslim edilmesinin ardından kuyumcu ve döviz bürolarından valizlerle nakit para teslim alındığını belirledi. Bu yöntemle milyonlarca liralık suç gelirinin dövize çevrilerek doğrudan örgüt liderine ulaştırıldığı öğrenildi.

Soruşturma dosyasında, operasyonda el konularak kayyum atanan bazı kuyumcu ve döviz bürolarının bu işlemler karşılığında yüzde 10 komisyon aldığı bilgisine de yer verildi.
Öte yandan, örgüt lideri olduğu öne sürülen KKTC vatandaşı Selahattin A.U.'nun, bir yakınının düğünü için Türkiye'ye geldiği sırada İstanbul'da yakalandığı öğrenildi. Dijital verilerde, Selahattin A.U.'nun 2022 yılında öldürülen Halil Falyalı ve çevresiyle yakın ilişki içerisinde olduğu yönünde bilgilere ulaşıldığı belirtildi.

Geçtiğimiz hafta Adana merkezli 21 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda toplam 161 şüpheli gözaltına alınırken, aralarında gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın da bulunduğu 135 kişi tutuklandı.

Gaziantep'te mobilya fabrikası yangını kontrol altına alındı

Gaziantep'te mobilya fabrikasında çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin yoğun müdahalesi sonrası kontrol altına alındı. Fabrikada yer yer soğutma ve söndürme çalışmaları ise devam ediyor

25.05.2026 04:24:00 / Güncelleme: 25.05.2026 04:28:08
İHA
Gaziantep'te mobilya fabrikası yangını kontrol altına alındı
Gaziantep'te mobilya fabrikası yangını kontrol altına alındı
Yangın, Şehitkamil ilçesi 5. Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan bir mobilya fabrikasında çıktı. İddiaya göre, bilinmeyen bir nedenle çıkan yangın sonrası 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbarla olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi.








Olay yerine gelen itfaiye ekipleri kısa sürede büyüyen ve fabrikanın bazı bölümlerini saran yangına 33 araç ve 72 personelle müdahale etti. Yangın, ekiplerin yaklaşık 4 saat süren yoğun müdahalesi sonrası kontrol altına alındı. 






Yangında ilk belirlemelere göre ölü yada yaralı bulunmazken, itfaiye ekiplerinin yer yer söndürme ve soğutma çalışmaları ise devam ediyor.
 







Yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.

Sahte kurbanlık ilanlarıyla dolandırıcılık girişimlerine karşı uyarı

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından, Kurban Bayramı öncesinde sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden sahte kurban bağışı kampanyaları, sahte kurbanlık ilanlarıyla dolandırıcılık girişimlerine karşı uyarıda bulunuldu

24.05.2026 23:18:00
Haber Merkezi
Sahte kurbanlık ilanlarıyla dolandırıcılık girişimlerine karşı uyarı
Sahte kurbanlık ilanlarıyla dolandırıcılık girişimlerine karşı uyarı
İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından, Kurban Bayramı öncesinde sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden sahte kurban bağışı kampanyaları, sahte kurbanlık ilanlarıyla dolandırıcılık girişimlerine karşı uyarıda bulunuldu.

DMM'den yapılan açıklamada, "Kurban Bayramı öncesinde sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden; sahte kurban bağışı kampanyaları, sahte kurbanlık ilanları, sahte kapora talepleri ve sahte ödeme dekontlarıyla vatandaşlarımızın dini ve manevi değerlerini suistimal etmeye yönelik dolandırıcılık girişimlerinin arttığı tespit edilmektedir. Vatandaşlarımızın, yalnızca sosyal medya hesabı üzerinden satış yapan, piyasa değerinin çok altında ilan paylaşan, acele ödeme talebinde bulunan ve doğrulanmamış IBAN bilgileriyle işlem yapılmasını isteyen kişi ve hesaplara karşı dikkatli olması önem taşımaktadır. Ödeme işlemlerinde yalnızca gönderilen dekont görüntüsüne değil, banka hesabına paranın fiilen ulaşıp ulaşmadığına dikkat edilmelidir. Ödeme öncesinde satıcı ve hesap bilgilerinin mutlaka doğrulanması gerekmektedir. Şüpheli durumlarla karşılaşılması halinde ilgili mercilere gecikmeksizin bildirimde bulunulması önem arz etmektedir" ifadeleri kullanıldı.

Efkan Ala'dan CHP'ye tepki. "Mahkemede kaybettiklerini AK Parti'de aramaktan vazgeçsinler"

AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve ekibinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sloganlarına tepki gösterdi

24.05.2026 22:20:00
Haber Merkezi
Efkan Ala'dan CHP'ye tepki. "Mahkemede kaybettiklerini AK Parti'de aramaktan vazgeçsinler"
Efkan Ala'dan CHP'ye tepki. "Mahkemede kaybettiklerini AK Parti'de aramaktan vazgeçsinler"
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve ekibinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sloganlarına tepki gösterdi.
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Özgür Özel ve ekibinin Meclis önünde düzenlediği toplantıda , Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan sloganlara tepki gösterdi.

Ala, "Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanına yönelik sarfedilen saygısız sloganları reddediyor ve iade ediyoruz" dedi.

Mutlak butlan kararını da değerlendiren Ala, "CHP'de ve mahkemede kaybettiklerini AK Parti'de arama yanlışından vazgeçmeyi, kaba sloganları teşvik etmemeyi öneririz. CHP'nin kurumsallaşmış geleneği olan parti içi kavgalarına ayıracak vaktimiz de yok niyetimiz de" ifadesini kullandı.

Özgür Özel'in TBMM'ye yürüyüşüne soruşturma açıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel'in TBMM yürüyüşü hakkında soruşturma başlattı

24.05.2026 22:06:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'in TBMM'ye yürüyüşüne soruşturma açıldı
Özgür Özel'in TBMM'ye yürüyüşüne soruşturma açıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel'in TBMM yürüyüşü hakkında soruşturma başlattı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel liderliğinde CHP Genel Merkezi'nden TBMM'ye gerçekleştirilen yürüyüş sırasında yaşanan olaylara ilişkin soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca 24 Mayıs tarihinde CHP Genel Merkezinde başlayıp devam eden olaylara ilişkin olarak, izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü yapanlardan taşkınlık çıkaranlar hakkında '2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefet', kolluk güçlerine yönelik şiddet içeren eylemlerde bulunan kişiler hakkında TCK 265. maddesi kapsamında 'görevli memura direnme', parti binası yakınlarında yol üzerinde bulunan vatandaşların üzerine araba süren ve bir kişinin yaralanmasına sebebiyet veren, görüntüleri de sosyal medyaya yansıyan eylem nedeniyle TCK 86. maddesi kapsamında 'kasten yaralama' suçundan soruşturma başlatılmıştır.

Özgür Özel TBMM önünde konuştu: 'Sarayın seçtiği yönetiyorsa CHP kapatılmıştır'

Çevik kuvvet polislerinin baskınıyla partililerin bina dışına çıkarılması ve CHP lideri Özgür Özel'in binadan ayrılması sonrası, Ankara'da binlerce kişinin katıldığı bir yürüyüş korteji oluştu

24.05.2026 19:15:00
Haber Merkezi
Özgür Özel TBMM önünde konuştu: 'Sarayın seçtiği yönetiyorsa CHP kapatılmıştır'
Özgür Özel TBMM önünde konuştu: 'Sarayın seçtiği yönetiyorsa CHP kapatılmıştır'
Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) mutlak butlan kararı sonrası Ankara'daki Genel Merkez'in 24 Mayıs Pazar günü öğlen saatlerinde polis tarafından basılması, birçok noktada protesto ediliyor.

Çevik kuvvet polislerinin baskınıyla partililerin bina dışına çıkarılması ve CHP lideri Özgür Özel'in binadan ayrılması sonrası, Ankara'da binlerce kişinin katıldığı bir yürüyüş korteji oluştu.

Yürüyüş sırasında atılan sloganlarda Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki gösterildi, Özgür Özel'e ve CHP yönetimine destek verildi.

Özel'in başını çektiği kalabalık ilk olarak TBMM'ye yöneldi ancak polisin engelleri ve yer yer çıkan arbedeler sonrası Milli Egemenlik Parkı'nda buluşuldu.

Özgür Özel burada kalabalığa seslenerek, "Biz CHP'ye yenilgiyi yakıştıramayanlarız. Babaocağını işgalden kurtaracağız" dedi.

AKP'yi yendikleri için zulüm gördüklerini söyleyen Özel, "Sarayın seçtiği yönetiyorsa CHP kapanmıştır" dedi ve tarihte iki kez kapatılan CHP'yi üçüncü kez tekrar açmak için mücadele edeceklerini söyledi.

Özel, "AK Parti'nin yargı kollarıyla butlan kolları yan yana karşımızdadır. Bugüne kadar hep dişimi sıktım, sustum. Ama yeter" diye konuştu.

Bu şehre ihanet ettik, ediyoruz, sorumluyuz

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin nisan ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23 arttığı belirlendi

24.05.2026 19:02:00
AA
Bu şehre ihanet ettik, ediyoruz, sorumluyuz
Bu şehre ihanet ettik, ediyoruz, sorumluyuz
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin nisan ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23 arttığı belirlendi.

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros tarafından İstanbul'da 2025 ve 2026 yıllarının nisan ayları hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonları tarafından kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.

Buna göre, İstanbul'da nisan ayındaki partikül madde konsantrasyonu ortalaması 25 istasyonda metreküp başına 34,1, 2025'in aynı ayında ise 27,7 mikrogram ölçüldü. Partiküler madde kaynaklı hava kirliliğinin geçen yıla göre yüzde 23 arttığı belirlendi.



Nisan ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 63,76 mikrogramla "Kağıthane" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 54,13 mikrogramla "Tuzla" ve 53,43 mikrogramla "Sultangazi 2" istasyonları takip etti.

Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 17,14 mikrogramla "Kumköy" istasyonu oldu. Partikül madde kirliliği "Büyükada" istasyonunda 18,34, "Alibeyköy" istasyonunda ise 19,42 mikrogram ölçüldü.

Kentte partikül madde hava kirliliği oranının 6 istasyonda azalması, 19 istasyonda ise artması dikkati çekti.

Partikül madde hava kirliliği oranının nisanda bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyon yüzde 139 ile "Sarıyer", yüzde 138 ile "Arnavutköy" olarak belirlendi.

Nisan ayında partikül madde hava kirliliği oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla azaldığı istasyon yüzde 26 ile "Kartal" oldu. Bunu sırasıyla yüzde 18'le "Esenler" ve yüzde 6 ile "Sultangazi 1" istasyonları takip etti.

Prof. Dr. Görür, Adana depremi için uyardı: '2023 depremleri nedeniyle enerji yüklü'

Adana'nın Saimbeyli ilçesinde meydana gelen 4.9 büyüklüğündeki depremin ardından Prof. Dr. Naci Görür, Adana Havzası için uyarıda bulundu

24.05.2026 17:31:00
Haber Merkezi
Prof. Dr. Görür, Adana depremi için uyardı: '2023 depremleri nedeniyle enerji yüklü'
Prof. Dr. Görür, Adana depremi için uyardı: '2023 depremleri nedeniyle enerji yüklü'
Saimbeyli ilçesinde meydana gelen 4.9 büyüklüğündeki depremin ardından Prof. Dr. Naci Görür, Adana Havzası için uyarıda bulundu.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) verilerine göre, merkez üssü Adana'nın Saimbeyli ilçesi olan 4.9 büyüklüğündeki deprem saat 04.26'da kaydedildi. Yerin 8.6 kilometre derinliğinde meydana gelen sarsıntı çevre ilçelerde de hissedildi.
Depremin ardından sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, depremin Saimbeyli Fay Zonu'na yakın bir bölgede meydana geldiğini belirtti.
Görür paylaşımında, "Adana'da, Akoluk-Feke'de 4.9 deprem oldu. Deprem Saimbeyli ile Savrun Fay Zonları arasında ve Saimbeyli Fay Zonuna yakın. Bu faylar Doğu Anadolu Fay Zonuyla ilişkili ve 2023 depremleri nedeniyle enerji yüklü. Adana Havzası için tehdit olabilir. Geçmiş olsun" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.