1826 yılı Osmanlı Devleti için bir dönüm noktasıdır. Bu günkü deyim ile profesyonel ve maaşlı ordu sisteminden MİLLİ ORDU SİSTEMİNE geçilmiştir. Bu ordunun komuta yetkililerini yetiştirmek için Batı standartlarına göre eğitim ve öğretim yapan Harbiye açılır. Bu orduya komutan olarak yetişen subaylar milli duygu ve ideallere göre yetiştirilir. Bu okuldan yetiştirilen milli duygu ve ideale sahip subaylar sayesinde Osmanlı Devleti emperyalist Avrupa'ya karşı devletin ömrünü bir asır daha devam ettirmişler. Hatta yıkılan imparatorluğun, Türklerle meskûn topraklarında tam bağımsız Ulusal Türk Devletini kurmuşlardır. Batılı emperyalistler Osmanlı topraklarında gayrimüslimleri milli isyanlara kışkırtırken, kendileri de topraklarımızı gizli anlaşmalarla paylaşarak, parçala böl ve yut siyasası ile yıkıma gidiyorlardı. Osmanlı yöneticileri devletin varlığını korumak için 1856 Paris-1878 Berlin Konferansı karaları ile Avrupa büyük devletlerinin koruması altına girmişlerdir. Balkan ülkelerindeki milliyetçi isyanlara karşı devlet lakayt davranınca yüksek yurt sevgisi ve bağımsızlık düşüncesine sahip Türk subaylar Balkanlardaki bağımsızlık savaşı veren gayrimüslimlere karşı halkı örgütleyerek savaşırlar. Bu savaşların sonunda belirli askeri bir kadro yetişir.Sivil gençlerimiz ise Türk ulusunun kurtuluşu için ulusal tarih ve ulusal devlet idealini halkımıza tanıtmaya çalışırlar. Namık Kemal ve Cevdet Paşa Osmanlı Türk tarihini yazarak halkımızda milli şuurun uyanmasını sağlar. Ziya Gökalp ulusal kültürümüzü tanıtarak Türk kelimesinin anlamını yüceltir. İşte bu duygu ve düşüncelere sahip ulusalcı subay ve aydınlarımız sayesinde İmparatorluğun ömrü 1920'ye kadar uzamıştır. Yine onlar sayesinde bağımsızlık savaşını vererek Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuşlardır.Harbiyeliler, atalarının kanı ile sulanarak Türk ülkesi haline getirilen Balkan topraklarının korunması için teşkilatlanırlar. Milli bir siyasa uygulayarak teşkilatlanırlar. Ülke çıkarlarından ziyade zamanlarını değerlendirerek yaşamaya çalışan yöneticiler karşı 1908 ihtilalini yaparak demokrasiye de ilk adımı atarlar. Hükümet olurlar. İlk Hükümetin Başbakanı Sait Halim Paşa'dır. İsviçre'de hukuk ve siyasi ilimler alanında öğrenim yapmış aydındır. Barıştan yanadır. Genel savaş başladığı zaman yansız bir siyasada aşırı ısrar etmiştir. Ama savaşla beraber devletin gelir kaynakları tamamen kısıtlanmıştır. İstekler karşısında kendisini ne ile savunacaktır.İttihat Terakki Merkez-i Umumisini ellerinde tutan ve halkın desteğini kazanmış, Balkanlarda Gerilla mücadelesi ile tecrübe kazanmış ulusalcılar da savaş döneminde Orduyu dağıtmadan ayakta tutabilmek için savaşta ısrarlıdırlar. Yaptıkları diplomatik temaslar sonucunda Bağlaşık Devletlerle anlaşarak savaşa iştirak ederler. Fakat bunun sonuncunda Hükümette anlaşmazlıklar görülür. Sonuçta Sadrazam Sait Halim Paşa'nın sorumluluğunda bulunan Dışişleri bakanlığı ondan alınarak Halil Bey görevlendirilir. Bu olayla kırılan Sait Halim Paşa hükümet işlerine karışmamaya başlar. İtibarı düşer. İyice yalnız kalır. 1916 Aralık ayının son günlerinde Talat Beye bir kabinede bu kadar nüfuzlu adamların bulunmasının doğru olmadığını söyler.29 Aralık 1916'da Talat Bey, Cavit Beye, Başbakanın yukarıdaki sözünü açıklayarak ittihatçılardan duyduğu memnuniyetsizliği anlatır. Ayrıca Bakanlar üzerinde otorite ve işbirliği sağlayamadığından hükümet çalışmalarının verimsizliğini açıklar.31 Aralıkta Sait Paşa, Cavit Beye "Bu hükümet benim hükümetim değil" diyerek dert yanar. Cavit ve Talat Beyler Sadrazam Sait Halim Paşanın bu tutumunu İttihat Terakki Derneği merkez-i umumisine getirirler. Sonuçta hükümet kurma çalışmalarını başlatırlar. Kulis faaliyetleri başlar. Talat Beye Sadrazamlık teklif edilir. Talat hemen hükümeti kurma çalışmalarını başlatır, Sadaretin yanında kendisi dâhiliye nazırlığını da alır. Cavit Bey Maliye, Halil Bey Adliye ve Şuray-ı Devlet, Ahmet Nesimi Bey Hariciye, Şükrü Bey Maarif'e, Ticaret nazırlığına Mustafa Şeref, Ali Münif Bey Nafıa nazırlığına, Posta-Telgrafa Haşim bey getirilir. 3 Şubat 1917'de Sait Halim Paşa Sadrazamlık görevinden ayrılarak siyasetten tamamen uzaklaşır. 4 Şubat 1917'de Sadrazam Talat Paşa yukarıdaki kabine listesini açıklayarak göreve başlar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ahmet Oğuz Bahadır / diğer yazıları
- Erzincan ateşkesi ve sonucu / 14.02.2011
- Bolşevik Rusya'nın Ermeni siyaseti / 12.02.2011
- Savaş şurası'nda alınan kararlar - II - / 10.02.2011
- Savaş şurası'nda alınan kararlar / 09.02.2011
- Alman - Gürcü işbirliği ve amaçları / 06.02.2011
- Başkan Wilson'un ince hesapları / 05.02.2011
- Başkan Wilson'un siyasi amaçları / 04.02.2011
- Brest Litovks Konferansı'na İngiltere'nin tepkisi - II / 03.02.2011
- Brest Litovks Konferansı'na İngiltere'nin tepkisi - I / 02.02.2011
- Mustafa Kemal'in Almanya seyahati / 01.02.2011
- Bolşevik Rusya'nın Ermeni siyaseti / 12.02.2011
- Savaş şurası'nda alınan kararlar - II - / 10.02.2011
- Savaş şurası'nda alınan kararlar / 09.02.2011
- Alman - Gürcü işbirliği ve amaçları / 06.02.2011
- Başkan Wilson'un ince hesapları / 05.02.2011
- Başkan Wilson'un siyasi amaçları / 04.02.2011
- Brest Litovks Konferansı'na İngiltere'nin tepkisi - II / 03.02.2011
- Brest Litovks Konferansı'na İngiltere'nin tepkisi - I / 02.02.2011
- Mustafa Kemal'in Almanya seyahati / 01.02.2011