logo
24 HAZİRAN 2026

Tarih şahittir ki ihanetin bedeli çok ağırdır

Bizim değerlerimizin tamamı temel itibariyle akaidimize oturmuştur. Milli değerlerimizin tamamı akaidimizden kaynaklanıyor. Bayraktı, sancaktı, askerdi, güçtü, kuvvetti, vatandı, devletti vs. bunların hepsi itikat esaslarımızın içerisinde olan değerlerimizdir

01.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Tarih şahittir ki ihanetin bedeli çok ağırdır
Tarih şahittir ki ihanetin bedeli çok ağırdır
Bizim değerlerimizin tamamı temel itibariyle akaidimize oturmuştur. Milli değerlerimizin tamamı akaidimizden kaynaklanıyor. Bayraktı, sancaktı, askerdi, güçtü, kuvvetti, vatandı, devletti vs. bunların hepsi itikat esaslarımızın içerisinde olan değerlerimizdir.

Ama aynı zamanda evamir - i ilahidir. "Vatan sevgisi imandandır." "Bayrak", "sancak"; Sevgili Peygamberimizin, sahabesine işaret ettiği sünnetlerdendir. Hangisine el atarsanız işin temelinde dini bir motif, bir emir buluyorsunuz.

Bunların bir tanesini silkelediğiniz zaman diğeri düşüyor, hepsi birden dökülüyor. Dolayısıyla millet olarak biz bunların tamamına sahip çıkacağız.







O bakımdan kanaatimiz odur ki; dini bütünlüğümüz aynı zamanda milli bütünlüğümüzdür. Veya bunun tersi, milli bütünlüğümüz aynı zamanda dini bütünlüğümüzdür.

Bunların ögeleri ile oynadığınız zaman millet diye bir şeyi karşınızda bulamazsınız. Sizi düşmanınıza karşı güçlü kılan o direnç elinizden yok olur gider; ayağımızın altından çekilir, alınır.

Varlık sebebinizi izah edemezsiniz. Kendi varlık sebebini izah edemeyen insan veya asker nasıl düşmana karşı mukavim olabilir ki? Onun için bu tip tartışmalara girmenin hiçbir zaman ne dini, ne de milli boyutu vardır. Hiçbir şeye faydası yoktur. Tamamen zararı vardır.







Muhterem Hocam! Durup dururken milletimizin sahip olduğu bütün milli- manevi değerler tartışmaya açıldı. Dini değerleri tartışmaya açıldı. Bununla yapılmak istenen nedir?

Ben her şeyden evvel mevzuya bir hususun altını çizerek girmek istiyorum. Hadiseler her ne kadar dini gibi görünüyorsa da haddizatında bu olaylar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı organize bir fiilin tezahürüdür. Yani hedef Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bu aziz vatandır.

Bugün savaş şekilleri değişmiştir. Kaldı ki bu savaş tarzı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, l750'1i yıllardan zamanımıza kadar faturasını çokça ödediğimiz bir savaş tarzıdır. Bunu bizim çok iyi görüp, bilmemiz lazım.

Bir milletin manevi ve milli değerleri vardır. Bu değerler o milletin direncidir. Siz bu direnci ortadan kaldırdığınız zaman müdafaa veya taarruz gücünü yok edersiniz. Bu direnç yok olduğu zaman milletin birey olma düşüncesi de yok olur. Tarihte bunun çok örnekleri vardır. Bu oyun Osmanlıdan evvel Endülüs'te oynanmıştır ve tutmuştur.







800 küsur sene süren Endülüs İmparatorluğu'nun hayatı bu anlayışın vahim bir neticesi olarak sona ermiştir. Tartışmalar çok basit müzakere ve mütalaalarla başladı. Tabir-i caizse "şu-bu yense ne olur?" ile başladı. "Biz onların kızını alsak, onlara kızımızı versek ne olur?" mütalaasına kadar iş gitti. Neticede koskocaman bir Endülüs yok oldu.

Tabii zehri size takdim eden insan, süslü tabaklarda takdim ediyor. Bunu görüp, "bu zehirdir" demeniz çok zor oluyor. Aynı oyun imparatorluk döneminde Ortadoğu'da, bugünkü İslam aleminde biz Türklere karşı oynanmıştır.







Çok enteresandır, Ürdün Kralı Hüseyin'in dedesi olan Şerif Hüseyin bin Ali, bilhassa İngiliz misyonerler tarafından kandırıldı. "Neden hilafet sizde değil? Siz, Peygamber soyundan necip bir milletsiniz z. Halife olmak sizin tabii hakkınızdır" gibi sözlerle, suret-i haktan görünmek suretiyle Şerif Hüseyin'i elde ettiler. Oysa bu Şerif Hüseyin'e, Osmanlı'nın yapmadığı iyilik kalmamıştı.

Demek ki koltuk, makam insanın gözünü öyle bir kör ediyor ki, o makam hırsı yapılan iyiliklerin hiç birini ona göstermedi.

Onu, Osmanlı'ya karşı önce kışkırttılar. Sonra da İngilizlerin yaptığı askeri çıkarmayla Şerif Hüseyin'in ittifakı, Osmanlı'nın o topraklardan tecrit edilmesine, çıkarılmasına sebep oldu.







Tarih şahit; İhanetin bedeli çok ağırdır

İlk zamanlar basit iddialarla işe başladılar. Bedevi Arapları devreye koydular. Şehirli Arapları koyamadılar. Zira şehirde oturan Araplar, Osmanlı'ya hayrandı. Medine-i Münevvere 'de Araplara öyle bir hürmet, sevgi besleniyordu ki, Araplar hayret ediyordu.

Osmanlı çok nazik, nezafet ehli bir millettir. "Bu nesilden peygamber çıktı. Onun için ben bunun hakkını korumak ve kollamak mecburiyetindeyim" diyordu. Medine'de yaşayan Araplar bize taraf oldu. Ama çölde yaşayan Araplar bu nezaketten uzak olduğu için çok rahatça misyonerlerin kandırmasına uğradı. Bu iş için İngilizler bir bakanlık tahsis ettiler. O bakanlığın hazırladığı projeleri hayata geçirdiler.

Bu konuyu çok müdellel bir şekilde "Dini ve Millî Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler" adlı eserimde ele aldım.







Şerif Hüseyin tam başarıya ulaştığı zaman İngiliz diyor ki;  "Bu adam kendisini besleyeni yok etti. Bizi de yok etmeye çalışır." Onun için daha evvel hazırladığı ve Vahhabilikle gündeme getirdiği bir kabileyi devreye soktu. Onlarda Şerif Hüseyin'i devreden çıkarttılar. Şerif Hüseyin yaptığı ihanetin vahametini anlıyor ama iş işten geçiyor.






Burada da olaylar çok basit şeylerle gündem edildi. "Bu hadis sahihtir, bu mütevatirdir, bu zayıf tır" tartışmaları yapıldı. O günün şartlarında bu tip mütalaalar, müzakereler ortaya atıldı.

Bunun sonunda ne oldu? O direnç kayboldu. Direnç kaybolunca Osmanlı'nın yanındaki insan niçin savaşacağını bilemedi. Allah korusun! Genç Türk neslinin neden savaşacağını bilemeden cepheye gittiğini düşünün. O direncin kaybolduğunu düşünün. Hiçbir meydan muharebesinde cesur, atılgan, hakkını müdafaa eden, kartal gibi dalışlar yapan bir insan, bir cengaver göremezsin. Refüze edilmiş, adeta eroinle, afyonla uyuşturulmuş bir varlık karşınıza çıkar.

Birinci etapta bu tehlikeyi görüyoruz. Milli ve dini değerlerle oynamanın faturasını hiç kimse ödeyemez." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri 2. Bölümden)

Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu

Kütahya'da okul etkinliğinde yedikleri yemeğin ardından rahatsızlanan ve sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı 114'e yükseldi. Öğrencilerden 113'ü taburcu edilirken, 1 kişinin ise tedavi ve gözlem süreci devam ediyor

24.06.2026 09:09:00
İHA
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Olay, Meydan Mahallesi'ndeki Şule Mete Tetik İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana geldi. Okulda gerçekleştirilen etkinlik kapsamında öğrenci ve davetlilere tavuklu pilav ikram edildi.








İkram sonrası rahatsızlanan çok sayıda kişi kendi imkanlarıyla ve ambulanslarla Kütahya Şehir Hastanesi ile çeşitli sağlık kuruluşlarına müracaat etti. Yapılan kontrollerin ardından zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuranların sayısının 96'sı öğrenci ve 18'i de yetişkin olmak üzere toplam 114 ulaştığı öğrenildi.








Tedavi altına alınan öğrencilerden 113'i taburcu edilirken, 1 kişinin ise hastanelerde müşahede altında tutulduğu ve kontrollerinin sürdüğü bildirildi.

Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi

Samsun merkezli 7 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 52 şüpheli gözaltına alınırken, yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen organizasyona ağır darbe vuruldu

23.06.2026 19:00:00
İHA
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Yasa dışı bahis çetesine dev darbe: 10 milyarlık vurgun ağı çökertildi
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Samsun Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yasa dışı bahis suçuna yönelik yürütülen soruşturma kapsamında geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi.






Yaklaşık 10 milyar TL işlem hacmine sahip olduğu değerlendirilen yasa dışı bahis organizasyonuna yönelik Samsun merkezli İstanbul, Batman, Antalya, Muğla, Aydın, Osmaniye ve Eskişehir'de eş zamanlı operasyon düzenlendi.








23 Haziran 2026 tarihinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda adreste arama, el koyma ve yakalama işlemi yapıldı. Operasyon kapsamında haklarında işlem yapılan 52 şüpheli gözaltına alınarak Samsun Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.








Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, elde edilen delillerin incelenmesine devam edildiği öğrenildi. Operasyon anları ise polis kamerasınca kaydedildi.








Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, soruşturmanın tüm yönleriyle devam ettiği bildirildi.













Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı

Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem toprağa verildi

17.06.2026 14:14:00 / Güncelleme: 17.06.2026 14:17:46
İhlas Haber Ajansı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Oyuncu Ece İrtem son yolculuğuna uğurladı
Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem, sevenlerinin gözyaşları içerisinde Aydın'ın Kuşadası ilçesinde toprağa verildi.






Oyuncu Ece İrtem, 15 Haziran 2026 tarihinde rahatsızlanarak evinde hayatını kaybetti. Doğum gününden bir gün sonra hayatını kaybeden İrtem'in vefat haberi yakınları ve hayranlarında büyük üzüntüye neden oldu. Genç yaşta hayatını kaybeden oyuncu Ece İrtem'in cenazesi dün Adli Tıp Kurumu'ndan babası Vural İrtem tarafından alınmıştı.

Oyuncu İrtem'in cenazesi, bugün öğle namazını müteakip, Hanım Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Kuşadası Yeniköy Mezarlığı'nda sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.








Aile yakınlarından Semra Karataş, genç oyuncunun ölümüyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Çok sevdiğimiz bir insandı. Bizim için çok değerliydi. Genç yaşta ölümü bize yasa boğdu, hepimiz çok üzgünüz" diye konuştu.








Cenazeye genç oyuncunun annesi Nuriye İrtem, babası Vural İrtem, aile yakınları, dizi ve sinema oyuncusu Gürkan Uygun, genç oyuncunun arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.