logo
13 ŞUBAT 2026


Tarih şuurundan ne anlıyoruz?

18.03.2011 00:00:00
"18 Mart 1915" tarihi; millet olarak Türk tarihinden ve tarih şuurundan "ne anladığımızı" tüm çıplaklığıyla "hatırlatması" açısından ibret vericidir.Zira, tarihimizde 18 Mart'ta neler yaşandığını sadece takvimlerin o tarihi gösterdiği yıldönümlerinde hatırlıyor; gerek millet, gereksedevlet olarak tarih şuurundan uzak, yüzeysel, göstermelik, "anlamsız kutlamaların" ötesinde bir hedef ve anlayış sergileyemiyoruz

"18 Mart" tarihi; millet olarak Türk tarihinden ve tarih şuurundan "ne anladığımızı" tüm çıplaklığıyla "hatırlatması" açısından hakikaten ibret vericidir? "18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi"nden bahsediyorum. "Hatırlamak" sözcüğünü kullandım, çünkü tarihimizde 18 Mart'ta neler yaşandığını sadece takvimlerin o tarihi gösterdiği yıldönümlerinde hatırlıyor; gerek millet, gerekse devlet olarak tarih şuurundan uzak, yüzeysel, göstermelik, "anlamsız kutlamaların" ötesinde bir hedef ve anlayış sergileyemiyoruz.

Nerede, Çanakkale'yi geçilmez kılan "yüksek ruh?"Boğazları geçerek Osmanlı'nın kalbi olan İstanbul'u ele geçirmek ve Türk hâkimiyetini parçalayarak topraklarımızı paylaşmak gayesiyle Çanakkale'ye denizden çıkarma yapan Batılı Devletlerin uğradığı büyük yenilginin acı fotoğrafı resmedilmişti 18 Mart 1915 'tarihinde. Peki, aradan geçen 96 yıl boyunca, Batılı devletlerin "o acı fotoğrafı" unuttuğunu ve siyasî gayelerinden vazgeçtiğini mi sanıyorsunuz?Hayır, onlar Çanakkale acısını asla unutmadılar. Biz, Çanakkale ruhunu unuttuk? Onlar, Çanakkale hedeflerinden bir an olsun vazgeçmediler. Ama biz, Çanakkale'yi geçilmez kılan değerlerimizden her gün biraz daha uzaklaştık. O şanlı Çanakkale hâtırasının ardından yaklaşık bir asır geçti ve; dün topla tüfekle geçilemeyen siperlerimiz, bugün masabaşı antlaşmalarıyla, silahsız haçlı seferleriyle geçilmek üzere?

Dün Çanakkale'yi geçemeyenler, bugün neleri ele geçirdiler?18 Mart tarihi, 1915'te Çanakkale'yi İngiltere ve müttefiklerine geçirmeyişimizin yıldönümü. Çanakkale'yi ecnebilere geçirmeyenlerin torunları olan bizler, aradan geçen 96 yılda neler neler yaptık?Bu mücadelenin ruhuna sadık kalabildik mi, yoksa Çanakkale kahramanı şehitlerimizin kemiklerini sızlatırcasına, onların savundukları değerlerimizi ecnebilere peşkeş mi çektik?Türkiye'nin bugünkü durumu, Çanakkale ruhuna sadık kalınmadığını gösteriyor. Memleketin en önemli kamu kurumları "özelleştirme" adı altında dün Çanakkale'yi geçemeyenlere satılmadı mı? Satıldı.Yeraltı kaynaklarımız ve en stratejik madenlerimiz, dün Çanakkale'yi geçemeyenlere terk edilmedi mi? Edildi.Ekonomimiz, dün Çanakkale'yi geçemeyenlerin kurduğu IMF'nin esiri olmadı mı? Oldu.Çoğu siyasetçi, iktidar olmak için, dün Çanakkale'yi geçemeyen ülkelerden icazet almıyorlar mı? Alıyorlar.Peki, nerede Çanakkale ruhu?Çanakkale önlerine 96 yıl önce gelenler, orada büyük bir yenilgiye uğrayarak gerisin geri döndüler ama amaçlarından hiçbir zaman vazgeçmediler, bilakis daha da bilendiler. Çanakkale'yi geçemeyeceklerini anlayınca başka yollar buldular. Bu yolları deneyerek işte binlerce şehit vererek 1915'te koruduğumuz kıymetlerimizi ellerine geçirdiler.Şimdi elimizde gibi görünen ama gerçekte Çanakkale'yi geçemeyenler tarafından ele geçirilmiş değerlerimize tekrar sahip olmak için geçmiştekinden daha büyük bir Çanakkale ruhuna ve tarih şuuruna ihtiyacımız var. O destanı ortaya koyan milli hedef ve anlayışa ihtiyacımız var. İmana ve azme ihtiyacımız var. Çanakkale'yi geçirmeyen ruhu arıyoruz. Bu ruha milletçe yeniden sahip olduğumuzda işgaller kalbimize kadar ilerlemiş olsa bile kurtulmayı başarabiliriz çünkü...

- VE ASLA - ğ Aç ve perişan halkın dişinden tırnağından artırarak devletine kazandırmak istediği ve parası peşin ödenmiş iki savaş gemimize İngilizlerin göz göre el koyduğunu, tüm ültimatomlarımıza rağmen paramızı geri ödemediklerini ve bu gemilere daha sonra askerlerini doldurarak Çanakkale'ye yolladıklarını...ğ Enver Paşa'nın Alman hayranlığının bize 500 bin vatan evladına ve bir imparatorluğun tasfiyesine neden olduğunu, Almanlarla yapılan gizli anlaşmanın kabinedeki bakanlardan bile gizlendiğini, aradan yüz yıl geçmesine rağmen yabancı hayranlığı hastalığımızın geçmediğini, sadece hayran olunanların değiştiğini...ğ İngilizlerin daha savaş ilan edilmeden Seddülbahir'i bombaladıklarını ve 86 şehit verdiğimizi...ğ Avustralya'nın ve Yeni Zelanda'nın gençlerinin "Avrupa'yı Almanlardankurtarmak ve Avrupa'nın özgür kalmasını sağlamak" propagandasıylatoplandığını, Bu gençlerin daha önce Gelibolu denilen yerin adını bileduymadıklarını...ğ Padişahın "Cihad" ilanını duyan ve Avustralya'da yaşayan iki zenci Müslümanın, Türklerle savaşa giden birliğe ateş açtığını ve orada şehit edildiklerini, orada bulunan ve olayı yaşayan Avustralyalıların bu olayın nedenini uzun süre anlayamadıklarını...ğ İngiliz-Fransız donanmasının Gelibolu öncesi 200 yıldır hiç yenilmediğini, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi donanması olarak bilindiğini, bu donanmanın bayraklarını gören Türklerin topukları yağlayıp kaçacaklarını düşündüklerini, daha da trajik olanı bu düşünceye saplantı derecesinde inandıklarını...ğ İngiliz-Fransız donanmasının seksen parça gemiyle boğaza saldırdığını, gemilerden birinin adının "Agamemnon" olduğunu, Agamemnon'un binlerce yıl önce Truva'ya saldıran Yunan ordusunun kalleşçe yöntemler kullanan komutanının adı olduğunu...ğ Yüzlerce yıl Osmanlının ekmeğini yemiş olan ve Osmanlıdan sadece saygı ve hoşgörü görmüş olan gayr-i müslimlerin, İngiliz-Fransız donanmasının gelmekte olduğunu haber alınca  İstanbul'da sevinç gösterileri yaptığını...ğ Osmanlı Devletinin elinde sadece 26 deniz mayını kaldığını, Nusret (Yardım) gemimizin kaptanının (Tophaneli Hakkı Binbaşı) mayınları nereye ve ne zaman bırakması gerektiğini bir gece önce rüyasında bir yüce kişi tarafından kendisine bildirildiğini...ğ Donanma boğazı geçmeye başladığında düşük top menzilli Fransız gemilerinin taktik gereği tabyalarımızı şaşırtmak için öncü atışlar yaptıklarını daha sonra arkalarından gelen uzun menzilli İngiliz gemilerine yol açmak için kenara kaydıkları, bu kayma esnasında kıyıya paralel yerleştirilen mayınlara çarptıklarını, büyük bir panik yaşandığını, ortalığın karıştığını, gemilerin birbirine girdiğini, 200 yıldır yenilmeyen dünyanın en büyük donanmasının iki saatte dağıldığını...ğ Türklerin batan düşman gemilerindeki savunmasız askerlere ateş etmeyi bıraktıklarını ve diğer gemilere ateş ettiklerini, bunu gören İngiliz komutanlarının -muhtemelen kendileri tersini yapmış olacakları için- olaya bir anlam veremediklerini...ğ Edremitli Seyit Onbaşının, Topun ağzına mermi süren vinç tesisatı bombardımanda kullanılamaz hale gelince "Bismillah" diyerek üç tane 275 kiloluk mermiyi tek başına arka arkaya kaldırarak yatağa sürdüğünü ve ateşlediğini, bu işlemi yapabilmesi için her defasına üç basamaklı metal bir merdivenden çıkması gerektiğini, üçüncü atışta İngilizlerin "Ocean" zırhlısının dümenini parçaladığını, dümeni kırılan Ocean'ın sarhoş bir serseri gibi mayınlara sürüklendiğini bir mayına çarparak havaya uçtuğunu ve yirmi dakika içinde battığını...ğ Nusret Mayın gemisinin yakın zamana kadar Mersin'de demirli olduğunu ve ömrü dolduğu için jilet yapılmasının planlandığını, sırf bu ihtimalin bile Türk Milleti adına yüz kızartıcı bir utanç levhası olarak kalacağını, birkaç vatanseverin çırpınışıyla şimdilik bu olayın durdurulduğunu...ğ İngilizlerin 18 Mart faciasının suçlusu olarak mayın taramacıları sorumlu tuttuğunu, hepsinin kurşuna dizdirildiğini...ğ Mısırda toplanan askerlerin kayıtlarını tutan bir katibin sürekli "Australia and New Zealand Army Company/ Avustralya ve Yeni Zelanda Ordu Birliği" yazmaktan sıkıldığını pratik bir çözüm olarak bu kelimelerin baş harflerini alarak ANZAC kısaltmasını bulduğunu, bu kısaltmanın dünya tarihine geçtiğini...ğ Çanakkale savaşlarındaki en büyük askeri dehaların "Mustafa KEMAL" ve "Esat Paşa" olduğunu, düşmanın her hamlesini doğru tahmin ettiklerini, yaptıkları kritik hamleler ve aldıkları cesur kararlarla savaşın seyrini değiştirdiklerini, gelişen olaylar neticesinde askerlerinin de yüksek güvenini ve hayranlıklarını kazandıklarını, bir işaretleriyle emrindekilerin hiç düşünmeden ölüme koştuklarını..ğ Ezineli Yahya Çavuş ve arkadaşlarının şeadetlerinin belki de savaşı kurtardığını, bu bölgeye çıkarma yapıldığını haber alan diğer birliklerin bölgeye yetişmesi için gereken zamanın kanla kazanıldığını...ğ Gelibolu siper savaşlarının tarihin gördüğü en acıklı savaş olduğunu, on binlerce askerin savaştığı düşman askerini bir kere bile göremeden can verdiğini, İngilizlerin tokat üstüne tokat yedikçe Türk siperlerine kurşun yağdırır gibi bombalar yağdırdıklarını, kolların bacakların havalarda uçtuğunu, yerin altının ve üstünün sürekli yer değiştirdiğini, her defasına "Tamam bu sefer canlı Türk bırakmadık" diyerek saldırıya geçtiklerini, her defasında Allah'tan başka sığınacak hiçbir şeyleri kalmamış Mehmetçiklerin kabus gibi tekrar tekrar karşılarına çıktığını...ğ  Savaş istatistiklerine göre bir m2'ye 6000 mermi düştüğünü, bu oranın dünya savaş tarihinin en yüksek oranı olduğunu. Havada iki merminin çarpışma ihtimalinin 600 milyonda bir olduğunu, bu çarpışan mermilerden Çanakkale'de onlarca bulunduğunu, savaş gazilerinin "Cehennem diye bir yer vardır biz orayı gördük" dediklerini...ğ Galatasaray Sultanisi (Lisesi) öğrencilerinin okul sıralarını bırakarak cepheye koştuklarını, 15-16 yaşlarındaki bu fidanların hepsinin tek bir saldırıda İngiliz makinelisi ile biçildiğini, olayı gören bir Türk askerinin yıllarca ağzını bıçak açmadığını ve ne zaman Çanakkale'den bahsedilse hüngür hüngür ağladığını...ğ Darü'l Fünun'un tüm son sınıf öğrencileri şehit olduğu için o sene hiç mezun vermediğini...ğ Gömülemeyen ölülerin on binleri bulduğunu, ortalığın kokundan ve sineklerden geçilmediği, hayvanların bile yaşamayacağı şartlarda askerlerin savaştığını, ilk ateşkesin dostluk gösterisinden değil, şartların her iki taraf için de artık kaldırılamayacak kadar ağırlaştığı için zorunlu olarak alındığını, bu manzarayı gören bir Türk Subayının "gören insanın zalimleşebileceğini; bir zalimin de insanlaşabileceğini" ifade ettiğini...ğ Çanakkale'de doktorların askerlerden daha çok yorulduğunu, binlerce yaralıyla ilgilenmek zorunda kaldıklarını, ümitsiz vakalarla hiç ilgilenilmediğini ve kurtulma şansı olanlara öncelik verildiğini, bir Türk doktorun önüne kendi oğlunun getirildiğini, "Kurtulma şansı yok" diye oğlunu tedavi etmediğini, hemen bir sonraki yaralıyı istediğini, yaralılardan ancak ertesi gün başını alabildiğini ve o zaman oğlunun mezarına gidebildiğini...ğ Savaşın özellikle sonlarına doğru ordunun istihkakları azalttığını, askere günde sadece yarım ekmek verilebildiğini, bu ekmeğin de taş gibi kuru olduğunu. Açlık içinde siperlerde yaşayan Mehmetçiklerin ayakkabı köselelerini kaynatıp çorba niyetine içmeye çalıştıklarını...ğ Medeniyetin sözde öncüsü İngilizlerin beyaz bayrak sallayan Türk askerlerini kurşuna dizdiğini, esir askerlerimizi tahta barakalara doldurarak yaktıklarını, esir alınan aç Türk esirlere maymunlara yem atar gibi yiyecek kırıntıları atarak eğlendiklerini... ğ İngiltere ve Avustralya'nın aradan bu kadar yıl geçtikten sonra Gelibolu'nun küresel miras olduğunu ve uluslar arası toprak sayılmasını istediklerini, kendi mezarlıklarının olduğu bölgelerin ise kendi toprakları olarak kabul edilmesini istediklerini...- UNUTMAYALIM..! -Oğuz Köroğlu

Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu

Bursa'nın kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coştu

13.02.2026 13:02:00 / Güncelleme: 13.02.2026 13:05:12
İHA
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Kestel ilçesine bağlı Saitabat Şelalesi, doğal güzelliği ve orman içinde temiz havasıyla hem Bursa'nın hem Marmara Bölgesi'nin önemli turizm merkezleri arasında yer alıyor.

Ormanın içinde, yeşillikler arasındaki şelaleyi görmek için gelenler, civarda bulunan kafelerde oturup bölgeye özgü köy kahvaltısıyla yöresel lezzetlerin tadına bakabiliyor, Uludağ'dan gelen soğuk suda yetiştirilen balıklardan yiyebiliyor, atlı gezinti yapabiliyor.



Geçen yıl yağışların az olması, Uludağ'a karın az düşmesi, kuraklık ve aşırı sıcak gibi nedenlerle suyu ciddi oranda azalan ve hatta kuruma tehkilesi geçiren Saitabat Şelalesi, özlenen sesine ve güzelliğine yeniden kavuştu.

Kanyon içinde biriken suların oluşturduğu, kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coşkuyla akmaya başladı.



İstanbul, Kocaeli, Yalova, Balıkesir ve Bilecik gibi yakın yerler başta olmak üzere ülkenin birçok yerinden ziyaretçi çeken Saitabat Şelalesi'nde ilkbaharda suyun daha çok olması bekleniyor.



Bölge halkından ve işletmecilerinden olan Kemal Akçay, geçen yaz Uludağ'a kar yağışının az olmasıyla Saitabat Şelalesi'nin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.

Kuruma noktasına gelen şelalenin şu anda coşkuyla akmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Akçay, "İlkbaharda daha çok su olacağını düşünüyoruz. Önceki yıllarda daha gür akıyordu ama bunu da suyun sesini de özledik. Şimdi bile İstanbul'dan birçok yerden turist geliyor şelaleyi görmeye. Uludağ'ın eriyen kar suları ile kaynak suları toplanıp kayalar arasından kanyondan buraya ulaşıyor. İnşallah hep böyle coşkulu akar" diye konuştu.

Taksilerde yeni dönem resmen başladı

Taksilerde basit usul bitti artık KDV, gelir vergisi, stopaj, geçici vergi ödenecek. Taksi Mali Cihazı her yolculuğu anlık kaydedip fiş basacak. Kayıt dışı dönem sona erdi

13.02.2026 10:45:00
Haber Merkezi
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Türkiye'de ticari taksi esnafını kökten etkileyen vergi düzenlemesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 591) ile bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yıllardır basit usulde asgari düzeyde vergi ödeyen taksiciler için gerçek usulde vergilendirme süreci resmen başladı. Bu değişiklik, kayıtlı ekonomiyi güçlendirmeyi, belge düzenini sağlamayı ve kartla ödeme imkanlarını artırmayı amaçlıyor.

Düzenlemenin kapsamı

Tebliğ, taksi ile yolcu taşımacılığı yapan mükelleflerin yıllardır uygulanan basit usul vergilendirme sistemini terk etmesini sağlıyor. Artık taksiciler, KDV, gelir vergisi, gelir geçici vergisi ve stopaj gibi tüm yasal yükümlülükleri yerine getirecek.

Bu geçiş, özellikle büyükşehirlerdeki şehir içi yolcu taşımacılığını doğrudan etkiliyor ve kayıt dışı kazancın önüne geçmeyi hedefliyor. Düzenleme, 1 Ocak 2026 itibarıyla basit usulden çıkarılan sektörler arasında taksiciliği de kapsıyor; ancak cihaz zorunluluğuyla entegre bir sistem getiriliyor.

Taksi mali cihazı zorunluluğu

En dikkat çeken yenilik, taksimetrelerle entegre çalışacak "Taksi Mali Cihazı" kullanımı zorunluluğu. Bu cihaz:

- Taksimetreden gelen tutarı otomatik kaydediyor,

- Manuel giriş yapılmıyor,

- Her yolculuk için fiş veya e-belge üretiyor,

- Kartla ödeme (POS) kabulünü zorunlu kılıyor,

- Tüm işlemleri anlık olarak Gelir İdaresi Başkanlığı'nın elektronik sistemine bildiriyor.

Mevcut taksimetreler ya bu cihaza entegre edilecek ya da cihazın kendisi taksimetre özelliğini taşıyacak. Bağımsız POS cihazları kullanımı yasaklanıyor; tüm kartlı ödemeler tek cihaz üzerinden gerçekleşecek. Cihazların üretimi, satışı, aktivasyonu ve devri GİB sistemine anlık bildirilecek.

Geçiş süreçleri ve son tarihler

Yeni başlayan taksiciler için 30 günlük geçiş süreci uygulanıyor.

Mevcut ticari plaka sahipleri için Taksi Mali Cihazı satın alma ve kullanma zorunluluğu 1 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli. Bu tarihe kadar sisteme entegre olmayan araçlar cezai yaptırımla karşılaşacak.

Cihaz kullanımı başladıktan sonra her yolculuk dijital olarak izlenebilir hale gelecek; yolcular nakit taşımak zorunda kalmadan banka/kredi kartıyla ödeme yapabilecek.

Diğer yükümlülükler

Gerçek usulde vergilendirme ile taksiciler KDV beyannamesi verecek, Gelir vergisi ve geçici vergi ödeyecek ve Stopaj (muhtasar) yükümlülüğü üstlenecek.

Akaryakıt, bakım, tamir gibi giderler vergiden düşülebilecek olsa da, yıllık beyanname, mali müşavir ücreti ve ek maliyetler esnafı etkileyecek. Bazı taksici temsilcileri, vergi yükünün aylık binlerce liraya ulaşabileceğini belirterek çözüm olarak götürü vergi sistemine geçiş talep ediyor. Ancak düzenleme, şeffaflık ve kayıtlı ekonomi adına caydırıcı nitelik taşıyor.

Bu reform, taksi sektöründe dijital dönüşümü hızlandırırken, yolcular için daha güvenli ve modern ödeme seçenekleri sunuyor. Esnaf kesiminden ise maliyet artışı nedeniyle eleştiriler geliyor; bazıları geçiş sürecinin uzatılmasını veya vergi oranlarında indirim bekliyor. Uygulamanın başlamasıyla denetimlerin artması ve cezaların devreye girmesi öngörülüyor. Taksiciler, Resmi Gazete tebliğini ve GİB duyurularını takip ederek hazırlıklarını tamamlamalı.

Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!

Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyonlarda 4,6 milyar lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi

13.02.2026 10:39:00
İhlas Haber Ajansı
Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!
Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi.

Bakanlık açıklamasında operasyonlara ilişkin şu bilgilere yer verildi:



"Operasyona ilişkin Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda; Bulgaristan'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere gelen ve transit olarak Gürcistan'a gideceği anlaşılan TIR'da yapılan kontroller neticesinde 886 kilo esrar ele geçirilmiştir.

Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda; Hindistan'dan Türkiye'ye gelen konteyner içerisinde 440 bin adet etken maddesi pregabalin ve celecoxib cinsi ilaç yakalanmıştır.



Gürbulak Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Gürbulak Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda; fırça cinsi eşya içerisine gizlenmiş vaziyette 200 kilo metamfetamin ele geçirilmiştir."

Yakalanan uyuşturucu maddelerin imha edildiği aktarılan açıklamada, Gerçekleştirilen bu operasyonlar neticesinde, ülke ekonomisine zarar veren, toplum sağlığını tehdit eden ve özellikle gençlerimizi hedef alan yasa dışı faaliyetlere ağır darbe vurulmuştur.



Gümrükler Muhafaza Teşkilatımız; kamu düzeninin korunması, ekonomik güvenliğin sağlanması ve halk sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretiyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürecektir. Olaylarla ilgili olarak Edirne, Mersin ve Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma başlatılmıştır" açıklamasında bulunuldu.

İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı

İzmir'in Foça ilçesine bağlı Yeni Foça bölgesinde gece başlayan şiddetli sağanak yağış su baskınlarına neden oldu

13.02.2026 07:06:00 / Güncelleme: 13.02.2026 07:10:40
İHA
İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı
İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı
Fevzi Çakmak Mahallesi'nde bulunan Şavklı Dere ve Sıcak Dere'nin taşması sonucu sahil şeridi, pazaryeri ve iç mahalle sokakları sular altında kaldı.



Gece saatlerinden itibaren etkisini artıran yağışla birlikte dere yataklarından taşan çamurlu sular yerleşim yerlerine yayıldı.



İç kesimlerdeki cadde ve sokaklar derelerden gelen çamurlu sularla kaplanırken, sahil şeridinde ve mahalle aralarında park halindeki bazı araçlar su içinde kaldı. Sahil bandındaki dükkanları ve evlerin zemin katlarını su bastı.



Yağışın halen devam ettiği bölgede sahil yolu ve mahalle aralarındaki sokaklarda su seviyesi yükseliyor. Park halindeki çok sayıda araç su içinde kalırken, Yağışın halen devam ettiği Bölgedeki taşkın ve su baskınları etkisini sürdürüyor.

Tatlıses için saray konforunda lüks araç


 
 
Türk müziğinin efsane ismi, sahnelerin “İmparator”u İbrahim Tatlıses için özel olarak tasarlanan ultra lüks VIP araç tamamlandı. Normal şartlarda 4 ay sürebilecek üretim süreci, 40 kişilik uzman ekibin çift vardiya halinde yürüttüğü yoğun ve titiz çalışma sayesinde yalnızca 1 ay gibi rekor bir sürede bitti.
 

12.02.2026 15:37:00
ÖNDER YILMAZ
Tatlıses için saray konforunda lüks araç
Tatlıses için saray konforunda lüks araç

Türk müziğinin yaşayan efsanelerinden, sahnelerin "İmparator"u İbrahim Tatlıses için özel olarak tasarlanan yeni nesil VIP araç, hem tasarım süreci hem de sunduğu üst düzey konfor detaylarıyla dikkatleri üzerine çekti. Kişiye özel mühendislik, ileri teknoloji ve lüks donanım unsurlarının bir araya getirildiği araç, yalnızca bir ulaşım aracı olmanın ötesinde; sanatçının yoğun sahne temposuna uyum sağlayan mobil bir yaşam alanı olarak tasarlandı. VIP araç tasarımı alanında dünyaca bilinen Ertex Otomotiv ve Türkiye'nin köklü oto iç dizayn firmalarından Arteksan'ın katkılarıyla hazırlanan araç, tamamen İbrahim Tatlıses'in ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirildi.



Hareket kısıtlılığı yaşıyor

14 Mart 2011'de uğradığı silahlı saldırı sonucu hareket kısıtlılığı yaşayan 74 yaşındaki İbrahim Tatlıses'in konforunu üst seviyeye taşımak ve günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla tasarlanan araçta, kullanım kolaylığı ve maksimum konfor ön planda tutuldu. İbrahim Tatlıses'in özellikle küçük araçlara binmekte zorlanması nedeniyle aracın genişliği, yüksekliği ve erişim kolaylığı özel olarak planlandı. Bu doğrultuda araca entegre edilen özel asansörlü koltuk sistemi sayesinde koltuk zemine kadar inerek sanatçının araca rahatça binmesini sağlıyor. Aynı koltuk aynı zamanda yatak formuna dönüşerek uzun yolculuklarda ve konser sonrası dinlenme süreçlerinde maksimum konfor sunuyor. Araç içerisinde bordo tonlarında özel deri kaplamalar tercih edilirken, yıldız tavan LED aydınlatma sistemi, döner VIP koltuk mekanizması, şoför kabini ile yaşam alanını ayıran makam bölmesi, televizyon, internet, bilgisayar sistemi ve özel soğutma donanımlarıyla üst segment bir konfor alanı oluşturuldu. İç mekân tasarımında kullanılan renklerin ve malzemelerin tamamı İbrahim Tatlıses'in kişisel talepleri doğrultusunda belirlendi.

Şarkıları çalındı

Aracın üretim sürecinde duygusal bir detay da dikkat çekti. Tasarım ve üretim aşamasında tesis içinde sürekli İbrahim Tatlıses'in şarkıları çalındı.
Aracın test ve teslim sürecine bizzat katılan İbrahim Tatlıses, özellikle yatak olabilen koltuk sistemi, yıldız tavan tasarımı ve ambiyans aydınlatma detaylarından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Aracı ilk kez gördüğünde beğenisini açıkça dile getiren Tatlıses'in, tasarım ve donanım detaylarının beklentilerinin de üzerinde olduğunu belirttiği öğrenildi.

İBB'den toplu ulaşıma yüzde 20 zam talebi

İBB komisyonlarınca hazırlanan teklifte, kentteki otobüs, metro, metrobüs, minibüs ve vapur gibi toplu ulaşım araçları ile taksi ve okul servislerine yüzde 20 zam yapılması istendi

 

12.02.2026 13:56:00
Anadolu Ajansı
İBB'den toplu ulaşıma yüzde 20 zam talebi
İBB'den toplu ulaşıma yüzde 20 zam talebi

Tarife Komisyonu ile Ulaşım ve Trafik Komisyonu, İBB Meclisi toplantısında komisyonlara sevk edilen kentteki toplu ulaşım araçları ile taksi ve okul servislerine zam öngören tekliflerle ilgili çalışmalarını tamamladı.

Komisyonlar tarafından hazırlanan ve bugünkü İBB Meclisi toplantısındaki gündemde yer alan teklifte, kentteki otobüs, metro, metrobüs, minibüs ve vapur gibi toplu ulaşım araçları ile taksi ve okul servislerine yüzde 20 zam yapılması talep edildi.

Bu kapsamda, elektronik tam biletin 35 liradan yüzde 20 zamla 42 liraya, "Mavi Kart" aylık abonman ücretinin 2 bin 748 liradan 3 bin 298 liraya çıkarılması istendi.

Taksimetre açılış ücretinin 54,50 liradan 65,40 liraya, mesafe ücretinin kilometre başına 36,30 liradan 43,56 liraya, zaman tarifesi ücretinin saatte 453,71 liradan 544,45 liraya, kısa mesafe ücretinin 175 liradan 210 liraya yükseltilmesi talep edildi.

Minibüslerde "indi-bindi" diye tarif edilen kısa mesafe ücretinin 4 kilometreye kadar 32,50 liradan 39 liraya, 4 ila 7 kilometre arasında 34 liradan 41 liraya, 7 ila 11 kilometre arasında 35 liradan 42 liraya, 11 ila 15 kilometre arasında 36 liradan 43 liraya, 15 ila 20 kilometre arasında 39 liradan 47 liraya, öğrenci ücretinin ise 21 liradan 25 liraya çıkarılması istendi.

Okul servis ücretlerinde 0 ila 1 kilometre arası mesafe ücretinin 3 bin 376 liradan 4 bin 51 liraya yükseltilmesi talebi söz konusu gündem maddesinde yer alırken, yeni tarifenin 16 Şubat'tan itibaren geçerli olacağı belirtildi.

Öte yandan, İBB'nin düğün ve davet salonlarındaki iftar menüsü fiyatının 550 liradan yüzde 27,27 zamla 700 liraya çıkarılması istendi.

MSB'de basın bilgilendirme toplantısı yapıldı

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında, Gazze'de Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçilmesine rağmen, ateşkes ihlallerini sürdüren İsrail'in, Gazze'deki yıkım ve saldırılarının ardından işgal altındaki Batı Şeria'ya yeni bir hukuki ve idari statü dayatmak amacıyla aldığı kararları kınadıklarını vurguladı

12.02.2026 12:38:00 / Güncelleme: 12.02.2026 12:45:25
AA
MSB'de basın bilgilendirme toplantısı yapıldı
MSB'de basın bilgilendirme toplantısı yapıldı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 5 PKK'lı teröristin daha teslim olduğunu bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Terörle mücadeleye ilişkin bilgi veren Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yüksek bir disiplin ve kararlılıkla sürdürdüğü operasyonel faaliyetleri kapsamında 5 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiş, Suriye Harekat Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 757 kilometreye ulaşmıştır." ifadelerini kullandı.

Hudut güvenliği

Aktürk, kaçakçılığın, yasa dışı geçişlerin engellenmesi ve terörle mücadele etkinliğinin artırılması kapsamında sınır güvenliğinde modern teknolojiye dayalı tedbirler alındığını belirtti.

Hudut güvenliğine ilişkin bilgi veren Aktürk, şunları kaydetti:

"Hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7'si terör örgütü mensubu olmak üzere 146 şahıs yakalanmış, 2 bin 89 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 790, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 7 bin 979 olmuştur. Bu hafta içerisinde, Van hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde 155 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir."

NATO

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, savunma ve güvenliğin yanı sıra bölgesel istikrarın korunması ile uluslararası güvenliğe katkı sağlamaya devam ettiğini söyledi.

Türkiye'nin 18 Şubat'ta üyeliğinin 74'üncü yılına ulaşacağı NATO'nun, değerlerini ve sorumluluklarını paylaşmaya, aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olmaya devam ettiğini belirten Aktürk, şu bilgileri verdi:

"NATO'nun 2026 yılındaki en geniş kapsamlı ve katılımlı fiili tatbikatı olan, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak yaklaşık 2 bin personelle yer aldığımız Steadfast Dart 2026, aynı zamanda Almanya'nın milli tatbikatları olan Northern Quadriga ve Grand Quadriga ile eş zamanlı olarak 8-25 Şubat tarihleri arasında Almanya'da devam etmektedir. Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımızın TCG Anadolu'dan takip edeceği Steadfast Dart Tatbikatı kapsamında, 17-18 Şubat'ta, Baltık Denizi'nde TB3 insansız hava araçları ile atışlar icra edilecektir. Sayın Genelkurmay Başkanımız ile Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımızın söz konusu tatbikatın 20 Şubat'taki Seçkin Gözlemci Günü'ne iştirak etmesi planlanmaktadır."

İkili ilişkiler

Aktürk, Türkiye ile Ekvator Cumhuriyeti arasında teati usulü ile imzalanan Askeri Çerçeve Anlaşması'nın imza sürecinin 5 Şubat'ta tamamlandığını aktardı.

"Türkiye-Kore Cumhuriyeti 13'üncü Kara Kuvvetleri İşbirliği Toplantısı"'nın 8-13 Şubat'ta Türkiye'de yapıldığını ifade eden Aktürk, "Türkiye ile Yunanistan arasında Güven Artırıcı Önlemler uygulama planı çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı heyetimizin, 17-19 Şubat'ta Atina/Yunanistan'da toplantıya katılması planlanmaktadır." dedi.

İsrail

Aktürk, Gazze'de Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçilmesine rağmen, ateşkes ihlallerini sürdüren İsrail'in, Gazze'deki yıkım ve saldırılarının ardından işgal altındaki Batı Şeria'ya yeni bir hukuki ve idari statü dayatmak amacıyla aldığı kararları kınadıklarını vurguladı.

Uluslararası hukukun bariz bir ihlali olan bu kararların iki devletli çözüm çabalarına zarar vereceğinin açık olduğuna işaret eden Aktürk, "Filistin halkının, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet sahibi olma çabalarına destek vermeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz." diye konuştu.

Eğitim ve tatbikatlar

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, harekat kabiliyetini geliştirmeye yönelik ulusal ve uluslararası eğitim ile tatbikat faaliyetlerini planlanan takvim doğrultusunda icra ettiğini belirtti.

Bu kapsamda 29 Ocak-13 Şubat tarihleri arasında Kars'ta gerçekleştirilen Şehit Piyade Teğmen Harun Aslan Kış-2026 Tatbikatı'nın yarın düzenlenecek Seçkin Gözlemci Günü ile tamamlanacağının bilgisine veren Aktürk, şunları söyledi:

"2 Şubat'ta başlayan Almanya'daki Dynamic Mirage ile 9 Şubat'ta İspanya'da başlayan Torrejon Advantage tatbikatları 13 Şubat'ta, 1-14 Şubat'ta Katar'da icra edilen İbrar-6 Kıyı Savunma Özel Tatbikatı ise 14 Şubat'ta sona erecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca, 11 Şubat'ta, muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla Batı Karadeniz'de eğitim uçuşu yapılmış, Erzincan'ın kurtuluşunun yıl dönümü etkinlikleri kapsamında 13 Şubat'ta muharip uçak geçişi yapılması planlanmıştır. Geçitkale/KKTC'de 661,5 metrekarelik şanlı Türk bayrağımız ile serbest paraşüt atlayışı gerçekleştirerek Türkiye rekoru kıran Özel Kuvvetler Komutanlığı personelimizi, 6-8 Şubat'ta Adana'da düzenlenen 'Uluslararası Masterlar Uzun Kulvar Yüzme Şampiyonası'nda, 9 Türkiye rekoru kıran Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Yüzme Takımımız ve derece elde eden sporcularımız ile, 29 Ocak-10 Şubat'ta 17 ülkenin katılımıyla Pakistan'da düzenlenen 9'uncu Uluslararası Pakistan Kara Kuvvetleri Takım Ruhu Yarışması'nda (PATS-2026) altın madalya kazanan Kara Kuvvetleri Takımımızı bir kez daha tebrik ediyoruz."

Envantere yeni giren silah sistemleri

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin güçlü, modern, etkin savunma kapasitesinin yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle geliştirilmesi çalışmalarına devam edildiğine dikkati çekti.

Bu kapsamda geçen hafta, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca Hisar-A Projesi kapsamında çeşitli miktarlarda Füze Fırlatma Sistemi (FFS) ve Tam Atım Füze, muayene ile kabul faaliyetlerinin tamamlanarak envantere alındığını bildiren Aktürk, şöyle devam etti:

"Diğer yandan, hafta içerisinde muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatını tamamlayan Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından Riyad'da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı (World Defence Show) 2026'da, ALTALBIAH firması ile MKE TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi teknolojisi ihracı ve ortak üretimi ile 122 mm ÇNRA (Çok Namlulu Roketatar) mühimmatının Suudi Arabistan'da ortak üretimine yönelik Mutabakat Zaptı ve Saudi Chemical Company Limited ile patlayıcı ham madde ve enerjetik materyaller alanındaki işbirliklerini geliştirmek amacıyla Mutabakat Zaptı imzalanmıştır."

Yunanistan Başbakanı Miçotakis Ankara'da

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere Ankara'ya geldi

11.02.2026 16:23:00
İhlas Haber Ajansı
Yunanistan Başbakanı Miçotakis Ankara'da
Yunanistan Başbakanı Miçotakis Ankara'da
Türkiye-Yunanistan 6'ncı Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi kapsamında Türkiye'yi ziyaret edecek olan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere Ankara'ya geldi. Esenboğa Havaalanına iniş yapan Miçotakis, havaalanından çıkış yaptı. Çıkışın ardından Miçotakis, Erdoğan ile görüşmek üzere Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne yola çıktı.

Erdoğan ile Miçotakis görüşmesinde, ikili münasebetlerin yanı sıra bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulması öngörülüyor. Ziyaret çerçevesinde ayrıca, ikili ilişkileri güçlendirmeye atfedilmiş çeşitli metinlerin imzalanması da gündemde bulunuyor.

Miçotakis'i karşılamaya Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katıldı.

Ayşe Barım'a 12 yıl 6 ay hapis cezası

Gezi Parkı olayları kapsamında yargılanan ünlü menajer Ayşe Barım hakkında hüküm açıklandı
 

11.02.2026 16:04:00
Haber Merkezi
Ayşe Barım'a 12 yıl 6 ay hapis cezası
Ayşe Barım'a 12 yıl 6 ay hapis cezası
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen karar duruşmasında, Gezi Parkı olayları kapsamında yargılanan ünlü menajer Ayşe Barım hakkında hüküm açıklandı. Mahkeme, Barım'ı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Duruşma sabah saatlerinde başladı. Tutuksuz yargılanan Ayşe Barım, sağlık sorunları nedeniyle kalp pili taşıdığını belirterek savunmasında suçlamaları reddetti. Barım, "Ben suçsuzum, devletime ve milletime bağlı biriyim. Dosyada somut delil yok, beraatimi talep ediyorum. Tahliyem için teşekkür ederim, ameliyatlarımı yaptırmak istiyorum" dedi. Barım, daha önce 1 Ekim'de sağlık gerekçesiyle tahliye edilmişti.

Savcılık ağırlaştırılmış müebbet talep etmişti

Savcılık, esas hakkındaki mütalaada suç vasfını değiştirerek ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etmişti. İddianamede ise Barım'ın Gezi Parkı eylemlerinde aralarında Serenay Sarıkaya, Hande Erçel gibi isimler bulunan sanatçıları eylemlere yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından biri olduğu öne sürülerek 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis istenmişti.

Mahkeme heyeti, Barım'ı doğrudan fail değil "yardım eden" sıfatıyla değerlendirdi. Temel ceza 15 yıl olarak belirlendi; iyi hal indirimi uygulanarak 12 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi. Barım'ın hükmen tutuklanmasına yer olmadığına karar verildi; tutuklama uygulanmadı. Ancak yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri devam edecek.

Karar, İstinaf Mahkemesi'nde temyiz edilebilecek. Gezi Parkı dosyaları kapsamında Barım'ın davası, muhalefet ve sivil toplum tarafından "siyasi" olarak nitelendirilirken, resmi kaynaklar "delillere dayalı yargılama" vurgusu yapıyor.

Özgecan Aslan ölümünün 11'inci yılında dualarla anıldı

Kadın cinayetlerinin simge isimlerinden biri haline gelen Özgecan Aslan, vahşice katledilişinin 11'inci yılında da unutulmadı. Genç yaşta hayattan koparılan Özgecan, Mersin'deki kabri başında dualarla ve gözyaşlarıyla anıldı

11.02.2026 14:28:00 / Güncelleme: 11.02.2026 14:32:59
İHA
Özgecan Aslan ölümünün 11'inci yılında dualarla anıldı
Özgecan Aslan ölümünün 11'inci yılında dualarla anıldı
Mersin'in Tarsus ilçesinde 11 Şubat 2015'te okulundan evine dönmek üzere bindiği minibüste vahşice öldürülen üniversite öğrencisi 19 yaşındaki Özgecan Aslan, mezarı başında dualarla anıldı. Anne Songül Aslan, baba Mehmet Aslan ve yakınları, Özgecan'ın Toroslar ilçesi Akbelen Şehir Mezarlığı'ndaki kabrine gelerek, çiçek bırakıp dua etti. Anne Songül Aslan, kızının kabrine çiçek koyduktan sonra mezar taşını öptü, bir süre Kur'an-ı Kerim okudu.



Acıları 11 yıldır dinmedi

Aslan ailesi, 11'inci ölüm yıl dönümünde kızları Özgecan'ı kabri başında dualarla andı. Anne Songül Aslan ve baba Mehmet Aslan'ın da yer aldığı anma programında Kur'an-ı Kerim okunmasının ardından dualar edildi. Duygusal anların yaşandığı anmada Aslan çifti zaman zaman gözyaşlarına hakim olamazken, yakınları ve katılan vatandaşlar da Özgecan'ın mezarı başında dua ederek aileye destek verdi. Mezara çiçekler bırakılırken, Özgecan rahmet ve özlemle anıldı.



"Sen nasıl kadına dokunursun, katledersin?"

Baba Mehmet Aslan gazetecilere yaptığı açıklamada, artan kadın cinayetlerine tepkisini dile getirirken, "Sen nasıl kadına dokunursun, katledersin' Nasıl şiddet uygularsın' Her gün bir kadın cinayeti. Biraz kendimize gelelim. Sevgiden, barıştan başka, adaletten başka bu işin bir çıkış yolu yok. Allah gönderdiği son dinin adını İslam koymuş, İslam barış demek. Bir parça seveceksin, bir parça anlayışlı olacaksın. Başka bir şey yok. Nedir yani' Üç günlük dünyanın çukurundayız. Hepimiz birbirimize yardımcı olacağız, birbirimizi seveceğiz. Birazcık anlayış göstereceğiz. Ne diye gidip küçük çocukların, kızların, erkeklerin ırzına geçiyorsunuz' Şeref dediğin şey aklın kendisidir. Akıl da hikmet olmadan çalışmıyor" dedi.



"Özgem 11 yıl oldu göç edeli"

Anne Songül Aslan ise evladının yokluğunun acısının ilk günkü gibi taze olduğunu ifade ederek, "Özgem 11 yıl oldu göç edeli. Allah hiçbir anneye, babaya bu acıyı göstermesin diyorum. Hiçbir suçu yoktu evladımın. Hayalleri vardı, hedefleri vardı. 'Okuyacağım, dünyanın en iyi psikoloğu olacağım' diyordu. Çok dürüsttü, çok namusluydu, çok böyle pozitif bir insandı. Hep güler yüzlüydü. Derslerine çalışırdı, işinde gücünde bir kızdı. Allah ona o acıyı yaşatanların aynısını onlara yaşatsın diyorum. Böyle suçsuz, günahsız evlatlarımız birer birer gidiyor" diye konuştu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.