Tarih 21 Ekim 2017'yi gösterirken, Cumhurbaşkanı'ndan tarihi bir açıklama ya da samimi bir itiraf geldi: (?) Bu şehre ihanet ettik!
Tarihi söyledik, mekân mı? Yıldız Teknik Üniversitesi "Şehir ve STK (Sivil Toplum Kuruluşlar) Zirvesi".
Bu açıklamaya biz de katılırken, Sayın Erdoğan'ı bu ikrarından dolayı da kutluyoruz. Kutlamasına kutluyoruz da, gecikmiş bir "izdivaç" değil mi, ne dersiniz?
Hem de çok gecikmiş? Devletin zirvesi ihaneti açıklarken şehri koruyamadık, beton yığınına dönüştü, diye yakınıyordu.
Anlamasına anladık; anlamadığımız, koruyacak bir şey kalıp kalmadığıdır geriye.
Tabloya bir bakalım;
1. Rant uğruna doludizgin giden yoğun ve yüksek yapılaşma kentin tüm dengelerini bozuyor. İstanbul'un tarihi yarımadasının siluetini çirkinleştiren Zeytinburnu gökdelenleri Sayın Erdoğan'ı rahatsız etmiş ve bunların yontulacağını, söylemişti. Ancak hiçbir değişiklik yok.
2. Şehrin zaten iyice azalmış olan yeşil alanları garip kararlarla tüketiliyor. Örnekler çok; Danıştay kararına rağmen Üsküdar'da Vâlidebağ Korusu'na bitişik 100 dönümlük tarihi yeşil alan yapılaşmaya açılıyor. Kuzguncuk'taki Hüseyin Avni Paşa Korusu imtiyazlı bir müteahhide satıldı. Ne hikmetse, korunun içindeki tarihi ahşap köşk ansızın yanıverdi. Yangının çıkış nedeni bir türlü anlaşılamadı. Kandilli'deki Sevda Tepesi malum? Orası için de yargı kararları varsa da, sahibinin ayrıcalıklı bir vakfa yaptığı yüklüce bağışın sıkletinden imar kapıları zorlanıyor.
3. İstanbul'un yakın çevresindeki tarım alanları, yeşil alanlar ve ormanlar parça parça yapılaşmaya açılıyor. Maslak'ta "Tabiat Parkı" statüsündeki 1,5 milyon m2'lik Park Orman'da arena, villalar, restoranlar yapılaşması? UNESCO'nun "Dünya Mirası" statüsündeki Yedikule Bostanları da işin cabası. Mecidiyeköy'deki "spor alanı-yeşil alan" statüsündeki Ali Sami Yen Stadı arsasında gökdelenler yükseliyor. Hemen bitişiğindeki Erken Cumhuriyet döneminin önemli mimarlık eserlerinden "Tekel Likör Fabrikası" koruma kuralları hiçe sayılarak yek ile yeksan oldu. Neyse bir tek bacası bırakılmış. Tayyip Erdoğan'ın şehre ihanet ettik dediği mekân Yıldız Teknik Üniversitesi'nin yakınındaki Zincirlikuyu'da Karayolları arazisinin özelleştirilmesi sonrasında mantar gibi biten gökdelenler.
4. Çılgın proje "Kanal İstanbul" kaçınılmaz mı? Gerçekleşirse şehre bir şehir daha mı katacak!? 3.Köprü, 3. Havalimanı şehrin akciğerleri olan ormanları ve buranın sakinleri hayvanları darmadağın etti.
5. Arsa bulabilmek için kentin merkezindeki mahalleler dönüştürüldü. Başta Cumhuriyet dönemi yapıları olmak üzere göze kestirilen yapılar, arsa kazanma uğruna, yıkıldı.
Neticeten;
Çevre, kültür, mimarlık değerlerini korumuyoruz; kentlerin ölçeğini, kimliğini, dokusunu, siluetini, yeşilini yok ediyoruz.
Bugün ülkemizdeki gelişmeler çoğunlukla plansız, programsız olarak, kent toprağının ranta dönüştürülmesi doğrultusunda sürüp gidiyor.
Ya bizim sorumluluğumuz?
Kente sahip çıkma bilincinin neresindeyiz?
Tarihi söyledik, mekân mı? Yıldız Teknik Üniversitesi "Şehir ve STK (Sivil Toplum Kuruluşlar) Zirvesi".
Bu açıklamaya biz de katılırken, Sayın Erdoğan'ı bu ikrarından dolayı da kutluyoruz. Kutlamasına kutluyoruz da, gecikmiş bir "izdivaç" değil mi, ne dersiniz?
Hem de çok gecikmiş? Devletin zirvesi ihaneti açıklarken şehri koruyamadık, beton yığınına dönüştü, diye yakınıyordu.
Anlamasına anladık; anlamadığımız, koruyacak bir şey kalıp kalmadığıdır geriye.
Tabloya bir bakalım;
1. Rant uğruna doludizgin giden yoğun ve yüksek yapılaşma kentin tüm dengelerini bozuyor. İstanbul'un tarihi yarımadasının siluetini çirkinleştiren Zeytinburnu gökdelenleri Sayın Erdoğan'ı rahatsız etmiş ve bunların yontulacağını, söylemişti. Ancak hiçbir değişiklik yok.
2. Şehrin zaten iyice azalmış olan yeşil alanları garip kararlarla tüketiliyor. Örnekler çok; Danıştay kararına rağmen Üsküdar'da Vâlidebağ Korusu'na bitişik 100 dönümlük tarihi yeşil alan yapılaşmaya açılıyor. Kuzguncuk'taki Hüseyin Avni Paşa Korusu imtiyazlı bir müteahhide satıldı. Ne hikmetse, korunun içindeki tarihi ahşap köşk ansızın yanıverdi. Yangının çıkış nedeni bir türlü anlaşılamadı. Kandilli'deki Sevda Tepesi malum? Orası için de yargı kararları varsa da, sahibinin ayrıcalıklı bir vakfa yaptığı yüklüce bağışın sıkletinden imar kapıları zorlanıyor.
3. İstanbul'un yakın çevresindeki tarım alanları, yeşil alanlar ve ormanlar parça parça yapılaşmaya açılıyor. Maslak'ta "Tabiat Parkı" statüsündeki 1,5 milyon m2'lik Park Orman'da arena, villalar, restoranlar yapılaşması? UNESCO'nun "Dünya Mirası" statüsündeki Yedikule Bostanları da işin cabası. Mecidiyeköy'deki "spor alanı-yeşil alan" statüsündeki Ali Sami Yen Stadı arsasında gökdelenler yükseliyor. Hemen bitişiğindeki Erken Cumhuriyet döneminin önemli mimarlık eserlerinden "Tekel Likör Fabrikası" koruma kuralları hiçe sayılarak yek ile yeksan oldu. Neyse bir tek bacası bırakılmış. Tayyip Erdoğan'ın şehre ihanet ettik dediği mekân Yıldız Teknik Üniversitesi'nin yakınındaki Zincirlikuyu'da Karayolları arazisinin özelleştirilmesi sonrasında mantar gibi biten gökdelenler.
4. Çılgın proje "Kanal İstanbul" kaçınılmaz mı? Gerçekleşirse şehre bir şehir daha mı katacak!? 3.Köprü, 3. Havalimanı şehrin akciğerleri olan ormanları ve buranın sakinleri hayvanları darmadağın etti.
5. Arsa bulabilmek için kentin merkezindeki mahalleler dönüştürüldü. Başta Cumhuriyet dönemi yapıları olmak üzere göze kestirilen yapılar, arsa kazanma uğruna, yıkıldı.
Neticeten;
Çevre, kültür, mimarlık değerlerini korumuyoruz; kentlerin ölçeğini, kimliğini, dokusunu, siluetini, yeşilini yok ediyoruz.
Bugün ülkemizdeki gelişmeler çoğunlukla plansız, programsız olarak, kent toprağının ranta dönüştürülmesi doğrultusunda sürüp gidiyor.
Ya bizim sorumluluğumuz?
Kente sahip çıkma bilincinin neresindeyiz?
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
- Terör / 01.02.2024
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023

























































