logo
06 MAYIS 2026

Tehdit mektubu geldi

Konya’da arkadaşlık teklifini geri çeviren üniversiteli kızı asitle yakan asker kaçağı şahıs, tutuklu bulunduğu askeri cezaevinden genç kıza tehdit mektubu gönderdi

18.10.2012 00:00:00
Konya'da arkadaşlık teklifini reddeden üniversiteli genç kızı asitle yakan asker kaçağı şahıs, tutuklu bulunduğu askeri cezaevinden genç kızın evine tehdit içerikli mektup yolladı. Zanlı mektubunda, "35 yaşında serbestim. Tam tecrübeye ulaştığım yaşta intikamım kaldığı yerden devam" diye yazdı. Olay, 1 Ekim 2012 tarihinde Selçuk Üniversitesi Sağlık Hizmetler Meslek Yüksekokulu'nda meydana gelmişti. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ikinci sınıf öğrencisi olan Ş.S. (20), arkadaşlık teklifini kabul etmediği asker kaçağı İsmail B. (26) tarafından merdiven boşluğunda üzerine asit dökülerek yakıldı. Kıyafetleriyle birlikte vücudunun büyük bölümü yanan Ş.S. ile kendisine yardım ederken yaralanan arkadaşı T.K, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Vücuduna temas eden asit nedeniyle yaralanan T.K, tedavisinin ardından 10 gün rapor alarak taburcu edilmişti. Sırt bölgesi başta olmak üzere vücudunun büyük bölümünde derin yanıklar oluşan Ş.S. ise Plastik Cerrahi Servisi'nde tedavi altına alındı. "Hayatım karardı" Aradan geçen günlere rağmen vücudunda asitten kaynaklanan yanma devam eden Ş.S, çektiği acı nedeniyle zor günler geçiriyor. Eğitimi yarım kalan ve psikolojisi bozulan Ş.S'nin, kendisine refakat eden annesine çektiği acılardan dolayı "Ölmek istiyorum" dediği öğrenildi. Şu ana kadar üç ameliyat geçiren Ş.S'ye, sürekli ilaç veriliyor. Bir kaç önemli ameliyat daha geçirecek olan genç kızın hastanede yaklaşık bir ay daha kalacağı bildirildi. Mektup ve yaşadığı olay nedeniyle hayatının karardığını ifade eden Ş.S, "Uğradığım saldırıdan sonra eğitimim yarım kaldı. Şu an çok kötüyüm. Asit yanıkları devam ettiği için canım çok yanıyor. Hayatım karardı, acılara dayanmak zor. Kendimin ve ailemin can güvenliği tehlikede. Şu an tek isteğim sağlığıma kavuşmak" diye konuştu. Cezaevinden tehdit mektubu Saldırı günü okuldaki erkek öğrenciler tarafından etkisiz hale getirildikten sonra polislere teslim edilen İsmail B. ise, "Kasten adam öldürmek" suçlamasıyla sevk edildiği mahkemece tutuklandı. Daha önce karıştığı bazı suçlardan dolayı infazının bulunduğu öğrenilen İsmail B., asker kaçağı olduğu için Ankara Kara Kuvvetleri Komutanlığı Mamak 1. Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevi'ne gönderildi. Askeri cezaevinde tutulan İsmail B.'nin, Büro Yönetimi ve Sekreterlik Bölümü'nde bir yıl okuduktan sonra okulunu terk ettiği öğrenildi. Genç kızı asitle yakmakla yetinmeyen İsmail B., hastanede zorlu tedavi süreci devam eden Ş.S'nin evine tehdit içerikli bir mektup yolladı. Mektubunda hayattaki tek amacının genç kız olduğunu yazan İsmail B., Ş.S'nin kardeşlerinin isimlerini de zikrederek sıranın onlara geleceği imasında bulundu. İsmail B. mektubunda, "Bu sefer cezamın hepsini bitirip çıkacağım. Zaten çoğu af paketleriyle düşmüş. Bir bu son saldırı kalmış, o da savaş çıkarsa düşer diye düşünüyorum. Diyorum ki 26 yaşındayım. 35 yaşına kadar devletin benle derdi neyse görsün. 35 yaşında serbestim. Tam tecrübeye ulaştığım yaşta intikam kaldığı yerden" diye yazdı. İHA

İmamoğlu Politico'daki yazısında Ursula von der Leyen'e yanıt verdi: "Bizi Rusya ve Çin ile bir tutmayın"

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Politico’ya yazdığı yazıda AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin ifadelerini eleştirerek, "Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koymak, AB'nin kendi jeopolitik gerçeklerine ve stratejik çıkarlarına aykırıdır" dedi

06.05.2026 13:59:00
Haber Merkezi
İmamoğlu Politico'daki yazısında Ursula von der Leyen'e yanıt verdi: "Bizi Rusya ve Çin ile bir tutmayın"
İmamoğlu Politico'daki yazısında Ursula von der Leyen'e yanıt verdi: "Bizi Rusya ve Çin ile bir tutmayın"
19 Mart 2025'den bu yana Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından Politico'da yazdı.

"Türkiye AB kapısında bekletilecek bir ülke değildir" başlığıyla yayımlanan yazıda İmamoğlu; AB'nin genişleme politikalarına değinirken, Türkiye'nin Rusya ve Çin ile aynı çerçevede değerlendirilmesine karşı çıktı.

"Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koymak jeopolitik gerçeklere aykırı"
İmamoğlu, "Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koymak, AB'nin kendi jeopolitik gerçeklerine ve stratejik çıkarlarına aykırıdır. Türkiye, bu aktörlerden farklı olarak, Avrupa'nın kurumsal yapılarıyla uzun yıllara yayılan bir entegrasyon ilişkisine ve doğrudan bir ortaklığa sahiptir. Türkiye'yi dışlayan bir AB, uzun vadeli güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığını da eksik kurgulamış olur" ifadelerini kullandı.

"AB ile ortak geleceği savunmak AB'ye hoş görünmeye çalışmak değildir"
Türkiye'nin ihtiyacının net bir yön olduğunu vurgulayan İmamoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye'nin bugün ihtiyacı olanın hamaset değil, net bir istikamet olduğudur. AB ile ortak geleceği savunmak, AB'ye hoş görünmeye çalışmak değildir. Aynı şekilde, AB'deki çifte standardı görmek de Avrupa fikri ve projesinden vazgeçmek anlamına gelmez. Asıl ihtiyaç, hukuku, özgürlüğü ve çoğulculuğu dışsal bir beklenti olarak değil, Türk toplumunun öz hakkı olarak savunan bir siyasi aklın güçlenmesidir."

"Türkiye demokratik güven üretemiyor"
İmamoğlu, ayrıca Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu'nun son taslağı ile von der Leyen'in açıklamalarını birlikte değerlendirerek, AB ile Türkiye arasında ortak bir gelecek iradesinin zayıfladığına dikkat çekti. "İlk bakışta farklı başlıklar gibi görünse de ikisi de benzer bir sıkıntıya işaret ediyor: AB ile Türkiye arasında ortak bir geleceğe ilişkin inandırıcı ve ortak bir iradenin zayıflığı. AB Türkiye'ye bakarken ilkeler ile çıkarlar arasında gidip geliyor ve vizyoner bir perspektif ortaya koyamıyor. Türkiye ise AB ile ortak bir yön ve gelecek iddiasını diri ve sürdürülebilir tutacak demokratik güveni üretemiyor" dedi.

Öte yandan Ursula von der Leyen, geçen ay Almanya'nın Hamburg kentinde Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde yaptığı konuşmada, AB'nin genişlemesini desteklediğini belirterek, "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz" ifadelerini kullanmıştı.

"Bugün Silivri'de olmam kişisel bir hukuk meselesi değildir"
Ekrem İmamoğlu'nun Politico'daki "Türkiye AB kapısında bekletilecek bir ülke değildir" başlıklı yazısının tamamı şu şekilde:

"Bu satırları Silivri Cezaevi'nden yazıyorum. Bugün burada olmam, yalnızca kişisel bir hukuk meselesi değildir. Türkiye'nin demokrasi, hukuk devleti ve Avrupa Birliği ile ortak gelecek iddiasının da içinden geçtiği kırılmayı gösteriyor.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki uzun zamandır dürüstlükten de dengeden de yoksundur. 1999'dan bu yana resmen devam eden adaylık süreci zamanla içi boşalmış bir çerçeveye dönüşmüştür. Türk Hükümeti, AB tam üyeliğini stratejik hedef olarak tanımladığını söylüyor. Ancak içeride demokratik siyaseti ve kurumlarını, hukuk devleti ve insan hak ve özgürlüklerini zayıflatarak bu ilişkinin zeminini kendi eliyle aşındırıyor.

"Türkiye'yi Rusya ve Çin ile aynı kefeye koyarak..."
Son günlerde iki güncel gelişme bu çelişkiyi yeniden görünür hale getirdi. İlki, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu'nun Dış İlişkiler Komitesi'nden geçen son taslağı. İkincisi, Ursula von der Leyen'in Türkiye'yi Rusya ve Çin'le aynı kefeye koyarak bir ortak olarak değil, karşıt bir aktör olarak değerlendirmesi.

İlk bakışta farklı başlıklar gibi görünse de ikisi de benzer bir sıkıntıya işaret ediyor: AB ile Türkiye arasında ortak bir geleceğe ilişkin inandırıcı ve ortak bir iradenin zayıflığı. AB Türkiye'ye bakarken ilkeler ile çıkarlar arasında gidip geliyor ve vizyoner bir perspektif ortaya koyamıyor. Türkiye ise AB ile ortak bir yön ve gelecek iddiasını diri ve sürdürülebilir tutacak demokratik güveni üretemiyor.

"AB parlamentosunun son raporu muhalefet üzerinde baskıyı kayda geçiriyor"
Avrupa Parlamentosu'nun yakında Genel Kurul'da kabul edilmesi beklenen son raporu, Türkiye'deki demokratik gerilemeye dair genel tespitleri tekrarlamanın ötesine geçiyor. Bu yılki metin, gözaltına alındığım 19 Mart sonrasında yaşanan süreci, muhalefet üzerindeki artan baskıyı ve demokratik kurumlarda derinleşen aşınmayı daha somut ve doğrudan kayda geçiriyor.

Aynı zamanda Avrupa Birliği genişleme siyasetinde yeniden bir hareket alanı oluşurken, Türkiye'nin gerekli demokratik reformları hayata geçirmemesi nedeniyle bu fırsat penceresinin dışında kaldığını açıkça söylüyor. Bu vurgu çok önemli. Çünkü mesele artık yalnızca donmuş bir üyelik dosyası değil; Türkiye ile AB'nin ortak geleceğine dair stratejik bir yön meselesidir.

Türkiye'nin AB ile ilişkisinde yaşanan tıkanma da tam bu noktada belirginleşiyor. Zira mevcut siyasi çerçevede muhalefet üzerinde uygulanan baskı giderek kalıcı bir yönetim pratiğine dönüştükçe, mesele dış politikanın dar sınırlarını aşarak daha yapısal bir nitelik kazanıyor. Bir rejim meselesine dönüşüyor. Bu nedenle, AB ile yaşanan gerilimlerin önemli bir kısmı demokratik standartlardaki bu iç bozulmanın dış politikaya yansımasından besleniyor.

"Türkiye Avrupa güvenlik mimarisinin önemli bir bileşenidir"
Türkiye, Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden biri olarak Avrupa'nın demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti temelinde inşa ettiği kurumsal yapının en başından beri parçasıdır. NATO'nun içindeki konumuyla da Avrupa güvenlik mimarisinin ve kolektif savunma sisteminin önemli bir bileşenidir. Bugün ise Karadeniz'den yaşamsal enerji hatlarına, göçten sanayi üretimine kadar AB'nin uzun vadeli güvenliği ile ekonomik dayanıklılığı Türkiye'yi dışlayarak kurulamaz. Bu gerçek, ilişkilerin siyasi olduğu kadar aynı zamanda stratejik karşılıklı bağımlılık temelinde yeniden düşünülmesini gerekli kılıyor.

Bu yüzden Türkiye'yi Rusya ve Çin'le aynı düzlemde değerlendirmek, AB'nin kendi jeopolitik gerçekliği ve stratejik vizyonuyla çelişmektedir. Türkiye, bu aktörlerden farklı olarak, Avrupa'nın kurumsal yapılarıyla uzun yıllara yayılan bir entegrasyon ilişkisine ve doğrudan bir ortaklığa sahiptir. Türkiye'yi dışlayan bir AB, uzun vadeli güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığını da eksik kurgulamış olur.

AB bugün Türkiye'ye baktığında çoğunlukla şu tabloyu görüyor: Yıpranmış kurumlar. Siyasallaşmış bir yargı. Baskı altındaki muhalefet. Zayıflayan yerel demokrasi. Biz bunları en ağır biçimde bizzat yaşıyoruz. Türkiye'yi AB'den uzaklaştıran şey coğrafyası değil, otoriterleşme eğilimin bir süredir yarattığı birikmiş tahribattır.

Yıllardır Türkiye'yi Avrupa Konseyi standartlarından uzaklaştıran, hukuk devletini zedeleyen, AİHM kararlarına uymamakta ısrar eden, yerel demokrasiyi baskı altına alan iktidar, dönüp Avrupa değerlerinin savunucusu gibi konuşamaz. Bu söylem AB nezdinde de inandırıcılıktan uzaktır.

Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan şey hamaset değil, net bir istikamettir. AB ile ortak geleceği savunmak, AB'ye hoş görünmeye çalışmak değildir. Aynı şekilde, AB'deki çifte standardı görmek de Avrupa fikri ve projesinden vazgeçmek anlamına gelmez. Asıl ihtiyaç, hukuku, özgürlüğü ve çoğulculuğu dışsal bir beklenti olarak değil, Türk toplumunun öz hakkı olarak savunan bir siyasi aklın güçlenmesidir.

"Hedefimiz hukuku toplumsal hayatın temeli sayan bir Türkiye"
Bizim tahayyülümüzde, yöneteceğimiz Türkiye işte bu yüzden farklı olacaktır. Hedefimiz, AB ile ilişkisini edilgen bir bekleyiş üzerinden değil; eşitlik, değerler ve ortak çıkarlar temelinde kuran; hak ve özgürlüklerden korkmayan, bilakis toplumsal düzenin temeli ve güvencesi olarak gören; hukuku pazarlık konusu değil, toplumsal hayatın temeli olarak sayan bir Türkiye'dir.

Bu noktada AB tarafından beklentimiz, Türkiye'ye korkuların, klişelerin ve kısa vadeli siyasi hesapların merceğinden bakmasını geride bırakması; Türkiye'nin tarihini, toplumsal dinamiklerini ve AB ile kurduğu kurumsal bağları daha ciddiyetle ele almasıdır.

Bugün bu satırları hapishanedeki hücremden yazıyor olabilirim. Ancak bu zorlu koşullarda dahi, Türkiye'nin yönünün demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve Avrupa ile ortak bir gelecek olduğuna dair inancım sarsılmış değildir.
Türkiye, AB kapısında bekletilebilecek bir ülke değildir."

Leyen ne demişti?
Hamburg'da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan von der Leyen, AB'nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak, "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki; Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz" açıklamasında bulunmuştu.

Leyen'in, Avrupa'nın Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine ilişkin ifadelerinin ardından AB Komisyonu Sözcülüğü açıklama yapmıştı. Yapılan açıklamada Türkiye'nin önemli bir NATO müttefiki ve AB aday ülkesi olduğuna dikkat çekilerek "Türkiye, bölgede ekonomik ve siyasi açıdan tartışmasız önemli bir ortaktır" izahatında bulunmuştu.

CHP kurultayı davası 1 Temmuz'a ertelendi

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ceza davasının beşinci duruşması 6 Mayıs'ta Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Ara kararını veren mahkeme, davayı 1 Temmuz'a erteledi

06.05.2026 11:54:00
Haber Merkezi
CHP kurultayı davası 1 Temmuz'a ertelendi
CHP kurultayı davası 1 Temmuz'a ertelendi
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ceza davasının beşinci duruşması 6 Mayıs'ta Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Ara kararını veren mahkeme, davayı 1 Temmuz'a erteledi.

Bir sonraki davada İBB davasında etkin pişmanlık ifadesi veren Adem Soytekin'in dinlenmesine karar verildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 4-5 Kasım 2023'teki 38. Olağan Kurultay sürecinde bazı delegelere "oy karşılığında para" teklif edildiği öne sürülüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve İstanbul'da tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu'nun yanı sıra 11 kişi sanık sandalyesinde.

Savcılık, İmamoğlu'nun, "Divan Başkanı" olarak görev yaptığını, diğer şüphelilerin de iştirak halinde hareket ettiğini iddia ediyor.

Sanıklar hakkında "oylamaya hile karıştırma" suçlamasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

İddianamede eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mağdur olarak yer alıyor.
İmamoğlu'nun yanı sıra sanıklar arasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, CHP Erzurum İl Başkanı Serhat Can Eş, CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Hüseyin Yaşar, Mehmet Kılınçaslan, CHP Bitlis İl Başkanı Metin Güzelkaya ve Özgen Nama bulunuyor.

Önceki duruşmalarda neler yaşandı?
Davanın dördüncü duruşması 1 Nisan'da görüldü. Üçüncü duruşma ise 23 Şubat'ta yapıldı.

Ara kararını açıklayan mahkeme, dosyanın Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen dava dosyasıyla birleştirilmesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılmasına karar verdi.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi 24 Ocak'ta "dosyalar arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunmadığı" gerekçesiyle birleştirme talebini reddetti.

Bu duruşmada eski CHP delegeleri ve CHP üyeleri tanık olarak dinlendi.

Tanıklar, delegelerin kurultayda oy kullanmaları karşılığında para teklif edildiği, para ve hediye alış verişi olduğu iddialarını dile getirdi.

Avukatlar, tanıkların "şahsen bir şeye şahit olmadığını" ve "duydum" gibi ifadelerle konuştuğunu söyleyerek suçlamaları reddetti.

Kasım 2025'te başlayan mahkemenin ikinci duruşması 13 Ocak'ta yapılmıştı.

Görev tartışması yaşandı
Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler, 38. Olağan Kurultayı ile Nisan 2025'teki 21. Olağanüstü Kurultayının iptali için bir dava açmıştı.

Bu dava Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 24 Ekim'de reddedilmişti.

Bu dava ise bundan ayrı bir ceza davası.

Dava başlamadan önce, hangi mahkemenin yetkili olduğu konusunda asliye ceza mahkemesi ile ağır ceza mahkemesi arasında görev tartışması yaşandı.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, davayı "görevsizlik" kararı veren 26. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesine hükmetti.

Mahkeme bu karara itiraz ederek Anayasa Mahkemesi'ne götürdü.

Anayasa Mahkemesi ise 10 Eylül'de mahkemenin başvurusunu reddetti ve davanın Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesi kesinleşti.

Öte yandan CHP yönetimi 24 Ekim'deki duruşma öncesi kurultay davasını düşürmek için yeni bir hamle yapmış ve 39. Olağan Kurultay kararı almıştı.

Özel'in başkanlığında duruşmadan bir gün önce toplanan Parti Meclisi'nde, kurultayın 28-30 Kasım tarihlerinde yapılması kararlaştırılmıştı.

Konya'da çok sayıda makineli tüfek ve tabanca ele geçirildi

Konya'nın Beyşehir ilçesinde KOM ekiplerince düzenlenen silah operasyonunda çok sayıda kalaşnikof benzeri yerli üretim makineli tüfek ve tabanca ele geçirilirken, 11 kişi gözaltına alındı

06.05.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
Konya'da çok sayıda makineli tüfek ve tabanca ele geçirildi
Konya'da çok sayıda makineli tüfek ve tabanca ele geçirildi
Konya'nın Beyşehir ilçesinde KOM ekiplerince düzenlenen silah operasyonunda çok sayıda kalaşnikof benzeri yerli üretim makineli tüfek ve tabanca ele geçirilirken, 11 kişi gözaltına alındı.



İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerince Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında silah operasyonu düzenlendi. Yürütülen çalışmalar neticesinde, Beyşehir ilçesinde belirlenen 13 ikamet, 3 iş yeri ve 18 araca eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.



Operasyon kapsamında yapılan aramalarda 51 adet AK-47 kalaşnikof benzeri yerli üretim makineli tüfek, 1 adet uzi otomatik tabanca, 34 adet tabanca, 2 adet av tüfeği, 41 adet fişek ve 10 adet tüfek kartuşu ele geçirildi. Operasyonda 11 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Konuyla ilgili adli tahkikatın çok yönlü olarak sürdüğü bildirildi.

Öte yandan, soruşturmanın ilk aşamalarında gerçekleştirilen iki ayrı ara yakalamada toplam 101 adet ruhsatsız tabanca ve şarjör ele geçirilirken, 3 şüpheli şahıs tutuklanmıştı.

Nisan ayında en az 26 kadın katledildi

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na göre geçen ay en az 26 kadın erkekler tarafından öldürüldü

05.05.2026 16:22:00 / Güncelleme: 05.05.2026 16:28:51
Haber Merkezi
Nisan ayında en az 26 kadın katledildi
Nisan ayında en az 26 kadın katledildi
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na göre geçen ay en az 26 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 23 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu geçen aya ilişkin verilerini yayımladı. Buna göre Türkiye'de nisanda en az 26 kadın öldürülürken, 23 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu.

Rapora göre öldürülen 26 kadından 20'sinin hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 4'ü ekonomik bahanelerle, 1'i barışmayı kabul etmemesi bahanesiyle, 1'i de bebeğini aldırmadığı bahanesiyle öldürüldü.

Kadınların yüzde 69'u evlerinde öldürüldü

Katledilen 26 kadından 10'u evli olduğu erkek, 2'si eskiden evli olduğu erkek, 2'si birlikte olduğu erkek, 1'i babası, 1'i akrabası, 1'i oğlu ve 1'i tanıdığı tarafından öldürüldü. Kadınların 18'i evinde, 2'si sokakta, 1'i otelde, 1'i arabada, 1'i su kenarında ve 1'i boş arazide öldürüldü. 2 kadının öldürüldüğü yer tespit edilemedi. Kadınların yüzde 69'u evlerinde katledildi.

Cinayetlerin 16'sı ateşli silahlarla, 2'si boğularak, 7'si kesici aletlerle, 1'i de darbedilerek öldürüldü.

Türkücü İzzet Yıldızhan tahliye edildi

Ümraniye'de, amatör futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı'nın (21) hayatını kaybettiği silahlı saldırıya ilişkin 10 sanık hakkında hazırlanan iddianame ağır ceza mahkemesince kabul edildi

05.05.2026 14:03:00
Anadolu Ajansı
Türkücü İzzet Yıldızhan tahliye edildi
Türkücü İzzet Yıldızhan tahliye edildi

Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi, Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun da aralarında bulunduğu 7'si tutuklu 10 sanık hakkında hazırlanan iddianame üzerindeki incelemesini tamamladı.

İddianamenin kabulünü kararlaştıran mahkeme, tensip zaptı hazırlayarak ilk duruşmanın 22 Haziran'da yapılmasına karar verdi.

Mahkeme, sanık şarkıcı İzzet Yıldızhan'ın yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetti.

İddianameden

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, Ümraniye Tatlısu Mahallesi'nde 19 Mart'ta park halindeki araçta arkadaşıyla oturan Kubilay Kaan Kundakçı'nın, olay yerine iki araçla gelen sanıklardan birinin silahla ateş etmesi sonucu ağır yaralanması ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmesine ilişkin iddianame hazırlanmıştı.

İddianamede, güvenlik kamerası görüntülerinin bilirkişi incelemesine göre, hayatını kaybeden Kundakçı'nın içinde bulunduğu aracın önüne iki aracın yanaştığı, araçtan inen şüpheli Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun belinden silah çıkararak maktulün bulunduğu aracın ön yolcu kapısını açıp ateş ettiği anlatılıyor.

Kundakçı'nın ölümcül yaralanmaya yol açan tek kurşunla hayatını kaybettiği aktarılan iddianamede, sanıkların olaydan saatler önce bölgeye gelip gittikleri, saldırının spontane değil planlı olabileceğine yönelik kuvvetli şüphe oluştuğu kaydediliyor.

HTS kayıtları, cep telefonu incelemeleri ve kriminal raporlara göre, olay öncesi sanıklar arasında yoğun irtibat bulunduğu, olay sonrası bazı temasların devam ettiği vurgulanan iddianamede, sanık Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun, "kasten öldürme", Aleyna Tutuş ve Zuhal Kalaycıoğlu'nun ise "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan ayrı ayrı müebbet hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

Sanıklar Hüseyin Can Avcı, Mustafa Rece ve Bilal Kadayıfçıoğlu'nun ise "kasten öldürmeye yardım etme" suçundan 10 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülen iddianamede, Metin Kadayıfçıoğlu'nun "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "suçluyu kayırma" suçlarından 1 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

İddianamede, sanık Engin Taşkıran hakkında "suçluyu kayırma" ve "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından 6 aydan 10 yıla kadar, sanıklar İzzet Yıldızhan ve Ahmet Özkoç'un ise "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5'er yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı

Hatay'da jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen dron destekli operasyonda 37 göçmen yakalandı.

05.05.2026 10:14:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı
Hatay'da 37 kaçak göçmen yakalandı
Hatay'da jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirilen dron destekli operasyonda 37 göçmen yakalandı.

Hatay İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince göçmen kaçakçılığıyla mücadele çalışmaları aralıksız sürüyor. Jandarma ekiplerinin çalışmaları neticesinde; 4 Mayıs günü Yayladağı ilçesi Yukarıpulluyazı Mahallesi'nde dron destekli icra edilen faaliyet sonucunda yabancı uyruklu 37 düzensiz göçmen yakalandı.

Yakalanan şahıslar hakkında gerekli yasal işlemlerin yapıldığı öğrenildi.

Hastaneye kaldırılan aileden acı haber

Mersin'in Bozyazı ilçesinde memleketine gelen polis memuru baba, eşi ve 2 çocuğu mide bulantısı, kusma şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan aileden 2 çocuk hayatını kaybetti

04.05.2026 15:08:00
İhlas Haber Ajansı
Hastaneye kaldırılan aileden acı haber
Hastaneye kaldırılan aileden acı haber
Olay, Bozyazı ilçesi Tekmen Mahallesi Tüllüler Sokak'ta meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Karaman İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan polis memuru M.T. (39), eşi E.T. (33), çocukları A.T. (7) ve Ö.S.T. (4) ile hafta sonu memleketi Mersin'in Bozyazı ilçesine geldi. Yakınlarında kalan aile rahatsızlanınca, kusma ve mide bulantısı nedeniyle haber verilen sağlık ekipleri, aileyi hastaneye sevk etti. Hastaneye kaldırılan aileden önce Ö.S.T., ardından A.T. yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Anne ve baba ambulansla Mersin Şehir Hastanesi'ne sevk edildi.

Olayla ilgili savcılık ve jandarma ekipleri tarafından incelemelerin sürdürüldüğü bildirildi.

İstanbul'da metroda su sızıntısı seferleri durdurdu

İBB, Yıldız-Mahmutbey Metro Hattı'nın Mecidiyeköy istasyonunda onarım çalışması başlatıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada 'tünelde makas bölgesinde, yer altı suyu akış kaynağındaki artış sebebiyle ray hattının bir kısmında onarım gerekliliği ortaya çıktığı belirtilmişti

04.05.2026 12:45:00 / Güncelleme: 04.05.2026 12:51:08
Haber Merkezi
İstanbul'da metroda su sızıntısı seferleri durdurdu
İstanbul'da metroda su sızıntısı seferleri durdurdu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), M7 Yıldız–Mahmutbey Metro Hattı'nın Mecidiyeköy istasyonunda onarım çalışması başlatıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada, 'Mecidiyeköy-Çağlayan istasyonları arasındaki tünelde makas bölgesinde, yer altı suyu akış kaynağındaki artış sebebiyle ray hattının bir kısmında onarım gerekliliği ortaya çıktı" ifadeleri yer aldı. Hattın çalışma süresince Mahmutbey-Nurtepe arasında hizmet vereceği, Nurtepe istasyonundan yolcuların otobüsle Mecidiyeköy'e ulaştırılacağı belirtildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, M7 Yıldız–Mahmutbey Metro Hattı üzerinde bulunan Mecidiyeköy istasyonunda onarım çalışmalarının başlatıldı. Yapılan açıklamaya göre, çalışmalar tamamlanana kadar Mahmutbey–Nurtepe arasında hizmet verecek olan hatta yolcular, Nurtepe istasyonunda otobüslere aktarma yaparak Mecidiyeköy'e ulaşabilecek. Yenikapı–Hacıosman Metro Hattı ile Mecidiyeköy–Yıldız Metro Hattı üzerindeki Mecidiyeköy istasyonunun ise normal şekilde yolcu kullanımına açık olduğu belirtildi. Yetkililer, çalışmaların güvenli ve hızlı şekilde tamamlanması için süreç boyunca alternatif ulaşım düzeninin geçerli olacağını kaydetti.

Metro İstanbul'dan daha önce yapılan açıklamada, "M7 Yıldız-Mahmutbey Metro Hattı'nın Mecidiyeköy-Çağlayan istasyonları arasındaki tünelde makas bölgesinde yer altı suyu akışı kaynağındaki artış sebebiyle ray hattının bir kısmında onarım gerekliliği ortaya çıkmıştır." ifadesi kullanılmıştı.

Doğum izninde 8 haftalık ilave izinden yararlanmak isteyenler için başvurular bugün başladı

Doğum izni süresinin 24 haftaya çıkarılmasıyla, 8 haftalık ilave izinden yararlanmak isteyen anneler için başvurular bugün başladı

04.05.2026 12:33:00
AA
Doğum izninde 8 haftalık ilave izinden yararlanmak isteyenler için başvurular bugün başladı
Doğum izninde 8 haftalık ilave izinden yararlanmak isteyenler için başvurular bugün başladı
Doğum izni süresinin 24 haftaya çıkarılmasıyla, 8 haftalık ilave izinden yararlanmak isteyen anneler için başvurular bugün başladı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının NSosyal hesabından yapılan açıklamada, doğum izni süresinin 24 haftaya çıkarılmasıyla 8 haftalık ilave izinden yararlanmak isteyen anneler için başvuruların bugün başladığı bildirildi.

Doğum iznini tamamlamış ancak 24 haftalık süreyi doldurmamış annelerin 8 haftalık ilave izinden yararlanabildiği belirtilen açıklamada, ek düzenlemenin 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapan tüm anneleri kapsadığı vurgulandı.

Açıklamada, "Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 iş günü içinde başvuru yapılabiliyor. 15 Mayıs Cuma günü mesai saati bitimine kadar başvurular devam edecek. Anneler, ilave izin kullanmak istediklerine ilişkin bir dilekçeyle çalıştıkları kuruma başvuruda bulunabiliyor." ifadelerine yer verildi.

İstanbul'da "sahte belgelerle ikamet izni" operasyonu: 31 gözaltı

İstanbul'da sahte belgelerle yabancı uyruklu kişilere ikamet izni aldırdığı iddia edilen 31 şüpheli yakalandı. Şebeke üyelerinin, ikamet izni başvuruları sırasında ibraz edilen belgeler üzerinde oynadıkları, sahte içerikli taahhütnamelerle göçmen kaçakçılığı suçuna karıştıkları anlaşıldı

04.05.2026 09:16:00
İHA
İstanbul'da "sahte belgelerle ikamet izni" operasyonu: 31 gözaltı
İstanbul'da "sahte belgelerle ikamet izni" operasyonu: 31 gözaltı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, yabancı uyruklu kişilere sahte belgelerle ikamet izni temin eden bir şebekeyi tespit etti. Çetenin Türkiye'deki bazı yabancılar için sahte belgeler düzenledikleri ve sahte içerikli taahhütnamelerle göçmen kaçakçılığı suçuna iştirak ettikleri anlaşıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde yapılan çalışmalarda, kimlik bilgileri ve açık adresleri tek tek belirlenen şüphelilerin yakalanması için operasyon başlatıldı.

Bu sabah çok sayıda adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 31 şüpheli yakalandı.

Gözaltına alınan şebeke üyeleri sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken, soruşturma kapsamında sahte belgelerle ikamet izni alan kişilerin izinlerinin iptal edileceği öğrenildi.

Öte yandan belgeleri iptal edilecek kişiler için geri gönderme işlemlerine de başlanacağı aktarıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.