logo
06 MART 2026


Terör ve işsizliğin çözümü Vatandaşlık Maaşı

İcmal Gençlik Derneği'nin geleneksel yaz kampında söz alan BTP Genel Sekreteri Dr. Nuri Kaplan, yapılan araştırmalarda Türkiye'nin en büyük sorununun terör ve işsizlik olarak öne çıktığını, bunun da ancak Vatandaşlık Maaşı ile çözülebileceğini belirtti.

15.08.2017 00:00:00
İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon'da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda konuşan BTP Genel Sekreteri Dr. Nuri Kaplan, ülkemizin en büyük sorunları olan terör ve işsizliğin ancak Vatandaşlık Maaşı ile çözüleceğini vurguladı.

Dr. Nuri Kaplan'ın çarpıcı konuşmasını siz Yeni Mesaj okurlarının dikkatine sunuyoruz:
"Kadir Has Üniversitesi tarafından 2016 yılında yapılan araştırmaya göre, Türkiye'nin en büyük sorunları:
1- Terör
2- FETÖ
3- İşsizlik
4- Hayat pahalılığı
Araştırmaya katılanların % 71.7'si, ayrıca Türkiye'de ekonomik bir krizin var olduğunu söylemiştir.
Bu problemleri sonuçları itibarıyla değerlendirirsek; terör belası ülkemizin bölünmesine, işsizlik de açlığa ve sefalete sebebiyet verebilecek boyutta tehlike arz etmektedir.
Nitekim ülkemizde dolandırıcılık, gasp, hırsızlık, cinayet ve fuhuş gibi suçların zirve yaptığı herkesin malumudur.
İntihar, uyuşturucu kullanımı ve her türlü ahlaksızlık almış başını gitmiştir.
Evlilik yaşı yükselmiş, boşanmalar rekor seviyeye ulaşmış, haciz dosyaları adliye raflarına sığmaz olmuş, cezaevleri hükümlüleri almaz duruma gelmiştir.
Sonuçta, terörü besleyen ve işsizliğin neticesi oluşan her olumsuz unsur topluma tamamen sirayet etmiş durumdadır.
İktidar partisinin ve Meclis'teki diğer partilerin toplumu ve sosyal dokuyu yiyip bitiren bu iki azılı ve kronik problemle ilgili herhangi bir çözümü de bulunmamaktadır. Bu durum önce milletin çürüyüp yok olmasına, ardından da devletin inkırazına sebebiyet verecektir.
İşte tam burada Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifadesiyle "Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar kalmasını" sağlayacak bir formüle ihtiyaç vardır. Bu formül, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan ve tüm dünyaya malolmuş Milli Ekonomi Modeli (MEM) ve Sosyal Devlet/Milli Devlet projelerinden başkası değildir.
Vatandaşlık Maaşı'nın sonuçlarını irdeleyelim
Bu modelin uygulanmasıyla devreye girecek olan "Vatandaşlık Maaşı"nın doğuracağı sonuçları irdeleyecek olursak;
- Vatandaşlık maaşı tüketimde kullanılacağı için direkt piyasalara yansıyacak ve tüketimi artıracaktır.
- Durgunluk, tüketimsizlik ve talep darlığı bitecektir.
- Tüketim artışı, üretimi tetikleyecek ve böylece ekonomide büyüme yakalanacaktır.
- 'Ebedi'lik sıfatı devlete kazandırılacaktır.
- Millet olarak üstünlük psikolojisine girmemiz ve kendimize güvenmemiz zaruridir. Bu üstünlük insanlığa hizmettir. Çünkü bizdeki ölçüler insanlığın ölçüleri olduğu zaman insanlık kurtulacaktır.
- Devletimizin bekası, milletimizin istiklali için vatandaşlık maaşı, bu yüzden hayati önemdedir.
- Öte yandan, siyaset, vatandaşlarımıza başka ülke vatandaşı olmasını tavsiye edebilmektedir. ABD ve AB'ye özenen, kimliğinden utanan aşağılık kompleksine girmiş bir kimlik maalesef oluşmuş durumdadır.
- "Ben Türk'üm" ifadesi, yerini acziyet ve zillete bırakmıştır.
- "Kaç-kurtul" mantığıyla beyin göçü önlenemez hale gelmiştir.
- Vatandaşlık maaşıyla beyin göçü engellenecektir. Türkiye bir cazibe merkezi olacaktır.
- Vatandaşlık maaşı, sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı olduğu için bireye sunulan bir devlet armağanıdır.
- Vergisini veren, hayat standartlarının altında çalışan, sınır boylarında devleti koruyan millet, sadece Türk vatandaşı olduğu için "onur maaşı" alacaktır.
- Türk kimliği üzerinde oynanan oyunlar engellenecektir.
- Beşikten mezara kadar ona sahip çıkan ve zengin-fakir ayırımı yapmadan her vatandaşını taltif eden sosyal devlet ürünüdür.
- Pek çok kimliğin barındığı ülkemizde devlet-millet kaynaşmasının önü açılacaktır.
- Milletin devletine dargınlığı engellenecektir.
- Vatandaşlık maaşı, devletin "Devlet Baba" olarak vatandaşını koruyup kollamasıdır.
- "Bayrağa hürmet edeceksin, bu senin bayrağın; vatana hizmet edeceksin, bu senin vatanın" şuurunun verilmesi kolaylaşacaktır.
- Ev hanımı, işçi, memur, genç, yaşlı, sakat herkes tüketimi güçlendirecektir.
- Üretim artacak, dolayısıyla üretenin devlete verdiği vergi de artacaktır.
- Üreten memnun, tüketen memnun, devlet memnun, herkes memnun olacaktır.
- Yıllık 100 bin TL'nin altında geliri olandan vergi alınmamasını da eklersek; ezilen tüketicinin artan alım gücüyle piyasaya dönmesi piyasayı arzuladığı paraya kavuşturacaktır.
- İstihdam artacak, işsizlik diye bir problem kalmayacaktır.
Hakikatte vatandaşlık maaşı; devletini sevme, kimliğine ve vatanına sahip çıkma projesidir.
Terörü ve işsizliği tamamen sona erdirecek yegâne projedir.
Bu neticeleri somut olarak örneklendirirsek; Güneydoğu Anadolu bölgemizde 5000 TL asgari ücretle çalışan bir baba, 1500 TL ev hanımı maaşı alan bir anne  ve 250 TL çocuk maaşı alan 6 çocuklu bir ailenin cebine vatandaşlık maaşını da eklediğimizde bir ayda en az  10.000 TL girecektir. Böyle bir aileden, dağa terörist adayı çıkarmaya hiçbir irade muvaffak olamayacaktır.
Bunların hepsi kaynakların yüzde 23'ü ile hayata geçebilir
Toplumun tamamını ilgilendiren Sosyal Devlet Projeleri'nden sadece üç tanesini ayrıntılı incelersek;
- Asgari ücret 5000 TL
5000 TL x 20 milyon çalışan = 100 milyar TL ayda
100 milyar x 12 ay = 1.2 trilyon TL yılda
- Ev hanımı maaşı 1500 TL
1500 TL x 20 milyon ev hanımı = 30 milyar TL ayda
30 milyar x 12 ay = 360 milyar TL yılda
- Vatandaşlık maaşı 1000 TL
1000 TL x 60 milyon yetişkin = 60 milyar TL ayda
60 milyar x 12 ay = 720 milyar TL yılda                  
Toparlarsak; Asgari ücret, Ev hanımı maaşı Vatandaşlık maaşının toplamı 2.28 trilyon TL yapıyor.
İşte tam burada Milli Ekonomi Modeli'nde deklare edilen ve Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programında yer alan kaynakları özetle ortaya koymamız gerekmektedir.
KAYNAKLAR:
1- Gayri Safi Milli Hasıla = 2 trilyon TL
2- Yer altı kaynakları (yıllık) = 7 trilyon TL
(3 katrilyon / 1500 yıl = 2 trilyon dolar = 7 trilyon TL)
3- Vergiler = 500 milyar TL
4- Enerji girdileri (75 milyar dolar) = 250 milyar TL
TOPLAM = 9.75 trilyon TL.
SONUÇ:
Asgari Ücret, Ev Hanımı Maaşı ve Vatandaşlık Maaşı toplamı 2.28
trilyon TL.
Kaynaklar toplamı ise 9.75 trilyon TL.
Türkiye'nin sorunları ancak MEM ile çözülür
Kaynakların sadece %23'ü ile yukarıda ifade ettiğimiz ve toplumun tamamını ilgilendiren sosyal devlet projelerinin tamamı kolayca hayata geçecektir.
Özellikle, sahip olduğumuz ve bize 1500 yıl yetecek olan 3 katrilyon dolar değerindeki yer altı kaynaklarımızla Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz kıyamete kadar baki kalacaktır.
Milli Ekonomi Modeli dışında kapitalizm veya sosyalizm gibi başka bir ekonomik modelle bu projelerin hayata geçme ihtimali sıfırdır.
Türkiye'nin en büyük sorunlarına geri dönersek; terör, FETÖ, işsizlik, hayat pahalılığı ve ekonomik kriz karşımıza çıkmaktaydı. (FETÖ sorunu ayrıca ve detaylı olarak incelendiği için bu araştırma konumuzun dışındadır.)
Netice olarak; en başta terör ve işsizlik olmak üzere; Türkiye'nin ekonomik, siyasi, kültürel, sosyal, yani tüm sorunlarını çözecek proje Sosyal Devlet/Milli Devlet projesi ve Milli Ekonomi Modeli'dir.
Bu projelerin ve modelin sahibi de Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı çok muhterem Prof. Dr. Haydar Baş beyefendidir. Sayın Baş ve projeleri, milletin ve devletin bekası için yegâne sigortadır. Bu durumun, milletimiz tarafından bir an önce anlaşılması ve Sayın Baş'ın iktidara taşınması hayati öneme haizdir."
SELİM AYANOĞLU/AFYONKARAHİSAR
 

İzmir'de özel okulda akran zorbalığı ve veli şiddeti

İzmir'de bir özel okulda öğrenim gören 7. sınıf öğrencisinin diğer öğrencilere akran zorbalığı yaptığı iddiaları üzerine okul yönetimi inceleme başlattı. Yapılan incelemeler ve velilerin şikayetleri doğrultusunda okula çağrılan öğrenci velisinin, okul müdürünün odasında saldırgan tavırlar sergilediği ileri sürüldü

06.03.2026 12:52:00 / Güncelleme: 06.03.2026 12:55:51
İHA
İzmir'de özel okulda akran zorbalığı ve veli şiddeti
İzmir'de özel okulda akran zorbalığı ve veli şiddeti
Olay, 10 Şubat tarihinde meydana geldi. Y.A. (13) isimli öğrencinin arkadaşlarına yönelik "Seni babama öldürtürüm" gibi ifadeler içeren mesajlar ve mektuplar gönderdiği tespit edildi. Aynı öğrencinin kendi aralarında oluşturdukları WhatsApp gruplarında da küfür ve hakaret içeren sözler kullandığı, yine arkadaşlarına yönelik tehdit mesajları kullandığı da belirlendi. Bunların üzerine diğer velilerin ve öğrencilerin şikayet dilekçeleri de okul yönetimini harekete geçirtti. Olayla ilgili inceleme başlatan yönetim, Y.A.'nın annesi S.A. ve babası V.A.'yı görüşme yapmak için okula davet etti.

Okulda arbede yaşandı

Okul yönetimi ile 12 Şubat'ta gerçekleştirilen görüşme sırasında, öğrenci velisinin saldırgan tavırlar sergilediği iddia edildi. Okul müdürünün odasındaki kitapları yerlere saçan ve masayı dağıtan velinin, görevlilere yönelik ağır hakaret ve tehditlerde bulunduğu belirtildi. Ayrıca velinin, öğrencilerin bulunduğu mesaj gruplarına girerek tehdit içerikli ses kayıtları ve yazışmalar paylaştığı öne sürüldü.

Akran zorbalığı şikayetleri üzerine süreç başlatıldı

Okul Müdürü Burcu Söğütcüpınar, 10 Şubat tarihinde okullarında bazı öğrencilerin akran zorbalığına maruz kaldığına dair ciddi şikayetler aldıklarını belirterek, öğrenci WhatsApp grupları üzerinden tehdit içerikli mesajlar paylaşıldığını ve "Seni babama öldürtürüm" ifadelerinin yer aldığı yazılı tehdit mektuplarının ortaya çıktığını söyledi. Bu gelişmeler üzerine okul yönetiminin hemen harekete geçtiğini ifade eden Söğütcüpınar, diğer velilerin de çocuklarının güvenliği konusundaki endişelerini dile getiren toplu dilekçeler verdiğini ve okul-aile iş birliğini sağlamak amacıyla söz konusu öğrencinin velilerini okula davet ettiklerini belirtti.



Görüşme şiddet olayına dönüştü

12 Şubat'ta gerçekleştirilen görüşmenin ne yazık ki bir şiddet olayına dönüştüğünü dile getiren Söğütcüpınar, öğrencinin durumunu görüşmek üzere davet edilen velinin okul yöneticisinin odasında kitapları yerlere saçtığını, masayı dağıttığını ve saldırgan tavırlar sergilediğini aktardı. Olay sırasında şahıslara yönelik ağır hakaret ve tehditlerin savrulduğunu vurgulayan Söğütcüpınar, yaşanan bu durumun okulun huzur ve güvenliğini doğrudan hedef aldığını ifade etti.

"Okullar polemik merkezi değil"

Eğitimcilerin özellikle bir velinin doğrudan öğrencilerin bulunduğu mesaj gruplarına girerek tehdit ve hakaretlerde bulunmasını en büyük sorun olarak değerlendirdiğini belirten Söğütcüpınar, "Amacımız suça sürüklenen çocukları topluma kazandırmak ve bu tür üzücü olayların önüne geçmektir" dedi. Son dönemde medyada yer alan, bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesi gibi acı haberlerin tekrar etmesini istemediklerini belirten Söğütcüpınar, "Okullar polemik merkezleri değil, çocukların geleceğinin inşa edildiği alanlardır" ifadelerini kullandı.

Hukuki süreç başlatıldı

Yaşanan olayların ardından okul yönetimi olarak adli makamlar, sosyal hizmetler ve ilgili tüm mercilere gerekli başvuruları yaptıklarını ve durumu yargıya taşıdıklarını söyleyen Söğütcüpınar, diğer öğrencilerin ve velilerin güvenlik kaygısı duymaması gerektiğini vurguladı. Okulun güvenliğini korumak için tüm sorumluluğu aldıklarını ve hukuki süreci titizlikle takip ettiklerini belirten Söğütcüpınar, velilere de "Gönlünüz rahat olsun" mesajı verdiklerini söyledi.

Disiplin cezası aldı, başka bir okula nakledildi

Öte yandan, yaşanan olayların ardından okul yönetimi tarafından disiplin kuruluna sevk edilen öğrencinin, ailesi ile yapılan görüşmede başka bir okula nakledilmesi istendi. Öğrencinin kaydı ailesi tarafından başka bir okula alındı.

İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı

Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı

06.03.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yeni nesil suç ağlarının faaliyetlerine yönelik geniş kapsamlı bir çalışma yapıldı.

Savcılıkça yürütülen soruşturma çerçevesinde, İstanbul'un Bağcılar, Bakırköy ve Kartal ilçelerinde farklı tarihlerde esnafa tehdit ve işyerlerine silahlı saldırı düzenlemekle suçlanan şüpheliler teknik ve fiziki takibe alındı.

Çete üyelerinin kimlikleri ve adresleri tek tek belirlendi. Ardından söz konusu zanlıların yakalanması için bu sabah erken saatte operasyon yapıldı. İstanbul'da tespit edilen adreslere yönelik eş zamanlı operasyonda, başka bir soruşturma nedeniyle firari olarak aranan bir kişinin de aralarında bulunduğu 10 şüpheli gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Müdürlüğü'ne götürüldü. Yakalanan şahıslar hakkında yürütülen işlemler sürerken, çete üyelerinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıların güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Türkiye'nin kadın istatistikleri açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "İstatistiklerle Kadın, 2025" çalışmasının sonuçlarını açıkladı. Türkiye nüfusunun yüzde 49,98'i kadınlardan oluşuyor

 
 

06.03.2026 10:28:00 / Güncelleme: 06.03.2026 11:18:35
Anadolu Ajansı
Türkiye'nin kadın istatistikleri açıklandı
Türkiye'nin kadın istatistikleri açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "İstatistiklerle Kadın, 2025" çalışmasının sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, ülke nüfusunun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini erkekler oluşturdu. Türkiye'nin kadın nüfusu 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfusu 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu.

Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 51,9 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 69,7 olarak belirlendi.

Ulusal Eğitim İstatistikleri sonuçlarına göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2024 yıllarında arttığı görüldü.

En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2024 yılında yüzde 92,6'ya çıktı. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2024'te kadınlarda yüzde 88,3, erkeklerde ise yüzde 97 oldu.

Eğitim durumu

25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye'de 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2011'de 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl olurken, bu rakam 2024'te ülke genelinde 9,5 yıl, kadınlarda 8,8 yıl, erkeklerde 10,2 yıl oldu.

Yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008'de yüzde 9,1 iken 2024'te yüzde 25,2 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008'de yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2024'te kadınlarda yüzde 23,6, erkeklerde ise yüzde 26,8 seviyesine yükseldi.

Ebeveynin tamamladığı eğitim düzeyine göre ferdin tamamladığı eğitim düzeyi oranına bakıldığında, ebeveynin eğitim seviyesi yükseldikçe bireyin eğitim düzeyinin de yükseldiği görüldü. 2024'te annesi yükseköğretim mezunu olanların yüzde 84,4'ünün de yükseköğretim mezunu olduğu tespit edildi.

Yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 68,7 oldu

2024'te 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun iş gücüne katılım oranının yüzde 54,2 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde ise yüzde 72 olarak kayıtlara geçti.

İş gücüne katılım oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne daha fazla katıldıkları görüldü.

Okuryazar olmayan kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 14,6, lise altı eğitimli kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 27,5 lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 38,5, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 43,8 iken yükseköğretim mezunu kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 68,7 oldu.

Kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü. 2024'te 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 49,5 olduğu kaydedildi. Bu oran kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde ise yüzde 66,9 olarak kayıtlara geçti.

En yüksek istihdam oranı yüzde 54,7 ile Antalya, Isparta, Burdur bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 39,5 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt ve Van, Muş, Bitlis, Hakkari bölgelerinde gerçekleşti.

En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 39,3 ile Antalya, Isparta, Burdur bölgesinde en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 20,9 ile Van, Muş, Bitlis ve Hakkari bölgesinde görüldü. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,3 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 59 ile Şanlıurfa ve Diyarbakır bölgesinde gözlendi.

Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 18,3 olarak belirlendi

Yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2024'te yüzde 12,1 olduğu belirlendi. Bu oran kadınlarda yüzde 18,3, erkeklerde ise yüzde 9 olarak kayıtlara geçti.

Hanesinde üç yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı 2014'te yüzde 59,8 iken 2024'te yüzde 60'a çıktı. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2024'te hanesinde üç yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 26,9, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,9 olduğu tespit edildi.

Kadın büyükelçi oranı yüzde 28,4, kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 oldu

Kadın büyükelçi oranı 2011'de yüzde 11,9 iken 2025'te yüzde 28,4'e yükseldi. Erkek büyükelçi oranı ise 2011'de yüzde 88,1 iken 2025'te yüzde 71,6 oldu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) verilerine göre 2025 sonu itibarıyla 592 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 474 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007'de yüzde 9,1 iken, 2025'te yüzde 19,9'a yükseldi.

Kadın profesör oranı yüzde 34,9

Yükseköğretim İstatistikleri'ne göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 34,9 olarak belirlendi.

Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2024-2025 öğretim yılında yüzde 43,3 olarak kayıtlara geçti.

Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012'de yüzde 14,4 iken 2024'te yüzde 21,5'e çıktı.

Borsa İstanbul'da işlem gören en büyük 50 şirketin (BIST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016'da yüzde 12,2 olan kadın üye oranı 2025'te yüzde 18,3 oldu.

Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) cinsinden kadın AR-GE personel sayısı, 2024'te 106 bin 74 kişi ile toplam AR-GE personel sayısının yüzde 34,2'sini oluşturdu.

Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın AR-GE personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,9, kar amacı olmayan kuruluşların da dahil edildiği genel devlette yüzde 30,6, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 28,2 oldu.

Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 26 olarak belirlendi

Evlenme İstatistikleri'ne göre, resmi olarak ilk evliliğini 2025'te yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 26 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,5 olarak tespit edildi.

Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,6 yaş, erkeklerde 32,4 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 23,7 yaş ile Kilis, erkeklerde 26,4 yaş ile Şanlıurfa olarak kayıtlara geçti.

Resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2024 yılında kadınların yüzde 38,3'ünün kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranı yüzde 17, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranı ise yüzde 43,3 olarak kayıtlara geçti.

Boşanma İstatistikleri'ne göre, 2025'te kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,6 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,4 oldu.

Yapay zeka kullanan kadınların oranı yüzde 18,8

Yapay Zeka İstatistikleri'ne göre, internet kullanan bireylerden üretken yapay zeka kullandığını beyan edenlerin oranı 2025 yılında yüzde 19,2 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 18,8 iken erkeklerde yüzde 19,4 oldu.

Yapay zeka kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde, en fazla yapay zeka kullanan bireylerin yüzde 39,4 ile 16-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubundaki kadınların yüzde 40,5'inin, erkeklerin ise yüzde 38,3'ünün yapay zeka kullandığı görüldü.

Yükseköğretim Beyin Göçü İstatistikleri'ne göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 2 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 1,6, erkeklerde yüzde 2,4 oldu.

Yaş gruplarına göre yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranına bakıldığında, 2025'te toplam nüfusun yüzde 27,9'unun risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda yüzde 30,1 iken erkeklerde yüzde 25,6 olduğu görüldü.

Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı yüzde 28,4, erkeklerin oranı yüzde 21,8 olarak hesaplandı.

Kadınların en fazla maruz kaldığı şiddet türünün psikolojik şiddet olduğu görüldü

Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre, yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 28,2'sinin psikolojik şiddete, yüzde 18,3'ünün ekonomik şiddete, yüzde 12,8'inin fiziksel şiddete, yüzde 10,9'unun ısrarlı takibe, yüzde 8,3'ünün dijital şiddete ve yüzde 5,4'ünün cinsel şiddete uğradığı görüldü.

Tamamlanan eğitim seviyesi ve şiddet türüne göre şiddete maruz kalmış kadınların oranı incelendiğinde, eğitim seviyesi yükseldikçe ekonomik şiddet azalırken ısrarlı takip ve dijital şiddetin arttığı görüldü.

Ekonomik şiddet, bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 31,8 iken yükseköğretim mezunlarında yüzde 8,9 oldu. Israrlı takip ise yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 16,1 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 5,3 oldu. Dijital şiddet, yükseköğretim mezunu kadınlar için yüzde 13,4 iken bir okul bitirmeyen kadınlar için yüzde 2,2 oldu.

Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 39,5 ile en fazla eş, eski eş ve birlikte olduğu kişiler tarafından şiddete uğradığı görüldü. Fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 56, yüzde 42 ve yüzde 38,3 oranlarıyla en fazla eş, eski eş ve birlikte olduğu kişilerce şiddete uğradığı belirlendi.

Ekonomik şiddete maruz kalmış kadınlar yüzde 66,5 ile en fazla ailelerinden biri tarafından şiddete uğradı. Israrlı takip ve dijital şiddete maruz kalmış kadınların sırasıyla yüzde 39,6 ve yüzde 62,3 oranlarıyla en fazla yabancı biri tarafından şiddete uğradığı kayıtlara geçti.

Doğuşta beklenen yaşam süresi kadınlarda 80,7 yıl

Hayat Tabloları sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde ülke geneli için 78,1 yıl iken kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde 75,5 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,2 yıl olduğu görüldü.

Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2022-2024 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 57,6 yıl iken kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde 58,9 yıl olarak belirlendi.

Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu belirlendi.

26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis suçu işleyerek elde edilen suç gelirlerini aklamaya çalıştığı belirlenen 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi

06.03.2026 10:28:00
İhlas Haber Ajansı
26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri
26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis suçu işleyerek elde edilen suç gelirlerini aklamaya çalıştığı belirlenen 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Soruşturma kapsamında 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) ödeme kuruluşunun, yasa dışı bahis suçu işleyen gruplara finansal altyapı sağladığına yönelik kuvvetli suç şüphesi tespit edildi.

Sağlanan bu finansal altyapı ile kuruluş tarafından elde edilen suç gelirlerinin, paravan şirketler ve karmaşık para transfer döngüleri kullanılarak finansal sisteme sokulduğu ve aklanmaya çalışıldığı da soruşturma kapsamında belirlendi.

İGaming isimli altyapı sağlayıcı şirketin ise BTK tarafından erişime kapatılan 40 yasa dışı bahis sitesine altyapı sağladığı ve MASAK raporuna göre aylık yaklaşık 1 milyar dolar tutarında hasılat elde ettiği ortaya çıktı.

Elde edilen bu gelirlerin, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) üzerinden yurt dışındaki kripto para borsalarına aktarıldığı belirlendi. Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporuna göre şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi.

Yapılan tespitler kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul merkezli Hatay, Mersin, Ankara, Düzce, Antalya, İzmir, Yalova, Tekirdağ ve Bursa'da 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Öte yandan İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, 30 şahsa ait 550 adet banka ve kripto para hesabına bloke işlemi uygulandı. Gözaltına alınan şüphelilerin Maslak'ta bulunan İstanbul İl Jandarma Komutanlığına getirildiği ve işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Muğla'da yangın sezonu öncesi hazırlık

Yangına en hassas iller arasında yer alan Muğla'da, yangın sezonu öncesi ormanlık alanlarda önleyici çalışmalar hız kesmeden sürüyor. Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, muhtemel yangın riskine karşı kara yolları kenarında ağaç budama ve temizlik çalışmaları gerçekleştiriyor

05.03.2026 13:03:00 / Güncelleme: 05.03.2026 13:05:49
İHA
Muğla'da yangın sezonu öncesi hazırlık
Muğla'da yangın sezonu öncesi hazırlık
Bu kapsamda, 9 kilometrelik Sakar Geçidi'nde yol kenarındaki ağaçların yola sarkan dalları Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri tarafından temizleniyor. Gökova Körfezi'ne hakim konumda bulunan ve tamamen çam ormanlarıyla kaplı Sakar Geçidi, aynı zamanda Türkiye'nin en tehlikeli yollarından biri olarak biliniyor. Ekipler, hem sürüş güvenliğini artırmak, hem de muhtemel yangın riskini azaltmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Muğla Orman Bölge Müdürlüğü'nün sorumluluk alanında bulunan Aydın ve Muğla illerinde 2025 yılında toplam 800 kilometrelik yol kenarı temizlik çalışması yapıldı. 2026 yılı için ise bu rakamın bin kilometreye çıkarılması planlanıyor. Yangın sezonu öncesinde gerçekleştirilen bu çalışmaların, hem orman yangınlarının önlenmesine katkı sağlaması, hem de kara yolu güvenliğini artırması hedefleniyor.



Yangınlar ile mücadele önleyici tedbir olarak ağaçlar budanıyor

Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür, Sakar rampasının orman yangınları açısından son derece önemli olduğunu belirterek, "Muğla Orman Bölge Müdürü olarak orman yangınlarıyla mücadele kapsamında önleyici tedbirler içerisinde yol kenarı temizlik çalışmalarımız ve bakım faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Aralıksız bir şekilde bakım faaliyetlerinin yanında orman köylülerimize de eğitimleri, orman yangınlarıyla mücadele eğitimlerini aralıksız devam ediyoruz. Bugün burada Sakar Geçidi dediğimiz noktada bulunmaktayız. Burası sıfırdan 700 rakıma yükselen blok ormanlık sahalarla kaplı yangınlar açısından son derece kritik öneme sahip bir noktadayız. Kara yolumuza yakın kenardaki ağaçlardaki budama faaliyetlerimizi yine ağaçlarımızın sağlıklı bir şekilde yapıya kavuşması için ağaçlarımıza bakım faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz" dedi.



"Bin kilometre temizlik çalışması planlanıyor"

Muğla Orman Bölge Müdürlüğü olarak sorumluluk alanı Aydın ve Muğla illerinde 2025 yılında 800 kilometre yol kenarı temizlik çalışması yaptıklarını açıklayan Muğla Orman Bölge Müdürü Ülküdür, 2026 yılında bin kilometre temizlik planladıklarını açıklayarak, "Bulunduğumuz nokta yaz aylarında özellikle yoğun araç trafiğinin yaşandığı nokta. Burada 2025 yılında yaşadığımız birkaç araç arızasından kaynaklı yangınlar gerçekleşti. Son anda ormana sirayet etmesi engellendi. Yaptığımız bu çalışmalar sonucunda yangınlara karşı bir tedbir olarak burada temizlik çalışmasını gerçekleştiriyoruz. Bölge Müdürlüğümüzün sorumluluk alanında Aydın ve Muğla illerinde yangın sezonu öncesinde yol kenarı temizlik çalışmalarını tamamlıyoruz. 2025 yılında 800 kilometrede bu çalışmalarımızı gerçekleştirdik. 2026 yılında bin kilometre olacak şekilde planlamamızı yaptık ve bugün burada bu çalışmalarımıza start verdik. Yaklaşan yangın sezonu öncesinde buradan tüm vatandaşlarımızdan orman yangınlarına karşı dikkatli olmalarını istiyoruz. Gördükleri en küçük alevi 112 ihbar hattımıza bildirmelerini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü

Kamu-akademi iş birliğini güçlendirecek protokol kapsamında; eğitim ve staj programlarından ortak araştırma projelerine, bilimsel etkinliklerden uygulamalı çalışmalara kadar geniş bir alanda ortak adımlar atılacak

05.03.2026 11:20:00 / Güncelleme: 05.03.2026 11:20:36
Haber Merkezi
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Türk basınının desteklenmesine ve gelişimine yönelik faaliyetlerini sürdüren Basın İlan Kurumu, Türkiye'nin köklü yükseköğretim kurumlarından İstanbul Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünde imzalanan protokolle iki kurum arasında eğitim, araştırma ve uygulama odaklı çok boyutlu bir iş birliği süreci başlatılmış oldu.

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ile İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar'ın imza attığı protokol çerçevesinde taraflar; sertifika programları, eğitim programları, seminer, çalıştay, konferans, uygulamalı eğitim, araştırma projeleri gibi somut akademik ve mesleki iş birliği çalışmaları gerçekleştirecek.

Eğitim materyallerinin geliştirilmesi, karşılıklı uzman desteği sağlanması ve ihtiyaçlar doğrultusunda özel eğitim programlarının tasarlanmasının yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin ve kurum personelinin yer alacağı eğitim, araştırma ve sosyal sorumluluk projeleri yürütülmesi de protokol kapsamında yer alıyor.

Ayrıca, Basın İlan Kurumu'nun Üniversite bünyesinde düzenleyeceği etkinlik ve projelerde duyuru, katılım ve mekân desteği İstanbul Üniversitesi tarafından sağlanacak. Kurumun öğrenci ve akademisyenlere açık programlarının ilgili kitlelere ulaştırılması konusunda da Üniversite destek verecek.

Staj ve uygulamalı eğitim imkânı

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Basın İlan Kurumu bünyesinde uygulamalı eğitim ve staj imkânından yararlanabilecek. Staj programları, akademik takvimle sınırlı ve eğitim amaçlı olarak yürütülecek.

Protokol ile iki köklü kurum arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının artırılması, öğrencilerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve akademi-kamu iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.



İran: Türkiye'ye füze fırlatmadık

Dün İran'dan fırlatıldığı iddia edilen balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiği ve NATO tarafından etkisiz hale getirildiği bildirilmişti. İran'dan bugün yapılan açıklamada "Türkiye topraklarına yönelik herhangi bir füze atışı yapılmadığı" belirtti

05.03.2026 10:59:00 / Güncelleme: 05.03.2026 11:05:04
Haber Merkezi
İran: Türkiye'ye füze fırlatmadık
İran: Türkiye'ye füze fırlatmadık
İran Silahlı Kuvvetleri, bugün yaptığı resmi açıklamada Türkiye'nin egemenliğine saygı duyduklarını vurgulayarak, "Türkiye topraklarına yönelik herhangi bir füze atışı yapılmadığını" belirtti. Bu açıklama, Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) dün duyurduğu "İran'dan fırlatılan balistik mühimmatın Türk hava sahasına yöneldiği ve NATO tarafından etkisiz hale getirildiği" iddiasının ardından geldi.

İran devlet ajansı Mehr'in yayımladığı açıklamada, Silahlı Kuvvetler şu ifadeleri kullandı: 

"İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, komşu ve dost ülke Türkiye'nin egemenliğine tam saygı duymaktadır. Bölgedeki askeri faaliyetler hiçbir şekilde Türkiye'yi hedef almamaktadır. Türkiye topraklarına veya hava sahasına yönelik hiçbir füze fırlatılmamıştır."

Açıklama, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın komşu ülke liderlerine hitaben yayımladığı mesajla da örtüştü. Pezeşkiyan, "Türkiye'nin egemenliğine saygı duyuyoruz ve bölgesel barışın bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğine inanıyoruz" demişti.

MSB'nin açıklaması

Milli Savunma Bakanlığı, dün yaptığı yazılı açıklamada şu bilgileri paylaşmıştı: 

"İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hale getirilmiştir." 

MSB, füzenin imha edilmesi sırasında çıkan mühimmat parçasının Hatay'ın Dörtyol ilçesine düştüğünü, ancak olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını belirtti. Olayın hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iftar programında "Gereken yerlere uyarı yapıldı" açıklaması yaparak, benzer olayların tekrarlanmaması için diplomatik girişimlerde bulunulduğunu ifade etti.

Türk yetkililer, füzenin rotasının saparak Türk hava sahasına girdiğini, asıl hedefinin muhtemelen Güney Kıbrıs'taki bir üs olabileceğini değerlendirdiklerini belirtti. NATO ise olayı "müttefiklere yönelik kabul edilemez bir tehdit" olarak nitelendirdi ve "Türkiye'nin yanında tam dayanışma içinde" olduklarını vurguladı.

Savaş bölgeye yayılma riski taşıyor

Bu gelişme, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı askeri operasyonların beşinci gününde yaşandı. İran, misilleme olarak İsrail'e ve bölgedeki ABD üslerine yüzlerce füze ve insansız hava aracı fırlattı. Ancak İran'ın füzelerinden birinin rotasından saparak veya iddia edildiği üzere Türkiye'ye yönelmesi, çatışmanın coğrafi yayılma riskini artırdı.

Uluslararası toplumdan tepkiler de gecikmedi. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), "Türkiye'yi balistik füzeyle hedef alma girişimini kınıyoruz" açıklaması yaparken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la yaptığı görüşmede "Türkiye'ye yönelik saldırıları kabul edilemez" bulduklarını ve tam destek verdiklerini belirtti.

Türkiye savaşa sokulmaya mı çalışılıyor?

İran Silahlı Kuvvetleri'nin bugün yaptığı "füze atmadık" açıklaması, Türkiye ile İran arasındaki tarihi komşuluk ilişkilerini korumaya yönelik bir çaba olarak yorumlanıyor. Tahran, bölgedeki gerilimin daha fazla yayılmasını istemediğini ve komşularının egemenlik haklarına saygı duyduğunu özellikle vurgulamış oldu.

Ancak Ankara, olayı "ciddi bir güvenlik tehdidi" olarak kayıtlara geçirdi. Diplomatik kaynaklar, İran Büyükelçisi'nin Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak protesto edildiğini ve benzer olaylara karşı önlemlerin artırılacağını belirtti.

Bölge uzmanları, İran'ın füze teknolojisi ve rotadan sapma riskinin, mevcut çatışmanın beklenmedik aktörleri (Türkiye gibi) devreye sokabileceğini ve NATO'yu daha aktif bir rol üstlenmeye itebileceğini değerlendiriyor.

ABD ve İsrail tarafının Türkiye'yi de savaşa dahil etmek istediği yorumları uzmanlar tarafından yapılıyor.

23 yaşındaki Hakan'ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı

Ankara'da 23 yaşındaki gencin bıçaklı kavgada hayatını kaybetmesine ilişkin 2'si çocuk 8 sanığın yargılandığı davada savcı esas hakkında mütalaasını açıkladı. Savcı, tutuklu baba ve oğlu ile onun arkadaşı hakkında 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 2 kişiyi 'öldürmeye teşebbüs' suçundan ise 45'er yıla kadar hapis cezası talep etti. Yaşı küçük 2 çocuk hakkında 41 yıl ve 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep eden savcı, ölen gencin ailesinden 3 kişi hakkında ise 'basit yaralama' suçundan beraat talep etti

04.03.2026 14:20:00 / Güncelleme: 04.03.2026 14:25:00
İHA
23 yaşındaki Hakan'ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı
23 yaşındaki Hakan'ın bıçaklanarak hayatını kaybetmesine ilişkin davada mütalaa açıklandı
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma suça sürüklenen çocukların da yargılanması nedeniyle kapalı olarak yapıldı ve salona izleyici ve basın mensupları alınmadı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Cemal Zeynal, çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. ve T.Y.Z., tutuksuz sanık Umut Kılınç, aynı dosyada sanık olarak yer alan maktul Hakan Çakır'ın (23) babası Şahin Çakır, ağabeyi Hakkı Can Çakır ve akrabası Eyyüp Demir ile taraf avukatları katıldı.

Söz alan cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, Ankara'da çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır'ın bıçaklanarak hayatını kaybettiği kavgaya ilişkin davada sanıklar Cemal Zeynal, Ahmet Emir Zeynal ve Umut Kılınç'ın 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 2 kişiye yönelik 'öldürmeye teşebbüs' suçundan ise 45'er yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, suça sürüklenen çocuklar B.S.Z. hakkında 41 yıla, T.Y.Z. hakkında ise 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası verilmesini istedi. Mütalaada aynı dosyada 'basit yaralama' suçundan haklarında 5'er yıla kadar hapis talebiyle dava açılan Hakan Çakır'ın babası Şahin Çakır, ağabeyi Hakkı Can Çakır ve akrabası Eyyüp Demir hakkında ise isnat edilen suçun sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi talep edildi. Beyanların ardından ara kararını veren mahkeme, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, duruşmayı 8 Nisan'a erteledi.



"8 Nisan'da inşallah gerçekler ortaya çıkacak"

Duruşmanın ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan baba Şahin Çakır, "Mahkememiz 8 Nisan'a ertelendi. Karar duruşması olacak. En küçük çocuğa yıkmaya çalıştılar suçu, diğer üç kişiden almak istediler. Yani tek sadece onlar. Biz de tabii ki buna karşılık sayın avukatımız sağ olsun karşılıklarını verdi. Yani öyle bir şey olmayacağını anlattı. Elimizdeki dosyalarla ve eski verdiği ifadelerden kaynaklı. Yani her verdikleri ifade farklı farklı. Üç tane ifade verdiler, üçü de değişik, birbirine tutmayan, anlamsız ifadeler çıktı. Bunda da geldiler farklı bir senaryoyla karşımıza çıktılar. Kızım o yüzden içeride sinirlendi, sinir krizi geçirdi. Yani baktılar işin içinden sıyrılamayacaklar. Üçü de en küçüklerine, yaşı küçük olduğu için sadece ona yıkmaya çalıştılar. Bakıp göreceğiz. 8 Nisan'da inşallah gerçekler ortaya çıkacak avukatımız sayesinde" dedi.

Maktul Çakır'ın kardeşi Melisa Çakır ise, "Suçu yaşı en küçük, yani en az cezayı alacak kişinin üstüne yıkmaya çalıştılar. 14 yaşındaydı kendisi. En en üst sınırdan 24 yıl alıyor, yarısını yatıyor. Yarısı açık, yarısı kapalı şeklinde. 24 yılın tamamında yatmıyor. Ve suçu kendisi kabul etti. Ağabeyimi nasıl katlettiğini anlatmaya çalıştı. Yani biz inanmadık ama yine de bunu duymak çok ağır geliyor insana. Ama savcının mütaalasını biz beğendik. Emsal bir karar olacağını düşünüyoruz. Umarım buradan devam eder. Babamın dediği gibi de üç kere ifade değiştirdiler. Yani yalan oynuyorlar. Umarım mahkememiz daha uzun sürmez. Çünkü geç gelen adalet tamamen adalet değildir. Çünkü biz hala yas tutamıyoruz" diye konuştu.

"Sonraki celse karar celsesi olacak"

Avukat Umur Yıldırım, dosyadaki bütün delillerin toplandığını ifade ederek, "Savcılık esas hakkında mütaalasını verdi. Bir sonraki celse karar celsesi olacak. Bunun soruşturma aşaması ve ilk celsede karşı taraf hep şunu söylüyordu; 'Biz yapmadık.' Hani nasıl olduğunu bilmiyoruz, görmedik, duymadık dediler. Bugün aslında ilk defa aralarından en küçük olanı seçip, bütün suçu yani yapılan bütün eylemleri en küçük çocuğun yaptığını söylediler" dedi.

Olayın geçmişi

10 Ağustos'ta çiğ köfte dükkanı işleten Hakan Çakır'ın (23) annesi S.Ö. ve kız kardeşi Melisa Nur Çakır (15), dükkandan eve dönerken sokak arasındaki merdivende oturan Ahmet Emir Zeynal (19) ve arkadaşı Umut Kılınç (19) ile yol verme meselesinden tartıştı. Melisa Nur Çakır'ın haber vermesiyle olay yerine gelen Hakan Çakır ile Zeynal ve Kılınç arasında kavga çıktı. İki ailenin diğer yakınlarının da dahil olmasıyla büyüyen olayda Hakan Çakır, bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olaya karışan Cemal Zeynal (45) ile çocukları Ahmet Emir Zeynal, B.S.Z. (17), T.Y.Z. (14) tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Cemal Zeynal, oğlu Ahmet Emir Zeynal, onun arkadaşı Umut Kılınç hakkında 'kasten öldürme' suçundan müebbet, 2 kişiyi 'öldürmeye teşebbüs' suçundan ise 45'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. Cemal Zeynal'ın yaşı küçük çocukları B.S.Z. hakkında 41 yıl, T.Y.Z. hakkında 26 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Aynı dosyada Hakan Çakır'ın babası Şahin Çakır (53), ağabeyi Hakkı Can Çakır (27) ve akrabası Eyyüp Demir (44) hakkında da 'basit yaralama' suçundan 5'er yıl hapis talep edildi.

Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi

Antalya'da 1 yaşındaki bebeğine şiddet uyguladığı iddiasıyla yargılanan anne 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı

 

04.03.2026 11:12:00
Anadolu Ajansı
Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi
Bebeğine şiddet uygulayan anneye 6 yıl hapis cezası verildi

Antalya 34. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, yabancı uyruklu tutuklu sanık İ.M, çocuğun babası müşteki Osman Vesek ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada son savunmasını yapan sanık İ.M. pişman olduğunu dile getirerek, beraatini talep etti.

Mahkeme heyeti sanık anneyi "alt soya karşı eziyet" suçundan 6 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, cezada indirim uygulamadı.

"Çocuğumun öldürülme kastının olduğunu düşünüyorum"

Müşteki Osman Vesek, duruşmanın ardından gazetecilere, yapılan eylemin ve çocuğa karşı işlenen suçların ortada olduğunu söyledi. Vesek, "Bazı taleplerimiz yine reddedildi. Bu konularda itirazlarımız olacak. Yaşanan olaylarda çocuğumun öldürülme kastının olduğunu düşünüyorum. Bunun da vicdanen göz önünde bulundurulmasını istiyorum." dedi.

Müşteki avukatı Onurcan Eroğlu ise mahkemenin, sanığın gerçekleştirdiği şiddet eylemlerinin öldürmeye elverişli olup olmadığına ilişkin rapor istemediğini öne sürerek, şöyle konuştu:

"Sanığa üst sınırdan ceza uygulamadı. Oysa kendi çocuğuna birden fazla kez ve öldürmeye elverişli olacak şekilde şiddet uygulayan bir kişi hakkında en üst sınırdan ceza verilmeyecekse, kime verileceği konusu kamuoyunun takdirine bırakılmış bir husustur. Bu karara itiraz edeceğiz."

Olay

Çevresinden gelen uyarılar ve kızının vücudundaki morluklar nedeniyle endişe duyan Osman Vesek, evine gizli kamera yerleştirmiş, kameranın kaydettiği görüntüleri izleyen Vesek, kızının Fas uyruklu annesi İ.M'nin şiddetine maruz kaldığını tespit etmişti.

Vesek'in şikayeti sonrası gözaltına alınan İ.M. 2 Ocak'ta tutuklanmıştı. 

Sadece 'Cumhurbaşkanına hakaret suçundan' ceza aldı

Bodrum'da "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla yargılanan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın danışmanı reklamcı Levent Arkan hakkında yeniden görülen davada 18 ay hapis cezası verildi. Kararın istinaf yolunun açık olduğu bildirildi

04.03.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
Sadece 'Cumhurbaşkanına hakaret suçundan' ceza aldı
Sadece 'Cumhurbaşkanına hakaret suçundan' ceza aldı
Bodrum'da "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla yargılanan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın danışmanı reklamcı Levent Arkan hakkında yeniden görülen davada 18 ay hapis cezası verildi. Kararın istinaf yolunun açık olduğu bildirildi.

2024 yılı Şubat ayında bazı internet sitelerinde Arkan'a ait olduğu iddia edilen ses kayıtları yayımlandı.



Yapılan şikayetler üzerine gözaltına alınarak tutuklanan Arkan hakkında, kayıtlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Muğla Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Osman Gürün ve Cumhur İttifakı Bodrum Belediyesi başkan adayı Mehmet Tosun'a yönelik hakaret suçunu işlediği iddiasıyla dava açıldı.

56 gün cezaevinde kalan Arkan, Bodrum Adliyesi'nde görülen ilk duruşmada "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan 21 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İtiraz üzerine dosya, Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nde yeniden değerlendirildi. Mahkeme, yerel mahkemenin kararını aleniyet ilkesine dikkat çekerek bozdu ve dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere Bodrum'a gönderdi.



Dava yeniden Bodrum Adliyesi'nde görüldü. Yapılan yargılama sonucunda Arkan hakkında verilen 21 ay hapis cezası, istinaf yolu açık olmak üzere 18 aya indirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.