Teröre meydan açanlar hangi yüzle terörle mücadeleden söz açabiliyorlar?
Oslo'da, Habur'da ve daha bilmem nerelerde devleti terörle müzakere masasına oturtanlar hangi yüzle mücadeleden söz açıyorlar?
Terörü sıfır noktasından devralıp da, çıkardıkları yasalarla, yaptıkları ucube düzenlemelerle bugün sokak savaşı verecek güce ulaştıranlar ve milletin anasını ağlatanlar hangi yüzle, bu yaralı milletin yüzüne karşı gülücükler saçıyorlar?
Hangi yüzle meydanlarda dolaşıyorlar?
Hangi yüzle kameralar karşısına geçebiliyorlar?
Hangi yüzle milletin huzuruna çıkıp cümle kurabiliyorlar?
Teröre meydan açanlar nasıl oluyor da meydan meydan dolaşıp yüksek perdeden nutuk atabiliyorlar?
İnsan bir kez olsun elini vicdanına koyup, başını iki ellinin arasına alıp ta terörü nerden aldık ve nerelere taşıdık diye bir düşünmez mi ve gelinen nokta itibariyle utançtan ötürü yüzü kızarmaz mı?
Darmadağın olmuş, beli kırılmış ve yere serilmiş bir terör örgütü sizin iktidar koltuğuna oturmanızla birlikte yeniden canlanmaya, belini doğrultmaya ve palazlanmaya başlamadı mı?
Bin bir hileyle, bin bir dalavere ile millete "bulunmaz Bursa kumaşı" diye takdim ettiğiniz çözüm süreci ile ve "valilere sakın operasyon yapmayın" şeklindeki talimatınızla meydanlar teröre, teröriste terk edilmedi mi?
Bırakın meydanları, bazı il ve ilçelerimizin altı ile üstü ile tamamen terör örgütünün tasarrufuna terkedildiği son olaylarda ortaya çıkmadı mı?
Otuz yıldır bu ülkenin başının belası olan bu terör örgütü sizin iktidarınıza kadar şehirlere inmiş miydi, caddeler, sokaklar, camiler, okullar terörün cephaneliği haline gelmiş miydi?
Bugünkü gibi bir sokak savaşı siz yönetimi devralana kadar olmuş muydu?
Sizin bu inanılmaz ve anlaşılmaz gafletiniz, bir taraftan milletin gencecik çocuklarını terör örgütünün kucağına iterken diğer taraftan güvenlik güçlerimizin karşısına daha genç ve daha donanımlı bir katiller sürüsü çıkarmadı mı?
"Artık analar ağlamayacak" naraları atıp il il dolaşırken bile "su uyur düşman uyumaz" atalar sözünü unutmuştunuz ve hatırlatanlara da hep kötü gözle bakıyordunuz, ihanetle suçluyordunuz.
"Valilere operasyon yapmayın dedik" basiretsizliği ile ve "meğer bunlar çözüm sürecini silah stoklama süreci olarak kullanmışlar" gafleti ile asla bir devletin yönetilemeyeceğini geç de olsa anladınız mı?
On dört yıllık iktidarınız boyunca bütün alanlarda yüzde yüzlük başarı elde etmiş olsanız bile, sadece sıfırdan alıp zirveye taşıdığınız bu terörden ötürü yüzünüzün kızarması, vicdanınızın sızlaması gerekmez mi?
Siz bu pişkinlik dersini, pişkinlik kursunu nereden ve ne zaman aldınız?
Partinizin organize ettiği siyaset okulları öncelikle ve özellikle pişkinlik dersleri mi verdiler?
Bu kadar pişkinlik fazla değil mi?
Oslo'da, Habur'da ve daha bilmem nerelerde devleti terörle müzakere masasına oturtanlar hangi yüzle mücadeleden söz açıyorlar?
Terörü sıfır noktasından devralıp da, çıkardıkları yasalarla, yaptıkları ucube düzenlemelerle bugün sokak savaşı verecek güce ulaştıranlar ve milletin anasını ağlatanlar hangi yüzle, bu yaralı milletin yüzüne karşı gülücükler saçıyorlar?
Hangi yüzle meydanlarda dolaşıyorlar?
Hangi yüzle kameralar karşısına geçebiliyorlar?
Hangi yüzle milletin huzuruna çıkıp cümle kurabiliyorlar?
Teröre meydan açanlar nasıl oluyor da meydan meydan dolaşıp yüksek perdeden nutuk atabiliyorlar?
İnsan bir kez olsun elini vicdanına koyup, başını iki ellinin arasına alıp ta terörü nerden aldık ve nerelere taşıdık diye bir düşünmez mi ve gelinen nokta itibariyle utançtan ötürü yüzü kızarmaz mı?
Darmadağın olmuş, beli kırılmış ve yere serilmiş bir terör örgütü sizin iktidar koltuğuna oturmanızla birlikte yeniden canlanmaya, belini doğrultmaya ve palazlanmaya başlamadı mı?
Bin bir hileyle, bin bir dalavere ile millete "bulunmaz Bursa kumaşı" diye takdim ettiğiniz çözüm süreci ile ve "valilere sakın operasyon yapmayın" şeklindeki talimatınızla meydanlar teröre, teröriste terk edilmedi mi?
Bırakın meydanları, bazı il ve ilçelerimizin altı ile üstü ile tamamen terör örgütünün tasarrufuna terkedildiği son olaylarda ortaya çıkmadı mı?
Otuz yıldır bu ülkenin başının belası olan bu terör örgütü sizin iktidarınıza kadar şehirlere inmiş miydi, caddeler, sokaklar, camiler, okullar terörün cephaneliği haline gelmiş miydi?
Bugünkü gibi bir sokak savaşı siz yönetimi devralana kadar olmuş muydu?
Sizin bu inanılmaz ve anlaşılmaz gafletiniz, bir taraftan milletin gencecik çocuklarını terör örgütünün kucağına iterken diğer taraftan güvenlik güçlerimizin karşısına daha genç ve daha donanımlı bir katiller sürüsü çıkarmadı mı?
"Artık analar ağlamayacak" naraları atıp il il dolaşırken bile "su uyur düşman uyumaz" atalar sözünü unutmuştunuz ve hatırlatanlara da hep kötü gözle bakıyordunuz, ihanetle suçluyordunuz.
"Valilere operasyon yapmayın dedik" basiretsizliği ile ve "meğer bunlar çözüm sürecini silah stoklama süreci olarak kullanmışlar" gafleti ile asla bir devletin yönetilemeyeceğini geç de olsa anladınız mı?
On dört yıllık iktidarınız boyunca bütün alanlarda yüzde yüzlük başarı elde etmiş olsanız bile, sadece sıfırdan alıp zirveye taşıdığınız bu terörden ötürü yüzünüzün kızarması, vicdanınızın sızlaması gerekmez mi?
Siz bu pişkinlik dersini, pişkinlik kursunu nereden ve ne zaman aldınız?
Partinizin organize ettiği siyaset okulları öncelikle ve özellikle pişkinlik dersleri mi verdiler?
Bu kadar pişkinlik fazla değil mi?
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026



























































