Türkiye'de, şiirle, edebiyatla, özellikle de halk edebiyatıyla, âşıklık geleneği ile birazcık ilgilenen hemen herkes Feyzi Halıcı ismini mutlaka duymuştur.
Konya Âşıklar Bayramını kuran ve on yıllar boyunca, zannediyorum vefatına kadar da aksatmadan sürdüren bir kültür insanı, bir şiir sevdalısıydı.
Başlıktaki dizeler onun çok meşhur şiirlerinden birine aittir, ülkemizin en meşhur halk müziği sanatçılarının hemen hepsinden dinleyebilirsiniz.
Feyzi Halıcı merhum bir kültür insanı, bir şair ve şiir sevdalısı olarak Konya Âşıklar Bayramını icat edip ölümüne kadar sürdürerek, memlekete nice halk ozanı kazandırmış ve bu âşıklık geleneğinin yeniden canlanmasına çok önemli katkı sunmuştur.
Anadolu'nun her hangi bir köşesinde çiftinin çubuğunun, tarlasının çayırının peşinde koşarken bir yandan da içinde bir takım kıpırtılar hisseden, çevresinden tanıdığı ünlü halk ozanlarına özenen genç yetenekleri senede bir sefer söz konusu etkinliğe taşıyarak hem usta ozanlarla tanışmalarını sağlamış hem de kalabalık kitlelerin önünde saz çalıp deyişler söylemeye, sözlü sazlı atışmalar yapmaya alıştırmıştır.
Daha sonraki yıllarda bendeniz Aziz Karaca olarak, merhum Haydar Baş Hocamızın teklif ve teşvikleri ile Meltem ve Mesaj TV gurubunda aralıksız beş yıl 'Ozanlarımız' programını hazırlayıp sunmuştum, bize gelen halk ozanlarının hemen hepsi Konya Âşıklar Bayramının müdavimleri idiler.
Biz farklı olarak her hafta bir derneği konuk ediyorduk ve mutlaka o hafta konuk olan dernek başkanına mikrofon uzatıp üç-beş dakika konuştururduk.
Benim de sonradan farkettiğim, sosyoloji ile ilgilenen bir arkadaşın dikkat çekmesi ile uyandım, demişti ki; program çok güzel, şiirler, atışmalar, gelen derneğin ait olduğu yörenin mutfak kültürüne dair ürünlerin sergilenmesi hepsi güzel ama hepsinden de daha önemli bir şey var; hayatında toplum önüne çıkıp iki cümle kuramamış insanlara, dernek başkanı sıfatıyla mikrofun uzatıp onları canlı yayında, çok izlenen ulusal bir kanalda, üç beş cümle kurmalarına vesile oluyorsunuz.
Daha sonraki yıllarda, bizzat programda söz alıp konuşan dernek başkanlarından da sırf bu vesile ile teşekkürler aldığımı hatırlıyorum.
Bu kubbede bir hoş sada bırakabilmek, bütün mesele bu.
Feyzi Halıcı için nice Fatihalara vesile olması dileği ile o meşhur şiirini sizlerle paylaşıyorum:
"Ettiler dost nazarında
Esir göze kaşa beni
Sorgusuz can pazarında
Yazdılar en başa beni
Efkârım zor gelir dile
Sözüm sohbetim mert ile
Nice onulmaz dert ile
Koydunuz baş başa beni
Kimler düşüme girdiler
Dal misali devirdiler
Gam yüküydüm çevirdiler
Gözden akan yaşa beni
Ateş değse çam dalına
Demir döner at nalına
Kızgın kömür mangalına
Yapmayınız maşa beni
Başım yüce arşa değin
Gücünüz yeterse eğin
Meyil vermiş bellemeyin
Acı pişmiş aşa beni
Yok bu işte sayım suyum
Gönülden olmalı huyum
Ben toprağın tohumuyum
Ekmeyiniz taşa beni"
- Yoksulun hakkını pay eylemişler / 31.07.2026
- Açları doyurabilirsiniz ama açgözlüleri biraz zor / 29.07.2026
- Şehitler ölümsüz bilmelisiniz / 28.07.2026
- Anlayan el kaldırsın / 23.07.2026
- Binler kıvranır acından biri vazgeçmez tacından / 16.07.2026
- Kanayan yaraya tuz basanlar var / 15.07.2026
- Onur ve haysiyet çöpe atıldı / 14.07.2026
- "Dostun iki yüzlü düşmanın namert" / 13.07.2026
- Yüz bin Gazzeli şehidin eli yakanızda / 10.07.2026



























































