logo
08 NİSAN 2026

Tesla'nın CEO'su Elon Musk'ı annesi anlattı

Elon Musk'ın annesi Maye Musk, hayatının bir döneminin zorluklar içinde geçtiğini, çocuklarını güç şartlarda büyüttüğünü söyledi

21.02.2021 14:34:00
Tesla'nın CEO'su Elon Musk'ı annesi anlattı
Tesla'nın CEO'su Elon Musk'ı annesi anlattı
Elon Musk'ın annesi Maye Musk, hayatının bir döneminin zorluklar içinde geçtiğini, çocuklarını güç şartlarda büyüttüğünü söyledi. Eşinden şiddet gördüğünü anlatan Musk, 'Şiddet gördüğümde utanıyordum, vücudumdaki morlukları kapatmak zorunda kaldığım için utanç duyuyordum' dedi.

Ünlü girişimci Elon Musk'ın 72 yaşındaki annesi Maye Musk, bir TV'de yayınlanan "Aslıgül Atasagun Çebi ile Dün Bugün Yarın" programının konuğu oldu. 3 çocuk annesi, 12 torun sahibi, moda dünyasının ve ünlü markaların aranan yüzü Maye Musk, yeni kitabı 'Bir Kadın Plan Yaparsa' hakkında merak edilenlerinin yanı sıra hayatının bilinmeyenlerini de anlattı.

Sözlerinin başında, anlatmaya değer bir hayat hikayesi olduğunun daha önce farkına varamadığını anlatan Maye Musk, 'Diyestisyen olduğum için dünyanın dört bir yanında beslenme ve diyetle ilgili seminerler veriyordum. Beslenmenin diyabet, kalp hastalıkları gibi sorunlarla ilişkisini, iyi beslenmenin önemini anlatıyordum. Ama hiç kendimden bahsetmiyordum. Dediğim gibi, ilginç bir hayat hikayem olduğunu düşünmüyordum. Hakkımda çıkan makaleleri okuyan bir yayıncı, çok enteresan bir hayat hikayem olduğunu söyledi. Şaşırdım. Hayatımı ve yaşadıklarımdan çıkardığım dersleri kitaplaştırmam gerektiği konusunda ısrar etti. Bu fikri çocuklarıma açtım. Üçü de yaşadığım zorlukları, verdiğim mücadeleleri anlatmam gerektiğini söyledi. 'Instagram'da güzel fotoğraflarını paylaştığın gibi, geçmişte verdiğin savaşları da paylaşmalısın' dediler. 'Ben olumsuz şeyleri paylaşmayı pek sevmiyorum' diye itiraz ettim. Ama onlara göre, ne olursa olsun bunların hepsini yaşamıştım ve insanlara anlatmalıydım. Ben de çocukluğumdan başlayıp bu yaşıma, daha doğrusu iki yıl öncesine kadar olan hayatımı anlattım. Kitabın çıkmasıyla birlikte, benimle aynı sıkıntıları, aynı zorlukları yaşayan ve hikayemde kendilerinden bir şeyler bulan bir sürü kadın ve erkek olduğunu gördüm. Benim yaşadıklarım, onlara içinde bulundukları mutsuz koşullardan çıkmak ve hayata yeniden başlamak için bir şansları olabileceğini gösterdi. Kitabımın bu anlamda bu kadar başarılı olacağı asla aklıma gelmemişti" dedi.

'Ben çok kötü bir evlilikten kaçarak kurtuldum'

Musk, 'Siz, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen ayakta kalmayı başarmış birisiniz. Otuzlu yaşlarınızda bekar bir anne olarak iki işte birden çalışıp, kazandığınız azıcık parayla üç çocuk büyüttünüz. 'Ayakta kalmak' sözü sizin için ne ifade ediyor'' sorusuna, "Ben çok kötü bir evlilikten kaçarak kurtuldum. Hiçbir şey olmasa bile, sabahları artık korkuyla uyanmamak benim için işin en büyük artısıydı. Tek korkum, çocuklarımın karnını doyurabilecek parayı kazanıp kazanamayacağımdı. Okulları sorun değildi. Devlet okullarında eğitim masrafı çok azdı. Formalarını, kitaplarını ikinci el satın alabiliyordum. Dolayısıyla o bakımdan çok büyük bir stres yaşamadım. Tek derdim eve ekmek getirebilmekti. Genelde mecburiyetten vejetaryen besleniyorduk. Bir modellik işi çıkıp elime biraz para geçerse tavuk alıyordum. Akşam yemeğinde tavuk yiyorduk. İnsan çok az bir parayla da hayatta kalabiliyor. Hiç dışarıda yemek yemiyorduk. Sinemaya gitmiyorduk. Çocuklarımın saçını ve kendi saçımı kendim kesiyordum. El ayak bakımlarımızı da ben yapıyordum. Yani hiçbir lüksümüz yoktu. Ama korku duymadan yaşamak her şeye değerdi" dedi.

Ailesi hakkında bilgi verdi

Ailesi hakkında bilgi veren Maye Musk, "Kızım Tosca, şu anda sahibi olduğu dijital yayın platformu için ekibiyle birlikte film çekmek üzere İtalya'da. Tabii COVID şartları işlerini zorlaştırmış durumda. Ekipteki herkes mecburen her gün 3 kez test yaptırıyor. Ama geçen gün setten çok güzel bir fotoğraf paylaştı. Oğlum Kimbal da işinde son derece başarılı. Bugünlerde 'Big Green' adını verdiği, çocuklara yönelik sebze ve meyve bahçesi projesi ile ilgili büyük bir lansmana hazırlanıyor. Restoranını ayakta tutmak için çok çalışıyor. Şu dönemde restorancılık sektöründe işler çok çok zor" dedi. Musk şöyle devam etti:

'Ailem beni ve kardeşlerimi büyütürken bizi pek yönlendirmedi. Hepimiz büyük ölçüde istediğimiz yollara gittik. Ben fen ve matematiği sevdiğim için fen bilimleri alanında eğitim almak istiyordum. Babam, meslek edinebileceğim bir alanda eğitim almamın iyi olabileceğini söyledi. Ben de beslenme bilimleri alanında, diyetetik üzerine uzmanlaştım. Günay Afrika dilinde eğitim veren bir üniversiteye gittiğim için önce dil öğrenmek zorunda kaldım. Aslında başka bir seçim de yapabilirdim. İstesem ailem başka bir okula gitmeme izin verirdi. O dönemde Güney Afrika'da eğitim pahalı değildi. Fakat ben kalıp yeni bir öğrenmeyi tercih ettim ve o okuldan mezun oldum. Yani özetle ailem bana bu anlamda çok bir tavsiyede bulunmadı. Ben de eğitim konusunda çocuklarıma benzer şekilde yaklaştım. Toronto'ya taşınmıştık. Güney Afrika'daki hesabıma bloke konmuştu. Toplu konut gibi bir yerde kirada oturuyorduk. Toronto Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalışıyordum. Çocuklarıma isterlerse benim çalıştığım üniversitede ücretsiz olarak tıp ya da hukuk okuyabileceklerini söyledim. Ama istemediler. Elon ve Kimbal işletme okumak istedi. Tosca sinema okumak istedi. 'O zaman kendi başınızın çaresine bakacaksınız' dedim. Kendi gayretleriyle burs ve öğrenci kredisi aldılar. Başvuru formlarını ben mi imzalamıştım hiç hatırlamıyorum. O dönemde beş işte birden çalışıyordum. İmzaladıysam bile okumadan imzalamışımdır kesin. Sonuç olarak, üç çocuğum da kendi bildikleri yoldan gitti".

Kitabı hakkında

Musk, 'Kitabınızın ismi 'Bir Kadın Plan Yaparsa'. Kitapta da okuduğum kadarıyla, aslında ilk düşündüğünüz isim bu değilmiş. Aklınızda başka bir isim varmış. Fakat daha sonra fikrinizi değiştirip bu ismi vermişsiniz. Kitabın ismi, ailenizden de sıkça duyduğunuz bir Güney Afrika atasözü olan 'a boer maak'n plan'dan mı geliyor'' sorusuna, "Ben ilk başta kitaba 'Mücadeleler ve Hayatta Kalış' adını vermek istiyordum ama yayıncım ve editörlerim bunun akılda kalıcı bir isim olmadığını söylediler. Sonra aklıma bahsettiğiniz o atasözü geldi. Aslında bu sözü ailemden öğrendim diyemeyiz. Bizimkiler Kanadalı oldukları için Güney Afrika dilini bilmezlerdi. Ama Güney Afrika'da bu sözü sürekli duyarsınız. 'A boer maak'n plan', 'bir çiftçi plan yapar' demek. Ailem de bu sözün doğru olduğunu düşünürdü. Babam Kanada'nın Saskatchewan bölgesinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak büyümüş. Çiftçiliğin kumar oynamak gibi olduğunu söylerdi. 'Hava koşulları, hasadı etkiler. O yüzden bir çiftçi her zaman plan yapmalıdır' derdi. İşte bu yüzden işler ters gittiğinde hep bu atasözünü söyleriz. Plan yapıp içinde bulunduğumuz olumsuz durumu değiştiririz" dedi.

'Benim hayatım 40 yaşında Toronto'ya taşındığımda başladı'

Musk, 'Yaş konusu açılmışken size şunu sormak istiyorum: Bugünkü aklınız ve tecrübenizle 40'lı yaşlarınızdaki halinize bir tavsiye verecek olsanız, bu ne olurdu'' sorusuna, "40'lı yaşlarım Kanada'ya yeni taşındığım döneme denk geliyor. Sıkıntılar yaşıyordum, ama bunlar yaşımla ilgili şeyler değildi. Gider gitmez Toronto Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak işe alındım. Orada ikinci masterımı yaptım. Bilim alanında yaş hiçbir zaman sorun teşkil etmedi. Modellik işinde yaşlı modellere ihtiyaç olduğunu gördüğümde çok şaşırmıştım. Gerçi genelde tek tip bir ihtiyaç vardı. Ya defilelerde gelinin annesi olarak podyuma çıkardınız ya da bir reklamda büyükanne rolü oynardınız. Ben 42 yaşındayken bir reklamda büyükanneyi oynadım. Çünkü başka yaşlı model yoktu. Bir de tabii ilaç reklamları var. Bunun için de olgun yaşta modeller lazım. Romatizma ya da şeker ilacı reklamında 18 yaşında birini kullanamazsınız. Katalog çekimlerinde de genç modellerin yanında hep olgun bir model daha isterlerdi. Yani epey talep görüyordum ve bu harika bir şeydi" cevabını verdi.

Musk, 'Ama yine de kadınlar olarak pek çoğumuz 40'lı yaşlarımıza geldiğimizde artık bazı şeyler bizden geçmiş, hayatımız bitmiş gibi davranmaya başlıyoruz. Böyle düşünen, böyle hisseden kadınlara ne tavsiye edersiniz'' sorusu üzerine, "Biri bana böyle söylese, 'Saçmalıyorsun' derdim. Benim hayatım 40 yaşında Toronto'ya taşındığımda başladı. Benim hayatım 50 yaşında Amerika Birleşik Devletlerine taşındığımda başladı. Şimdi New York'a geri dönüyorum. Hayatım 73 yaşında yeniden başlayacak. Asla 'benden geçti' diye düşünmeyin. Eğer size aksini söyleyenler varsa, onları hayatınızdan çıkarın. Olumlu düşünen insanlarla yan yana olun. Yaşınızdan şikayet edemezsiniz. 2Artık yaşlandım. Kimse beni istemiyor' diyemezsiniz. O yollara hiç girmeyin" dedi.

Beslenme tüyoları

Musk, 'Siz diyetisyen olarak kıvırcık lahana, glütensiz ürünler gibi şeyleri desteklemiyorsunuz diye biliyorum' sorusuna, "Kıvırcık lahana tüm sebze ve meyveler gibi çok sağlıklı bir besin. Ama bana tadı çok acı geliyor. Acı şeyleri sevmiyorum. 'Ama sağlığın için çok iyi' diyenlere de basitçe şöyle karşılık veriyorum: 'Evet, biliyorum, ama tadı bana güzel gelmiyor'. Bu durum benim tat alma hassasiyetimin ortalamanın çok üzerinde olmasından kaynaklanıyor. Sade kahve, şarap, zeytin gibi yiyeceklerde hep acı bir tat alıyorum. Eminim bizi izleyenler arasında da aynı tat hassasiyetine sahip kişiler vardır. İnsanların yüzde 25'inde olan bir sorun bu, ama çoğunlukla farkında olmuyorlar. O yiyeceği yiyip acı gelince, tadını beğenmiyorlar. Hangi sebze ve meyvelerin tadını seviyorsanız onu yiyin. Ben mesela Brüksel lahanasını, brokoliyi kıvırcık lahanaya tercih ediyorum. Glütensiz beslenmeye gelince, eğer çölyak hastasıysanız, evet o zaman glütenli besinler tüketmemeniz lazım. Ama hasta değilseniz, buğday, çavdar ya da arpanın içinde bulunan az miktardaki proteinin size bir zararı olmaz. Aksini düşünüyorsanız muhtemelen yanılıyorsunuz. Glütensiz beslenirsem, pastalardan, kurabiyelerden uzak dururum diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama glütensiz kurabiye, sağlıklı kurabiye demek değil. Kurabiye, kurabiyedir. Bir de glütensiz ürünler çok fazla işlemden geçiyor ve çok da pahalı. Dolayısıyla, çölyak hastası değilseniz, glüteni kesmenize gerek yok, iyi beslenmeniz yeter" cevabını verdi.

Musk, ne sıklıkla egzersiz yaptığıyla ilgili de "Ezgersiz yapmayı sevmiyorum. Spor salonları şimdi kapalı ama açık oldukları dönemde yarım saat ya da bir saat kondisyon bisikletine biniyordum. Bisikletin üzerindeyken kitap okurum, çünkü çok sıkıcı bir egzersiz. Kendimi çok zorlamam. Normal bisiklet egzersizi yaparım. Ardından ağırlık çalışırım, esneme egzersizleri yaparım. Tabii bir de köpeğimi yürüyüşe çıkarıyorum. Kendisini arkamda görebilirsiniz" dedi.

'Keşke ben de eski eşimden şiddet gördüğümde birilerine anlatsaydım'

Musk, kadına yönelik şiddetle ilgili de "Kadına karşı hiçbir şekilde şiddet olmamalı. Kadına şiddet uygulayan erkek, zayıf erkektir. Daha uzun, daha iri, daha güçlü olduğu için, karşısındaki kadını şiddet uygulayarak kontrol altında tutmak ister. Bunun artık son bulması lazım. Kadınlar yaşadıkları şiddeti sadece kadınlarla değil, erkeklerle de paylaşsın ki, onlar da şiddete başvuran hemcinslerini engellesin. Keşke ben de eski eşimden şiddet gördüğümde birilerine anlatsaydım. Ama korkuyordum. Anlatacağım kişileri de döveceğinden, onları bir daha göremeyeceğimden korkuyordum. Bir yandan da utanıyordum. Vücudumdaki morlukları kapatmak zorunda kaldığım için utanç duyuyordum. Şiddete meyilli bir adam genelde sizi kimse yokken döver. Başkalarının önünde size el kaldıracak cesaretleri olmaz, çünkü bunun yanlış olduğunun farkındadırlar. Kadına el kaldıran erkekleri destekleyen erkekler varsa, onları da ifşa etmeliyiz. Elimizde sosyal medya gibi bir güç var. Yaptıklarını yanlarına bırakmamalıyız. Unutmayalım, benim yaşadıklarımdan çok daha beterini yaşayan kadınlar var. Zaten o yüzden benim hikayemin o kadar da kötü olmadığını düşünüyorum. Benden çok daha kötü şeylere maruz kalan kadınlar var ve bu artık bir son bulmalı" dedi.

Pandemi süreci hayatını nasıl etkiledi'

Maye Musk, 'COVID-19 salgınıyla birlikte son bir yıldır eşi benzeri görülmemiş günler yaşıyoruz. Sizin salgınla ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum. COVID hayatınızı nasıl etkiledi, nasıl değiştirdi'' sorusuna, "İlk dört ay boyunca çocuklarım dahil kimseyle görüşmedim. Yanımda sadece asistanım vardı. İş açısından da epey yoğun bir dönemdi. Kitabımın ilk uluslararası baskısı çıkmıştı. Tabii herkes gibi ben de ilk başta kendimi egzersiz yapmaya, videolar izlemeye, yeni tarifler denemeye verdim. Kendimi bunlarla meşgul etmeye, akıl sağlığımı korumaya çalıştım. Yavaş yavaş tedbirler gevşetilince de, çok dikkatli olmak kaydıyla, çocuklarımla ve torunlarımla bir araya geldim. Sonra bu yılın başında hayırlı diye nitelendirebileceğim bir şey oldu ve virüs bana da bulaştı. Bir hafta boyunca iştahım kapanınca bir terslik olduğunu fark ettim. Çünkü benim iştahımın kapanması için çok hasta olmam lazım. Test yaptırdım ve sonuç pozitif çıktı. İştahım sonradan yerine geldi ama test sonuçlarım üç gün daha pozitif gelmeye devam etti. Test sonuçlarım şimdi negatif. Çalıştığım için sık sık test yaptırmak durumundayım. Hatta haftaya yine test yaptıracağım. O da kesin negatif çıkacak. Bu arada tabii antikor var mı diye de baktıracağım. İyi düzeyde olduğunu düşünüyorum. Hastalığı geçirmiş olmak kendinizi güçlü hissetmenizi sağlıyor, ama yine de hâlâ maskemi takıyorum, kurallara dikkat ediyorum" cevabını verdi.

Kızı kitabını sinema filmi yapacak mı'

Musk, sinema yönetmeni kızının kitabını, hayatını konu alan bir film çekmeyi teklif edip etmedi yönündeki soruya, "Kızım genelde aşk romanlarından uyarlama filmler çekiyor. Şu dönemde kadınların tam da buna ihtiyacı var bence. Filmlerde daha fazla aşk görmek istiyorlar. Benim kitabım bir aşk kitabı değil, ama olur da birileri hayatımı film yapmak isterse, yönetmenliğini tabii ki kızımın yapmasını isterim. Benim çok güçlü bir kızım var. Benden bile güçlü. Bu özelliğini benden aldığını düşünüyorum. Çok güçlü olmasının yanı sıra, çok da nazik bir insan. Böyle bir evlada sahip olmak harika. Fakat henüz daha böyle bir şeyin konusu bile açılmadı. Yani şu ana kadar kızıma gidip 'Hayatımı sinema filmi yapmak ister misin' diye bir şey sormadım. Hayatımın şu döneminde bana reddedemeyeceğim bir teklif yaparlarsa düşünürüm. Kitap konusunda öyle oldu. Bana hayır diyemeyeceğim bir teklifle geldiler, ben de kabul ettim. Bakalım film içinde böyle bir teklif gelecek mi'" cevabını verdi.

Oğlunun aracına övgüler yağdırdı

Musk, Tesla kullanmasıyla ilgili de, "New York'a taşınır taşınmaz Elon bana bir Tesla verdi. Tesla 3'ü beğenmiştim, ondan istemiştim. Ama Elon son çıkardıkları S modelinden verdi. Hâlâ da onu kullanıyorum. Uzay mekiği kullanmak gibi. Harika bir his. Kendinizi çok güvende hissediyorsunuz. Artık başka araba kullanamam herhalde. Neresinden çalıştıracağımı bile bilemem gibi geliyor" dedi.

Türkiye'yi ziyaret etti mi'

Musk, 'Daha önce hiç Türkiye'ye geldiniz mi'' sorusuna, "Evet. Tatil için İstanbul ve Dalaman'a geldim. Çok güzeldi. Geçtiğimiz yılın Kasım ya da Aralık ayında... Pardon, yanlış oldu. Geçtiğimiz yıl ölü bir yıldı. 2019 yılının sonunda bir reklam filmi için Bodrum'a gelmiştim. Harikaydı. Türkiye'yi çok seviyorum. Daha keşfetmeyi istediğim bir sürü yeri var. O yüzden en kısa zamanda yeniden gelmek istiyorum" cevabını verdi.İHA

Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak gözaltına alındı

08.04.2026 14:50:00 / Güncelleme: 08.04.2026 15:25:33
Haber Merkezi
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca "borsa manipülasyonu" ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' iddialarıyla soruşturma başlatıldı.

Jandarma ekipleri tarafından evinde gerçekleştirilen operasyonun ardından Başak, sorgulanmak üzere emniyete götürüldüğü belirtildi.

Başak'ın bugün Bakırköy Adliyesi'ne sevk edilmesi bekleniyor.

Soruşturmanın ayrıntılarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı

Beşiktaş'ta, İsraiil İstanbul Başkonsolosluğu önündeki polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltına alınanların sayısı 11 oldu

08.04.2026 14:05:00 / Güncelleme: 08.04.2026 14:40:13
AA / İHA
Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı
Beşiktaş'ta polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin gözaltı sayısı 11'e çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Levent Mahallesi Cömert Sokak'ta Yapı Kredi Plaza önündeki polis noktasına yönelik terör saldırısına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, soruşturma kapsamında İstanbul, Kocaeli ve Konya'da belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda 5 şüpheli daha yakalandı.

Devam eden çalışmalarda, 1 şüpheli daha gözaltına alındı.

Hastanede tedavileri devam eden teröristler Onur Çelik ve Enes Çelik ile dün yakalanan 3 şüpheliyle gözaltına alınanların sayısı 11 oldu.

Şüphelilerden 9'unun İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemleri sürerken, 2 teröristin tedavilerinin ardından emniyete götürüleceği öğrenildi.

Teröristler olay yerinde keşif yapmış

Polis ekiplerinin çalışmasında, teröristlerin daha önceden olay yerinde keşif yaptığı belirlendi.

Teröristlerden Onur Çelik'in eşinin de ifadesi alındı. Kadının ifadesinde, eşine saldırıyı yapmaması yönünde telkinde bulunduğunu söylediği öğrenildi.

Dünkü saldırıda teröristlerden Yunus Emre Sarman, polislerle yaşanan çatışmada öldürülerek etkisiz hale getirilmişti.

Teröristler Onur Çelik ve Enes Çelik ise yaralı olarak ele geçirilmişti.

Levent'teki saldırganların fotoğrafları ortaya çıktı

Beşiktaş Levent'te teröristlerle polis ekipleri arasında çatışma çıkmış, olayda 2 polis yaralanırken, 3 saldırgandan 1'i ölü, 2'si ise yaralı olarak etkisiz hale getirilmişti.



Olayla ilgili soruşturma çok yönlü sürdürülürken, teröristler Yunus Emre S., Enes Ç., Onur Ç.,'nin fotoğrafları ortaya çıktı.

İBB davasının 18'inci duruşması devam ediyor

92'si tutuklu 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 18'inci duruşmasında sanıkların savunmaları alınıyor

08.04.2026 13:50:00 / Güncelleme: 08.04.2026 14:24:54
AA
İBB davasının 18'inci duruşması devam ediyor
İBB davasının 18'inci duruşması devam ediyor

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, CHP'nin bilgi işlem sorumlusu tutuklu sanık Orhan Gazi Erdoğan savunma yaptı.

Sanık Erdoğan, görevinin partinin dijital altyapısını geliştirmek ve kullanıcıların hizmetine sunmak olduğunu belirterek, "YSK'nin siyasi portalına ulaşma yetkim vardır. Görevlerimden biri partinin talep ettiği listeleri indirip partinin sistemine aktarmak ve kullanımına açmaktır. Her partide vardır bu sistem ve hepsi kullanır." dedi.

Hangi okulda hangi sandığın kurulacağı, kesinleşmiş seçim sonuçları ve karşılaştırmalara ilişkin değerlendirmeleri il ve ilçe başkanlıklarına ilettiklerini aktaran Erdoğan, savcılık sorgusunda da kimsenin kişisel verisini ve sandık verilerini göndermediğini söylediğini anlattı.

Olmayan bir veriyi gönderdiği iddiasıyla 6 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Erdoğan, "İBB Hanem" ile herhangi bir belgede ya da birinin ifadesinde adının geçmediğini, hiç var olmamış bir uygulamada, hiç var olmamış bir listeyi gönderdiği iddiasıyla yargılandığını savundu.

Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın "İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı olan sanık Naim Erol Özgüner'in ifadesi var. Özgüner ifadesinde, '2013 yılında CHP Genel Merkezinde çalışan Orhan Gazi Erdoğan'dan son seçim verisini talep ettim. Bana verdi, verileri.' ifadesinde ne demek istiyor'" sorusu üzerine Erdoğan, "Neden böyle dediğine dair bir bilgim yok. Bizde sandık bilgisi yok. Seçmenin adı soyadı ve adresi vardı." ifadelerini kullandı.

Başkan Aylan, "Bu verileri diğer belediyelerle de paylaşır mısınız'" sorusuna sanık Erdoğan, "Örneğin, aday adayı mahallede çalışma yapacak. Seçim sonuçlarını görmek istiyor. Kaynak olarak paylaşıyoruz. Siyasi partiyiz. Dosya kapsamında verilen bir veri değil." dedi.

Sanık Ulaş Yılmaz'ın savunması

İBB Sosyal Medya Danışmanı tutuklu sanık Ulaş Yılmaz da hakkındaki suçlamaları reddederek, "Ben burada olmayı hak etmiyorum. 6 aydır ailemden, işimden uzak kalmam haksızlıktır. Suçlu olduğumu gösterecek tek bir delil yoktur. Ciddi bir hatanın veya kastın mağduruyum. Ben herhangi bir veriyi hukuksuz şekilde elde etmedim, yaymadım. Hiçbir örgüte üye değilim. Çıkar amaçlı hiçbir faaliyette bulunmadım. Çalıştığım kurumun legal işleri dışında kimseden emir almadım." beyanında bulundu.

Kendisiyle ilgili hiçbir delilin iddianamede yer almadığını belirten sanık Yılmaz, Kadıköy Belediyesinde işe başladığını, iletişimci olduğunu ve yazılımcı olmadığını söyledi.

"İstanbul Senin" uygulamasında çalışmadığını dile getiren Yılmaz, "İstanbul Hanem'i burada öğrendim. İddianamede, 'İstanbul Senin' uygulamasıyla elde ettiğim verileri, örgüt yöneticilerine gönderdiğim yazıyor. Hiçbir yere erişimim yok. En yetkili kişiye nasıl veri gönderebilirim. Dosyada benim uygulamaya erişimim olduğunun delili yok." şeklinde savunma yaptı.

Duruşmaya ara verildi. 

Hatay'da silahlı faaliyetlere katılan 4 DEAŞ'lı tutuklandı

Hatay'da polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda yakalanan 4 DEAŞ terör örgütü mensubu mahkemece tutuklandı.

08.04.2026 11:11:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da silahlı faaliyetlere katılan 4 DEAŞ'lı tutuklandı
Hatay'da silahlı faaliyetlere katılan 4 DEAŞ'lı tutuklandı
Hatay'da polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda yakalanan 4 DEAŞ terör örgütü mensubu mahkemece tutuklandı.



Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlilerince DEAŞ terör örgütü faaliyetlerinin tespit ve deşifre edilmesine yönelik çalışmalar aralıksız sürüyor.

Yürütülen koordineli çalışmalar neticesinde; DEAŞ terör örgütü içerisinde silahlı faaliyetlerde bulundukları ve çatışma bölgeleriyle bağlantılı oldukları yönünde haklarında bilgiler bulunan 4 şahıs, 3 Nisan günü Erzin ilçesinde gerçekleştirilen operasyonda yakalanarak gözaltına alındı.

Şahıslar çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine sevk edildiler.

Çorum'da 4 büyüklüğünde deprem

Çorum'un Bayat ilçesinde 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

08.04.2026 11:01:00
İhlas Haber Ajansı
Çorum'da 4 büyüklüğünde deprem
Çorum'da 4 büyüklüğünde deprem
Çorum'un Bayat ilçesinde 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'ndan (AFAD) yapılan açıklamaya göre, saat 10.20'de merkez üssü Çorum'un Bayat ilçesi olan 4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

11.01 kilometre derinlikte meydana gelen deprem bölgede hissedildi.

Osmaniye'de selde hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi

Osmaniye'de etkili olan sağanakta Bülbül Deresi'nin taşması sonucu selde sürüklenen araçta hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi

08.04.2026 01:32:00 / Güncelleme: 08.04.2026 06:36:16
AA
Osmaniye'de selde hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi
Osmaniye'de selde hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belirlendi

Kadirli ilçesinde dün akşam saatlerinde etkili olan sağanakta ilçe merkezinden geçen Bülbül Deresi'nin taşması sonucu sel sularına kapılan otomobilde hayatını kaybeden 2 kişinin cenazeleri, bulundukları yerden ekiplerin çalışmasıyla çıkarıldı.

Sudan çıkartılan araçta hayatını kaybedenlerin Hüseyin Kul ile Fatih Anbarcıoğlu (69) olduğu tespit edildi.

Cenazeler, yapılan incelemenin ardından Kadirli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.



Öte yandan, ekiplerin taşkından etkilenen alanlarda su tahliye işlemleri ve temizlik çalışmaları devam ediyor.

Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde dün akşam saatlerinde etkili olan sağanakta Bülbül Deresi'nin taşması sonucu bazı araçlar akıntıya kapılmış, bazıları da sular altında kalmıştı. Selde sürüklenen bir araçtaki 2 kişi hayatını kaybetmişti. 

Temelde çarpışan inançlardır

Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

08.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Temelde çarpışan inançlardır
Temelde çarpışan inançlardır
Muhterem Hocam! Tarihten bugüne milletler arasında kargalar hep süregelmiştir: Bu kavgaların menşei nedir ve bu kavgalar biter mi?

"Kabul etsek de etmesek de kavgaların temelinde yatan asıl ölçü inançtır, dindir. Bunu siz yok edemezsiniz. Sen yok edersen silinen sen olursun.

Şu anda dikkat ederseniz ille de Avrupa Birliği'nde olmak isteyen bizlerden bir takım tavizler istiyorlar.



Ama kendilerinden hiçbir şey vermiyorlar. "Benim gibi olursan, benimle beraber varsın" diyor. "Seni, olduğun gibi kabul ediyorum" demiyor. O halde, açık ve net konuşuyorum, böyle bir birliktelik bize lazım değildir.

Saraybosna



Hatırlarsanız son Bosna savaşında NATO gücü geldi, bu bölgeye asker koydu. Srebrenica'ya asker koydu. Srebrenica'daki askerler Hollandalıydı. Sırplar geldiler ve dediler ki; "Biz burada birtakım icraatlar da bulunacağız. Siz de ses çıkartmayacaksınız."

Bunu NATO'ya söyledi. 8 bin insanı diri diri toprağa gömdüler. Adamların sesi çıkmadı. Bunlar müseccel olaylar. Parçası, bu kadar büyük bir zulmü bu derece himaye eden, koruyan topluluğun acaba bütünü ondan farklı mıdır? Değildir. O halde burada mücadele eden akaitlerdir, inançlardır.

Kıbrıs

Her zaman ifade etmeye çalışıyorum. l974'te Kıbrıs çıkarmamızda, orada Türklerin zulme uğradığını bilmeyen Batılı hiçbir devlet yoktu. Hepsi, "zulmediliyor, yanlış işler yapılıyor, Rumların yaptıkları insanlığa sığmaz" diyordu.

Bunu diyenlerin başında Amerikalılar da, Batının tamamı da vardı. Bu nereye kadar devam etti. Türk askeri, Kıbrıs'a çıkana kadar. Bu çıkarma olduktan sonra neticesi o kadar enteresan oldu ki hepsi birden bize sırtını çevirdi. Niye? Kıbrıs'a asker çıkardığımız için. Peki, sen, "Rumlar yanlış yapıyor" demiyor muydun? Diyordun.

Şimdi şu çelişkiye bakın. Bir yandan; Rum yanlış yapıyor, masum, savunmasız kadınları, çocukları katlediyor diyorsun ve bütün bunlara mani olmuyorsun, bir yandan da benim yaptığım insani hareketin yanında bulunmuyorsun.

Neden?



Çünkü Yunan, Rumlar, Batının şımarık çocuğu olduğundan, mutlaka onun yanında olacaktır. Sen, yüzde bin değil, yüzde elli bin de haklı olsan senin yanında olmayacaktır.

Şimdi sanki o insanlar gitmiş, yerine çok farklı insanlar gelmiş havası estiriliyor. Nasıl bizim aydınımız, bizim siyasimiz bunu düşünebilir, böyle bir gafletin içinde nasıl bulunabilir?

Şunu asla unutmayalım

Şunu asla unutmayalım. Eğer bir milletin idarecileri, bürokratları, aydınları, yaptıkları hareketlerin mahiyetini bilmezse, o millet yok olmaya mahkumdur.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bölmek isteyenler, bir yandan da yaptıklarının hak dava olduğunu dünyaya ilan ediyorlar. Şimdi sen gel de; "Toplumlardaki hakim güç akaitler, itikatlar değildir" de.

Bu, kendi nefsini kandırmaktan başka bir şey olmaz. Toplumlar, kendi akaitlerini, inançlarını devam ettirebilmek için, siyasi, iktisadi, hukuki ve de fiili savaşlarda o inançların etrafında olurlar. Hiç kimse bunun aksini savunmaya kalkışmasın." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri)

Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı

Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile birlikte yürütülen soruşturma kapsamında ünlülere yönelik operasyon düzenlendi. Aralarında Mustafa Ceceli, Melek Mosso, Simge Sağın'nın da yer aldığı 9 kişi gözaltına alındı

07.04.2026 10:39:00 / Güncelleme: 07.04.2026 11:17:17
İhlas Haber Ajansı
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı
"Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Kullanmak" ile "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Temin Etmek" suçlarından yürütülen soruşturmada, elde edilen deliller, ihbar ve bilgiler doğrultusunda 9 şüphelinin söz konusu suçlara iştirak ettiği tespit edildi.

Beykoz Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan karar doğrultusunda 07 Nisan 2026 tarihinde şüphelilere yönelik eş zamanlı yakalama, arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.

Haklarında işlem yapılan şüphelilerin Simge Sağın, İbrahim Çelikkol, Melek Mosso, Deha Bilimler, Mustafa Ceceli, Ersay Üner, Bengü Erden, Z. Aslı Sipahi Hacısüleymanoğlu ve İlkay Şencan olduğu öğrenildi.

Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları

Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır

07.04.2026 00:17:00
Haber Merkezi
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır.

Roma'da bulunduğu zaman içerisinde Öcalan'a bizzat kiliseler tarafından sahip çıkıldığı kamuoyuna yansıyan bir hakikattir.

Yeni Mesaj Gazetesinin 23/11/98 tarihli haberinden şunları öğreniyoruz: "Kardinal Achilli Silvestrini Abdullah Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Vatikan 'da Doğu Kiliselerinden sorumlu Kardinal, " Kendi bağımsızlığı ve düşünceleri için mücadele veren herkese siyasi sığınma hakkı tanınmalı" diye konuştu.

Kürt sorununun yalnızca Türkiye ve İtalya arasında bir mesele olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Kardinal, sorunun bütün Avrupa'yı ilgilendiren uluslararası bir konu olduğunu vurguladı.



Papa II. Jean Paul Noel konuşmasının bir bölümünde Kürt halkından da söz etti ve "Bütün dünyada özgürlük isteyen in­sanlar Allah'ın kuludur. Bir tek Allah bizi korumak için yaratılmıştır. Burada bulunan Kürt halkını da selamlıyorum" dedi.

3/12/98 Cumhuriyet Gazetesinde, Sn. Aytunç Altında! Öcalan '111 Papa 'ya mektubu üzerine bir değerlendirme yaptı. Altında yazısında:

"Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir."
Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan'a aittir. Ve Papa il.  Jean Paul'e yazdığı mektupta yer almaktadır…

Şimdi sorumuz şudur: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin kiliselerle ne ilişkisi var?



İlkin şunu belirteyim: Kiliseler 1965'den bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'den sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel  ayırımcılığı esas alan istihbarat faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardır.

Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular, birçok vatandaşımıza din değiştirme telinleri yaptılar, inanılmaz vaatlerde bulundular ve etnik ve dinsel ayırımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını bilgi haline dönüştürerek ABD'deki çeşitli istihbarat birimlerine aktardılar. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmı da doğrudan doğruya kiliselere gitti…

Son söz

Son söz: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki kilise ve İslam harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması". (Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler eseri yıl 1998 sh;77]

Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi

Şarkıcı Gülben Ergen, Zeytinburnu Sahili'nde anne ve kızın cesedinin bulunmasıyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan başlatılan soruşturma çerçevesinde savcılıkta ifade verdi. İfade sonrası açıklama yapan Ergen, "Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" dedi

06.04.2026 15:15:00 / Güncelleme: 06.04.2026 15:19:53
İHA
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahilinde, 2 Mart tarihinde balık tutmaya gelen vatandaşlar tarafından cansız bedenleri bulunan F.Ç (30) ve kızı İ.Ş. (8) olayına ilişkin şarkıcı Gülben Ergen hakkında, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan soruşturma başlatıldı.

Ergen, Bakırköy Adalet Sarayına gelerek, 'şüpheli' sıfatıyla Basın Suçları Soruşturma Bürosunda ifade verdi. Yaklaşık 1 saat süren ifadesinin ardından Ergen, işlemlerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

"Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim"

Adliye önünde yaptığı açıklamasında annenin çağrısı üzerine paylaşımda bulunduğunu belirten Ergen, "Sosyal medyada bir paylaşımda bulundum. Bir annenin çağrısı üzerine. O anne, 'Gülben Hanım'a buradan çağrımdır, gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumuzu yerinde görsün' dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar anne ve kızı şu anda hayatta değiller. Can güvenliğimden korkuyorum diyen anne, kız şu anda hayatta değil. Ben bununla ilgili ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da söylediği gibi son derece nezaketle, anlayışlı bir şekilde, ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de ne yaşadığımı ve ne gördüğümü savcı beye dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Ben Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkede bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" şeklinde konuştu.

Ergen, açıklamalarının ardından, adliyeden ayrıldı. Öte yandan anne ve kızın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.