logo
08 AĞUSTOS 2026

Tesla'nın CEO'su Elon Musk'ı annesi anlattı

Elon Musk'ın annesi Maye Musk, hayatının bir döneminin zorluklar içinde geçtiğini, çocuklarını güç şartlarda büyüttüğünü söyledi

21.02.2021 14:34:00
 
Tesla'nın CEO'su Elon Musk'ı annesi anlattı
Tesla'nın CEO'su Elon Musk'ı annesi anlattı
Elon Musk'ın annesi Maye Musk, hayatının bir döneminin zorluklar içinde geçtiğini, çocuklarını güç şartlarda büyüttüğünü söyledi. Eşinden şiddet gördüğünü anlatan Musk, 'Şiddet gördüğümde utanıyordum, vücudumdaki morlukları kapatmak zorunda kaldığım için utanç duyuyordum' dedi.

Ünlü girişimci Elon Musk'ın 72 yaşındaki annesi Maye Musk, bir TV'de yayınlanan "Aslıgül Atasagun Çebi ile Dün Bugün Yarın" programının konuğu oldu. 3 çocuk annesi, 12 torun sahibi, moda dünyasının ve ünlü markaların aranan yüzü Maye Musk, yeni kitabı 'Bir Kadın Plan Yaparsa' hakkında merak edilenlerinin yanı sıra hayatının bilinmeyenlerini de anlattı.

Sözlerinin başında, anlatmaya değer bir hayat hikayesi olduğunun daha önce farkına varamadığını anlatan Maye Musk, 'Diyestisyen olduğum için dünyanın dört bir yanında beslenme ve diyetle ilgili seminerler veriyordum. Beslenmenin diyabet, kalp hastalıkları gibi sorunlarla ilişkisini, iyi beslenmenin önemini anlatıyordum. Ama hiç kendimden bahsetmiyordum. Dediğim gibi, ilginç bir hayat hikayem olduğunu düşünmüyordum. Hakkımda çıkan makaleleri okuyan bir yayıncı, çok enteresan bir hayat hikayem olduğunu söyledi. Şaşırdım. Hayatımı ve yaşadıklarımdan çıkardığım dersleri kitaplaştırmam gerektiği konusunda ısrar etti. Bu fikri çocuklarıma açtım. Üçü de yaşadığım zorlukları, verdiğim mücadeleleri anlatmam gerektiğini söyledi. 'Instagram'da güzel fotoğraflarını paylaştığın gibi, geçmişte verdiğin savaşları da paylaşmalısın' dediler. 'Ben olumsuz şeyleri paylaşmayı pek sevmiyorum' diye itiraz ettim. Ama onlara göre, ne olursa olsun bunların hepsini yaşamıştım ve insanlara anlatmalıydım. Ben de çocukluğumdan başlayıp bu yaşıma, daha doğrusu iki yıl öncesine kadar olan hayatımı anlattım. Kitabın çıkmasıyla birlikte, benimle aynı sıkıntıları, aynı zorlukları yaşayan ve hikayemde kendilerinden bir şeyler bulan bir sürü kadın ve erkek olduğunu gördüm. Benim yaşadıklarım, onlara içinde bulundukları mutsuz koşullardan çıkmak ve hayata yeniden başlamak için bir şansları olabileceğini gösterdi. Kitabımın bu anlamda bu kadar başarılı olacağı asla aklıma gelmemişti" dedi.

'Ben çok kötü bir evlilikten kaçarak kurtuldum'

Musk, 'Siz, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen ayakta kalmayı başarmış birisiniz. Otuzlu yaşlarınızda bekar bir anne olarak iki işte birden çalışıp, kazandığınız azıcık parayla üç çocuk büyüttünüz. 'Ayakta kalmak' sözü sizin için ne ifade ediyor'' sorusuna, "Ben çok kötü bir evlilikten kaçarak kurtuldum. Hiçbir şey olmasa bile, sabahları artık korkuyla uyanmamak benim için işin en büyük artısıydı. Tek korkum, çocuklarımın karnını doyurabilecek parayı kazanıp kazanamayacağımdı. Okulları sorun değildi. Devlet okullarında eğitim masrafı çok azdı. Formalarını, kitaplarını ikinci el satın alabiliyordum. Dolayısıyla o bakımdan çok büyük bir stres yaşamadım. Tek derdim eve ekmek getirebilmekti. Genelde mecburiyetten vejetaryen besleniyorduk. Bir modellik işi çıkıp elime biraz para geçerse tavuk alıyordum. Akşam yemeğinde tavuk yiyorduk. İnsan çok az bir parayla da hayatta kalabiliyor. Hiç dışarıda yemek yemiyorduk. Sinemaya gitmiyorduk. Çocuklarımın saçını ve kendi saçımı kendim kesiyordum. El ayak bakımlarımızı da ben yapıyordum. Yani hiçbir lüksümüz yoktu. Ama korku duymadan yaşamak her şeye değerdi" dedi.

Ailesi hakkında bilgi verdi

Ailesi hakkında bilgi veren Maye Musk, "Kızım Tosca, şu anda sahibi olduğu dijital yayın platformu için ekibiyle birlikte film çekmek üzere İtalya'da. Tabii COVID şartları işlerini zorlaştırmış durumda. Ekipteki herkes mecburen her gün 3 kez test yaptırıyor. Ama geçen gün setten çok güzel bir fotoğraf paylaştı. Oğlum Kimbal da işinde son derece başarılı. Bugünlerde 'Big Green' adını verdiği, çocuklara yönelik sebze ve meyve bahçesi projesi ile ilgili büyük bir lansmana hazırlanıyor. Restoranını ayakta tutmak için çok çalışıyor. Şu dönemde restorancılık sektöründe işler çok çok zor" dedi. Musk şöyle devam etti:

'Ailem beni ve kardeşlerimi büyütürken bizi pek yönlendirmedi. Hepimiz büyük ölçüde istediğimiz yollara gittik. Ben fen ve matematiği sevdiğim için fen bilimleri alanında eğitim almak istiyordum. Babam, meslek edinebileceğim bir alanda eğitim almamın iyi olabileceğini söyledi. Ben de beslenme bilimleri alanında, diyetetik üzerine uzmanlaştım. Günay Afrika dilinde eğitim veren bir üniversiteye gittiğim için önce dil öğrenmek zorunda kaldım. Aslında başka bir seçim de yapabilirdim. İstesem ailem başka bir okula gitmeme izin verirdi. O dönemde Güney Afrika'da eğitim pahalı değildi. Fakat ben kalıp yeni bir öğrenmeyi tercih ettim ve o okuldan mezun oldum. Yani özetle ailem bana bu anlamda çok bir tavsiyede bulunmadı. Ben de eğitim konusunda çocuklarıma benzer şekilde yaklaştım. Toronto'ya taşınmıştık. Güney Afrika'daki hesabıma bloke konmuştu. Toplu konut gibi bir yerde kirada oturuyorduk. Toronto Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalışıyordum. Çocuklarıma isterlerse benim çalıştığım üniversitede ücretsiz olarak tıp ya da hukuk okuyabileceklerini söyledim. Ama istemediler. Elon ve Kimbal işletme okumak istedi. Tosca sinema okumak istedi. 'O zaman kendi başınızın çaresine bakacaksınız' dedim. Kendi gayretleriyle burs ve öğrenci kredisi aldılar. Başvuru formlarını ben mi imzalamıştım hiç hatırlamıyorum. O dönemde beş işte birden çalışıyordum. İmzaladıysam bile okumadan imzalamışımdır kesin. Sonuç olarak, üç çocuğum da kendi bildikleri yoldan gitti".

Kitabı hakkında

Musk, 'Kitabınızın ismi 'Bir Kadın Plan Yaparsa'. Kitapta da okuduğum kadarıyla, aslında ilk düşündüğünüz isim bu değilmiş. Aklınızda başka bir isim varmış. Fakat daha sonra fikrinizi değiştirip bu ismi vermişsiniz. Kitabın ismi, ailenizden de sıkça duyduğunuz bir Güney Afrika atasözü olan 'a boer maak'n plan'dan mı geliyor'' sorusuna, "Ben ilk başta kitaba 'Mücadeleler ve Hayatta Kalış' adını vermek istiyordum ama yayıncım ve editörlerim bunun akılda kalıcı bir isim olmadığını söylediler. Sonra aklıma bahsettiğiniz o atasözü geldi. Aslında bu sözü ailemden öğrendim diyemeyiz. Bizimkiler Kanadalı oldukları için Güney Afrika dilini bilmezlerdi. Ama Güney Afrika'da bu sözü sürekli duyarsınız. 'A boer maak'n plan', 'bir çiftçi plan yapar' demek. Ailem de bu sözün doğru olduğunu düşünürdü. Babam Kanada'nın Saskatchewan bölgesinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak büyümüş. Çiftçiliğin kumar oynamak gibi olduğunu söylerdi. 'Hava koşulları, hasadı etkiler. O yüzden bir çiftçi her zaman plan yapmalıdır' derdi. İşte bu yüzden işler ters gittiğinde hep bu atasözünü söyleriz. Plan yapıp içinde bulunduğumuz olumsuz durumu değiştiririz" dedi.

'Benim hayatım 40 yaşında Toronto'ya taşındığımda başladı'

Musk, 'Yaş konusu açılmışken size şunu sormak istiyorum: Bugünkü aklınız ve tecrübenizle 40'lı yaşlarınızdaki halinize bir tavsiye verecek olsanız, bu ne olurdu'' sorusuna, "40'lı yaşlarım Kanada'ya yeni taşındığım döneme denk geliyor. Sıkıntılar yaşıyordum, ama bunlar yaşımla ilgili şeyler değildi. Gider gitmez Toronto Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak işe alındım. Orada ikinci masterımı yaptım. Bilim alanında yaş hiçbir zaman sorun teşkil etmedi. Modellik işinde yaşlı modellere ihtiyaç olduğunu gördüğümde çok şaşırmıştım. Gerçi genelde tek tip bir ihtiyaç vardı. Ya defilelerde gelinin annesi olarak podyuma çıkardınız ya da bir reklamda büyükanne rolü oynardınız. Ben 42 yaşındayken bir reklamda büyükanneyi oynadım. Çünkü başka yaşlı model yoktu. Bir de tabii ilaç reklamları var. Bunun için de olgun yaşta modeller lazım. Romatizma ya da şeker ilacı reklamında 18 yaşında birini kullanamazsınız. Katalog çekimlerinde de genç modellerin yanında hep olgun bir model daha isterlerdi. Yani epey talep görüyordum ve bu harika bir şeydi" cevabını verdi.

Musk, 'Ama yine de kadınlar olarak pek çoğumuz 40'lı yaşlarımıza geldiğimizde artık bazı şeyler bizden geçmiş, hayatımız bitmiş gibi davranmaya başlıyoruz. Böyle düşünen, böyle hisseden kadınlara ne tavsiye edersiniz'' sorusu üzerine, "Biri bana böyle söylese, 'Saçmalıyorsun' derdim. Benim hayatım 40 yaşında Toronto'ya taşındığımda başladı. Benim hayatım 50 yaşında Amerika Birleşik Devletlerine taşındığımda başladı. Şimdi New York'a geri dönüyorum. Hayatım 73 yaşında yeniden başlayacak. Asla 'benden geçti' diye düşünmeyin. Eğer size aksini söyleyenler varsa, onları hayatınızdan çıkarın. Olumlu düşünen insanlarla yan yana olun. Yaşınızdan şikayet edemezsiniz. 2Artık yaşlandım. Kimse beni istemiyor' diyemezsiniz. O yollara hiç girmeyin" dedi.

Beslenme tüyoları

Musk, 'Siz diyetisyen olarak kıvırcık lahana, glütensiz ürünler gibi şeyleri desteklemiyorsunuz diye biliyorum' sorusuna, "Kıvırcık lahana tüm sebze ve meyveler gibi çok sağlıklı bir besin. Ama bana tadı çok acı geliyor. Acı şeyleri sevmiyorum. 'Ama sağlığın için çok iyi' diyenlere de basitçe şöyle karşılık veriyorum: 'Evet, biliyorum, ama tadı bana güzel gelmiyor'. Bu durum benim tat alma hassasiyetimin ortalamanın çok üzerinde olmasından kaynaklanıyor. Sade kahve, şarap, zeytin gibi yiyeceklerde hep acı bir tat alıyorum. Eminim bizi izleyenler arasında da aynı tat hassasiyetine sahip kişiler vardır. İnsanların yüzde 25'inde olan bir sorun bu, ama çoğunlukla farkında olmuyorlar. O yiyeceği yiyip acı gelince, tadını beğenmiyorlar. Hangi sebze ve meyvelerin tadını seviyorsanız onu yiyin. Ben mesela Brüksel lahanasını, brokoliyi kıvırcık lahanaya tercih ediyorum. Glütensiz beslenmeye gelince, eğer çölyak hastasıysanız, evet o zaman glütenli besinler tüketmemeniz lazım. Ama hasta değilseniz, buğday, çavdar ya da arpanın içinde bulunan az miktardaki proteinin size bir zararı olmaz. Aksini düşünüyorsanız muhtemelen yanılıyorsunuz. Glütensiz beslenirsem, pastalardan, kurabiyelerden uzak dururum diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama glütensiz kurabiye, sağlıklı kurabiye demek değil. Kurabiye, kurabiyedir. Bir de glütensiz ürünler çok fazla işlemden geçiyor ve çok da pahalı. Dolayısıyla, çölyak hastası değilseniz, glüteni kesmenize gerek yok, iyi beslenmeniz yeter" cevabını verdi.

Musk, ne sıklıkla egzersiz yaptığıyla ilgili de "Ezgersiz yapmayı sevmiyorum. Spor salonları şimdi kapalı ama açık oldukları dönemde yarım saat ya da bir saat kondisyon bisikletine biniyordum. Bisikletin üzerindeyken kitap okurum, çünkü çok sıkıcı bir egzersiz. Kendimi çok zorlamam. Normal bisiklet egzersizi yaparım. Ardından ağırlık çalışırım, esneme egzersizleri yaparım. Tabii bir de köpeğimi yürüyüşe çıkarıyorum. Kendisini arkamda görebilirsiniz" dedi.

'Keşke ben de eski eşimden şiddet gördüğümde birilerine anlatsaydım'

Musk, kadına yönelik şiddetle ilgili de "Kadına karşı hiçbir şekilde şiddet olmamalı. Kadına şiddet uygulayan erkek, zayıf erkektir. Daha uzun, daha iri, daha güçlü olduğu için, karşısındaki kadını şiddet uygulayarak kontrol altında tutmak ister. Bunun artık son bulması lazım. Kadınlar yaşadıkları şiddeti sadece kadınlarla değil, erkeklerle de paylaşsın ki, onlar da şiddete başvuran hemcinslerini engellesin. Keşke ben de eski eşimden şiddet gördüğümde birilerine anlatsaydım. Ama korkuyordum. Anlatacağım kişileri de döveceğinden, onları bir daha göremeyeceğimden korkuyordum. Bir yandan da utanıyordum. Vücudumdaki morlukları kapatmak zorunda kaldığım için utanç duyuyordum. Şiddete meyilli bir adam genelde sizi kimse yokken döver. Başkalarının önünde size el kaldıracak cesaretleri olmaz, çünkü bunun yanlış olduğunun farkındadırlar. Kadına el kaldıran erkekleri destekleyen erkekler varsa, onları da ifşa etmeliyiz. Elimizde sosyal medya gibi bir güç var. Yaptıklarını yanlarına bırakmamalıyız. Unutmayalım, benim yaşadıklarımdan çok daha beterini yaşayan kadınlar var. Zaten o yüzden benim hikayemin o kadar da kötü olmadığını düşünüyorum. Benden çok daha kötü şeylere maruz kalan kadınlar var ve bu artık bir son bulmalı" dedi.

Pandemi süreci hayatını nasıl etkiledi'

Maye Musk, 'COVID-19 salgınıyla birlikte son bir yıldır eşi benzeri görülmemiş günler yaşıyoruz. Sizin salgınla ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum. COVID hayatınızı nasıl etkiledi, nasıl değiştirdi'' sorusuna, "İlk dört ay boyunca çocuklarım dahil kimseyle görüşmedim. Yanımda sadece asistanım vardı. İş açısından da epey yoğun bir dönemdi. Kitabımın ilk uluslararası baskısı çıkmıştı. Tabii herkes gibi ben de ilk başta kendimi egzersiz yapmaya, videolar izlemeye, yeni tarifler denemeye verdim. Kendimi bunlarla meşgul etmeye, akıl sağlığımı korumaya çalıştım. Yavaş yavaş tedbirler gevşetilince de, çok dikkatli olmak kaydıyla, çocuklarımla ve torunlarımla bir araya geldim. Sonra bu yılın başında hayırlı diye nitelendirebileceğim bir şey oldu ve virüs bana da bulaştı. Bir hafta boyunca iştahım kapanınca bir terslik olduğunu fark ettim. Çünkü benim iştahımın kapanması için çok hasta olmam lazım. Test yaptırdım ve sonuç pozitif çıktı. İştahım sonradan yerine geldi ama test sonuçlarım üç gün daha pozitif gelmeye devam etti. Test sonuçlarım şimdi negatif. Çalıştığım için sık sık test yaptırmak durumundayım. Hatta haftaya yine test yaptıracağım. O da kesin negatif çıkacak. Bu arada tabii antikor var mı diye de baktıracağım. İyi düzeyde olduğunu düşünüyorum. Hastalığı geçirmiş olmak kendinizi güçlü hissetmenizi sağlıyor, ama yine de hâlâ maskemi takıyorum, kurallara dikkat ediyorum" cevabını verdi.

Kızı kitabını sinema filmi yapacak mı'

Musk, sinema yönetmeni kızının kitabını, hayatını konu alan bir film çekmeyi teklif edip etmedi yönündeki soruya, "Kızım genelde aşk romanlarından uyarlama filmler çekiyor. Şu dönemde kadınların tam da buna ihtiyacı var bence. Filmlerde daha fazla aşk görmek istiyorlar. Benim kitabım bir aşk kitabı değil, ama olur da birileri hayatımı film yapmak isterse, yönetmenliğini tabii ki kızımın yapmasını isterim. Benim çok güçlü bir kızım var. Benden bile güçlü. Bu özelliğini benden aldığını düşünüyorum. Çok güçlü olmasının yanı sıra, çok da nazik bir insan. Böyle bir evlada sahip olmak harika. Fakat henüz daha böyle bir şeyin konusu bile açılmadı. Yani şu ana kadar kızıma gidip 'Hayatımı sinema filmi yapmak ister misin' diye bir şey sormadım. Hayatımın şu döneminde bana reddedemeyeceğim bir teklif yaparlarsa düşünürüm. Kitap konusunda öyle oldu. Bana hayır diyemeyeceğim bir teklifle geldiler, ben de kabul ettim. Bakalım film içinde böyle bir teklif gelecek mi'" cevabını verdi.

Oğlunun aracına övgüler yağdırdı

Musk, Tesla kullanmasıyla ilgili de, "New York'a taşınır taşınmaz Elon bana bir Tesla verdi. Tesla 3'ü beğenmiştim, ondan istemiştim. Ama Elon son çıkardıkları S modelinden verdi. Hâlâ da onu kullanıyorum. Uzay mekiği kullanmak gibi. Harika bir his. Kendinizi çok güvende hissediyorsunuz. Artık başka araba kullanamam herhalde. Neresinden çalıştıracağımı bile bilemem gibi geliyor" dedi.

Türkiye'yi ziyaret etti mi'

Musk, 'Daha önce hiç Türkiye'ye geldiniz mi'' sorusuna, "Evet. Tatil için İstanbul ve Dalaman'a geldim. Çok güzeldi. Geçtiğimiz yılın Kasım ya da Aralık ayında... Pardon, yanlış oldu. Geçtiğimiz yıl ölü bir yıldı. 2019 yılının sonunda bir reklam filmi için Bodrum'a gelmiştim. Harikaydı. Türkiye'yi çok seviyorum. Daha keşfetmeyi istediğim bir sürü yeri var. O yüzden en kısa zamanda yeniden gelmek istiyorum" cevabını verdi.İHA

BTP Lideri Baş günler öncesinden ‘mezhep savaşı’ ve ‘BOP’ uyarısı!

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Orta Doğu’da tırmanan istikrarsızlık ve bölgesel çatışma risklerine karşı tarihi bir adım atarak "Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı

08.08.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
BTP Lideri Baş günler öncesinden ‘mezhep savaşı’ ve ‘BOP’ uyarısı!
BTP Lideri Baş günler öncesinden ‘mezhep savaşı’ ve ‘BOP’ uyarısı!
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Orta Doğu'da tırmanan istikrarsızlık ve bölgesel çatışma risklerine karşı tarihi bir adım atarak "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzaladı.

Suudi Arabistan'ın Mekke kentinde bir araya gelen liderler, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirecek ortak bir savunma paktına imza attı. Dev anlaşmanın hemen ardından Beyaz Saray'dan ilk değerlendirme geldi.

Trump: "Bu iş yakında bitiyor"



Mekke'deki tarihi imza töreninin ardından Oval Ofis'te gazetecilerin karşısına çıkan ABD Başkanı Donald Trump, bölgedeki askeri hareketliliğe ve İran'a yönelik operasyonlara değindi. Trump, Orta Doğu'daki çatışma ortamının sonuna yaklaşıldığını savunarak, "Bence bu iş çok yakında sona erecek. Karşı tarafın uzun süre dayanabileceğini düşünmüyorum" dedi.

Öte yandan Trump, Amerikan ordusunun mühimmat stoklarına ilişkin soruya, bazı silah türlerinde sınırsız tedarike sahip olduklarını ancak yüksek hassasiyetli bazı füze stoklarında sınırlar bulunduğunu kabul ederek yanıt verdi. Trump ayrıca, karşı tarafın kendileriyle bir anlaşma arayışında olduğunu ve yeni bir askeri darbe almak istemediklerini iddia etti.

"Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır"

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, katılımcı üç ülkeden herhangi birine yapılacak silahlı bir saldırıyı, tüm üye ülkelere yapılmış sayan kolektif bir caydırıcılık maddesi içeriyor. Anlaşma uyarınca savunma sanayisi, askeri eğitim, ortak caydırıcılık ve lojistik iş birliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesi hedefleniyor.

Paktın mimarları, bu ortaklığın üçüncü bir ülkeye karşı doğrudan bir saldırı ittifakı olmadığını, aksine bölgedeki enerji koridorlarını korumayı ve kolektif güvenliği tesis etmeyi amaçladığını vurguluyor.

Washington sorumluluğu bölgeye mi devrediyor?



Uluslararası analistler, Mekke Anlaşması'nın Trump yönetiminin Orta Doğu stratejisiyle de uyumlu olduğunu belirtiyor. Trump'ın "bölgesel yük paylaşımı" politikasını destekleyen uzmanlar, Washington'ın doğrudan askeri müdahaleler yerine bölgedeki müttefiklerinin güvenlik sorumluluğunu daha fazla üstlenmesini tercih ettiğini, Mekke Paktı'nın da bu stratejinin bir parçası olduğunu ifade ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na ilişkin yaptığı resmi açıklamada, kolektif caydırıcılığı temel alan bu paktın hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve bölgenin huzurunu amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu belirtti. Erdoğan, paktın meşru müdafaa hakkını teyit ettiğini vurgulayarak bölgesel istikrar mesajı verdi.

BTP Lideri Hüseyin Baş: "Dış politikadaki tek pusulamız milletin çıkarları olmalıdır"



Anlaşmadan günler önce (3 Ağustos) yayınladığı mesajda BTP Lideri Hüseyin Baş şöyle diyordu:

'ABD ve stratejik ortağı İsrail'in yıllardır ateşe verdiği coğrafyamızda kaos her geçen gün daha da büyüyor.

Gazze'de aylardır devam eden insanlık dramı, Lübnan'a yönelik saldırılar, Suriye'deki istikrarsızlık, İran'a yönelik tehditler ve bugün Yemen üzerinden yaşanan gelişmeler birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik aynı planın farklı aşamalarıdır.

ABD ve İsrail, bölge ülkelerini birbirine düşüren, mezhep ve etnik ayrılıkları derinleştiren politikalarla Ortadoğu'yu sürekli çatışma içinde tutmak istemektedir. Çünkü parçalanmış ve birbirleriyle mücadele eden ülkeler, küresel güçlerin müdahalesine her zaman daha açık hale gelir.

İran'a yönelik saldırılarda da aynı senaryo işletildi. Ağır bir karşılık gördüklerinde "ateşkes" çağrısı yapıp toparlanmaya çalıştılar; ardından yeniden saldırgan politikalarına döndüler. Bu anlayışın değişmeyeceği açıktır. Çünkü mesele barış değil, bölgeyi sürekli kriz içinde tutmaktır.

Bugün en büyük tehlikelerden biri de savaşın mezhep eksenine taşınmak istenmesidir. Böyle bir senaryo gerçekleşirse kazanan ne bölge halkları ne de İslam dünyası olacaktır. Kazanan yalnızca bölgeyi yıllardır dizayn etmeye çalışan küresel güçler olacaktır.

Bu nedenle Yemen'de yaşanan son gelişmeler son derece dikkatle değerlendirilmelidir.

Türkiye, güvenliğini doğrudan ilgilendirmeyen bölgesel çatışmaların tarafı haline gelmemeli; hiçbir küresel planın veya askeri bloklaşmanın parçası olmamalıdır. Dün Gazze'de yaşanan katliam karşısında etkili bir duruş sergileyemeyen uluslararası çevrelerin bugün Yemen konusunda ortaya koyduğu hassasiyet de sorgulanmalıdır.

Türkiye'nin dış politikadaki pusulası; milletimizin çıkarları olmalıdır.

Bağımsız Türkiye Partisi olarak anlayışımız nettir.

Türkiye'nin görevi yeni savaş cephelerinin tarafı olmak değil, bölgede barışı, adaleti ve diplomatik çözümü savunan öncü ülke olmaktır.

Tam bağımsız Türkiye; hiçbir küresel gücün eksenine girmeyen, kendi iradesiyle karar alan, komşularıyla iyi ilişkiler kuran ve bölgesinde güven veren güçlü bir devlettir.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı da tam olarak budur."

Kardeniz'in en güzel kalesi


 
 
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde sarp kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim doğa ve tarih tutkunlarının ilgisini çekiyor.

08.08.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 
Kardeniz'in en güzel kalesi
Kardeniz'in en güzel kalesi

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde 1. derece arkeolojik sit alanında sarp bir kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.


Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü


 
 
Afyonkarahisar'da Kütahyalılar firmasına ait yolcu otobüsü kamyonete çarptı, 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

08.08.2026 13:09:00 / Güncelleme: 08.08.2026 13:21:20
AA
 
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü

Afyonkarahisar'da yolcu otobüsünün kamyonete çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Kütahyalılar firmasına ait, Z.Y. yönetimindeki 43 KP 338 plakalı yolcu otobüsü, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında, H.S. idaresindeki 06 BFV 460 plakalı kamyonete arkadan çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.



Kamyoneti bariyerlerin ötesine fırlattı

Bariyerlere çarpan kamyonetin sürücüsü H.S'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kamyonette bulunan 1 kişi ile otobüsteki 14 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı.

Kandil bu işe çok kızacak!

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı

08.08.2026 09:57:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kandil bu işe çok kızacak!
Kandil bu işe çok kızacak!
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 7'nci Hudut Alay Komutanlığı ve Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik çalışma başlatıldı.



Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği titiz istihbari çalışmalar sonucunda belirlenen adrese operasyon düzenlendi. Havadan JİHA'ların da destek verdiği operasyonda, 253 kilogram esrar ele geçirildi, uyuşturucu ticareti yaptığı değerlendirilen 1 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik operasyonların kararlılıkla ve kesintisiz bir şekilde devam edeceği vurgulanarak, operasyonu başarıyla yürüten ve emeği geçen tüm güvenlik güçleri ile Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı tebrik edildi.

Narko-terör



PKK terör örgütü, uluslararası raporlarda ve güvenlik kaynaklarında uyuşturucu ticaretini en birincil finansman kaynağı olarak kullanan tipik bir "Narko-Terör" örgütü olarak tanımlanmaktadır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde devlet sponsorluklarının azalmasıyla birlikte PKK, silah temini, lojistik altyapı ve militan iaşesini sürdürebilmek için uyuşturucu kaçakçılığı ağlarına doğrudan entegre olmuştur

Dev finansal hacim



Europol ve uluslararası istihbarat raporlarına göre, PKK'nın uyuşturucu ticaretinden elde ettiği yıllık gelirin 1.5 milyar ile 3 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Bu devasa nakit akışı; silah alımlarında, kampların idamesinde ve kara para aklama faaliyetlerinde kullanılmaktadır.

Şiddetli karın ağrısına dikkat!


 
 
Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor.

08.08.2026 06:49:00
Murat Çorbacı
 
Şiddetli karın ağrısına dikkat!
Şiddetli karın ağrısına dikkat!

Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor. Tıp dilinde 'akut kolesistit' olarak adlandırılan bu tabloda erken tanı ve zamanında uygulanan cerrahi tedavi sayesinde hastalar genellikle kısa sürede sağlıklarına kavuşuyor. Ancak gecikmiş başvurular safra kesesinde delinme, yaygın karın zarı enfeksiyonu ve sepsis gibi yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ne zaman harekete geçmeli

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu, "Bu nedenle saatlerce süren ve özellikle ateş, bulantı ile kusmanın eşlik ettiği şiddetli karın ağrısı hiçbir zaman ihmal edilmemeli ve en kısa sürede genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır" dedi. Safra kesesi, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan ve özellikle yağlı yemeklerden sonra bağırsağa boşaltarak yağların sindirimine yardımcı olan küçük ancak önemli bir organ.


Kadınlarda daha sık görülüyor

Safra kesesi iltihabı kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2-3 kat daha sık görülüyor. Östrojen hormonunun safra içerisindeki kolesterol miktarını artırması ve hamilelik döneminde safra kesesi hareketlerinin yavaşlaması, kadınlarda daha sık rastlanmasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. İleri yaş, aile öyküsü, obezite, diyabet, yüksek kolesterol, uzun süreli açlık, hızlı kilo kaybı ve bazı kan hastalıkları da hastalık riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.

Yağlı yemekler azdırıyor

Safra kesesi iltihabının en önemli belirtisi, özellikle yağlı yemeklerden sonra başlayan, karnın sağ üst bölgesinde hissedilen ve giderek şiddetlenen ağrı oluyor. Bu ağrı çoğu zaman sağ omuza, sağ kürek kemiğinin altına veya sırta yayılabiliyor ve birkaç saatten uzun sürüyor. Ağrıya bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş eşlik edebiliyor. Hastalık ilerledikçe titreme, yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gelişebiliyor.

Adalet Komisyonu önünde gerginlik

Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" düzenlemesi olarak bilinen 12 maddelik kanun teklifinin görüşmeleri olaylı başladı. Toplantı salonunun kapısında İYİ Partili vekiller ile AK Partili üyeler arasında salonun küçüklüğü ve kapıların açılmaması nedeniyle sert tartışmalar yaşandı

07.08.2026 17:20:00
Haber Merkezi
 
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), tarihi adımlardan biri olarak nitelendirilen "Terörsüz Türkiye" sürecinin hukuki çerçevesini belirleyecek yasa teklifi için kritik bir viraja girdi.

Resmi adı "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" olan 12 maddelik düzenleme, bugün saat 15.30 itibarıyla TBMM Adalet Komisyonu'nda masaya yatırıldı. Ancak görüşmeler öncesinde komisyon salonunun girişinde tansiyon yükseldi.

Kapıda "salon" kavgası: İYİ Partili vekiller tepki gösterdi

Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel başkanlığında toplanacak kurul öncesinde, salon kapısının geç açılması ve toplantının fiziki olarak yetersiz, küçük bir salonda yapılması muhalefetin tepkisini çekti.

TBMM Adalet Komisyonu salonu önünde bekleyen İYİ Parti milletvekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında sert sözlü tartışmalar yaşandı. İYİ Partili vekiller, böylesine kritik bir kanun teklifinin kamuoyundan ve milletvekillerinden kaçırılarak dar alanlarda müzakere edilmek istendiğini öne sürdü. Gerginliğin ardından komisyon, tartışmaların gölgesinde ilk oturumuna başladı.

Komisyon başkanı yüksel: "Bir af düzenlemesi değil"

Gergin başlayan toplantının açılış konuşmasını yapan Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, düzenlemenin içeriğine dair net mesajlar verdi. Söz konusu teklifin kesinlikle bir genel af niteliği taşımadığını vurgulayan Yüksel, "Bu teklif, milletimizin 40 yılı aşkın sürelik kanayan yarasını sarma iradesinin somut bir tezahürüdür. Tarihi bir sorumluluğu yerine getiriyoruz" ifadelerini kullandı.

12 maddelik teklif neleri içeriyor?

Meclis Başkanlığına sunulan ve önümüzdeki hafta Genel Kurul'dan geçmesi planlanan teklifin öne çıkan hukuki detayları şunlar:

MGK Şartı ve 6 Aylık Süre: Düzenlemenin hayata geçmesi için Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) terör örgütünün fiilen lağvedildiğini ve silah bıraktığını Resmi Gazete'de ilan etmesi gerekiyor. Bu ilanın ardından örgüt mensuplarına adli makamlara başvurmaları için 6 aylık süre tanınacak.

Ceza Ertelemeleri: Silah bırakma şartına uyanların; örgüt üyeliği, yardım ve propaganda gibi suçlardan aldıkları cezalar belirli sürelerle ertelenecek. 15 yıl altı hapis cezaları için 5 yıl, 15 yıl üzeri cezalar için 10 yıl infaz erteleme uygulanacak.

Hak Yoksunluğu Kontrolü: Cezası ertelenen kişilere erteleme süresine göre 2 ya da 3 yıl boyunca seçme ve seçilme gibi hak yoksunlukları uygulanacak. Süreç içinde yeni bir terör suçu işlenirse erteleme kararı düşecek ve infaz kaldığı yerden devam edecek.

Öcalan ve Yönetim Kadrosu Kapsam Dışı: Düzenlemede 1 Haziran 2005 öncesindeki ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları ile kasten adam öldürme gibi ağır suçlar tamamen kapsam dışı bırakıldı. Böylece teröristbaşı Abdullah Öcalan ve Kandil'deki tepe yöneticilerin yasadan yararlanmasının hukuken önüne geçildi.

Komisyondaki görüşmelerin hızla tamamlanarak kanun teklifinin önümüzdeki hafta Genel Kurul'a indirilmesi ve yasalaşması bekleniyor.

"Terörsüz Türkiye" sürecinde bugüne nasıl gelindi?

1 Ekim 2025 – İlk Sinyal: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM yeni yasama yılı açılış resepsiyonunda DEM Partili milletvekilleriyle tokalaşarak yeni bir sürecin kapısını araladı.

22 Ekim 2025 – Tarihi Çağrı: Devlet Bahçeli, parti grup toplantısında teröristbaşı Abdullah Öcalan'a hitaben, örgütü tasfiye ettiğini ve silah bıraktığını haykırması şartıyla "Umut Hakkı" kullanımı dahil yasal düzenlemelerin yapılabileceği tarihi çağrısını gerçekleştirdi.

Ekim - Aralık 2025 – Siyasi Trafik: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli'nin çağrısına tam destek verdiğini açıkladı. AK Parti, MHP ve DEM Parti hukukçuları arkada yasal zemin oluşturmak için teknik çalışmalara başladı.

Bahar 2026 – Bölgesel Görüşmeler: Sınır ötesindeki gelişmeler ve Türkiye'nin diplomatik adımları doğrultusunda terör örgütünün tasfiye sürecine yönelik uluslararası ve bölgesel istişareler yürütüldü.

5 Ağustos 2026 – Teklif Meclis'te: AK Parti, MHP ve DEM Parti gruplarından 360 milletvekilinin ortak imzasıyla hazırlanan 12 maddelik yasa teklifi resmi olarak TBMM Başkanlığına sunuldu.

7 Ağustos 2026 (Bugün) – Komisyonda İlk Oturum: Teklif, TBMM Adalet Komisyonu'nda muhalefet partilerinin fiziki alan yetersizliği protestoları ve sert tartışmalar eşliğinde ilk kez görüşülmeye başlandı.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

Sokak ve muhalefet ayakta

TBMM Başkanlığı’na sunulan ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ülkede tansiyonu yükseltti. Taslağın altına imza atan siyasi aktörlere yönelik sokaktaki öfke çığ gibi büyürken, muhalefet kanadından gelen sert açıklamalar ve sivil toplumun protestoları siyasetin gündemini tamamen değiştirdi

07.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Sokak ve muhalefet ayakta
Sokak ve muhalefet ayakta
Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan 12 maddelik yasa teklifi, toplumun geniş bir kesiminde büyük bir infiale yol açtı. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'lı milletvekillerinin ortak imzalarıyla TBMM'ye getirilen düzenlemeye karşı birçok şehirde eş zamanlı protesto gösterileri düzenleniyor.

Özellikle şehit yakınları, gazi dernekleri ve milliyetçi hassasiyeti yüksek sivil toplum kuruluşları meydanlara inerek yasanın geri çekilmesini talep ediyor. Sokaktaki vatandaşlar, örgüt suçlarına yönelik ceza ertelemesi ve adli kontrolle tahliye yollarının açılmasını "hukukun katledilmesi" olarak yorumluyor. İmza atan liderlerin ve milletvekillerinin fotoğraflarının taşındığı eylemlerde, "Gazi Meclis'te terör meşrulaştırılamaz" sloganları atılıyor.


Muhalefetten sert itiraz: "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorlar!"


Siyasi arenada yasa teklifine en sert ve tavizsiz tepki İYİ Parti'den geldi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis kürsüsünden yasa metnini imzalayan MHP lideri Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı ortaklarına adeta ateş püskürdü. Dervişoğlu, yapılan hamleyi tarihi bir benzetmeyle eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

"Yasanın altına imza atarken gururla poz veriyorlar. Siz Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz ve ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz. Çerçeve yasa olarak adlandırılan bu ihanet belgesini asla kabul etmeyeceğiz!"

İYİ Parti, yasa teklifinin TBMM Başkanlığı tarafından sahiplerine iade edilmesini talep ederken, Genel Kurul aşamasında her bir maddeye karşı çok sert ve kitlesel bir direnç göstereceklerinin sinyalini verdi.


Yeni Parti kanadı: "Özensiz ve kötü hazırlanmış bir metin"


Sürece dair usul ve yöntem eleştirilerini sürdüren Yeni Parti (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de düzenlemeyi hedef aldı. Teklifin kapalı kapılar ardında, toplumsal mutabakat aranmadan ve adeta "boş kâğıda imza toplanarak" hazırlandığını belirten Özel, "Özensiz, kötü hazırlanmış bir teklif. Yaklaşımımızda bir değişiklik yok ancak sürecin yürütülüş biçimi baştan aşağı yanlıştır" diyerek iktidarın aceleci tutumuna tepki gösterdi.


İmzacıların savunması: "Terörsüz Türkiye için tarihi eşik"


Tepkilerin odağındaki AK Parti ve MHP kanadı ise eleştirileri "küresel odakların hezeyanları" olarak nitelendiriyor. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, düzenlemenin iki yıllık bir emeğin ürünü olduğunu ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla şekillendiğini vurguladı. Çelik, "Bu hamle, bölgemize dönük emperyalist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaptır" diyerek yasayı savundu.

HÜDA-PAR cephesinden ise "Türkiye'nin normalleşmesi adına bazı hususlara gözümüzü kapattık ve imzayı attık" itirafı gelirken, muhalefet kanadından ise metnin referanduma götürülerek nihai kararın millete bırakılması gerektiği çağrısını yapıyor.


11 Ağustos'a kadar yasalaştırılması hedefleniyor


Toplumsal öfke ve sokak protestoları eşliğinde Adalet Komisyonu'na gelen yasa teklifinin, iktidar bloku tarafından hızlandırılmış bir takvimle en geç 11 Ağustos Salı gününe kadar Meclis Genel Kurulu'ndan geçirilmesi planlanıyor. Ancak sokaktaki tansiyonun ve muhalefetin tırmandırdığı direncin, Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri tarihin en gerilimli oturumlarından birine dönüştürmesine kesin gözüyle bakılıyor.


Tepkiler sokakta dalga dalga büyüyor


TBMM Başkanlığı'na sunulan ve kamuoyunda büyük bir kutuplaşmaya yol açan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" sonrası sokağın ateşi düşmüyor. Başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde protestoların merkezi haline gelen iller netleşirken, sivil toplum kuruluşları ve kadın hareketleri de 11 Ağustos Salı günü gerçekleşecek Genel Kurul oylamasına kadar sürdürecekleri yeni eylem planlarını yürürlüğe koydu.


Protestolar hangi illerde yoğunlaşıyor?


Yasa teklifine yönelik toplumsal öfke ve kitlesel yürüyüşler, özellikle milliyetçi hassasiyetlerin yüksek olduğu kentler ile metropollerde kritik noktalara ulaşmış durumda.

Protestoların idari merkezi konumunda olan başkentte, özellikle Güvenpark ve TBMM çevresinde şehit yakınları, gaziler ve sivil toplum örgütleri oturma eylemi ve açlık grevlerini sürdürüyor.

İstanbul Kadıköy, Beşiktaş ve Çağlayan Adliyesi önünde toplanan binlerce kişi, "hukukun üstünlüğü" vurgusuyla taslağın derhal geri çekilmesini talep ediyor.

İzmir Alsancak, Bornova ve Antalya Akdeniz Üniversitesi kampüsü çevresinde gençlik örgütleri ve sivil inisiyatiflerin düzenlediği yürüyüşlere polis müdahaleleri yaşanıyor.

Eskişehir, Kocaeli, Çanakkale, Adana, Mersin, Trabzon, Sakarya ve Bartın gibi illerde de yerel sivil toplum platformları öncülüğünde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştiriliyor.


Sivil toplum ve kadın hareketlerinin "yeni eylem planı"


Bu arada yasa metninde yer alan "infaz erteleme mekanizmaları" ve "koşullu siyaset izinleri" gibi maddelere karşı çıkan sivil toplum, süreci kilitlemek amacıyla üç ana ayaktan oluşan çok yönlü bir eylem haritası hazırladı.

Örgütler, taslakla kurulması planlanan "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" gibi yapılarda kadınların ve toplumun geniş kesimlerinin eşit söz hakkına sahip olacağı bir güvence getirilmesini istiyor.

Sivil toplum kuruluşları, barış ve bütünleşme süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülemeyeceğini savunarak Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1325 sayılı kararını gündeme taşıyor. Uluslararası hukuk zemininde meşruiyet arayan sivil toplum, kadınların karar alma ve izleme mekanizmalarına dahil edilmediği hiçbir yasal çerçeveyi tanımayacaklarını duyuruyor.

Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen gibi büyük eğitim sendikaları, yasa teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte eş zamanlı olarak seslerini yükseltmeye başladılar.

Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak bilinen düzenlemeye karşı net bir duruş sergilediklerini açıkladı. Sendika, örgüt liderlerine ya da üyelerine yönelik getirilebilecek olası af veya infaz erteleme girişimlerinin karşısında olduklarını vurgulayarak, "Eli kanlı terör örgütü PKK'ya ve terörist başına af getirecek her türlü girişimin karşısındayız; şehit öğretmenlerimizin aziz hatıralarının yanındayız" açıklaması yaptı.


"Çerçeve Yasa" sosyal medyayı da salladı


Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşmeleri süren 12 maddelik yasa teklifi, sosyal medya platformlarında cumhuriyet tarihinin en büyük dijital reaksiyonlarından birine sahne oluyor. Aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı aydınlar, emekli bürokratlar ve hukukçuların yer aldığı 242 isim, yayımladıkları ortak bildiriyle sosyal medyada fitili ateşledi.

Kısa sürede yüz binlerce etkileşim alan bildiride, "Terörsüz Türkiye adı altında terör örgütü mensuplarına örtülü af getirilmesine, teröristbaşının muhatap alınmasına ve milli egemenliğin zedelenmesine Türk milleti olarak hayır diyoruz" ifadelerine yer verildi. Kampanya, "Çerçeve Yasaya Hayır" etiketleriyle kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ulaştı.


Ekşi Sözlük ve forumlar ayakta


Sözlük platformları ve siyasi forumlarda da yasa teklifinin şifreleri masaya yatırıldı. "5 ağustos 2026 çerçeve yasanın meclise sunulması" başlığı altında binlerce yorum birikirken, kullanıcılar özellikle yasadaki "10 yıllık infaz erteleme" maddesine dikkat çekti.

Dijital analizlerde ve yorumlarda öne çıkan en büyük endişe ise "Lübnanlaşma" tehlikesi oldu. Kullanıcılar, kapalı kapılar ardında ve toplumsal mutabakat aranmadan hazırlanan bu metnin, Türkiye'yi etnik ve çoklu bir yönetim yapısına sürükleyerek kırılganlaştıracağını savunuyor. Meclis'teki partilerin "boş kağıtlara imza atarak" bu süreci yürütmesi ise dijital tabanda çok ciddi bir güvensizlik dalgası yarattı.


Milletvekillerine "istifa" çağrısı


Sosyal medyadaki öfkenin bir diğer hedefi ise taslağın altında ortak imzası bulunan milletvekilleri oldu. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'ın yanı sıra bazı CHP'li vekillerin de teklife destek verdiğinin ortaya çıkması, partilerin tabanlarında adeta deprem etkisi yarattı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun Meclis kürsüsünden yaptığı "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz" konuşmasına ait videolar TikTok ve X platformlarında izlenme rekorları kırarken; seçmenler, kendi partilerinden imza veren milletvekillerinin hesaplarını etiketleyerek "İstifa edin" ve "O imzayı geri çekin" çağrıları yapıyor. Sosyal medyadaki bu büyük dijital ablukanın, 11 Ağustos Salı günü yapılması planlanan Genel Kurul oylamasına kadar artarak sürmesi bekleniyor.

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.