Trump'ın 'terörist' etiketinde çifte standart
Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu terörist ilan edip abluka uygularken, eski El Kaide bağlantılı Ahmed el Şara'yı Suriye devlet başkanı olarak kabul ediyor! Bu çifte standart, ABD dış politikasının çıkar odaklı ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyor
17.12.2025 15:10:00
Eyüp Kabil
Eyüp Kabil





ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve rejimini "yabancı terör örgütü" olarak ilan ederek petrol tankerlerine tam abluka emri verdi.
Bu karar, uyuşturucu kaçakçılığı ve "narco-terörizm" iddialarına dayandırıldı. Ancak aynı Trump yönetimi, Suriye'de eski El Kaide bağlantılı Hay'at Tahrir al-Sham (HTS) lideri Ahmed al-Sharaa'yı (nam-ı diğer Ebu Muhammed el-Colani) devlet başkanı olarak kabul etti, terör listesinden çıkardı ve Beyaz Saray'da ağırladı. Bu iki yaklaşım arasındaki bariz çelişki, ABD dış politikasının pragmatik mi yoksa ikiyüzlü mü olduğunu sorgulatıyor.
Maduro'ya sertlik ve abluka
Trump'ın dün duyurduğu karar, Maduro hükümetini doğrudan yabancı terör örgütü (FTO) olarak tanımladı ve Cartel de los Soles gibi bağlantılı yapıları hedef aldı. Bu adım, Venezuela petrolünü finanse etmekle suçlanan rejime karşı "tam ve mutlak abluka" getirerek ekonomik baskıyı zirveye çıkardı. Trump, bunu uyuşturucu trafiği, insan kaçakçılığı ve "terörist finansman" gerekçeleriyle savundu.
Karar, Venezuela'nın ABD'ye göç ve uyuşturucu krizi gibi iç sorunlara katkı sağladığı anlatımını güçlendirdi. Eleştirmenler ise bunu, Venezuela'nın petrol rezervlerini kontrol etme ve muhalifleri destekleme stratejisinin parçası olarak görüyor.
Suriye'de eski teröriste devlet kapısı
Öte yandan, Suriye'de durum tam tersi. 2024 sonundaki hızlı gelişmelerle Esad rejimi devrilmiş, HTŞ lideri Ahmed el Şara iktidara gelmişti. HTŞ, uzun yıllar ABD tarafından yabancı terör örgütü olarak listelenmişti. Ancak Trump yönetimi, 2025 Temmuz'unda HTŞ'nin terör statüsünü kaldırdı, haziranda yaptırımları sonlandırdı ve kasımda Şara'yı Beyaz Saray'da ağırladı.
Bu görüşmeler, Suriye'nin IŞİD karşıtı koalisyona katılmasını ve Batı'yla yakınlaşmasını sağladı. Trump, Şara'yı "yeni Suriye'nin lideri" olarak meşrulaştırarak, eski cihatçı geçmişi göz ardı etti. Bu yaklaşım, İran ve Rusya etkisini azaltma, İsrail güvenliğini sağlama gibi jeopolitik çıkarlara dayandırıldı.
Çıkar odaklı ikiyüzlülük
Bu iki vaka arasındaki çelişki tesadüf değil. Maduro, Trump'ın "solcu diktatör" tarifine uyuyor; Venezuela, ABD'nin arka bahçesi olarak görülen Latin Amerika'da tehdit olarak kodlanıyor. Suriye'de ise Şara, ABD'nin Ortadoğu'daki rakiplerine (İran, Rusya) karşı faydalı bir aktör!
Terörizm tanımı, sabit bir ilke değil, araçsal bir etiket. Düşmanlara karşı silah, müttefik potansiyeline sahip olanlara karşı esnetilebilir. Bu selektif yaklaşım, ABD'nin geçmişteki benzer uygulamalarını hatırlatıyor. Örneğin, 1980'lerde Afgan mücahitlerini "özgürlük savaşçıları" olarak desteklemesi, sonradan El Kaide'ye dönüşmesi. Bu politika uluslararası hukuku ve tutarlılığı zedeliyor, terör tanımı, güç politikalarının gölgesinde kalıyor.
Adalet mi, çıkar mı?
Trump'ın Maduro'yu terörist ilan ederken Şara'ya kucak açması, dış politikanın ideolojik değil, pragmatik –hatta oportünist– doğasını ortaya koyuyor. Bu çifte standart, ABD'nin küresel liderlik iddiasını zayıflatıyor, müttefikler ve düşmanlar arasında ayrım, ilkeler değil çıkarlar üzerinden yapılıyor.
Gerçek bir anti-terörizm politikası için tutarlılık şart aksi takdirde, bu yaklaşım yeni çatışmaların tohumunu eker. Dünya, ABD'nin "terörizm" etiketini ne kadar ciddiye alacağını sorgulamakta haklı.
Bu karar, uyuşturucu kaçakçılığı ve "narco-terörizm" iddialarına dayandırıldı. Ancak aynı Trump yönetimi, Suriye'de eski El Kaide bağlantılı Hay'at Tahrir al-Sham (HTS) lideri Ahmed al-Sharaa'yı (nam-ı diğer Ebu Muhammed el-Colani) devlet başkanı olarak kabul etti, terör listesinden çıkardı ve Beyaz Saray'da ağırladı. Bu iki yaklaşım arasındaki bariz çelişki, ABD dış politikasının pragmatik mi yoksa ikiyüzlü mü olduğunu sorgulatıyor.
Maduro'ya sertlik ve abluka
Trump'ın dün duyurduğu karar, Maduro hükümetini doğrudan yabancı terör örgütü (FTO) olarak tanımladı ve Cartel de los Soles gibi bağlantılı yapıları hedef aldı. Bu adım, Venezuela petrolünü finanse etmekle suçlanan rejime karşı "tam ve mutlak abluka" getirerek ekonomik baskıyı zirveye çıkardı. Trump, bunu uyuşturucu trafiği, insan kaçakçılığı ve "terörist finansman" gerekçeleriyle savundu.
Karar, Venezuela'nın ABD'ye göç ve uyuşturucu krizi gibi iç sorunlara katkı sağladığı anlatımını güçlendirdi. Eleştirmenler ise bunu, Venezuela'nın petrol rezervlerini kontrol etme ve muhalifleri destekleme stratejisinin parçası olarak görüyor.
Suriye'de eski teröriste devlet kapısı
Öte yandan, Suriye'de durum tam tersi. 2024 sonundaki hızlı gelişmelerle Esad rejimi devrilmiş, HTŞ lideri Ahmed el Şara iktidara gelmişti. HTŞ, uzun yıllar ABD tarafından yabancı terör örgütü olarak listelenmişti. Ancak Trump yönetimi, 2025 Temmuz'unda HTŞ'nin terör statüsünü kaldırdı, haziranda yaptırımları sonlandırdı ve kasımda Şara'yı Beyaz Saray'da ağırladı.
Bu görüşmeler, Suriye'nin IŞİD karşıtı koalisyona katılmasını ve Batı'yla yakınlaşmasını sağladı. Trump, Şara'yı "yeni Suriye'nin lideri" olarak meşrulaştırarak, eski cihatçı geçmişi göz ardı etti. Bu yaklaşım, İran ve Rusya etkisini azaltma, İsrail güvenliğini sağlama gibi jeopolitik çıkarlara dayandırıldı.
Çıkar odaklı ikiyüzlülük
Bu iki vaka arasındaki çelişki tesadüf değil. Maduro, Trump'ın "solcu diktatör" tarifine uyuyor; Venezuela, ABD'nin arka bahçesi olarak görülen Latin Amerika'da tehdit olarak kodlanıyor. Suriye'de ise Şara, ABD'nin Ortadoğu'daki rakiplerine (İran, Rusya) karşı faydalı bir aktör!
Terörizm tanımı, sabit bir ilke değil, araçsal bir etiket. Düşmanlara karşı silah, müttefik potansiyeline sahip olanlara karşı esnetilebilir. Bu selektif yaklaşım, ABD'nin geçmişteki benzer uygulamalarını hatırlatıyor. Örneğin, 1980'lerde Afgan mücahitlerini "özgürlük savaşçıları" olarak desteklemesi, sonradan El Kaide'ye dönüşmesi. Bu politika uluslararası hukuku ve tutarlılığı zedeliyor, terör tanımı, güç politikalarının gölgesinde kalıyor.
Adalet mi, çıkar mı?
Trump'ın Maduro'yu terörist ilan ederken Şara'ya kucak açması, dış politikanın ideolojik değil, pragmatik –hatta oportünist– doğasını ortaya koyuyor. Bu çifte standart, ABD'nin küresel liderlik iddiasını zayıflatıyor, müttefikler ve düşmanlar arasında ayrım, ilkeler değil çıkarlar üzerinden yapılıyor.
Gerçek bir anti-terörizm politikası için tutarlılık şart aksi takdirde, bu yaklaşım yeni çatışmaların tohumunu eker. Dünya, ABD'nin "terörizm" etiketini ne kadar ciddiye alacağını sorgulamakta haklı.





















































































