logo
14 MAYIS 2026

Tuhaf Bir Serüven

25.10.2003 00:00:00
Tuhaf Bir Serüven Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları'ndan çıkmış bir Charles Dickens romanı. Her kitabı ayrı bir edebiyat klasiği kabul edilen güçlü yazar Charles Dickens'ın bu eserini yine güçlü bir kalem olan Ahmet Kabaklı dilimize aktarmış. Eserde bir gazetecinin soluk soluğa yaşadığı maceralar anlatılırken, haddini bilmeyen insanların budalalıkları soğukkanlılıkla ve nefis bir üslüpla hicvediliyor.

Ahmet Kabaklı dilimize çevirdiği eser hakkında şu tespitleri yapıyor:

"Charles Dickens, henüz genç bir yazarken bir gazete ona mizacına uygun bir teklif yaptı. O zaman ünü Londra'yı dolduran bir kulüp vardı. Dickens, o kulübün iç yüzünü öğrenip gülünç edecekti.

Sanki "Pickwick Kulüp" adındaki bir derneğin gizli kağıtlarını ele geçirmiş gibi davrandı. Küçük cüzler halinde Mr. Pickwick'in maceralarını yazmaya koyuldu.

7 Şubat 1812'de Londport, (Portsea)'da doğan John Huffan Charles Dickens, ondokuzuncu yüzyıl İngiliz romanının en büyük ustalarından biridir.

Orta maaşlı disiplinsiz bir baba ile aydın bir annenin çocuğudur. Charles iki yaşında iken Dickens'lar Londra'ya taşınmış ve romancımızın didişmeli hayatı ondan sonra başlamıştır.

Kundura boyası atölyelerinde çıraklık yaptı, bir avukat yanında katip oldu, gazetelere adliye muhabirliği yaptı ve nihayet Lordlar Kamarası'nda steno yazıcısı oldu.

Bu maceralı ve çekişmeli yaşamanın bütün izleri "Pickwick'in Tuhaf Maceraları"nda görülecektir. İşsiz güçsüz mirasyedilerin beceriksiz ve gülünç halleri, kurnaz garsonlar, açıkgöz tufeyliler, palavracı ve meteliksiz talebeler. Londra'nın ve taşranın göz görmedik izbeleri, zindan hayatının türlü facia ve dramları, okuyacağınız eseri doldurup taşıracaktır."

Anlayacağınız rahmetli Kabaklı Hoca sizi Tuhaf Bir Serüven'e davet ediyor.

Tel: 0212 526 16 15.

Ege'de dengeleri değiştirecek iddia

Türkiye, Lozan'da Yunanistan'a devredilmeyen 152 Ege adası, adacık ve kayalık üzerinde egemenlik hakkını yasal zemine oturtmak için 'Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu' taslağını Kurban Bayramı sonrası TBMM gündemine sunmaya hazırlanıyor 

14.05.2026 19:30:00
Haber Merkezi
Ege'de dengeleri değiştirecek iddia
Ege'de dengeleri değiştirecek iddia
Son günlerde hızla yayılan bir iddiaya göre, Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Antlaşması'nda (1923) ve Paris Antlaşması'nda (1947) Yunanistan'a devredilmeyen Ege Denizi'ndeki 152 ada, adacık ve kayalık (EGAYDAAK) üzerinde egemenlik iddiasını yasal zemine oturtmak üzere bir kanun taslağı hazırlıyor.

İddiaya göre taslak, Kurban Bayramı tatili sonrası (27-30 Mayıs 2026) TBMM gündemine sunulacak. Ancak resmi kaynaklar, konunun "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" (Mavi Vatan Kanunu) çerçevesinde gri bölgelerin hukuki statüsünün ele alınması şeklinde sınırlı kaldığını belirtiyor, doğrudan "152 adaya egemenlik ilanı" resmi olarak doğrulanmadı.

'Gri bölge' statüsü netleştirilmek isteniyor

AK Parti kaynaklarına dayanan haberlere göre, uzun süredir üzerinde çalışılan "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" taslağı, Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi'ndeki deniz yetki alanlarını (karasuları, bitişik bölge, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) tek bir çatı altında düzenlemeyi hedefliyor. Taslakta Ege Denizi özelinde karasularının 6 mil olarak korunacağı, diğer denizlerde ise 12 mil kuralının uygulanacağı ifade ediliyor. Ayrıca "gri bölge" olarak nitelendirilen ada, adacık ve kayalıkların uluslararası hukuk ilkelerine göre statüsünün netleştirilmesi de öngörülüyor.

Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM) Müdürü Dr. Mustafa Başkara'nın öncülüğünde düzenlenen basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Prof. Çağrı Erhan ve diğer yetkililer, taslağın Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatlerini koruduğunu vurgulamıştı. Yetkililer, Ege'deki gri bölgelerin hukuki statüsünün de bu çerçevede ele alınacağını belirtirken, sosyal medyadaki "152 ada için egemenlik ilanı" yorumlarını doğrudan teyit etmedi.

152 Ada (EGAYDAAK) tartışması

Ege Denizi'ndeki 152 ada, adacık ve kayalık grubu, yıllardır Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde tartışılan bir konu. Türkiye'ye göre bu coğrafi formasyonlar, Lozan ve Paris antlaşmalarında isim olarak Yunanistan'a devredilmemiş; dolayısıyla egemenlik hakkı Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir. Yunanistan ise bu alanları kendi egemenlik sahası içinde gördüğünü savunuyor. Konu, özellikle Yunanistan'ın bazı adaları silahlandırması ve karasularını 12 mile çıkarma tartışmalarıyla sık sık gündeme geliyor. Türkiye, bu adımların antlaşmalara aykırı olduğunu belirtiyor.

Sosyal medya paylaşımları iddiayı "Mavi Vatan'a adım" olarak nitelendirirken, bazı Yunan kaynakları ve analistler konuyu "gerilimi tırmandırabilecek bir hamle" olarak yorumluyor. Resmi düzeyde ise henüz TBMM'ye sunulmuş bir teklif bulunmuyor, taslağın bayram sonrası Meclis'e taşınması bekleniyor.

Uzmanlar, yasanın çıkması halinde Ege'deki deniz sınırlarının ve gri bölgelerin hukuki zemininin güçleneceğini, ancak Yunanistan'la diplomatik gerilimi artırabileceğini belirtiyor. Konu, her iki ülkenin de NATO müttefiki olması nedeniyle uluslararası arenada da yakından takip ediliyor.

Dayı arazi anlaşmazlığı yüzünden yeğenini öldürdü

Noter önünde arazi anlaşmazlığı yüzünden çıkan tartışmada dayı, yeğenini silahla vurarak öldürdü

14.05.2026 17:52:00
İhlas Haber Ajansı
Dayı arazi anlaşmazlığı yüzünden yeğenini öldürdü
Dayı arazi anlaşmazlığı yüzünden yeğenini öldürdü
Antalya'da noter önünde arazi anlaşmazlığı yüzünden çıkan tartışmada dayı, yeğenini silahla vurarak öldürdü. Olay anı ve şüphelinin olay sonrası sakin tavırlarla bölgeden ayrılması ise güvenlik kamerasına yansıdı.






Olay, sat 15.00 sıralarında Kepez ilçesi Kanal Mahallesi Sakarya Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Ömer A. (63) arazi paylaşımı sırasında 30 metre fazla hisse verildiği iddia edilen yeğeni Amine Bozkurt (40) ile noter önünde buluştu. 






Taraflar noter önünde konuşmaya başladıktan kısa süre sonra Ömer A., üzerindeki tabancayı çıkartarak yeğenine ateş etmeye başladı. Dayısının tabancasından çıkan kurşunların hedefi olan Bozkurt, karın, göğüs ve baş bölgesinden yaralandı. Yeğenini tabanca ile vuran Ömer A. ise eşi ile birlikte yaya olarak olay yerinden ayrıldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. 






Ağır yaralanan Amine Bozkurt, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla yakındaki bir özel hastaneye kaldırıldı. Ancak kadın doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. 






Olay yerine gelen Cinayet Büro Amirliği ve diğer ekipler kaçan Ömer A.'nın yakalanması için bölgede araştırma başlattı. Ekiplerin çevrede yaptığı araştırmada Ömer A., olay yerine yaklaşık 1 kilometre mesafede yakalandı. Ömer A. ifade işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'ne götürülürken, Olay Yeri İnceleme ekipleri olayın yaşandığı noktada ve boş kovanlar üzerinde inceleme yaptı. Tüm müdahalelere rağmen vücut ve baş bölgesine aldığı kurşunlar nedeniyle hayatını kaybeden Amine Bozkurt'un cansız bedeni ise Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.









Öte yandan, olay ve olayın ardından şüphelinin kaçtığı anlar bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Ömer A. ve yeğeni Amine Bozkurt'un noter önünde buluştukları, bir süre sonra ise Ömer A.'nın yeğenine ateş ederek sakin bir şekilde olay yerinden yaya olarak ayrıldığı görüldü.

Tanju Özcan'dan ‘hodri meydan’ çıkışı

Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, hakkında 263 yıla kadar hapis cezası istenen 178 sayfalık iddianameye, "Savcılığa göre türlü türlü yolsuzluklar yapmışım ama şahsıma veya yakınlarıma tek kuruş menfaat sağlandığına dair suçlama yok, hodri meydan!" sözleriyle tepki gösterdi

14.05.2026 16:31:00 / Güncelleme: 14.05.2026 18:36:15
Haber Merkezi
Tanju Özcan'dan ‘hodri meydan’ çıkışı
Tanju Özcan'dan ‘hodri meydan’ çıkışı
Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, hakkında hazırlanan iddianamede 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası istenmesinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden ilk açıklamayı yaptı.

Özcan, "Sonunda davam açılmış. Savcılığa göre türlü türlü yolsuzluklar yapmışım ama iddianamede şahsıma veya yakınlarıma tek kuruş menfaat sağlandığına dair suçlama yok. Hodri meydan!" diyerek iddiaları reddetti.

İddianamenin detayları ve istenen cezalar

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "irtikap" ve "rüşvet" soruşturması kapsamında hazırlanan 178 sayfalık iddianame, Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İddianamede Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı "müşteki kurum" sıfatıyla yer alıyor.

Savcılık, Tanju Özcan'ın şu suçlardan 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti:

6 kez "icbar suretiyle irtikap"

3 kez "irtikaba teşebbüs"

34 kez "nitelikli dolandırıcılık"

1 kez "rüşvet"

Aynı dosyada yargılanan tutuklu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can için 64 yıla, BolSev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız için ise 218 yıl 9 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianamede yer alan 5 ağır suçlama

Soruşturmanın en önemli delillerinden birini, BolSev Vakfı Başkanı Ali Sarıyıldız'ın cezaevindeki itirafları oluşturdu. İddianamede öne çıkan başlıklar şunlar:

Marketler Olayı: Zincir marketlere belediye iştiraki olan Bolu Bel A.Ş. ile reklam sözleşmesi yapmaları için baskı uygulandığı, kabul etmeyen marketlere rutin dışı ve yoğun zabıta denetimleri yapıldığı öne sürüldü.

Ruhsat Olayı: Kentte faaliyet gösteren bir müteahhitten ruhsat işlemleri karşılığında 2 milyon 500 bin lira talep edildiği, paranın bir kısmının nakit, bir kısmının ise vakıf hesabına aktarıldığı iddia edildi.

Kurban Bağışı Dolandırıcılığı: 2025 yılı Kurban Bayramı öncesinde BolSev Vakfı aracılığıyla toplanan 845 bin liralık kurban bağışına rağmen kesim yapılmayarak "nitelikli dolandırıcılık" işlendiği belirtildi.

Hak Ediş Olayı: Bir şirket yetkilisinin belediyeden hak edişlerini zamanında alabilmesi için vakfa 10 milyon liralık yardım yapmaya zorlandığı iddialar arasında yer aldı.

Beton Olayı: Özcan'ın, belediye şirketinden beton almayı reddeden bir firmanın yetkilisine "Başka yerden beton alamazsınız, size beton santrali kurdurtmam" diyerek baskı yaptığı iddia edildi.

"Kimin için yolsuzluk yapmışım?"

Hakkındaki tüm suçlamaları kesin bir dille reddeden Tanju Özcan, cezaevinden SEGBİS sistemiyle katıldığı süreçte ve avukatları aracılığıyla paylaştığı mesajda şunları kaydetti:

"Madem benim veya yakınlarımın kasasına giren tek kuruş yok, o zaman bu kadar yolsuzluğu kimin için yapmışım? Ortada bir rüşvet veya irtikap varsa menfaat nerede? Bu dava tamamen siyasi bir kumpastır ve amaç belediye çalışanlarını korkutarak iş göremez hale getirmektir."

Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianame üzerindeki inceleme süreci devam ediyor.

Koç ailesinden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'na ziyaret

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Koç Holding Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Rahmi Koç ve Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile bir araya geldi

14.05.2026 14:25:00
Haber Merkezi
Koç ailesinden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'na ziyaret
Koç ailesinden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'na ziyaret
Koç Holding Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Rahmi Koç ve Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti.

İYİ Parti Genel Merkezi'ndeki görüşmede İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel ile İYİ Parti Balıkesir Milletvekili ve Ekonomi Politikaları Başkanı Burak Dalgın da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılıyor" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İpek Yolu'nun günümüzdeki karşılığı olan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Bu koridoru enerji kaynaklarının batıya taşınması için de teşvik etmeyi sürdüreceğiz" dedi

14.05.2026 14:18:00
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılıyor" dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılıyor" dedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Astana'daki Bağımsızlık Sarayı'nda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile baş başa görüşmesi ve Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Altıncı Toplantısı'na katılmasının ardından, iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda, nazik misafirperverliği için Tokayev'e teşekkür eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Altıncı Toplantısı'nı biraz önce başarıyla gerçekleştirdik. Çok sayıda belgeyi imzaladık. Sayın Tokayev ve heyetiyle görüşmelerimizde ticaret, ulaştırma, enerji, sağlık, madencilik, kültür, eğitim, teknoloji ve savunma sanayi gibi alanlardaki iş birliğimizi etraflıca değerlendirdik. İş çevrelerimizi, Kazakistan'daki yatırımlarını artırmaları ve ortaklığımızı pekiştirecek bağlar kurmaları ile teşvik etmeye devam ediyoruz. Sayın Tokayev ile birlikte hitap edeceğimiz Türkiye-Kazakistan İş Forumu vesilesiyle iş insanlarımız arasında inşallah yeni işbirliklerine şahit olacağız. Ticaret ve yatırım ilişkilerimizi çarpan etkisiyle büyüten askeri ve savunma sanayi işbirliğimizi daha ileriye taşıyacak projeleri de bugün görüştük. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum."

"Türkiye Maarif Vakfının iki okul açması için çalışmalara başlandı"
Enerjide kaynak çeşitliliği konusunda son yıllarda attıkları adımlarda Kazakistan'ın özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Dünyanın önde gelen ham petrol ihracatçılarından olan Kazakistan'dan daha fazla miktarda petrolü ülkemiz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırmayı arzu ediyoruz. İpek Yolu'nun günümüzdeki karşılığı olan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti de her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Biz Kazakistan ve diğer ortaklarımızla birlikte bu koridoru sadece mal sevkiyatı için değil, enerji kaynaklarının batıya taşınması için de teşvik etmeyi sürdüreceğiz." ifadeleri kullandı.

Erdoğan, Doğu Akdeniz'den Orta Asya'nın derinliklerine uzanan coğrafyada "dilde, fikirde, işte birlik" şiarıyla yeni köprüler inşa etmekte kararlı olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:

"Türk dünyasının ortak kültürel hazinelerini, büyük şahsiyetlerin fikirlerini, eserlerini ve manevi miraslarını gelecek nesillere aktarmayı müşterek sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Sayın Tokayev'in destekleriyle Türkiye Maarif Vakfının Astana ve Almatı'da birer okul açması için çalışmalara başlandı. Bu memnuniyet verici adımdan dolayı Sayın Cumhurbaşkanı'na bir kez de sizlerin huzurunda teşekkür ederim."

"Kazakistan'ın maddi manevi desteğini her daim yanımızda hissettik"
Kazakistan'ın Türkiye ile gönül bağına, 6 Şubat depremlerinin hemen ertesinde 86 milyon olarak şahitlik ettiklerini dile getiren Erdoğan, "O zor dönemde Kazak kardeşlerimizi ve Kazakistan Devleti'nin maddi manevi desteğini her daim yanımızda hissettik. Bugün de Kazakistan'ın Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde inşa ettiği ilkokulun açılışını aziz kardeşimle beraber gerçekleştirmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi'nin ismini verdiğimiz bu okulumuzda yetişecek çocuklarımızın dostluğumuzu gelecek nesillere taşıyacağına yürekten inanıyorum" dedi.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev'e kendisine tevcih edilen "Hoca Ahmet Yesevi Nişanı" için de gönülden teşekkür eden Erdoğan, nişanı iki ülke arasındaki sarsılmaz kardeşliğin güçlü bir simgesi olarak taşımaktan bahtiyar olacağını ifade etti.

"Bölgesel ve uluslararası meseleleri de kapsamlı şekilde değerlendirdik"
Yarın Türk dünyasının manevi başkenti Türkistan'da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesi'ne katılacaklarını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kazakistan'ın, Türk Dünyası'nın bütünleşmesine en başından bu yana yaptığı değerli katkılar için müteşekkir olduğumuzu belirtmek isterim. Yarınki zirvemizde gözlemci sıfatıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin temsil edilecek olmasından memnuniyet duyuyoruz. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile bölgesel ve uluslararası meseleleri de kapsamlı şekilde değerlendirdik. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev ve heyetine sergiledikleri müstesna misafirperverlik için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu düşüncelerle Konsey toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Kazak kardeşlerimize sağlık, esenlik ve refah dileklerimi gönderiyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini "çok rahmet" anlamına gelen Kazakça "köp rahmet" sözleriyle tamamladı.

Tepebaşı Belediyesine yönelik operasyonda 23 şüpheli yakalandı

Eskişehir'in Tepebaşı ilçe Belediyesine yönelik operasyonda, haklarında gözaltı kararı verilen 33'ü belediyede görevli 60 şüpheliden 23'ü yakalandı

 

14.05.2026 14:08:00 / Güncelleme: 14.05.2026 17:48:50
Anadolu Ajansı
Tepebaşı Belediyesine yönelik operasyonda 23 şüpheli yakalandı
Tepebaşı Belediyesine yönelik operasyonda 23 şüpheli yakalandı

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda Kaçakçılık ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, yapılan ihbar ve şikayetler üzerine "zincirleme suretiyle nitelikli zimmet", "evrakta sahtecilik", "213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve görevi kötüye kullanmak" suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporu, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Vergi Kaçakçılığı-Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen vergi tekniği raporları, vergi suçu raporları, Sayıştay emekli denetçileri bilirkişi raporu, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişliği tevdi raporu, polis kriminal inceleme raporu, HTS-baz analiz raporları, ihbar eden, müşteki ve tanık ifade tutanakları, farklı bankalara ilişkin kayıtlar, kripto varlık hesapları, belediye evrakları ve muhasebe kayıtlarının soruşturma evrakında yer aldığı ifade edildi.

Bu kapsamda Tepebaşı Belediyesinde yapılan bir kısım ihalelerde usulsüzlük yapılarak özellikle Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğünce doğrudan temin suretiyle kiralama ve organizasyon şirketlerinden mal ve hizmet alımlarında sahte teklif mektupları, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı usulsüz belge, hizmet karşılığı olmayan ve hizmet karşılığından fazla fatura veya düzenlemek suretiyle haksız kazanç elde edilerek belediye görevlileri ve üçüncü şahıslarla birlikte iştiraken zimmet suçunun işlendiği ve bu surette kamu zararına sebebiyet verildiğinin tespit edildiği belirtildi.

MASAK raporu uyarınca şüphelilerin ve şirketlerin haksız edinilen mal varlıklarına el konulduğu belirtilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

"Haklarında atılı suçlardan soruşturma başlatılan 33 belediye görevlisi ile 27'si şirket yetkilileri ve diğer şüpheliler olmak üzere toplam 60 şüphelinin yürütülen soruşturma kapsamında 14 Mayıs tarihinde eş zamanlı olarak yakalanmaları, gözaltına alınmaları, suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla ikamet ve iş yerlerinde arama ve el koyma talimatları verilmiş, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesince arama, yakalama, gözaltına alma, el koyma çalışmaları devam etmekte olup, soruşturma titizlikle yürütülmektedir."

Bu arada, polis ekipleri Tepebaşı Belediyesi'nde arama çalışması yapıyor.

Eskişehir merkezli Ankara ve Adana'da düzenlenen operasyonda 23 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınanlar arasında belediye başkan yardımcısı S.Y. ile özel kalem müdürü Ö.E'nin de olduğu öğrenildi.

Yasa dışı gelirin kripto varlık hesaplarına aktarıldığı iddiası

Şüphelilerin kurdukları şirketler üzerinden yapmadıkları iş karşılığında belediyeden para alıp kamu zararına neden oldukları, elde edilen yasa dışı geliri de kripto varlık hesaplarına aktardıkları iddia edildi.

Ataç ile Yalaz'dan açıklama

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, belediye önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, sabah saatlerinde belediyeye yönelik operasyon yapıldığını anımsatarak, kendisinin görevinin başında olduğunu söyledi.

Polis ekiplerinin büyük bir nezaketle hareket ettiklerini kaydeden Ataç, polislere teşekkür etti.

Bir soruşturma süreci yaşandığını anlatan Ataç, şöyle konuştu:

"Bu süreçte arkadaşlarımızın haklarını düzgün olarak takip edeceğiz ve haklarının verilmesini talep ediyoruz. Bu kent, huzur kentidir. Bu operasyonun da huzur içinde yapılması en büyük dileğimiz. Bundan sonraki süreçte, 25 yıldır olduğu gibi belediyemin başında tarafsız, adil, eşitlikçi olarak belediyeyi yönetmeye devam edeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Bunu siyasi anlamda da kullanmaya kalkmasın. Tepebaşı Belediyesi her zaman olduğu gibi yoluna devam edecektir."

CHP İl Başkanı Talat Yalaz ise hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olduklarını, gözaltındaki kişiler ve aileleriyle irtibat halinde olduklarını belirtti.

Avukatlarla birlikte gelişmeleri takip ettiklerini ve hukuki sürece saygılı olduklarını ifade eden Yalaz, herkesin sürece saygılı olması gerektiğini kaydetti.

Açıklamada CHP Eskişehir milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan ile Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da hazır bulundu.

İBB davasının 38. duruşması başladı

77'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 38. duruşması başladı

14.05.2026 11:20:00
AA
İBB davasının 38. duruşması başladı
İBB davasının 38. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da katıldığı duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, dün savunmasını tamamlayan tutuklu sanık Kültür AŞ Hakediş Şefi Gökhan Köseoğlu'nun avukatlarının beyanlarının alınmasıyla sürüyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 33 sanığın tahliyesiyle davada 77 tutuklu sanık bulunuyor. 

Kuvvetli sağanak geliyor

İçişleri Bakanlığı, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan son veriler doğrultusunda Türkiye genelinde çok sayıda il için "sarı" kodlu kuvvetli sağanak yağış alarmı verdi

13.05.2026 17:50:00
Haber Merkezi
Kuvvetli sağanak geliyor
Kuvvetli sağanak geliyor
İçişleri Bakanlığı, özellikle 14 Mayıs 2026 Perşembe günü yurdun batı, iç ve kuzey kesimlerinde etkili olması beklenen gök gürültülü sağanak yağışlar nedeniyle vatandaşları ani sel, su baskını, yıldırım ve fırtına riskine karşı acil önlem almaya çağırdı.

Bakanlığın sosyal medya hesapları ve İçişleri Bakanlığı Resmi hesabı üzerinden yapılan duyurularda, bölge bölge risk altındaki iller sıralandı:

Risk altındaki bölgeler ve il il uyarılar

• Ege Bölgesi: İzmir Valiliği ve meteoroloji istasyonlarından gelen uyarılara göre, özellikle İzmir'in iç kesimleri (Bergama, Kınık, Kemalpaşa, Torbalı, Bayındır, Tire, Ödemiş, Beydağ, Kiraz) ile Manisa, Aydın ve Kütahya genelinde şiddetli yağış bekleniyor.

• Marmara ve Trakya: Edirne'nin kuzey kesimleri, Kırklareli çevreleri, Balıkesir ve Bursa genelinde yağışlar gök gürültülü ve yer yer fırtınalı geçecek.

• İç Anadolu'nun Kuzeyi: Ankara'nın kuzey ve doğu ilçeleri başta olmak üzere Eskişehir, Çankırı, Kırıkkale, Yozgat ve Sivas çevrelerinde kararsız hava yapısına bağlı ani bastıran yağışlar görülecek.

• Karadeniz Bölgesi: Bolu, Karabük, Kastamonu, Çorum, Amasya, Tokat, Sinop ile Samsun ve Ordu'nun iç kesimlerinde sarı kodlu alarm geçerliliğini koruyor.

• Doğu Anadolu: Ağrı, Kars ve Ardahan çevrelerinde yağışların yerel olarak çok kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.

Olası tehlikelere karşı AFAD ve Bakanlık alarmda

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinesinde ilgili valilikler ve belediyeler teyakkuza geçirildi. Hava muhalefetinin zirve yapacağı saatlerde vatandaşların şu tehlikelere karşı hazırlıklı olması istendi:

• Ani sel ve bodrum katlarını etkileyecek su baskınları

• Açık alanlarda yıldırım düşmesi ve yerel dolu yağışı

• Yağış anında hızı 60 km/s bulabilecek kuvvetli rüzgar, fırtına ve hortum riski

• Görüş mesafesinin düşmesi nedeniyle ulaşımda yaşanabilecek aksamalar

Bakanlık, olumsuz hava şartları altındaki bölgelerde yaşayanların resmi kurumların güncel duyurularını takip etmesini ve zorunlu olmadıkça fırtına esnasında trafiğe çıkmamasını önemle hatırlattı.

Kayseri merkezli 19 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 115 gözaltı

Kayseri merkezli 19 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 115 kişi gözaltına alınırken, 2 bin 800 hesaba da geçici olarak el konuldu

13.05.2026 15:21:00 / Güncelleme: 13.05.2026 15:24:11
İHA
Kayseri merkezli 19 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 115 gözaltı
Kayseri merkezli 19 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 115 gözaltı
Cumhuriyet Başsavcılığı talimatları doğrultusunda Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar, Hazine ve Maliye Bakanlığı MASAK tarafından hazırlanan Analiz Raporu ve Gelir İdaresi Başkanlığı'nın yazısına istinaden 20 ayrı yasa dışı bahis sitesi üzerinden yaklaşık 2 bin 800 ayrı IBAN kullanılarak yasa dışı bahis oynatıldığı tespit edilerek soruşturma başlatıldı.

Soruşturmalar kapsamında yapılan çalışmalarda sitelerde minimum 263 bin ayrı oyuncunun olduğu ve 8 milyar 600 milyon TL işlem hacmi olduğu belirlendi.

Polis ekipleri tarafından yapılan çalışmalarda yasa dışı bahis sitelerinde kullanılmak üzere başka şahıslara ait banka hesaplarını toplayıp aracılar kullanarak üçüncü kişilere aktaran, aracılık eden, adına şirket kurulup şirket hesabı açılarak yasa dışı para trafiği içerisinde olduğu tespit edilen ve kendisine ait banka hesap bilgilerini para karşılığında veren Kayseri'de 95, İstanbul'da 8, Yozgat'ta 4, Adana'da 3, Gümüşhane'de 3, Ankara'da 2, Aksaray'da 2, Mersin'de 2, Manisa'da 2, Antalya'da 2, Bursa'da 1, Isparta'da 1, Muğla'da 1, Nevşehir'de 1, Niğde'de 1, Artvin'de 1, Amasya'da 1, Malatya'da 1 ve Trabzon'da 1 kişi olmak üzere 19 ilde 132 şüpheli şahıs tespit edildi.



Tespit edilen şüpheli şahısların banka hesaplarında yaklaşık 8 milyar 600 milyon TL'lik işlem hacimleri olduğu anlaşılırken, soruşturma kapsamında 2 bin 800 hesaba da geçici el konuldu. Ayrıca operasyon kapsamında 115 şahıs yakalanarak gözaltına alındı, 17 firari şahsı yakalama çalışmaları devam ediyor.

Gözaltına alınan 115 şüphelinin adli iş ve işlemleri Cumhuriyet Başsavcılığı talimatları doğrultusunda Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından sürdürülüyor.

‘Casusluk’ davasında ara karar açıklandı

İstanbul'daki "casusluk" davasında ara karar çıktı. Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutukluluk halinin devamına hükmedildi. 20’şer yıla kadar hapsi istenen sanıkların yargılandığı duruşma 6 Temmuz’a ertelendi

13.05.2026 15:10:00
Haber Merkezi
‘Casusluk’ davasında ara karar açıklandı
‘Casusluk’ davasında ara karar açıklandı
Kamuoyunun yakından takip ettiği, görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışman Necati Özkan ve iş insanı Hüseyin Gün'ün yargılandığı "siyasal casusluk" davasında ara karar verildi.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Cezaevi kampüsünde görülen duruşmada, heyet tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmederek bir sonraki celseyi 6 Temmuz tarihine erteledi.

20'şer yıla kadar hapis istemi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede sanıklar; "devletin güvenliği veya siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etmek" (TCK 328) suçlamasıyla yargılanıyor.

Savcılık; Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün hakkında 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

İddianamede, İBB veri tabanındaki bazı bilgilerin "dark web" üzerinden paylaşıldığı ve bu yolla 2019 yerel seçim sonuçlarının manipüle edilerek siyasi nüfuz kazanılmasının amaçlandığı iddiaları yer alıyor.

Sanıklar suçlamaları reddetti

Duruşma periyodu boyunca savunma yapan sanıklar, dosyada somut hiçbir delil bulunmadığını belirterek suçlamaların tamamını reddetti.

Ekrem İmamoğlu savunmasında, "Ortada ne bir suç ne de delil var. Tamamen siyasi hedefler uğruna uydurulmuş bir senaryoyla karşı karşıyayız" diyerek beraat ve tahliye talep etti. Son oturumda ise mahkeme heyetine seslenerek Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ın tahliye edilmesini istedi.

Soruşturmanın başlangıcında etkin pişmanlık beyanlarıyla gündeme gelen Hüseyin Gün, mahkemedeki ifadesinde İBB veri tabanını kopyalamadığını, söz konusu çalışmanın sadece açık kaynak verilerine dayanan ücretsiz bir sosyal medya analizinden ibaret olduğunu savundu.

Necati Özkan davanın absürt bir kurgu olduğunu belirterek, "Bu davanın sanığı olmamın tek nedeni Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyalarını yönetmiş olmamdır" dedi.

Merdan Yanardağ ise kendisine ve genel yayın yönetmeni olduğu TELE1 kanalına yönelik iddiaların haksız olduğunu vurgulayarak, "Hayatım boyunca bağımsız gazetecilik yaptım. Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri casuslukla suçluyor" ifadeleriyle tepki gösterdi.

Mahkeme heyetinden tutukluluğa devam kararı

Sanık avukatlarının tahliye ve dosyanın usulden reddi taleplerini değerlendiren mahkeme heyeti, mevcut delil durumunu ve suçlamaların niteliğini gerekçe göstererek 4 sanığın da tutukluluk halinin devam etmesine karar verdi.

Davanın bir sonraki duruşması, eksik evrakların tamamlanması ve tanık beyanlarının alınması amacıyla 6 Temmuz gününe bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.