logo
24 HAZİRAN 2026

Türkiye ile İran'dan çok kritik ortak açıklama

Türkiye-İran Sekizinci Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Ortak Bildirisi'nde iki ülkenin, başta Karma Ekonomik Komisyon, güvenlik, ulaştırma, gümrük, sınır ve tarım alanlarında işbirliği anlaşmaları ve komiteleri dahil yürürlükte bulunan ikili mekanizmalardan ve anlaşmalardan, anlaşmaların hükümlerini tam olarak ifa etmek suretiyle eksiksiz şekilde yararlanmayı ve ihtiyaç duyulan alanlarda sayılarını daha da artırmayı kararlaştırdığı belirtildi.

26.01.2024 20:37:00
Anadolu Ajansı
Türkiye ile İran'dan çok kritik ortak açıklama
Türkiye ile İran'dan çok kritik ortak açıklama

Türkiye-İran Sekizinci Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Ortak Bildirisi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca paylaşıldı.

Bildiride, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle 24 Ocak'ta Türkiye'ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdiği, ziyaret vesilesiyle iki ülke arasında Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Sekizinci Toplantısının yapıldığı anımsatıldı.

Bildiride tarafların, karşılıklı saygı, ortak çıkarlar, dostluk ve köklü kültürel ve tarihsel bağlara dayanan geleneksel ilişkileri ile güncel bölgesel ve küresel gelişmeler ışığında, 2014'te ihdas edilen Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantılarının, ilişkilerin daha da geliştirilmesi için faydalı bir kurumsal yapıya dönüştüğünü memnuniyetle not ettiği belirtildi.

Tarafların karşılıklı üst düzey ziyaretler ve halklar arası temasların güçlendirilmesi yoluyla ikili işbirliğinin her alanda geliştirilmesi yönündeki güçlü siyasi iradelerini bir kez daha tekrarladığı aktarılan bildiride, iki ülke arasında sürdürülmekte olan üst düzey diyaloğun ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler bakımından sağladığı yararların altı çizildi.

İki ülkenin mevcut potansiyelleri itibarıyla siyasi, ekonomik, kültürel, bilimsel ve güvenlik işbirliğinin yanı sıra, bölgesel konulardaki işbirliğini güçlendirmeleri bakımından geniş imkanları bulunduğunun teyit edildiği belirtilen bildiride, Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı, EİT, D-8, Asya İşbirliği Diyaloğu (AİD) ve Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (AİGK) gibi uluslararası örgütler ve platformlardaki işbirliğinin önemi vurgulandı.

Bildiride, küresel ve bölgesel ihtilafların barışçı çözümü için küresel ve bölgesel işbirliğinin önemini ve mevcut uluslararası düzenin daha adil bir uluslararası düzene dönüşmesini teminen adaletli, ayırım gözetmeyen ve insani temelli yaklaşımların gerekliliği vurgulandı.

"Ortak mücadele kararlılığı yinelendi"

Tarafların, çağın en büyük sorunlarından birisi haline gelen ve iki ülkenin bulunduğu bölgeye de büyük zararlar getiren terörizmin her türlü somut çeşidi ve tezahürleriyle ortak mücadele kararlılıklarını yineledikleri belirtilen bildiride, şunlara yer verildi:

"Taraflar, başta Karma Ekonomik Komisyon, güvenlik, ulaştırma, gümrük, sınır ve tarım alanlarında işbirliği anlaşmaları ve komiteleri dahil yürürlükte bulunan ikili mekanizmalardan ve anlaşmalardan, anlaşmaların hükümlerini tam olarak ifa etmek suretiyle eksiksiz şekilde yararlanmayı ve ihtiyaç duyulan alanlarda sayılarını daha da artırmayı kararlaştırdı. Ekonomik ve ticari işbirliği alanlarındaki kayda değer potansiyelleri ışığında, 30 milyar ABD doları tutarında ticaret hacmine ulaşmak ve istikrarlı ve uzun vadeli ekonomik ve ticari işbirliğini sağlamak konusundaki kararlılıklarını yineledi. Taraflar, karşılıklı yatırımları teşvik etmek suretiyle ülkelerindeki yatırım alanlarını etkin bir şekilde kullanmak ve genişletmek, karşılıklı yatırımlar için iş dostu bir ortam meydana getirmek, mevcut yatırımcıların muhtelif sorunlarını çözmek ve iki ülkenin özel sektörlerine teşvikler sağlamak üzere birlikte çalışma konusunda mutabık kaldı."

Doğal gaz ve elektrik gibi mevcut enerji işbirliğinin öneminin vurgulandığı bildiride, "Taraflar, iki ülkenin birbirlerinin Avrupa ve Asya'ya açılan kapıları olarak yük ve yolcu taşımacılığında sahip oldukları stratejik konumlarını ve merkezi rollerini göz önünde bulundurarak, bölgesel iletişimi güçlendirme ve destekleme, ulaştırma koridorlarının kara yolu, demir yolu ve çoklu transit geçişini kolaylaştırma, sınır ticaretini güçlendirme, yeni sınır bağlantıları kurma ve bunların altyapılarına ortak yatırım yapılması yönünde özel sektörleri teşvik konusundaki iradelerini vurguladı. İki ülke arasında giderek artan toplumlar arası ilişkiler ışığında, konsolosluk alanındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve mevcut ikili anlaşmalar bağlamında vatandaşların hukuki ve adli sorunlarını görüşmek üzere düzenli komite toplantıları yapılması yönünde mutabık kalındı." ifadeleri yer aldı.

"İki ülkenin de menfaatine"

Bildiride, ortak sınır boyunca ve diğer bölgelerdeki tüm terörist gruplara ve her türlü uzantılarına karşı mevcut işbirliği mekanizmalarından azami ölçüde istifade edilmesinin ve terörizm, mal ve silah kaçakçılığı, yasa dışı uyuşturucu ticareti ve organize suçlarla mücadelede sonuç odaklı işbirliği yapılmasının her iki ülkenin de menfaatine olduğunun teyit edildiği aktarıldı.

Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) çerçevesinde tüm ülkelerin nükleer enerjiden barışçıl şekilde yararlanma hakkını vurgularken, KOEP taahhütlerinin tüm taraflarca tam anlamıyla uygulanmasına devam edilmesi için konuyla ilgili tüm aktörlerin iyi niyete dayalı yapıcı bir tutum sergilemesinin gerekliliği aktarılan bildiride, KOEP sürecinin başarıyla neticelenmesinin, anlaşmazlıkların çok taraflı diplomasi yoluyla çözümü için iyi bir emsal teşkil edebileceği ve bunun taraflar arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da artmasına katkıda bulunacağı vurgulandı.

Sürdürülebilir kalkınma hedefiyle "sıfır atık", biyolojik çeşitliliğin korunması, su ve toprak kaynaklarının sürdürülebilir etkin kullanımı da dahil olmak ve bunlarla sınırlı olmamak üzere çevre alanındaki ikili işbirliğinin devam ettirilmesinin önemine değinilen bildiride, iki ülke arasında imzalanan 1959 tarihli Kültür Anlaşması doğrultusunda, kültür, arşiv, eğitim, bilim, gençlik ve spor alanlarında ikili ilişkilerin ve işbirliğinin ve bu alanlarda sürdürülmekte olan karşılıklı üst düzey heyet ziyaretlerinin öneminin altı çizildi.

Yükseköğretim alanındaki işbirliklerini daha da geliştirme, ikili bilimsel ve eğitim işbirliğini genişletmek üzere ortak uzman komitesi kurma kararlılıkların yinelendiği aktarılan bildiride, şunlar kaydedildi:

"İki ülke, medya alanında Ortak Komite'den istifade etme ve mevcut anlaşmaları uygulamak suretiyle yapıcı işbirliğini geliştirme iradelerini beyan etti. Taraflar, müteaddit Kur'an-ı Kerim Mushafları yakma hadiselerini, İslam'a karşı artan nefreti ve dini inanca karşı istismar ve saldırganlığı körükleyen popülist söylemi şiddetle kınadıklarını vurguladı. Taraflar, Birleşmiş Milletler tarafından kutsal kitaplara yönelik saldırıları dini nefret ve uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlayan kararlar kabul edilmesini memnuniyetle karşılarken, İslam'a karşı nefret de dahil olmak üzere her türlü nefret söylemini tümüyle reddettiklerini tekrar teyit etti ve Birleşmiş Milletler ve İİT de dahil olmak üzere, uluslararası kuruluşlar bünyesinde yakın işbirliğini sürdürme konusunda mutabık kaldı."

 Saldırıların acilen durdurulması çağrısı

Gazze'de 7 Ekim 2023'ten bugüne ve işgal altındaki Filistin topraklarının geri kalanında durumun kötüleşmesinden duyulan derin endişenin ifade edildiği ve Filistinli sivilleri hedef alan acımasız saldırıların şiddetle kınandığı belirtilen bildiride, "Taraflar, İsrail güçlerinin Gazze'ye yönelik saldırılarının acilen durdurulması çağrısında bulunurken, sorumlu tüm tarafları, uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku da dahil olmak üzere, özellikle sivillerin korunmasına ilişkin uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine derhal ve tam olarak uymaya davet etti. Gazze Şeridi'ne yönelik baskıcı ablukanın derhal ve koşulsuz olarak kaldırılmasını ve Gazze Şeridi boyunca sivillere temel mal ve hizmetlerin derhal, yeterli ve engelsiz bir şekilde sağlanmasını talep etti." ifadeleri yer aldı.

Filistin halkının özellikle meşru müdafaa dahil meşru ve vazgeçilmez haklarının iki ülke tarafından tanındığı belirtilen bildiride, Filistin halkının temel ve bilinen hakları vurgulanarak, çatışmaya adil ve sürdürülebilir bir çözüm getirmek üzere başkenti Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasının desteklendiği kaydedildi.

Bildiride tarafların, İsrail siyasi ve askeri liderliğinin suçlarının cezasız kalmasını engellemek amacıyla İsrailli yetkililerin Gazze'de işledikleri savaş suçlarından ve tüm diğer mezalim türlerinden ötürü yetkili mahkemelerde hesap vermelerini sağlamak için ikili ve çok taraflı işbirliği yapacakları ifade edildi.

Ayrıca, iki ülkenin, Güney Afrika hükümetinin 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ndeki yükümlülükleri çerçevesinde Uluslararası Adalet Divanında İsrail'e karşı davasını memnuniyetle karşıladığı belirtildi.

"Taraflar, Suriye'nin toprak bütünlüğüne bağlılıklarını yeniden teyit etti"

Tarafların, Astana ortakları olarak sahadaki sükuneti muhafaza etmek için ortak iradelerinin altını çizdiği, Suriye'nin toprak bütünlüğü, birliği ve egemenliğine bağlılıklarını yeniden teyit ettikleri aktarılan bildiride, şu değerlendirmeler yer aldı:

"İki ülke, Suriye'deki krize kalıcı ve sürdürebilir bir çözüm için tek yolun, 2254 sayılı olan da dahil olmak üzere BM Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarıyla uyumlu bir siyasi süreçten geçtiğini yineledi. Taraflar, Irak'ın toprak bütünlüğüne, siyasi birliğine ve egemenliğine verdikleri önemin yanı sıra ülkede göreceli bir istikrar sağlayan mevcut hükümete ve hükümetin hesap verebilirliği geliştirme, yeniden inşa ve kalkınma çabalarına yönelik memnuniyetlerini bir kez daha teyit etti."

İki ülkenin, terörle mücadelede işbirliğini güçlendirme yönündeki Irak'tan ortak beklentilerini ve bu konudaki iradelerini vurguladığı kaydedilen bildiride, üye ülkeler arasında bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne saygı temelinde yapıcı diyalog, istişare ve işbirliği için uygun bir forum işlevi bulunan 3+3 Bölgesel Platformunun öneminin altı çizildi, taraflar bölgesel sahiplenme ve işbirliğini teşvik eden bu tür girişimlere desteklerini yineledi.

Bildiride, tarafların Afganistan kaynaklı sorunların ele alınabilmesi için Afganistan'daki mevcut yetkililerle Afganistan'da tüm Afganistan halkını temsil eden ve etnik köken ve mezhep ayrımı olmadan herkesin güvenliğini sağlayan kapsayıcı, sorumlu ve hesap verebilir nitelikte bir hükümetin kurulması dahil, pratik ve yapıcı bir angajmana ihtiyaç duyulduğunu not ettiği aktarıldı.

Afganistan'da, sürdürülebilir bir sosyal ve ekonomik kalkınma için vazgeçilmez olan kadınların hayatın her alanına anlamlı bir şekilde katılımının ve dahil edilmelerinin öneminin vurgulandığı aktarılan bildiride, Afganistan'daki tüm terörist gruplara karşı bütüncül bir mücadelenin önemi, uyuşturucu kaçakçılığına karşı sürdürülebilir bir mücadelenin, uyuşturucu üretiminin yerine alternatif tarım ürünlerinin bulunmasının, insan kaçakçılığı ve Afgan vatandaşların komşu ülkelere, bölge ülkelerine ve ötesine yasa dışı göçleriyle mücadele edilmesinin gerekliliği, tüm düzensiz Afgan göçmenlerin güvenli, gönüllü ve onurlu şekilde geri dönüşlerinin sağlanmasının, ortak kaynaklardan iyi komşuluk ilişkilerine uygun olarak yararlanılmasının gerekliliği vurgulandı.

İki ülkenin Afganistan konusunda teknik düzeyde istişarelerini artırmayı kabul ettiği kaydedilen bildiride, "Taraflar, Yemen'in toprak bütünlüğüne ve Birleşmiş Milletlerin bir yol haritasına ulaşmak için sergilediği çabalar dahil olmak üzere Yemen krizine kalıcı bir siyasi çözüm bulunmasına yardımcı olmaya yönelik çabalara desteklerini yineledi. İki ülke, Yemenli tarafların bir an önce anlaşmaya ulaşmaları ve bunu etkili şekilde uygulamak suretiyle Yemen'e kalıcı barış ve istikrar getirmeleri ümidini dile getirdi. Taraflar, Yemen halkına gıda, ilaç ve diğer temel ihtiyaçlar da dahil olmak üzere uluslararası toplum tarafından acil yardım gönderilmesini vurguladı." denildi.

Bildiride şu ifadelere yer verildi:

"Taraflar, Kızıldeniz dahil olmak üzere bölgesel ve uluslararası sularda gemi taşımacılığının güvenliğinin sağlanmasının önemini vurgularken, bölgesel gerilimlerin yoğunlaşmasını ve Kızıldeniz'deki mevcut durumu İsrail'in Gazze halkına yönelik zalim saldırısının bir sonucu olarak değerlendirmiş, bölgede normal şartlara dönülmesi için İsrail'in suçlarını önleyecek kararlı tedbirlerin alınması gerektiğine işaret etmişlerdir. Ukrayna'da müzakereler neticesinde varılacak adil ve uygulanabilir bir barışın sağlanmasına ve savaş uzadıkça artan çatışmanın küresel ve bölgesel olumsuz etkilerinin giderilmesine yönelik çabalara duyulan acil ihtiyacı beyan etmişlerdir."

Bildiride belirtilenler ışığında ve Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin Sekizinci Toplantısı vesilesiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin huzurunda imzalanan 10 anlaşmaya yer verildi. 

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.