Ortadoğu'da emperyalizme geçit vermeyen tek ülke İran.
Çok ilginçtir, İran'ı Şii olduğu için eleştiren Sünni dünyasına baktığımızda, tamamında ABD üslerinin olduğunu görmekteyiz.
Oysa İran'a baktığımızda ve özellikle de 1979 devriminden sonra ABD ve İsrail ortak yapımı olan BOP tasarımına karşı dimdik duran tek ülke, İran olmuştur.
Bu bir realite olup, İran'ın övülmesi ile ilgili basite indirgenecek bir mevzu değildir.
İran ve İran tarihi konusunda çok fazla bilgiye sahip olana rastlayamazsınız.
Genel olarak İranlılar için, çok köklü bir Pers devlet geleneği ve medeniyetine sahip bir ülke olduğu vurgusu yapılır.
Böyle dense ne zararı var diye düşünebilirsiniz.
Zararı yok ama faydası da yok!
Oysa İran ismi, daha 1924 yılında konulmuş ve 1925 tarihinde resmileşmiştir.
O tarihe kadar ve bugün bile bu coğrafya, tamamen Türklerin egemenliği altında bulunmuş bir coğrafyasıdır ve bugün İran olarak bildiğimiz ülkenin halkı da Türk'tür.
Bugün İran olarak bilinen toprakların MÖ 4500'lere kadar uzanan süreç ve serüvenine bakmadan önce bugüne dair yorumlarda bulunmak, çok sağlıklı netice vermeyecektir.
İran coğrafyasında ilk devletlerin tarihi, Elam ve Sümer uygarlığı ile başlar.
Sümerler diye bildiğimiz parlak medeniyet, bugün Suriye'nin bulunduğu bölge tarafında kalarak Elam'lardan ayrılırken, İran diye bugün bilinen topraklarda Elam uygarlığı kök salar.
Batı dili ve tarihinde bu bölge adı Pers olarak geçer, oysa Pers diye bir isim veya ülke adı gerçekte yoktur.
Elam ülkesinin başkenti Bar'dır ve çok sonraları Doğu Roma diline bu isim, Pers olarak geçmiştir.
Her konuda batılıları referans alan tarihçilerimiz, kadim Türk coğrafyasında Türkçe isimlerle kurulan devlet veya hanlıkların gerek tarihçeleri ve gerekse de isimleri konusunda daima hatalı bilgilere sahip olmuştur.
Elam uygarlığından sonra bu coğrafyada kurulan ikinci devletin adı, Gut hanlığıdır.
Ardından Kas hanlığı gelir.
Onun ardından ise yine Orta Asya Türk boylarından oluşan topluluklar tarafından, Mada kağanlığı kurulur.
Mada ismi daha sonra, Med olarak telaffuz edilir.
Bu isim, Romalılar tarafından kendi dillerine göre uyarlanır ve doğru değildir.
Mada kağanlığından sonra yeniden Elam kağanlığı bu coğrafyada uygarlık kurar.
Onun da ardından, 1.Part kağanlığı. (Tamamı Türkmenistan'dan gelen bir Türk boyundandır)
Hemen ardından ise yine 2.Part kağanlığı hüküm sürer.
Bu tarihten sonra sırasıyla;
Tahirliler - 821
Seferliler - 861
Sacoğulları - 889
Büveyhliler - 934
Samanlılar
İlyaslılar 1000'li yıllar.
Gazneliler 1186
Gazne hanlığı
Selçuklular
Harzem Hanlığı
İl Hanlığı
Timur Hanlığı
Akkoyunlu Hanlığı
Safeviler Hanlığı
Afşar Hanlığı
Kacar Hanlığı -1924
Görüldüğü üzere bu kadim coğrafyada tarihin ilk başlangıcından bu tarafa hüküm sürmüş olan uygarlıkların tamamı Türk uygarlığıdır.
İran adına gelince…
İran, Aryan sözünden İngilizlerin ürettiği bir sözcüktür.
Bugün savaş ortamında sokaklara akın eden İran halkının tamamına yakını, Türkçe konuşmaktadır.
Yani nasıl Azerbaycan için, iki devlet tek millet deniliyorsa, aynısı İran için de kullanılabilir.
İşte o zaman İslam dünyasında birlik olur.
İran dendiğinde, adeta bir öcüden bahsediliyormuş gibi algılanan ve bu yönde kasıtlı propagandaların yapılmasına sebep olan, MOSSAD ve CIA'dır.
Bugün Türk halkının İran halkının yanında yer almasının nedeni, bu coğrafyanın Türk milletinden ibaret oluşudur.
Sadece bu değil, İran'ın Ehl-i Beyt'e samimi olarak sahip çıkması ve bu uğurda çok bedeller ödemiş olmasındandır.
Dolayısıyla meseleye tarihsel perspektiften ve gerçeklikten bakılması, bizi en doğru bilgi ve kanaate ulaştıracaktır.
İran'ın Fars veya Farisi oluşunun tarihsel ve bilimsel bir temeli yoktur.
Kendilerini Pars milletinden olmak veya tanımlamak için kullanılan bir sözün, yanlış telaffuzlarla Fars veya Farisi şeklini alması, tarihsel bir gerçeklik olarak aydınlığa kavuşmuştur.
Arapçada P harfinin olmaması nedeniyle, Parsi olması gereken sözcük, Farisi olarak kullanılmaya başlanmış ve öyle kalmıştır.
Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Part kağanlığı, Türk uygarlığıdır.
Bu kadar yakın ve komşu bir ülkenin tarihi konusunda nasıl olur da felaket derecede cehalet söz konusu olabilir, bunu sizlerin takdirine bırakıyorum.
Ne mutlu Türküm diyene.
Çok ilginçtir, İran'ı Şii olduğu için eleştiren Sünni dünyasına baktığımızda, tamamında ABD üslerinin olduğunu görmekteyiz.
Oysa İran'a baktığımızda ve özellikle de 1979 devriminden sonra ABD ve İsrail ortak yapımı olan BOP tasarımına karşı dimdik duran tek ülke, İran olmuştur.
Bu bir realite olup, İran'ın övülmesi ile ilgili basite indirgenecek bir mevzu değildir.
İran ve İran tarihi konusunda çok fazla bilgiye sahip olana rastlayamazsınız.
Genel olarak İranlılar için, çok köklü bir Pers devlet geleneği ve medeniyetine sahip bir ülke olduğu vurgusu yapılır.
Böyle dense ne zararı var diye düşünebilirsiniz.
Zararı yok ama faydası da yok!
Oysa İran ismi, daha 1924 yılında konulmuş ve 1925 tarihinde resmileşmiştir.
O tarihe kadar ve bugün bile bu coğrafya, tamamen Türklerin egemenliği altında bulunmuş bir coğrafyasıdır ve bugün İran olarak bildiğimiz ülkenin halkı da Türk'tür.
Bugün İran olarak bilinen toprakların MÖ 4500'lere kadar uzanan süreç ve serüvenine bakmadan önce bugüne dair yorumlarda bulunmak, çok sağlıklı netice vermeyecektir.
İran coğrafyasında ilk devletlerin tarihi, Elam ve Sümer uygarlığı ile başlar.
Sümerler diye bildiğimiz parlak medeniyet, bugün Suriye'nin bulunduğu bölge tarafında kalarak Elam'lardan ayrılırken, İran diye bugün bilinen topraklarda Elam uygarlığı kök salar.
Batı dili ve tarihinde bu bölge adı Pers olarak geçer, oysa Pers diye bir isim veya ülke adı gerçekte yoktur.
Elam ülkesinin başkenti Bar'dır ve çok sonraları Doğu Roma diline bu isim, Pers olarak geçmiştir.
Her konuda batılıları referans alan tarihçilerimiz, kadim Türk coğrafyasında Türkçe isimlerle kurulan devlet veya hanlıkların gerek tarihçeleri ve gerekse de isimleri konusunda daima hatalı bilgilere sahip olmuştur.
Elam uygarlığından sonra bu coğrafyada kurulan ikinci devletin adı, Gut hanlığıdır.
Ardından Kas hanlığı gelir.
Onun ardından ise yine Orta Asya Türk boylarından oluşan topluluklar tarafından, Mada kağanlığı kurulur.
Mada ismi daha sonra, Med olarak telaffuz edilir.
Bu isim, Romalılar tarafından kendi dillerine göre uyarlanır ve doğru değildir.
Mada kağanlığından sonra yeniden Elam kağanlığı bu coğrafyada uygarlık kurar.
Onun da ardından, 1.Part kağanlığı. (Tamamı Türkmenistan'dan gelen bir Türk boyundandır)
Hemen ardından ise yine 2.Part kağanlığı hüküm sürer.
Bu tarihten sonra sırasıyla;
Tahirliler - 821
Seferliler - 861
Sacoğulları - 889
Büveyhliler - 934
Samanlılar
İlyaslılar 1000'li yıllar.
Gazneliler 1186
Gazne hanlığı
Selçuklular
Harzem Hanlığı
İl Hanlığı
Timur Hanlığı
Akkoyunlu Hanlığı
Safeviler Hanlığı
Afşar Hanlığı
Kacar Hanlığı -1924
Görüldüğü üzere bu kadim coğrafyada tarihin ilk başlangıcından bu tarafa hüküm sürmüş olan uygarlıkların tamamı Türk uygarlığıdır.
İran adına gelince…
İran, Aryan sözünden İngilizlerin ürettiği bir sözcüktür.
Bugün savaş ortamında sokaklara akın eden İran halkının tamamına yakını, Türkçe konuşmaktadır.
Yani nasıl Azerbaycan için, iki devlet tek millet deniliyorsa, aynısı İran için de kullanılabilir.
İşte o zaman İslam dünyasında birlik olur.
İran dendiğinde, adeta bir öcüden bahsediliyormuş gibi algılanan ve bu yönde kasıtlı propagandaların yapılmasına sebep olan, MOSSAD ve CIA'dır.
Bugün Türk halkının İran halkının yanında yer almasının nedeni, bu coğrafyanın Türk milletinden ibaret oluşudur.
Sadece bu değil, İran'ın Ehl-i Beyt'e samimi olarak sahip çıkması ve bu uğurda çok bedeller ödemiş olmasındandır.
Dolayısıyla meseleye tarihsel perspektiften ve gerçeklikten bakılması, bizi en doğru bilgi ve kanaate ulaştıracaktır.
İran'ın Fars veya Farisi oluşunun tarihsel ve bilimsel bir temeli yoktur.
Kendilerini Pars milletinden olmak veya tanımlamak için kullanılan bir sözün, yanlış telaffuzlarla Fars veya Farisi şeklini alması, tarihsel bir gerçeklik olarak aydınlığa kavuşmuştur.
Arapçada P harfinin olmaması nedeniyle, Parsi olması gereken sözcük, Farisi olarak kullanılmaya başlanmış ve öyle kalmıştır.
Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Part kağanlığı, Türk uygarlığıdır.
Bu kadar yakın ve komşu bir ülkenin tarihi konusunda nasıl olur da felaket derecede cehalet söz konusu olabilir, bunu sizlerin takdirine bırakıyorum.
Ne mutlu Türküm diyene.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- İran’ın gerçek tarihi / 01.04.2026
- ABD’ye tapanlar bilsin ki, o artık öldü! / 23.03.2026
- Büyük olmak inanmakla mümkündür / 17.03.2026
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026
- ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek / 09.03.2026
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- Yalancısın, alçaksın, şerefsizsin! / 20.02.2026
- Hüseyin Baş’tan küresel dünyaya tarihi mesaj / 10.02.2026
- ABD’ye tapanlar bilsin ki, o artık öldü! / 23.03.2026
- Büyük olmak inanmakla mümkündür / 17.03.2026
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026
- ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek / 09.03.2026
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- Yalancısın, alçaksın, şerefsizsin! / 20.02.2026
- Hüseyin Baş’tan küresel dünyaya tarihi mesaj / 10.02.2026



























































