Dünyanın bin bir hali varken ve Türkiye'de halk, en temel ihtiyaç maddesi olan gıdaya bile erişemezken şimdi nereden çıktı bu konu diyebilirsiniz.
Cevabı çok açık ve net.
23 yıllık bir iktidar var Türkiye'de ve halk yandım Allah demesine rağmen, halen ve yine aynı partiyi iş başına getiriyor.
Peki neden?
Muhalefet o kadar dağınık ve o denli stratejik hatalar yapıyor ki, iktidara muhalefeti yine iktidar yapıyor adeta.
Böyle olduğu için bir nesil hep aynı iktidarı görmüş oldu iş başında.
Türkiye'de hiçbir şey seyrinde ve normal koşullarda yürümüyor.
Bugün ki siyasetle 80 veya 90'lı yılların siyaseti arasında koşullar ve kuşakların geldiği nokta bakımından, yüzde yüz farklılıklar vardır.
Hal böyle olduğu halde siz tutar o yılların siyaset alışkanlıklarında veya stratejilerinde ısrar ederseniz, sonuç bugün ki gibi olur maalesef.
Peki, muhalefet partilerinin yapması gerektiği halde yapmadığı veya beceremediği iş nedir tam olarak diye soranlar için yanıtım şudur.
Önce danışmanlarınızı bir gözden geçiriniz.
Yok, danışmanlar çok iyi diyorsanız, o zaman sizde bir sorun var demektir.
Bence siyasi parti liderlerinin saha gerçekliğinden bihaber sözde danışman kalabalıklarının yerine, işinde uzman psikologlar veya sosyologlarla yol yürümesi çok daha yararlı olacaktır.
Ömründe bir kere olsun bakkala manava veya fırına ekmek almaya gitmemiş ve dolayısıyla toplumun kılcal damarlarıyla bir şekilde teması olmamış insanları, nasıl oluyor da danışman yaparlar hayret ederim doğrusu!
Oysa bir sosyolog veya psikolog toplumu ve taşıdığı duyguları çok daha iyi bilir.
İşte CHP'nin ne yapsa iktidar olamamasının en temel nedeni budur.
Yoksa CHP'nin bir iktisat modeli olmadığı için halk onu tercih etmiyor değildir.
Halkımız maalesef, dünya çapında modeli olanı da tercih etmemiştir.
Bunlar bir hakikat olarak bu ülkede yaşanmış ve uzun yıllar maalesef heba olup gitmiştir.
Vaktiyle CHP'nin, jakoben ve burjuva partisi görüntüsünden dolayı sahada yaşamadığı zorluk kalmamıştı.
CHP bu imaj probleminden daha yeni yeni kurtulmaya başladığı için, yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkmıştır.
Kaldı ki yerel seçimlerde CHP'yi birinci parti yapan, sadece CHP'lilerin oyu değildi.
İşte tırışkadan bir danışmanla çalışırsanız size bu gerçeği hatırlatacak kimse olmaz.
Danışmanlık o bakımdan bir partide çok stratejik bir konuma sahiptir.
Dediğim dedik, çaldığım düdüktür diyen bir Genel başkan olur ve hiçbir ikazı dikkate almazsa, bütün teşkilatların çabası boşa gitmiş ve finalde iktidarın ekmeğine yağ sürmüş olursunuz.
Mesela bir iki örnek:
İYİ Parti'nin bir kongresine gitmiştim ve orada konuşma yapan Genel başkan Dervişoğlu salonda sesini duyurmaya çalışan bir partiliyi fena fırçalamıştı.
İşte bu çok büyük ve vahim bir yol kazasıdır.
Halkın sesine tahammül edemeyen bir siyasetçinin başarılı olma şansı, ağzıyla kuş tutsa asla mümkün değildir.
Bir başka örnekte CHP lideri Özgür Özel'den.
Özel bir miting esnasında alandan sesini duyurmaya çalıştığı için benzer bir şekilde ve milletin içinde fırçalanmıştı.
"Burada Genel başkan konuşuyor susup dinleyeceksin" şeklindeki yüksek kibirli sözler, herkesin tepkisini çekmiş olmasına rağmen miting ambiyansının etkisiyle belli edilmemişti.
Ne demek halkı fırçalamak.
Halk asıl, sen vekilsin veya sadece Genel başkansın.
Halk varsa sen orada varsın.
İşte bunu da demesi ve önceden hatırlatması gereken danışmanlar olmadığı ve sadece dalkavukluk yaptıkları için, çok büyük emekler bazen boşa da gidebiliyor.
Bu anlattığım mevzuya verilebilecek en yapıcı örnek ise BTP lideri Hüseyin Baş'tır.
Hüseyin Baş'ı konuşmalarında dikkatle takip edin bakın.
Sözü ne zaman halk tarafından kesilse, büyük bir erdem, sabır ve güler yüzle o konuşmanın bitmesini bekliyor.
Zaten halktan yükselen ses muhalefet etmek için değil, katkıda bulunmak içindir.
Bence Hüseyin Baş'ın partili partisiz Türkiye'de en çok sevilen lider olmasının başlıca nedeni; yapıcı, tahammüllü ve sempatik olmasıdır.
Bugün hiçbir rakam vermeye gerek duymadan ülke ekonomisinin, dünyanın en kötü ekonomisi olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.
Türkiye'de bir asgari ücretle 451 litre benzin alınabilirken, savaşın tam ortasında bulunan İran'da bir asgari ücretle, 6 bin 666 litre benzin alabilmek mümkün.
İran'da bir kg domates 16 lira iken, Türkiye'de 100-150 lira gibi astronomik bir rakamla satılmaktadır.
Şimdi siz söyleyin, savaşta olan İran mı yoksa Türkiye mi?
İnanın ekonomiye dair bütün rakamlar ezberimde ama hiç girmiyorum ve de hiç gerek yok.
Bu kadar başarısız ve beceriksiz bir iktidardan ülke yönetimini devralamayan muhalefetin, nasıl bir kafaya sahip olduğunu varın siz düşünün.
CHP'ye yapılan büyük haksızlıklar var doğru.
Demokrasi rafa kalkmıştır bu da doğru.
Hukuk izinsiz tatile çıktı ve nereye gittiği ve döneceği belli değil bunlar da doğru.
Peki, sen ey CHP ve Özgür Özel!
Niçin en büyük zaafın olan ekonomi ve çözümleri konusunda mesela BTP ile bugüne kadar oturup konuşmadın ve hatta çalıştay yapmadın?
BTP mi senin arkandan koşacak ve "ne olur gel şu modeli uygulayalım" diyecek.
Böyle bir saçmalık olur mu?
Nerede senin mübarek danışmanların.
Yoksa sende mi demokratik krallık aşkıyla yanarsın.
Kibirli misin değil misin gerçekten emin değilim.
Ama bence sen ilk iş olarak şu zırva komisyonundan çekildiğini bir duyur.
Sonra doğru yolu ve adresi bulursun.
Bitirirken çok çarpıcı bulduğum ve canımı sıkan bir anekdotu bir iki cümle ile aktarmak isterim.
Vaktiyle Merak Akşener'in danışmanlığını yapmış ve aynı zamanda iktisat politikalarında belirleyici olmuş bir danışmanla sohbetimizde, çok ilginç ve hatta bana ters gelen cümleler kurdu.
Efendim dedi ben İYİ Parti'nin milli ve kalkınmacı politikalarını, geniş bir akademik çevreyle hazırlamış biriyim.
Ancak Akşener, bu politikaların uygulanamayacağını ifade etmek zorunda bırakılmış.
Danışman arkadaş, Akşener'e neden ve kimden çekiniyoruz diye sordum diyor.
Akşener'de, yukarıdan, küresel sistemin sahipleri diye yanıt vermiş.
Ve ekledi; Küresel sistemi karşınıza alırsanız sizi iktidar yapmazlar.
Onun için bu çevrelerle daima uyumlu olmak gerekir.
Onlarla belli konularda anlaşmak gerekir diye de ekledi.
Yani sizin milliyetçi ve bilimum Atatürkçü zannettiğiniz diğer birçok partide durum aynısıdır.
Ve ben çok yakinen biliyorum ki, bunların nüfuz edemediği tek hareket, Bağımsız Türkiye Partisi'dir.
Şimdi anladınız mı BTP'nin neden 6'lı masaya alınmadığını.
İttifakların hep dışında tutulmak istenmesini.
Yok öyle bir şey diyen CHP'yi göreceğiz.
Takipteyiz!
Cevabı çok açık ve net.
23 yıllık bir iktidar var Türkiye'de ve halk yandım Allah demesine rağmen, halen ve yine aynı partiyi iş başına getiriyor.
Peki neden?
Muhalefet o kadar dağınık ve o denli stratejik hatalar yapıyor ki, iktidara muhalefeti yine iktidar yapıyor adeta.
Böyle olduğu için bir nesil hep aynı iktidarı görmüş oldu iş başında.
Türkiye'de hiçbir şey seyrinde ve normal koşullarda yürümüyor.
Bugün ki siyasetle 80 veya 90'lı yılların siyaseti arasında koşullar ve kuşakların geldiği nokta bakımından, yüzde yüz farklılıklar vardır.
Hal böyle olduğu halde siz tutar o yılların siyaset alışkanlıklarında veya stratejilerinde ısrar ederseniz, sonuç bugün ki gibi olur maalesef.
Peki, muhalefet partilerinin yapması gerektiği halde yapmadığı veya beceremediği iş nedir tam olarak diye soranlar için yanıtım şudur.
Önce danışmanlarınızı bir gözden geçiriniz.
Yok, danışmanlar çok iyi diyorsanız, o zaman sizde bir sorun var demektir.
Bence siyasi parti liderlerinin saha gerçekliğinden bihaber sözde danışman kalabalıklarının yerine, işinde uzman psikologlar veya sosyologlarla yol yürümesi çok daha yararlı olacaktır.
Ömründe bir kere olsun bakkala manava veya fırına ekmek almaya gitmemiş ve dolayısıyla toplumun kılcal damarlarıyla bir şekilde teması olmamış insanları, nasıl oluyor da danışman yaparlar hayret ederim doğrusu!
Oysa bir sosyolog veya psikolog toplumu ve taşıdığı duyguları çok daha iyi bilir.
İşte CHP'nin ne yapsa iktidar olamamasının en temel nedeni budur.
Yoksa CHP'nin bir iktisat modeli olmadığı için halk onu tercih etmiyor değildir.
Halkımız maalesef, dünya çapında modeli olanı da tercih etmemiştir.
Bunlar bir hakikat olarak bu ülkede yaşanmış ve uzun yıllar maalesef heba olup gitmiştir.
Vaktiyle CHP'nin, jakoben ve burjuva partisi görüntüsünden dolayı sahada yaşamadığı zorluk kalmamıştı.
CHP bu imaj probleminden daha yeni yeni kurtulmaya başladığı için, yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkmıştır.
Kaldı ki yerel seçimlerde CHP'yi birinci parti yapan, sadece CHP'lilerin oyu değildi.
İşte tırışkadan bir danışmanla çalışırsanız size bu gerçeği hatırlatacak kimse olmaz.
Danışmanlık o bakımdan bir partide çok stratejik bir konuma sahiptir.
Dediğim dedik, çaldığım düdüktür diyen bir Genel başkan olur ve hiçbir ikazı dikkate almazsa, bütün teşkilatların çabası boşa gitmiş ve finalde iktidarın ekmeğine yağ sürmüş olursunuz.
Mesela bir iki örnek:
İYİ Parti'nin bir kongresine gitmiştim ve orada konuşma yapan Genel başkan Dervişoğlu salonda sesini duyurmaya çalışan bir partiliyi fena fırçalamıştı.
İşte bu çok büyük ve vahim bir yol kazasıdır.
Halkın sesine tahammül edemeyen bir siyasetçinin başarılı olma şansı, ağzıyla kuş tutsa asla mümkün değildir.
Bir başka örnekte CHP lideri Özgür Özel'den.
Özel bir miting esnasında alandan sesini duyurmaya çalıştığı için benzer bir şekilde ve milletin içinde fırçalanmıştı.
"Burada Genel başkan konuşuyor susup dinleyeceksin" şeklindeki yüksek kibirli sözler, herkesin tepkisini çekmiş olmasına rağmen miting ambiyansının etkisiyle belli edilmemişti.
Ne demek halkı fırçalamak.
Halk asıl, sen vekilsin veya sadece Genel başkansın.
Halk varsa sen orada varsın.
İşte bunu da demesi ve önceden hatırlatması gereken danışmanlar olmadığı ve sadece dalkavukluk yaptıkları için, çok büyük emekler bazen boşa da gidebiliyor.
Bu anlattığım mevzuya verilebilecek en yapıcı örnek ise BTP lideri Hüseyin Baş'tır.
Hüseyin Baş'ı konuşmalarında dikkatle takip edin bakın.
Sözü ne zaman halk tarafından kesilse, büyük bir erdem, sabır ve güler yüzle o konuşmanın bitmesini bekliyor.
Zaten halktan yükselen ses muhalefet etmek için değil, katkıda bulunmak içindir.
Bence Hüseyin Baş'ın partili partisiz Türkiye'de en çok sevilen lider olmasının başlıca nedeni; yapıcı, tahammüllü ve sempatik olmasıdır.
Bugün hiçbir rakam vermeye gerek duymadan ülke ekonomisinin, dünyanın en kötü ekonomisi olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.
Türkiye'de bir asgari ücretle 451 litre benzin alınabilirken, savaşın tam ortasında bulunan İran'da bir asgari ücretle, 6 bin 666 litre benzin alabilmek mümkün.
İran'da bir kg domates 16 lira iken, Türkiye'de 100-150 lira gibi astronomik bir rakamla satılmaktadır.
Şimdi siz söyleyin, savaşta olan İran mı yoksa Türkiye mi?
İnanın ekonomiye dair bütün rakamlar ezberimde ama hiç girmiyorum ve de hiç gerek yok.
Bu kadar başarısız ve beceriksiz bir iktidardan ülke yönetimini devralamayan muhalefetin, nasıl bir kafaya sahip olduğunu varın siz düşünün.
CHP'ye yapılan büyük haksızlıklar var doğru.
Demokrasi rafa kalkmıştır bu da doğru.
Hukuk izinsiz tatile çıktı ve nereye gittiği ve döneceği belli değil bunlar da doğru.
Peki, sen ey CHP ve Özgür Özel!
Niçin en büyük zaafın olan ekonomi ve çözümleri konusunda mesela BTP ile bugüne kadar oturup konuşmadın ve hatta çalıştay yapmadın?
BTP mi senin arkandan koşacak ve "ne olur gel şu modeli uygulayalım" diyecek.
Böyle bir saçmalık olur mu?
Nerede senin mübarek danışmanların.
Yoksa sende mi demokratik krallık aşkıyla yanarsın.
Kibirli misin değil misin gerçekten emin değilim.
Ama bence sen ilk iş olarak şu zırva komisyonundan çekildiğini bir duyur.
Sonra doğru yolu ve adresi bulursun.
Bitirirken çok çarpıcı bulduğum ve canımı sıkan bir anekdotu bir iki cümle ile aktarmak isterim.
Vaktiyle Merak Akşener'in danışmanlığını yapmış ve aynı zamanda iktisat politikalarında belirleyici olmuş bir danışmanla sohbetimizde, çok ilginç ve hatta bana ters gelen cümleler kurdu.
Efendim dedi ben İYİ Parti'nin milli ve kalkınmacı politikalarını, geniş bir akademik çevreyle hazırlamış biriyim.
Ancak Akşener, bu politikaların uygulanamayacağını ifade etmek zorunda bırakılmış.
Danışman arkadaş, Akşener'e neden ve kimden çekiniyoruz diye sordum diyor.
Akşener'de, yukarıdan, küresel sistemin sahipleri diye yanıt vermiş.
Ve ekledi; Küresel sistemi karşınıza alırsanız sizi iktidar yapmazlar.
Onun için bu çevrelerle daima uyumlu olmak gerekir.
Onlarla belli konularda anlaşmak gerekir diye de ekledi.
Yani sizin milliyetçi ve bilimum Atatürkçü zannettiğiniz diğer birçok partide durum aynısıdır.
Ve ben çok yakinen biliyorum ki, bunların nüfuz edemediği tek hareket, Bağımsız Türkiye Partisi'dir.
Şimdi anladınız mı BTP'nin neden 6'lı masaya alınmadığını.
İttifakların hep dışında tutulmak istenmesini.
Yok öyle bir şey diyen CHP'yi göreceğiz.
Takipteyiz!
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Liderlere danışman değil psikolog lazım / 27.04.2026
- Fikirleri dünyada iktidar olmuş tek insan: Prof. Dr. Haydar Baş / 16.04.2026
- “Ben Türk ordusunun başıyım, Türkmen’im” / 14.04.2026
- TBMM ara seçime evet demek zorundadır / 13.04.2026
- Türkiye’yi etnisite üzerinden bölme planı! / 12.04.2026
- CHP neden Atatürkçü partilere mesafeli / 08.04.2026
- İran’ın gerçek tarihi / 01.04.2026
- ABD’ye tapanlar bilsin ki, o artık öldü! / 23.03.2026
- Büyük olmak inanmakla mümkündür / 17.03.2026
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026
- Fikirleri dünyada iktidar olmuş tek insan: Prof. Dr. Haydar Baş / 16.04.2026
- “Ben Türk ordusunun başıyım, Türkmen’im” / 14.04.2026
- TBMM ara seçime evet demek zorundadır / 13.04.2026
- Türkiye’yi etnisite üzerinden bölme planı! / 12.04.2026
- CHP neden Atatürkçü partilere mesafeli / 08.04.2026
- İran’ın gerçek tarihi / 01.04.2026
- ABD’ye tapanlar bilsin ki, o artık öldü! / 23.03.2026
- Büyük olmak inanmakla mümkündür / 17.03.2026
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026




























































