Türkiye 'su'yuna sahip çıkmalı
TSKB'nin su raporuna göre, 2015 yılında 1.422 metreküp olarak hesaplanan kişi başına düşen su miktarı, 2017 yılı itibariyle 1.386 metreküpe indi. Raporda muhtemel su sorununun önüne kamu, özel sektör ve vatandaş işbirliği ile geçilebileceğine işaret edildi
19.03.2019 00:00:00





SELİM AYANOĞLU/İSTANBUL
Türkiye Sinai Kalkınma Bankası (TSKB) Ekonomik Araştırmalar, 22 Mart Dünya Su Günü yaklaşırken, "Su: Yeni Elmas'' başlıklı bir rapor hazırladı. Raporda hayati bir önemi haiz bir kaynak olan suyun, iktisadî olarak da önemi ortaya konulurken, dünya ve Türkiye'de su kullanımına dair öne çıkan veriler ve beklentiler paylaşıldı.
Raporda sektörlerin su tüketimi oranları da yer alıyor. Buna göre, küresel olarak su kaynaklarının yaklaşık yüzde 69'u tarımsal amaçlarla kullanılırken, yüzde 19'u sanayi sektörü ve yüzde 12'si ise evsel kullanım için tüketiliyor. Raporda su tüketimiyle ilgili şu bilgilere yer veriliyor: "Su tüketiminin nüfus artışının yanı sıra ekonomik gelişmeler, değişen tüketici yapısı ve bazı diğer faktörlere bağlı olarak artacağı bekleniyor.
Dünyanın birçok bölgesinde tatlı suyun yüzde 70'e yakını tarım için kullanılıyor. Ancak bu oran ülkeden ülkeye önemli ölçüde değişiklik gösteriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere birçok ülke için tarım sektörü en çok suyu tüketiyor olmasına rağmen ilgili ülkeye daha düşük bir fayda sağlıyor."
Dünyanın birçok bölgesinde tatlı suyun yüzde 70'e yakını tarım için kullanılıyor. Ancak bu oran ülkeden ülkeye önemli ölçüde değişiklik gösteriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere birçok ülke için tarım sektörü en çok suyu tüketiyor olmasına rağmen ilgili ülkeye daha düşük bir fayda sağlıyor."
Su miktarı sabit
Yeryüzündeki su miktarı yıllar içinde sabit kalırken, artan ihtiyaca bağlı olarak su kaynakları üzerindeki baskının daha da derinleştiğinin belirtildiği raporda, bunun birçok ülkede su kıtlığı sorununu ortaya çıkardığına vurgu yapıldı.
Raporda Türkiye'deki güncel durumla ilgili ise şu ifadelere yer verildi: "Üç tarafı sularla çevrili olmasına rağmen, Türkiye'nin su stresli bir ülke olduğu biliniyor. Türkiye, zaman zaman aşırı sıcaklıkların görüldüğü 'yarı kurak' bir bölgede yer alıyor.
2004 ve 2016 yılları arasında su kullanımında yüzde 50'den fazla artış gerçekleşti. Nüfus ve ekonomik büyüme oranının etkileri de dikkate alındığında, gelecekte Türkiye'nin su kaynakları üzerindeki baskının artması bekleniyor. Gelecek nesillere sağlıklı ve yeterli miktarda su aktarılması için kaynakların korunması ve verimli kullanılması gerekiyor.
Artan enerji talebiyle birlikte, enerji üretimi için su kullanımı artıyor. Türkiye'de sanayide su kullanımının payı, yıllar ilerledikçe yüzde 11'den yüzde 18'e kadar yükselirken, en çok su kullanan sanayi sektörleri arasında kimya, petrokimya, demir çelik, tekstil, kâğıt ve gıda bulunuyor."
2004 ve 2016 yılları arasında su kullanımında yüzde 50'den fazla artış gerçekleşti. Nüfus ve ekonomik büyüme oranının etkileri de dikkate alındığında, gelecekte Türkiye'nin su kaynakları üzerindeki baskının artması bekleniyor. Gelecek nesillere sağlıklı ve yeterli miktarda su aktarılması için kaynakların korunması ve verimli kullanılması gerekiyor.
Artan enerji talebiyle birlikte, enerji üretimi için su kullanımı artıyor. Türkiye'de sanayide su kullanımının payı, yıllar ilerledikçe yüzde 11'den yüzde 18'e kadar yükselirken, en çok su kullanan sanayi sektörleri arasında kimya, petrokimya, demir çelik, tekstil, kâğıt ve gıda bulunuyor."
Kişi başına düşen su miktarı azalıyor
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne göre, Türkiye'nin halen tüketilebilecek yüzey suyu potansiyelinin 98 milyar metreküp olduğu belirtilen raporda, 14 milyar metreküp güvenli yeraltı suyunun da eklenmesiyle net su potansiyelinin 112 milyar metreküp olduğu ifade edildi. Raporda, şu bilgilere yer verildi: "Türkiye, 2023 yılına kadar net su potansiyelini tam randımanlı şekilde kullanmayı amaçlamaktadır.
2015 yılında 1.422 metreküp olarak hesaplanan kişi başına düşen su miktarı, 2017 yılı itibariyle, 1.386 metreküp olarak hesaplanmaktadır. Avrupa'daki ve dünyadaki diğer ülkeler incelendiğinde, Türkiye, kişi başına kullanılabilir su miktarı açısından su sıkıntısı çeken ülkelerden biri olarak göze çarpmaktadır.
Genel bir kural olarak, kişi başına yıllık 5.000 metreküpten fazla su potansiyeli olan bir ülke su zengini olarak kabul edilmektedir. 2023 yılında 87 milyon nüfusa sahip olması beklenen su stresli Türkiye'nin, 2023 yılındaki su potansiyeli 1.289 metreküp/kişi seviyesine düşecektir."
2015 yılında 1.422 metreküp olarak hesaplanan kişi başına düşen su miktarı, 2017 yılı itibariyle, 1.386 metreküp olarak hesaplanmaktadır. Avrupa'daki ve dünyadaki diğer ülkeler incelendiğinde, Türkiye, kişi başına kullanılabilir su miktarı açısından su sıkıntısı çeken ülkelerden biri olarak göze çarpmaktadır.
Genel bir kural olarak, kişi başına yıllık 5.000 metreküpten fazla su potansiyeli olan bir ülke su zengini olarak kabul edilmektedir. 2023 yılında 87 milyon nüfusa sahip olması beklenen su stresli Türkiye'nin, 2023 yılındaki su potansiyeli 1.289 metreküp/kişi seviyesine düşecektir."
Su stresinin önüne nasıl geçilir?
Su stresiyle mücadele konusunda önerilerin de yer aldığı raporda şöyle denildi: "Türkiye su yönetiminde merkezi bir yapıya sahiptir. Su stresi, esasen kamu ve özel sektörün senkronize olmuş eylemleriyle azaltılabilir.
Yapılması gereken temel eylemler arasında kolektif önlemler almak ve su tüketiminde tasarrufları artırmak için farkındalık yaratmak bulunmaktadır. Sanayi istihdamının nüfusu fazla olan bölgelerden nüfus yoğunluğu daha az bölgelere taşınmasını hedefleyen düşük nüfuslu bölgelere göç, bölgesel sorunu azaltabilir." İklim değişikliği ve su sıkıntısının yaratacağı sorunlarla ilgili alınacak önlemler ise şöyle sıralandı: "Arıtma ve arındırma tesisleri, su şebekelerinin ve boru hatlarının iyileştirilerek kayıp oranlarının azaltılması politika yapıcılar, belediyeler ve şirketleri tarafından atılabilecek önemli adımlar arasında sayılabilir.
Verimsiz su tüketimini iyileştirici düzenlemeler yapılması, tarım üreticilerinin, özel sektörün ve hanehalkının farkındalığının artırılması ve daha verimli araç kullanımı ile su tüketiminin nasıl azaltılacağı konusunda yönlendirilmesi su stresi ile mücadelede etkin olacaktır."
Yapılması gereken temel eylemler arasında kolektif önlemler almak ve su tüketiminde tasarrufları artırmak için farkındalık yaratmak bulunmaktadır. Sanayi istihdamının nüfusu fazla olan bölgelerden nüfus yoğunluğu daha az bölgelere taşınmasını hedefleyen düşük nüfuslu bölgelere göç, bölgesel sorunu azaltabilir." İklim değişikliği ve su sıkıntısının yaratacağı sorunlarla ilgili alınacak önlemler ise şöyle sıralandı: "Arıtma ve arındırma tesisleri, su şebekelerinin ve boru hatlarının iyileştirilerek kayıp oranlarının azaltılması politika yapıcılar, belediyeler ve şirketleri tarafından atılabilecek önemli adımlar arasında sayılabilir.
Verimsiz su tüketimini iyileştirici düzenlemeler yapılması, tarım üreticilerinin, özel sektörün ve hanehalkının farkındalığının artırılması ve daha verimli araç kullanımı ile su tüketiminin nasıl azaltılacağı konusunda yönlendirilmesi su stresi ile mücadelede etkin olacaktır."



















































































