Türkiye'de DEAŞ tehdidi
Türkiye'de DEAŞ tehdidi yeniden alevlendi. Yalova'daki kanlı çatışma ve yılbaşı öncesi büyük operasyonlar, güvenlik zaafiyetlerini ve hükümetin baskı odaklı stratejisini sorgulatıyor
Eyüp Kabil





İncelendiğinde, bu olaylar yalnızca bir terörle mücadele hamlesi olarak değil, aynı zamanda hükümetin iç ve dış politika stratejilerinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Operasyonların detayları
Emniyet güçleri bugün, ülke genelinde 21 ilde eş zamanlı baskınlar düzenleyerek 357 DEAŞ şüphelisini gözaltına aldı. Bu operasyonlar, İstanbul, Ankara ve Yalova gibi büyük şehirleri kapsıyordu ve Yeni Yıl kutlamalarına yönelik olası saldırı planlarını önlemeyi hedefliyordu. Dün Yalova'da yaşanan çatışmada ise 3 polis memuru şehit olurken, 6 DEAŞ militanı öldürüldü. Bu olaylar, hükümetin "terörle mücadele" söylemini güçlendirirken, bazı çevrelerce operasyonların aceleci ve koordinasyonsuz olduğu savunuldu.
Tehdidin kökenleri ve dış bağlantılar
IŞİD'in Türkiye'deki varlığı, Suriye iç savaşının mirası olarak görülebilir. 2010'ların ortalarında Türkiye'nin Suriye politikası, muhalif gruplara destek verirken IŞİD'in sızmasına zemin hazırlamıştı. Bugün, örgüt üyelerinin ülke içinde hücreler kurması, mülteci akınları ve sınır güvenliğindeki zafiyetlerle doğrudan ilişkili.
Hükümetin dış politikası bu tehdidi besledi. Ayrıca, ekonomik kriz ve işsizlik gibi iç sorunlar, radikalleşmeyi tetikliyor. Bu bağlamda, DEAŞ'ın Yeni Yıl gibi sembolik tarihleri hedef alması, yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda toplumsal bölünmeyi derinleştiren bir strateji olarak yorumlanabilir. Hükümetin bu kök nedenleri göz ardı etmesi, sorunun kronikleşmesine neden oluyor.




















































































