logo
30 AĞUSTOS 2026

Türkiye’de En Popüler Küçük Irk Köpekler: En Çok Tercih Edilen Köpekler

30.08.2026 21:40:00 / Güncelleme: 30.08.2026 22:09:52
Reklam
 
Türkiye’de En Popüler Küçük Irk Köpekler: En Çok Tercih Edilen Köpekler
Türkiye’de En Popüler Küçük Irk Köpekler: En Çok Tercih Edilen Köpekler
Türkiye'de şehir yaşamının yaygınlaşmasıyla birlikte küçük ırk köpeklere yönelik ilgi de giderek artıyor. Özellikle apartmanda yaşayan, daha kompakt bir ev arkadaşı arayan veya ilk kez köpek sahiplenme sürecine girecek kişiler Toy Poodle, Pomeranian, Maltipoo, Maltese ve Yorkshire Terrier gibi küçük ırkları sıklıkla araştırıyor. Ancak küçük bir köpeğin daha az bakım, eğitim veya egzersiz gerektireceğini düşünmek doğru değildir. Her ırkın karakteri, enerji seviyesi, tüy yapısı ve sağlık açısından dikkat edilmesi gereken özellikleri farklıdır.

Küçük ırk köpeklerin popülerliğinde yalnızca boyutları etkili değildir. Sahibiyle yakın iletişim kurabilmeleri, seyahat ve şehir yaşamında nispeten daha kolay yönetilebilmeleri ve farklı karakter seçenekleri sunmaları da tercih edilmelerinde rol oynar.

Peki Türkiye'de en çok ilgi gören küçük köpek ırkları hangileri? Toy Poodle mı, Pomeranian mı, Maltipoo mu daha uygun? Çocuklu aileler hangi özelliklere dikkat etmeli? Bu rehberde küçük ırkları karakterlerinden bakım ihtiyaçlarına kadar karşılaştırıyoruz.

Küçük Irk Köpek Nedir?

"Küçük ırk köpek" tek bir köpek grubunu veya karakter tipini ifade etmez. Genel kullanımda yetişkinlikte nispeten düşük vücut ağırlığına ve küçük fiziksel yapıya sahip köpekler bu grupta değerlendirilir.

Toy Poodle, Pomeranian, Maltese, Yorkshire Terrier ve Chihuahua bunun en bilinen örnekleridir.

Ancak aynı boyut grubunda bulunmaları benzer karakterlere sahip oldukları anlamına gelmez.

Örneğin Toy Poodle zihinsel aktiviteye ve eğitime oldukça açıktır. Pomeranian çevresindeki ses ve hareketlere karşı dikkatli olabilir. Cavalier King Charles Spaniel ise daha farklı bir karakter ve fiziksel yapıya sahiptir.

Dolayısıyla küçük ırk seçerken yalnızca yetişkin ağırlığına göre karar verilmemelidir.

Türkiye'de Küçük Irk Köpekler Neden Popüler?

Türkiye'de özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya gibi büyük şehirlerde apartman yaşamı oldukça yaygın.

Bu yaşam biçimi küçük köpekleri birçok kişi açısından pratik bir seçenek hâline getiriyor.

Küçük köpeklerin ev içerisinde daha az fiziksel alan kaplaması, taşıma çantalarının daha kompakt olması ve günlük hayatta daha kolay taşınabilmeleri avantaj sağlayabilir.

Fakat küçük boyutu "kolay köpek" ile eş anlamlı kullanmamak gerekir.

Bazı küçük ırklar oldukça enerjik olabilir. Bazıları düzenli profesyonel tüy bakımına ihtiyaç duyar. Bazılarında havlama davranışının erken dönemde yönetilmesi gerekir.

Bu nedenle popüler küçük köpekleri değerlendirirken üç temel soru sorulmalıdır:

Karakteri benim yaşam tarzıma uygun mu? Bakım ihtiyaçlarını karşılayabilir miyim? Sağlık açısından hangi özelliklerini bilmeliyim?

Türkiye'de En Çok İlgi Gören Küçük Irk Köpekler

Türkiye'de küçük köpek aramalarında belirli ırklar diğerlerinden daha sık karşımıza çıkıyor. Ancak aşağıdaki sıralamayı kesin bir resmî sahiplenme istatistiği olarak değil, Türkiye'de yaygın biçimde bilinen ve yoğun ilgi gören küçük köpekler listesi olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

1. Toy Poodle

Son yıllarda küçük köpekler arasında en fazla dikkat çeken seçeneklerden biri Toy Poodle.

Kıvırcık tüyleri, küçük vücudu ve canlı yüz ifadesinin yanı sıra öğrenmeye açık karakteri Toy Poodle'ın popülerliğinde önemli rol oynar.

Poodle ailesi yüksek öğrenme kapasitesiyle bilinir. Bu nedenle Toy Poodle yalnızca küçük ve sevimli bir ev köpeği olarak değerlendirilmemelidir.

Temel komutlar, koku oyunları, interaktif oyuncaklar ve kısa eğitim çalışmaları günlük hayatını daha kaliteli hâle getirebilir.

Toy Poodle Bakımı Zor mu?

Toy Poodle'ın tüyleri düzenli bakım ister.

Kıvırcık kürkte düğümlenme oluşabileceğinden taramanın ihmal edilmemesi gerekir. Tüy uzunluğuna bağlı olarak belirli aralıklarla profesyonel grooming de gerekebilir.

Diş bakımı da küçük köpeklerde özellikle önemlidir.

Toy Poodle sahiplenirken yalnızca yetişkin ağırlığını değil düzenli bakım maliyetini ve ayırmanız gereken zamanı da değerlendirmelisiniz.

2. Pomeranian

Kabarık kürkü ve küçük vücuduyla dikkat çeken Pomeranian, Türkiye'de en çok tanınan süs köpeklerinden biridir.

Özellikle "Pomeranian Boo" ifadesi internette oldukça yaygındır.

Ancak Boo ayrı bir köpek ırkı değildir. Pomeranian'larda belirli yüz görünümünün ve özellikle ünlü Boo adlı köpeğin tıraş stilinin popülerleşmesi sonucunda günlük kullanımda yaygınlaşmış bir ifadedir.

Pomeranian'ın karakteristik özelliklerinden biri yoğun çift katmanlı kürküdür.

Bu kürkün düzenli taranması gerekir. Özellikle mevsimsel tüy değişimlerinde bakım ihtiyacı artabilir.

Pomeranian Apartmanda Yaşar mı?

Uygun eğitim ve günlük aktivite sağlandığında yaşayabilir.

Ancak Pomeranian çevresindeki seslere karşı oldukça dikkatli olabilir. Kapı sesi, koridordan geçen insanlar veya dışarıdaki köpekler havlamayı tetikleyebilir.

Bu nedenle yavru döneminden itibaren sosyalleştirme ve sakin kalma eğitimi önemlidir.

3. Maltipoo

Türkiye'de son yıllarda popülerliği artan küçük köpeklerden biri Maltipoo.

Maltese ve Poodle kökenli bir melez olan Maltipoo, özellikle kıvırcık veya dalgalı kürkü ve küçük yapısıyla dikkat çeker.

Burada bilinmesi gereken önemli nokta, Maltipoo'nun safkan ve tek tip özelliklere sahip standartlaştırılmış bir ırk olmamasıdır.

Genetik özelliklerine bağlı olarak yavrular arasında farklılık görülebilir.

Bir Maltipoo daha kıvırcık ve Poodle benzeri kürke sahipken diğeri daha düz veya dalgalı tüylü olabilir.

Yetişkin boyutu da ebeveynlerine bağlı olarak değişebilir.

Maltipoo Kimler İçin Uygun?

Sosyal etkileşime zaman ayırabilecek, düzenli tüy bakımını aksatmayacak ve köpeğin zihinsel aktivite ihtiyacını karşılayabilecek kişiler için değerlendirilebilir.

Küçük olması uzun saatler boyunca tek başına bırakılabileceği anlamına gelmez.

Yalnız kalma eğitiminin küçük yaşta ve kademeli şekilde verilmesi önemlidir.

4. Maltese

Türkiye'de genellikle Maltese Terrier adıyla da bilinen Maltese, küçük beyaz köpekler arasında en fazla tanınanlardan biridir.

Uzun, beyaz ve ipeksi görünümlü tüyleri karakteristik özelliğidir.

Küçük boyutu nedeniyle apartman yaşamında tercih edilebilir.

Ancak beyaz ve uzun tüylerin düzenli bakımı gerekir.

Özellikle göz çevresinde oluşabilen gözyaşı lekeleri beyaz kürkte daha görünür olabilir. Sürekli veya aşırı göz akıntısı yalnızca kozmetik bir sorun olarak değerlendirilmemeli, gerektiğinde veteriner hekim tarafından kontrol edilmelidir.

Maltese'in tüyleri uzun bırakılıyorsa düzenli tarama daha da önemli hâle gelir.

5. Yorkshire Terrier

Uzun ve ipeksi kürküyle tanınan Yorkshire Terrier, dünyanın en bilinen küçük köpeklerinden biridir.

Fiziksel olarak küçük olmasına rağmen Terrier geçmişinin etkisiyle oldukça özgüvenli ve hareketli olabilir.

Bu nedenle Yorkshire Terrier yalnızca çantada taşınan bir süs köpeği olarak düşünülmemelidir.

Oyun, keşif ve eğitim ihtiyacı vardır.

Uzun bırakılan tüylerinin düzenli taranması gerekir. Daha kısa bir tüy kesimi günlük bakımı kolaylaştırabilir.

Küçük çene yapısı nedeniyle ağız ve diş sağlığının düzenli takip edilmesi de önemlidir.

6. Chihuahua

Dünyanın en küçük köpek ırkları arasında yer alan Chihuahua, küçük vücuduna rağmen güçlü karakteriyle tanınır.

Kısa tüylü ve uzun tüylü çeşitleri bulunur.

Sahibine oldukça yakın davranabilen Chihuahua'larda erken dönem sosyalleştirme önemlidir.

Küçük olduğu için sürekli kucakta taşınması ve diğer köpeklerle kontrollü etkileşim kurmasına izin verilmemesi davranışsal problemlerin gelişmesine katkıda bulunabilir.

Chihuahua da diğer köpekler gibi çevreyi koklamaya, yürüyüş yapmaya, öğrenmeye ve güvenli şekilde sosyalleşmeye ihtiyaç duyar.

Çok küçük fiziksel yapısı nedeniyle özellikle çocuklarla etkileşim sırasında dikkatli olunmalıdır.

7. Shih Tzu

Uzun tüyleri ve karakteristik yüz yapısıyla Shih Tzu, küçük ev köpekleri arasında uzun yıllardır bilinen bir ırktır.

Genellikle insanlarla yakın ilişki kurabilen bir karaktere sahiptir.

Tüylerinin uzun bırakılması durumunda günlük veya çok sık tarama gerekebilir. Bu nedenle bazı sahipler daha kısa ve yönetilebilir tüy kesimlerini tercih eder.

Shih Tzu'nun basık burun yapısı nedeniyle özellikle sıcak havalarda dikkatli olunmalıdır.

Aşırı sıcak ortamlar ve yoğun egzersiz, kısa burunlu köpeklerde solunum açısından sorun oluşturabilir.

8. Cavalier King Charles Spaniel

Uzun kulakları, yumuşak yüz ifadesi ve sosyal karakteriyle Cavalier King Charles Spaniel, aile yaşamında tercih edilen küçük köpeklerden biridir.

Toy Poodle veya Chihuahua kadar küçük olmasa da küçük ırklar grubunda değerlendirilir.

Genellikle insanlarla iletişim kurmayı seven ve sahibine yakın olabilen bir köpektir.

Ancak Cavalier tercihinde sağlık geçmişinin özellikle araştırılması gerekir. Irkta bazı kalıtsal kalp rahatsızlıkları açısından yatkınlık bulunabilir.

Bu nedenle yavru seçerken ebeveynlerin sağlık taramaları önemli bir kriter olmalıdır.

9. Miniature Schnauzer

Karakteristik kaş ve sakal görünümüyle tanınan Miniature Schnauzer, küçük ama oldukça aktif bir köpektir.

Zeki, çevresine karşı dikkatli ve eğitimden keyif alabilen bir karakter gösterebilir.

Apartmanda yaşayabilir ancak düzenli egzersiz ihtiyacı vardır.

Tüy yapısı da belirli aralıklarla profesyonel bakım gerektirebilir.

Aktif bir küçük köpek isteyen ve günlük yürüyüşlere zaman ayırabilecek kişiler için değerlendirilebilir.

10. Papillon

Adını kelebeği andıran büyük kulaklarından alan Papillon, küçük vücuduna rağmen oldukça hareketli ve öğrenmeye açık bir köpektir.

Toy grubunda bulunması düşük enerji seviyesine sahip olduğu anlamına gelmez.

Papillon özellikle eğitim ve köpek sporlarında şaşırtıcı derecede başarılı olabilir.

Küçük ama aktif bir yol arkadaşı isteyen kişiler için uygun olabilir.

Ancak fiziksel olarak narin yapısı nedeniyle ev içerisindeki güvenlik ve küçük çocuklarla etkileşim dikkatle yönetilmelidir.

Küçük Irk Köpeklerin Avantajları Nelerdir?

Küçük köpeklerin şehir yaşamında bazı pratik avantajları bulunabilir.

Daha küçük yatak, taşıma çantası ve yaşam alanları yeterli olabilir. Otomobil veya toplu taşıma ile seyahat süreçleri bazı durumlarda daha kolay yönetilebilir.

Ev içerisinde fiziksel olarak daha az alan kaplamaları özellikle küçük dairelerde avantaj sağlayabilir.

Fakat bunların hiçbiri küçük köpeğin daha az sorumluluk gerektirdiğini göstermez.

Küçük köpek = az bakım formülü doğru değildir.

Örneğin Golden Retriever'ın düzenli tüy bakımına ihtiyacı olabilir ancak Toy Poodle'ın profesyonel grooming ihtiyacı daha sık olabilir.

Dolayısıyla köpeğin fiziksel büyüklüğüyle bakım ihtiyacı arasında doğrudan bir ilişki kurulmamalıdır.

Küçük Irk Köpeklerin Dezavantajları Var mı?

Elbette.

Her ırkta olduğu gibi küçük köpeklerin de yaşam koşullarına göre dezavantaj sayılabilecek özellikleri bulunabilir.

Bazı küçük köpekler fiziksel olarak daha hassastır. Özellikle yüksek mobilyalardan atlama veya küçük çocukların kontrolsüz davranışları yaralanma riski oluşturabilir.

Diş sağlığı da küçük köpeklerde özellikle önemlidir.

Ayrıca bazı küçük ırklarda diz kapağı problemleri, diş hastalıkları, trakea sorunları veya ırka özgü farklı genetik rahatsızlıklara yatkınlık bulunabilir.

Bu nedenle "küçük olduğu için veteriner masrafı da küçük olur" şeklinde düşünülmemelidir.

Apartmanda Beslemek İçin En Uygun Küçük Köpek Hangisi?

Apartman için tek bir "en iyi" küçük köpek yoktur.

Toy Poodle, Maltese, Pomeranian, Maltipoo, Shih Tzu ve Yorkshire Terrier uygun bakım ve eğitim sağlandığında apartman hayatına adapte olabilir.

Ancak apartmana uygunluk yalnızca boyutla ölçülmez.

Özellikle şu dört özellik önemlidir:

Enerji seviyesi: Günlük egzersiz ihtiyacını karşılayabiliyor musunuz?

Havlama: Komşularla sorun yaşamamak için havlama davranışını yönetebilir misiniz?

Yalnız kalma: Köpek gün içerisinde ne kadar yalnız olacak?

Tüy bakımı: Evde tarama ve gerektiğinde profesyonel bakım için zaman ayırabilir misiniz?

Bu soruların cevapları hangi ırkın sizin için daha uygun olduğunu belirlemede vücut ağırlığından daha anlamlı olabilir.

Toy Poodle mı Maltipoo mu?

Türkiye'de küçük köpek araştırması yapanların sık karşılaştırdığı iki seçenek Toy Poodle ve Maltipoo'dur.

Toy Poodle standartları belirlenmiş bir ırktır. Yetişkin fiziksel özellikleri ve genel tüy yapısı konusunda daha fazla öngörülebilirlik vardır.

Maltipoo ise Maltese ve Poodle kökenli melez bir köpektir. Dolayısıyla tüy yapısı, yetişkin boyutu ve bazı fiziksel özellikler yavrudan yavruya daha fazla değişebilir.

İki köpek de yalnızca sevimli görüntüleri nedeniyle tercih edilmemelidir.

Her ikisi de eğitim, sosyal etkileşim ve düzenli bakım gerektirir.

Pomeranian mı Toy Poodle mı?

Pomeranian ve Toy Poodle, Türkiye'de küçük köpek isteyenlerin en sık karşılaştırdığı seçeneklerden ikisidir.

Pomeranian yoğun çift katmanlı kürküyle öne çıkar. Toy Poodle ise kıvırcık ve sürekli bakım gerektiren farklı bir tüy yapısına sahiptir.

Karakter açısından Toy Poodle özellikle öğrenme ve eğitim kapasitesiyle dikkat çekerken Pomeranian daha çevreci ve uyanık bir karakter gösterebilir.

Her iki köpek de apartmanda yaşayabilir.

Ancak Pomeranian'da havlama yönetimi, Toy Poodle'da ise zihinsel aktivite ve düzenli grooming özellikle hesaba katılmalıdır.

Küçük Irk Köpekler Çocuklarla Anlaşır mı?

Bir köpeğin çocuklarla uyumu yalnızca ırkıyla belirlenemez.

Köpeğin bireysel karakteri, erken dönem sosyalleşmesi ve çocuğun hayvana yaklaşımı birlikte değerlendirilmelidir.

Küçük köpeklerde fiziksel hassasiyet ayrıca önemlidir.

Özellikle Chihuahua, Yorkshire Terrier ve çok küçük Toy Poodle bireylerinde çocuğun köpeği düşürmesi veya üzerine basması ciddi yaralanmalara neden olabilir.

Çocuklara köpeği zorla kucağa almamaları, uyurken rahatsız etmemeleri ve mama yerken müdahale etmemeleri öğretilmelidir.

Küçük çocuklarla köpeklerin etkileşimi yetişkin gözetiminde gerçekleştirilmelidir.

Küçük Irk Köpekler Çok Havlar mı?

"Küçük köpekler çok havlar" şeklindeki genelleme her birey için doğru değildir.

Ancak Pomeranian ve Miniature Schnauzer gibi çevresindeki hareketlere karşı dikkatli olabilen bazı küçük ırklarda alarm havlaması görülebilir.

Sorunun önemli bölümü eğitim ve çevre yönetimiyle ilişkilidir.

Yavru köpeği her sese havladığında kucağa almak veya istemeden havlamayı ödüllendirmek davranışın güçlenmesine neden olabilir.

Erken dönemden itibaren sakin davranışların ödüllendirilmesi faydalıdır.

Küçük Irk Köpekler Ne Kadar Egzersiz İster?

Küçük vücut düşük egzersiz ihtiyacı anlamına gelmez.

Toy Poodle ve Papillon gibi küçük köpekler oldukça aktif olabilir.

Günlük aktivite ihtiyacı ırka, yaşa ve bireysel sağlık durumuna göre değişir. Yürüyüşlerin yanında ev içerisinde oyun ve zihinsel aktiviteler de önemlidir.

Özellikle yavru köpeklerde aşırı ve zorlayıcı egzersiz yerine yaşına uygun kısa aktiviteler tercih edilmelidir.

Köpeğin yalnızca fiziksel olarak yorulması değil zihinsel olarak da meşgul edilmesi gerekir.

Küçük Irk Köpeklerin Tüy Bakımı Nasıl Yapılır?

Bakım rutini tamamen kürk tipine bağlıdır.

Toy Poodle ve Maltipoo gibi kıvırcık veya dalgalı tüylü köpeklerde düzenli tarama önemlidir.

Pomeranian'ın çift katmanlı kürkü farklı bir bakım yaklaşımı gerektirir.

Maltese ve Yorkshire Terrier gibi uzun tüylü köpeklerde ise tüyler uzun bırakılıyorsa tarama sıklığı artırılmalıdır.

Her küçük köpeğe aynı tıraş uygulanmamalıdır.

Özellikle Pomeranian gibi çift katmanlı kürke sahip köpeklerin çok kısa tıraş edilmesi konusunda dikkatli olunmalıdır.

Küçük Irk Köpek Sahiplenmeden Önce Nelere Dikkat Edilmeli?

Küçük bir köpek seçerken yalnızca fotoğrafına, rengine veya yetişkin ağırlığına odaklanmayın.

Öncelikle günlük yaşamınızı değerlendirin.

Uzun saatler çalışıyorsanız köpeğin gün içerisindeki bakımını planlayın. Sık seyahat ediyorsanız köpeğin sizinle seyahat edip edemeyeceğini veya kim tarafından bakılacağını düşünün.

Yavru tercih ediyorsanız:
  • Gerçek doğum tarihini öğrenin.
  • Veteriner kayıtlarını kontrol edin.
  • Aşı ve parazit uygulamalarını sorun.
  • Mümkünse anne ve babayı görün.
  • Ebeveynlerin sağlık geçmişini araştırın.
  • Yavrunun yürüyüşünü ve genel hareketlerini gözlemleyin.
  • Güncel, filtresiz video isteyin.
  • Yetişkin boyutu hakkında gerçekçi beklentiler oluşturun.
  • Mevcut beslenme düzenini öğrenin.
  • Irka özgü sağlık risklerini araştırın.
Özellikle "teacup", "micro", "sıfır numara" veya "avuç içi kadar kalacak" gibi pazarlama ifadeleri sağlık göstergesi değildir.

Mümkün olan en küçük köpeği bulmaya çalışmak yerine sağlıklı gelişime öncelik verilmelidir.

Türkiye'de En Popüler Küçük Irk Köpekler Hakkında Sık Sorulan Sorular

Türkiye'de en çok tercih edilen küçük köpek hangisidir?

Türkiye genelindeki tüm sahiplenmeleri ırk bazında sıralayan güncel ve kapsamlı resmî bir veri seti bulunmadığı için tek bir ırkı kesin olarak "en çok tercih edilen" ilan etmek doğru olmaz. Ancak Toy Poodle, Pomeranian, Maltipoo ve Maltese Türkiye'de yoğun şekilde araştırılan küçük köpekler arasında yer alır.

Apartmanda hangi küçük köpek beslenebilir?

Toy Poodle, Maltese, Maltipoo, Pomeranian, Yorkshire Terrier ve Shih Tzu gibi birçok küçük köpek uygun egzersiz ve eğitim sağlandığında apartmanda yaşayabilir. Irktan önce köpeğin enerji seviyesi ve havlama eğilimi değerlendirilmelidir.

Küçük ırk köpeklerin bakımı kolay mı?

Her zaman değil. Küçük olmaları daha az alan gerektirebilir ancak Toy Poodle gibi ırklarda düzenli profesyonel tüy bakımı, Pomeranian'da yoğun kürk bakımı ve birçok küçük köpekte düzenli diş bakımı gerekir.

En az tüy döken küçük köpek hangisi?

Poodle tipi kürke sahip köpeklerde çevreye saçılan tüy miktarı birçok çift katmanlı ırka kıyasla daha düşük olabilir. Ancak hiçbir köpek için tamamen "tüy dökmez" veya "kesinlikle alerji yapmaz" garantisi verilmemelidir.

Küçük köpekler evde yalnız kalabilir mi?

Kademeli olarak yalnız kalmaya alıştırılan yetişkin köpekler belirli süreleri evde geçirebilir. Ancak süre köpeğin yaşı, karakteri ve ihtiyaçlarına göre değerlendirilmelidir. Özellikle yavrular uzun süre yalnız bırakılmamalıdır.

Toy Poodle mı Pomeranian mı daha kolay bakılır?

Her ikisinin farklı ihtiyaçları vardır. Toy Poodle düzenli tıraş ve tarama gerektirirken Pomeranian'ın çift katmanlı kürkü düzenli bakım ister. Toy Poodle'ın zihinsel aktivite ihtiyacı, Pomeranian'ın ise havlama ve çevresel uyaranlara verdiği tepkiler ayrıca değerlendirilmelidir.

Küçük köpekler kaç yıl yaşar?

Yaşam süresi ırka, genetik yapıya, beslenmeye, veteriner bakımına ve yaşam koşullarına göre değişir. Birçok küçük köpek ırkı uzun yaşam süresine sahip olabilir. Bu nedenle küçük bir yavru sahiplenmek uzun yıllar devam edecek bir sorumluluk olarak değerlendirilmelidir.

Popülerliğe Değil Yaşam Tarzınıza Göre Köpek Seçin

Türkiye'de küçük ırk köpeklerin popülerliğinin artması şaşırtıcı değil. Apartman yaşamı, şehir içi ulaşım ve daha kompakt yaşam alanları Toy Poodle, Pomeranian, Maltipoo, Maltese, Yorkshire Terrier ve Chihuahua gibi köpekleri birçok kişi için dikkat çekici hâle getiriyor.

Ancak küçük bir köpek tercih etmek bakım sorumluluğunu küçültmez.

Toy Poodle düzenli tüy bakımı ve zihinsel aktivite ister. Pomeranian yoğun kürkünün bakımına ve doğru eğitime ihtiyaç duyar. Maltipoo'nun fiziksel özellikleri ebeveynlerine göre değişebilir. Maltese'in beyaz kürkü düzenli bakım gerektirirken Chihuahua'nın küçük fiziksel yapısı daha dikkatli bir yaşam ortamı gerektirebilir.

Bu nedenle Türkiye'de en popüler küçük köpeği bulmaya çalışmak yerine size en uygun küçük köpeği bulmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Sahiplenme kararı vermeden önce köpeğin yetişkin boyutunu, enerji seviyesini, karakterini, tüy bakımını, sağlık risklerini ve uzun vadeli ihtiyaçlarını birlikte değerlendirin. Bir köpeğin sosyal medyada popüler olması geçici olabilir; ancak onu ailenize dahil ettiğinizde üstlendiğiniz sorumluluk yıllarca devam eder.

Doğru seçim, yalnızca evinize sığabilecek kadar küçük bir köpek değil; zamanınıza, günlük rutininize ve sağlayabileceğiniz yaşam koşullarına gerçekten uyum sağlayabilecek bir yol arkadaşıdır.

Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor

Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor. Uzmanlar aşırı veri tüketimi ve donmalara karşı araç sahiplerini uyardı

30.08.2026 22:00:00
Haber Merkezi
 
 Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor
 Otomobillerdeki multimedya ekranlarını hedef alan yeni siber saldırı yöntemi, sürücüler hiçbir hata yapmasa dahi sistem güncellemeleri üzerinden araçlara zararlı yazılım bulaştırıyor
Bağlantılı araç teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte otomobiller açık hedef haline geldi. Siber güvenlik kuruluşu Kaspersky tarafından saptanan son saldırı dalgası, Android tabanlı araç içi multimedya sistemlerinin doğrudan hedef alındığını ortaya koydu. Kullanıcının şüpheli bir bağlantıya tıklamasına veya korsan dosya indirmesine gerek kalmadan, doğrudan aracın meşru güncelleme mekanizması üzerinden sızan zararlı yazılımlar otomotiv dünyasında yeni bir güvenlik açığını tetikledi.

Güncelleme görünümünde sızan zararlı yazılım
Gelişmiş saldırı zincirinde siber korsanlar, sistemde yer alan "TWCore" isimli meşru güncelleme uygulamasının iletişim kanalını kötüye kullanıyor. Üretici sunucusu gibi davranan saldırganlar, ilk etapta "JarService" adlı yükleyiciyi, ardından da çok aşamalı ek zararlı modülleri araca yüklüyor.
Bilişim Uzmanı Osman Demircan, Upstream Security verilerine işaret ederek siber olayların yüzde 92'sinin uzaktan ve fiziksel temas gerekmeksizin gerçekleştirildiğini vurguladı. Demircan, sürecin sürücünün hiçbir hatası olmadan, tamamen arka plandaki OTA (uzaktan yazılım güncelleme) kanalı üzerinden işlediğini aktardı.

Aracınızın ele geçirildiğini gösteren belirtiler
Saldırıya uğrayan araçlarda sistem kaynaklarının arka planda gizlice tüketildiğine dikkat çeken uzmanlar, sürücülerin dikkat etmesi gereken kritik işaretleri paylaştı. Otomobil ekranının nedensiz yere yavaşlaması, sistemin sık sık kendiliğinden yeniden başlaması ve kontrolsüz aşırı internet verisi tüketimi en belirgin işaretler arasında yer alıyor.
Aracın internet bağlantısının izinsiz bir proxy ağı gibi kullanılabileceğini belirten Demircan; park halindeyken oluşan olağan dışı veri trafiği, ekranda beliren şüpheli reklamlar ve donanımın aşırı ısınması durumunda siber saldırı ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sonradan takılan ekranlara ve ev ağına dikkat
Uzmanlar, piyasada markası belirsiz ve ucuz Android multimedya sistemlerinin güncelliğini hızla yitirmesi nedeniyle yüksek risk taşıdığı konusunda uyarıyor. Araç alımlarında UN R155 (araç siber güvenliği) ve UN R156 (yazılım güncelleme yönetimi) standartlarının sorgulanması gerektiği belirtiliyor.
Araca bağlanan akıllı telefonlardaki rehber ve arama kayıtlarının risk altına girebileceğini belirten uzmanlar; ev Wi-Fi ağına bağlı park halindeki bir otomobilin, yerel ağdaki diğer cihazları hedeflemek için bir sıçrama tahtası olarak kullanılabileceğine de dikkat çekiyor.

Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına sert yanıt

Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına sert yanıt. Açıklama "Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan yalan ve iftiralar Netanyahu başta olmak üzere İsrail hükümetinde görev yapan suçluların içinde bulunduğu korkak ve çürümüş zihniyeti yansıtmaktadır" denildi

30.08.2026 16:30:00
AA
 
Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına sert yanıt
Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına sert yanıt
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamasına sert şekilde yanıt verdi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan yalan ve iftiralar, Netanyahu başta olmak üzere İsrail hükümetinde görev yapan suçluların içinde bulunduğu korkak ve çürümüş zihniyeti yansıtmaktadır.

Gazze'de soykırım işleyerek tüm İsrail halkına tarihi bir utanç yaşatan, ayrıca modern Orta Doğu tarihinde görülmemiş bir yayılmacılık sergileyerek bölgesel ve küresel istikrarsızlığın başlıca sorumlusu olan Netanyahu ve suç şebekesinin sahip olduğu dokunulmazlıklar hem hukuki hem de siyasi bakımdan ortadan kalkmaktadır.

Goebbels'in propaganda makinesine benzer biçimde çalışan İsrail kurumlarının çabaları artık yeterli olmamakta, uluslararası toplum Netanyahu hükümetinin yalanlarına inanmamaktadır.

Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Netanyahu döneminde işlenen suçların karşısında dürüst ve kararlı bir duruş sergilemiştir.

Bundan sonra da gerçekleri savunmaya ve dile getirmeye devam edeceğiz."

BURHANETTİN DURAN'DAN İSRAİL'E SERT TEPKİ
İletişim Başkanı Burhanettin Duran da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına tepki gösterdi.

Duran, İsrail tarafının gerçeklerle yüzleşmek yerine "iftira ve propaganda" yolunu tercih ettiğini belirterek, İsrail hükümetinin Gazze'deki politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu.

İletişim Başkanı Duran paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklaması, gerçeklerle yüzleşmek yerine iftira ve propaganda yoluna başvuran anlayışın ibretlik bir örneğidir. Her zaman yaptıkları gibi 'antisemitizm' kavramının arkasına saklanarak saldırganlığını, işledikleri soykırımı, savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları perdelemeye çalışıyorlar.

Oysa İsrail hükûmetinin Gazze'de işlediği suçlara, Filistin halkına yönelik katliamlarına ve bölgeyi istikrarsızlaştıran politikalarına karşı çıkmak insani ve vicdani bir sorumluluktur. Türkiye'nin itirazı, işgale, zulme, katliama ve uluslararası hukuku hiçe sayan politikalara yöneliktir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Filistin halkının haklı davasını savunmaya, Gazze'deki mazlumların sesi olmaya ve bölgesel istikrarı desteklemeye devam edecektir"

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ilk komite toplantısı yarın İstanbul'da düzenlenecek

Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında tesis edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin ilk toplantısı yarın İstanbul'da yapılacak

30.08.2026 16:00:00
AA
 
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ilk komite toplantısı yarın İstanbul'da düzenlenecek
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ilk komite toplantısı yarın İstanbul'da düzenlenecek
Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında tesis edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin ilk toplantısı yarın İstanbul'da yapılacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Pakistan Federal Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh Bin Hamed Al-Ruwaili'nin katılması öngörülüyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yürütülecek faaliyetlere stratejik yön vermek amacıyla kurulması öngörülen, üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarından oluşan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin ilk toplantısı, yarın Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenecek.

Toplantıda, uluslararası güvenlik konularının gündemde yer alması, ayrıca savunma kapasitelerinin geliştirilmesi, bu bağlamda üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasında birlikte çalışabilirliğin artırılmasının teşvik edilmesi, ortak üretim ile araştırma ve geliştirme dahil savunma sanayisi alanındaki işbirliğinin derinleştirilmesi ve terörle mücadelede müşterek çabaların güçlendirilmesi gibi başlıkların değerlendirilmesi planlanıyor.

Ayrıca, toplantıda Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin belirleyeceği ortak faaliyet alanlarındaki çalışmaları yönlendirecek Sekretarya ile diğer ilgili mekanizmaların çerçevesinin çizilmesi ve ilerleyen dönemde atılacak adımlara ilişkin yol haritasının belirlenmesi öngörülüyor.

Toplantının, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgede güvenlik, barış ve istikrarın pekiştirilmesini hedefleyen, meselelere işbirliğine dayalı güvenlik anlayışıyla yaklaşan ve çatışma yerine huzur ve refahı önceliklendiren tüm ülkelere önemli fırsatlar sunduğunun bir kez daha vurgulanmasına imkan tanıması bekleniyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos'ta Mekke'de "Ortak Savunma Anlaşması"na imza atmıştı.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın, bölgelerinde ve uluslararası alanda artan istikrarsızlıklar karşısında ortak sorumluluk ve bölgesel sahiplenme anlayışıyla imzaladıkları Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgede ve küresel ölçekte güvenlik, barış, istikrar ve refahın teşvik edilmesini ve ortak caydırıcılığın arttırılmasını hedefliyor.

Söz konusu anlaşma, taraf devletlerden herhangi birine gerçekleştirilecek bir saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağına hükmediyor.

Bölgede yeni işbirliği kültürünün geliştirilmesini hedefleyen anlaşma, uluslararası hukuka saygı duyan ve barışçı işbirliği vizyonunu paylaşan tüm aktörlerin katılımını mümkün kılıyor.

Ünlü komedyen Cem Yılmaz, Çanakkale Ayvacık'taki evinde yaşadığı göğüs rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı

Ünlü komedyen Cem Yılmaz, Çanakkale Ayvacık'taki evinde yaşadığı göğüs rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Stent takılan Yılmaz'ın sağlık durumuna ilişkin Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve doktorundan açıklama geldi

30.08.2026 15:00:00
Haber Merkezi
 
 Ünlü komedyen Cem Yılmaz, Çanakkale Ayvacık'taki evinde yaşadığı göğüs rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı
 Ünlü komedyen Cem Yılmaz, Çanakkale Ayvacık'taki evinde yaşadığı göğüs rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı
Ayvacık'taki evinde rahatsızlanan Cem Yılmaz hastaneye kaldırıldı. Yılmaz'ın göğüs ağrısı şikayeti olduğu öğrenildi.

Kalp spazmı geçirdiği belirtilen ünlü sanatçıya ilk müdahale Ayvacık Devlet Hastanesi acil servisinde yapıldı.

Doktorların ilk müdahalesinin ardından durumu kontrol altına alınan Yılmaz, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi.

Yılmaz'a Prof. Dr. Ercan Akşit tarafından anjiyo yapıldığı öğrenildi.

Edinilen bilgilere göre, ünlü sanatçıya balon ve stent takıldı.

ANJİYOYU GERÇEKLEŞTİREN PROF. DR. AKŞİT: 2 GÜN HASTANEDE KALACAK

Cem Yılmaz'ın anjiyosunu gerçekleştiren Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Akşit, "Cem Bey bize bugün kalbin ön yüzünü ilgilendiren bir kalp kriziyle başvurdu. Geldiğinde bilinci açıktı. Hemen anjiyo laboratuvarına aldık. El bileğinden yaklaşık 40 dakikada balon ve stent işlemiyle ameliyatı tamamladık. Kendisi yoğun bakımda. Şu an durumu stabil. 2 gün boyunca takibini burada devam ettirmeyi planlıyoruz. Umarım sağlıcakla yakında ailesine kavuşur" dedi.

Açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Akşit, şunları söyledi:

"Şu anda bütün işlemleri üniversitemizde başarıyla gerçekleştirildi. Buradan diğer hastalarımız gibi 2 gün sonra taburcu olabilir, durumu böyle stabil giderse. Şu anda tek damar, bir ufak yan damarı için ileride gerekir mi diye sonra bakıyoruz. Şu an biz, kalp krizini ilgilendiren damarı açıyoruz. Diğer yan damar için de ayrıntılı bakacağız. Belki ona hiç işlem yapmaya gerek kalmayacak. Orası ilaçla idare eder. Bizim kalp krizi türlerimiz var. Bir insanın geçirebileceği büyük kalp krizlerinden biriyle geldi. Sağ olsun Ayvacık Devlet Hastanesi'ndeki arkadaşlar çok güzel müdahale etmişler. 112 ambulansımız çok hızlı yönlendirmiş. Hastayı yaklaşık 2 saat içinde müdahale edince çoğu dokusu ölmeden, kalp yetersizliğine çevirmeden sağlıcakla yatağına aldık. Burada herkese teşekkür etmek istiyorum. Herkes Ayvacık'tan itibaren göğüs ağrısı başladığında beri güzel müdahale etmiş Cem Bey'e."

SAĞLIK BAKANLIĞI'NDAN AÇIKLAMA

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu Cem Yılmaz'ın sağlık durumuna ilişkin açıklamada bulundu. Memişoğlu şunları ifade etti:

"Değerli sanatçımız Cem Yılmaz'ın geçirdiği rahatsızlık nedeniyle gerekli tıbbi müdahaleler başarıyla gerçekleştirilmiştir. Genel durumu iyi olup tedavisi ve takibi koroner yoğun bakımda devam etmektedir. Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, en kısa sürede sağlığına kavuşmasını temenni ediyorum."

CEM YILMAZ'IN YARDIMCISINDAN AÇIKLAMA

Cem Yılmaz'ın yardımcısı ünlü ismin sağlık durumuna ilişkin açıklamada bulundu. Açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Arkadaşlar dostlar canlar... Cem Bey iyi, şu an her şey yolunda... Anjio yapılıyor. Güzel haber geldi. Telefonumu meşgul etmezseniz, daha sağlıklı bilgi vereceğim."

AĞABEYİNDEN AÇIKLAMA

Cem Yılmaz'ın ağabeyi Can Yılmaz, kardeşinin sağlık durumu hakkında açıklama yaptı. Yılmaz, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

"Cem Yılmaz'ın durumu iyi. Geçirdiği kalp spazmının ardından gerekli müdahale vakit kaybetmeden yapıldı ve tedavi süreci başarıyla tamamlandı. Kendisi şu anda doktorlarının kontrolünde dinleniyor. Bu süreçte arayan, mesaj atan, dua eden ve iyi dileklerini gönderen herkese ayrı ayrı teşekkür ederiz."

Taksim Meydanı'nda 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni

30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104'üncü yıl dönümü dolayısıyla Taksim Meydanı'nda bulunan Cumhuriyet Anıtı'na çelenk sunuldu

30.08.2026 12:00:00
İHA
 
Taksim Meydanı'nda 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni
Taksim Meydanı'nda 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında İstanbul Valiliği, 1. Ordu Komutanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Taksim Meydanı'ndaki Cumhuriyet Anıtı'na çelenk sunuldu.

Törene İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Nuri Aslan, 1. Ordu Komutanı ve İstanbul Garnizon Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, askeri personel ve vatandaşlar katıldı.

Tören, İstanbul Valisi Davut Gül'ün Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakmasıyla başladı. Ardından 1. Ordu Komutanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından anıta çelenk sunuldu.

Çelenk sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kutlama mesajının okunmasının ardından tören sona erdi.

Büyük zaferin 104. yıldönümü: Türk milletinin bağımsızlık destanı

26 Ağustos’ta Malazgirt’in yıl dönümünde başlayan Büyük Taarruz, bugün yıldönümünü kutladığımız 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere dönüştü. Zaferin ardından 9 Eylül’de İzmir’in kurtarılmasıyla Anadolu toprakları işgalden tamamen temizlendi

30.08.2026 07:00:00
Haber Merkezi
 
Büyük zaferin 104. yıldönümü: Türk milletinin bağımsızlık destanı
Büyük zaferin 104. yıldönümü: Türk milletinin bağımsızlık destanı
Türk milletinin varoluş mücadelesinin en kritik dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz, sadece askerî bir askerî strateji değil; maddi ve manevi değerlerin birleştiği, bağımsızlık iradesinin mühürlendiği tarihi bir zaferdir. 26 Ağustos'ta Malazgirt'in yıl dönümünde başlayan bu büyük harekât, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Mustafa Kemal Paşa'nın bizzat yönettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere dönüştü.
 

Malazgirt'ten Kocatepe'ye uzanan manevi miras

 
26 Ağustos tarihi, Türk tarihi açısından çifte bir zafer anlamı taşır. 1071 yılında Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te kazandığı zafer ile 1922'de Mustafa Kemal Paşa'nın Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz aynı tarih şeridinde buluşur. Anadolu topraklarını vatan kılan bu sürecin arkasında, Horasan erenlerinden Hacı Bektaş-ı Veli geleneğine, Kuvayı Milliye ruhuna rehberlik eden din adamlarından milletin yekvücut oluşuna kadar uzanan derin bir manevi birikim yer almaktadır. Büyük Taarruz'un başladığı 26 Ağustos gününden itibaren yanında olan yaveri Muzaffer Kılıç Attaürk'ün Kocatepe'deki halini şu sözlerle anlatıyor: "28 Ağustos'ta bizim Kocatepe'deki topçu ateşimiz başladığı zaman, Mustafa Kemal, 'Ya Rabbi! Sen Türk ordusunu muzaffer et. Türklüğün, Müslümanlığın düşman ayakları altında, esaret zincirinde kalmasına müsaade etme' dedi. O anda gözlerinden birkaç damla yaşın süzüldüğünü gördüm."
 

30 Ağustos sabahı 'Türk'ün hakiki kurtuluş güneşi' doğdu

 
TBMM tarafından 20 Temmuz 1922'de kendisine dördüncü kez Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa, taarruz kararını haziran ayında alarak hazırlıkları büyük bir gizlilik içinde yürüttü. 26 Ağustos'ta Afyon'da başlayan harekât, adım adım düşman birliklerinin kuşatılmasıyla gelişti. 29 Ağustos'u 30 Ağustos'a bağlayan gece, Türk ordusu düşman kuvvetlerini Dumlupınar civarında tamamen çembere aldı. Mustafa Kemal Atatürk, 1924 yılında Çal köyünde yaptığı tarihi konuşmada o anları şu sözlerle dile getirir: "29/30 Ağustos gecesi sabaha karşı, ordularımız düşmanın mühim kuvvetlerini kuşatmaya müsait bir vaziyet almış bulunuyorlardı. Türk'ün hakiki kurtuluş güneşi 30 Ağustos sabahı ufuktan bütün şaşaası ile doğacaktır." Çal köyü civarında şiddetlenen çatışmalarda Türk süngüsünün hücumu karşısında düşman hatları dağıtılmış, süvari ve piyade birliklerinin kararlı takibiyle düşman ordusu imha edilmiştir. Zaferin ardından 9 Eylül'de İzmir'in kurtarılmasıyla Anadolu toprakları işgalden tamamen temizlenmiştir.
 

Sadece orduların değil, medeniyetlerin çarpışması

 
Atatürk'e göre 30 Ağustos, sadece iki ordunun cephede karşı karşıya gelmesi değildir. Meydan muharebeleri; milletlerin kültürleri, ahlakları, ilim ve fen sahasındaki seviyeleri ile tüm maddi ve manevi kudretlerinin sınandığı bir imtihan sahasıdır. Dumlupınar'da elde edilen netice, Türk milletinin kayıtsız şartsız hakimiyetini eline aldığını ve ahlaki üstünlüğünü tüm dünyaya ilan etmiştir. İlk olarak 1924 yılında Atatürk'ün katılımıyla Çal köyünde "Başkumandan Zaferi" adıyla anılan ve Meçhul Asker Abidesi'nin temeli atılan bu özel gün, 1926 yılında çıkarılan kanunla resmi olarak "Zafer Bayramı" ilan edilmiştir. Kara, deniz ve hava kuvvetlerinin ortak bayramı olan 30 Ağustos, aynı zamanda ordudaki rütbe terfileri ve askerî okulların mezuniyet günü olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin ebedi muhafızlarının simgesi haline gelmiştir.
 

BTP lideri Hüseyin Baş'tan anlamlı mesaj


Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgili dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Evlere bayrak asın" çağrısında bulundu. BTP lideri mesajında şunları ifade etti: "Yarın 30 Ağustos Zafer Bayramı… Bize bu toprakları ebedi vatan kılan en büyük zaferin yıl dönümü. Bu kutlu zaferin ruhunu diri tutmak ve coşkusunu nesilden nesile taşımak adına merhum babam Prof. Dr. Haydar Baş'ın hafızalarımıza kazınan o tarihi çağrısını bir kez daha hatırlatmak istiyorum: 'Evlerinize bayrak asın; eğer siz asmazsanız, gelir başka milletler kendi bayrağını asar.' Bizler bu geceden itibaren balkonlarımızı, pencerelerimizi al bayrağımızla donatıyoruz. Allah bu millete bir daha esaret günleri yaşatmasın; vatanımızı ve bayrağımızı ilelebet payidar kılsın. Zafer Bayramımız kutlu olsun!"
 

BTP İstanbul'dan Avcılar'da Zafer Korteji daveti

 
BTP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı Ümit Semerci, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümünde tüm İstanbul gençliğini Avcılar'daki Zafer Korteji'ne davet etti. Semerci, paylaştığı mesajda, "Kocatepe'de yakılan bağımsızlık meşalesini gururla taşımak ve Cumhuriyetimize sahip çıkmak için sen de yerini al!" ifadelerini kullandı. Zafer yürüyüşü, 30 Ağustos saat 18.00'de Avcılar'da Marmara Caddesi Atatürk Anıtı Önü'nden başlayacak.

Muğla'dan Antalya'ya sıçrayan yangına müdahale sürüyor

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde başladıktan sonra rüzgarın etkisiyle Antalya'nın Kaş ilçesine sıçrayan orman yangını büyük ölçüde kontrol altına alındı

30.08.2026 00:30:00
AA
 
Muğla'dan Antalya'ya sıçrayan yangına müdahale sürüyor
Muğla'dan Antalya'ya sıçrayan yangına müdahale sürüyor

Seydikemer Korubükü köyü yakınlarında tarım alanında yangın çıktı. Yangın şiddetli rüzgarın etkisiyle ormanlık alana sıçradı.

Saklıkent Kanyonu'na yakın bir noktada çıkan yangın, kuzeyden esen şiddetli rüzgarla birlikte kanyondan gelen dereyi aşarak Antalya'nın Kaş sınırlarında kalan ormanlık alana geçti.

Yangın nedeniyle Palamut Mahallesi'ndeki bazı evlerde hasar oluştu.

Bölgedeki şiddetli rüzgarın etkisiyle alevler yayılarak Çavdır Mahallesi merkezine ulaştı.

Tahliye edilen mahalledeki bazı ev ve seralar yandı.

Ekipler, yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahalelerini sürdürüyor.

"Güneyden kuzeye esmeye başlayan rüzgar biraz avantaj sağladı"

Kaş'taki çalışmaları yerinde takip eden Antalya Valisi Hulusi Şahin, Çavdır Mahallesi'nde oluşturulan merkezde gazetecilere yaptığı açıklamada, yangının saat 10.40 sıralarında Muğla'nın Seydikemer ilçesi Eşen Çayı hattından rüzgarın etkisiyle Kaş ilçesine ulaştığını söyledi.

Alevlerin Kaş'ın eskiden belde olan Palamut ve Çavdır mahallelerine sıçradığını dile getiren Şahin, mahallede evlerin ormanla iç içe olmasının çalışmaları zorlaştırdığını vurguladı.

Hem seraların tutuştuğunu hem de seralardan çıkan zehirli gazın personele zor anlar yaşattığını anlatan Şahin, "Hem de vatandaşlarımız evlerini ve seralarını kurtarmaya çalıştılar. Onların tahliyesi de bizim açımızdan zor oldu. Rüzgar da bizi çok zorladı. Fakat bazı kayıplarımıza rağmen büyük oranda hem vatandaşlarımızın can emniyetini sağladık hem de evlerin büyük çoğunluğunu koruduk. Yangın devam ediyor, fakat rüzgar hafifledi. Güneyden kuzeye başlayan rüzgar biraz avantaj sağladı." diye konuştu.

Emniyet, jandarma, AFAD ve tüm ekiplerin sahada çalıştığını belirten Şahin, "4 uçak ve 16 helikopter, 938 personel ve 170 araç, 37 tanker durmaksızın çalışıyor. Yangın henüz kontrol altına alınmaktan uzak ancak personelimizin birinci önceliği olan meskun mahallelerin etrafının çevrilme sürecini büyük oranda tamamladık. Çalışmalar devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Yangının 10 kilometrelik alanı etkilediğini bildiren Şahin, sıcaklık 30 derecenin üzerinde, nem yüzde 30'un altında ve rüzgarın hızının saatte 30 kilometrenin üzerinde olduğu dönemlerde çok dikkatli olmak gerektiğini söyledi.

"Şükürler olsun can kaybımız yok"

Rüzgarın hızının gün içinde 40-50 hatta 60 kilometreyi bulduğuna dikkati çeken Şahin, şunları kaydetti:

"Bir kıvılcım bile körük etkisiyle beraber geri dönüşü olmayan bir yola bizi sokabiliyor. Bu hususta vatandaşlarımıza özellikle istirham ediyoruz. Biz alarm veriyoruz. Acil koduyla tüm uyarıları yapıyoruz. Hatta WhatsApp gruplarımız var. Antalya Valiliği olarak özel bir proje yürütüyoruz. Bu projede imamlardan jandarma teşkilatına, orman teşkilatından tarım teşkilatına, sulama kooperatiflerine kadar herkesin olduğu bir mekanizma kurduk. Epey mesafe katettiğimizi söyleyebilirim. Bir yangın bile dev bir zayiat karşı karşıya bırakabiliyor. O yüzden hiç yangın çıkmamalı. Çıkan yangını da kısa zamanda söndürebilmeliyiz."

Vali Şahin, "Şükürler olsun can kaybımız yok. Olabilirdi çünkü bu bölgede çok büyük nüfus var. Evlerinden ayrılmak istemiyor vatandaşlar çünkü evleri ve seraları var. Epey bir mücadele verdik. Şu an itibarıyla can kaybı yok. Bir yaralanma da ihbar edilmedi. Henüz duman ortadan kalkmadı. Dolayısıyla nerelerde nasıl zararlarımız var söyleyemeyiz. Çok miktarda seranın yandığını, ve yanan evler olduğunu söyleyebilirim." dedi.

Yangının enerjisi düşürüldü

Orman Genel Müdürlüğünün ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan paylaşımda, "Muğla'nın Seydikemer ilçesinde orman dışı alanda başlayarak, Antalya'nın Kaş ilçesine sıçrayan yangının enerjisini düşürdük. Yangını tamamen kontrol altına almak için havadan ve karadan mücadelemiz devam ediyor." bilgisi yer aldı.

Genel Müdürlükten yapılan başka bir paylaşımında ise "Muğla'nın Seydikemer ilçesindeki orman dışı alanda başlayarak Antalya'nın Kaş ilçesine sıçrayan yangın, ekiplerimizin havadan ve karadan yoğun müdahalesi sonucunda büyük ölçüde kontrol altına alındı. Yangını tamamen kontrol altına almak için mücadelemiz sürüyor." ifadelerine yer verildi. 

Devlet hazineden çalan çalana!

Antalya'nın Kemer ilçesindeki Hazine taşınmazlarına yönelik soruşturmada adliyeye sevk edilen 21 şüpheliden 2'si savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, 10'u tutuklandı, 9'u hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

29.08.2026 13:29:00 / Güncelleme: 29.08.2026 13:33:31
İhlas Haber Ajansı
 
Devlet hazineden çalan çalana!
Devlet hazineden çalan çalana!
Antalya'nın Kemer ilçesindeki Hazine taşınmazlarına yönelik soruşturmada adliyeye sevk edilen 21 şüpheliden 2'si savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, 10'u tutuklandı, 9'u hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

Kemer ilçesinde Hazineye ait yaklaşık 10 milyar lira değerindeki 80 taşınmazın mevzuata aykırı şekilde belirli kişilere devredildiği iddiasıyla yürütülen soruşturmada 27 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 6'sı jandarmadaki ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, 21'i Antalya Adliyesine sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından 2 şüpheli daha serbest bırakıldı, 19 şüpheli ise tutuklama ve adli kontrol talepleriyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlikçe sorgulanan şüphelilerden 10'u tutuklandı. Diğer 9 şüpheliden 3'ü konutu terk etmeme, 2'si imza verme, 4'ü ise yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakıldı.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Antalya'nın Kemer, Kepez ve Konyaaltı ilçeleri ile Adana, Burdur, Isparta ve Nevşehir'deki 21 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Gözaltına alınanlar arasında Milli Emlak personeli, tapu müdürü, mevcut ve eski mahalle muhtarları ile sivillerin bulunduğu bildirilmişti.
Yakın incelemeye alınan 80 Hazine taşınmazının güncel piyasa değerleri üzerinden ekonomik büyüklüğünün yaklaşık 10 milyar lira olduğu değerlendirilmişti.

"Devletin malı milletimizin ortak hakkıdır"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmanın kamuoyuna duyurulmasının ardından yaptığı açıklamada, "Devletin malı milletimizin ortak hakkıdır. Kamu görevini kişisel menfaat için kullanan, Hazine taşınmazları üzerinden haksız kazanç sağlayan veya buna aracılık eden kim olursa olsun hukuk önünde hesap verecektir. Soruşturma, yapılanmanın tüm boyutlarının ve elde edilen ekonomik değerin nihai olarak kimlere ulaştığının ortaya çıkarılması amacıyla çok yönlü olarak sürdürülmektedir" ifadelerini kullanmıştı.

Spor yaparken, yaş tahtaya basmayın!


 
 
Spora yeni başlayan ya da uzun bir aranın ardından yeniden egzersiz yapan pek çok kişi, ilk antrenmandan saatler sonra kas ağrısı, sertlik ve hareket kısıtlılığı yaşayabiliyor.

29.08.2026 08:49:00
Murat Çorbacı
 
Spor yaparken, yaş tahtaya basmayın!
Spor yaparken, yaş tahtaya basmayın!

Spora yeni başlayan ya da uzun bir aranın ardından yeniden egzersiz yapan pek çok kişi, ilk antrenmandan saatler sonra kas ağrısı, sertlik ve hareket kısıtlılığı yaşayabiliyor. 'Acemi Sporcu Sendromu' olarak adlandırılan bu tablo, kasların alışık olmadığı yoğunlukta veya türde bir egzersize maruz kalması sonucu gelişiyor. Sendrom, sadece spora yeni başlayanlarda değil, deneyimli sporcularda da alışılmadık şiddette antrenman yapıldığında ortaya çıkabiliyor. Masa başında çalışanlar bu dertten daha fazla muzdarip oluyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, acemi sporcu sendromunun spor esnasında yapılan hatalardan kaynaklandığına dikkat çekerek, "Kas ağrısının şiddeti antrenmanın ne kadar etkili olduğunun göstergesi değildir. Ağrıyı bir başarı ölçütü olarak görmek, kişinin kaslarına gereğinden fazla yüklenmesine ve dinlenme sürecini atlamasına yol açabilir. Doğru yaklaşım; vücuda kademeli uyum süresi tanımak, ısınma ve dinlenmeyi ihmal etmemektir" diyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, Acemi Sporcu Sendromu hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı; korunmaya yönelik 7 etkili öneride bulundu. Yaş ilerledikçe kas ve tendon yapısındaki esnekliğin azalması nedeniyle orta yaş ve üzerindeki kişilerde belirtilerin daha belirgin seyredebileceğini ifade eden Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, fiziksel aktivitesi düşük ve uzun süre oturarak çalışan kişilerin de spora başladıklarında daha şiddetli yakınmalar yaşayabileceklerini belirtiyor.

Antrenmana ısınmadan başlamayın

Acemi sporcu sendromu, özellikle 'eksantrik' olarak tanımlanan, kasın yük altında uzadığı, hareketlerin yoğun olduğu egzersizlerin ardından daha sık ve şiddetli görülebiliyor. Merdiven inmek, yokuş aşağı koşmak, ağırlık antrenmanlarında ağırlığı yavaşça indirmek, çömelmek, pilates yapmak ve yeni bir grup egzersizine başlamak bu hareketlere örnek oluşturuyor. Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, temel sorunun kasa aniden ve hazırlıksız şekilde alışık olmadığı bir yük bindirilmesi olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: "Yeterince ısınmadan ve germe hareketleri yapmadan antrenmana başlamak, ilk seanstan itibaren yüksek ağırlık  veya tekrar sayısıyla çalışmak ve vücuda kademeli uyum süresi tanımadan antrenman sıklığını hızla artırmak en sık yapılan hatalardır. Özellikle kasın yük altında uzadığı hareketlerin tecrübesiz şekilde ve yüksek şiddette uygulanması belirtileri artırabilir." Antrenman sonrasında kasların toparlanmasına yeterli süre tanımamak, aynı kas grubunu art arda günlerde aşırı zorlamak, yeterince sıvı tüketmemek, dengesiz beslenmek, uykusuzluk ve kronik yorgunluk hâlinde egzersiz yapmak da acemi sporcu sendromuna zemin hazırlayabiliyor.

Acemi Sporcu Sendromuna karşı 7 etkili önlem!

Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, Acemi Sporcu Sendromu'na karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:
• Antrenmana mutlaka dinamik bir ısınma bölümüyle başlayın ve ardından germe hareketleri yapın.
• Egzersizin yükünü, şiddetini ve süresini kademeli olarak artırın; haftalık antrenman yükünüzü bir öncekine göre yüzde 10'dan fazla artırmayın, ilk haftalarda "az ve düzenli" yaklaşımını benimseyin.
• Kasın yük altında uzadığı yokuş aşağı koşu ve ağır çömelme gibi hareketleri tecrübe kazanana kadar düşük şiddette uygulayın.
• Antrenmanlar arasında kas gruplarına yeterli dinlenme süresi tanıyın ve aynı kas grubunu art arda günlerde aşırı zorlamayın.
• Yeterli su tüketin, dengeli beslenin ve beslenmenizde yeterli miktarda proteine yer verin.
• Uyku düzeninize dikkat edin; yorgun veya uykusuz olduğunuzda yoğun antrenman yapmayın.
• Mümkünse spora başladığınız ilk dönemde bir eğitmen veya uzman eşliğinde doğru teknikle çalışın; ani ve kontrolsüz hareketlerden kaçının. 

‘İkinci Bahar’ için altın öneriler


 
 
Günümüzde yaşam süresinin uzamasıyla birlikte, kadınların hayatında yeni bir dönemin kapısını aralayan menopozu iyi hissederek, güçlü, fit ve zinde geçirmek büyük önem taşıyor. 

29.08.2026 00:45:00
Murat Çorbacı
 
‘İkinci Bahar’ için altın öneriler
‘İkinci Bahar’ için altın öneriler

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova, "Menopoz yalnızca hormonların değiştiği bir dönem değil, kadının bedenini yeniden tanıdığı, ihtiyaçlarını yeniden keşfettiği ve gelecekte nasıl yaş almak istediğine bugünden karar verdiği yeni bir yaşam evresidir. Bu dönemde hedef; sadece sıcak basmalarını azaltmak, uyku problemlerini çözmek veya kilo kontrolünü sağlamakla sınırlı kalmamalı. Asıl hedef; kaslarımızı, kemiklerimizi, kalbimizi, beynimizi ve ruhsal iyilik halimizi birlikte koruyarak sağlıklı, güçlü, hareketli ve kaliteli bir yaşam sürmek olmalı"  dedi. Dr. Seyidova, menopozda fit ve zinde olmanın basit ama etkili 7 yolunu anlattı; bu süreci 'ikinci bahar'a çevirmek için mutlaka yanıtlanması gereken kritik soruyu açıkladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.


Kaslarınıza yatırım yapın

Menopoz döneminde en önemli konulardan biri kas sağlığıdır. Yaşla ve hormonal değişimlerle birlikte kas kütlesinde ve gücünde azalma görülebilir. Oysa kaslarımız yalnızca bedenimizi şekillendirmez; metabolik sağlığımızı, insülin duyarlılığımızı, dengemizi, kemiklerimizi ve ileri yaşlardaki bağımsızlığımızı da destekler. Bu nedenle yürüyüş çok kıymetli olsa da tek başına yeterli olmayabilir. Haftalık yaşam düzeninize mutlaka kuvvet ve direnç egzersizlerini ekleyin. Güçlü ve zinde olmak, tartıdaki rakamdan çok daha önemli.

⁠Kemiklerinizi geleceğiniz gibi koruyun

Menopoz sonrası östrojen seviyelerinin azalmasıyla kemik kaybı hızlanabilir. Bu nedenle kemik sağlığını menopozun ilk yıllarından itibaren korumak çok değerlidir. Ağırlık taşıyan egzersizler, direnç çalışmaları, yeterli protein ve dengeli beslenme temel yaklaşımımız olmalı. Kalsiyum ve D vitamini gereksinimi ise her kadının bireysel özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda kemik mineral yoğunluğu ölçümü ve osteoporoz açısından kişisel risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü güçlü kemikler, ileri yaşlarda özgürce hareket edebilmenin temelidir.

Metabolizmanızı aç bırakmayın, doğru besleyin

Menopoz döneminde vücut kompozisyonu değişebilir ve özellikle karın çevresinde yağlanma eğilimi artabilir. Burada çözüm sürekli daha az yemek değildir. Benim yaklaşımım; bedeni aç bırakmak yerine doğru beslemektir. Yeterli ve kaliteli protein, rengarenk sebzeler, liften zengin besinler, sağlıklı yağlar ve mümkün olduğunca az işlenmiş gıdalar günlük beslenmenin temelini oluşturmalıdır. Beslenme planı yalnızca kilo vermeyi değil; kasları, bağırsak mikrobiyotasını, kan şekeri dengesini, kalp-damar sağlığını ve enerjiyi desteklemelidir. Amaç, "diyet yapmak" değil, bedeni uzun ve sağlıklı bir yaşama hazırlamaktır.

Uykunuzu lüks değil, tedavinin bir parçası olarak görün.

Menopoz döneminde uykuya dalmakta güçlük, gece uyanmaları veya sıcak basmalarına bağlı uyku bölünmeleri sık görülebilir. Oysa kaliteli uyku; sağlıklı yaş alma ve zinde, uzun yaşam için vazgeçilmez bir unsurdur. Çünkü bedenin kendini yenilediği en kıymetli zamanlardan biri uykudur. Hormonal ve metabolik dengeden iştah kontrolüne, bağışıklık sisteminden zihinsel performansa kadar birçok süreci etkiler. Düzenli uyku saatleri, akşam ışığının azaltılması, geç saatlerde ağır yemek ve aşırı kafeinden kaçınmak gibi küçük değişiklikler bile önemlidir.

⁠Ruhunuzu da bedeniniz kadar önemseyin

Sağlıklı yaş almak yalnızca laboratuvar sonuçlarından ibaret değildir. Bir kadının kendini nasıl hissettiği, hayattan ne kadar keyif aldığı, sosyal ilişkileri, stres düzeyi ve kendisine ayırdığı zaman da iyilik halinin bir parçasıdır. İbadet, dua, nefes çalışmaları, doğada yürüyüş, sevdiğimiz insanlarla zaman geçirmek, yeni şeyler öğrenmek ve bazen yalnızca kendimizle kalabilmek. Bunların hepsi sağlıklı yaş alma yolculuğunun parçalarıdır. Bedenimize gösterdiğimiz özeni ruhumuza da göstermeliyiz.

⁠Menopoz planınız size özel olsun

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova, her kadının menopoz hikayesinin farklı olduğunu, bu nedenle herkese aynı vitaminleri, aynı beslenme programını veya aynı hormon yaklaşımını uygulamanın doğru olmadığını belirterek şöyle konuşuyor: "Menopoz değerlendirmesinde semptomların yanında; kalp-damar ve metabolik riskler, kemik sağlığı, kas kütlesi ve gücü, uyku, ruhsal iyilik hali, cinsel sağlık ve yaşam tarzı birlikte ele alınmalıdır. Uygun kadınlarda menopoz hormon tedavisi de yaş, menopozdan geçen süre, belirtiler, kişisel ve ailesel riskler dikkate alınarak hekimle birlikte bireysel olarak değerlendirilmelidir."

Bu soruyu mutlaka sorun: 10-20 yıl sonra nasıl bir kadın olmak istiyorsunuz?

Menopozu ikinci bahara çevirmek için her kadının mutlaka kendine sorması gereken tek bir soru olduğunu vurguyan Dr. Seyidova, bu soruyu şöyle açıklıyor: "10–20 yıl sonra nasıl bir kadın olmak istiyorsunuz? Güçlü mü? Enerjik mi? Hareketli mi? Bağımsız mı? Hayatın içinde ve kendisiyle barışık mı? İşte ruhsal, zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı ve zinde olmak, sağlıklı yaş almak tam olarak burada başlıyor."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.