HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 MAYIS 2021, PAZAR

Türkiye'yi hazmetme süreci

06.10.2005 00:00:00
Yazıma başlamadan evvel, bugünün İstanbul'un düşman işgalinden kurtuluşunun 82. yıldönümü olduğunu hatırlatır, milletimizin bu önemli kurtuluş yıldönümünü kutlarım.Sonunda AB müzakere süreci resmen başladı.Başbakan Erdoğan, AB ile mutabakat sağlanmasının hemen ardından yaptığı açıklamada, "Türkiye tarihi yürüyüşüne uygun dev bir adım attı. 40 yıllık AB hedefinde en önemli merhaleyi geçmiş bulunuyoruz" dedi.Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Başmüzakereci Babacan'la birlikte Lüksemburg'a giderken yaptığı açıklamada, "Başımız dik gidiyoruz, Türkiye'nin müzakerelere başlaması tarihi bir olay" diye konuştu.Hükümetlerarası Konferans sonrası yine Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Müzakerelerden Türkiye de Avrupa da kazançlı çıkacak. Artık birbirimizin parçası olduk" dedi. Gül, Türkiye'de demokratik derinliğin artacağını belirtti ve "Ortada bir kazan kazan durumu var. Müzakerelerden hem Türkiye hem AB kazançlı çıkacak" açıklamasını yaptı.İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ise  şöyle dedi: " Bu müzakerelerde herkes kazanan taraf olacak. Türkiye, Avrupalı bir ülke."Daha önceki yazılarımda da ifade etmiştim, siyasilerimizden ve de Batılı yetkililerden bu tür açıklamalar duyunca aklıma hep tarihi bir örnek geliyor:1856 yılında Batılı Dostlarımızla(!) Paris Konferansı'nda bir araya geliyoruz ve Paris Antlaşması'nı imzalıyoruz. Bu konferansta bize "Toprak bütünlüğünüzü garanti ediyoruz. Artık Avrupalı oldunuz" diyorlar. Bu garantiyi veren ve de bizi aralarına aldıklarını ilan eden dostlarımız(!) çok kısa bir zaman sonra önümüze Sevr'i koyuyorlar, ülkemizi işgal ediyorlar, kadın, çocuk demeden katledip tecavüz ediyorlar, yakıp yıkıyorlar.Bugün yine aynı kaderi yaşıyoruz. Yine bize Avrupalısınız diyorlar, methiyeler düzüyorlar. Tekrar başa döndük. Bu sefer bizi getirmek istedikleri noktaya, silahla, büyük masraflar yaparak değil, kendi irademizle, müzakere adı altında tavizler verdirerek getirmeye çalışıyorlar.Bugün herhangi bir savaş kaybetmiş değiliz, ama istenenler savaşı kaybetmiş bir ülkeden istenen tavizler.Peki, bu süreçte önümüze ne gibi talepler ve yaptırımlar gelecek:Öncelikle müzakerelerin hızını Türkiye'nin AB'nin şartlarını karşılama kapasitesi belirleyecek. Şartların karşılanıp karşılanmadığına AB karar verecek. Müzakereler ucu açık olacak, sonucu önceden garanti edilmeyecek.Müzakerelerde AB'nin hazmetme kapasitesi de önemli olacak. Yani 15 yıl geçtikten sonra, verilen birçok tavizlere rağmen "Kusura bakma, hazmedemiyorum, kapasitem dolu" deyip geri gönderebilirler. O zaman da kim öle kim kala.Eğer Türkiye'nin tam üyelik yükümlülüklerini tamamen üstlenemeyecek olduğu tespit edilirse, Türkiye'nin mümkün olan en güçlü bağ ile Avrupa yapılarına bağlanması sağlanacak. Al sana imtiyazlı ortaklık. Hani belgeye konmamıştı?Özgürlük, demokrasi, insan hakları gibi mevzuların ihlali konusunda müzakereler derhal askıya alınacak.Bu maddede bizim anladığımız özgürlük ve haklar ile AB'nin anladıkları çok farklı. Onlar özgürlük derken, PKK'lıları, hak derken de, zaten ülkenin bütün yağını yiyen azınlıkları kastediyor. APO'yu affetmemek bile insan hakkı ihlali kabul edilip müzakereler askıya alınabilir.Kıbrıs meselesi, Güney Rum Kesimi'nin lehine çözülecek. Çerçeve Belgesi'nde "Türkiye, AB üyeleriyle ilişkilerini normalleştirmeli" diyor. Müzakere sürecinde Rum Kesimi Kıbrıs Cumhuriyeti olarak adanın tek hakimi olduğu kabul edilecek. Türkiye, Rum Kesimi'nin NATO'ya girişini veto edemeyecek. Hem NATO'nun hem de AB'nin desteğini arkasına alan Rum Kesimi, "Türk askeri adada işgalcidir" tezini güçlendirecek ve askerimizi çekmek zorunda kalacağız.3 Ekim'de bu veto konusunda tam bir oyun oynandı. Türkiye veto hakkını koruma konusunda önceleri diretti. AB üyelerinin uluslararası organizasyonlara katılımının Türkiye tarafından engellenmemesi -yani Rum Kesiminin NATO'ya girişi kastediliyor- konusunda  ABD'li Sözcü McCormack, "NATO üyeliği NATO üyelerine bırakılmalıdır" dedi. ABD'li yetkililer, "AB'nin kararları NATO'yu bağlamaz, biz Türkiye'nin yanındayız" tavrına bürününce bizimkiler hiçbir yazılı güvence almadan bu konuda direnmekten vazgeçtiler.Halbuki AB'nin kararları NATO'yu bağlamayabilir, ama müzakere çerçeve belgesine resmen imza atan Türkiye'yi maalesef bağlıyor. Böylece elimizde bulunan veto hakkını alavere dalavere ile devretmiş olduk.Müzakere sürecinde Türkiye'den sözde Ermeni soykırımını tanınması istenecek ve bu tam üyelik için ön şart olacak.Patrikhane'nin ekümenik olduğunun kabulü istenecek. Bu şart 9 Kasımda önümüze konulacak olan İlerleme Raporu'na da eklenecek.Bu İlerleme Raporunda bulunan taleplerin tartışmaya açılmayacağı da özellikle ilan edildi.Gerektiğinde Uluslararası Adalet Divanı devreye sokularak Türkiye'nin komşularıyla problemlerinin çözümü istenecek. Yani Ege mevzuu, Yunanistan lehine. Ermenistan ile ilgili problemler ise Ermenistan lehine çözülmesi istenecek.Müzakere sürecinde 35 konu başlığı var. Her bir başlık için 25 AB üyesinin 2 defa veto hakkı var. Müzakereler canlı ve dinamik yapıya sahip, her an her şey tekrar değişebilir. Kapanan başlık en son tekrar kapatılamadan tam kapatılmış sayılmıyor. Bütün bunlardan sonra AB üyeleri ya parlamentolarına soracaklar, ya da referandum yapacaklar. Son söz yine AB halkının. Yapılan anketler ise çoğunluğun Türkiye'nin  üyeliğine karşı olduğunu biliyoruz.Kısaca ölme eşeğim ölme.Müzakere sürecinde, tarım tamamen bitirilecek, Türkiye AB'nin pazarı olacak. Dinlerarası Diyalog faaliyetleri daha da genişletilip, misyonerlerin önü tamamen açılacak. Milli eğitim, milli olmaktan çıkacak, bayrağımız AB bayrağı, marşımız AB marşı olacak. Ordumuz küçüldükçe küçülecek, savaş yeteneğini kaybedecek. Basınımız, şirketlerimiz, kaynaklarımız, devlet kurumlarımız tamamen AB'nin kontrolüne geçecek, Türk milleti tam bir cendereye alınacak. AB sürecinde bırakın iş ve aş bulmayı, bugünkü halimizi arar hale geleceğiz, Batılı efendilerin kölesi haline geleceğiz.BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş "AB bizi Sevr'den de öteye götürüyor" açıklamasını yaparken hamasi duygulardan dolayı değil, bu gerçekleri bugün fark ettiği içindir.
 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.