ABD-İsrail ikilisi ile İran arasındaki savaş uzadıkça ABD'nin müttefikleri yavaş yavaş dökülüyor.
İspanya'nın başından beri ABD ve İsrail'e karşı olan tavrını biliyoruz, son günlerde İngiltere, Almanya ve Ortadoğu coğrafyasında ABD'nin bir dediğini iki etmeyen Arap ülkelerinden gelen peş peşe açıklamalar oldukça dikkat çekici.
İngiliz Financial Times (FT) gazetesinde çıkan bir haberde, Körfez ülkelerinin savaşın olumsuzlukları nedeniyle ABD ile imzaladıkları anlaşmalardan çekilme noktasına geldikleri ifade ediliyor.
FT'ye konuşan ve ismi açıklanmayan üst düzey bir Körfez yetkilisi, çatışmaların devam etmesi durumunda yatırım sözlerinden yabancı şirketlerle yapılan sözleşmelere, dev spor sponsorluklarından hisse satışlarına kadar her şeyin etkilenebileceğini belirtti.
Yetkili, "Bir dizi Körfez ülkesi, mevcut bütçe yükünü hafifletmek amacıyla mevcut sözleşmelerde 'mücbir sebep' maddesinin işletilip işletilemeyeceğini belirlemek için iç inceleme başlattı. Mevcut ve gelecekteki yatırım taahhütleri de bu kapsamda gözden geçiriliyor" ifadelerini kullandı.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar gibi Körfez ülkelerinin yükselişinin iki temel nedeni var: İstikrarsız bölgede güvenli liman sunmaları ve enerji ihracatından kaynaklanan devasa zenginlik.
ABD-İsrail ikilisinin İran'a saldırısıyla başlayan savaş sürecinde, İran'ın bölgedeki ABD üslerini hedef alması, Hürmüz Boğazı'nı kapatması, doğal bir sonuç olarak Körfez ülkelerinin bu iki önemli özelliğini ortadan kaldırdı.
Bu durumun, Körfez ülkelerinde 50 milyar dolarlık bir ticaret hacminin kilitlenmesine ve 56 milyar dolarlık bir turizm geliri kaybına neden olacağı öngörülüyor.
Bu ülkeler, her ne kadar kendi topraklarındaki ABD üslerine İran saldırsa da; ABD ve İsrail'in İran'a yaptıkları hukuksuz saldırılar İran'ı kışkırttığı için ve İran'ın saldırılarında ABD kendilerini savunmasız bıraktığı için bu kararı alma noktasına geldiler.
The Economist'te yayımlanan bir değerlendirmede, Körfez ülkelerinin yalnızca iki gün içinde yaklaşık 800 adet Patriot PAC-3 (Patriot) ve THAAD önleyici füze kullandığı, bu miktarın ABD savunma sanayisinin yıllık üretim kapasitesini dahi aştığı belirtilmişti.
Kendi balistik füzesini ve İHA'larını üreten İran ile füze konusunda ABD'nin tedarik zincirine muhtaç olan Körfez ülkelerini mukayese etmek anlamsız.
Üstelik İran'ın bin dolarlık kamikaze dronlarına karşılık milyonlarca dolar değerinde patriot füzesi kullanmak durumundalar, savunma stokları da bitmiş vaziyette.
Körfez ülkeleri böyle, peki, Avrupa ülkelerinin durumu ne?
ABD Başkanı Donald Trump'ı ve İran savaşına başından beri tepkisini dile getiren, askeri üslerini ABD'nin kullanımına kapatan, bu sebeple de Trump'ın hedefinde olan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İran savaşı için "olağanüstü büyük bir hata" dedi.
Sanchez, ABD ve İsrail'in İran'a saldırısının "uluslararası hukuka uygun olmadığını" yineledi.
Askeri üslerinin kullanılmasına izin vermeyen İspanya'yı "korkunç bir müttefik olmakla" suçlayan Trump, "Artık İspanya ile bir ilişkimiz olsun istemiyoruz" diyerek ticareti sonlandırmakla tehdit etmişti.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer da, ülkesinin İran savaşına dahil olmayacağını söyledi. İngiltere'nin bu kararına Trump sert tepki gösterdi. Trump, Starmer için "Karşımızda Winston Churchill yok" dedi. The Sun gazetesine konuşan Trump, Starmer'ın "yardımcı olmadığını, bunu hiç beklemediğini, İngiltere'den böyle bir şey göreceğini hiç düşünmediğini" söyledi.
Almanya, başlangıçtaki "destek" söylemini değiştirdi. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına katılmayacaklarını belirterek, "Almanya bu savaşa katılmıyor. Ayrıca İran da dahil olmak üzere hiçbir ülkede rejim değişikliğine yönelik somut önlemlere de katılmıyoruz" dedi.
Alman bakan şöyle devam etti: "İran halkının sonunda kendi geleceğini eline alıp bu rejimi belki de yenebilecek duruma gelmesine güvenmek zorundayız. Ancak bariz nedenlerden dolayı Almanya'nın alabileceği önlemler olamaz."
Öte yandan, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius da Alman Federal Meclisi'nde yaptığı açıklamada, İran'ı hedef alan ABD ve İsrail'in askeri saldırılarına katılmayacaklarını belirterek, çatışmaya diplomatik bir çözüm bulunması gerektiğini söylemişti. Bakan Pistorius, "Almanya bu savaşın tarafı değil. Alman Silahlı Kuvvetleri bu savaşa katılmayacak" ifadelerini kullanmıştı.
Evet, gördüğünüz gibi ülkeler dengesiz, saldırgan ve uluslararası hukuku yok kabul eden bir ABD'nin yanında olmak istemiyor.
ABD, bu sebeple savaşı daha fazla sürdüremeyeceğini görüyor ve kendisi adına bu kirli savaşı yürütecek vekil devletler ve bölgesel güçler arıyor.
En yakın müttefiklerinin bile destek vermediği, sırtını döndüğü bir süreçte ABD'nin vekil gücü olmak, devletler ve bölgesel güçler için "ahmaklıktan" başka bir şey değildir.
Dikkatli olunması ve tuzağa düşülmemesi gereken tehlikeli bir dönemi yaşıyoruz.
- ABD, İran’la kara savaşı yapabilir mi? / 27.03.2026
- BBC muhabiri: ‘Kimse ABD ve İsrail’e güvenmiyor’ / 25.03.2026
- Trump yönetimi bu yılın sonunu göremez! / 24.03.2026
- Riyad’da toplandılar; ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadılar! / 20.03.2026
- İran cephesi, savaşa nasıl bakıyor? / 19.03.2026
- Trump yönetimine ABD ve dünya genelinde güven yok / 18.03.2026
- ABD bataklığa saplandı, çıkış arıyor / 17.03.2026
- Netanyahu, Ben Gvir ve Mossad Başkanı öldü mü? / 14.03.2026
- İran İsrail’i vurdukça, Trump’ın kafası karışıyor / 13.03.2026



























































