logo
13 MART 2026


Trump’lı ABD uzun süre savaşamaz, vekil arıyor!

06.03.2026 00:00:00

28 Şubat'ta ABD-İsrail ikilisinin İran'ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey isimlerini hedef alan saldırısıyla başlayan savaş, karşılıklı saldırılar şeklinde devam ediyor.

Taraflar arasındaki bu savaş pek uzun sürecek gibi değil. Çünkü savaşın tarafı olan ABD'ye hem uluslararası hem de ABD içinden tepkiler yükseliyor, ABD halkı özellikle de İsrail için bir savaş istemiyor, üstelik ekonomik sıkıntılar da bu savaşa müsaade etmiyor. Trump yönetimi iki arada bir derede vaziyette.

Bu sebeple ABD, şu an olduğu gibi bizzat savaşmak yerine, vekil ülkeleri ya da güçleri devreye koymak için bir arayış içinde.

İstiyor ki; İran ile Arap ülkeleri savaşsın, İran ile Türkiye çarpışsın, Azerbaycan ile İran karşı karşıya gelsin; bir diğer seçenek ise, "Kürt muhalif" dedikleri PKK'nın Suriye kolu PJAK vekaletiyle aynen Suriye'de olduğu gibi bir bölünme süreci yürütülsün. 

İran kadim bir medeniyet ve güçlü bir yapıya sahip olduğu için, ABD belki bunların hepsini aynı anda devreye koymak istiyor, yani bütün tuşlara basmayı planlıyor. Yaşanan sıcak gelişmeler de ABD'nin bu niyetini açığa çıkartıyor.

Malum, Suudi Arabistan'ın Aramco petrol tesisleri vuruldu. İranlı yetkililer bu saldırıyı kendilerinin yapmadığını açıkladı. ABD'li gazeteci Tucker Carlson, Aramco saldırısının İsrail tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. Çünkü ABD-İsrail ikilisi, bölgenin güçlü ülkelerinden olan Suudi Arabistan ile İran'ı karşı karşıya getirme planı uzun zamandır var.

İran'ı şöyle anlamak lazım; İran kendisine yapılan ABD-İsrail saldırılarından sonra, savaş çıkarmak için komşu ülkelere saldırmıyor, kendisine tehdit olarak gördüğü ABD üslerine saldırıyor, İsrail'in stratejik hedeflerini vuruyor.

Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn ve diğer civar ülkelerle bir savaşa girmek, bu ülkelerdeki Aramco tesisleri gibi sivil hedeflere saldırmak İran'ın asla çıkarına değil. Bunu biz biliyoruz da İran bilmiyor mu?

Aramco saldırısı gündemdeki yerini korurken, bir anda Türkiye'nin Hatay il sınırları içine bir balistik füze mühimmatının parçaları düşüyor, hemen ardından da Azerbaycan'a bağlı özerk Nahçıvan bölgesinde İHA tespit ediliyor ve düşürülüyor.

Türkiye de, Azerbaycan da bu saldırılara benzer tepkiler gösterdi. 

Milli Savunma Bakanlığı, İran'dan atılan ve Türkiye'ye yöneldiği tespit edilen füzeye ilişkin, "Kimden gelirse gelsin hasmane tutumlara cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu bir kez daha vurguluyoruz" açıklamasını yaptı. Azerbaycan Savunma Bakanlığı, meydana gelen olayda sorumluluğun tamamen İran'ın üzerine düştüğünü ifade ederek, "Saldırılar cevapsız kalmayacaktır" ifadesine yer verdi.

 İran'dan yapılan açıklamalarda ise, bu saldırıların İran tarafından yapılmadığı net bir şekilde ifade edildi. İran Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada "İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, komşu ve dost ülke Türkiye'nin egemenliğine tam saygı duymaktadır. Bölgedeki askeri faaliyetler hiçbir şekilde Türkiye'yi hedef almamaktadır. Türkiye topraklarına veya hava sahasına yönelik hiçbir füze fırlatılmamıştır" denildi. 

Daha önce de İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, "Türkiye'nin egemenliğine saygı duyuyoruz ve bölgesel barışın bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğine inanıyoruz" demişti.

Ortadoğu coğrafyasında provokasyonlara açık bir savaş süreci yaşanıyor.

Aramco örneğinde olduğu gibi, İran'ı, Türkiye ve Azerbaycan ile karşı karşıya getirme kirli senaryosu devrede. Bölge ülkeleri oldukça dikkatli olması gerekiyor.

ABD-İsrail ikilisinin ayrıca PJAK kartı da masada. Irak'ta, Suriye'de bu kartı kullandılar ve bir netice elde ettiler; bu yöntemi hiç bırakırlar mı? Elbette ki adım adım uygulamaya çalışacaklar.

ABD, bu seçeneklerden birini, ikisini ya da hepsini devreye koymaya çalışacak, kendisi ise arka planda kurgulayacak, silah ve para tedarikini sağlayacak, sonucunda yine barış havariliğine soyunacak. Olan, aralarında İran ve Türkiye'nin de bulunduğu bölge ülkelerine olacak.

Peki, ABD'nin buradaki temel hedefi ne? Bu hususta Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Trabzon'daki iftar programında yaptığı konuşma oldukça dikkat çekici… BTP lideri özetle şunları söyledi:

"Amerika İran'a ve Venezuela'ya niye bu kadar şiddetle yaklaşıyor? Sebebi şu; Bugün dünyada yükselen, tek kutuplu dünyaya tehdit olarak ortaya çıkan bir irade Asya'da Çin... Çin'in enerji ihtiyacı kahir ekseriyette Venezuela ve İran'dan karşılanıyor. Şimdi Amerika, 'Ben 2030'a kadar bu Çin'i durdurdum durdurdum eğer durduramazsam bir daha benim bununla mücadele etme ihtimalim yok' diyor. ABD bu vaziyette…"

"Şimdi olayın mihenk taşı noktasına geliyorum; Amerika hem Venezuela'ya, hem Çin'e, hem İran'a, 'Siz aranızda ticaret yaparken kendi milli paralarınızı kullanmayacaksınız, Amerikan doları kullanacaksınız' diyor. IMF'nin para sepetinde doların yüzde 78 – 79 olan kullanım ağırlığının son yıllarda yüzde 40'lara kadar düşmesiyle Amerika'nın saldırganlaşması aynı döneme denk geliyor. Yani neymiş Amerika'nın derdi? Dünyada kullanılan rezerv paranın Amerikan doları olarak kalması!"

"Yanında bir de tabii ki İsrail'le ortaklaşa idealleri var. O da Büyük Orta Doğu projesi dediğimiz İsrail'in genişlemeci ve katliamcı politikası. Bu da pastanın üzerindeki çilek. Birbirinin çıkarlarını muhafaza ederek yürüyorlar."

Kısaca, asıl hedefler; Çin'in durdurulması, milli paralarla ticaretin devre dışı bırakılması, BOP ve büyük İsrail devleti projesi…

ABD'nin hedefi, tek kutuplu dünya sömürü sisteminin devamı. Ülkeler ya bu sömürü sistemi karşısında bir ve beraber olup bağımsızlık mücadelesi verecekler, milli ekonomilerini geliştirecekler ya da tamamen modern köleliğe razı olacaklar.

Zaman her şeyi gösterecek.

 
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.