logo
23 ŞUBAT 2026


Ülkemizin tarihine leke sürülmesine göz yumulmuştur

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak: Üç gün geçti ama Erdoğan'dan hala çıt yoktur. Anlaşılan NATO zirvesinde Biden'la görüşme randevusu uğruna, en önemli milli bayramımızda, ülkemizin tarihine leke sürülmesine göz yumulmuştur

26.04.2021 18:35:00
Ülkemizin tarihine leke sürülmesine göz yumulmuştur
Ülkemizin tarihine leke sürülmesine göz yumulmuştur

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, "ilk defa bir ABD Başkanı'nın 24 Nisan'da, 1915'te yaşanan trajediyle ilgili, sözde 'soykırım' ifadesini kullandığını" belirterek, "Bu talihsiz açıklamayı hiçbir surette kabul etmiyoruz." dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.

Toplantıya ilişkin açıklamada bulunan Öztrak, Irak'ın kuzeyinde yürütülen operasyonda şehit olan Uzman Çavuş Aygün Çakar ve Hakkari Yüksekova'da şehit olan Haluk Serhat Aldemir'e Allah'tan rahmet diledi.

"Tarihini bilmeyen, kendini bilemez." diyen Öztrak, bugünü anlamak isteyenin Osmanlı'nın özellikle son iki yüzyılını iyi bilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhuriyetin kuruluşuna kadar geçen 150 yıl içinde üç büyük felaket olduğunu, bunların Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ciddi şekilde etkilediğini dile getiren Öztrak, ilkinin 1877-78 Rus Savaşı, ikincisinin 1912 Balkan Savaşı, üçüncü felaketin ise Birinci Dünya Savaşı olduğunu anlattı.

Bu felaketleri yaşayan Cumhuriyetin kurucu kadrolarının, bu acıların bir daha yaşanmaması için elindeki son vatan topraklarına sıkı sıkıya sarıldığını ifade eden Öztrak, bu topraklarda dine, etnik kökene dayanmayan bir ulus devlet inşa etmek için büyük mücadeleler verildiğini kaydetti.

Öztrak, Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan herkesin, özellikle devleti yönetmeye talip olanların yakın tarihi layıkıyla bilmek zorunda olduğunu söyledi.

- "Bu talihsiz açıklamayı kınıyor ve reddediyoruz"

Faik Öztrak, şöyle devam etti:

"İlk defa bir ABD Başkanı, 24 Nisan'da 1915 yılında yaşanan trajediyle ilgili, sözde 'soykırım' ifadesini kullanmıştır. Bu talihsiz açıklamayı hiçbir surette kabul etmiyoruz.

Tarih yazmak, politikacıların görevi değildir. Hele hele bu topraklarda emperyalistlerin tahrikleriyle yaşanan ortak acıları tahrif ederek yeni bir tarih yazmak, buradan da sözde bir insanlık suçu isnat etmek, 'bir daha olmasın' diye ders vermek, siyasetçilerin görevi de değildir, haddi de değildir. Bu müessif açıklama, Türkiye-ABD ilişkilerine zarar vermiştir.

Güney Kafkasya'da, işgal altındaki Azerbaycan topraklarının kurtarıldığı, Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan halklarının, barış, huzur ve refah içinde, geleceğe bakma arayışında oldukları bir sırada yapılan bu açıklama, manidardır. Bu talihsiz açıklamayı kınıyor ve reddediyoruz."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun resmi açıklamadan önce konunun basına sızmasıyla beraber hem ABD yönetimini hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı uyardığını belirten Öztrak, uyarıdan sonra hükümet kanadından çok "cılız" sesler çıktığını savundu.

Öztrak, şunları kaydetti:

"Oysa önceki yıllarda ABD başkanlarının bunun gibi bir açıklama yapmaması için ülkemiz çok ciddi diplomatik çabalar göstermiştir. Bu defa bunların hiçbirini görmedik. Erdoğan, sadece Biden'dan telefon beklemiştir. Üç aydır beklenen o telefon geldiğinde de ABD Başkanının bir gün sonra yapacağı bu talihsiz açıklama tebliğ edilmiştir. Ama sarayın yaptığı ilk resmi açıklama, 'Erdoğan ve Biden haziran ayında NATO zirvesinde buluşacaklar' olmuştur. Ardından Erdoğan, her kritik olayda yaptığı gibi uzun sessizliğe bürünmüştür. Üç gün geçti ama Erdoğan'dan hala çıt yoktur. Anlaşılan NATO zirvesinde Biden'la görüşme randevusu uğruna, en önemli milli bayramımızda, ülkemizin tarihine leke sürülmesine göz yumulmuştur."

Türkiye'nin gayrı ciddi bir yönetimin elinde olduğunu, devlet aklıyla değil, trol aklıyla yönetildiğini öne süren Öztrak, "ABD Başkanı'na gık çıkaramayan Erdoğan'ın vekilleri trol ordularıyla saf tutmuş, sanki bu talihsiz açıklamayı CHP yapmış gibi CHP'ye saldırıyor, olmadık hakaretler ediyor. Herhalde bu vekiller, Türkiye'yi kendi reislerinin yönettiğini unuttular. CHP'nin yönettiğini sanıyor." diye konuştu.

Ege'de, Doğu Akdeniz'de ülke çıkarlarının savunulmasında zorlanıldığını, Yunan Dışişleri Bakanının Türkiye'ye gelip hükümete parmak sallayabildiğini ileri süren Öztrak, Türkiye'nin dış politikada güvenilirliği ve aranan dost olma özelliğini yitirdiğini savundu. Öztrak, hükümetin, milli çıkarları gerektiği gibi savunamadığını iddia etti.

Öztrak, "Erdoğan'ın 'monşer' diyerek istiskal ettiği diplomatlarımızın 50 yıldır geçit vermediği 'sözde soykırım meselesi', Erdoğan'ın ehliyetsiz şahsım hükümeti elinde, kalemizde rahatça gol oluyor. Bu acizlik, diplomatlarımızın 50 yıllık emeklerini çaldığı gibi ASALA terör örgütünün şehit ettiği onlarca diplomatımızın kemiklerini de sızlatıyor. Türkiye böyle aciz bir yönetimi asla hak etmiyor." şeklinde konuştu.

- "Merkez Bankasının altın ve döviz kasası 38 milyar dolar açık vermektedir"

Merkez Bankasının kasasındaki döviz rezervlerinin son iki yılda buharlaştığını savunan Öztrak, buharlaşan 128 milyar dolar rezervin hesabının TBMM'den kaçırıldığını öne sürdü.

Öztrak, Şubat 2019-Kasım 2020 arasında, hükümetin rezervlerdeki buharlaşmayı gizlemek amacıyla bir yıl içinde ödenmesi gereken emanet dövizleri 85 milyar dolar artırdığını iddia etti.

Aynı dönemde 43 milyar dolarlık reeskont kredisinin de Merkez Bankası kasasına girmesi gerekirken girmediğini savunan Öztrak, "Bunun sonucunda hesaplayabildiğimiz buharlaşan rezerv, toplam 128 milyar dolardır. Erdoğan buharlaşan rezervin miktarının 165 milyar dolara çıktığını açıklamıştır. 16 Nisan itibarıyla, Merkez Bankasının altın ve döviz kasası, 38 milyar dolar açık vermektedir." diye konuştu.

- "Protokol doğruysa skandal gerçekten çok büyük"

"Hakaret ve iftira edilmemesini, şirretlik yapılmamasını" isteyen Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hazine ve Maliye Bakanınızın tavsiyesine uyun. Gün gün, ne kadar dövizi, hangi kurdan sattınız artık millete açıklayın. Bir doğru, bin eğriyi düzeltir. Doğruları söylemekten kaçmayın. Önce 'rezervler kasada' dediniz. Olmadığı ortaya çıktı. Sonra, Merkez Bankası rezervlerinin, Hazine ve kamu bankaları eliyle, gizli saklı satıldığını itiraf etmek zorunda kaldınız. Buna dayanak gösterdiğiniz protokolü de gazeteciler ortaya çıkardı. Eğer bu protokol doğruysa, skandal gerçekten çok büyük. Bu protokol, Merkez Bankasına kanunla verilmiş görevlerini ve rezervlerini Hazine'ye, yani başında siyasetçi olan bir kuruma, devretme yetkisini vermiyor. Ayrıca bu protokolün yürürlük tarihi, imza tarihinden neden 21 gün önceye çekilmiş' Bu protokol bu 21 gün içinde acaba hangi hukuksuzluğun üstünü örtmek için yapıldı' Önce bunu açıklayacaksınız."

Protokolün dayanağını teşkil eden yasanın, 2 Temmuz 2018'de yürürlükten kalktığını ve protokolün kadük olduğunu söyleyen Öztrak, "Bu tarihten sonra bir ek protokol yapıldı mı'" sorusunu yöneltti.

Öztrak, "Ortada dünya finans ve iktisat tarihine geçecek bir skandal ve çok büyük bir kamu zararı vardır. 2019 başından 2020'nin Kasım ayına kadar geçen sürede, dövizlerin ortalama 6 lira 28 kuruştan satıldığı anlaşılmaktadır. Oysa bugün öğle saatlerinde, serbest piyasada dolar kuru 8 lira 30 kuruş seviyesindeydi. 128 milyar doları bugün yerine koymak istesek kamu zararı 259 milyar lirayı bulacak. Bunun hesabını kim verecek'" diye konuştu.

Faik Öztrak, Meclis'te bir Araştırma Komisyonu kurulmasını, bu konuda bilgi sahibi olanların dinlenmesini istedi.

- "Kripto para skandalı giderek büyüyor"

Türkiye'de skandalların art arda patladığını söyleyen Öztrak, şunları kaydetti:

"Gri pasaport skandalı çözüme kavuşmadan, bir bakanın kendi bakanlığına mal sattığı skandalı patlıyor. Daha bunu hazmetmemişken, sarayın trol ordusundan, Erdoğan kabinesine devşirilen, geçmişte FETÖ'ye övgüler düzen yeni bakanın skandalları ardı ardına geliyor. Bu bakan devletin koruması altındaki bir çocuğumuzu ifşa ediyor. Bu da yetmez gibi el kadar çocuktan, ramazan gününde bir çikolata esirgeyerek, şahsi şovuna, mübarek ramazan ayını alet ediyor. Aynı kişi önce trol ağzıyla milletin vekillerine ağır hakaretler ediyor. Ardından dilindeki pespayeliği fark ederek, paylaşımlarını siliyor. Normal bir ülkede üç beş yılda yaşanacak bu skandallar, Erdoğan şahsım hükümetinin yönettiği Türkiye'de 10 güne sığıyor."

Kripto para skandalının giderek büyüdüğünü, yeni bir banker skandalına dönüştüğünü dile getiren Öztrak, hükümetin alelacele, kimseye danışmadan düzenleme yaptığını savundu. Öztrak, son birkaç günde üç ayrı kripto para platformunun battığını, maddi kayıpların milyarlarca dolar olduğunun söylendiğini kaydetti.

Türkiye'nin kripto para kullanımında Avrupa birincisi ve dünya dördüncüsü olduğunu belirten Öztrak, bu platformların domino taşı gibi devrilmesinin risklerinin çok büyük olduğunu, bu yönetimsizliğin bedelinin çok ağır ödendiğini kaydetti.

Kovid-19 salgınında test sayılarının düştüğünü, günlük vaka sayılarının da 25 günün ardından 40 binin altına indiğini dile getiren Öztrak, tüm dünyada günlük vaka sayılarında başa güreşildiğini kaydetti.

Öztrak, "Aşılama çok yavaş ilerliyor. İkinci doz aşısını olan nüfusumuzun toplam nüfus içindeki payı hala yüzde 10'a bile ulaşmadı. Oysa toplumsal bağışıklık için bu oranın en az yüzde 60 olması lazım." dedi.

- "Tarihi tarihçiler yazar, siyasetçiler yazmaz"

Öztrak, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, eşi ve kendisine ait olan şirketten bakanlığa dezenfektan satışı yapıldığı ortaya çıkmıştı. O şirket Sanayi Bakanlığından da 1,4 milyon destek almış. Pekcan'ın bakanlıkta danışmanlığını yapan kişinin de dezenfektan şirketinin bayisi olduğu ortaya çıktı. Siz bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz'" sorusuna Öztrak, "Anlaşılan tek adam vesayet rejiminin memur bakanları devleti yönetmeye değil, devleti yiyip bitirmeye gelmişler. Yapılanın hukukla, ahlakla, etik değerlerle bağdaşır hiçbir yanı yoktur. 'Devleti şirket gibi yöneteceğiz' diyenler işi ellerine yüzlerine bulaştırmışlardır." yanıtını verdi.

"ABD Başkanı Biden'ın soykırım açıklaması ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın konuya ilişkin sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz'" sorusuna ise Öztrak, şu cevabı verdi:

"Erdoğan şahsım hükümeti Türkiye'nin en haklı davalarını bile anlatamaz hale gelmiştir. Biden açıklama yapıyor, hasar oluşuyor, hasar oluştuktan sonra sözcü önümüzdeki gün ve aylarda önlem almaktan bahsediyor. Atı alan Üsküdar'ı geçmiş. Konuşması gereken kişi kamuoyunun önüne çıksın, 50 yıldır geçit verilmeyen bu tezler nasıl oldu da bugün bu kadar rahatlıkla kabul görür hale geldi, bunu milletimizi açıklasın."

"HDP'nin 1915 olayları ile ilgili yayınladığı bildiri için bir değerlendirme alabilir miyiz' Ayrıca eski CHP'li isimler Millet İttifakı'na 'HDP ile ilgili net bir tutum sergilenmeli' çağrısı yaptı. Bu çağrıya cevabınız olacak mı'" sorusuna karşılık Öztrak, "Tarihi tarihçiler yazar, tarihi siyasetçiler yazmaz. Hele hele bu toprakların siyasetçilerinin emperyalist tezlerin peşine takılması hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunun doğuracağı sonuçları da konuşmamda ifade ettim, bizim tavrımız nettir. Ama burada sorulması gereken asıl soru AK Parti trollerinin ve milletvekillerinin üstünü örtmeye çalıştığı husus, ABD yönetiminin bu iddialarına muhatap olan Erdoğan şahsım hükümetinin neden sessiz kaldığıdır." dedi. 

Kızılırmak'ın debisi son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı

Sivas'ta kar sularının hızla erimesiyle Kızılırmak'ın debisi yükseldi

23.02.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.02.2026 14:04:10
İHA
Kızılırmak'ın debisi son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı
Kızılırmak'ın debisi son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı
Kentte ısınan havayla birlikte kar sularının erimesi şehrin birçok noktasında derelerin taşmasına yol açtı. Eriyen karların oluşturduğu yoğun akış, Türkiye'nin en uzun nehri olan Kızılırmak'ın debisini de önemli ölçüde yükseltti.



Bölgedeki vatandaşlar, ırmak debisinin bu kadar arttığına daha önce şahit olmadıklarını belirtti.



Yıllardır Sivas'ta yaşayan Necati Başara, "Son 15 yıldır böyle bir manzara görmedik. Debi çok yüksek, su oldukça bol. Su tarlalara ve bitkilere büyük fayda sağlıyor. Suyun değeri kesinlikle hafife alınmamalı" dedi.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 16'ncı duruşması başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 16'ncı duruşması başladı

 

23.02.2026 10:54:00
Anadolu Ajansı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 16'ncı duruşması başladı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 16'ncı duruşması başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Duruşmada, sanıkların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak yer aldı.

Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı.

Duruşma, tutuksuz sanık Harun Tuzcu'nun savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı sanık Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı sanık Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sanık Zeydan Karalar ile görevinden uzaklaştırılan ve hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı sanık Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan kazandığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor. 

İstanbul Valiliği, "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi:

İstanbul Valiliği, "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklindeki haber, yayın ve paylaşımların gerçeği yansıtmadığını bildirdi

23.02.2026 00:36:00
AA
İstanbul Valiliği, "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi:
İstanbul Valiliği, "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi:

Valilikten yapılan açıklamada, çeşitli medya ve sosyal medya mecralarında "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklinde haber, yayın ve paylaşımlar yapıldığı belirtildi.

Kentte yapılan kuduz aşısı sayıları baz alınarak yapılan bu haber ve paylaşımların gerçeği yansıtmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İstanbul'da son kuduz vakası 2007 yılında görülmüştür. Bu tarihten beri, şehrimizde herhangi bir canlıya kuduz teşhisi konulmamıştır. 2025 yılında İstanbul genelinde toplam 123 bin 538 kuduz aşısı uygulanmış olup, bu uygulamaların tamamı tedbir amacıyla yapılan aşılarıdır. Tedbir aşılamalarının bir kısmı sahipsiz sokak hayvanı saldırı sonucu, bir kısmı ise sahipli hayvanların tırmalama, salya bulaşması ve benzeri sebeplerle oluşan durumlarda uygulanmıştır."

Türkler yeniden Viyana kapılarına dayandı! Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çeken notlar

Prof. Dr. Haydar Baş'ın Modeli Viyana Teknik Üniversitesinde konuşuldu. Kongrede, değerli akademisyenler ve sektör uzmanları sunumlar yaptı

22.02.2026 11:30:00
Ahmet Turan Yiğit
Türkler yeniden Viyana kapılarına dayandı! Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çeken notlar
Türkler yeniden Viyana kapılarına dayandı! Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde dikkat çeken notlar
Viyana'da 7-8 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde önemli açıklamalar ve değerlendirmeler oldu.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Modeli Viyana Teknik Üniversitesinde konuşuldu. Kongrede, değerli akademisyenler ve sektör uzmanları sunumlar yaptı.

Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nden dikkat çeken açıklamaları izleyin:

"Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi

"Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi

22.02.2026 00:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 "Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi
 "Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi
Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum, "mutlak butlan" iddiaları ve Cumhuriyet Halk Partisi içindeki olası gelişmelere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Akın Gürlek Mutlak Butlan için mi Adalet Bakanı oldu? CHP'ye Kılıçdaroğlu operasyonu mu geliyor? gibi sorulara yanıt veren Prof. Dr. Süheyl Batum, Türkiye'de "mutlak butlan" kararının hukuken mümkün olup olmadığını, mahkemeler ve seçim süreçleri üzerinden yaşanan tartışmaları,
olası bir yargı kararının CHP yönetimini nasıl etkileyebileceğini, böyle bir kararın Türkiye'de seçim güvenliği ve hukuk devleti açısından ne anlama geleceğini değerlendirdi.
Batum, olası bir butlan kararının sadece parti içi dengeleri değil, seçim sistemine duyulan güveni de etkileyebileceğini ifade etti.

Süheyl Batum'un konuşmasını izleyin:

Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi

Edirne'de artan yağışlar ve Bulgaristan'daki barajlarda bırakılan sular sonrası Tunca ve Meriç nehirlerinde debi yükseldi, bazı tarım arazileri ve hobi bahçeleri sular altında kaldı. Taşkının boyutu dron ile havadan görüntülendi

21.02.2026 20:27:00 / Güncelleme: 21.02.2026 20:31:56
İHA
Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi
Tunca ve Meriç'te taşkın havadan görüntülendi
Edirne'de Tunca ve Meriç nehirlerinde son günlerde yaşanan debi artışı taşkına yol açtı. Yağışların yanı sıra Bulgaristan'daki barajlardan bırakılan suyun etkisiyle yükselen nehirler havadan görüntülendi.



Son ölçümlere göre, Meriç Nehri üzerindeki Kirişhane Ölçüm İstasyonu'nda debi 1088 metreküp/saniye, İpsala Ölçüm İstasyonu'nda ise 1230 metreküp/saniye olarak kaydedildi. Tunca Nehri Ölçüm İstasyonu'nda debi 161 metreküp/saniyeye çıkarak turuncu alarm seviyesine ulaştı.



Artan su seviyesi nedeniyle nehir yataklarına yakın bölgelerde bulunan hobi bahçeleri ve tarım arazileri sular altında kaldı. Yerleşim alanlarına yakın noktalarda suyun geniş bir alana yayıldığı görüldü.



Edirne'nin Meriç ilçesine bağlı Karayusuflu köyünde çiftçilik yapan Recai Servi, su seviyesinin ciddi oranda yükseldiğini belirterek onlarca tarım arazisinin sular altında kaldığını ve bazı köy yollarının ulaşıma kapandığını ifade etti.

TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı

"TBMM'de Öcalan ittifakı kuruldu. CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Süheyl Batum, "Atlantik ötesinde hazırlanan anayasayı Türkiye'ye kabul ettirmek istiyorlar. CHP komisyona katılmasaydı bu iş buraya kadar gelmezdi" dedi

21.02.2026 16:31:00
Ahmet Turan Yiğit
TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı
TBMM'de Öcalan ittifakı: CHP de AKP, MHP ve DEM ile birlikte iş tuttu Prof. Dr. Süheyl Batum anlattı
Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, anayasa değişikliği tartışmaları, "umut hakkı" söylemi ve Meclis'te kurulan komisyon sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Batum konuşmasında: "Umut hakkı" tartışmasının gerçek amacının ne olduğunu, bir terör örgütü liderinin siyasi temsil konumuna yerleştirilmesi iddialarını, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan komisyonun rolünü, Cumhuriyet Halk Partisi'nin süreçteki pozisyonunu, Türkiye'nin "mezhepsel/etnik kota" modeline sürüklenip sürüklenmediğini, Tarihsel olarak 1876 Anayasası ve Osmanlı deneyimi üzerinden yaptığı uyarıları detaylı biçimde değerlendirdi. "Macun tüpten çıkarsa geri dönmez" diyen Batum, etnik ve mezhepsel temsile dayalı bir sistemin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Prof. Dr. Süheyl Batum'un konuşmasını izleyin:

AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı

AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak. Normalde 4 lira olması gereken köprü geçişini 59 TL yaptılar, peki özelleştirilince kaç TL olacak? CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı

21.02.2026 16:18:00
Ahmet Turan Yiğit
AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı
AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Boğaz köprülerinin 25 yıllığına özelleştirileceği iddiasını kamuoyuna taşıdı. Yavuzyılmaz'a göre; 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün yıllık geliri: 53,9 milyon dolar. Gideri ise 1,7 milyon dolar. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün yıllık geliri 63 milyon dolar, gideri ise 3,5 milyon dolar. İki köprünün toplam yıllık net gelirinin yaklaşık 112 milyon dolar olduğunu belirten Yavuzyılmaz, bu gelirlerin 25 yıllığına devredilmesi halinde kamu adına milyarlarca dolarlık bir kayıp oluşabileceğini savundu. Ayrıca olası bir özelleştirme sonrası köprü geçiş ücretlerinin artabileceği ve Boğaz geçişlerinde rekabet ortamının ortadan kalkabileceği yönünde değerlendirmelerde bulundu.

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın konuşmasını izleyin:

Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak


 
 
Fethiye'de yol kenarında ölü bulunan kurtun genetik analizi yapılacak. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin, kurtların ekosistemin sigortası olduğunu söyledi.

21.02.2026 15:15:00
AA
Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak
Ölü bulunan kurdun genetik analizi yapılacak

Muğla'nın Fethiye ilçesinde, bir kurt yol kenarında ölü bulundu. Fethiye-Antalya kara yolu kenarında bir hayvan ölüsünü görenler durumu, Fethiye Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğine bildirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasin İlemin, hayvan üzerinde inceleme yaptı.

Hayvanın genç ve erkek bir kurt olduğunu tespit eden İlemin, hayvanın araç çarpması sonucu öldüğünü söyledi.
Kurdun genetik analizlerde kullanılması için doku örneği alındığını belirten İlemin, "Trafik kazaları, özellikle yayılma ve alan arayışı dönemindeki genç bireyler için önemli bir ölüm nedenidir. Kurtlar (Canis lupus) son yıllarda özellikle kış aylarında Ege ve Akdeniz kıyı şehirlerine kadar yaklaşabiliyor. Bunun başlıca nedeni, insanlar tarafından beslenmeye alıştırılan yaban domuzlarını takip ederek yerleşim alanlarının çevresine gelmeleri" dedi.

İlemin, yaban domuzlarının şehir kenarlarında artan varlığının, kurtların da bu alanlara yönelmesine yol açabildiğini dile getirdi. Şehir çevresine yaklaşan kurtların zaman zaman sahipsiz sokak köpekleri ile melezleştiğini ifade eden İlemin, bu durumun kurtların genetik bütünlüğünde bozulmalara, insandan daha az kaçınma gibi davranışsal değişimlere yol açabildiğini kaydetti.

Kurtlar ekosistemin sigortası

Doğal koşullarda kurtların insanlardan uzak durduğunu ve ekosistemlerin "sigorta türü" olarak dengeyi sağladıklarını vurgulayan İlemin, şöyle konuştu: "Girişimsel melezleşme, genetik veya demografik baskınlaşma yoluyla saf kurt popülasyonlarını uzun vadede yok olma girdabına sürükleyebilecek ciddi bir tehdittir. Bu kapsamda, TÜBİTAK 1001 destekli 'Ülke Çapında Kurtlara Dair Kapsamlı Bir Araştırma: Mekansal Genetiği, Ekoloji ve Hibridizasyonu' adıyla yeni bir proje yürütülüyor. Proje, Sakarya Üniversitesinden Doç. Dr. Morteza Naderi yürütücülüğünde ve geniş bir uzman ekibin katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Projenin temel amaçları, Türkiye genelinde kurtların genetik yapısını ve çeşitliliğini ortaya koymak, köpeklerle melezleşme düzeyini belirlemek, popülasyonların genetik dayanıklılığını değerlendirmek ve ekosistem üzerindeki kilit taşı rolünü korumaya yönelik bilimsel veri üretmek."

İlemin, kurtların genetik bütünlüğünün korunmasının yalnızca türün geleceği açısından değil, aynı zamanda ülke genelinde ekolojik bozulmanın en aza indirilmesi açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Ramazan kolilerindeki hilelere dikkat!


 
 
Ramazan ayının gelmesiyle birlikte satışa sunulan gıda kolilerinde, ürünlerin nitelikleri ve son kullanma tarihlerine dikkat edilmesi gerekiyor.
 

21.02.2026 11:21:00
AA
Ramazan kolilerindeki hilelere dikkat!
Ramazan kolilerindeki hilelere dikkat!

Vatandaşlar, mübarek Ramazan ayı nedeniyle iftar ve sahur alışverişlerini sürdürüyor. Bu dönemde çeşitli gıda ürünlerinin yer aldığı Ramazan kolileri de rağbet görüyor. Pek çok market ve e-ticaret platformu Ramazan paketlerini çeşitli kampanyalarla satmaya başlarken, ürünlerin fiyatları da paket içeriğine göre değişiklik gösteriyor. Paketlerde, meşrubat, makarna, bakliyat ürünleri, salça, sıvı yağ, çay ve şeker gibi temel gıda maddeleri yer alıyor. Kimi paketlerde sucuk, kaşar peyniri, kavurma, hurma, zeytin, helva ve reçel gibi iftariyelikler de bulunuyor. Şirketler çalışanlarına, hayır kurumları da ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için de bu kolileri tercih ediyor.

Stok eritme amacı olmamalı

Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Ergün Kılıç, Ramazan ayının, paylaşmanın ve dayanışmanın en güçlü şekilde yaşandığı bir dönem olduğuna işaret etti. Bu dönemde yapılan her yardımın, güvenli ve nitelikli olması gerektiğini belirten Kılıç, yardım ve Ramazan kolilerinin, stok eritme ya da fırsatçılık aracı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Kılıç, yardım yapan duyarlı insanların, gıda kolilerine kendi sofralarına koymayacakları ürünleri yerleştirmek istemeyeceklerini ifade ederek, "Son kullanma tarihi geçmiş, ambalajı yırtılmış, etiketi bulunmayan ya da sağlığa uygun olmayan ürünler yardım değildir. Bu tür ürünler, insanların sağlıklı gıdaya ulaşma hakkını ihlal eder. Yardım, dikkat ve vicdanla yapılır, ihmal ve denetimsizlikle değil" diye konuştu.

Yardım alan da kontrol etsin

Yardım alan vatandaşların da bu gıda ürünlerini kontrol etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıç, herkesin aldığı ürünlerin son kullanma tarihine bakması, bozuk, şüpheli ya da sağlığa uygun olmayan gıdaları ayırarak kesinlikle tüketmemesi gerektiğini söyledi. Kılıç, Ramazan ayını fırsata çevirmek isteyen kişi ya da işletmelere imkan verilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Merhamet duygusuyla yardım etmek isteyen yurttaşların iyi niyeti, rant odaklı anlayışlara teslim edilmemelidir. Ramazan, kazanç değil, vicdan ayıdır, bu nedenle dayanışma, denetimle ve sorumlulukla korunmalıdır. Yapılan denetimler, etkin, sürekli ve caydırıcı şekilde yürütülmelidir. Gıda güvenliğinin yalnızca bir mevzuat konusu değil, doğrudan yaşam hakkı meselesi olduğu unutulmamalıdır. Ramazan ayında ve yılın her gününde sağlıklı gıdaya erişim, insan onuruna yakışır yaşam ve adil bir piyasa düzeni için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz."

Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal da Ramazan kolisi hazırlarken ürün kalitesine dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Gramaj ve içerik listesi yazılı olarak belirlenmeli, koli hazırlatanlar, içinde bulunmasını istediği ürünler ile ilgili detaylı listeyi paketi hazırlayan firmalara vermeli" diye konuştu. Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkan Vekili İbrahim Güllü de Ramazan alışverişi yaparken tüketicilerin, bütçesini koruması, israfı önlemesi, sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmasının önem taşıdığını belirterek, tüketicilere, gıda harcamalarında "marketfiyati.org.tr" sitesinden fiyat karşılaştırması yapması tavsiyesinde bulundu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.