logo
27 EKİM 2026

Ürdün Suriye'yi vurdu: 8 ölü

Ürdün ordusunun Suriye'nin güneyindeki Dera kentine düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 8'e yükseldi.

27.10.2026 12:15:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ürdün Suriye'yi vurdu: 8 ölü
Ürdün Suriye'yi vurdu: 8 ölü
Ürdün ordusunun Suriye'nin güneyindeki Dera kentine düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 8'e yükseldi.

Ürdün, 23 Ekim'deki kilise saldırısının faillerinin Suriye'de faaliyet gösteren "terör örgütleriyle" bağlantılı olduğunu açıklamasının ardından dün akşam Suriye'nin güneyine hava saldırıları düzenledi. Ürdün'ün, Dera ve Suveyda vilayetlerinde "teröristler tarafından kullanılan sığınakları" hedef aldığını belirttiği saldırılarda can kaybı arttı. Suriyeli sağlık yetkilileri, Dera'daki hastanelere üçü çocuk olmak üzere 8 kişinin cenazesinin getirildiğini bildirdi.

Nasib Sınır Kapısı kapatıldı

Suriye Sınır Kapıları ve Gümrük Genel İdaresi, Dera kentindeki gelişmeler nedeniyle Ürdün ile Suriye arasındaki Nasib Sınır Kapısı'nın kapatıldığını ve her iki yöndeki yolcu ve ticari geçişlerin durdurulduğunu açıkladı.

Nasib Sınır Kapısı, Ürdün ile Suriye arasındaki tek yolcu ve ticari sınır kapısı olma özelliğini taşıyor.

Kahramanmaraş'taki okul saldırısıyla ilgili yeni gelişme

Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen dehşet verici silahlı saldırıya ilişkin yürütülen idari soruşturma tamamlandı. Müfettiş raporlarıyla ortaya çıkan ihmaller zincirinin ardından Onikişubat Kaymakamlığı; okul müdürü, müdür yardımcısı ve iki öğretmen hakkında soruşturma izni verdi. Kamera kayıtlarına yansıyan görüntülerde, okul yöneticilerinin silah seslerini duyduktan sonra öğrencileri tahliye etmek yerine okulu terk ettikleri, rehber öğretmenin ise katliamdan iki ay önce gelen ihbarları gizlediği belirlendi

27.10.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Kahramanmaraş'taki okul saldırısıyla ilgili yeni gelişme
Kahramanmaraş'taki okul saldırısıyla ilgili yeni gelişme
Kahramanmaraş'ta infial yaratan Ayser Çalık Ortaokulu saldırısıyla ilgili bugün adli ve idari süreci tamamen değiştirecek çok kritik bir gelişme yaşandı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) müfettişlerinin hazırladığı ön inceleme raporu doğrultusunda, Onikişubat Kaymakamlığı saldırı anında ve öncesinde ağır ihmali bulunan 4 eğitimci hakkında soruşturma izni verdi. Raporda yer alan kan dondurucu detaylar, facianın boyutunu gözler önüne serdi.

Silah seslerini duyup öğrencileri kaderine terk ettiler

Müfettiş raporunda yer alan kamera kayıtları incelemelerine göre, okul müdürü C.K. ve müdür yardımcısı F.B.'nin, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin ateş açtığı esnada birinci kata çıktıkları belirlendi. Ancak iki yöneticinin, saldırıyı bizzat görmelerine rağmen öğrencilerin can güvenliğini sağlamak ya da tahliyeyi organize etmek yerine, binayı hızla terk ederek kaçtıkları kamera kayıtlarıyla anbean tespit edildi.
Raporda, okul idarecilerinin mevzuat gereği öğrencilere karşı "garantör" konumunda olduğu vurgulanarak, bu davranışın ağır bir görev ihmali ve kriz yönetimi zafiyeti olduğu aktarıldı.

Öğretmen kendi sınıfını bile uyarmadan kaçtı

Soruşturma izni verilen bir diğer isim olan Din Kültürü Öğretmeni A.T.'nin de katliam anında görevli olduğu sınıfta bulunduğu öğrenildi. Silah sesleri üzerine sınıfın kapısını aralayıp koridora bakan öğretmenin, durumu fark eder etmez kendi sınıfındaki çocukları korumaya almadığı ve hiçbir uyarıda bulunmadan zemin kata doğru tek başına kaçtığı raporda açıkça yer aldı.

Rehber öğretmen katliam sinyallerini görmezden gelmiş

Soruşturmadaki en sarsıcı tespitlerden biri de okulun rehber öğretmeni E.İ. hakkında oldu. Saldırıdan yaklaşık iki ay önce, aynı sınıftaki bazı öğrencilerin rehber öğretmene giderek, fail İsa Aras Mersinli'nin ciddi şiddet eğilimleri gösterdiğini ve can güvenliklerinden endişe ettiklerini söyledikleri ortaya çıktı.
Rehber öğretmenin, bu somut uyarılara ve failin kendisine zarar veren bariz davranışlarına rağmen Çocuk Koruma Kanunu kapsamında yapması gereken resmi bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediği, durumu hasıraltı ettiği kanaatine varıldı.

3 ağır suçlamayla hakim karşısına çıkacaklar

Onikişubat Kaymakamlığı'nın verdiği bu kritik izinle birlikte, söz konusu 4 eğitim personeli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatılmasının önü açıldı. Okul müdürü, müdür yardımcısı ve öğretmenler; "terk", "suçu bildirmeme" ve "görevi kötüye kullanma" suçlarından hakim karşısına çıkacak.
Saldırganın anne ve babasının yargılandığı ana dava devam ederken, idari personelin de sürece dahil edilmesiyle birlikte davanın seyrinin tamamen değişmesi bekleniyor.

Aile fertlerinin şeceresine kadar söyleyip 1.2 kilo altını aldılar

Diyarbakır'da kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcılar, 70 yaşındaki kadını ailesinin şeceresine kadar söyleyip ikna ederek 1 kilo 200 gram altını elden alıp kayıplara karıştı. Şahıslar, polisin çalışması sonucu yakalanıp tutuklanırken altınların akıbetine ilişkin süreç devam ediyor

27.10.2026 13:52:00 / Güncelleme: 27.10.2026 13:55:43
İHA
 
Aile fertlerinin şeceresine kadar söyleyip 1.2 kilo altını aldılar
Aile fertlerinin şeceresine kadar söyleyip 1.2 kilo altını aldılar
Diyarbakır'da yaşayan 70 yaşındaki yaşlı kadın, kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcıların hedefi oldu. Dolandırıcılar, kadını ikna etmek için aileye dair bilgileri sıraladı. Yaşlı kadın, dolandırıcılardan ailesine dair detaylı bilgileri duyunca ikna oldu. Evde bulunan 1 kilo 200 gram altından haberi olmayan yaşlı kadın, o bilgiye ulaşan dolandırıcıların yönlendirmesiyle altınları şahıslara eliyle teslim etti.

Kadının sağlık personeli kızı Esma Aslan ise, teyzesinin uzun süre ablasına telefonla ulaşamadığını ve sürekli meşgul olduğunu söylemesi üzerine olaydan haberdar oldu. Şahıslar, şikayet üzerine tespit edilip yakalanarak tutuklandı. Altınların akıbetine ilişkin ise çalışma devam ediyor.

Esma Aslan, olayın 14 Ekim sabahında olduğunu, evde annesinin yalnız olduğunu bilen biri veya birilerinin annesini aradığını söyledi. O sırada işte olduğunu belirten Aslan, "Kamu sağlık çalışanıyım. Annemi arıyorlar, Kayapınar Emniyetinden polis olduklarını belirtiyorlar. Annem başta inanmıyor. İnandırmak için bir takım şeyler söylüyorlar, aile hüviyetlerimizi söylüyorlar, tek tek anlatıyorlar, annem doğru diyor. 'İnan biz polis memuruyuz teyzeciğim, polis olduğumuza inanmıyorsun. 2017'de sen bir kere dolandırıcılık olayına maruz kalmışsın. 2017'de İstanbul'da kimliğini kaybetmişsin. Öyle değil mi' diyor. Annem tabii her birini teyit ettiriyor. Annem doğrudur diyor. 'Bir kızın öğretmen ismi şu, bir kızın Esma Aslan, kamu kurumunda Sağlık Bakanlığında şu katta, şu birimde çalışıyor.' Çalıştığım kat ve birime kadar söylüyor. Bu kimse, bizi tanıyan, beni özellikle tanıyan biridir. Annem teyit edince, 'bak teyzeciğim bize güvenebilirsin, polis memurlarıyız.' Annem, 'peki benden ne istiyorsunuz' deyince, diyor ki 'biz şu an emniyet olarak operasyon halindeyiz. Sitenin etrafını sarmışız. Senin 2017'de kaybolan kimliğinle dolandırıcılar, karı koca bir dolandırıcı, Zeynep adında bir kadın. Karı koca gitmişler kuyumcuları dolandırmışlar. Kimliğini düşürmüşler. İşte bakmışız o kimlik sana ait bilgiler. Ancak fotoğraf biliyoruz sana ait değil. Kesinlikle seni zan altında bırakmıyoruz teyzeciğim. Sen masumsun.' Annem tabii sesi değişiyor. Haliyle bir şekilde korkutuyorlar" dedi.



"Esma'nın aldığı altınlar o kutular"

Dolandırıcıların, annesinin kendisini aramasına izin vermediğini söyleyen Aslan, "Kızın Esma Aslan hastanede, şu an çalışıyor diyorlar. Annem doğru diyor. Bak teyzem, biz şu an emniyet olarak etrafı sardığımız için senin masumiyetini kanıtlayacağız. Bu kimliğin sana ait olmadığını, bu şahısların sen olmadığını biliyoruz. Annem diyor, benden ne istiyorsunuz' Teyzeciğim yakın zamanda senin kızın yüklü miktarda altın almış, evini satmış. Hatta evi 5,5 milyona sattığımı bile söylüyordu kendisine. Annem doğrudur diyor. İşte kız tüm birikimiyle evini satmış, arabasını satmış tüm birikimiyle. Bu üç dört ay içerisinde kuyumculara gidip gelip yüklü miktarda altın almış. Annem diyor, benim altın aldığımdan haberim yok. Diyor, var var teyzeciğim. Biz onun banka hesaplarına da bakmışız.

Bankada hiç altın hesabı yok. Esma da yüklü miktarda altın almış. Muhtemelen casus yazılımlarla telefonu teknik takibe alan veyahut da beni bilen birileridir yani bu. Altın alıp, fiziki altın alıp eve koymuş. Annem diyor, benim altın aldığımdan haberim yok. Tamam teyzeciğim, sen bizim dediğimizi bizzat yap, talimatlar veriyorlar, yönlendiriyorlar bir bir. En son anneme diyorlar ki Esma'nın yattığı odaya bir bak. Annem diyor, kendine ait özel bir odası yok. Sen geç geç diyor. Peki nerede yatıyor' Annem diyor, kızım böyle bildiğin yer yatağında yatıyor. O zaman kızının elbise dolabına bir git. Bak hangi odadaysa. Annemi o odaya yönlendiriyorlar. Teyzeciğim Esma'nın bir dolabına bak, bir karıştır ortayı kurcala, çekmecelerine bak. Ve gerçekten önceki gün biz tiyatroya gitmiştik. Elimde onar gramlık bileziklerim vardı, künyem vardı. O sabah ben çekmecenin içine bırakıp evden ayrıldım gittim. Allah'a inancınız olsun. Onar gramlık bilezikleri o sabah, o akşamdan da bıraktıklarım oldu.

Sabah da künyemi bıraktım. Dedim hastanede çalışıyorum, enfeksiyon sebebidir, çıkarayım en iyisi dedim. Anneme onu teyit ettiriyorlar. Başka ne var odada diyorlar' Baza. Annem diyor yüklük, diyor bir bazanın altına bak, bir yukarı bak ama özellikle bir yeleğe bir yukarıya bak diyorlar. Anneme yüklüğe baktırıyorlar. Evet annem diyor bir poşet var. Poşeti bir indir teyzeciğim aşağıya. Poşette ne var' Annem diyor poşette kutular var. 'Tamam teyze işte o kutulardır. Esma'nın aldığı altınlar o kutular. Bir aç o kutuları. İçlerinde ne var'' Neler olduğunu daha bilmedikleri için annem diyor ki içlerinde işte bilezikler vesaire var. 'Tamam teyzem, o bilezikleri şu an tek tek kutularından çıkar.

Hepsini ıslak mendille sil. Amaç operasyon halinde olduğumuz için senin parmak izin de çıkmasın. Emniyetten iki mensup yukarıya göndereceğiz. Özellikle bir sivil polis yukarıya kapıya geliyor. Sessiz bir şekilde bir çantaya bırak, sesini çıkarma, sakın kimseyi de arama, telefon da açıkta kalsın. Hep seninle iletişim içinde olacağız.' Kapıya gelen zanlı, polis olduğunu söylüyor. 'Polis memuru kapıya geldi, sen kapıyı aç teyzem' diyor. O kapıyı çalmayacak, sen kapıyı açacaksın. Uyanıklar çünkü kapıyı çaldı mı parmak izi de çıkıyor" diye konuştu.

"3-4 saatlik telefon trafiği devam ediyor"

Bunların çok uyanık, çok profesyonel dolandırıcılar olduğunu kaydeden Aslan, "Annem kapıyı açıyor. Annem diyor önce dürbünden bakıyorum. Diyor baktım sıfatı pek bana böyle polis olduğu imajı oluşturmadı. Diyor ben telefondaki şahsa diyorum ki, bu polis memuru değil yani çok affedersin bizim Diyarbakır'da sokak züppesi diye tabir ettiğimiz tiptendir. Polisler bu kılıkta olmaz ki demiş. Teyzeciğim biz emniyet mensubuyuz. Zaten biz o kılıklara giriyoruz ki zanlıları, suçlusu falan yakalayalım. Kimse şüphelenmesin, halk şüphelenmesin diye biz o kılığa giriyoruz. Annem de kapıya gelene olduğu gibi çanta dolu, 1 kilo 200 gram 22 ayar değerinde altını eline tutuşturuyor. Biri de gözcülük yapıyor apartmanın içinde. Annem onu da fark ediyor. Gözcülük yapıyor, elini kolunu sallayarak salarak apartmandan dışarıya çıkıyor. Ve annem altınları verdikten sonra da iletişim içinde olun diyor. Saat 12'de annem 09.36 civarında annemi arıyorlar. Telefon zaten savcılığın kontrolünde. Savcılık takip ediyor onları.

O saatte annemi arıyor, 3-4 saatlik telefon trafiği devam ediyor. Altınları annem diyor saat 12 civarında almış. Demiş ki teyzeciğim biz şu an altınları götürürüz aşağıda zanlılar sözde karı koca zanlı ya. Onlar aracın içinde. Teyzeciğim biz götüreceğiz, bakalım. Onların çaldığı altınlar olup olmadığını tespit edeceğiz. Annem diyor altınlar gittikten sonra da diyor beni aramışlar. Demişler teyzeciğim, bu gerçekten kızına alın teri, helal parasıymış. Bu altınlar o altınlar değil, bu hırsızların çaldığı altınlar değil. Ben bizzat teyzeme getirip teslim edeceğim demiş. Telefonunu kapatma demiş. İş yerindeydim.

Teyzem, Kocaeli'nden beni aradı saat 12.00 civarlarıydı. Kızım dedi, saatlerdir anneni arıyorum telefona cevap veren yok. Hep meşgul, sürekli meşgul çalıyor dedi. Sen bir bak dedi. Zekiye abla, o kadar kişiyle görüşmüyor, konuşmuyor senin annen. Annenin konuşması 1-2 dakikadır. Gerçekten annemi bilenler iyi biliyor. Kapattım, dedim teyzeciğim yoğunum, hastalarla ilgileniyorum. Bugün çarşamba günü, bugün çok yoğun bir gün. İlerleyen saatte tekrar seni arayacağım dedim. Derken saat 13.38 sıraları teyzem tekrar beni aradı. Kızım dedi, vallahi dedi bu durum farklı bir durum sanki dedi. Anneni beşer onar dakika arayla arıyorum. Tekrar hep meşgul, hep meşgul. Aklıma kötü şeyler geliyor. Sakın o 2017'de başına gelen şey gelmiş olmasın dedi. Tamam hemen kapat dedim teyze.

Tabii kurum idari amirim, hemşire arkadaşlarla beraber oturuyoruz. Hemen telefona sarıldım, aradım annemi. Arar aramaz düştü. Teyzem bir dakika önce arıyor, meşgul çalıyor. Demek hattın öbür ucunda şebeke elebaşları var. Çünkü demişler saat 14.00-16.00'ya kadar iletişim içinde olacağız seninle. Annem alo der demez baktım sesi kötü geliyor. Anne dedim, sen kiminle konuşuyorsun saatlerdir dedim. Teyzem seni arıyormuş dedim, ulaşamıyormuş sana. Bir baktım ağlamaklı sesi geliyor. Ben önce dedim ki Allah korusun, son yıllarda çok kardeş ölümleri haberini alıyoruz. Ya da benim abim hasta cezaevinde.

Acaba onunla ilgili kötü şey mi aldı, haber mi aldı diye. Hayır, hayır dedi, kötü haber değil. Dedim sen şimdi evde misin' Evet dedi. Eee dedim peki teyze neden sana ulaşamıyor' Bak ben hemen aradım, pat diye cevap verdin. Dedi hiç sorma, hiç sorma. Tabii ağlamaklı, kötü bir ses tonu ve psikolojiyle. Kızım senin 14 yıllık emeğini, o alın terini, o helal kazancını ben bizzat kendi ellerimle gelen kapıdaki dolandırıcılara teslim ettim deyip zaten ben sinirlendim. Telefonu suratına kapattım. Teyzeme, kız kardeşime haber verdim. Dedim siz ulaşmaya çalışın. Emniyet yetkililerine ben hastaneden çıkana kadar" şeklinde konuştu.

"Zanlılar tutuklandılar"

Hemen kız kardeşine haber verdiğini aktaran Aslan, "O da öğretmen. Ona haber verir vermez hemen gidip annemi arıyor. Emniyet yetkililerini arıyor. Annemi alıyor ve beraber Kayapınar'daki Alişan Polis Karakolu'na gidiyorlar. Annemin ifadesini alıyorlar. Asayiş polisindeki, Asayiş Büro Amirliğindeki görevli yetkililerimiz hemen çalışmaya başlıyorlar. Sağ olsunlar, gerçekten çok güzel çalıştılar. Allah razı olsun. 24 saat geçmeden, civardaki kameralardan tespit ettikleri iki zanlının görüntülerine ulaşıyorlar. Zanlıların, apartmanın içinden ellerini kollarını sallaya sallaya çıktıkları ve altın dolu çantayı birbirlerine verdikleri zaten görülüyor.

Ardından çantayı sallayarak arka tarafa gidiyorlar. O gün şikâyetçi olduk. Ben de avukat tuttum. Durum savcılığa intikal etti. O zanlılar zaten tutuklandılar. Birinin daha tutuklandığını sonradan öğrendim. Üçüncü zanlının da tutuklandığını Asayiş Büro Amirliğindeki yetkililer bize söylediler. Yani bunların büyük bir şebeke olduğu belli. Altınlar hakkında emniyet yetkilileri şu anda hiç konuşmuyorlar, bize bir şey söylemiyorlar. Takdir edersiniz ki bu işler gizlilik çerçevesinde yürütülüyor. Soruşturma, savcılığın izniyle devam ediyor. Bakalım, bekliyorum. Bence bu, üç beş kişiyle olacak bir şey değil. Bana göre bu, büyük bir şebeke" ifadelerini kullandı.

Annesinin ilk dolandırılma öyküsünün 2017 yılında yaşandığına değinen Aslan, "O zaman da telefon dolandırıcılığı söz konusuydu. Annemi arayıp ikna edebilmek için yine benim hangi kamu kurumunda çalıştığımı biliyorlardı. O dönem Dicle Üniversitesi'nde çalışıyordum. Atanıncaya kadar hizmet alımına bağlı olarak hemşirelik yapıyordum. Bunu bile söylüyorlardı. Kız kardeşimin öğretmen olduğunu da söylüyorlardı. İki oğlunun cezaevinde olduğuna kadar her şeyi biliyorlardı. Gayet ikna edici bilgiler veriyorlardı. Nüfustaki bütün bilgilerimizi de tek tek söyleyince annem inanıyor. Ardından anneme, 'senin oğlun suçsuzdur. Masum yere cezaevine atılmış. Biz onu kurtarmak istiyoruz. Dosyasını temyize götüreceğiz, Yargıtay'a götüreceğiz. Onun için bize güvenebilirsin' diyorlar.

Annemin hesabında 21 bin tam hatırlamıyorum, öyle bir miktar para vardı. Bu, kredi parasıydı. Sözde annem o krediyi kapatacaktı. Dolandırıcılar annemi arayıp durumu anlatıyorlar. 'Sen hesabındaki parayı bize aktar teyzeciğim. Biz oğlun için avukat tutacağız, dosyasını Yargıtaya, temyize göndereceğiz. Oğlunun masumiyetini kanıtlayacağız.' diyorlar. Annem de o gün Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kurulunda heyete girecek. Bu kişiler annemi epey yoruyorlar. Hatta bir ara anneme, 'Teyzeciğim, sen şeker hastasısın. Ağacın altına gir, güneş sana çarpmasın' diyorlar. Çünkü bu olay 26 veya 27 Haziran 2017 tarihinde yaşanıyor. Yani annemin hastalığını bile biliyorlar. Bu nedenle, kesinlikle bu işin içinde bir tanıdık olduğunu düşünüyorum. Annem şu anda 70 yaşında.

Ben o dönem Müge Anlı'ya da ulaştım. 2017 yılında bir türlü sıra bana gelmedi. Müge Anlı hanımefendi, altı yedi ay sonra beni aradığında artık zanlıları yakalamış ve parayı ele geçirmiştik. Kendisine, 'Biz parayı ele geçirdik, zanlılar yakalandı' dedim. Hatta şaşkınlık yaşadı. 'Nasıl' diye sordu. 'Diyarbakır Asayiş mi' dedi. Ben de, 'Yok, buna Esma Asayişi desek daha doğru olur' dedim. Çünkü ben internet üzerinden, o çok affedersiniz, adi ve alçak insanların telefon numaralarını, Facebook adreslerini, internet adreslerini ve fotoğraflarını bulmuştum. Şüphelilerden biri Bakırköy'de bir internet barda çalışıyordu.

Diğeri ise taksicilik yapıyordu. Bulduğum bilgileri, Müge Anlı'yla olan iletişimim üzerinden sürekli onlara gönderiyordum. Boyuna bu bilgileri gönderince, anlaşılan şebeke elemanları telaşlanmaya başladılar. Muhtemelen, 'Eyvah, bu kadın Müge Anlı'ya çıkarsa ne olacak' Müge Anlı'nın programını izleyen emniyet yetkilileri iğne deliğine girseler bunları yakalayacaklar' diye düşündüler. İlk olayda oldukları için bizi aradılar ve parayı geri göndereceklerini söylediler. Sonunda para da hesabımıza geri geldi" dedi.

Facia derbi izlerken geldi

Antalya’nın Kepez ilçesinde dün gece meydana gelen ve dar bir alanda etkili olan hücresel hortum, bir site inşaatının şantiyesindeki iki konteyneri kağıt gibi yırtarak parçaladı. Dehşet anlarında konteynerde bulunan işçilerden 4’ü yaşamını yitirirken, kahreden detaylar da gün yüzüne çıkmaya başladı. Olayla ilgili firma sahibi dahil 4 kişi gözaltına alındı

27.10.2026 13:22:00
Haber Merkezi
 
Facia derbi izlerken geldi
Facia derbi izlerken geldi
Antalya, dün gece saat 23.00 sıralarında merkez üssü Kepez ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi olan benzeri görülmemiş bir doğa olayına sahne oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün sarı kodlu sağanak yağış uyarısının ardından, bölgede aniden oluşan şiddetli bir hücresel hortum, önce Kepez Belediyesi'ne ait Mazı Dağı seyir terasındaki tesisleri yerle bir etti, ardından yakındaki bir site inşaatının şantiyesini hedef aldı.

Konteynerler paramparça oldu

Şantiyede işçilerin konakladığı iki konteyner, hortumun gücüyle havaya savrularak metrelerce uzağa fırladı ve adeta paramparça oldu. Çevreye savrulan işçilerden 2'si olay yerinde feci şekilde hayatını kaybederken, ağır yaralı olarak Antalya Şehir Hastanesi'ne kaldırılan 2 işçi de doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.
Trajik olayda hafif yaralanan 1 işçinin ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü ve sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Hortumun şiddetiyle şantiyede bulunan yaklaşık 40 metre yüksekliğindeki kule vinç de güneydoğu yönüne doğru devrildi; ancak yetkililer vincin altında kalan kimsenin olmadığını açıkladı.

Derbi izlerken yakalandılar

Faciada hayatını kaybeden işçilerle ilgili kahreden ayrıntılar sabah saatlerinde netleşti. İşçilerin, hortumun vurduğu o kabus anlarında konteyner içerisinde bir gün önce oynanan Galatasaray - Fenerbahçe derbi maçının özetini/kritiğini izledikleri ve dinlendikleri sırada afete yakalandıkları öğrenildi.
Yaşamını yitiren işçilerden Aycan Kılınç'ın Niğde'nin Çiftlik ilçesinden ekmek parası için Antalya'ya çalışmaya geldiği bilgisine ulaşılırken, adli tıp kurumundaki kimlik tespit ve otopsi işlemlerinin titizlikle yürütüldüğü aktarıldı.

Vali Şahin: "Çok enteresan bir doğa olayı"

Olay yerinde incelemelerde bulunan Antalya Valisi Hulusi Şahin, yaşanan felaketin son derece lokal ve sıra dışı bir nitelik taşıdığına dikkat çekti. Vali Şahin, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Çok enteresan bir doğa olayı ile karşı karşıyayız. Çünkü şehrin herhangi başka bir yerinde fırtına veya hortum ihbar edilmedi. Çevredeki binalarda hiçbir hasar yok. Hatta aynı şantiyenin hemen bitişiğindeki diğer konteynerlerde de bir şey yok. Sadece bu dar alanda iki konteyneri paramparça eden bir hortum hücresi ortaya çıktı."

Soruşturma başlatıldı: 4 gözaltı

Gün ağarınca havadan dronla görüntülenen şantiye alanında, inşaat malzemelerinin ve demir kalıpların yüzlerce metrelik alana saçıldığı görüldü. Yakındaki Fevzi Çakmak Anaokulu'nun çatısında da hasar meydana geldi.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından işçilerin ölümüyle sonuçlanan ihmal ve güvenlik şartlarına yönelik geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, aralarında inşaat firmasının sahibi ve şantiye sorumlularının da bulunduğu 4 kişi gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Bölgede AFAD, itfaiye ve polis ekiplerinin incelemeleri devam ediyor.

İstanbul'da sağanak su baskınlarına neden oldu

Pendik ve Tuzla'da etkili olan sağanak nedeniyle bazı noktalarda su baskını yaşanırken, sürücüler zor anlar yaşadı

27.10.2026 12:50:00
Anadolu Ajansı
 
İstanbul'da sağanak su baskınlarına neden oldu
İstanbul'da sağanak su baskınlarına neden oldu

İstanbul'da gece saatlerinden beri etkili olan sağanak sonucu Pendik ilçesinin bazı caddelerinde su birikintileri oluştu.

Sahil yolunun Kartal istikametinde su birikintisi sonucu 2 şerit trafiğe kapanırken, ekipler temizlik çalışması başlattı.

Sağanak sonucu Kaynarca Mahallesi'ndeki bir alt geçit de suyla doldu. Yağmur sularının bir caddeden alt geçide şelale gibi aktığı anlar bir vatandaşın cep telefonu kamerasınca kaydedildi.

Alt geçitte bir otomobilde mahsur kalan sürücü ve yanındaki çocuk ekiplerce kurtarıldı.

Yağış nedeniyle ilçedeki pek çok cadde su altında kaldı, sürücüler su dolu yollarda ilerlemekte güçlük çekti.

İlçedeki Kemiklidere'nin debisi yağışla yükseldi. Kaynarca'daki İstanbul Tersane Komutanlığının girişindeki yolda da su birikintisi yaşandı.

Sabiha Gökçen Havalimanı'ndaki kargo terminalinde bulunan tünelin bir kısmı yağmur nedeniyle suyla doldu.

Tuzla Aydınlı Mahallesi'nde de yağış nedeniyle yollarda su birikintileri oluştu. Su seviyesinin araçların tekerleklerine kadar yükseldiği yolda sürücüler ilerlemekte güçlük çekti.

Sabah saatlerinde olumsuz hava koşulları nedeniyle bir süre ulaşıma kapanan D-100 kara yolunun Tuzla-Pendik yönündeki ana yol ve yan yol, suların çekilmesiyle trafiğe açıldı.

İstanbul merkezli 30 ilde Daltonlar'a operasyon

İstanbul merkezli 30 ilde organize suç örgütüne yönelik operasyonda 30'u çocuk yaşta 85 zanlı yakalandı. Mesajlaşma grubunda eylem hazırlığında oldukları değerlendirilen suç ağının, sosyal medya platformları üzerinden temin edilen tetikçileri WhatsApp gruplarına dahil ederek saldırttıkları anlaşıldı

27.10.2026 10:26:00 / Güncelleme: 27.10.2026 10:33:33
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul merkezli 30 ilde Daltonlar'a operasyon
İstanbul merkezli 30 ilde Daltonlar'a operasyon
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesince, yeni nesil organize suç örgütlerinin deşifre edilmesi ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstihbarat Şube Müdürlüğünün desteğiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çalışma yapıldı.

Ekiplerin çalışmasında, sosyal medyadan tetikçi temin ederek kapalı mesajlaşma grupları üzerinden suç eylemleri organize eden ve yurt dışından yönetildiği değerlendirilen "Daltonlar" adlı çetenin karanlık yapılanması deşifre edildi.

Çete tarafından sosyal medya platformları üzerinden temin edilen tetikçilerin WhatsApp gruplarına dahil edilerek suç eylemleri gerçekleştirmek üzere yönlendirildikleri tespit edilirken, söz konusu mesajlaşma gruplarında tetikçilerin saldırı hazırlığında oldukları anlaşıldı. Zanlıların kimlik bilgilerinin tek tek belirlenmesinin ardından bu sabah İstanbul başta olmak üzere Şırnak, Kayseri, Ankara, Aydın, Bursa, Gaziantep, İzmir, Hatay, Kocaeli, Mersin, Eskişehir, Kilis, Manisa, Mardin, Şanlıurfa, Adana, Antalya, Balıkesir, Batman, Bingöl, Kahramanmaraş, Kırşehir, Muğla, Muş, Ordu, Samsun, Tekirdağ, Trabzon ve Van olmak üzere 30 farklı ilde eş zamanlı operasyon başlatıldı. Baskınlarda 30'u adli süreçteki çocuk (ASÇ) olmak üzere 85 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler ifadeleri alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Gerçekleştirilen operasyon kapsamında yürütülen tahkikat devam ederken, soruşturmaya ilişkin dikkat çeken detaylara ulaşıldı.

Söz konusu çeteyi hakkında kırmızı bülten kararı bulunan Beratcan Gökdemir'in Rusya'dan yönettiği değerlendirilirken, bu sabah yakalanan şüphelilerin üçte birinin çocuk olduğu ortaya çıktı. Yapılan çalışmalarda adli süreçteki çocuklar şüpheli olarak tespit edildi.

Suç ağının, sosyal medya platformları üzerinden tetikçi temin ederek bu kişileri suçta kullanmak üzere yönlendirdiği belirlendi.

Oktay Saral istifasını duyurdu

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, kamuoyuna yansıyan "görevden alınma" iddialarının ardından sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamayla istifasını sunduğunu açıkladı. Saral, kararının arkasında inandığı değerlerin olduğunu vurgularken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan bağlılığının süreceğini belirtti

26.10.2026 12:33:00 / Güncelleme: 26.10.2026 12:39:27
Haber Merkezi
 
Oktay Saral istifasını duyurdu
Oktay Saral istifasını duyurdu
2016 yılından bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanlığı görevini yürüten Oktay Saral, resmî sosyal medya hesabı X üzerinden yaptığı paylaşımla görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Akşam saatlerinde kulislerde yayılan ve gazetecilerle yaptığı görüşmelerde doğruladığı "görevden alınma" haberlerinin ardından gelen bu yazılı açıklama, Ankara siyasetinde günün en önemli gelişmesi oldu.

"Bedeli ne olursa olsun..."

Oktay Saral, yaptığı açıklamada görev süresi boyunca büyük bir sorumluluk taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Bugün, 2016 yılından bu yana büyük bir onur, şeref ve sorumlulukla yürüttüğüm Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanlığı görevimden istifamı sunmuş bulunuyorum. Makamlar gelip geçer, unvanlar el değiştirir. Asıl mesele, insanın hangi makamda oturduğu değil, hangi değerlerin arkasında durduğudur. Bizim için esas olan makamlar değil, yıllardır aynı istikamette yürüdüğümüz davamız ve Sayın Cumhurbaşkanımızla omuz omuza verdiğimiz mücadeledir. Bu kararım, inandığım değerlerden ve milletimize hizmet etme irademden bir adım geri atmak anlamına gelmemektedir. Dün olduğu gibi bugün de yarın da Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında, aynı inanç ve kararlılıkla yol yürümeye devam edeceğim. Rabbim bizleri makamların gölgesinde güç arayanlardan değil, hakikatin ışığında dimdik duranlardan eylesin. Bedeli ne olursa olsun inandığı değerleri savunanlardan eylesin."

İstifaya sürükleyen süreç

Oktay Saral'ın istifasına ve görevden ayrılmasına zemin hazırlayan süreç, Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmaları ve buna bağlı yaşanan diplomatik hassasiyetlere dayanıyor.

Edinilen bilgilere göre; Saral'ın Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim haklarına yönelik yaptığı bazı sosyal medya açıklamaları ve değerlendirmeleri, Ankara ile Bakü arasında diplomatik bir gerilime yol açtı. Azerbaycan yönetiminin, söz konusu açıklamalardan duyduğu rahatsızlığı en üst düzeyden Türkiye'ye ilettiği ve Saral'ın görevden alınmasını talep ettiği iddiaları basına yansıdı.

Önce "talimatla ayrıldım" dedi, sonra istifasını paylaştı

Sürecin basına yansımasının ardından gazeteci Talat Atilla ve bazı medya mensuplarına telefonda demeç veren Saral, görevden ayrılışının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla gerçekleştiğini bizzat doğrulamıştı. Saral, gazetecilerin "Azerbaycan'la ilgili açıklamalarınız nedeniyle mi?" sorusuna "Evet, öyle görünüyor" yanıtını vermiş ve "Cumhurbaşkanımız böyle uygun gördü, başımız gözümüz üstüne" ifadelerini kullanmıştı.

Ancak bu telefon görüşmelerinden kısa bir süre sonra Saral, durumun hukuki ve usuli çerçevesini netleştirmek adına X hesabı üzerinden resmî bir metin yayınlayarak görevinden "istifa ettiğini" ilan etti. Siyasi analistler, Saral'ın bu hamleyle hem Cumhurbaşkanlığı makamını yıpratmamayı hem de inandığı değerlerin arkasında durduğunu gösteren ilkeli bir siyasi duruş sergilemeyi amaçladığını belirtiyor.

Bakan Tekin'i protesto eden 2 genç tutuklandı

Ankara Baro Başkanı Elçin Özge Şimşek Çağlayan, İstanbul'da Yusuf Tekin'i protesto için pankart asan 2 gencin tutuklanmasına ilişkin "Protesto bir haktır ve anayasal güvence altındadır. Nevin ve Nehir serbest bırakılmalıdır" dedi

26.10.2026 10:36:00
Haber Merkezi
 
Bakan Tekin'i protesto eden 2 genç tutuklandı
Bakan Tekin'i protesto eden 2 genç tutuklandı
Ankara Baro Başkanı Elçin Özge Şimşek Çağlayan, İstanbul'da Yusuf Tekin'i protesto için pankart asan 2 gencin tutuklanmasına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Çağlayan, "Protesto bir haktır ve anayasal güvence altındadır. Tıpkı ifade özgürlüğü gibi, basın özgürlüğü gibi, adil yargılanma hakkı gibi… Bugün temel haklarını kullanan iki genç ne yazık ki tutuklandı. Bu tutuklama, anayasal güvencelerin her geçen gün biraz daha aşındırıldığının ve insan onurunu esas alan hukuk devleti ilkesinin nasıl yok sayıldığının bir başka göstergesi.. Nevin ve Nehir serbest bırakılmalıdır. Aksi halde gençlerin yarına dair avuçlarında kalan son umudu da koruyamazsınız..." ifadelerini kullandı.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmasında Ertan Aydın tutuklandı

Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması kapsamında, hakkında verilen adli kontrol kararına yapılan itiraz üzerine yeniden gözaltına alınan eski AK Parti milletvekili, araştırma ve kampanya şirketi kurucusu Ertan Aydın tutuklandı

26.10.2026 05:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmasında Ertan Aydın tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmasında Ertan Aydın tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında, hakkında verilen adli kontrol kararına yapılan itiraz üzerine Ankara'da gözaltına alınan Aydın, işlemlerinin ardından İstanbul'a getirildi.

Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na götürülen Aydın, nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarıldı.

Hakimlik, Aydın'ın tutuklanmasına karar verdi. 

İstanbul Barosunda seçim heyecanı

İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu'nda başkanlık seçimi sona erdi. Resmi olmayan sonuçlara göre Cumhuriyetçi Güç Birliği adayı Ümit Kocasakal, 8 bin 996 oyla seçimi kazanarak İstanbul Barosunun yeni başkanı oldu. Kocasakal'ı 6 bin 104 oyla İbrahim Kaboğlu takip etti

25.10.2026 20:25:00 / Güncelleme: 25.10.2026 20:29:00
Haber Merkezi
 
İstanbul Barosunda seçim heyecanı
İstanbul Barosunda seçim heyecanı
İstanbul Barosu'nda avukatlar sandık başına gitti. Haliç Kongre Merkezi'nde 9 adayın yarıştığı seçimde oy işlemi 17.00'de tamamlandı.171 sandığın 145'i açıldı.

YENİ BAŞKAN ÜMİT KOCASAKAL
Resmi olmayan ilk sonuçlara göre Cumhuriyetçi Güç Birliği adayı Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, açılan sandıklarda 8 bin 996 oy alırken, Değişim İçin Avukatlar Grubu Adayı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu 6 bin 104 oy aldı.

Cumhuriyet Avukatları Grubu adayı Av. Atakan Selanik ise 3 bin 350 oy ile seçimde üçüncü sırada yer aldı.

Buna göre, İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu'nda resmi olmayan sonuçlara göre, Cumhuriyetçi Güç Birliği Grubu adayı Ümit Kocasakal, seçimi kazanarak başkan seçildi.

İstanbul Barosunda seçim heyecanı: Yeni başkanı Ümit Kocasakal - Resim : 1

"İSTANBUL BAROSU GERİ DÖNDÜ"
Kocasakal yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"İstanbul Barosu bundan sonra; üniter yapının, değiştirilemez ilk 4 maddenin gözcüsü ve sözcüsü olmaya, Cumhuriyet'in kollayıcısı olmaya, Kimsenin kimliğine, siyasi görüşüne bakmaksızın herkesin hakkını korumaya devam edecek.

Bu kapsamda Hiçbir meslektaşımızı ayırt etmeksizin bütün meslektaşlarımızla birlikte hareket edeceğiz.

Herkese hayırlı uğurlu olsun. İstanbul Barosu geri döndü"

Kocasakal'ın seçimi kazanması "Mustafa Kemal'in askerleriyiz", "Ümit Başkan", "Ne mutlu Türk'üm diyene" sloganları atıldı.
Kocasakal ve beraberindeki avukatlar daha sonra seçim sonuçlarını Onuncu Yıl Marşı söyleyerek kutladı.

Fon soruşturmasında sıcak bir gelişme yaşandı. Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer de soruşturma kapsamında gözaltına alındı

Fon soruşturmasında sıcak bir gelişme yaşandı. Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer de soruşturma kapsamında gözaltına alındı

25.10.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
 Fon soruşturmasında sıcak bir gelişme yaşandı. Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer de soruşturma kapsamında gözaltına alındı
 Fon soruşturmasında sıcak bir gelişme yaşandı. Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer de soruşturma kapsamında gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü fon soruşturması sürüyor.

TÜRKİYE SİGORTA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI ÖZER GÖZALTINDA
Soruşturmada Türkiye Sigorta Genel Müdürü Yardımcısı Gürol Sami Özer de akşam saatlerinde gözaltına alındı.

DAHA ÖNCE TAHA ÇAKMAK TUTUKLANMIŞTI
Aynı soruşturma kapsamında Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik eski Genel Müdürü Taha Çakmak da tutuklanan isimler arasında yer almıştı.

Sermaye piyasalarındaki işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmada, 24 Ekim'de adliyeye sevk edilen 22 şüpheliden 15'i hakkında tutuklama kararı verilmişti.

Öte yandan soruşturma kapsamında gözaltına alınan ardından hakkında ev hapsi kararı verilen eski AKP Ankara Milletvekili ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski danışmanı Ertan Aydın hakkında verilen adli kontrol tedbiri kararına savcılık itiraz etti. İtirazı değerlendiren mahkeme, Aydın hakkında yakalama kararı çıkarılmasına karar verdi.

Bu kapsamda Ankara'da gözaltına alınan Aydın, burada nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkartılacak.

NE OLMUŞTU?
Fon krizinin merkezinde yer alan şirketlerden Tera Menkul Değerler'de bir dönem bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapan eski AKP milletvekili Ertan Aydın, 22 Ekim'de gözaltına alınmıştı.

Ertan Aydın emniyetteki işlemlerinin ardından dün (24 Ekim) Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne götürülmüştü. Savcılık işlemleri akşam saatlerinde tamamlanan Aydın, tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmişti. Hâkimlik ise Aydın hakkında ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verilmişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.