logo
27 EKİM 2026

Milletin parasının hesabı verilmelidir

27.10.2026 00:00:00
 
Bu hafta Meltem TV'de Haftanın Sohbeti programında fon soruşturmasını konuştuk. Gündem her gün başka bir isim, başka bir iddiayla dolup taşıyor. Fakat bütün bu haberlerin arasında asıl soruyu yeterince duyamıyoruz: Parasını kaybeden vatandaş ne olacak? Üzerinde durulması gereken mesele budur. Soruşturmanın kimlere uzandığı kadar, mağduriyetin boyutunun anlaşılması ve insanların haklarının korunması da kamuoyunun gündeminde olmalıdır.

Kamuoyunda "fon soruşturması" diye anılan dosya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından SPK raporları üzerine açılmış; bazı yatırım fonları ile Borsa İstanbul'da işlem gören hisseler arasındaki işlemlerde manipülasyon ve usulsüzlük iddialarını kapsıyor. Ekim ayı boyunca onlarca kişi gözaltına alındı, bir kısmı tutuklandı; her geçen gün yeni isimler okuyoruz. Acaba hangi işlemler inceleniyor? İddia edilen usulsüzlüklerin kapsamı nedir? Kaç yatırımcı etkilenmiştir? Zararın ne kadarı piyasa hareketlerinden ne kadarı (varsa) hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanmıştır? Denetim mekanizmaları hangi aşamada devreye girmiştir? Bu soruların cevabı, söylentilerin değil somut belgelerin üzerinden verilmelidir.

Özellikle küçük tasarruf sahibine dikkat çekmek isteriz. Çünkü böyle hadiseleri yalnızca büyük rakamlarla anlattığımızda insan yüzü kayboluyor. Birikimi, yıllarca çalışmasının karşılığı olan emekli düşünün. Ailesinden kalan parayı korumaya çalışan bir vatandaş düşünün. Çocuğunun eğitimi için ayırdığı tutarı değerlendirmek isteyen anne babayı düşünün. Onların kaybı, bir hesap ekranında görünen eksiden ibaret değildir. Kimi zaman bir evin peşinatı, kimi zaman gelecek yılın okul masrafı, kimi zaman hastalık günleri için ayrılmış para söz konusudur. Bunlar, belirli kişilerin dosyalarına dair tespitler değil; tasarrufun insanlar için taşıdığı anlamı anlatan örneklerdir. Bu nedenle soruşturmayı izlerken yalnızca tanınmış isimlere odaklanmak, meselenin toplumsal ağırlığını görmemizi engeller. Haberlerin merkezinde mağdurların sesi de bulunmalıdır.

Bir başka kayıp daha var: Güven. İnsan parasını kaybettiğinde elbette sarsılır. Fakat başvuracağı kurumların kendisini dinlemediğini, sürecin anlaşılmaz biçimde yürüdüğünü düşünürse sarsıntı büyür. Bir süre sonra yalnızca yatırım yaptığı kuruluşa değil, denetime ve adalete de kuşkuyla bakmaya başlar. Böyle bir güven aşınmasının bedelini bütün toplum öder. Buna fırsat verilmemelidir.

Şeffaflık derken kastettiğimiz, soruşturma dosyasındaki her belgenin gelişigüzel yayımlanması değildir. Kişisel bilgileri koruyarak, soruşturmanın ihtiyaçlarını gözeterek ve insanları peşinen mahkûm etmeden de kamuoyu bilgilendirilebilir. Başta Sermaye Piyasası Kurulu ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere yetkili kurumlar doğrulanmış gelişmeleri düzenli açıklamalı, belirsiz kalan alanları mümkün olduğu ölçüde aydınlatmalıdır. Bilinmeyen bir husus varsa bunun henüz belirlenmediğini dürüstçe söylemek, sessizliğin doğurduğu söylentilerden daha sağlıklıdır. Şeffaflığın yanında hesap verebilirlik gerekir. Eğer usulsüzlük tespit edilirse, işlemi yapan kadar görevi kapsamında bunu önlemesi gerekenlerin sorumluluğu da araştırılmalıdır. İhmal var mıydı? Uyarılar zamanında değerlendirildi mi? Başta sorduğumuz soruya dönersek: Denetim mekanizmaları zamanında devreye girdi mi, yeterli miydi? Burada kimse hakkında peşin hüküm kurmuyoruz.

Etkili bir soruşturmanın, sorumluluk zincirindeki hiçbir halkayı sırf güçlü olduğu için dışarıda bırakmaması gerekir. Siyasetçi, bürokrat, yönetici veya başka bir unvan taşıması, kimseye ayrıcalık sağlamamalıdır. Aynı şekilde siyasi kimliği yüzünden kimseye farklı muamele de yapılmamalıdır. Adaletin ölçüsü, kişinin yakınlığı veya uzaklığı değil, somut fiil ve delil olmalıdır. Toplumun devlete güvenini ayakta tutan şey, hukukun herkese aynı ciddiyetle uygulanacağına ilişkin inançtır. Bu inanç titizlikle korunmalıdır.

Bu meselenin ahlaki tarafını da hatırlatmak isteriz: Kul hakkı. İnsanların emeğine, birikimine, geleceğine yönelik her haksızlığın hesabı vardır. Hukuki sorumluluğu mahkemeler belirler; ahlaki sorumluluk ise toplumun vicdanında karşılık bulur. Bu yüzden mağduriyet iddialarını küçümseyen, tasarruf sahibini topluca suçlayan veya meseleyi yalnızca siyasi çekişmeye indirgeyen bir dil kullanmamalıyız.

Yetkililere çağrı açıktır: Süreci aydınlatın, sorumlulukları ortaya çıkarın, vatandaşın hakkını koruyun. Ekonomide güveni yeniden kurmak, yalnızca iyi rakamlar açıklamakla mümkün olmaz. Birikimini kaybeden ve hakkını alamayan tasarruf sahibi bir daha piyasaya dönmez; bunun faturasını yalnızca o değil, sermayeye ihtiyaç duyan bütün ekonomi öder. İnsan, hakkını aradığında karşısında işleyen kurumlar görmek ister. Milletin parasının hesabı milletin önünde verilebilmelidir. Şeffaflık bir lütuf değildir; kamu sorumluluğunun gereğidir. Kaybedilen paranın ardından devletine güvenini de kaybeden bir toplumun yarasını sarmak çok daha güçtür.
 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.