logo
02 MAYIS 2026

‘Vakti gelmiş bir değişimin önünde durulmaz’

İmamoğlu, “Değişim; eldekiyle yetinmeme, daha azına razı olmama duygusuyla başlar. İktidarlar, bu duyguyu kaybettirmeye çalışırlar. İktidarlar; insanlar ellerindekine razı olsun, daha fazlasını, daha iyisini talep etmesin isterler. İşe yaramadı. İşe yaramaz. Vakti gelmiş bir değişimin önünde durulmaz. Gücü, iktidar dayanağı ne olursa olsun kimse değişimin önünde duramaz. 23 Haziran, bu gerçeğin kanıtlandığı günlerden biridir. O yüzden 23 Haziran, bu şehir için ‘Demokrasi Zaferi’dir” dedi.

22.06.2023 13:46:00
Haber Merkezi
‘Vakti gelmiş bir değişimin önünde durulmaz’
‘Vakti gelmiş bir değişimin önünde durulmaz’
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu "İstanbul'a Hizmette 4. Yıl Sunumu", "23 Haziran Demokrasi Şenliği" başlığıyla Haliç Kongre Merkezi'nde program düzenledi.

İstanbul ve Türkiye'nin, 4 yıl önce, 23 Haziran 2019'da, vatandaşlarının verdiği kararla yeni bir döneme adım attığını belirten İmamoğlu, "Aynı zarftan çıkan dört oydan yalnızca birini geçersiz ilan edip, vatandaşın iradesini yok sayanlar, kendilerini ülkenin sahibi zannedenler, o gün derslerini aldılar. Anladılar ki, hiç kimse milli iradenin üzerinde değildir. Milletin kararını, ancak millet değiştirir. Milletimiz, 23 Haziran 2019'da o demokrasi dersini vermeseydi, Türkiye gerçekten çok daha karanlık bir yola girerdi. 23 Haziran, bu ülkeyi hukuk ve demokrasi rotasında tutma iradesinin mutlak zaferidir. Demokrasimiz adına yeni umutların güçlü bir başlangıcıdır. 23 Haziran Demokrasi Zaferi vardır, var olacaktır ve kutlu olsun" dedi. Millet iradesinin 23 Haziran'ı bir demokrasi bayramı ve şenlik haline getirdiğini kaydeden İmamoğlu, "Ve sandıktan nasıl çıkarsa çıksın, o irade, bizim için her zaman kıymetlidir, her zaman itibarlıdır. O irade, her zaman başımızın üzerindedir" diye konuştu. Siyasetin sorunları konuşarak çözmenin aracı olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, "Seçimler, sonuçlar ne olursa olsun, kim veya kimler kazanırsa kazansın, bizim bir arada, kardeşçe yaşama isteğimizin güçlü bir ifadesidir. Şunu biliyoruz ki; ayrıştıran, kutuplaştıran siyaset anlayışıyla belki seçim kazanabilirsiniz, ama birliğimizin, bütünlüğümüzün kaybolmasına da ne yazık ki yol açarsınız" ifadelerini kullandı.

"4 YIL ÖNCE KENDİMİZE BİR SORU SORARAK İŞE BAŞLADIK"

"Türkiye'yi büyük bir aile gibi görmeyen, insanlara, 'Bizden mi, onlardan mı' diye bakan anlayıştan mutlak kurtulmak zorundayız" diyen İmamoğlu, "Biz, 4 yıl önce kendimize bir soru sorarak işe başladık: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu kadim şehrin ve şehirde yaşayan çok karma bir toplum, 16 milyonun iddiasını ve layık olduğu yaşam kalitesini sağlamak bakımından nelere odaklanmalıdır? Neler yapmalıdır? İşte bu soruya verdiğimiz vizyon cevabımız açık ve kısaydı: İstanbul; adil, yaratıcı ve yeşil bir şehir olacak. Sonra da prensiplerimizi tanımladık: İstanbul, kutuplaşmayı bitirmek için, demokratik değerlere ve demokratik katılıma öncelik verecek. 'İstanbul Modeli'nde liyakat, şeffaflık, hesap verebilirlik esas olacak. Bütün bunları hedeflerken, bu benzersiz şehirde yaşayan her bir fert için eşit fırsatlar sunan, her bir vatandaşı istisnasız olarak onurlu ve saygın kabul eden bir bakış açısıyla hizmet eden bir sosyal belediyecilik anlayışı hakim olacak. Nihayetinde de İstanbul'da, 16 milyonluk büyük bir aile olduğumuz duygusuyla çok güçlü bir şekilde çalışılacak. Üstelendiğimiz sorumluluğa, bu prensiplerle başladık" şeklinde konuştu.

İmamoğlu, İstanbul'a hizmet ettikleri 4 yıl boyunca yaptıkları icraatları başlıklar halinde sıralayıp, detaylandırdı. İşte o başlıklar ve detayları:

AİLEMİZ İSTANBUL

"Her bir hemşerimizi, bu büyük ailenin eşit bir ferdi olarak gördük, görmeye devam ediyoruz. Bunu siyasetin üstünde tutma konusunda kararlı olacağız. İstanbul'u bu büyük 'ailenin evi' olarak hissetmenin sonucu olarak, yaptığımız her işi özenle, saygıyla, aidiyet duygusuyla yapıyoruz. Onun için ortak aklı ve ortak iradeyi arayarak, katılımcı mekanizmaları sonuna kadar işleterek, birlikte karar alıyoruz. Sorunların bütün taraflarını memnun edecek, kapsamlı ve kalıcı çözümler geliştirmenin peşinde koşuyoruz. İyi örnekler var ise, alarak, sistemimizin içine katıyoruz. Adalar'daki fayton sorunundan, kentsel dönüşüm uygulamalarımıza, taksi sorununa yaklaşımımızdan Halk Bakkal uygulamamıza kadar her alanda bu felsefeyle çalışıyoruz. İBB'nin bütçesini, 'aile bütçesi' hassasiyetiyle yönetiyoruz. Her bir kuruşu bu kadim kent İstanbul için harcıyoruz. Bu şehirde, kapalı devre anlayışı, eski yanlışlıkları silip atıyoruz. Asla israfa geçit vermiyoruz. Bu şehrin bütçesini, büyük ailemiz için doğru bir öncelik sıralamasıyla harcıyoruz. Yardıma ihtiyaç duyanın yardımına koşuyoruz. Ulaşım, altyapı, çevre, sağlık, eğitim, kültür ve tarihi miras yatırımları gibi kalıcı ve dönüştürücü işlere çağdaş dünyanın en iyi örneklerini üretme adına ağırlık veriyoruz. Kentsel dayanıklılıkla ilgili bu ülkedeki en önemli adımları atıyor, bütün dünyayla da paylaşıyıruz. Hayatın her alanında yatırım üstüne yatırım yapıyoruz."

KALKINAN İSTANBUL

"Örneğin; ulaşıma tüm zamanların en büyük yatırımını periyodik olarak yaptığımızın altını çizmek isterim. Trafik sorunu çözmek, kent içi hareketliliği ve yaşam kalitesini artırmak için yatırımların aslan payını metroya ayırdık, ayırmaya da devam ediyoruz. İş başına geldiğimizde, projesi olmayan, finansman sorunu çözülmemiş, yapım çalışmaları tümüyle durdurulmuş, inşaat alanları terkedilmiş metro inşaatları devralmıştık. En temel gerekleri yerine getirilmeden, tamamen seçim yatırımı olarak kamuoyuna duyurulmuş, ne yazık ki yarım yamalak, projesi olmayan metro projelerini biz hızla düzelttik ve hayata geçirdik. Size büyük bir gururla söyleyebilirim ki, 3,5 yılda toplam 46 istasyona sahip, 46,2 kilometre uzunluğunda, 5 metro ve 1 tramvay hattını hizmete açtık. Halen 8 metroda inşaatlarımız hızla devam ediyor. 2024 Mart'a kadar raylı sistem ağına 18,9 kilometre daha raylı sistem kazandırarak, bu büyük başarıyı devam ettiriyoruz. Önümüzdeki 9 ayda hizmete açacağımız 3 raylı sistem hattımızla birlikte, yıllık ortalama 13 kilometreyi aşan bir metroyla İstanbul tarihinin, yıllık bazda en çok metro üreten yönetimiyiz. Bu sadece şehrimiz ve ülkemiz için değil, dünya için de önemli bir rekordur. Böylelikle karbon nötr bir kent ve sürdürülebilirlik hedefleriyle kalıcı yatırımlar yapıyoruz."

"Bir şeyin altını çizelim. Bahsettiğimiz bu 3,5 yılda, bir hükümetin bir yerel yönetime çektireceği ızdıraplar noktasında akla hayale gelmeyecek süreçlerin de altını çizelim. Düşünün ki, Türkiye'nin en önemli üç kamu kurumundan birisi, en büyük bütçeye sahip üç kamu kurumundan birisi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin devletin finans kuruluşlarından, bankalarından bir kuruş dahi kredi alamadığı bir 3,5 yıldan bahsediyoruz. Bu borçlanmaların engellendiği bir 3,5 yıldan bahsediyoruz. Yani geçmişteki bir borçlanmanın ya da bir kısım satışların bütçede neredeyse yüzde 20-25'lik paylara çıktığı bir yönetim döneminden, neredeyse sıfır düzeyinde borçlanma ya da bir kısım satışların olmadığı bir dönemden bahsediyoruz. Pandemiden bahsediyoruz. Ekonomik krizden bahsediyoruz. Böylesi bir dönemde biz, bu bahsettiğim o güçlü yatırımları İstanbul'a kazandırdık."

"Başlattığımız yeni uygulamayla, İstanbullulara 6 metro hattında hafta sonu 66 saat kesintisiz metro hizmeti sunuyoruz. Bu yatırım ve hizmetlerimizin sonucu, günlük raylı sistem kullanan İstanbullu sayısı yüzde 35 artarak, 1,8 milyondan 2,6 milyona çıktı. Raylı sistem alanında büyük bir inovasyonla TRAM34 adlı projemizi geliştirerek, yerli ve milli tramvaylarımızı üretmeye başladık. İstanbul'a 2030 ve sonrası için hedeflediğimiz 740 kilometrelik raylı sistem ağına ulaşma hedefine, aklın ve bilimin ışığında ilerliyoruz. Bu projelerden en önemlisi ise İstanbul'un en büyük, en hızlı metro projesi olan, şehri bir uçtan diğerine bağlayan ve tamamen yer altından giden 74,5 kilometre uzunluğundaki 13 istasyonlu HIZRAY projesini hazırladık. Yeni nesil ve ekspres metro projemiz olan HIZRAY ile doğu-batı ekseninde, Sabiha Gökçen Havalimanı'dan Beylikdüzü'ne, 55 dakika gibi bir sürede ulaşım sağlanabilecek olup, sadece bu hatta günde 1,5 milyon yolcu taşımayı hedefliyoruz. Öte yandan, toplamda 2 milyonu aşkın İstanbullunun yaşadığı Sefaköy - Beylikdüzü metro hattının ise projesini ve finansmanını hazırladık. İBB Meclisi'nden onayımızı da aldık. Bu konuda da aynen 300 metrobüs projesinde olduğu gibi, Sayın Cumhurbaşkanı'ndan onay bekliyoruz."

ULAŞILABİLİR İSTANBUL

"Ulaşım yatırımlarında ağırlığı metroya verirken, diğer boyutları da ihmal etmedik. 3.000'i aşkın özel halk otobüsünü İETT markası altında birleştirerek, hizmet standardını yükselttik. Bu kapsamda taşeronda çalışan şoförleri, Büyükşehir ailesine katarak, ailemizi büyüttük. İBB ailesine kazandırdığımız 1.841 şoförü de çalışma koşullarını iyileştirerek, belediyemizin bireyi haline getirdik. Kendi kaynaklarımızla finanse ettiğimiz 195 yeni metrobüsü hizmete soktuk. Yıl sonuna kadar sayı, 252 olacak. İstanbullunun akaryakıt, elektrik vb. kalemlere gelen fiyat artışlarından etkilenmesini engellemek için, ayda 1 milyar lirayı aşkın büyük bir sübvansiyonu ayırdığımızı bütün vatandaşlarımızın bilmesini istiyorum. Ülkemizin ekonomik düzeninin, ülkemizin özellikle emtia fiyatlarındaki, akaryakıt fiyatlarındaki yüksek artışların sadece İstanbul'un ulaşımına getirdiği yük ve bütçemizden ayırarak bu süreci sübvanse etmeye mecbur kaldığımız yükün yılda 10 milyar lirayı bulduğunu tüm vatandaşlarımızla ve basınla paylaşmak isterim.

"Herkesin artık çok iyi bildiği engellemelere rağmen, 2.800 taksi dolmuşun yeni nesil taksilere dönüşümünü sağladık. Bunların küçük bir kısmı da hizmete girdi. Kalanları da eğitimlerini ve standartlarını tamamladıkça İstanbul sokaklarında hizmet vermeye başlayacak. Umuyorum bu anlamsız ve iyi niyetli olmayan duruşlarından vazgeçerler. Yılda 30 milyon turisti hedeflediğimiz ve İstanbullunun en önemli konfor alanlarından birisi olan ulaşımdaki taksi meselesini hep birlikte çözüme kavuştururuz. Nasıl engellediği konusunda az önce ifade ettiğim gibi, akla hayale gelmeyecek bir biçimde yıllardır belediyenin kendi yönetiminin çoğunluğunun olduğu bir UKOME mekanizmasına müdahale ederek, merkezi iradenin atadığı çoğunluğu ele alarak sözüm ona İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ulaşımla ilgili iradesini sekteye uğratıp, işlerini engelleme çabasını ortaya koyma marifetidir. İnanın akla sığmayacak işler bunlar."

DENİZ ŞEHRİ İSTANBUL

"Deniz ulaşımını iyileştirmek için üst üste atılımlar yaptık. Örneğin; çürümeye terkedilmiş tarihi gemilerimizi restore ederek, sefere sunduk. 2019'da göreve geldiğimizde, deniz şehri İstanbul'da, sadece 20 hatta Şehir Hatları vapurları çalışıyordu. Bugün yüzde 70 artışla, 34 hatta vapurlarımız, 16 milyona hizmet veriyor. Yine yıllardır atıl halde bırakılan Haliç Tersanesi'ni yeniden çalışır hale getirerek, burada ürettiğimiz 5'i hibrit 50 Deniz Taksi'yi İstanbulluların hizmetine sunduk."

YENİLENEN İSTANBUL

"Kavşak, cadde, meydan düzenlemeleriyle trafiği rahatlatacak, şehir hayatını kolaylaştıracak çok dönüştürücü yatırımlar yaptık. İçinde tarihi Beyazıt Meydanı'nın da olduğu, 16 meydan düzenlemesi yaptık. Biz, kent meydanlarını sadece bir otopark, taşıt trafiğine çözüm olan soğuk ve kimliksiz yerler olarak değil, şehrimizde yaşayan ve şehrimizi ziyaret eden insanların bir araya geldiği, farklı hayat tarzlarının kaynaşmasına olanak sağlayan birer sosyal, kültürel merkez olarak bakıyoruz. Ele aldığımız her bir meydanı, şehrimizin kimliğini ve değerlerini yansıtan kamusal alanlar olarak yeniliyoruz. Mecidiyeköy MeydanI, Bağcılar MeydanI, Küçükçekmece Cennet Meydanı ve Üsküdar Mimar Sinan Meydanı'nı tamamladık. Şehrimizdeki otopark sorununun çözümü için 'İstanbul Otopark Ana Planı'nı bitirdik. 2019'dan bu yana, 5 bin 100 araç kapasiteli yol üstü otopark, 13 bin 500 araç kapasiteli katlı otopark ve 11 bin 300 araç kapasiteli açık otopark olmak üzere, toplam 30 bine yakın araç kapasiteli otoparkı hizmete sunduk."

DEMOKRAT İSTANBUL

"Demokrat bir yönetim için, ne yaptığınızdan çok nasıl yaptığınız önemlidir. Göreve gelir gelmez; İstanbul'un yeni ve demokratik yönetim biçiminin sembolü olacak İstanbul Planlama Ajansı'nı (İPA) kurduk. İPA, demokratik katılım kanallarının inşa edilmesi, kentin tüm paydaşları, bilim ve düşünce insanlarıyla İBB'nin idari yapısı arasında önemli roller üstlendi. Çok sayıda çalıştay düzenleyerek, vatandaşın demokratik katılımı için mekanizmaları geliştirdik. Ulusal ve uluslararası ölçekte 800'ün üzerinde uzman, 3500 kurum temsilcisi ve 35 bin kişiyi içine alan devasa bir ekosistemi inşa ettik. İPA bünyesinde, İstanbul'un uluslararası iddiasına uygun yapıları da harekete geçirdik. Örneğin; şehrimizin liderliği ve inisiyatifiyle 2021 sonunda kurduğumuz B40 Balkan Şehirler Ağı'nı, bir yıl içinde 54 üyeye çıkararak, bölgemizde büyük bir kentsel diplomasi ve iş birliği sürecini başlattık. Daimi sekreteryasını İstanbul olarak üstlendiğimiz bu dostluk ve kentsel demokrasi ağının dönem başkanlığını, bu yılın Ocak ayında Atina'ya devrettik. Yine, İstanbul'un 2036 Olimpiyat adaylığı ve şehrimizin bir spor ve Olimpiyat şehri olmasını sağlamak için, İPA kampüsünde bir ofis ve milli takım kurarak, adaylık sürecimizi başlattık."

ÇEVREYE DUYARLI İSTANBUL

"Şehrimizin geleceği ve büyük İstanbul ailesi olarak, C40 Şehirler İklim Liderliği Grubu'na Türkiye'den üye olan ilk ve tek belediyeyiz. C40 Belediye Başkanları Zirvesi'nde 'Deadline 2020' dokümanını imzalayarak, İstanbul'un 2050 yılı için karbon nötr ve dirençli şehir olma taahhüdünü verdik. Bu taahhüt doğrultusunda, 'İklim Değişikliği Eylem Planı'mızı 2021 yılında kamuoyuyla paylaşarak yayınladık. Ayrıca, 'Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı'mızı tamamladık. İstanbul iklim değişikliği ile mücadele çalışmalarıyla, AB İklim Nötr ve Akıllı Şehirler içinde 100 misyon şehrinden biri oldu. Ayrıca İstanbul, Türkiye'den tek şehir olarak, 100 misyon şehri arasından seçilen 30 pilot şehirden biri oldu. Avrupa İmar Kalkınma Bankası ile yapmış olduğumuz iş birliği sonucunda, 'Yeşil Şehirler Programı'na da dahil olduk ve 'İstanbul Yeşil Şehir Eylem Planı'mızı hazırlamaya başladık."

"İstanbul'un 25 yıldır ihmal edilmiş ne kadar büyük altyapı sorunu varsa, her birisini teker teker çözdük. İstanbul'un kent direncini artıracak, kapsamlı yatırım hamleleri gerçekleştirdik. Özellikle içme suyu, atık su ve yağmur suyu hatlarında çok ciddi altyapı yatırımları yaptık. 2 bin kilometreye yakın atık su hattı, 200 kilometreye yakın yağmur suyu altyapısı inşa ettik. Böylece, İstanbul'un 21. yüzyılına hiç yakışmayan su baskınlarını ve selleri, bu şehrin kaderi olmaktan çıkardık. Yeni biyolojik su arıtma tesisleri açarak, mevcutların kapasitesini artırarak, şehrimizin yarınlarını da güvence altına aldık, almaya devam ediyoruz. Yaklaşık 100'ün üzerinde noktada taşkın riskini ortadan kaldırdık. Bunları özellikle o çok zor günlerde, pandemi döneminde yaparak, insanlarımızın da çok fazla etkilenmeden, zor ekonomik koşullarına rağmen İSKİ'nin bir tarife üzerinden engellenmesine rağmen, inanın büyük bir fedakarlıkla o süreci başarıya kavuşturduk."

"Onlarca yıldır çevresindeki nüfusa hayatı çekilmez eden Kurbağalıdere sorununu kökünden çözdük, suyunu pırıl pırıl hale getirdik. Selde can kayıplarına sebep olan Ayamama ve sıkça taşkın yaşanan Haramidere olmak üzere, birçok derede ıslah çalışmaları gerçekleştirdik. Tuzla 3. Kademe ve Baltalimanı gibi yeni birçok atık su arıtma tesisi açarak, mevcutların kapasitesini artırarak, şehrimizin yarınlarını güvence altına aldık. Atık sulardan geri kazanım suyu kapasitemizi artırdık. Kronik bir sorun olan Marmara Denizi'ne, İstanbul Boğazı'na ve Haliç'e kontrolsüz atık su girişini engelledik. Uygulamaya koyduğumuz 'insani su hakkı' anlayışıyla, her 2,5 metreküp suyun 0,5 metreküpünü İstanbulluya ücretsiz olarak veriyoruz. İstanbul suyunun güvenli kontrolü ve takibi için, İstanbul Su Kontrol ve Otomasyon Merkezi'ni (İSKOM) faaliyete geçirdik. Avrupa Yakası'nda su kesintilerinin önüne geçecek, 33.6 kilometrelik Terkos İkitelli İsale Hattını tamamlayıp, hizmete aldık. İstanbul'un su kaynaklarını korumak amacıyla, 2019 yılından bugüne dek, tam 619 kaçak yapının yıkımını gerçekleştirdik. Su ve atık su yatırımlarımızı sürdürürken, İstanbul'un tarihi su yapılarına da sahip çıkarak, su kemerleri ve çeşmelerde restorasyon çalışmaları gerçekleştirdik."

SÜRDÜRÜLEBİLİR İSTANBUL

"Şehrimizde 'Yeşil Çözüm' anlayışını hakim kılarak, temiz enerji alanında büyük ve kalıcı yatırımlar yaptık. 2019 yılında 66 Mega Watt olan atıktan enerji üretimimizi, yaptığımız yatırımlarla tam dört katına çıkardık. Silivri Seymen LFG Tesisi, Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi, Kemerburgaz Biyometanizasyon Tesisi ve Şile Kömürcüoda Biyometanizasyon Tesisi gibi yeni yatırımlar yaptık ve hizmete açtık. Dahası İBB'ye ait binalarımız için, güneşten enerji üretmeye başladık. Geçtiğimiz yıl, çöpten elektrik üretimini tam yüzde 55 artırarak, 2,5 milyon İstanbullunun 1 yıllık enerji ihtiyacını üretiyor haline geldik."

YEŞİL İSTANBUL

"Bütün bu yatırımların yanı sıra, 'Yeşil İstanbul' hedefimiz doğrultusunda, İstanbulluların doğayla kolayca buluşmasını sağlamak için; kent ormanları, yaşam vadileri, sahil parkları ve korular açtık. Bunların bir kısmı unutulmuş vadiler, dere kenarlarıydı, bir kısmı unutturulmak istenmiş, ormanlar veya alanlardır. Toplam 7,5 milyon metrekareden fazla aktif yeşil alanı şehrimize kazandırdık. Bir başka ifadeyle; şehrimizde yaşam kalitesini artırmak için, 52 tane Gülhane Parkı büyüklüğündeki yeşil alanı İstanbulluların hizmetine sunmuş olduk. Bir yandan da İstanbul'u sessizleştirmek için stratejik gürültü haritalarını hazırlıyoruz. Gürültü seviyesinin yüksek olduğu Beşiktaş Anadolu ve Kartal Samandıra otoyollarının kenarlarında gürültü bariyeri uygulaması yaptık. Kentsel planlarımız doğrultusunda başka ilçeler için de gerekli alanlarda yatırımlarımızı yapmaya devam ediyoruz."

DİRENÇLİ İSTANBUL

"'Aile Evimiz İstanbul'u depreme dirençli hale getirmek en önemli önceliklerimizden oldu. Yıllardır ihmal edilen, mahallelerin plan sorunlarını çözerek, kentsel dönüşümün önünü açtık. Bakın bu plan meselesi vatandaşlarımız tarafından çok bilinmez, takip edilmez. Ama İstanbul'un en temel sorunlarından birisidir. Bu hususta özenli bir çalışma sürdürerek, Meclis'te çoğunluk olmalarına rağmen, açık, şeffaf yönettiğimiz bir süreçle, bence İstanbul tarihine geçecek bir başarıyı elde ederek, idaremiz 4 yıl içerisinde tümüyle kendi iktidar dönemlerinde bile çözemedikleri onlarca ilçemizin, onlarca mahallelerindeki kronik plan sorunlarını aşmanın gururunu yaşıyorum. Bu konuda hızla sonuç alabilmek için, çok geniş bir iş birliğini hayata geçirmek gerekiyor ama maalesef hükümetimizden bu konuda hiçbir olumlu geri dönüş görmüyoruz. Ama biz, elimizdeki imkanları en geniş biçimde kullanarak, sonuç almaya çalışıyoruz."

"Güçlendirme için attığımız önemli adımlarda, ulaşımdan lojistiğe kadar, deprem afetine karşı alacağımız tüm önlemleri bütünlüklü bir şekilde ele alıyoruz. Geliştirdiğimiz 'Hızlı Tarama Yöntemi'yle 35 bine yakın inceleme yaptık. 'İstanbul Yenileniyor' sistemi üzerinden sürdürdüğümüz kentsel dönüşüm çalışmalarına, 24 bin başvuru yapıldı. 6 binden fazla konut ve ticari birimde, yaklaşık 25 bin kişi ile uzlaşma aşamasına geçildi. 6 sosyal konut, 7 kentsel dönüşüm projesi, 1 Kaynak Geliştirme Projesi olmak üzere, 14 KİPTAŞ projesini tamamladık. 17 projenin temellerini attık. KİPTAŞ tarihinde ilk kez, projeleri sahiplerine erkenden kavuşturduk. KİPTAŞ Silivri 4. Etap sosyal konut projesini 5 ay, KİPTAŞ Tuzla Meydan Evler sosyal konut projesini 6 ay ve KİPTAŞ Tuzla Aydınlık Evler sosyal konut projesini tam 1 yıl erken teslim ettik."

MİRAS İSTANBUL

"Biz, İstanbul'un tarihini, kültürünü bir 'aile yadigarı' olarak görüp, o duyguyla sahip çıkıyoruz. Geride bıraktığımız 4 yılda, tam 630 yapıyı restore ettik. Artİstanbul Feshane, Anadolu Hisarı, Yerebatan Sarnıcı, Taş Mektep, Müze Gazhane İklim Müzesi, Yedikule Gazhanesi, Moda, Beşiktaş ve Kadıköy İskeleleri, Botter Apartmanı, Cendere Sanat, dünya mirası Kara Surları, 
Kütüphane Troleybüs gibi pek çok yapının yanı sıra, 175 tarihi çeşme, 175 tarihi mezarlık alanını restore ederek, mirasımıza en özenli şekilde sahip çıktık. Fethin simgesi olan hem Anadolu Hisarı'nı bitirmenin hem de hızla Rumeli Hisarı'nı bitirecek olmanın gururunu yaşıyoruz."

ADİL İSTANBUL

"4 yıldır, hayatın her anında, aileden biri gibi, İstanbulluların yanındayız. Pazarlardayız, alanlarındayız, konserdeyiz, acı anlarında yanındayız. Bayramlarda, milli dini bayramlarımızda her kişinin, her cemiyetin, her İstanbul'un her grubunun önemli anlarında, ilgili alanlarında, yanlarında duruyoruz. Özellikle ihtiyaç sahibi İstanbulluların sorunlarını hissederek, sevgiyle, saygıyla, özenle hizmet sunuyoruz. Örneğin; 10 bin aileye 'Yenidoğan Destek Paketi' sunduk. Bu sayımıza 15 bin ailemizi de ekledik ve toplam ulaştığımız aile sayımızı 25 bine çıkardık. 'Anne Kart' ile 4 yaşına kadar çocuğu olan 532 bin anneye, ücretsiz ulaşım hakkı tanıdık. Annelerimizin 862 milyon TL'lik geçişlerini sübvanse ettik. Örneğin; 4 yılda 234 bini aşkın çocuğa, 21 milyon litrenin üzerinde süt dağıttık. Halen 57 olan kreşlerimiz, Eylül ayı itibariyle 75'e çıkacak. Yardıma muhtaç ailelere, 4 yılda toplam 460 bin 'Sosyal Destek Kartı' dağıtarak, ayrıca 'Karakış Desteği', 'Evlilik Desteği' gibi konularda nakdi yardımlar yaparak, toplamda 1,5 milyon haneye sosyal destek sağladık. Böylelikle; bizden önceki yönetimlerin 4 katını aşan bir sosyal yardım bütçesiyle ihtiyaç sahibi İstanbulluların yanında olduk. Keza İstanbul Vakfı aracılığıyla, 3 yılda 600 bin kişiye kurban eti, 370 bin aileye gıda yardımı yaptık. 1.500 kız öğrenciye burs verdik, staj ve iş imkanı sağladık. Afet bölgelerine 20 tır dolusu malzeme ve 25 konteyner ve 150 çadır gönderdik. Gönüllü kadınlarla 3,5 ton örgü kıyafet örerek, afetzedelere ulaştırdık."

"'Askıda Fatura' kampanyamızla, 100 binden fazla ihtiyaç sahibi ailenin, 356.300 su veya doğal gaz faturasının ödenmesine yardım ettik. Yine aynı yöntemle; 405 bin 611 adet Askıda Fatura ödemesi, 84 bin 712 adet Askıda Aile Destek Paketi, 60.231 adet Askıda Anne-Bebek Destek Paketi, 34.563 adet Askıda Eğitim Destek Paketi, 14.985 kişiye Askıda Ulaşım Destek Paketi, 16 bin 898 bin depremzedeye, Askıda Fatura üzerinden destek paketi dağıtımı sağladık. İstanbul Halk Ekmek aracılığıyla, 45 binden fazla aileye ücretsiz ekmek desteği verdik. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza İstanbulkart ile değişen miktarlarda düzenli nakit destek sunduk. 306 bini aşkın haneye, toplamda 2 milyar 80 milyon 209 bin lira ödeme yaptık. 29 liraya 4 çeşit yemek sunan 9 Kent Lokantamızı vatandaşımızın hizmetine sunduk. 4. ekmek fabrikamız olan Ahmet İsvan Halk Ekmek Fabrikası'nı açtık. Normal ekmek üretim kapasitemizi, günde 1,5 milyondan 1,8 milyona çıkardık. Daha evvel büfemiz olmayan Şile, Çatalca, Silivri'ye büfe kurduk. İstanbul'un 129 noktasına yeni Halk Ekmek büfesi açtık. Böylece toplam büfe sayımız 683'e ulaştı."

EĞİTİMLE GÜÇLENEN İSTANBUL

"Büyük İstanbul ailesinin geleceği olan çocuklarımıza ve gençlerimizin eğitimine destek olmak bizim en büyük önceliğimiz. 75 bin üniversite öğrencisine, yıllık 4.500 TL burs sağladık. İşbaşına geldiğimizden bugüne, 191 bin üniversite öğrencisi ile ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki 334 bin öğrencimize, toplam 812 milyon liralık maddi destek sağladık. 11 yurtla 3.500 yatak kapasitesine ulaştık. Sıfırdı. İnşallah bu Eylül'de 5 bin yatak kapasitesine ulaştıracağız. Bizden önce 20 olan kütüphane sayısını, tam 3 kat artırarak, 60'a yükselttik. İstanbul'un 9 ilçesinde teknoloji atölyeleri açtık. Enstitü İstanbul İSMEK bünyesinde, 1,5 milyonu aşkın İstanbulluya, Haziran 2019'dan bu yana, 1.700'ü aşkın dalda eğitim verdik. Türkiye'nin yetişkin eğitimi alanında en büyük kamusal uzaktan eğitim kataloğuna sahip olan Enstitü İstanbul İSMEK, Uzaktan Eğitim Platformu ile tanıştı. Enstitü İstanbul İSMEK, Bölgesel İstiham Ofisi ile birlikte sürdürdüğü iş birliği ile binlerce İstanbullu'ya yeni yetkinlik ve beceriler kazandırarak, onların istihdama katılımına destek oldu. Enstitü İstanbul İSMEK, bir ilke imza atarak, Büyük İstanbul Otogarı Eğitim Merkezi'nde Türkiye'de turizm ve yeme-içme sektörünün en çok ihtiyaç duyduğu mesleklerden olan barista eğitimi vermeye başladı ve özellikle gençlerin bu sektörün önde gelen firmalarında işe yerleşmesini sağladı."

SPORTİF İSTANBUL

"Eğitimle sporu ve kentsel hareketliliği de birlikte ele aldık. İstanbullunun aktif olması, hareketsiz kalmaması için biz de yerimizde durmadık. Daha sağlıklı nesiller ve gençlere şimdiden spor alışkanlığı aşılamak için, 4 yılın sonunda, yılda 120.000 çocuğumuzu spor okulu eğitimi vererek büyüttük. 70 spor tesisimiz, 28 branşta 19,6 milyon kişiye hizmet verdi. İstanbul'un dört bir yanında hizmete açtığımız ve ilçelerimize değer, insanlarımıza sağlık ve hareketlilik katan; Haliç Su Sporları Merkezi, Arnavutköy Boğazköy Havuzu, Bayrampaşa Muratpaşa Yüzme Havuzu, Kartal Yakacık Stadyumu, Gaziosmanpaşa Halit Kıvanç Stadyumu, Sultanbeyli 100. Yıl Spor Tesisi gibi spor komplekslerini şehrimize kazandırdık. Çok yakın aylarda yenilerini açıyor olacağız."

KADIN DOSTU İSTANBUL

"Büyük İstanbul ailesi için istihdam ihtiyacını da ilk kez biz mesele edindik ve kalıcı çözümler ürettik. Bu maksatla; şehrimizde ilk kez kurduğumuz Bölgesel İstihdam Ofislerimiz aracılığıyla, 25 ilçede 26 şube ile tam 120 bin kişiye, özel sektörde iş imkanı sağladık. Bu hizmetimizi en kısa sürede 39 ilçeye taşıyacağız. Özellikle burada kadın istihdamının önündeki engelleri kaldırarak, onlara özenli bir hizmet sunduk. Yine bu istihdam ofislerini seçimde açıkladığımızda, o dönemin adayı, televizyonda, 'Senin ne işin var iş bulmakla' diye bizimle dalga geçmişti. Seçim iptal olduktan sonra, kendileri bizim, '100 bin' diye açıkladığımız sayıyı onlar, '150 bine' çıkartmıştı. Ben de 'O zaman biz 200 bin hallederiz' demiştim. O pandemi süreçleri olmasa, çoktan o hedefe yaklaşmıştık ama yine de görev süremiz dolana kadar bu konuda çok ciddi bir başarıyı elde ettik."

"Kadın istihdamına her alanda öncelik tanıdık. Dört yılda İBB, İETT, İSKİ ve iştiraklerimizde kadın çalışan oranımız yüzde 31, kadın yönetici oranımız ise yüzde 230 arttı. İBB tarihinde ilk defa kadın çalışanlar otobüs şoförü, vatman, müdahale ekibine itfaiyeci, metro istasyon amiri, otopark görevlisi, cankurtaran ve Şehir Hatları'nda denizci olarak görevlerinin başına geçti. Örneğin; açtığımız 9 Kent Lokantasının çalışanlarının tamamı da kadın. Teknoloji sektörünün ihtiyaç duyduğu yetişmiş insan kaynağına katkı sağlamak amacıyla, özel sektöre istihdam sağlamak üzere, '100 Kadın Yazılımcı' projesini ve gençlerimizi istihdam ettiğimiz 'İBB Tech-Gelecek' projesini hayata geçirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İETT, İSKİ ve iştiraklerinde, her yıl 3.000 'in üzerinde öğrenciye staj imkanı tanıdık."

SAĞLIKLI İSTANBUL

"Ailemiz İstanbullunun sağlığını korumak, bizim ilk günden beri üzerinde titrediğimiz bir diğer asli görevimiz oldu. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza sunduğumuz evde sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması için yeni merkezler açtık, açmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda Eyüp Güzeltepe, Esenyurt ve Arnavutköy ilçelerinde hayata geçirdiğimiz
Halk Sağlığı Merkezlerimizle; Adalar, Arnavutköy, Başakşehir, Çengelköy, Esenyurt, Güzeltepe, Maltepe, Sultanbeyli ve Zeytinburnu'nda açtıklarımızla, toplam 27 Psikolojik Danışmanlık Merkezimizle; temelini attığımız Eyüpsultan Dr. Mustafa Kemal Gavuzoğlu ve Bedriye Gavuzoğlu Vakfı Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezimizle; ÖZGEM Özel Gereksinimli Bireyler Eğitim Merkezlerimizle, 812 bine yakın İstanbulluya koruyucu, önleyici, rehabilite edici sağlık hizmeti sunduk, psikolojik destek ve terapi hizmetleri verdik, 783 bin defa evde sağlık hizmeti sunduk. Başta otizmli olmak üzere, gelişimsel yetersizliği bulunan ya da risk grubundaki çocuklarımıza ve ailelerimize özel eğitim-terapi ve destek hizmetleri sağlıyor, alkol, madde ve teknoloji bağımlılarına yönelik hizmetler sunuyoruz."

ÜRETEN İSTANBUL

"İstanbullu çiftçi ve üreticilere İBB tarihinde daha önce hiç görmedikleri destekleri sunduk. Üreticilerimize fide, yağlık ayçiçeği tohumu, buğday tohumu, gübre, sulama malzemeleri, mazot, kuzu besi yemi, mısır tohumu, büyükbaş sığır ve manda süt yemi dağıtarak şehrimiz kırsalında tarımsal kalkınmanın en önemli destekçisi olduk. Kemerburgaz'da yıllardır atıl halde bırakılan serayı, 'Fide Üretim Merkezi'ne dönüştürüp, fide üretimine başladık. Fideleri, 15 ilçe ve 166 mahalledeki çiftçilerimize hibe ettik."

DİJİTAL İSTANBUL

"İstanbul'un dijital dönüşümü, yatırım yaptığımız bir diğer stratejik alan oldu. Bu doğrultuda, dünyanın ilk güvenli 'Şehir Süper Uygulaması' olarak geliştirdiğimiz 'İstanbul Senin Platformu'nu hayata geçirdik. 2 milyonu aşkın İstanbullu, ücretsiz İBB Wifi hizmetinden buradan faydalanıyor, otobüsün durağa ne zaman geleceğini bu uygulamadan görüyor, başvuru ve ödemelerini bu kanaldan yapabiliyor, İstanbul'daki etkinlikleri bu mecradan takip ediyor. Aynı zamanda bir demokratik katılım platformu olan İstanbul Senin ile fikirlerini ifade eden İstanbullular, şehrin yönetim sürecine katılım sağlıyor. Oyun dünyasında gençlerin desteklenmesi için Oyun Geliştirme Merkezi OGEM'i kurarak, Türkiye'nin ilk kamu destekli oyun geliştirme kuluçka merkezini faaliyete geçirdik. Mobilite, çevre-enerji ve 'fintech' alanında İstanbul'un sorunlarına teknolojik çözümler geliştiren girişimleri destekleyen 'Tech İstanbul' girişimcilik çağrısını gerçekleştirdik."

"Veri ve yapay zekâ alanında kurumların, öğrencilerin ve uzmanların iş birliği yapmaları, veri odaklı proje çalışmaları yapabilmeleri için 'İBB Veri Laboratuvarı'nı hizmete açtık. Yenilediğimiz İstanbulkart Mobil ile fiziksel İstanbulkart'ı dijitale taşıyarak, İstanbul içi toplu ulaşımı uçtan uca dijitalleştirdik. Böylece otobüslerde, metrolarda, metrobüslerde, deniz ulaşımında ve Marmaray'da QR kodla geçiş sağladık. Ulaşımda aylık QR geçiş sayısı 10 milyona ulaşırken, dijital ortamda karta para yüklemeleri yüzde 35'lere ulaştı. Zengin eğitim içerikleriyle geliştirdiğimiz 'Her Yaşta Dijital' platformuyla, yaş almış İstanbulluların interneti kolayca kullanmalarına imkan tanıdık. Online olarak açtığımız 'Askı Plan' uygulamasıyla, herkesin istediği mahallenin planını takip edebilmesini, inceleme ve itiraz yapabilmesini sağladık. Bu uygulamamızda 1,2 milyon kullanıcı, 4,6 milyon görüntüleme ve 10 milyon etkileşim gerçekleştirdi. Bu sayede ülke tarihinde ilk kez askıya çıkarılan planların mahallelere kadar ulaşımını sağladık. Uzun yıllar sonra metroda internet hizmetini başlatarak, günlük 2,5 milyon vatandaşa ücretsiz internet hizmeti sağladık."

DAYANIŞMACI İSTANBUL

"Bu yıl ne yazık ki tüm ülkemizi sarsan büyük bir deprem felaketini 11 şehrimizde yaşadık. Bu felakette acil müdahale ve yaraların sarılabilmesi için tüm Türkiye tek yumruk haline geldi. Biz de İBB olarak vatandaşlarımızın yardımına koştuk, tüm gücümüzle aylarca gece-gündüz çalıştık. 18.264 personelimizle, 1.551 iş makinamızla afetzedelerin yanında olduk.  Arama Kurtarma ekiplerimiz, daha fazlası keşke olabilseydi, 561 vatandaşı enkazdan canlı çıkardı. Bölgeye gönderdiğimiz Osmangazi ve Orhangazi feribotlarımızla depremzedelere konaklama, sağlık, rehabilitasyon ve kreş imkanı sağladık. 1,4 milyon kişiye iaşe, 230 bin kişiye mobil büfe hizmeti verdik. Bölgeye, toplam 52 TIR Halk Ekmek, 124 TIR Hamidiye Su, 768 Yardım TIR'ı ve 9 bin çadır ve 700 yardım aracı gönderdik. İlçe belediyelerimizle kurduğumuz 25 aşevinde, halen günde 130 bin öğün yemek vermeye devam ediyoruz. Toplam 1,6 milyar TL'lik işgücü ve bütçeyi, afetzedelere yardım için kullandık ve kullanmaya da devam ediyoruz."

YATIRIMCI İSTANBUL

"İBB, tüm kamu kuruluşlarında olduğu gibi, aslında halkın, vatandaşın malı. Bizim görevimiz, bize verilen bu emaneti büyüterek, bizden sonra geleceklere teslim etmek. Aynen İBB'de olduğu gibi, iştiraklerimizde de disiplinli mali politikalarla istikrarlı büyüme elde ettik. İştirak şirketlerimizin gelirlerini, bütün ekonomik sıkıntılara rağmen, 2022 yılında bir önceki yıla kıyasla iki kattan fazla artırarak, 31.5 milyar TL'den 72 milyar TL'ye ulaştırdık. Yatırımlarımızı seçerken, halkımıza en üst düzeyde yarar sağlayan ve kendi kendini finanse etme yeteneği yüksek olanlara öncelik verdik. İştirak şirketlerimizin yatırımlarını, bir önceki yıla kıyasla, yüzde 63 artırarak, 1 milyar TL'den 1,6 milyar TL'ye çıkardık. Bu kapsamda, sadece iştirak şirketlerimiz tarafında, bu yılın sonuna kadar yaklaşık 5,5 milyar TL'lik yatırım yapmış olacağız. İştiraklerimizin öz kaynaklarını da 2022 yılında, önceki yıla göre yüzde 52 artırarak, 12,2 milyar TL'den 18.6 milyar TL'ye yükselttik. Bütün bunları yaparken, birçok engellemeye rağmen yaptık. Bir yandan da İstanbul'un borçlarını ödedik. 2019'da devraldığımız 4,5 milyar Euro'luk borcu, 3,6 milyar Euro'ya düşürdük. Peki birileri ne diyor? İstanbul'un 'fetret' devriymiş... Bize göre onların tariflediği 'fetret devrinin' adı, 16 milyona göre adı, büyük atılım devridir. Ve bunu atılımcı bir İstanbul'a dönüştürme konusunda kararlıyız."

ATILIMCI İSTANBUL

"Yaptıklarımızın listesi uzar gider. 2022, bizim için bir projeler ve açılışlar yılıydı. '150 Günde 150 Proje' diye başladığımız bir maratonu, '300 Günde 300 Proje' diyerek tamamladık. Her gün yeni bir proje, yeni bir çözüm sunmanın mutluluğunu yaşadık. 2024 yılı Mart ayı sonuna kadar, daha da yüksek bir tempoyla, İstanbul'a projeler kazandırmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki 9 ayın hizmet maratonunu da çok yakında hemşerilerimizle paylaşacağız. Biz, çok yüksek tempoda çalışmak ve mutlaka başarmak üzere organize olmuş bir yönetimiz. İstanbul'un yakın tarihi öyle büyük ihmal ve ihanetlerle dolu ki, zaman kaybetme lüksümüz yok."

DEĞİŞİMCİ İSTANBUL

"4 yıl önce bu göreve talip olduğumda, İstanbul'a değişim vaat etmiştim. 'İstanbul'a yeni, taze, güçlü bir başlangıç yapacağız' demiştim. Çok şükür, bunu başardık. İstanbul başardı. Bu kadim şehirde, değişim kök saldı. Her değişim, bir zihniyet devrimiyle başlar. Biz, İstanbul'da, vatandaşın şehre ve yerel yönetime bakış açısını değiştirdik. İstanbullular, artık daha azına razı olmayacak. Yapılan her işte insana saygıyı, şehre özeni talep edecek. 'Bu şehirde, bundan böyle adalet ve liyakat hakimdir' diyecek. Bir avuç insanın eşi, dostu, yakını değil ya da bir kesimin mutlu edildiği değil, milletin mutlu edildiği bir süreci her zaman isteyecek. Yapılan her işte insana saygıyı, şehre özeni talep edecek. İstanbullular, artık daha azına razı olmayacak. İsrafa, ihmale, partizanlığa geçit vermeyecek. Değişim; eldekiyle yetinmeme, daha azına razı olmama duygusuyla başlar. İktidarlar, bu duyguyu kaybettirmeye çalışırlar. İktidarlar; insanlar ellerindekine razı olsun, daha fazlasını, daha iyisini talep etmesin isterler. İşe yaramadı. İşe yaramaz. Vakti gelmiş bir değişimin önünde durulmaz. Gücü, iktidar dayanağı ne olursa olsun kimse değişimin önünde duramaz. 23 Haziran, bu gerçeğin kanıtlandığı günlerden biridir. O yüzden 23 Haziran, bu şehir için 'Demokrasi Zaferi'dir.

"MUHALEFETİN ETKİSİZ VE ZAYIF OLDUĞU
DEMOKRASİLER YAŞAMAKTA ZORLUK ÇEKERLER"

Hizmet sunumunun ardından güncel politika sürecine görüşlerini de paylaşan İmamoğlu, konuşmasını şu çarpıcı cümlelerle tamamladı:

"Ne yazık ki, Cumhuriyetimizin 100. yılına girerken Türkiye, milli iradeye dayalı yönetim fikri zayıflamış, toplumsal kesimler arasındaki kutuplaşma ne yazık ki olabildiğince derinleşmiş, adalete güven tükenmiş halde. Bu haliyle ülkemiz, demokratik dünyadan çokça uzaklaşmış bir durumda. Muhalefet bileşenleri olarak, 21 yıllık iktidarın en zayıf olduğu bir dönemde hem Meclis hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ne yazık ki kaybettik. Vatandaşın değişim talebine cevap veremedik. Çare olamadık. İktidar değiştirecek bir güven ve umut ortamını ne yazık ki oluşturamadık. Bugün içinde olduğumuz tablo, sadece bir seçim yenilgisi tablosu değildir. Çaresizlik ve ümitsizliğin Türkiye'yi giderek muhalefetsiz bir otoriterliğe doğru sürüklediğini hep birlikte görmek zorundayız. Dünya örneklerinden biliyoruz ki, muhalefetin etkisiz ve zayıf olduğu demokrasiler yaşamakta zorluk çekerler. Muhalefetsiz rejimlerde vatandaşlar, iktidarların merhametine terk edilir. Toplumun bizden esaslı bir değişim beklediğini biliyoruz. Bu değişimi gerçekleştirmek zorundayız. Vatandaşlarımızın beklentisini karşılamak ve de bu anlamda üstün bir çabayı ortaya koymak zorundayız. Yoksa, asla ve asla, bu şekilde davranırsak, bulunduğumuz mevzileri koruyamayız. Daha da kötüsü, uzunca bir süre toplumsal muhalefetin değişim arzusunu ve umudunu yeniden harekete geçirmekte zorluk çekeriz."

"TÜRKİYE MUHALEFETİNİ HEP BİRLİKTE BURADAN ÇIKARTMAK ZORUNDAYIZ"

"Bu tablo devam ederse, önümüzdeki yerel seçimlerde de elde etmeyi istediğimiz üstün başarıyı elde etmekte zorluk yaşarız. Türkiye muhalefetini hep birlikte buradan çıkartmak zorundayız. Bunu çıkartmak, her zaman olduğu gibi CHP'nin göstereceği kararlı değişim iradesine bağlıdır. Bir bütün olarak kendimizi, partimizi, muhalefeti yeniden inşa etme ve kazanacak bir modeli hayata geçirmek zorundayız. En acil ve en hayati ihtiyaç budur. Sadece vitrinimizi ve söylemimizi değiştirmenin de yetmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Değişime direndiğimiz her dakika, toplumla aramızdaki mesafeyi aştığımızı unutmamak zorundayız. En şeffaf haliyle vatandaşı dinlemek, taleplerini almak, onlarla beraber güçlenmenin, vatandaş katılımını, siyasete, muhalefete katılımını en güçlü şekilde artırmak zorundayız. Muhalefette yaşanacak yenilenmenin, yeni bir ittifak mimarisinin kurulmasının da en güçlü anahtarı olduğunu herkesin bilmek zorunda olduğunu burada ifade etmek isterim."

"TOPLUM, DEĞİŞİM İSTİYOR"

"Toplumun bizden çok güçlü ve esaslı bir değişim beklediğini, ben, birebir İstanbullu hemşehrilerim başta olmak üzere, milletimizden duyuyorum. Bu değişimi gerçekleştiremezsek ne vatandaşların beklentilerini karşılayabilir ne de bunu sağlayabiliriz. Yeni ittifakların toplumda güven tazelemesi, iktidar umudunu diri ve enerjik tutmasının bir zaruret olması prensibi üzerinden değişmeyen ve dönüşemeyen bir muhalefet, çok net olarak iktidarı da değiştirmekte güçlük çeker ve milletimize ciddi anlamda zarar verir. Ülkeye demokrasiyi getirebilmek için, bu anlamda kendimizi değiştirme konusunda yoğun bir çaba, çalışma, çalıştay, vatandaşlarla buluşma ve bu konuda kararlılığı ifade etmek durumundayız."

"SONSUZ ÇABAYI ORTAYA KOYMASI GEREKEN EN ÖNCÜ KURUM CHP'DİR"

"Tarih, geçen yüzyılda CHP'ye, Türkiye'nin modern ve güçlü bir devlet olmasına öncülük etme rolü vermiştir. Zaman, şimdi bize toplum eliyle daha güçlü bir demokrasi inşa etme sorumluluğu kayıtsız şartsız sunuyor ve bu sorumluluğu yüklüyor. Bu görevden asla ve asla kaçmayacağız. İstanbul'da değişimi gerçekleştirdiğiniz ve 4 yıldır sürekli artan bir destekle sahip çıktığınız için, sizlere ve tüm hemşerilerime yürekten teşekkür ediyorum. Sizin desteğiniz, iradeniz ve emeğinizle İstanbul değişti. Sizlere, bu eşsiz şehre ve 'Durmamak üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar' diyen Atatürk'e layık bir yönetici olabilmek, benim için hayatım adına en büyük onurdur. İstanbul'dan sonra tam ve gerçek bir demokrasinin, adalet ve liyakatin bu ülkenin bütün kurumlarında, hayatın bütün alanlarında hakim olmasını yürekten diliyorum. Bu konuda sonsuz çabayı ortaya koyması gereken en öncü kurumun Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu tekrar hatırlatıyorum. Bu anlamda üzerimize düşen sorumluluğu, kayıtsız şartsız bir biçimde yerine getirme konusunda her zaman olduğu gibi, kararlı bir nefer olacağımı da buradan bütün vatandaşlarımıza duyuruyorum."

İmamoğlu, sunumunun ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Doğru gıda takviyesi nasıl seçilir?


 
Modern yaşam hızlandı, beslenme düzeni değişti, güneşle temas azaldı, yeni trend takviyeler ise hayatın tam ortasına yerleşti. Raflar vitamin, mineral ve bitkisel desteklerle dolup taşarken, her gün yeni bir madde gündeme geliyor. Ancak “Her düşük değer takviye gerektirir mi?" gibi sorular giderek daha fazla önem kazanmaya başladı.

02.05.2026 10:28:00
MURAT ÇORBACI
Doğru gıda takviyesi nasıl seçilir?
Doğru gıda takviyesi nasıl seçilir?

Günümüzde pek çok kişi, yaşam temposu ve beslenme düzenindeki değişiklikler nedeniyle eksik kaldığını düşündüğü vitamin ve mineralleri takviyelerle tamamlamaya yöneliyor. Geleneksel beslenme biçimlerinin yerini işlenmiş gıdalara bırakması, taze sebze-meyve tüketiminin azalması mikro besin alımını düşürürken; kapalı ofislerde uzun saatler çalışma, güneş ışığına daha az maruz kalma gibi modern yaşam faktörleri özellikle D vitamini başta olmak üzere çeşitli eksiklikleri artırıyor. Öte yandan gelişmiş laboratuvar testleri sayesinde belirti vermeyen eksiklikler daha sık tespit ediliyor, sosyal medya ve pazarlama dili ise 'doğal, mucize, hızlı etki' söylemleriyle takviyelere olan ilgiyi körüklüyor.

Takviyelere ne zaman ihtiyaç duyulur?

Bu noktada laboratuvar değerlerinin tek başına belirleyici olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. İsmet Tamer, "Tahlilde değerin düşük çıkması her zaman takviye başlanacağı anlamına gelmez. Eksikliğin derecesi, klinik bulgular ve risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir. Bazı hafif düşüklüklerde yaşam tarzı düzenlemesi yeterliyken, ciddi düzeylerde hedefe yönelik tedavi gerekebilir" diyerek bilinçli yaklaşımın önemini vurguluyor.

Takviyelerin içeriği boş olabilir!

Vitamin ve bitkisel takviyelerin içerik güvenilirliğinin hem dünyada hem Türkiye'de en çok tartışılan başlıklardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. İsmet Tamer, "Bağımsız laboratuvarların yaptığı analizlerde zaman zaman ürün etiketinde yazan etken maddenin ya çok düşük oranda bulunduğu ya da hiç bulunmadığı tespit edilebiliyor. Bu durum şaşırtıcı değil. Gıda takviyeleri ilaçlar kadar sıkı onay süreçlerinden geçmediği için kalite kontrol üreticinin beyanına ve uyguladığı standartlara bağlıdır. Bağımsız kuruluşlarca test yapılmadığında etiket ile içerik arasında tutarsızlık görülebilir. Özellikle online satış platformlarındaki her ürün denetimlerden geçmediği için dikkatli olunması gerekiyor" diye konuştu.

Doğru takviye nasıl seçilir?

Tüketicilerin takviye seçerken dikkat etmesi gereken noktalar konusunda pratik bir 'alışveriş kontrol listesi' hazırlayan Prof. Dr. İsmet Tamer, şunları söyledi: "Etiket mutlaka incelenmeli. Etken maddenin adı ve miktarı şeffaf şekilde yazıyor mu? Her bileşenin dozu belirtilmiş mi? Yan etki, gebelik-emzirme ve çocuk kullanımı uyarıları yer alıyor mu? Üretim yeri, marka iletişim detayları net olmalı. İlaç kullanıyorsanız dikkat! Bitkisel ve doğal takviyeler ilaçlarla etkileşime girebilir. Düzenli ilaç kullananlar mutlaka hekim görüşü almalı."

Sumud Filosu aktivistlerinden Davidson'dan şok açıklama

 
Gazze'ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail'in ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nun aktivistlerinden Katy Davidson, İsrail tarafından alıkonuldukları anlara ilişkin, "Her yer dikenli tellerle çevriliydi, etrafımızda silahlı kişiler vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar" dedi.

02.05.2026 09:42:00
HABER MERKEZİ/AA
 Sumud Filosu aktivistlerinden Davidson'dan şok açıklama
 Sumud Filosu aktivistlerinden Davidson'dan şok açıklama

Gazze'ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail'in ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nun aktivistlerinden Katy Davidson, İsrail tarafından alıkonuldukları anlara ilişkin, "Her yer dikenli tellerle çevriliydi, etrafımızda silahlı kişiler vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar." dedi.
İngiliz Davidson, İsrail'in uluslararası sularda filoya yönelik saldırısı sonrası yaşadıklarını anlattı.
Küçük bir tekneyle ilerledikleri sırada insansız hava araçları ve yoğun ışıklarla takip edildiklerini belirten Davidson, İsrail ordusuna ait büyük bir savaş gemisinin tekneye yaklaştığını söyledi.

Ateş etmekle tehdit ettiler

Davidson, "Bize teknenin ön kısmına geçmemizi söylediler. Biz barışçıl şekilde oturduk ancak ısrar ettiler. Sonunda, 'Öne geçmezseniz ateş ederiz' diye tehdit ettiler. Halbuki uluslararası sulardaydık ve yasa dışı hiçbir şey yapmıyorduk" dedi.
İsrail askerleince alıkonulduktan sonra "yüzen hapishane" olarak nitelendirdiği bir ortama götürüldüklerini anlatan Davidson, buradan da botlarla alınarak konteynerlerden oluşturulan geçici bir alanda tutulduklarını dile getirdi. Davidson, "Her yer dikenli tellerle çevriliydi, etrafımızda silahlı kişiler (Yunan askerler) vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar" ifadesini kullandı.

Yatakları da ıslattılar

Gece boyunca ıslak yataklarda uyumaya zorlandıklarını, bazı durumlarda yatakların özellikle ıslatıldığını belirten Davidson, kendilerine sınırlı miktarda yiyecek ve su verildiğini, görevlilerin sert ve tehditkar bir tutum sergilediğini söyledi.
Davidson, kendilerine "Yunanistan'ı terk etmeleri ya da İsrail'de hapse gönderilmeleri" yönünde seçenek sunulduğunu ifade etti.
Uluslararası topluma çağrıda bulunan Davidson, "Herkesin olanlara tepki vermesi gerekiyor, çünkü bu durum Filistin ile sınırlı kalmayacak, dünya geneline yayılacak. Çünkü onlar (İsrail) siyonist ve kendileri dışında kimseyi umursamıyorlar" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik nüfus genelgesi


 
Aile ve Nüfus On Yılı konulu genelge Resmi Gazete'de yayımlandı. Genelgede "Evlilik müessesesinin toplumsal itibarı korunacak, evliliklerin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ve nitelikli bir biçimde sürdürülmesi, genç yetişkinlerin evliliğe teşvik edilmesi ve evliliğin kolaylaştırılmasına yönelik mekanizmalar güçlendirilecektir" denildi.

02.05.2026 06:37:00
HABER MERKEZİ/AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik nüfus genelgesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik nüfus genelgesi

Aile ve Nüfus On Yılı (2026-2035) konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, Resmi Gazete'de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı genelgede, toplumların istikrarlı şekilde varlıklarını sürdürebilmesinde güçlü aile ve nüfus yapısının hayati rol oynadığı belirtildi.

Türkiye'de ailenin, toplumun temeli olarak kabul edildiği ve bu hususun Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41'inci maddesiyle teminat altına alındığına işaret edilen genelgede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde aileyi "toplumun doğal ve temel birimi" olarak tanımladığı ve devlete ailenin korunmasına ilişkin görev yüklediği vurgulandı.

Genelgede, küresel ölçekte uzun yıllar nüfus artışının kalkınmanın önünde engel görülerek doğurganlığı azaltıcı politikalar uygulandığı anımsatılarak şunlar ifade edildi:
"Öte yandan, cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere zararlı akımlar insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemini araçsallaştırarak aile kurumunu, nesilleri, milli ve manevi değerleri tehdit etmeye başlamıştır. Günümüzde demografik yapımızda medeni durum, hane büyüklüğü, yaş profili ve mekansal dağılım boyutlarıyla belirgin bir dönüşüm yaşanmaktadır. Doğurganlık hızımız Cumhuriyet tarihimizin ölçülen en düşük seviyesine gerilemiş, aile ve nüfus yapısındaki menfi değişimler varoluşsal bir boyuta ulaşmıştır."

Aile ve nüfus politikalarının eş güdüm içinde etkin uygulanmasının büyük önem arz ettiği belirtilen genelgede, bu minvalde 15 Mayıs 2024 tarihli ve 32547 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi" konulu 2024/6 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu ve 172 sayılı Nüfus Politikaları Kurulu Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Nüfus Politikaları Kurulunun kurulduğu hatırlatıldı.

Devlet, aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı yaklaşımla hareket edecek

2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesiyle ivme kazanan çalışmaların uzun vadeli ve bütüncül bir politika çerçevesinde yürütülmesi amacıyla 2026-2035 döneminin "Aile ve Nüfus On Yılı" olarak ilan edildiği belirtilen genelgede, mezkur dönemde hayata geçirilmesi hedeflenen stratejik öncelikler ile uygulama modeli ve araçlarını ortaya koyan "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi"nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda hazırlandığı ve Bakanlığın resmi internet adresinde "www.aile.gov.tr" yayımlandığı ifade edildi.

Genelgede, "Aile ve Nüfus On Yılı'nda, aile ve nüfusun güçlendirilmesine yönelik politikaların geliştirilmesi ve uygulamaya geçirilmesi başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı biçimde hareket etmesini gerekli kılmaktadır." ifadesine yer verilerek, bu çerçevede yapılacaklar şöyle sıralandı:

"1- Aile ve nüfus yapısının korunması ve güçlendirilmesi hususundaki ülke önceliklerimiz ulusal politika belgeleri ile kurumların stratejik plan ve programlarına dahil edilecek, bu öncelikler uluslararası belgelerin müzakere süreçlerinde ve uluslararası kuruluşların Türkiye ülke programlarının hazırlanması, kabulü ve uygulanmasında kamu kurum ve kuruluşlarınca esas alınacaktır.

2- Tüm kamusal politika, düzenleme, uygulama ile kamu kurumları tarafından yürütülen veya desteklenen araştırmalar aile kurumuna ve nüfus değişimine etkileri yönünden değerlendirmeye tabi tutulacak ve sonuçlar uygulama süreçlerine yansıtılacaktır.

3- Kamu kurum ve kuruluşları somut görev alanlarıyla ilgili faaliyetlerinde aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı yaklaşımla hareket edecek, uygulamalarını buna göre yürütecek, resmi belgelerinde, plan ve programlarında, hizmet içi eğitimlerinde aile ve nüfus politikasıyla uyumlu kavramsal çerçeve esas alınacak, bu çerçeveye ilişkin rehberlik Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sağlanacaktır.

4- Aileyi ve nüfusu olumsuz etkileyen cinsiyetsizleştirme akımı, zararlı alışkanlık ve bağımlılıklar, nesilleri her türlü menfi etki ve müdahaleye karşı koruyacak bütüncül bir politika çerçevesinde ele alınacaktır.

5- Evlilik müessesesinin toplumsal itibarı korunacak, evliliklerin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ve nitelikli bir biçimde sürdürülmesi, genç yetişkinlerin evliliğe teşvik edilmesi ve evliliğin kolaylaştırılmasına yönelik mekanizmalar güçlendirilecektir.

6- 'Annelik ve babalık' çocuğun sağlıklı gelişimindeki belirleyici rolüyle toplumsal bir değer olarak tahkim edilecek, çok çocuklu aile yapısı desteklenecek, çocuk sahibi olmayı özendiren ve kolaylaştıran uygulamalar hayata geçirilecektir.

7- Gençlerin donanımlı bireyler olarak yetiştirilmesine yönelik politikalar güçlendirilecek, yaşlı refahına yönelik sürdürülebilir sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri ile başta aile merkezli olmak üzere çeşitlendirilmiş bakım ve destek modelleri geliştirilecek, kuşaklar arası dayanışma pekiştirilecektir.

8- Nüfusun dengeli dağılımını gözeten bütünleşik bir çerçevede kırsal alandaki nüfus kaybının önlenmesi, kentlerde yoğunlaşan nüfusun kırsal alanlara geri dönüşünün özendirilmesi ve kentsel mekanların aile ve çocuk odaklı bir perspektifle dönüştürülmesi için bütüncül tedbirler hayata geçirilecektir.

9- Mevcut hukuki düzenlemeler aile ve nüfus yapısını koruma ve güçlendirme yaklaşımıyla gözden geçirilecek, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda yeni hukuki düzenlemelere ilişkin çalışmalar yürütülecektir.

10- Aile ve nüfus yapısında meydana gelen değişimlerin düzenli olarak takip edilmesi ve incelenmesine yönelik ulusal, stratejik ve resmi istatistik üretilen araştırmalar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sorumluluğunda yürütülecek, güçlü aile ve nüfus hedefleri doğrultusunda lisansüstü programlar ve araştırma teşvikleri başta olmak üzere akademik altyapı geliştirilecektir.

11- Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi'nin etkin icrası için kurumsal yapılanma, yerel uygulama kapasitesi, işbirliği, teknik ve dijital altyapı güçlendirilecek, personelin mesleki yetkinliği geliştirilecektir.

12- Türkiye'nin konuya ilişkin olarak uluslararası mecralarda üstlendiği öncü rolü tahkim eden diplomasi faaliyetleri yürütülecek, ülkemiz ile benzer tutum sergileyen ülkelerle işbirlikleri geliştirilecektir.

13- Tüm kitle iletişim araçlarındaki zararlı unsurların tespiti, değerlendirilmesi ve önlenmesine yönelik dijital aile kalkanı oluşturulması başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında gerekli tedbirler alınacak, aile dostu yayıncılık teşvik edilecek ve sorumlu medya kullanımı bilinci yaygınlaştırılacaktır.

14- Güçlü aile ve nüfus hedeflerine dair iletişim kampanyaları yürütülecek, bu konular örgün ve yaygın eğitim programlarında temel bir bileşen olarak ele alınacaktır.

15- Her yıl mayıs ayının son haftası 'Milli Aile Haftası' olarak kutlanacak, kamu kurum ve kuruluşlarınca bu haftanın anlam ve önemine uygun etkinlikler düzenlenecektir."

Genelgede, "Aile ve Nüfus On Yılı kapsamında yürütülecek tüm çalışmalarda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda hareket edilmesi, bu Genelge ile Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi doğrultusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının yıllık faaliyetleri belirlenerek mezkur Bakanlığa raporlanması ve izlenmesi ile ihtiyaç duyulacak her türlü desteğin anılan Bakanlığa sağlanması hususlarında bilgilerini ve gereğini rica ederim." ifadesi yer aldı.

Sumud aktivistleri yaşadıklarını anlattı


 
İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri için İstanbul Havalimanı'nda karşılama töreni yapıldı. Aktivistlerden Hüseyin Şuayb Ordu, "Hayvanlara bile yapılmayacak muameleyi yaptılar. 200 insanı konteynerlere tıkış tıkış koydular ve işkence ettiler. Birçok arkadaşımız halen yaralı. İki tane arkadaşımızı aldılar, kaçırdılar kafalarına göre" dedi.

02.05.2026 05:50:00
HABER MERKEZİ/AA
Sumud aktivistleri yaşadıklarını anlattı
Sumud aktivistleri yaşadıklarını anlattı

Haydut topluluk (topluluk izra devlet böyle bir şeyi yapmaz) İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri için İstanbul Havalimanı'nda karşılama töreni yapıldı.
Uçakta yer alan 18'i Türk vatandaşı olmak üzere toplam 59 kişiyi, Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, TBMM Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, İstanbul Havalimanı Mülki İdare Amiri Doç. Dr. İlker Haktankaçmaz ve Filistin'e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe apronda güller ve Filistin kefiyeleriyle karşıladı.
Havalimanı çıkışında aktivistler ve onları karşılayanlar, İsrail aleyhinde sloganlar attı.



İsrail terörü Avrupa'nın sınırlarına kadar dayandı

Mavi Marmara Derneği Başkanı ve Özgürlük ve Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Beheşti İsmail Songür ise İsrail'in Filistin'in ve Orta Doğu'nun bir meselesi olmaktan çıktığını belirterek, "Şu an İsrail terörü Avrupa'nın sınırlarına kadar dayanmıştır" dedi.
Songür, İsrail'in geçen yıl da uluslararası sularda aynı saldırıyı yaptığını hatırlatarak, "Şimdi yine Akdeniz'in ortasında Sumud Filosu'na yaptığı bu saldırının arkasındaki isim aynı terörist İsrail'dir." ifadelerini kullandı.
59 aktivistin geldiğini anımsatan Songür, şunları kaydetti:
"Bunlar iki gün önce terör güçlerinin saldırısıyla Girit Adası'nın açıklarında gemileri alıkonuldu. Amerika, İsrail ve Yunanistan işbirliğiyle tüm bu isimler hukuksuz bir şekilde Yunanistan'a bırakıldı. Aynı zamanda Sumud Filosu'na ait bir gemi batırıldı. Şu an açık denizlerde seyrüseferine devam eden 31 tane daha gemimiz bulunuyor. Halihazırda 11 Türk vatandaşımız ve 200'den fazla katılımcıyla Sumud Filosu'na ait diğer gemiler, Girit açıklarında bekliyor. Önümüzdeki günlerde, diğer ülkelerin limanlarından katılımlarla bu filo daha da büyüyerek devam edecektir. Şu an hem karadan hem de denizden İsrail'in bu hukuksuz ablukasına karşı, işlemiş olduğu insanlık suçlarına, soykırıma karşı dünya vicdanı Gazze'ye doğru hareketine devam ediyor."

İsrail dünyanın teröristidir, dünyanın belasıdır

Filo katılımcılarından gazeteci ve aktivist Muhammed Özdemir, İsrail askerleri tarafından esir alınan ancak başlarını eğmeyen tüm filo katılımcılarına teşekkür etti.
Filodakilerin İsrail'in tehditlerine ve şiddetlerine boyun eğmediklerini belirten Özdemir, "İsrail bize yaptığı müdahaleyle şunu göstermiş oldu. İsrail dünyanın teröristidir, İsrail dünyanın belasıdır. Biz bu belayı inşallah adım adım, hızlı bir şekilde bitirmeye devam edeceğiz. Merak etmeyin" şeklinde konuştu.

Netanyahu'nun ibretlik sonunu göreceğiz

Küresel Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Ayçin Kantoğlu, İsrail'in filo katılımcılarına yaptıklarını kınadı.
İsrail'in Filistinlilere yaklaşık bir asırdır işkence çektirdiğini dile getiren Kantoğlu, şunları ifade etti: "Kendisini dünyanın efendisi zannedenlere söyleyecek bir çift sözümüz var, canları cehenneme. Filistin'i öyle YouTube üzerinden falan görmeyeceğiz, kendi gözlerimizle göreceğiz. Ama gördüğümüz bir şey daha olacak, Netanyahu'nun ibretlik sonunu da göreceğiz ve tüm dünya bunu ilelebet izleyecek inşallah."
Filonun katılımcılarından Hüseyin Şuayb Ordu, İsrail askerlerinin iki gün önce Akdeniz'in ortasında kendilerini kaçırarak işkence ettiğini söyledi. İsrail askerlerinin filo katılımcılarını bir konteynere yerleştirdiğini anlatan Ordu, şöyle devam etti: "Hayvanlara bile yapılmayacak muameleyi yaptılar. 200 insanı konteynerlere tıkış tıkış koydular ve işkence ettiler. Birçok arkadaşımız halen yaralı. İki tane arkadaşımızı aldılar, kaçırdılar kafalarına göre. Bu aslında Avrupa'nın insan hakları, demokrasi dediği, Birleşmiş Milletler'in dediği şeyin göbeğine vurulmuş son baltadır, son darbedir. Daha bunun da üstüne hiçbir şey yapmayacaklarsa bu devletler, kendilerine medeni, insan, çağdaş deme hakkına sahip değildir. İsrail gelmiştir Avrupa'nın göbeğinde 'Buranın lideri benim, buranın kralı benim, canım ne isterse, canımın istediğine istediğimi yaparım, siz de hiçbir şey yapamazsınız' demiştir. Bir, öncelikle Avrupalıların bunu anlaması lazım. İkincisi, bize bunu yapan Filistinlilere neler neler yapıyor bunu defalarca kez gördük."


En nihayetinde İsrail'in bu soykırımcı yüzüyle karşılaştım

Filo katılımcılarından Katy Davidson, İngiltere'de yaşayan bir gıda mühendisi ve sıradan bir insan olduğunu belirterek ekranda izledikleri karşısında dayanamadığı, bir şeyler yapmak gerektiğini hissettiği için yola çıktığını anlattı.
İsrail'i kendilerine yaptıkları için kınayan Davidson, esir alınan 2 aktivistin serbest bırakılmasını isteyerek, şöyle konuştu:
"En nihayetinde İsrail'in bu soykırımcı yüzüyle karşılaştım. Bizi aldattılar, bize' Saif ve Thiago'nun ayrıldığını' söylediler. Biz gerekirse İsrail'e gidelim ama onları arkada bırakmayalım dedik. 'Onların zaten ayrıldığını' söylediler ve bizi aldattılar. Şimdi tıpkı 11 bin Filistinli gibi onlar da esir. Sadece Filistinliler değil, onlara yardım etmek isteyenler de esir. Eğer dünyadaki bütün ülkeler sizlerin ülkesi gibi olsaydı, halkları sizin ülkeleriniz gibi olsaydı bunlar böyle olmazdı. Bizim orada iki gündür karşılaştığımız şeylerden birisi de İsrail'in cezasızlıkla muamele edileceklerini bilerek pervasızca ve cüretkarca davranmasıydı. Eğer beni dinliyorsan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, sana mesajım şudur: Türkiye'den öğren, bunu öğren, sana yazıklar olsun."

Filistin var, çünkü direniyor

Arjantinli Milletvekili Monica Schlotthauer ise kendilerini kaçıran İsrail askerlerinin işkencelerine maruz kaldıklarını anlatarak, "Aşağılandık, psikolojik tacize maruz kaldık ama yılmadık, yılmayacağız. Çünkü Filistinli kardeşlerimiz bunu misliyle yaşıyor. Filistin var, çünkü direniyor. Karşısında ise ölüm makinesi bir devletin askerleri var. ABD, Avrupa Birliği ve bütün ülkeler iki yüzlü politikalarıyla siyonist devletin bütün politikalarını meşru kılıyorlar" dedi.
Konuşmaların ardından havalimanından ayrılan aktivistler, İstanbul Adli Tıp Kurumuna götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi.



Sumud aktivistleri Adli Tıp'ta

İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayarak alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri için İstanbul Havalimanı'nda karşılama töreni düzenlendi. Havalimanı VIP Terminali çıkışında basın açıklaması yapan aktivistler, konuşmaların ardından otobüslerle Bahçelievler'deki Adli Tıp Kurumu Başkanlığına götürüldü. Burada sağlık kontrolünden geçirilen aktivistler, işlemlerinin tamamlanmasının ardından Adli Tıp Kurumu Başkanlığından ayrıldı.

İstanbul Valiliği, 1 Mayıs bilançosunu açıkladı

İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'nda izinli mitinglerle kutlandığını duyurdu

01.05.2026 20:21:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs bilançosunu açıkladı
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs bilançosunu açıkladı
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'nda izinli mitinglerle kutlandığını duyurdu. Valilik, tedbir kararlarına uymayıp izinsiz gösteri yapan 575 kişinin gözaltına alındığını belirtti.

İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutlanmasına ilişkin açıklama yaptı. İzinli mitinglerin Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'nda coşkuyla kutlandığını belirten Valilik, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Valiliğimizce verilen izinle Kadıköy Rıhtım Meydanı ve Kartal Meydanı'nda düzenlenen mitinglerde coşkuyla kutlandı. Alınan kararlara uyarak bu özel günü hakkıyla - coşkuyla kutlayan tüm sendika, STK ve emekçilere; bununla birlikte, şehrimizin güvenliği, vatandaşlarımızın huzur ve refahı için gece gündüz görev yapan polisimize teşekkür ediyoruz.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün şehrimizde huzur içinde geçirilebilmesi için alınması gereken tedbirler de daha önce kamuoyuyla paylaşılmıştı. Bazı marjinal gruplar alınan tedbir kararlarını hiçe sayarak, her yıl olduğu gibi bu yılki 1 Mayıs'ta da, Emniyet birimlerimizle karşı karşıya gelmiştir. Bu gruplara İstanbul Emniyetimizin ilgili birimlerince gerekli müdahaleler yapılmıştır.

Alınan tedbir kararlarına uymayan bu marjinal gruplara yapılan müdahalelerde saat 18.00 itibariyle 575 kişi gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan şahısların işlemleri, emniyet birimlerinde devam etmektedir."

Nevzat Bahtiyar'a verilen cezanın gerekçesi açıklandı

Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yeniden yargılanan komşu Nevzat Bahtiyar'a "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan verilen 17 yıl hapis cezasına ilişkin gerekçeli karar hazırlandı

 

01.05.2026 17:23:00
Anadolu Ajansı
Nevzat Bahtiyar'a verilen cezanın gerekçesi açıklandı
Nevzat Bahtiyar'a verilen cezanın gerekçesi açıklandı

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 16 Nisan'daki karar duruşmasında Bahtiyar hakkında verilen hapis cezasına ilişkin 49 sayfadan oluşan gerekçeli karar yazıldı.

Kararda, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını, "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerekçesiyle bozmasının ardından Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılandığı anımsatıldı.

Kararda, Narin Güran'ın cansız bedenini Eğertutmaz Deresi'ne sakladığını itiraf eden tutuklu sanık Bahtiyar ile Narin'in babası Arif Güran, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ve taraf avukatlarının beyanlarına yer verildi.

Amca Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar'ın eskiden beri samimi ve yakın arkadaş oldukları ifade edilen kararda, sanık Güran'ın yeğeninin düğün merasimi hazırlıkları kapsamında kırsal mahalledeki bazı kişilerin alışveriş ve davetiye dağıtımı nedeniyle köyde bulunmadığı kaydedildi.

"Sanıklar Salim, Yüksel ve Enes tarafından Narin'in öldürüldüğü anlaşılmıştır"

Eylem saatinden önce sanıklar amca Salim, ağabey Enes, anne Yüksel Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar'ın köyde olduklarının anlaşıldığı belirtilen kararda, şu değerlendirmede bulunuldu:

"Sanıkların olay saatinden önceki zaman diliminde görüşmeye başladıkları anlaşılmıştır. Olaydan önce Nevzat Bahtiyar, Salim Güran'ı 15.08'de arayarak onunla irtibata geçmiştir. Kur'an kursundan çıkan maktul, her zaman kullandığı yol yerine daha kısa olduğu anlaşılan patika yolu kullanarak evine gitmiştir. Olay öncesinde sanıklar Salim ve Nevzat, birbirlerine yakın olarak maktulün her zaman kullandığı yol bölgesinde ve maktulün evi yakınında bulunmuştur. Maktulün ise patika yoldan çıkarak evi ve müştemilatının bulunduğu yere gelmesi üzerine buraya geçen sanık Salim ile evde bulunan diğer sanıklar Yüksel ve Enes tarafından maktul Narin'in öldürüldüğü anlaşılmıştır.

Sanık Salim maktulün cesedini, olay öncesinde birlikte olduğu ve evin dışında bekleyen arkadaşı sanık Nevzat'a gizlemesi veya yok etmesi amacıyla teslim etmiştir. Bu hususu, sanık Nevzat ile sanık Salim'in saat 15.25 ile 15.46 sıralarında artan ortak baz kullanma durumu desteklemiştir."

Kararda, sanık Bahtiyar'ın maktulün cesedini, yapılan aramalar sonucu cansız bedeninin bulunduğu derenin toprak ile birleşen kısmına çuval içinde götürerek bıraktığı ve üzerini taşla örttüğünün anlaşıldığı belirtildi.

Kararda, "Sanık Nevzat'ın, sanık Salim'in ev içerisinde bulunan bir odaya kendisini götürerek Narin'in yerde yatan cansız bedenini gösterdiği, bu surette sanığın olay yerinde olmadığı şeklindeki beyan ve savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Sanık Nevzat Bahtiyar'ın maktulün öldürülmesine ilişkin eyleme, sanık Salim Güran'ın yanında bulunarak suçun işlenmesinden önce ve eylem sırasında suç işleme kararını kuvvetlendirme, fiilin işlenmesi sonrasında yardımda bulunmak suretiyle öldürme eylemine yardım eden sıfatı ile katıldığı kanaatine varılmıştır. Sanık hakkında maktule yönelik eylemi nedeniyle Yargıtay ilamı doğrultusunda 'nitelikli kasten öldürme' suçuna yardım etme suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur." ifadelerine yer verildi.

Anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onanmıştı

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar Yüksel, Enes ve Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi için bozmuştu.

Mahkeme heyeti, 16 Nisan'da yeniden yargılanan komşu Nevzat Bahtiyar'ın "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan 17 yıl hapse çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermişti.

TÜRK-İŞ 1 Mayıs'ı Edirne'de kutladı

TÜRK-İŞ, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü Edirne'de kutladı

 

01.05.2026 15:33:00
Anadolu Ajansı
TÜRK-İŞ 1 Mayıs'ı Edirne'de kutladı
TÜRK-İŞ 1 Mayıs'ı Edirne'de kutladı

Konfederasyona bağlı sendikaların üyeleri, Şükrüpaşa İlkokulu önünde toplanarak kortej oluşturdu. Katılımcılar, etkinliğin düzenleneceği Saraçlar Caddesi'ne yürüdü.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programa katılan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, kalabalığı selamladı.

Tüm emekçilerin bayramını kutlayan Dervişoğlu, işçilerin sorunlarını bildiğini ve her zaman yanlarında olacağını söyledi.

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay da yaptığı konuşmada, bugün yaşamını emeğiyle sürdürenlerin hak arama günü olduğunu belirtti.

Fatih Sultan Mehmet'in doğduğu, Gazi Mustafa Kemal'in savaşı yönettiği, Osmanlı başkenti, Mimar Sinan'ın şehri Edirne'de olduklarını ifade eden Atalay, "Bizle uğraşanlar yakınımızda, o yüzden Trakya'dayız, o yüzden Edirne'deyiz." dedi.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün büyüdüğünü savunan Atalay, taşeron işçiler ile kuryelerin yaşadığı sorunların çözümü için düzenleme yapılmasını, staj ve çıraklık sürecinin sosyal güvenlik sistemine dahil edilmesini talep etti.

Atalay, savaşların sadece sınırları değil, insanların hayatlarını da değiştirdiğine işaret ederek, "Savaşın olduğu yerde üretim durmakta, insanlar işsiz kalmakta, emek değersizleşmektedir. Özellikle 168 günahsız kız çocuğunu bombalayanlara lanet olsun." diye konuştu.

Toplumda sevginin üretilmesi gerektiğine dikkati çeken Atalay, "Toplumda sevgi üretilmediği zaman hiçbir güvenlik önlemi işe yaramayacaktır. Eğer sevgi üretmeyen bir toplum haline geldiysek, eğer saygıyı azalttıysak, eğer ayıbı, günahı unuttuysak, öfkeyi büyüttüysek hiçbir güvenlik önlemi tek başına yetmez." ifadelerini kullandı.

Atalay, Türkiye'nin başta komşuları olmak üzere kimseyle sorunu olmadığını ancak Yunan siyasetçilerin ve güvenlik güçlerinin açıklamalarla iki ülke arasındaki ilişkileri germeye çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:

"Yunanistan iki güne bir açıklama yapıyor, diyor ki, 'Kıbrıs bizim, Fransa yanımızda, Amerika yanımızda.' Bizim onlarla sorunumuz yok. Aklınızı başınıza alın, biz dibinizdeyiz. Yarın İsrail'i, ABD'yi bulamazsın. Onun için Edirne'den sesleniyorum, bizim sizle bir işimiz yok, toprağımıza, bayrağımıza, ülkemize göz dikmeyin, sonra zararlı çıkarsınız haberiniz olsun. Biz bu alanda silahsız askeriz, silahsız emekçiyiz, silahsız polisiz. Biz bu ülkede nerede bir sıkıntı varsa oradayız, vatan yoksa parti yok, vatan yoksa sendika yok, vatan yoksa ailen yok. Birinci öncelik her zaman güvenlik ve vatan."

Kutlama programına, Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ile TÜRK-İŞ'e bağlı sendikaların temsilci ve üyeleri katıldı.

1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış annelerin 10 gün içinde başvuru yapmaları halinde 8 haftalık ek ilave izin hakkından yararlanabileceğini belirtti.
 

01.05.2026 10:30:00
AA
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
1 Nisan itibarıyla 24 haftayı tamamlamamış anneler ek ilave izin hakkından yararlanabilecek
Bakan Göktaş, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, doğum izni sürelerini artıran yeni düzenlemeyle annelerin ve ailelerin yanında olduklarını ifade etti.

Göktaş, paylaşımında şunları kaydetti:

"1 Nisan 2026 itibarıyla doğum yaptığı tarihin üzerinden 24 hafta geçmemiş anneler, çalıştıkları kuruma 10 iş günü içinde başvurmaları halinde 8 haftalık ilave doğum izni hakkından yararlanabiliyor. Aile ve Nüfus On Yılı'nda, iş-aile yaşamını dengesini sağlamaya yönelik uygulamalarla aile kurumumuzu güçlendirmeye ve her koşulda annelerimizi desteklemeye devam edeceğiz."

3 soruda 8 haftalık ek ilave doğum izni
Bakan Göktaş, ayrıca paylaşımında, "3 soruda" başlığıyla 8 haftalık ilave doğum iznine ilişkin merak edilenlere de yer verdi. Buna göre 3 soru ve cevapları şöyle:

Kimler yararlanabilir?

1 Nisan 2026 itibarıyla, doğum iznini tamamlamış, ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler bu haktan yararlanabilir.

8 haftalık ilave doğum izni nasıl hesaplanır?

Hedef tarih, 1 Nisan 2026 (Kanun'da esas alınan tarih). Hedef süre, 24 hafta eşittir 168 gün. 1 Nisan 2026'dan geriye doğru 168 gün sayılır. 16 Ekim 2025 ve sonrasında doğum yapan anneler izinden yararlanabilir. Yasal şart, 1 Nisan 2026 itibarıyla 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış olan anneyi kapsar.

Başvuru süreci nasıl işler?

1 Nisan 2026 itibarıyla doğum iznini tamamlamış ancak doğumunun üzerinden 24 hafta geçmemiş olan tüm anneler yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 10 iş günü içinde çalıştıkları kuruma başvuruda bulunabilirler."

Beşiktaş'tan Taksim'e yürümek isteyen gruba müdahale

İstanbul'da 1 Mayıs nedeniyle Beşiktaş'tan Taksim'e çıkmak isteyen grup, polisin tüm uyarılarına rağmen dağılmayınca gözaltına alındı.

01.05.2026 10:12:00
İhlas Haber Ajansı
Beşiktaş'tan Taksim'e yürümek isteyen gruba müdahale
Beşiktaş'tan Taksim'e yürümek isteyen gruba müdahale
İstanbul'da 1 Mayıs nedeniyle Beşiktaş'tan Taksim'e çıkmak isteyen grup, polisin tüm uyarılarına rağmen dağılmayınca gözaltına alındı.



1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle Beşiktaş'ta toplanan bir grup, Taksim'e yürümek istedi. Polis ekipleri, gruba dağılmaları yönünde uyarılarda bulundu.



Dağılmayarak çeşitli sloganlar atan göstericiler, polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınan grup, polis minibüsüne bindirildi.

Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Balıkesir'in Bandırma ilçesinde devrilen yolcu otobüsündeki 3 kişi öldü, 30 kişi yaralandı

01.05.2026 09:52:00 / Güncelleme: 01.05.2026 09:57:00
AA
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var
Balıkesir'de yolcu otobüsü devrildi: Ölü ve yaralılar var

Muğla'ya gitmek için Tekirdağ'dan yola çıkan Pamukkale firmasına ait K.U. idaresindeki 35 PK 328 plakalı yolcu otobüsü, Bandırma-Çanakkale kara yolunun Külefli Mahallesi mevkisinde, kontrolden çıkarak refüje çarptıktan sonra devrildi.

Kazada, otobüsteki yolcular Nazire Akova, Elif Kel ve Kemal Can Sert olay yerinde yaşamını yitirdi, 30 kişi de yaralandı.



İhbar üzerine olay yerine gelen polis, itfaiye ve sağlık ekiplerince araçtan çıkarılan yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

Cenazeler, Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.



Ulaşıma kapanan yol, otobüsün kaldırılmasının ardından açıldı.

Otobüs sürücüsü K.U. gözaltına alındı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.