logo
15 MAYIS 2026

Vatandaş gidişattan endişeli

 
İstanbul Ekonomi Araştırma tarafından 14-17 Ekim tarihlerinde Türkiye çapında 12 ilde 1501 kişi ile yapılan ankete göre, vatandaşların yarısından fazlası Türkiye'nin gidişatından endişe duyuyor. Ekonomiyle ilgili kaygılar da artıyor.

25.10.2020 18:13:00
Vatandaş gidişattan endişeli
Vatandaş gidişattan endişeli
 
M. YASİN ERKOL / DETAY HABER
 
İstanbul Ekonomi Araştırma tarafından 14-17 Ekim tarihlerinde Türkiye çapında 12 ilde 1501 kişi ile dikkat çekici bir anket yapıldı. Ankette vatandaşlara ekonomiden gidişata değişik sorular yöneltildi.  "Ülkenin genel gidişatını düşündüğünüzde, hangisi hislerinizi en iyi şekilde tarif eder?" sorusuna 16 Temmuz'daki ankette katılımcıların yüzde 39.6'sı Endişeli şeklinde cevap vermişken, bu oran 17 Ekim'de yüzde 52.1'e yükseldi. Umutluların oranı ise yüzde 33.8'den yüzde 28.6'ya indi. Kızgınların oranı da yüzde 16'dan yüzde 11.5'e geriledi. 
 
Ekonomide sıkıntı artıyor
 
Öte yandan Ekim ayı itibari ile ekonomiyi "Çok Kötü ya da Kötü" olarak değerlendiren katılımcıların oranı yüzde 69 oldu. Geçtiğimiz aya kıyasla bu oranda 2 puanlık bir artış söz konusu. Bugün itibari ile ekonominin "Çok İyi/İyi" olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 14 olurken, ne iyi ne kötü olarak değerlendiren katılımcıların oranı yüzde 16 olarak karşımıza çıkıyor. Ekonominin "Çok Kötü/Kötü" olduğunu düşünen katılımcılara neden bu şekilde düşündükleri de soruldu. Sonuçlara göre katılıcıların yüzde 57'si bu durumu kötü yönetime bağlarken, yüzde 21'i koronavirüs salgınını neden olarak gösterdi. Katılımcıların yaklaşık yüzde 18'i ekonominin bugünkü kötü durumunun döviz kurlarındaki artıştan kaynaklandığını belirtti. 
 
Ümit ışığı yanmıyor!
 
Katılımcılara "Önümüzdeki bir yıl içerisinde ekonominin nasıl olacağını düşünüyorsunuz?" sorusu sorulduğunda yüzde 51'i "Çok daha kötü/Daha" kötü cevabını verirken, yaklaşık yüzde 24'ü "Çok daha iyi/Daha iyi" yanıtını verdi. Bu sonuçlar Eylül ayı oranlarına büyük ölçüde benzerlik göstermesine rağmen, "Çok daha kötü/Daha kötü" cevabını verenlerin oranı sene başından beri elde ulaşılan sonuçlara kıyasla en yüksek seviyelerde.
Katılımcılara "Döviz kurlarındaki artışın hayat standartlarınızı nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?" sorusu da yöneltildi. Katılımcıların yüzde 82 gibi büyük bir çoğunluğu döviz kurlarındaki artışın hayat standartlarını olumsuz etkilediğini belirtirken, yüzde 10'u bu artışın hayat standartlarına herhangi bir etkisi olmadığını ifade etti. 
 
 

Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar

Meclis lokantasında staj yapan lise öğrencilerine yönelik cinsel istismar davasında mütalaa açıklandı. Savcılık 5 sanık hakkında en üst sınırdan ceza talep ederken, nihai karar için duruşma 5 Haziran’a ertelendi

15.05.2026 16:00:00
Haber Merkezi
Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar
Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar
TBMM'de stajyer kız öğrencilere yönelik cinsel istismar ve taciz iddialarıyla açılan davada kritik bir viraj geride kaldı.

Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan savcılık, 5 sanık hakkında "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası talep etti.

Mahkeme heyeti, tarafların savunmalarını hazırlaması için sonraki duruşmayı 5 Haziran tarihine erteledi.

Soruşturmanın geçmişi ve iddianame detayları

Skandal, 4 Aralık 2025'te Meclis'te staj yapan bir lise öğrencisinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü'ne başvurmasıyla ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada, TBMM lokantasında stajyer olarak görev yapan 18 yaşından küçük 4 mağdur öğrencinin sistematik olarak tacize maruz kaldığı tespit edildi. İddianamede Meclis personeli olan sanıklar H.İ.G., D.U., İ.B., R.Ç. ve R.S.'nin çocuklara yönelik zincirleme şekilde istismarda bulundukları aktarıldı.

Tahliye ve yeniden tutuklama süreci

Davanın hukuki sürecinde yaşanan gelişmeler kamuoyunda yakından takip edildi

Kasım ve Aralık 2025 döneminde yürütülen operasyonlarla 5 Meclis çalışanı gözaltına alındı ve 4'ü tutuklandı.

9 Şubat'ta görülen duruşmada mahkeme, tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tahliye kararına hemen itiraz etti.

Üst mahkeme itirazı haklı bularak sanıkların tekrar tutuklanmasına hükmetti. Sanıklardan D.U., İ.B. ve R.S. cezaevine gönderilirken, firari sanık H.İ.G. hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Meclis çatısı altında yaşanan skandala Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi ve milletvekilleri sert tepki gösterdi. TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyonu üyeleri davaya müdahillik talebinde bulunarak yargılama sürecini yakından izlemeyi sürdürüyor.

Mahkeme heyeti, mütalaaya karşı sanık ve müdafi avukatlarının süre talebini kabul ederek nihai kararın beklendiği duruşmayı 5 Haziran tarihine bıraktı.

Özel, erken seçim çağrısını yineledi: Sandıktan kaçamazsınız!

CHP lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek erken seçim çağrısını yineledi

15.05.2026 14:30:00
Haber Merkezi
Özel, erken seçim çağrısını yineledi: Sandıktan kaçamazsınız!
Özel, erken seçim çağrısını yineledi: Sandıktan kaçamazsınız!
CHP lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek erken seçim çağrısını yineledi. Özel, iktidarın kamu kaynaklarını TÜRGEV ve TÜGVA gibi vakıflara aktarırken muhalif belediyelerin hizmetlerini genelgelerle durdurmaya çalıştığını belirterek; "Milletten korkmayın, sandığı getirin. Sandıktan kaçamazsınız" dedi.

İzmir Bayraklı'da yapımı tamamlanan Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi ve belediye envanterine katılan 38 hizmet aracının açılışı yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, açılışta yaptığı konuşmada gündemi değerlendirdi. Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Maalesef mecliste çıkarken kanun uyarmıştık. 'Bu bir iyi niyetli yasama faaliyeti değil, kamu yararını değil çekememezlik halini ifade ediyor' demiştik. İzmir'deki meslek fabrikasının, geçmişinde vakıf izi olan üç yapının iktidar eliyle el konulması sürecini yaşıyoruz. Meslek fabrikası, Cumhuriyet öncesinde un fabrikası olarak kullanılmış, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kamuya tahsis edilmiş, ardından İzmir Belediyesi'ne verilmiş ve on binlerce öğrencinin kurs gördüğü bir merkezken, birdenbire 'geçmişinde vakıf izi var' denilerek el konuldu.

Bu mesele nereden kaynaklanıyor? Biliyorsunuz İstanbul'da Galata Kulesi var. Yerebatan Sarnıcı var. Bunların ikisi de özellikle Yerebatan Sarnıcı içeri girilemeyecek haldeyken, Mahir Polat'ın ve Ekrem Başkan'ın vizyonlarıyla inanılmaz bir restorasyon gerçekleştirildi. Müthiş bir turist akımı var, giriş ücreti var ve ciddi ciddi kaynak yaratan bir hale geldi. Ayrıca onlarca yabancı film şirketi, gece yarısından sonra filmler çekmek için büyük bütçeler teklif ediyor. Galata Kulesi keza öyle. Önce Galata Kulesi'ni İBB'nin elinden aldılar. Bir dava açıldı ve sonucunda lehe doğru gidince, Yerebatan Sarnıcı'nı da o kimsenin girmediği, kötü kokan halden cazibe merkezi haline gelip turist çekince; 'Aman biz silkeliyoruz, bunlar başka yerlerden kaynak buluyorlar' diye bir kanun çıkardılar ve geçmişinde vakıf izi olan her yere el koydular.

"İstanbul'un en güzel iskelelerini kendi dönemlerinde TÜRGEV'e, TÜGVA'ya, Okçular Vakfı'na vermişler"
Şimdi bizimkiler boşalan yerlere gidip bu memleketin evlatlarına yurt yapıyor. Bizim bu yöndeki niyetimize karşı onlar ellerindeki vakıflarla ne yapıyorlar? Biz İstanbul'da iskeleleri geri alıyoruz, İstanbul'un en güzel iskelelerini kendi dönemlerinde TÜRGEV'e, TÜGVA'ya, Okçular Vakfı'na vermişler. İhaleye çıksa dünyanın parası gelir, kendi çocuklarının yönettiği maksatlı vakıflara devretmişler. Geri almak istediğinizde zabıtanın karşısına polisi dikiyorlar. Özel, iktidarın engellemelerine rağmen halka doğrudan dokunan projeleri hayata geçirdiklerini vurgulayarak şöyle devam etti:
"Sosyal demokrat belediyecilik projesi, halkın ihtiyaçlarını gören, hizmet eden, çok yönlü fayda üreten bir projedir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak belediyelerimizin bu hizmetlerinden memnunuz. Türkiye'de belediyelerimiz, 5 yılda 1000 kreş hedefi koydu. Bugün an itibarıyla Türkiye'de 802. kreşimizi açmış durumdayız. Yine yoksul öğrenciyi barınma sorunu üzerinden tarikatların, cemaatlerin, kötü niyetli yapıların eline itmek için yurt yapmayanlara inat, iktidar olup her öğrenciyi bir sorundan kurtarana kadar 5 yılda 100 öğrenci yurdu hedefi koymuştuk. An itibarıyla 78 öğrenci yurdumuz, 2 yılda 172'ye çıkmıştır. Kent lokantası sayısı 172'ye ulaştı. Halk market, halk mandıra, halk kasap sayısı 173'e ulaştı. Toplamda Türkiye'de bütün CHP'li belediyelerin kendinden önceki dönemle kıyaslandığında yaptıkları sosyal yardımlar 4.6 kat artmıştır."

İktidarın yayınladığı "tasarruf tedbirleri" genelgesinin asıl amacının CHP'li belediyeleri kilitlemek olduğunu söyleyen Özel, şunları söyledi: "Büyükşehir Belediye Başkanımızın arkasında bıraktığı devasa borç yükünü hızla erittiği bir süreçteyiz. Tasarruf tedbirleri genelgesi yollayıp bizim belediyelerimizin çöp arabası almasını, temizlik yapmasını, asfalt dökmesini, hizmet yapmasını engellemeye; bu şehrin hizmetlerini durdurmaya, bu şehrin aleyhine kullanıyorlar. Ancak bu kadar çok hizmetin bir karşılığı var."

Erdoğan'a çağrı
Erdoğan'a seslenerek erken seçim çağrısını yineleyen Özel, şunları ifade etti: "Eğer bunlar siyaset yapacak bir yere gelecek ve başarılı olacaklarsa, siz de onlara engel olmaya çalışacaksınız. O şehre husumet duyacaksınız. O şehrin hizmetlerini, tahsisleri, kredileri engelleyeceksiniz. Milletin çağrısıyla bir erken seçim getireceği için ara seçimden kaçıyor. Buradan Erdoğan'a sesleniyorum: Bu kadar haksızlık, bu kadar operasyon, bu kadar itibar suikasti, bu kadar yalan dolan... Senin de önünde seni öven, TRT'den 30 tane kanala kadar bütün kanallar var. Sen bizi oralardan itibar suikastı yapıp, gece uykunda sayıklamaya başlasan canlı yayında konuşmanı veren 30 tane televizyon kanalım var. Buradan sana açıkça şunu söylüyorum: Bu kadar iş yaptınız, gelin bu milletin önüne ama bu haziranın sonunda ama eylülün başında erken seçim sandığını koyun. Millet size mi inanıyor, bize mi inanıyor bir görsün. Boşalmış sandalyelerin yerine Anayasa 'gel ara seçim yap' diyor. Sandıktan kaçıyor.
Buradan Erdoğan'a sesleniyorum: Kaçmayın, milletten korkmayın. Patron ne sensin ne benim. Patron millettir, milletin dediği olacak. Hiçbir yere kaçamazsın. Eğer bu dediklerine inanıyorsan, seni seçer, 5 yıl daha görev alırsın, rahat edersin, kendince önüne bakarsın. Ben de bir seçim kaybedersem bir dakika daha durmam. Bu kadar büyük bir özgüvenle söylüyorum. Korkmayın, çıkın karşımıza. Biz milletin ferasetine, öngörüsüne, iyi niyetine inanıyoruz. Patron millettir, milletin dediği olacak, hiçbir yere kaçamazsınız."

Kayıp Sedanur'dan bin 268 gündür haber yok

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde 24 Kasım 2022 tarihinde kaybolan Seda Nur Uludağ'dan bin 268 gündür haber alınamazken, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan yeni bir birimin faili meçhul dosyaları yeniden incelemeye alması aileye ve kamuoyuna umut oldu

15.05.2026 14:08:00 / Güncelleme: 15.05.2026 14:11:29
İHA
Kayıp Sedanur'dan bin 268 gündür haber yok
Kayıp Sedanur'dan bin 268 gündür haber yok
21 yaşındaki Seda Nur Uludağ, kaybolduğu gün ehliyet kursundaki direksiyon dersine gitmek üzere evden ayrıldı ancak bir daha kendisinden haber alınamadı. Aradan geçen yaklaşık 3,5 yıla rağmen genç kızın akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada somut bir sonuca ulaşılamadı.






Son görüntüleri Koru sahilinde ortaya çıkmıştı

Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, Uludağ'ın son olarak Gazipaşa'nın Koru Mahallesi sahil şeridinde elinde şemsiyeyle tek başına yürüdüğü anların güvenlik kameralarına yansıdığı tespit edildi. Teknik incelemeler sonucunda genç kızın cep telefonundan alınan son sinyalin aynı gün saat 16.00 sıralarında Koru Mahallesi Fener Tepesi Poyraz mevkisinden geldiği belirlendi.








Arama çalışmalarından sonuç çıkmadı

Kayıp ihbarının ardından bölgede geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. AFAD, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), deniz polisi ve uzman ekipler tarafından karadan, havadan ve denizden sürdürülen operasyonlarda kadavra köpekleri de kullanıldı. Ancak yapılan tüm çalışmalara rağmen genç kıza ait herhangi bir iz bulunamadı.








Bakanlığın yeni birimi umut oldu

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı"nın toplum vicdanını etkileyen olayları yeniden değerlendirme kapsamına alması aile için umut oldu. Türkiye genelinde 75 ilde toplam 638 dosyanın yeniden inceleneceği çalışma kapsamında Seda Nur Uludağ dosyasının da ele alınması bekleniyor.








Ailenin tek isteği bir iz bulunması

Yıllardır kızlarından gelecek bir haberi bekleyen aile yakınları, dosyanın uzman ekipler tarafından ayrıntılı şekilde incelenmesini istediklerini belirtti. Aile, olayın üzerindeki sis perdesinin aralanmasını beklerken, yetkililer soruşturmanın tüm ihtimaller değerlendirilerek titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan “Öyle Mi Sahiden?” programında gazeteci İpek Özbey’in sorularını yanıtladı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan "Öyle Mi Sahiden?" programında gazeteci İpek Özbey'in sorularını yanıtladı

15.05.2026 12:21:00 / Güncelleme: 15.05.2026 12:25:25
Haber Merkezi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan “Öyle Mi Sahiden?” programında gazeteci İpek Özbey’in sorularını yanıtladı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan “Öyle Mi Sahiden?” programında gazeteci İpek Özbey’in sorularını yanıtladı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan "Öyle Mi Sahiden?" programında gazeteci İpek Özbey'in sorularını yanıtladı.
BTP Lideri programda gündeme ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Muhalefetten AK Parti'ye transferler, ekonomi gündemi ve İran savaşı, Hüseyin Baş'ın gündemindeki konular arasındaydı.
Hüseyin Baş'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Muhalefetten AK Parti'ye transferlerin amacı nedir?

"Yerel seçimlerde ikinci olarak tamamladığı seçim sonuçlarından sonraki süreçte iktidar partisinin tek bir gündemi ve derdi var; uluslararası alanda meşruiyet. Uluslararası ilişkiler bağlamında daha iyi ilişkiler geliştirmek isteyen ve buna bahane arayan bir irade, bu seçim sonucunu şöyle yorumlayabilir; Türkiye'de iktidar partisi hâlâ bir merkez parti, hâlâ bir çekim kuvveti oluşturuyor ve dolayısıyla muhalefetten bile geçişler oluyor."

"Türk Milli Takımı'nda oynamadı, AK Parti MYK'sına girdi"

"Mesela bugün AK Parti'nin MYK üyelerinden birisi Mesut Özil oldu. Bu kişi Türk Milli Takımı'nda oynamayı kabul etmedi ama Türkiye'nin iktidar partisinin MYK'sında yer aldı. AK Parti, Mesut Özil'i MYK'ya aldığında toplumdan artı bir oy dahi almadığını biliyor. Meşruiyet için bu insanları bünyesine katıyor. AK Parti'nin şu anda peşinde olduğu şey bu! Bu aynı zamanda bir güçsüzlüğün, kaybetmişliğin ispatı. Eğer güçlü olsanız, kaybetmiyor olsanız, kazanan tarafta olsanız bunlara ihtiyaç duymazdınız."

CHP kapatılabilir mi?

"Ben bu koltuğu bırakmayacağım ve bunun için her şeyi göze alıyorum." diyen bir iktidar varsa bunlar yapılabilir ama sonunda kaybeden yine bunu yapan olur. Ben Türkiye'de bunların olabileceğini düşünmüyorum, ihtimal vermiyorum; vermek de istemiyorum. Ben, AK Parti'nin bugüne kadar kazandığı hiçbir seçimin tamamen adil olduğu kanaatinde değilim. Bunun en büyük örneklerinden biri, 2017'de mühürsüz oyların geçerli sayıldığı referandumdur. Son seçimde de birçok soru işareti vardı; daha önce de vardı."

Anadolu Ajansı'na eleştiri

"Altı yıldır siyasi parti genel başkanıyım. Anadolu Ajansı'nda ismim sadece bir kere geçti; o da 'Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma açıldı.' haberiyle. Sonra beraat ettim ama Anadolu Ajansı bunu yazmadı. Şimdi bu Anadolu Ajansı benim devletimin değil mi? Milletin değil mi? Neden tek bir organizasyona çalışıyor?"

"Önümüzdeki kış bizi kıtlık bekliyor"

"Ekonomik meseleyi çözmenin çok farklı yolları düşünülmek zorunda. Türkiye'de iktidar değişmese bile bu şekilde devam edilirse önümüzdeki kış bizi kıtlık bekliyor. Çünkü çiftçi üretmiyor, hayvancı üretmiyor, 'Para kazanamıyorum, zarar ediyorum' diyor. Paranız olsa bile ürün bulamayacağınız bir döneme gidiyoruz. Az sayıdaki ürün de çok pahalı olacak. Bankaların internet sitelerinde tarla ilanları var. Çünkü çiftçi kredi çekiyor; mazot almak, traktörünü tamir ettirmek ve üretim yapmak için borçlanıyor. Ürünü satarken örneğin 10 liraya satacağını düşünüyor ama devlet fiyatı 7,5 lira olarak açıklıyor. Devlet de sınırlı alım yapıyor. Çiftçi, mecburen tüccara 5,5 liradan satıyor. Sonra krediyi ödeyemiyor ve banka tarlasına el koyup satışa çıkarıyor. Bir zengin gidip o tarlayı alıyor ve '10-15 yıl bekleyeyim, imar gelir' diye düşünüyor. Böyle bir düzen olabilir mi? Bunu devletten başka kimse çözemez. Gayrisafi milli hasılanın yüzde 1'inin tarıma destek olarak ayrılması gerekiyor; bu kanunda yazıyor ama hiçbir zaman tam uygulanmadı."

"ÇAYKUR'u satmak için zarar ettiriyorlar"

"Bütün bu işletmeler, limanlar ve madenler devletin elinden çıkınca devletin gelir kaynakları da azaldı. TEKEL satıldı, SEKA kapatıldı, Sümerbank kapatıldı. Bunlar 'Zarar ediyor' denildi. Ama zarar eden kurumları düzeltmek yerine satmak tercih edildi. ÇAYKUR'un zarar ettiği açıklanıyor. Oysa matematiksel olarak ÇAYKUR'un zarar etmesi iş bilmezlikten başka bir şey değildir. Bu söylemler, özelleştirmeye zemin hazırlamak için kullanılıyor."

"Bunun adı varlık barışı değil, yokluk barışı"

"Sizce varlık barışı neden getiriliyor Türkiye'ye? Bu aslında isim oyunu. Bu, yokluk barışı. Yani 'Bende para yok, getirin' demek. Bakın şu anda iktidar bu ortamda yüzde 50'yi bırakın, yüzde 40 oy alamaz. Bu iktidarın kendilerinin de söylediği en yüksek oy potansiyeli emekliler. Şu anda emeklilerin hiçbiri iktidara oy vermeyecek. Bunu açık açık da söylüyorlar. İşçiler oy vermeyecek, memurlar mutsuz oy vermeyecek, ev hanımları oy vermeyecek. Vermeyecekler. Bunu açık açık ifade ediyorlar. Dolayısıyla biraz piyasayı rahatlatmadan iktidarın seçime gitme ihtimali yok. Nasıl rahatlatacağım? Para lazım. Parayı nereden bulacağım? Varlık barışı yapacağım. Özelleştirme yapacağım. Bir şeyleri satacağım falan. Yani bunun adı varlık barışı ama aslında yokluğun barışı. Ve ne yazık ki AK Parti iktidarı 23-24 yıldır sürekli varlıklı insanlarla barışıyor, yoksulla hiç barıştığını biz görmedik. Paranız varsa gelin anlaşalım. Vergide anlaşabiliriz, ondan sonra başka konularda anlaşabiliriz."

"Yeni anlatılan hikâye: İstanbul Dubai olacak"

"Şimdi yeni anlatılan hikâye şu: İran-Amerika-İsrail geriliminden sonra Dubai boşaldı, yatırımcı Türkiye'ye gelecek ve Türkiye 'yeni Dubai' olacak! Ama Dubai demokratik bir yer değil. 'Yeni Dubai olacağız.' denirken bunun ne anlama geldiğine de bakmak lazım. Türk toplumu tarih boyunca hayatını sadece maddi değerler üzerine kurmadı; özgürlük ve bağımsızlık da önemliydi."

"Bu aslında Amerika'nın İran'la değil, Çin'le savaşıdır"

"İran savaşı çıktığından beri bizim görüşümüz şu: Bu aslında Amerika'nın İran'la değil, Çin'le savaşıdır. Amerika uzun yıllardır dolar sayesinde dünyadaki ekonomik sistemi kontrol etti. Ancak son yıllarda Çin'in ekonomik yükselişiyle dolar hegemonyası zayıflamaya başladı. Eskiden ülkeler arası ticaret büyük ölçüde dolar üzerinden yapılıyordu. Ancak milli paralarla ticaret fikri yaygınlaşmaya başladı. Rusya, Çin ve Venezuela gibi ülkeler bu sisteme yöneldi. Venezuela'nın Çin'e petrol satıp karşılığında dolar yerine yuan alması Amerika açısından önemli bir sorundu. Çünkü mesele sadece petrol değil, doların küresel hâkimiyetiydi. Bugün Çin, ülkelerin kendi para birimleriyle ticaret yapmasını desteklerken Amerika doların hâkimiyetini sürdürmek istiyor."

"ABD'nin derdi petrol değil, dolar hâkimiyetini korumak"

"Burada merhum babama bir parantez açmak gerekiyor. 2005 yılında kaleme aldığı Milli Ekonomi Modeli'nde dünyada ilk defa ülkelerin kendi aralarındaki ticaretlerde Amerikan dolarını değil, kendi paralarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Bununla ilgili 10 tane uluslararası kongre yaptı. Rusya'nın meclisinde bunu anlattı ve bütün dünyaya deklare etti. O tarihten sonra 2010'lu yıllardan itibaren başta Rusya, sonra Çin, sonra Venezuela olmak üzere dünyada bir şey değişti. Mesela Venezuela'da Maduro bir gece operasyonuyla yatağından alındı. Sebebi petrol falan değildi. Amerika'nın İran'da olmasının, Venezuela'ya gitmesinin sebebi petrol deniyor. Bakın, dünya petrol rezervlerinin dörtte biri Amerika'da. Dünyadaki şu anda en yüksek petrol üreticisi Amerika. Dünyada ürettiği petrolden fazlasını ihraç eden ülkelerden biri Amerika. Yani Amerika'nın başkasının petrolüne normalde ihtiyacı yok. Neydi mesele? Venezuela Çin'e petrol satıyordu ve karşılığında para olarak Çin parası alıyordu. Amerika'nın dolarını ortadan kaldırmıştı. Şimdi Çin'le Amerika arasında böyle bir mücadele var. Yani Çin milli parayı, ülkelerin kendi paralarını kullanmasını öncelerken Amerika doların hâkimiyetinin sürmesini istiyor. Şimdi Trump oraya bir pazarlık için gitti. İran'a yansıması ne olur? İnşallah iyi olur."

"Dünyada yeni bir düzen kuruluyor"

"İran bizim komşumuz. Bunun bize de çok olumsuz etkileri olduğu gibi vicdanen de bizleri çok rahatsız ediyor. Buranın durması inşallah Gazze'deki zulmün de durmasına, Lübnan'daki zulmün de bir şekilde sona ermesine vesile olacaktır ama ben Trump'a çok da güvenmiyorum açıkçası. Dünyada yeni bir düzen kuruluyor. Büyük bir değişimin eşiğindeyiz ve Türkiye'nin buna hazırlıklı olması gerekiyor."

Rusya ile Ukrayna arasında karşılıklı 205 esir asker takası yapıldı

Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Ukrayna'dan 205 Rus askerin alındığı, karşılığında 205 Ukrayna Silahlı Kuvvetleri mensubu esir askerin teslim edildiği belirtildi

15.05.2026 11:58:00
AA
Rusya ile Ukrayna arasında karşılıklı 205 esir asker takası yapıldı
Rusya ile Ukrayna arasında karşılıklı 205 esir asker takası yapıldı
Rus askerlerinin halihazırda Belarus'ta bulunduğu ve askerlere gerekli psikolojik ve tıbbi yardımın yapıldığı bilgisi verilen açıklamada, askerlerin tedavi ve rehabilitasyon için Rusya Savunma Bakanlığına bağlı sağlık tesislerine nakledileceği ifade edildi.

Açıklamada, takasa Birleşik Arap Emirlikleri'nin arabuluculuk yaptığı kaydedildi.

"Bu, 1000'e karşı 1000 esir takasının ilk aşamasıdır"
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de sosyal medya hesabından, Rusya ile yaptıkları esir takası sonucu 205 Ukraynalı askerin ülkeye getirildiğini açıkladı.

Serbest bırakılan askerlerin Ukrayna'nın farklı bölgelerinde güvenlik güçlerinde görev yaptığını aktaran Zelenskiy, "Bu, 1000'e karşı 1000 esir takasının ilk aşamasıdır." ifadesini kullandı.

Zelenskiy, tüm Ukraynalı esirlerin serbest kalması için çalışmaları sürdüreceklerini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta, Rusya ile Ukrayna arasında 9-11 Mayıs'ı kapsayan 3 günlük geçici ateşkes ilan edildiğini ve ateşkesin her iki ülkeden 1000 esir askerin değişiminin yapılmasını içerdiğini açıklamıştı. Rusya ile Ukrayna da Trump'ın söz konusu inisiyatifini kabul ettiklerini duyurmuş ancak geçici ateşkesin yürürlükte olduğu esnada esir asker değişimi gerçekleşmemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi

15.05.2026 10:47:00
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi.

Erdoğan'ı, Hazret Sultan Uluslararası Havalimanı'nda, Kazakistan Devlet Danışmanı Yerlan Karin, Türkistan Eyalet Valisi Nuralhan Kusherov, Kazakistan Dışişleri Bakanlığı Almatı Temsilcisi Janibek Zharaskanovich ile Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev ve diğer yetkililer karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile beraberindeki heyet de Türkistan'a geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in davetine icabetle TDT Gayriresmi Zirvesi'ne iştirak edecek.

Zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da katılacak.

İstanbul'da uyuşturucu operasyonu: 62 gözaltı

İstanbul'da uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonda 62 şüpheli gözaltına alındı

15.05.2026 10:27:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da uyuşturucu operasyonu: 62 gözaltı
İstanbul'da uyuşturucu operasyonu: 62 gözaltı
İstanbul'da uyuşturucu satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonda 62 şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturmaya dayanarak geniş çaplı çalışma gerçekleştirdi.

Sokak satıcılarına yönelik, Bayrampaşa, Fatih ve Eyüpsultan merkezli olmak üzere il genelinde, uyuşturucu madde ticareti yaptığı tespit edilen şüphelilerin yakalanması için bu sabah eş zamanlı operasyon düzenlendi. Çok sayıda adrese yapılan baskınlarda 62 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Aramalarda bir miktar narkotik madde, 2 ruhsatsız silah ve 1 pompalı tüfek ele geçirildi. Gözaltına alınan uyuşturucu satıcıları, ifadeleri alınmak üzere İstanbul Narkotik Şubeye götürüldü.

Şüpheliler ile ilgili işlemler devam ediyor.

Hakan Bahçetepe ve 8 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklanmasının ardından Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Hakan Bahçetepe ile 8 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı

15.05.2026 07:00:00
AA
Hakan Bahçetepe ve 8 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı
Hakan Bahçetepe ve 8 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı

Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamede, Aziz İhsan Aktaş, Gürkan Dölekli, Özer Ayık, Hakan Bahçetepe, Seza Büyükçulha, Baki Aydöner, Erdal Celal Aksoy, Gözde Bahçetepe ve Aziz Lal "şüpheli" olarak yer aldı.

İddianamede, 2 ayrı eyleme yer verilirken, ilk eyleme ilişkin yapılan değerlendirmede, şüpheli Seza Büyükçulha ve Baki Aydöner'in "Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasında sanık olarak yer aldıkları belirtildi.

Bu davada Aydöner'in üzerine atılı suçlara ve şüphelinin karıştığı eylemlere bakıldığında, İBB'de görevi bulunmamasına rağmen İmamoğlu'na olan yakınlığını kullanarak sahip olduğu gücü haksız kazanç sağlama noktasında kullandığı aktarılan iddianamede, müteahhitlerle görüşüp belediyeden alacaklarını tahsil ettirdiği, karşılığında maddi menfaat elde ettiği ifade edildi.

İddianamede, şüphelinin Aziz İhsan Aktaş'ın firması adına kayıtlı bir aracı bila bedel kullandığı, Aktaş'ın şüpheliyle tanıştıktan sonra kendisine 100 bin dolar para verdiği, bir nevi jest yaptığı kaydedilen iddianamede, "Şüpheli Aziz İhsan Aktaş'ın da CHP'de, İBB'de etkili olan kişilerle temas sağladıktan sonra bu kişilere maddi jestler yaparak ilişkisini kuvvetlendirdiği, bu kişilerle para ilişkisine girerek işlerini çözmeye, yeni ihaleler almaya çalıştığı gerek kendisinin yargılandığı davada gerekse de 'Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü'nün yargılandığı davada ortaya konulmuştur." ifadelerine yer verildi.

Aktaş'ın, Baki Aydöner ve Ertan Yıldız isimli kişilerle Burak Korzay üzerinden tanıştığı kaydedilen iddianamede, bu kişilerin maddi taleplerini karşılayarak işlerini, sorunlarını çözmeyi amaçladığı belirtildi.

İddianamede, şüpheli Aydöner'in savunmasında aracı kiraladığını, ancak fatura vs. verilmediği için aracı iade ettiğini belirtmişse de kendisinin CHP'li siyasi kimliği dışında aileden gelen esnaf kimliğinin de bulunduğu, herkes gibi araç kiralamanın prosedürlerini bilebilecek konumda olduğu aktarıldı.

Hazırlanan iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Dolayısıyla Aziz İhsan Aktaş'tan elde ettiği haksız menfaatler konusundaki beyanlarına itibar edilmemiş, şüphelinin CHP'li belediyelerde iş çözme, belediyeden talebi bulunan kişi ve müteahhitlerden kazanç sağlama gayesiyle hareket ettiği, şüpheli Seza Büyükçulha'nın da İmamoğlu ile olan yakın arkadaşlığını kullanarak nüfuz elde ettiği, CHP'li belediyelerden talepte bulunan kişilerin taleplerini karşılamaya, işlerini çözmeye çalıştığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla her ne kadar şüpheliler Baki Aydöner ve Seza Büyükçulha'nın kazı izni, iş yeri açma ruhsatı verme konusunda doğrudan yetkileri olmasa da bu izinleri alabilecek etkiye sahip oldukları görülmüştür."

Rüşvet iddiaları

"Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak", "ihaleye fesat karıştırma", "edimin ifasına fesat karıştırma", "rüşvet verme", "resmi belgede sahtecilik", "özel belgede sahtecilik", "suçtan kaynaklanan mal varlıkları değerlerini aklama", "vergi usul kanuna muhalefet" suçlarından yargılanan şüpheli Aziz İhsan Aktaş'ın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık göstererek samimi beyanlarda bulunduğu bilgisine yer verilen iddianamede, kendisinden para talep eden belediye başkanları ve bu kişilerle irtibatlı kişiler hakkında bildiklerini başsavcılıkla paylaştığı, para verme eylemlerini dekont ve tarihleri ile somutlaştırmaya çalıştığı, bu kapsamda alınan beyanının tespit edilen hususlarla uyumlu olduğunun görüldüğü kaydedildi.

İddianamede, Aktaş'ın ortağı olduğu ticari işletmenin Gaziosmanpaşa Belediyesi'nden aldığı kazı izniyle İBB'den aldığı iş yeri açma ve çalışma ruhsatının alım süreçleri ile ilgili kendini ve ortağı şüpheli Gürkan Dölekli'yi suçlamasının olağan olmadığı belirtilerek, "Her iki iznin verildiği tarihlerle öncesindeki iletişim ve baz kayıtları dikkate alındığında, şüpheliler Aziz İhsan Aktaş ve Gürkan Dölekli'nin Gaziosmanpaşa Belediyesi'nde Bedaş'ın kendi adlarına yaptığı, bekletilen kazı izni ile İBB'de bekletilen iş yeri açma ve çalışma ruhsatı için şüpheliler Seza Büyükçulha ve Baki Aydöner aracılığıyla, şüpheliler Hakan Bahçetepe 200 bin dolar verdikleri, şüpheliler Baki Aydöner ile Hakan Bahçetepe kazı iznini verildiği tarihten 1 gün önce, 8 Mayıs 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa ilçesinde baz verdikleri" değerlendirmesi yapıldı.

Şüpheliler Bahçetepe ve Özer Ayık'ın 1 Mayıs 2024 ve 3 Mayıs 2024 tarihlerinde ortak baz bilgilerinin bulunduğu aktarılan iddianamede, kazı izninin verildiği tarihte yakın mesafede baz bilgilerinin bulunduğu belirtildi.

İddianamede, Erdal Celal Aksoy'a 300 bin dolar rüşvet verdikleri, şüpheli Bahçetepe'ye parayı teslim eden kişinin şüpheli Özer Ayık olduğu ifade edildi.

Aksoy ile rüşvet anlaşmasının şüpheli Büyükçulha aracılığıyla yapıldığı kaydedilen iddianamede, Aksoy'un, Büyükçulha'yla 3 Eylül 2024'te, Dölekli'yle ise 7 Eylül 2024'te ortak baz verdiği aktarıldı.

İddianamede, şüpheli Dölekli'nin baz kayıtlarına bakıldığında, şüpheli Erdal Celal Aksoy'la ruhsat izninden kısa süre önce ve kısa süre sonra bir araya geldikleri, yine şüpheli Dölekli'nin diğer şüpheliler Bahçetepe, Aydöner ve Büyükçulha ile irtibatının bulunduğu dikkate alındığında, şüpheli Aktaş'ın beyanlarının tutarlı olduğu, diğer şüphelilerin savunmalarının suçlamalardan kaçmaya yönelik olduğu belirtildi.

Eylem 2'de ise iddianamede, Hakan Bahçetepe'nin 2024 yerel seçimlerinde Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı seçildikten sonra görevini kötüye kullanarak haksız kazanç elde ettiği, bu kapsamda bir aracı 28 Haziran 2024'te, belediye başkanı olduktan yaklaşık 2 ay sonra 3 milyon 70 bin liraya satın aldığı ifade edildi.

İddianamede, şüphelinin kamu görevlisi olması, mal bildiriminde bulunma zorunluluğunun bulunması ve suç konusu eşyanın sicile tabi tutulmasının tespiti mümkün olması nedeniyle, eşinin babası şüpheli Aziz Lal adına aldığının anlaşıldığı belirtildi.

Şüpheli Aziz Lal'in aracın parasını evde bulundurduğu dolarla ödediğini belirtmişse de, yaklaşık 100 bin dolar civarındaki parayı evde bulundurmasının olağan olmadığı kaydedilen iddianamede, "Şahsın mali verileri, Hakan Bahçetepe'nin belediye başkanı olmadan evvel kullandığı araçların çok eski model, ucuz araçlar olması, konumu ve yaptığı iş sebebiyle döviz cinsinden parayı evinde saklamasının olağan olmaması, aracı şüpheliler Hakan ve Gözde Bahçetepe'nin kullanması dikkate alındığında, Hakan Bahçetepe'nin elde ettiği haksız gelirle eşi Gözde'ye aldığı suç konusu araç arasındaki illiyet bağını kesmek için aracı şüpheli Aziz Lal adına tescil ettirdiği, bu haliyle şüphelilerin iştirak halinde, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerleri aklama suçunu işledikleri" ifadelerine yer verildi.

İddianamede, Bahçetepe'nin belediye başkanı olduktan sonra 3 milyon 70 bin lira değerindeki aracı edindiği, şüphelinin MASAK verileri incelendiğine belediye başkanı olmadan önce hesabında çok düşük tutarlarda para hareketlerinin olduğu, söz konusu araç için ödenen paranın kendi çalışma ve emeği karşılığında elde edilmiş kazançla alınmadığı, "rüşvet" ya da "irtikap" kapsamında elde edinildiğine dair tespit olmadığından eyleminin "haksız mal edinme" suçunu oluşturduğu ifade edildi.

Ceza istemleri

İddianamede, Hakan Bahçetepe'nin "haksız mal edinme", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "rüşvet alma" suçlarından 10 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Diğer şüpheliler Gürkan Dölekli, Baki Ayöner, Özer Ayık, Seza Büyükçulha, Erdal Aksoy, Gözde Bahçetepe ve Aziz Lal'in ise "rüşvet almak", "rüşvet vermek", "rüşvete aracılık etmek", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" gibi suçlardan 3 yıldan 24 yıla kadar değişen oranlarda hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

İddianamede ayrıca, "Gerek Hakan Bahçetepe'ye gerekse de Erdal Celal Aksoy'a rüşvet verilmesi eylemlerini soruşturma başlamadan evvel Cumhuriyet Başsavcılığımıza şüpheli Aziz İhsan Aktaş tarafından bildirilmesi ve haberdar etmesi nedeniyle, şüpheli Aziz İhsan Aktaş hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 254/2 maddesinde yer alan hükümlerin uygulanmasına, şüpheli hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi talep olunur." denildi.

İddianame üzerinde İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinin incelemesi sürüyor. 

Erdoğan, Türkiye-Kazakistan İş Forumu kapanışında konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Kazakistan arasındaki ticarete ilişkin, "Karşılıklı güvene dayalı güçlü ortaklığımız sayesinde ticaret hacmimiz geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla 10 milyar dolara yaklaştı. Tabii ki bunlarla yetinmiyoruz. Hedefimiz olan 15 milyar dolara sürdürülebilir ve dengeli şekilde ulaşmak için çabalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı

14.05.2026 23:30:00
AA
Erdoğan, Türkiye-Kazakistan İş Forumu kapanışında konuştu
Erdoğan, Türkiye-Kazakistan İş Forumu kapanışında konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan'a yaptığı resmi ziyaret kapsamında bir otelde düzenlenen Türkiye-Kazakistan İş Forumu kapanış toplantısına katıldı.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'e iş insanlarının meselelerine gösterdiği yakın ilgi için teşekkür eden Erdoğan, geçen günlerde idrak edilen Vatan Savunucuları Günü ve Zafer Bayramı münasebetiyle Kazak halkını tebrik etti.

Tokayev'in liderliğinde yürütülen reform programının Kazakistan'ın şahlanışının itici gücü olduğunu belirten Erdoğan, 15 Mart'ta yapılan referandumda kabul edilen yeni anayasanın kardeş Kazak halkı için hayırlara vesile olmasını diledi.

Türkiye'nin, bağımsızlığının 35. yılını idrak eden Kazakistan'ın her daim en yakın destekçisi olacağını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Sabahki görüşmelerimizde ortak gündemimizde olan pek çok konuyu ele aldık. İkili iş birliğimizi güçlendirecek 13 farklı belgeye imza attık. İş Forumu'nun da ülkelerimiz arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. Kazakistan ile ekonomik ilişkilerimizin her geçen gün daha da ileriye gitmesinden bahtiyarız. Kazakistan'ın Sayın Tokayev'in güçlü liderliğinde ekonomi alanında kaydettiği ilerlemeleri büyük bir memnuniyetle takip ediyoruz. 2025 yılında gayri safi yurt içi hasılası yüzde 6,5 gibi çarpıcı bir büyüme gösteren Kazakistan'da kişi başına düşen milli gelir 15 bin dolara yaklaştı. Artık karşımızda toplam dış ticaret hacmi 145 milyar doları bulan Orta Asya'nın en büyük ekonomisine sahip bir Kazakistan var. Bu büyümenin de etkisiyle Kazakistan 2025 yılında Türk dünyası içerisinde en fazla ticaret gerçekleştirdiğimiz ortağımız olmuştur. 5 bin 500'e yakın şirketimiz inşaattan finansa, turizmden bilişime 6 milyar dolara ulaşan yatırımlarıyla sadece refahı değil, aynı zamanda kardeşliğimizi de destekliyor. Müteahhitlerimiz ülkenin dört bir yanında değeri 30 milyar dolara varan 500'ü aşkın projeyi üstlendiler. Başarıyla tamamlayıp Kazak halkının hizmetine sundukları eserlerle ülkemizin gurur kaynağı oldular."

"Kazakistan'ın yapay zeka alanındaki atılımlarını takdirle takip ediyoruz"

Kazakistan'ın Türkiye'deki yatırımlarının her geçen gün artmasından ziyadesiyle memnun olduklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"750'den fazla Kazak firma 2 milyar dolara yaklaşan yatırımla Türkiye'de faaliyetlerine devam ediyor. Karşılıklı güvene dayalı güçlü ortaklığımız sayesinde ticaret hacmimiz geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla 10 milyar dolara yaklaştı. Tabii ki bunlarla yetinmiyoruz. Hedefimiz olan 15 milyar dolara sürdürülebilir ve dengeli şekilde ulaşmak için çabalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Açıkçası çok daha fazlasını yapabileceğimize, çok daha ileri seviyelere ulaşabileceğimize eminim. Bu minvalde geçtiğimiz ay Astana'da düzenlenen Karma Ekonomik Komisyon toplantısında kabul ettiğimiz kapsamlı eylem planı ticaret ve yatırım ilişkilerimize yeni bir soluk getirecektir. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantımız vesilesiyle bugün imzaladığımız Yatırımların Karşılıklı Korunması ve Teşviki Anlaşması'nın karşılıklı yatırımları daha da teşvik edeceğini düşünüyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde ayrıca Kazakistan ile elektronik izin sistemine geçilmesi, geçiş belgesi kotalarının artırılması, ikili ve transit taşımaların serbestleştirilmesi gibi ticaretimizi olumlu etkileyecek konuları da ele aldık. Bu hususlarda önümüzdeki dönemde ilerleme sağlayacağımıza inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel çatışmalar, enerji arz güvenliği, yapay zeka dönüşümü ve tedarik zincirlerindeki kırılmalar gibi çok boyutlu sınamalarla karşı karşıya olduklarını belirterek, "Bu dinamiğin bir sonucu olarak ülkeler arasında işbirliğinin geliştirilmesi daha da önem kazanmıştır. Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev'in vizyoner yaklaşımıyla Kazakistan'ın yapay zeka alanındaki atılımlarını takdirle takip ediyoruz. Yarın Hoca Ahmet Yesevi'nin memleketi Türkistan'da Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesi'ni gerçekleştireceğiz. Zirvenin ana temasının yapay zeka ve dijital kalkınma olarak belirlenmesini çok isabetli ve anlamlı bulduğumuzu ifade ediyorum." dedi.

"Hazar Geçişli Orta Koridor'un ihyası için çalışıyoruz"

Tokayev ile bugün enerji bahsinde hidrokarbon alanlarının işletilmesinden nakliyesine, kritik madenlerin keşfine kadar geniş bir yelpazede işbirliği fırsatlarını istişare ettiklerini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Türkiye olarak yıllar öncesinden kaynak çeşitliliğini sağlamak suretiyle enerji arz güvenliğini temin etmiş bir ülkeyiz. Kazakistan'dan daha fazla miktarda petrolü ülkemiz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırmayı arzu ediyoruz. Önemli atılım gösterdiğimiz savunma sanayi alanında Kazakistan ile geçmişe dayalı çok iyi bir iş birliğimiz var. Bugün kıymetli kardeşimle birlikte ortak üretim dahil yeni projelerle bu alandaki işbirliğimizi daha da ilerletme noktasında irademizi teyit ettik. Demir yolu bağlantılarımızı, liman altyapımızı ve dijital gümrük sistemlerimizi entegre ederek Hazar Geçişli Orta Koridor'un ihyası için çalışıyoruz. Ülkelerimizi birbirlerine yakınlaştırırken aynı zamanda küresel ekonomide Avrasya bölgesini daha rekabetçi bir konuma ulaştırmak hedefimiz olmayı sürdürüyor."

"İnsana yapılan yatırım en büyük, en kalıcı yatırımdır"

Hoca Ahmet Yesevi'nin "Yola çıkan ahir muradına erişir" sözlerine anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Liderler olarak biz bu yolun üzerinde ayağınıza takılan, elinizi kolunuzu bağlayan hangi engel varsa onlardan kurtulmanız için gerekeni yapmaya devam edeceğiz. Türk-Kazak iş dünyası olarak sizler de çıktığınız yolda sabırla yürümekten vazgeçmeyeceksiniz. Yatırım yapacaksınız, üreteceksiniz, ihraç edeceksiniz, istihdam sağlayacaksınız, iki ülke ekonomisine katkı sunacaksınız. El ele, omuz omuza vereceğiz, hep beraber bıkmadan, usanmadan ve kararlılıkla bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bizim sizlerden beklentimiz sadece ekonomik değil, insani kazanımları da esas alan projelere öncülük etmenizdir. İnsana yapılan yatırım en büyük, en kalıcı yatırımdır. Ortak geleceğimizin nişanelerinden olan ve kurulduğundan bu yana 100 bin mezun veren Türk-Kazak Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesine desteklerinizi artırmanızı beklediğimizi burada ifade etmek istiyorum."

Erdoğan, Tokayev'in şahsında Kazak halkının yaklaşmakta olan Kurban Bayramı'nı tebrik ederek, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:

"Bayramın Kazak halkına, Türk İslam dünyasına ve tüm insanlığa huzur getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. On yıllardır Türk şirketlerine güvenen Kazak kardeşlerime en kalbi selam ve muhabbetlerimi sunuyor. Değerli iş insanlarımıza çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum. Rabbim yolumuzu ve bahtımızı açık etsin. Tekrar görüşmek dileğiyle. Kalın sağlıcakla."

Bakan Memişoğlu'ndan 'hantavirüs' açıklaması

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hantavirüse ilişkin toplum müsterih olsun, şu anda böyle bir salgın riski veya bununla ilgili bilimsel dünyanın bize risklerin çok arttığı veya bu konuda risk olduğu konusunda bir bildirimi ve önerisi yok" dedi

14.05.2026 20:30:00
AA
Bakan Memişoğlu'ndan 'hantavirüs' açıklaması
Bakan Memişoğlu'ndan 'hantavirüs' açıklaması
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Hantavirüs hakkındaki soru üzerine Memişoğlu, Türkiye'nin özellikle Kovid-19 salgını sürecinde sağlık sisteminin direncini ve kapasitesini dünyaya gösterdiğini söyledi.

Toplumdan spekülasyonlara değil, Sağlık Bakanlığının açıklamalarına itibar etmelerini isteyen Memişoğlu, "Kovid-19 salgını sürecinde bunu en iyi şekilde yöneten ülkelerden biri olduysak, şu anda sağlık sistemimiz her türlü salgın da olsa, sağlıkla ilgili tehdit de olsa bunları önlemeye, takip etmeye muktedir bir sağlık sistemimiz ve insan gücümüzle her türlü takibi yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

Memişoğlu, hantavirüse ilişkin Dünya Sağlık Örgütünün 2 Mayıs'ta bir gemide görülen ağır solunum hastalığı olduğuna dair önlem alınması gerektiğine ilişkin alarm verdiğini ve Türkiye'nin de süreci ilk andan itibaren takip ettiğini anlattı.

Uluslararası bir seyahat gemisinde 147 yolcunun bulunduğunu anımsatan Memişoğlu, yolcuların temaslı olarak değerlendirildiğini, 8 yolcuda pulmoner hastalık görüldüğünü ve bunlardan 6'sının hantavirüs pozitif çıktığının bildirildiğini söyledi.

Memişoğlu, Türkiye'nin tüm ekipleriyle ve İspanya'daki büyükelçilikle koordinasyon içinde hareket ettiğini belirterek, temaslı yolcuların ülkelerine gönderilip karantinaya alınmaları için organizasyon yapıldığını, gemiden daha önce ayrılan 2 Türk vatandaşının da tedbir amacıyla karantinaya alındığını ifade etti.

Gemideki 3 Türk vatandaşın da Türkiye'ye ait uçakla izole şekilde getirildiğini anımsatan Memişoğlu, "Gemiden indikleri andan itibaren kendi uçağımızla onları izole şekilde aldık ve şu anda da onları karantinaya almış durumdayız ve takip ediyoruz, testleri de negatif çıktı. 5 kişinin yaklaşık 42 günlük karantina ve izolasyon süreçleri devam ediyor. Her gün onları klinik anlamında arıyoruz, bir bulgusu olup olmadıklarını takip ediyor halk sağlığımız" bilgisini verdi.

Memişoğlu, "Hantavirüse ilişkin toplum müsterih olsun, şu anda böyle bir salgın riski veya bununla ilgili bilimsel dünyanın bize risklerin çok arttığı veya bu konuda risk olduğu konusunda bir bildirimi ve önerisi yok. Bizim bilimsel kurulumuz ve komisyonumuz da bu konuda bizleri bilgilendiriyorlar ve onların tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediyoruz. Şu anda böyle bir salgın riski yok" dedi.

Hantavirüsün kemirgenlerden sıvı ile dışkılardan bulaşan bir hastalık türü olduğunun bilgisini veren Memişoğlu, Sağlık Bakanlığının yalnızca hantavirüsü değil, gribal enfeksiyonlara neden olan virüsler başta olmak üzere tüm hastalıkları yakından takip ettiğini bildirdi.

"Son 1 yılda 7 milyon kişiye kanser taraması yapıldı"

Sağlıkta üretim vizyonuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Memişoğlu, Türkiye'nin son yıllarda sağlık teknolojileri üretiminde önemli adımlar attığını söyledi.

Bakan Memişoğlu son dönemdeki yerli aşı çalışmalarına ilişkin, "Hepatit aşısını sahaya verdik. Türkiye kendi aşısını yapacak, kendi ilacını da yapacak. Sadece onları değil kendi cihazını da üretecek. 9 aşıyla ilgili de TÜSEP'te çağrıya çıktık." bilgisini paylaştı.

Memişoğlu, Türkiye'nin artık SMA ilacını da üretmeye başladığını belirterek, klinik çalışmaların sürdüğünü ve ilacın preklinik aşamanın sonuna geldiğini söyledi.

Koruyan Sağlık Vizyonu kapsamında aile hekimlikleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde belirli yaş grubuna ücretsiz kanser taramaları yapıldığını vurgulayan Memişoğlu, son bir yılda 7 milyon kişiye kanser taraması yapıldığını bildirdi.

"Türkiye'de sezaryen doğum oranı yüzde 59,7"

Memişoğlu, sezaryen doğumlarla ilgili değerlendirmesinde, Türkiye'de sezaryen doğum oranının yüzde 59,7, ilk doğumlarda ise bu oranın yüzde 30,4 seviyesinde olduğunu belirterek, anne adayları ve hekimlerle bu oranları daha sağlıklı seviyelere çekmek istediklerini söyledi.

Geçen yıl Türkiye'de ilk kez sezaryen oranlarında düşüş eğilimi görüldüğünü ifade eden Memişoğlu, bu düşüşün sürdürülmesini hedeflediklerini kaydetti.

Memişoğlu, bütün il ve ilçe sağlık müdürlüklerine ilk bebeğini bekleyen ve gebeliğinin son 3 ayındaki her anne adayına bir ebe verilmesi konusunda talimat verdiklerini bildirdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.