Vatandaş uçak biletine bile bakamıyor
THY ise Liverpool’un göğsüne 300 milyon sterlinden (20 milyar TL) fazla ödeme yapacak dev bir anlaşmaya imza attı
Haber Merkezi





THY ise Liverpool'un göğsüne 300 milyon sterlinden fazla ödeme yapacak dev bir anlaşmaya imza atıyor.
Türkiye'de milyonlarca vatandaş ay sonunu getirmeye çalışırken, Türk Hava Yolları'ndan dünya futbolunun en büyük sponsorluk anlaşmalarından biri geldi.
THY, 1 Haziran 2027'den itibaren Liverpool FC'nin ana partneri olacak. 2027-2028 sezonundan itibaren THY logosu İngiliz devinin erkek, kadın ve akademi takımlarının formalarının göğsünde yer alacak.
Beş yıllık anlaşmanın değerinin 300 milyon sterlini, yani 350 milyon avroyu aşacağı bildiriliyor. Yıllık bedelin ise 60 milyon sterlinin üzerinde olması bekleniyor.
Vatandaşın cebi boş, Lıverpool'un göğsü dolu

Liverpool açısından bu anlaşma büyük bir ticari başarı. Peki, Türkiye açısından?
Türk-İş'in Ağustos 2026 araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamalarını ifade eden açlık sınırı 37 bin 388 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırı ise 121 bin 786 lira olarak hesaplandı. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti dahi 48 bin 305 liraya ulaştı. Asgari ücret ise 28 bin 75 lira.
Başka bir ifadeyle çalışan, dört kişilik ailesinin yalnızca mutfak masrafını karşılamaya bile yetmeyen bir gelirle yaşamaya çalışıyor.
Emekli açısından tablo daha ağır. Elektrik, doğalgaz, kira, market, ilaç, ulaşım derken milyonlarca emekli ayın sonunu getirmeye çalışıyor.
Vatandaş için uçak bileti hâlâ çoğu zaman lüks harcama. Tam da böyle bir ekonomik atmosferde kamuoyunun karşısına şu rakam çıkıyor: 300 milyon sterlinin üzerinde bir Liverpool forma sponsorluğu.
"Dünya markası olmak" mı, öncelikleri sorgulamak mı?

THY'nin Liverpool anlaşması elbette yalnızca bir futbol reklamı olarak görülmeyebilir. Dünyanın en tanınmış kulüplerinden birinin formasında THY logosunun bulunması, markanın uluslararası görünürlüğünü artırabilir. Liverpool da anlaşmanın Premier Lig tarihinin en değerli forma sponsorluklarından biri olduğunu açıklıyor. THY açısından bunun bir pazarlama ve marka yatırımı olduğu savunulabilir.
Ancak burada başka bir soru var: Türkiye'de vatandaş ekonomik olarak nefes alamazken, kamuoyu bu büyüklükte bir reklam harcamasının önceliğini sorgulamakta haksız mı?
Mesele Liverpool'a sponsor olunması değil. Mesele, bu kadar büyük bir kaynağın Türkiye ekonomisine, yolcuya ve vatandaşa ne kadar geri döneceği.
Reklam mı, gösteriş mi?

Türkiye'nin dünyaya açılan en önemli markalarından biri olan THY'nin uluslararası reklam yapması elbette anlaşılabilir.
Ancak ekonomik kriz dönemlerinde şirketlerin harcamaları yalnızca "reklam bütçesi" başlığıyla değerlendirilmiyor.
Vatandaş artık soruyor:
Bilet fiyatları neden bu kadar yüksek?
Uçmak neden milyonlarca insan için hâlâ lüks?
Yurt içinde seyahat etmek neden bu kadar pahalı hale geldi?
Bir tarafta dünyanın en pahalı futbol liglerinden birinde forma göğsü.
Diğer tarafta pazarda gramla alınan peynir, yarım kilo et hesabı yapan aileler.
Bir tarafta milyonlarca sterlinlik sponsorluk.
Diğer tarafta kira, fatura ve kredi borcu altında ezilen vatandaş.
Sorun Liverpool değil sorun futbol da değil
Sorun, Türkiye'nin ekonomik gerçekliği ile büyük şirketlerin harcama öncelikleri arasındaki uçurumun giderek daha görünür hale gelmesi.
THY'nin Liverpool formasında yer alması dünyaya Türkiye'nin güçlü bir markasını gösterebilir.
Ama Türkiye'nin gerçek gücü yalnızca Londra'da, Anfield'da ya da televizyon ekranlarında görünen logolarla ölçülmez.
Asıl güç; vatandaşın sofrasında, emeklinin cebinde, çalışanın maaşında ve bir ailenin ay sonunu borçlanmadan getirebilmesindedir.
Bugün sorulması gereken soru bu nedenle çok basit: THY Lıverpool'un göğsünde olacak. Peki, vatandaşın cebinde ne kalacak?















































































