AMERİKA'DAN TALİMAT ÜSTÜNE TALİMATZoraki Hükümet Rahşan Ecevit'in MHP'ye yönelik hakaret içeren sözleri karşısında, Devlet Bahçeli muhtemel koalisyon hükümetinde yer almak için Ülkücü camiadan özür dilenmesi şartını öne sürecektir. Ülkücü camia'da başkanın bu tavrının arkasında bütün gücüyle duracaktır. Özrün bu hakareti karşılayamayacağı fikri Ülkücü camianın küçük ama sağlam ve sağ duyulu bir kanadının sesi olarak benimsenir. Buna rağmen beklenen özür, zikredilen hanım tarafından bir türlü dilenmez. Bu realite Bahçeli'nin hükümet ortaklığını kabul etmesini önleyemez. Ne olmuştur da özür dilenmeden hükümet ortaklığı kabul edilmiştir bunu kimse çözemez. Devlet Bahçeli akdedilen hükümet programıyla da MHP'nin bütün ilkelerini ayaklar altına alarak; her söyleminde Protokol kurallarını ön plana çıkaracaktır. Oysa Hükümet Protokolü MHP'nin İlkeleriyle hiç ama hiç uyuşmamaktadır. 1999 yılının Ağustos ayında meydana gelen deprem hem ülkeyi hem de hükümeti oldukça sarsmıştır. Halbuki ülkemiz, tarihinin en büyük Zelzelesini yaşamış ve yaklaşık nüfusunun %40 ı bu depremden etkilenmiş olmasına rağmen 57. hükümet depreme bir biçimde müdahale etmiştir. 57. hükümetin tek başarısı Deprem sonrasındaki icraatlarıdır. Oysa bu başarılı aktiviteler Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın ve çevresinden kamu oyuna akseden "rüşvet, yolsuzluk" söylentileriyle MHP'ye eksi puan olarak akseder. Kuyruğu dışarıda olan siyasetOlaylar çorap söküğü gibi birbirini takip edecek ve Ekonomi darma duman olacaktır. Okyanus ötesinden ithal edilen Fralaun Getruth ve Ali Rıza Beyin oğulları Kemal Derviş efendi bir Müstemleke Valisi edasıyla gelir ve zaten yapısı itibariyle aniden çökertilebilme özelliğine göre inşa edilmiş Türk Ekonomisini iki seksen yere seriverir. Maliye çökmüştür. Piyasa çökmüştür. Borsa çökmüştür. Nasıl çökmesin ki, kuyruğu dışarıda zaten. Anayasa kitapçığının fırlatılması bahane edilir ve çekiver kuyruğunu gitsin diyenlerce sözde var özde ise olmayan ekonomimiz mevta oluvermiştir. Şamar oğlanına dönen TürkiyeIMF ve Dünya Bankası bir dizi istek sıralar... İstek değil adeta emirdir erkeksen reddet! ABD'li Teorisyenlerce hazırlanan, Şeker yasası, Fındık Yasası, Telekom yasası falan Fişmekan yasaları uyarınca TBMM on altı kanun çıkarır. Artık Türk tarımı yoktur. Aslında Bağımsızlığı ilke edinmiş Üniter Yapılı Atatürk Türkiye'si yoktur. Hükümet diz çökmüştür. Milliyetçi MHP mi? Çin Seddin'de esip savuran Bahçeli, Ankara'da kuzu, kuzu her denileni yapar. Türkiye şamar oğlanına dönmüştür adeta. Her önüne çıkan Türkiye'den taviz koparmak peşindedir. Köylü Ziraat Bankasından aldığı borç faizinin ana parayı kat be kat aşmasıyla perişandır. Milletin Efendisi olan Türk köylüsü İcra memurlarından fellik, fellik kaçar olmuştur. Öyle ki; "köy camisinin minarelerine yerleştirilen haciz memuru gözetleme birimleri zamanlı zamansız ezan okur olmuştur". Ne ezanımı; elbette ki "Haciz memuru geliyor saklanın ezanı"!..Okyanus ötesine giden gidene...Tayip Bey işte bu hengamede Mevkufiyetini tamamlayarak Başkent Ankara'nın yolunu tutar. Kiminle görüştü ne vaatler aldı bilinmez ama yasaklı olduğu halde bir siyasi parti kuracağı konuşulur olmuştur siyasi mahfillerde. Ne diyelim hayırlı olsun. Hayır mı şer mi çok yakında anlayacaktır Türk Milleti. 1938'den beri devam eden süreç Türk Milleti için geri dönülmesi çok zor bir sürecin başlangıcı olacaktır.Tayyip Bey Amerika kıtasına adımını attığında hiç kimse çantasına koyacağı bir siyasi parti ile geri döneceğini bilemezdi. Zaten, o, şiir yüzünden kahraman süsü verilmiş biriydi. Zulme bayrak açmıştı bir kere. Ne zindanlar ne yasaklar onu durduramazdı artık! Gerçi Ankara B.Ş.BLd. Başkanı Melih Bey de Parti kurmak amacıyla ABD'deydi ama havasını alırdı. Onun sırası henüz gelmemişti. Sırasını beklerse vuslata erme ihtimali vardı!.. Öyleyse sırayla bu iş. Üstelik Melih Gökçek'te henüz Tayyip beyin karizması oluşmamıştı. Erdoğan'ın çocukları ABD de eğitimlerini almaktaydılar. Buna dönük olarak,"eğitim masrafları kimlerce karşılanıyor" sorusu gündeme gelecek ve Ramsey diye bir firma, ben karşılıyorum ne olacak, diye ortaya çıkacaktır. Bütün bu Hay huy arasında ABD'de Tayyip beyin verdiği bir demeç kafaları oldukça karıştıracaktır. "Kürdistan'ın varlığı kültürel zenginliğimizdir" mealinde verilen bu demeç tepkiyle karşılanacak ve Tayip Erdoğanın geri adım atmasına sebep olacaktır. "Benim dilim sürçtü"...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Mustafa Bekaroğlu / diğer yazıları
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (48) / Yazı dizisi / 07.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (47) / Yazı dizisi / 06.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (46) / Yazı dizisi / 05.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (45) / Yazı dizisi / 04.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (44) / Yazı dizisi / 03.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (43) / Yazı dizisi / 02.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 01.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 28.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (41) / Yazı dizisi / 27.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (40) / Yazı dizisi / 26.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (47) / Yazı dizisi / 06.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (46) / Yazı dizisi / 05.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (45) / Yazı dizisi / 04.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (44) / Yazı dizisi / 03.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (43) / Yazı dizisi / 02.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 01.03.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (42) / Yazı dizisi / 28.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (41) / Yazı dizisi / 27.02.2006
- Yahudi fanatizmi ve İsrail (40) / Yazı dizisi / 26.02.2006
























































































