logo
14 ŞUBAT 2026


Yazmanın zorluğu

09.09.2004 00:00:00
Arapların meşhur, şairlerinden Ferezdek'in şöyle bir sözünü hatırlıyorum: "Şairliğimi ve şiirlerimi herkes bilir, ama bazen öyle bir hale düşüyorum ki, bir mısra söylemek, bana otuz iki dişimin çekilmesinden daha zor geliyor" kendimden biliyorum, her şair ve yazar, bu hali yaşar.

Bende birkaç gündür, Ferezdek'in anlattığı hal üzeriyim. Beni bu hale sevk eden, Engin Çamurdan, Lütfullah Dereci, Aziz Mete Bozdoğan ve İsrafil Arslan kardeşlerimizi elim bir trafik kazası sonucu kaybetmem oldu. Aziz Mete Bozdoğan ve İsrafil Arslan ile çok fazla hatıram yok. Ama Engin Çamurdan ve Lütfullah Dereci öyle mi? Özellikle, öğrencilik yıllarından beri tanıdığım Lütfullah Dereci ile unutulmaz hatıramız var. Daha doğrusu Trabzon'da nereye bakarsan bak, Ltüfullah'ın bir eserini görürsün veya hatırlarsın.

Aman Allah'ım ne güzel insanlar. İlk görenler ve tanıyanlara, "Bu zamanda böyle insanlarda var mı?" dedirttirecek olgunluktaydılar. Hayatlarında sorumluluk güçlük diye birşey yoktu. Tabiri caizse, çileyi zevk edinmişlerdi. Hüseyin Engin Çamurdan'a "şu işi yapabilir miyiz? diye sorsanız, hangi iş olursa olsun cevap mutlaka "yaparız abi" olurdu. Nasıl mı yaparız? Hemen anlatmaya başlardı, birkaç, yol ve yöntemi, peşpeşe sıralardı.

Şaşırırdınız, herhalde daha önce bu iş üzerinde kafa yormuştur, hissine kapılırdınız. Halbuki, öyle değil. O anda düşündüklerini anlatırdı. Böyle bir kabiliyet, böyle bir birikim. İsmi ile müsemma Engin bir insandı.

Makamı Cennet olsun.

Lütfullah Dereci de zor günlerin ve işlerin adamıydı. Hangi iş olacaktı da Lütfullah orada olmayacaktı. Düğünde, bayramda, mitingde, konferansta, cenazede Lütfullah hep öndeydi, hep baş röldeydi.

Son görüşmemiz Cuma günü, yani bir gün önce olmuştu. O hareketli, biraz da telaşlı haliyle Trabzon'da Kadırga TV'ye geldi. "Abi, ben İstanbul'a gidiyorum, biletimi aldım, yarın Bursa'daki toplantıya katılacağım" dedi. Biraz sıcaktan, biraz da çabuk yürümesinden olsa gerek alnı, terliydi. Her zaman olduğu gibi alnına düşen saçlarını eliyle geriye attı ve bir iki dakika oturduktan sonra "Allah'a ısmarladık" diyerek kapıdan çıktı.

Nereden bilecektim, bunun Lütfullah'ı son görüşüm olacağını? Nereden bilecektim Lütfullah'ın dünyaya "Alllah'a ısmarladık " dediğini?

Gitti Lütfullah gitti. Beklenmedik bir anda gitti. Tesellimiz, bu kardeşlerimizin, dünyanın aldatıcılığına aldanmadan gitmeleridir. Bu güzel kardeşlerimiz için birşeyler yazmaya çalıştım. Bu yazdıklarım duygu dünyamı yansıtabildi mi? Ne mümkün.

Şöyle bir benzetme yapsam, belki birşeyler anlatmış olabilirim. Duygu dünyam okyanus, bir sayfa değil, binlerce sayfa yazsam, onlar bir damla mesabesinde bile olamaz. İşte böyle duygular içerisindeyim. Bu duygulara sahip olan sadece ben değilim. Eminim, bu güzel arkadaşları tanıyan herkes aynı duygular içerisindedir.

Ölümleri ve cenazeleri, hayatları gibi güzel olan bu kardeşlerimiz için son sözü Üstad Necip Fazıl Kısakürek'e bırakarak bitirmek istiyorum:

Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber?
 
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.