logo
01 TEMMUZ 2026

Yerli karanlıklar prensi

22.07.2006 00:00:00
 
ABD'de yaptığı bir konuşmada "Delikten aşağı süpürmek yerine Erdoğan'ı kullanın" açıklamasını yapan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Danışmanı Cüneyt Zapsu, tam bir karanlıklar prensi. Enteresandır, Zapsu'nun önceki gün 3 büyükelçi görüşmesini Erdoğan da sahiplenmedi Erdoğan'ın dış politika ve veri danışmanı Cüneyt Zapsu, enteresan rollerde oynamaya devam ediyor. Nisan ayında ABD'li şahinlerle aynı toplantıda buluşan ve burada yaptığı konuşmada "Başbakan'ı kullanın" ifadesini telaffuz eden Zapsu, Erdoğan adına kulis yapmaya, hatta enteresan ilişkiler geliştirmeye devam ediyor. Zapsu, şimdiden ABD'de 'karanlıklar prensi' ünvanını alan Richard Perle'nin yerli versiyonu oldu bile...Karanlık ilişkilerZapsu'nun önceki günkü programına bir bakın: Alman Elçisi ile kahvaltı yaptı, sonra İsrail Elçiliği Müsteşarı'yla buluştu. Öğle yemeğini ABD Büyükelçisi Wilson ile yedi. Akşam da İngiliz Elçi ile buluştu. Yani başkent Ankara önceki gün tam bir "diplomatik Zapsu şov"a tanıklık etti. İlginçtir Başbakan Erdoğan, görüşmelerden biri AKP binasında gerçekleşmesine rağmen bunları üstlenmedi. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'un Türkiye'nin Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yönelik bir operasyona sıcak bakılmadığı yönündeki açıklamalarından sonra Başbakan Erdoğan'ın Büyükelçi'ye yönelik açıklamaları ile ilişkiler iyice gerilmişti. Bu ortamda AKP'nin kurucu kadrosunda yer alan ve Başbakan Erdoğan'a yakınlığı ile tanınan Zapsu devreye girdi. Zapsu gün boyunca yaptığı görüşmelerle geleceğe yönelik önemli hazırlıkların sinyalini verdi. Zapsu güne Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz ile kahvaltı yaparak başladı. Budakaltı Cafe'de gerçekleşen görüşme gizli tutuldu ve içeriği hakkında herhangi bir açıklama yapılmadı. Yeni bir turlamaZapsu ardından AKP Genel Merkezi'ne geçerek İsrail'in Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Emanuel Naşon ve Şaron Barli-Saar ile bir araya geldi. Özellikle Başbakan'ın son günlerde İsrail- Filistin ve İsrail-Lübnan gerginlikleri konusunda aktif diplomasi yürüttüğü bu dönemde Zapsu'nun da İsrailli diplomatlarla görüşme yapması dikkat çekti. Zapsu ardından da son günlerde gündemin bir numarasında yer bulan ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson ile bir araya geldi. Çelik kuvvet korumalı Wilson görüşmesiZapsu-Wilson görüşmesinin Mezzaluna Restaurant'ta yapılması planlanmıştı. Ancak görüşmenin basına sızması üzerine Amerikan elçiliği görüşmeyi Büyükelçilik Rezidansı'na kaydırdı. Görüşme çevik kuvvetin aldığı güvenlik tedbirleri içinde geçti ve 1 saat sürdü. Görüşme sonrasında Zapsu doğrudan Gölbaşı'ndaki Özel Harekat Birliği'ne gitti. Cüneyt Zapsu'nun programındaki bir diğer isim de İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott oldu. Zapsu'nun bu ziyareti de gizli gerçekleşti.

Dünyada deniz yüzeyi sıcaklıkları 20,86 dereceyle 2023 ve 2024'te görülen rekor seviyenin üzerine çıktı

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) analizine göre, küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarında 2023 ve 2024'te kaydedilen 20,83 derecelik seviye aşıldı

01.07.2026 12:03:00
AA
 
Dünyada deniz yüzeyi sıcaklıkları 20,86 dereceyle 2023 ve 2024'te görülen rekor seviyenin üzerine çıktı
Dünyada deniz yüzeyi sıcaklıkları 20,86 dereceyle 2023 ve 2024'te görülen rekor seviyenin üzerine çıktı
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) bünyesindeki Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) analizine göre, küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarında 2023 ve 2024'te kaydedilen 20,83 derecelik seviye aşıldı.

Deniz yüzeyi sıcaklıkları 21 Haziran'da 20,86 derece ölçüldü.

Bu yılın kaydedilen yeni küresel deniz yüzeyi sıcaklığı rekoru, Dünya Meteoroloji Örgütünce (WMO) 2 Haziran 2026'da duyurulan Ekvatoral Pasifik'teki El Nino koşullarının başlamasının yanı sıra son aylarda çeşitli okyanus bölgelerinde gözlemlenen olağanüstü yüksek deniz yüzeyi sıcaklıkları nedeniyle bekleniyordu.

Bu rekorun, hava koşulları, küresel iklim ve deniz ekosistemleri üzerinde etkileri olması bekleniyor.

Son 3 yıl boyunca, kutup bölgeleri dışındaki küresel okyanuslar uzun vadeli ortalamadan 0,35 ile 0,73 derece arasında daha sıcak seyretti. Haziranda bu sapmalar, yılın bu dönemi için rekor düzeyde yüksek seviyelere ulaştı.

İBB Davası'nın 60. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 60. duruşması başladı

 

01.07.2026 11:58:00
Anadolu Ajansı
 
İBB Davası'nın 60. duruşması başladı
İBB Davası'nın 60. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un savunmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 51 sanığın tahliyesiyle davada, 59 tutuklu sanık bulunuyor. 

Yılın ilk 6 ayında 31 ülkeden 197 suçlu Türkiye'ye iade edildi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026'nın ilk yarısında, adi suçlar ve terör suçları kapsamında, 31 ülkeden 197 şahsın Türkiye'ye iadesinin gerçekleştirildiğini bildirdi

01.07.2026 10:59:00
AA
 
Yılın ilk 6 ayında 31 ülkeden 197 suçlu Türkiye'ye iade edildi
Yılın ilk 6 ayında 31 ülkeden 197 suçlu Türkiye'ye iade edildi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026'nın ilk yarısında, adi suçlar ve terör suçları kapsamında, 31 ülkeden 197 şahsın Türkiye'ye iadesinin gerçekleştirildiğini bildirdi.

Bakan Gürlek NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, suç işleyip adaletten kaçabileceğini sananların, dünyanın neresine saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissedemeyeceklerini belirtti.

Adalet Bakanlığı olarak, yurt dışına kaçan suçluların iade süreçlerinin çok daha sıkı, tavizsiz ve anbean takipçisi olacaklarını vurgulayan Gürlek, şu bilgileri verdi:

"Bu kararlılığımızın bir neticesi olarak, 2026'nın ilk yarısında, adi suçlar ve terör suçları kapsamında taleplerimiz doğrultusunda 31 farklı ülkeden 197 şahsın ülkemize iadesi gerçekleştirilmiştir ve bu kişiler adalete teslim edilmiştir. İade edilen şahısların 85'i Gürcistan'dan, 52'si Almanya'dan, 9'u Yunanistan'dan, 8'i Karadağ'dan, 6'sı Bulgaristan'dan, 3'ü Hollanda'dan ve 3'ü Kırgızistan'dan ülkemize getirilmiştir. Hırvatistan, Irak, İngiltere, İtalya, Kazakistan, Kuzey Makedonya ve Polonya'dan ikişer suçlu iade edilirken, Arjantin, Arnavutluk, Azerbaycan, Belarus, Belçika, Bosna Hersek, Ermenistan, Fransa, Kolombiya, Kosova, Macaristan, Moldova, Portekiz, Rusya, Sırbistan, Slovenya ve Ukrayna'dan birer suçlunun iadesi sağlanmıştır."

"Buradan net bir şekilde ifade etmek isterim ki Türkiye'den iade talebinde bulunan ülkelere yönelik değerlendirmelerimizde, onların haklı iade taleplerimize verdikleri yanıtları dikkate alacağız." ifadesini kullanan Gürlek, iadeler konusunda işbirliği sergilenip sergilenmediğine, hukuki yardımlaşma ve mütekabiliyet ilkesine riayet edilip edilmediğine titizlikle bakacaklarını belirtti.

"Suçlular için kaçacak yer yok"
Bakan Gürlek, "Aziz milletimiz müsterih olsun. Hangi suç örgütüne mensup olursa olsun, hangi ülkeye kaçarsa kaçsın, teröristlerin, organize suç örgütü mensuplarının, dolandırıcıların ve milletimizin huzuruna kasteden suç odaklarının peşini bırakmayacağız" açıklamasında bulundu.

İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi

İzmir'in Bornova ve Konak ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ele geçirilirken, 2 şüpheli tutuklandı

01.07.2026 10:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi
İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi
İzmir'in Bornova ve Konak ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ele geçirilirken, 2 şüpheli tutuklandı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Bornova ve Konak ilçelerindeki iki ayrı adreste yüklü miktarda uyuşturucu madde depolandığı ve bu maddelerin sokak satıcılarına dağıtılacağı istihbaratı üzerine harekete geçti.

Önceden belirlenen adreslere yapılan baskınlarda; 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ile bu hapların yapımında kullanılan 44 kilo 694 gram ham madde ele geçirildi.

Operasyonda gözaltına alınan Ö.U. ve S.K., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Eski (!) Türkiye böyle değildi

Kocaeli merkezli 31 ilde yasa dışı bahis ve kumar oynatan suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 118 şüpheli gözaltına alındı

01.07.2026 10:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eski (!) Türkiye böyle değildi
Eski (!) Türkiye böyle değildi
Kocaeli merkezli 31 ilde yasa dışı bahis ve kumar oynatan suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 118 şüpheli gözaltına alındı. Suç örgütünün kurduğu 15 paravan şirket üzerinden altın hesabı ve kripto para işlemleriyle yaklaşık 3 ayda 6 milyar 657 milyon liralık para trafiği yürüttüğü tespit edildi.

İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yasa dışı bahis ve kumar siteleri üzerinden faaliyet yürüten suç örgütünün deşifre edilmesine yönelik çalışma başlattı.



Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen teknik ve fiziki takipler sonucunda, şüphelilerin yasa dışı faaliyetlerini gizlemek amacıyla 15 paravan şirket kurduğu belirlendi. Suç örgütünün bahis işlemlerini, bu şirketler aracılığıyla altın hesabı veya kripto para alımı yaparak gerçekleştirdiği tespit edildi.

3 ayda yaklaşık 6,6 milyar liralık para trafiği



Ekiplerin yaptığı detaylı incelemelerde, bahis sitelerindeki hesapların yanı sıra paravan şirketlere ait hesaplara son 3 aylık süre içerisinde yaklaşık 6 milyar 657 milyon 746 bin lira para aktarıldığı ortaya çıkarıldı. Suçtan elde edildiği değerlendirilen bu hesaplara el konuldu.

118 şüpheli gözaltında

Yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelilerin yakalanması için 30 Haziran'da Kocaeli merkezli 31 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 118 şüpheli gözaltına alınırken, şahısların ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, 2 ruhsatsız tabanca ve 108 fişek ele geçirildi.
Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

Şile Belediyesi soruşturmasında 13 kişi tutuklandı

Şile Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 13'ü tutuklandı

 

30.06.2026 11:47:00
Anadolu Ajansı
 
Şile Belediyesi soruşturmasında 13 kişi tutuklandı
Şile Belediyesi soruşturmasında 13 kişi tutuklandı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Şile Belediyesi soruşturması kapsamında yapılan operasyonda gözaltına alınan 17 şüpheliden 13'ü, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Hakimlik, 4 şüphelinin ise adli kontrol hükümleri kapsamında serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, firari bir şüphelinin daha yakalanarak gözaltına alındığı öğrenildi.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Şile Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "irtikap", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın da bulunduğu 6 şüpheli, 10 Temmuz 2025'te gözaltına alınmıştı.

Belediye Başkanı Kabadayı, Oğuz Kaçmaz, Tuncay Tolga Özçakmak, Ali Şafak ve Evren Buçhan tutuklanmış, Aslı Kotan ise adli kontrol kararıyla serbest bırakılmıştı.

HTS kayıtları ve MASAK raporundaki hesap hareketlerinin incelenmesinin ardından haklarında gözaltı kararı verilen 22 şüpheli ise 23 Aralık 2025'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınmıştı. Bu şüphelilerden de 15'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmıştı.

Şile Belediyesinde doğrudan temin, imar, ruhsat ve iskan işlemlerinde usulsüzlük yapıldığının ve rüşvet alınarak haksız menfaat sağlandığının tespit edilmesi üzerine 26 Haziran'da da İstanbul ve İzmir'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Bu operasyonda 16 şüpheli gözaltına alınmış, sonradan 1 şüphelinin daha yakalanmasıyla gözaltı sayısı 17'ye yükselmişti. 

Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor


 
 
2025 yılında İstanbul’da 323, Kocaeli’nde 100 sanayi yangını yaşanırken, ülke genelinde bu sayı yılın tamamında atölyelerle birlikte 3 bini aştı. Temmuz ve Ağustos aylarında artan kavurucu sıcaklar ile tatil dönemi kaynaklı personel eksikliği, fabrikaları daha da açık hedef haline getiriyor.

30.06.2026 10:25:00
HASAN GÜNDOĞDU
 
 Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor
 Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor

Temmuz ve Ağustos ayları, ormanlarda olduğu gibi sanayi tesisleri için yılın en tehlikeli dönem olarak öne çıkıyor. Mevsim normallerinin üzerine çıkan hava sıcaklıkları; lityum bataryalar, güneş enerjisi sistemleri ve yüksek enerji yoğunluklu üretim hatları yangın riskini daha artırıyor. Bu ekstrem hava şartlarına, yaz dönemi izinleri nedeniyle fabrikalarda yaşanan personel eksikliği de eklenince tehlikenin boyutu katlanıyor. Muhtemel bir acil durumda tesisi koruyacak, yangına ilk müdahaleyi yapacak yetkin personelin sahada bulunmaması ya da sayılarının kritik seviyeye düşmesi, küçük bir kıvılcımın tüm fabrikayı küle çevirmesine zemin hazırlıyor. Endüstriyel yangınlar yalnızca bir üretim tesisini yok etmekle kalmıyor; tedarik zincirlerini tamamen koparıyor, ihracatı baltalıyor ve binlerce çalışanın işini bir anda elinden alıyor.

Şehir merkezlerinde risk daha büyük

Türkiye'deki itfaiye verilerine göre özellikle üretimin yoğun olduğu şehirlerde durumun ne kadar kritik bir aşamaya geldiğini açıkça gösteriyor:
İstanbul alarm veriyor... 2021 yılında 286 olan fabrika yangın sayısı 2025 yılında 323'e çıktı.
• Ankara'da büyük artış... Başkentte 2025 yılından toplam 496 iş yeri yangını çıkarken, müdahalesi en zor olan büyük fabrika yangınlarının sayısı 68'e ulaştı. 2021 yılında bu sayı sadece 21'di.
İzmir ve Tekirdağ yanıyor... İzmir'de bir yılda 146 fabrika ve imalathane yangını çıkarken, Tekirdağ'da 177 fabrika ve sanayi tesisi alevlere teslim oldu.
• Kayseri'de sektörel tehlike... Mobilya ve tekstil gibi yüksek yanıcı yük taşıyan sektörlerin merkezindeki Kayseri OSB'de, depolama ve pasif yangın önleme sistemleri eksikliği nedeniyle 116 fabrika yangını kaydedildi.
Kocaeli risk altında... Türkiye'nin ağır sanayi ve petrokimya kalbi olan Kocaeli'de 100 endüstriyel tesis yangını yaşandı.
Türkiye genelinde her yıl 1400-1600 civarında fabrika yangını çıkarken, atölye ve imalathaneler de eklendiğinde toplam sanayi yangını sayısı yıllık 3 binin üzerine çıkıyor. Küresel ölçekte ise yangın ve patlamaları dünya genelindeki en büyük iş riskleri arasında 9. sırada yer alıyor.

İlk dakikalar çok önemli

Sanayi tesislerindeki yangınları değerlendiren uzmanlar, şu değerlendirmelerde bulunuyor: "Bir fabrikanın kaderi çoğu zaman yangının başladığı ilk birkaç dakikada belirleniyor. Temel yaklaşım, yangına sadece müdahale etmek değil, yangın başlamadan önce tüm tedbirleri almak olmalı. Endüstriyel yangınlar doğru planlama ve 7/24 sahada olan profesyonel ekiplerle önlenebilir bir risktir..."

Bir sabah operasyonu daha


 
İstanbul merkezli kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli yakalandı. Soruşturmada, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30.06.2026 08:17:00 / Güncelleme: 30.06.2026 08:20:43
HABER MERKEZİ/AA
 
Bir sabah operasyonu daha
Bir sabah operasyonu daha

İstanbul merkezli 9 ilde düzenlenen kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli gözaltına alındı.

Banka hareketleri izlendi

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analiz raporları, banka hareketleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30 milyar liraya ulaştı

Bu kapsamda birbirleriyle yoğun ve organize şekilde para transferi gerçekleştirdiği belirlenen şirketler hakkında ayrıntılı mali inceleme yapan ekipler, soruşturmaya konu şirketlerin işlem hacminin yaklaşık 30 milyar liraya ulaştığı, bu işlem hacminin incelenen kişi ve şirketlerin beyan edilen ticari faaliyetleriyle uyumlu olmadığını belirledi.
Çalışmaların tamamlanmasının ardından MASAK raporları, banka kayıtları, dijital incelemeler, iletişim kayıtları, ifade içerikleri ve diğer deliller doğrultusunda, soruşturmaya konu faaliyetlerle bağlantılı oldukları belirlenen şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul, Ankara, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kilis, Kırklareli, Kocaeli ve Tokat'a eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Mallarına el konuldu

Operasyonda 37 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmada, ayrıca suçtan elde edildiği değerlendirilen 19 konut, 9 arsa, 1 iş yeri, 31 motorlu araç ile 32 şirkete el konuldu.

Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli

Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı

29.06.2026 21:04:00
Haber Merkezi
 
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Kriminologlar ve sosyologlar, adli sicil kayıtlarındaki artışın en temel itici gücünün, toplumdaki gelir dağılımı dengesizliği ve derinleşen yoksulluk olduğunu belirtiyor.

Zengin ile fakir arasındaki makas suç zeminini besliyor



TÜİK tarafından paylaşılan gelir dağılımı istatistikleri, Türkiye'de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden neredeyse aslan payını (yüzde 48'in üzerinde) aldığını gösteriyor. En alttaki yüzde 20'lik dilim ise pastanın sadece yüzde 6,3'ü ile geçinmeye çalışıyor.

Uzmanlar, bu ekonomik uçurumun yarattığı sosyal kırılmaları şu şekilde özetliyor:

Bireylerin lüks tüketime sosyal medya aracılığıyla anlık tanıklık etmesi, alt gelir grubunda dışlanmışlık ve öfke duygusunu büyütüyor.

Son dönemde adli makamlara yansıyan küçük montanlı hırsızlıklar, market yağmaları ve dolandırıcılık vakalarında "temel ihtiyaçları karşılama" motivasyonunun öne çıktığı gözlemleniyor.

Gelir adaletsizliği arttıkça, genç nüfus arasında yasal yollardan yeterli gelir elde edememe inancı yerleşiyor ve bu durum uyuşturucu kuryeliği veya yasa dışı bahis gibi organize suç ağlarına katılımı hızlandırıyor.

En çok "mal varlığına karşı suçlar" artıyor



Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı adli sicil istatistiklerine göre, hırsızlık, dolandırıcılık, yağma ve kapkaç gibi doğrudan mal varlığını hedef alan suçlarda son yıllarda gözle görülür bir tırmanış mevcut. Özellikle büyükşehirlerde asayiş vakalarının yoğunlaşması, ekonomik olarak en fazla baskı altında kalan kesimlerin buralarda yaşamasından kaynaklanıyor.

TÜİK'in yayımladığı Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması sonuçları da halkın suç korkusunun arttığını ve mülkiyete yönelik tehditlerin günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini doğruluyor.

Çözüm sadece polis tedbirleri değil

Sosyologlar, yükselen suç grafiğini sadece emniyet tedbirleri ve cezaların artırılmasıyla durdurmanın imkansız olduğunu vurguluyor. Güvenli bir toplum yapısı için emniyet güçlerinin müdahalesinden ziyade, tabana yayılan asgari ücret politikaları, adil vergilendirme, fırsat eşitliği ve sosyal devlet mekanizmalarının etkin şekilde çalıştırılması gerektiği çağrısı yapılıyor

Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı

NATO zirvesi için Türkiye’ye gelen Yunanistan NATO Parlamenter Kurulu Heyeti Başkan Yardımcısı Dimitris Kairidis, TBMM’nin 1995 tarihli tarihi kararını hedef alarak "Türk-Yunan dostluğuna uymuyor" dedi. Atina’nın meşru hak iddialarına karşılık Türkiye, Ege’deki hayati çıkarlarını koruma kararlılığını sürdürüyor

29.06.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı
Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı
İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) zirvesine katılmak üzere Türkiye'ye gelen Yunanistan delegasyonu Başkan Yardımcısı Dimitris Kairidis, iki ülke arasındaki en hassas egemenlik konularından biri olan "Casus Belli" (Savaş Sebebi) kararını yeniden gündeme taşıdı. Kairidis, "1995'ten bu yana TBMM, Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki meşru haklarını yerine getirmesi durumunda bunu bir savaş sebebi sayacağını bildirdi. Bu Türk-Yunan dostluğuna uymuyor" diyerek Atina yönetiminin rahatsızlığını dile getirdi.


Yunanistan Türkiye'nin haklarını göz ardı mı ediyor?


Yunan diplomatlar ve siyasetçiler, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (BMDHS) dayanarak karasularını tek taraflı olarak 12 deniz miline çıkarma hakkına sahip olduklarını savunuyor. Ancak bu yaklaşım, Ege Denizi'nin özel coğrafi yapısını ve Türkiye'nin meşru haklarını tamamen göz ardı etmekte.

Ege Denizi'nde mevcut durumda karasuları 6 deniz mili olarak uygulanıyor. Eğer Yunanistan karasularını 12 mile çıkarırsa:

• Yunanistan'ın Ege'deki egemenlik alanı bir anda %35'ten %70'in üzerine çıkacak.

• Açık deniz alanları %49'dan %20'nin altına gerileyecek.

• Türkiye'nin Ege'deki karasuları payı ise yaklaşık %10'da sıkışıp kalacak.

Bu durum, Türkiye'nin kendi ana karasından açık denizlere ve uluslararası sulara çıkışını tamamen Yunanistan'ın iznine tabi bırakacaktır. Dolayısıyla Yunanistan "kendi hakkından" bahsederken, Türkiye'yi kendi kıyılarına hapsetmeyi öngören hakkaniyetsiz bir statüyü dayatıyor.


Türkiye'nin görüşü ve tarihi cevabı: 8 Haziran 1995 kararı


Türkiye, Yunanistan'ın bu hamlesine karşı cevabını 8 Haziran 1995 tarihinde TBMM'de oy birliğiyle alınan tarihi deklarasyonla resmen ilan etmişti. Yunan Parlamentosu'nun deniz hukukunu onaylayıp karasularını genişletme yetkisini hükümete vermesi üzerine toplanan TBMM, şu net duruşu sergilemişti:

1. Hayati Çıkarların Korunması: Yunanistan'ın Ege'de karasularını 6 milin ötesine tek taraflı olarak genişletmesi, Lozan Antlaşması ile kurulan hassas dengenin bozulması anlamına gelir.

2. Askeri Tedbir Yetkisi: Böyle bir adım atılması halinde, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine, ülkenin hayati çıkarlarını korumak amacıyla askeri önlemler dahil her türlü tedbiri alma yetkisi verilmiştir.

3. Casus Belli Niteliği: Bu karar, uluslararası diplomaside Atina'nın 12 mil dayatmasına karşı Türkiye'nin en güçlü caydırıcı hukuki ve askeri sınırı (Casus Belli) olarak yürürlükte kalmaya devam etmektedir.

Ankara, Atina ile ikili ilişkilerde diyalog ve "Pozitif Gündem" süreçlerine önem verse de, Ege'deki egemenlik hakları ve ulusal güvenlik stratejilerinden taviz verilmeyeceğini; çözümün tek taraflı dayatmalarla değil, hakkaniyet ilkesine dayalı iki taraflı müzakerelerle mümkün olabileceğini her platformda vurgulamakta.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.