logo
31 TEMMUZ 2026

Yerli sermaye kaçıyor

14.02.2009 00:00:00
 
Hükümetin kaynak için bel bağladığı yabancı sermaye girişleri hız keserken, yerli sermaye de iç piyasadaki olumsuz şartlar sebebiyle hızla dışarıya kaçıyor

 

Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yüzde 25 gerilediği 2008 yılında Türk sermayesinin yurt dışındaki yatırımları yüzde 14.5 artarak 2 milyar 604 milyon dolara çıktı.

9 milyar dolar kaçtıTürkiye'den yurt dışına doğrudan yatırımlar yoluyla sermaye göçü 2003-2008 döneminde 8 milyar 922 milyon dolara ulaştı. Ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın arttığı 2001 krizi öncesi dönemde yurt dışına göçü hızlanan Türk sermayesi, son yıllarda yeniden ivme kazandı, küresel krizin patlak verdiği 2008 yılında ise yüksek bir düzeye ulaştı.En çok yatırımı Avrupa ülkelerine yapan Türk sermayesi, dışarıya en çok yatırımı yaptığı son 6 yılda özellikle petrol ürünleri, finans, gıda, tekstil gibi sektörleri tercih etti.

AKP politikaları sermaye göçünü hızlandırdı1991 yılında sadece 30 milyon dolar olan Türk yatırımcılarının dışarıdaki doğrudan yatırımı, 1995 yılında 100 milyon doları aştı, 1999'da 655 milyon dolara, siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın tepe noktaya ulaştığı 2000 yılında ise 1 milyar 29 milyon dolara ulaştı. 2002 sonunda başlayan AKP hükümetleri döneminde ise küresel ekonomi ve finans sektörüyle entegrasyonun artmasının da etkisiyle yurt dışına yatırım tutarı yeniden artmaya başladı. Türk yatırımcıların yurt dışındaki doğrudan yatırımları 2003 yılında 505 milyon, 2004 yılında 815 milyon dolar oldu. AB ile müzakere sürecinin başladığı 2005 yılından itibaren Türklerin dışarıdaki yatırımlarında da hızlı bir artış yaşandı. Yurt dışında doğrudan yatırım tutarı dört yıl aradan sonra 2005'te yeniden 1 milyar doları aştı. Söz konusu tutar 2005 yılında 1 milyar 677 milyon, 2007 yılında da 2 milyar 275 milyon, 2008 yılında da 2 milyar 604 milyon dolara ulaştı. Böylece 2003 başından bu 2008 sonuna kadar olan dönemde Türklerin yurt dışındaki toplam doğrudan yatırımları 8 milyar 922 milyon dolara ulaştı. 1991 başından bu yana yapılan yatırımların tutarı ise 12 milyar 635 milyon dolar oldu.

Yerli sermaye yabancıya yaradıTürk sermayesi, dışarıya en çok yatırımı yaptığı son 6 yılda özellikle petrol ürünleri, finans, gıda, tekstil gibi sektörleri tercih etti. Ana sektörler bazında ise bu dönemdeki yatırımlarının toplam 5 milyar 312 milyon dolarının imalat sanayii, 3 milyar 565 milyon dolarının ise hizmetler sektörü yatırımı olduğu belirlendi. Anılan dönemde ayrıca yurt dışında 18 milyon dolarlık madencilik, 15 milyon dolarlık elektrik gaz ve su sektörü, 12 milyon dolarlık da tarım yatırımı yapıldı.

En çok yatırım AB ülkelerineTürk sermayesinin 2003-2008 döneminde yurt dışında yaptığı 8 milyar 922 milyon dolarlık yatırımın 5 milyar 77 milyon dolarla yarıdan fazlası Avrupa ülkelerinde gerçekleştirildi. Hollanda 1 milyar 517 milyon dolarla Türk sermayesinin bu dönemde en çok doğrudan yatırım yaptığı ülke oldu. Buna göre söz konusu dönemdeki yatırımların yaklaşık beşte biri bu ülkeye yapıldı. Yatırım tutarında Hollanda'yı 1 milyar 76 milyon dolarla Malta izledi.

Şantaj var, tehdit var, yanıltıcı bilgi var

İhlas Medya Grubu ile yolları ayrıldıktan kısa süre sonra hakkında gözaltı kararı çıkarılan gazeteci Cem Küçük, jandarma ekiplerince yakalandı. Bazı iş insanlarını "büyük isimleri kullanarak" tehdit ettiği, maddi menfaat karşılığı sosyal medya paylaşımları yaptığı ve İBB davasına yönelik yanıltıcı beyanlarda bulunduğu ileri sürülen Küçük'ün finansal hareketleri MASAK raporuna girdi

31.07.2026 20:00:00
Haber Merkezi
 
Şantaj var, tehdit var, yanıltıcı bilgi var
Şantaj var, tehdit var, yanıltıcı bilgi var
Türkiye medya ve siyaset gündemi, iktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci ve televizyon yorumcusu Cem Küçük'ün şok gözaltı haberiyle sarsıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma doğrultusunda, Küçük hakkında "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" ve "Şantaj" suçlarından yakalama kararı çıkarıldı.

Kararın ardından harekete geçen İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, gazeteciyi kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen Küçük, sorgulanmak üzere jandarma karargahına götürüldü.

Suçlamalar vahim: "Büyük isimleri kullanarak tehdit ve şantaj"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kaynaklarından sızan bilgilere göre Cem Küçük hakkındaki adli dosya oldukça kabarık. Soruşturmanın merkezinde, Küçük'ün bazı iş insanlarından maddi menfaat temin etmek amacıyla sosyal medya paylaşımları yaptığına dair çok sayıda resmi şikayet yer alıyor.

Adli kaynaklara dayandırılan kulis bilgilerine göre; Cem Küçük'ün devletin üst kademelerindeki nüfuzlu şahısların ve kurumların isimlerini referans göstererek iş dünyasına karşı "tehditvari" konuşmalar gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Dosyada yalnızca mağdur şikayetleri değil, Küçük aleyhine ifade veren çok sayıda tanık beyanı da bulunuyor.

MASAK raporu ve finansal hesaplar mercek altında

Soruşturmanın en güçlü somut delillerinden birini ise Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan finansal inceleme raporu oluşturuyor. İnceleme sonucunda, Cem Küçük'ün banka hesaplarındaki şüpheli para transferleri ile şantaj iddialarına konu olan iş insanlarıyla kurduğu temasların zamanlama açısından örtüştüğü tespit edildi.

Ayrıca, muhalefetin yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası ve soruşturma süreçlerine dair medyada ortaya attığı bir kısım asılsız beyan ve yönlendirmeler de dezenformasyon yasası kapsamında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçuyla dosyaya eklendi.

Adliyeye ne zaman sevk edilecek?

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri ve dijital materyal incelemeleri tamamlanan Cem Küçük, "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" suçlamasıyla tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Dün akşam gözaltına alınan yandaş gazeteci Cem Küçük, bugün Çağlayan Adliyesi'ne sevk edildi.

TGRT ve Türkiye gazetesinden kovulma süreci

Cem Küçük, gözaltına alınmasından sadece birkaç gün önce, 10 yıldır görev yaptığı İhlas Medya Grubu bünyesindeki TGRT Haber kanalındaki sabah programından ve Türkiye Gazetesi'ndeki köşe yazarlığından ani bir kararla ayrılmıştı. Edinilen bilgilere göre; Küçük'ün bazı paylaşım ve siyasi yorumları medya grubu yönetiminde uzun süredir ciddi rahatsızlık yaratıyordu ve bu süreç doğrudan "işten çıkarılma/kovulma" ile sonuçlandı.

Arka planda siyasi çatlak mı var?

Medya kulislerinde konuşulan bir diğer iddia ise Küçük'ün siyasi analizlerinin iktidar kanadında yarattığı çatlak. Siyaset mahkemelerinin ana muhalefet lideri Özgür Özel'i görevden alması ve yerine eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçiş sürecine değinen Küçük, Kılıçdaroğlu yönetimini sert dille eleştirmişti. Küçük, Özgür Özel'in kurduğu "Yeni Parti"nin ilk seçimlerde CHP'yi geride bırakacağını öngörmüş ve bu aykırı çıkışları nedeniyle Ankara'nın tepkisini çekmişti.

Her ne kadar Cem Küçük yaptığı veda açıklamasında "Yemin ediyorum, ayrılığımın mahkeme kararları veya Kemal Bey ile ilgisi yok, iddialara gülüp geçiyorum" diyerek krizi örtbas etmeye çalışsa da, bu siyasi ayrışmanın ardından gelen şantaj operasyonu, sürecin çok daha önceden planlandığını ortaya koyuyor. Rasim Ozan Kütahyalı ve Mehmet Akif Ersoy'un ardından Cem Küçük'ün de adli bir soruşturmayla gözaltına alınması, medyadaki büyük tasfiyenin son halkası olarak yorumlanıyor.

Eren Kaşıkçı Tokat'ta son yolculuğuna uğurlandı

İstanbul'daki evinde ölü bulunan ünlü şef Eren Kaşıkçı, memleketi Tokat'ta son yolculuğuna uğurlandı

31.07.2026 17:02:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eren Kaşıkçı Tokat'ta son yolculuğuna uğurlandı
Eren Kaşıkçı Tokat'ta son yolculuğuna uğurlandı
Sarıyer Kilyos'taki evinde tek başına yaşayan ve 2 gündür kendisinden haber alınamayan 37 yaşındaki MasterChef 2021 şampiyonu Eren Kaşıkçı evinde ölü bulunmuştu. İncelemenin ardından hayatını kaybettiği öğrenilen Kaşıkçı'nın cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu'na götürülmüştü.

Yapılan otopsinin ardından Kaşıkçı için Sancaktepe Yenidoğan Cemevi'nde dün ikindi namazına müteakip düzenlenen cenaze namazının ardından defnedilmek üzere memleketi Tokat'a uğurlandı. Kaşıkçı'nın cenazesi merkeze bağlı Musullu köyüne getirilerek burada kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi. Cenaze törenine Kaşıkçı'nın akrabaları ve yakınları katıldı.

169 yangından 163'ü kontrol altında

Türkiye genelinde sıcak hava ve şiddetli rüzgarın tetiklediği orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale aralıksız sürüyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dünden bu yana çıkan 169 yangından 163'ünün tamamen kontrol altına alındığını bildirdi. Muğla Fethiye yangını tamamen söndürülürken, kalan kritik bölgelerde ekiplerin alevlerle amansız mücadelesi devam ediyor

31.07.2026 15:20:00 / Güncelleme: 31.07.2026 15:21:49
Haber Merkezi
 
169 yangından 163'ü kontrol altında
169 yangından 163'ü kontrol altında
Türkiye, yaz sıcakları ve kuvvetli fırtınanın etkisiyle Akdeniz ve Ege kıyıları başta olmak üzere birçok noktada es zamanlı çıkan orman yangınlarına karşı topyekun bir mücadele yürütüyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile AFAD koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda binlerce personel, onlarca uçak ve helikopter alevlerin önüne set çekmek için gece gündüz mesai harcıyor.

Fethiye ve Seydikemer'den güzel haber

Tarım ve Orman Bakanlığı Yangın Yönetim Merkezi'nden son durum verilerini paylaşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sahadaki özverili çalışmalar neticesinde Muğla/Fethiye yangınının tamamen kontrol altına alındığını duyurdu. Bölgede soğutma çalışmalarına geçilirken, yine aynı bölgedeki Muğla/Seydikemer yangını da tamamen kontrol altına alınan alanlar arasında yer aldı. Sarp arazisiyle ekipleri zorlayan Antalya/Kaş ve Isparta/Eğirdir yangınları da kontrol altına alınan diğer noktalar oldu.

Bakan Yumaklı, an itibarıyla Balıkesir/Gömeç, Antalya/Alanya ve Mersin/Gülnar-Aydıncık yangınlarının büyük ölçüde kontrol altında olduğunu ve riskin düşürüldüğünü belirtti. Aydın/Çine'deki yangını tamamen kontrol altına almak için ise havadan ve karadan yoğun müdahalelerin sürdüğü bildirildi.

"Açık alanda kesinlikle ateş yakmayın"

Yangınların çıkış nedenlerine ve önümüzdeki günlerin risk haritasına dikkat çeken Bakan İbrahim Yumaklı, vatandaşlara hayati uyarılarda bulundu. Son çıkan yangınların yüzde 70'inden fazlasının orman dışı alanlarda (bağ, bahçe, anız) başlayıp ormanlara sıçradığını vurgulayan Bakan Yumaklı, "Düşük nem, yüksek sıcaklık ve şiddetli rüzgâr bir araya geldiğinde en küçük bir kıvılcım dahi felakete dönüşebiliyor" dedi. Önümüzdeki günlerin çok kritik olduğunu belirten Bakan Yumaklı, Çanakkale'den Mersin'e kadar olan kıyı şeridinde rüzgarın etkili olduğunu vurguladı. Vatandaşlara açık alanda ateş yakmamaları konusunda uyarıda bulunan Bakan, bu dönemin atlatılması için hassasiyet çağrısında bulundu."

Yerleşim yerlerinde kritik tahliyeler gerçekleşti

Yangınların yerleşim yerlerini tehdit etmesi üzerine valilikler ve AFAD koordinesinde birçok mahallede geniş çaplı tahliye işlemleri gerçekleştirildi. Alınan önlemler kapsamında Muğla Seydikemer'de 408 konut boşaltılırken, 703 vatandaş ve yaklaşık 100 hayvan güvenli alanlara sevk edildi. Ayrıca Seydikemer Devlet Hastanesi'ndeki 45 hasta tedbir amaçlı Fethiye'ye nakledildi.

Alevlerin yaklaştığı bir diğer bölge olan Balıkesir Edremit (Altınoluk) ve Gömeç hatlarında ise 210 konut tedbir amacıyla tahliye edildi ve yaklaşık 650 bölge sakini güvenli yerlere yerleştirildi. Antalya'nın Kumluca ilçesinde 50 konut, Alanya ilçesinde ise Sapadere, Fakırcalı ve Beldibi mahallelerindeki riskli 45 konut şiddetli rüzgar nedeniyle hızla boşaltıldı. Kumluca'da boşaltılan hanelerden 10 tanesi alevlerin sıçraması nedeniyle kullanılamaz hale geldi. Aydın Çine'de ise Kavşıt Yaylası'nda bulunan 30 ev önlem olarak boşaltılırken, alevlerin ulaştığı 5 evde maddi hasar oluştu.

"Tek bir can kaybımızın olmaması en büyük tesellimiz"

Muğla Valiliği ve Balıkesir Valiliği tarafından yapılan ortak açıklamalarda, tahliyelerin tamamen rüzgarın yön değiştirme riskine karşı "önlem amaçlı" yapıldığı vurgulandı. Yetkililer, erken tahliye kararları sayesinde yerleşim yerlerinde herhangi bir can kaybı yaşanmadığını, evlerinden tahliye edilen vatandaşların her türlü barınma ve gıda ihtiyacının Kızılay ve AFAD ekiplerince eksiksiz karşılandığını bildirdi.

2 kişi tutuklandı

Yangın riski nedeniyle AFAD ve Bakanlık iş birliğiyle, aralarında İzmir, Muğla ve Antalya'nın da bulunduğu 9 ildeki vatandaşlara cep telefonlarından acil durum uyarısı gönderildi. Vatandaşlara "Ekipleri engellemeyin, yolları boş bırakın" çağrısı yinelendi.

Öte yandan, Balıkesir/Gömeç'teki yangının kaynak çalışmasından çıktığı belirlenirken, olayla ilgili adli süreç başlatıldı ve 2 şüphelinin tutuklandığı bildirildi. Bölgelerde hasar tespit çalışmaları tüm hızıyla sürüyor.

TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı

TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı. Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenimi görürken belli sebepler dışında ilişiği kesilenlerden daha önce "öğrenci affından" faydalanmayanlar, başvuruda bulunması halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek

31.07.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı
 TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı
TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı. Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenimi görürken belli sebepler dışında ilişiği kesilenlerden daha önce "öğrenci affından" faydalanmayanlar, başvuruda bulunması halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek.

Öğretim üyelerinden, yaş haddini dolduracakları tarihten önce başvurmuş olup sözleşme tarihi itibarıyla öğretim üyesi kadrolarında bulunanlardan yükseköğretim kurumlarınca belirlenen bölüm ve programlarda görevlerinde kalmalarında fayda görülenler, yükseköğretim kurumunun görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun kararı ile emeklilik yaş hadlerini doldurdukları tarihten itibaren, yetmiş beş yaşını geçmemek üzere emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanıncaya kadar ikişer yıllık sürelerle sözleşmeli olarak çalıştırılabilecek. Bu fıkra kapsamında çalıştırılacak sözleşmeli öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya yükseköğretim kurumları itibarıyla sınırlandırmaya ve uygulamanın hizmet gerekleri ve akademik kriterlere uygun yürütülmesi amacıyla gerekli belirlemeleri yapmaya Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak.

Kanunla, sözleşmeli öğretim üyesi istihdamının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yaş haddinden sözleşmeli öğretim üyesi olarak çalışan öğretim üyelerinin kadrolu öğretim üyesi olarak çalışmaktayken var olan özlük haklarının, sözleşmeli öğretim üyesiyken de devamı ve her iki statüdeki öğretim üyeleri arasında fiili çalışmaya bağlı ödemeler yönünden uygulama birliğinin sağlanması hüküm altına alınıyor.

Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarındaki yükseköğretim kurumlarından resmi davet alan öğretim elemanlarına 3 yılı aşmamak ve bütün özlük hakları saklı kalmak üzere üniversite yönetim kurulunun kararı ve Milli Eğitim Bakanlığının onayıyla aylıklı izin verilebilecek. Uluslararası andlaşmalarla kurulan üniversitelerde ve Yükseköğretim Kurulunun taraf olduğu protokoller gereği ikili andlaşmalarla yurt dışındaki yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan programlarda bu süre 5 yıla kadar uzatılabilecek.

Düzenlemeyle, azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için intörnlük eğitimi dönemi hariç son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları veya alamadıkları teorik veya uygulamalı bütün dersler için iki ek sınav veya tekrar hakkı verilecek.

Bu öğrencilerden teorik veya uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime veya intörnlük eğitimine başlamamış veya eğitimini tamamlamamış ya da başarısız olanlara, uygulamalı veya intörnlük eğitimlerini tamamlama imkanı tanınacak. Azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine ek sınav hakkı verilmeyecek.

Uygulamalı eğitim ve intörnlük eğitimine ilişkin esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak.

Kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından ücret karşılığında veya ücretsiz olarak üretilmiş yayın ve çalışmalarını atama, yükselme, unvan ve derece kazanılmasında kullananların yanı sıra bu fiilleri başkaları adına yapanlara veya bu fiillere aracılık edenlere yönelik de meslekten çıkarma cezası uygulanacak.

Disiplin soruşturmasına yönelik düzenlemeler
Kanun'da yapılan değişiklikle, disiplin soruşturmasına, soruşturmanın yürütülmesi ile ifade ve savunma haklarının kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak yeniden düzenlenecek. Böylece hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hukuki dinlenilme hakkının sağlanması amaçlanıyor.

"Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı" başlıklı hükme göre, disiplin soruşturmasında ifade ve savunmada soruşturmacı tarafından soruşturulana gönderilecek ifadeye davet yazısında hakkındaki iddiaların neler olduğu açıkça belirtilerek 7 günden az olmamak üzere verilecek süre içerisinde ifadesinin alınacağı ve bu süre içerisinde sözlü veya yazılı ifade verilmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği bildirilecek. Soruşturmacı toplanan deliller kapsamında teklifte bulunacak.

Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından soruşturulana gönderilen savunmaya davet yazısında teklife esas alınan eylemin neden ibaret olduğu ve bu eyleme karşılık gelen disiplin cezasının ne olduğu ile 7 günden az olmamak üzere verilecek sürede savunmasını yapması gerektiği bildirilecek. Davet yazısında ayrıca soruşturulana, savunmasını verilen sürede yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre hakkında karar verileceği aktarılacak. Savunmaya davet yazısında, soruşturulana savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleyebileceği bildirilecek.

Tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlığı bulunan öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri için ek ödeme tavan oranı, Sağlık Bakanlığında görev yapan emsallerinin aldığı ödeme oranına uygun hale getirilecek.

Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca ortak araştırma merkezlerinde görevlendirilen öğretim elemanları, kendi üniversitelerinde yürütülen döner sermaye faaliyetlerine olan katkıları da dikkate alınarak ilgili mevzuat kapsamında ek ödemeden yararlanmaya devam edecek. Yürütülen proje gelirlerinden alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilerek proje kapsamında ortak uygulama ve araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilebilecek. Proje tamamlandığında dayanıklı taşınırların kurumlar arası bedelsiz devirle hangi yükseköğretim kurumuna verileceğine ortak uygulama ve araştırma merkezi yönetim kurulunca karar verilecek. Koordinatör üniversite değişikliğinde ortak uygulama ve araştırma merkezinin borç, alacak ve nakit bakiyeleri, yeni koordinatör üniversiteye devredilecek.

Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu kapsamında birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5'i dikkate alınarak ilgili üniversitelerin bünyesinde yürütülen bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla o yıla ait merkezi yönetim bütçesinde gerekli ödenek ilgili üniversite bütçesine tahsis edilecek. Birlikte kullanımdaki bir sağlık tesisinin birden fazla üniversite ile protokol akdetmiş olması halinde ise yüzde 2,5 oranı, üniversitelerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinde görevlendirdiği öğretim elemanı sayısıyla orantılı şekilde bölünerek hesaplanacak. Bu kapsamda yürütülecek işlemlere ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

Bakanlıktan 44 ülkeyle ortak operasyon: Uluslararası seviyede aranan 526 kişi Türkiye’ye getirildi

İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, kırmızı bültenle arananlar dahil uluslararası seviyede takip edilen 526 kişinin, 2026'nın 7 aylık döneminde Türkiye'ye iadesi sağlandı

31.07.2026 12:30:00
Haber Merkezi
 
Bakanlıktan 44 ülkeyle ortak operasyon: Uluslararası seviyede aranan 526 kişi Türkiye’ye getirildi
Bakanlıktan 44 ülkeyle ortak operasyon: Uluslararası seviyede aranan 526 kişi Türkiye’ye getirildi
İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, kırmızı bültenle arananlar dahil uluslararası seviyede takip edilen 526 kişinin, 2026'nın 7 aylık döneminde Türkiye'ye iadesi sağlandı.

İçişleri Bakanlığı verilerinden derlenen bilgiye göre, yurt dışına kaçan ve uluslararası seviyede aranan kişilerin yakalanarak ülkeye getirilmesine yönelik çalışmalar sürüyor.

Bu kapsamda, 1 Ocak-16 Temmuz 2026 döneminde 44 ülkede yürütülen çalışmalar sonucunda 499 kişinin Türkiye'ye getirilmesi sağlandı.

Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişinin daha 28 Temmuz'da ülkeye getirilmesiyle, 7 aylık dönemdeki sayı 526'ya ulaştı.

123'ü organize suç örgütü lideri veya üyesi
Türkiye'ye getirilen 499 kişinin 225'inin asayiş, 194'ünün kaçakçılık ve organize suçlar, 71'inin narkotik, 9'unun ise terör suçlarından arandığı belirlendi.

Bu kişilerden 123'ünün organize suç örgütü lideri veya üyesi olduğu tespit edildi.

Terör suçları kapsamında getirilen 9 kişiden 5'inin PKK, 2'sinin dini istismar eden terör örgütleri, 2'sinin ise diğer terör örgütleri kapsamında arandığı kaydedildi.

"Kaçmaya çalışmaları yalnızca yakalanacakları yeri değiştirir"
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, uluslararası seviyede aranan kişilerin Türkiye'ye getirilmesine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Suçluların yurt dışına çıkarak izlerini kaybettiremeyeceğini vurgulayan Bakan Çiftçi, ilgili kurumlar ve uluslararası muhataplarla yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.

Çiftçi, şunları kaydetti: "Suçlular şunu iyi bilmelidir, kaçmaya çalışmaları yalnızca yakalanacakları yeri değiştirir. İçişleri Bakanlığımızın koordinasyonunda yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda, bu yıl kırmızı bülten dahil uluslararası seviyede aranan 526 kişinin ülkemize getirilmesini sağladık. Bu sonuç, Türkiye'nin güçlü takip kapasitesinin ve uluslararası alandaki etkin işbirliğinin somut göstergesidir. Milletimizin huzuruna kastedenlerin hareket alanını daraltmaya, kaçış güzergahlarını kapatmaya ve aranan kişileri ülkemize getirmeye devam edeceğiz."

Uluslararası arama sürecini Interpol-Europol Daire Başkanlığı yürütüyor
Türkiye'de uluslararası seviyede aranan kişilere ilişkin işlemler, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığınca yürütülüyor.

Başkanlık, aranan kişilere ilişkin bilgileri Interpol kanalları üzerinden ilgili ülkelerin birimlerine iletiyor, yakalama ve Türkiye'ye getirme süreçlerinde ülkeler arasındaki koordinasyonu sağlıyor.

Kırmızı bülten, aranan kişinin yerinin belirlenmesi ve iade amacıyla geçici olarak yakalanmasına yönelik uluslararası talebi ifade ediyor. Difüzyon ise arama bilgisinin Interpol üzerinden üye ülkelere doğrudan iletildiği acil mesaj olarak kullanılıyor.

152 bin 449 adayın başvurduğu ALES/2 bu pazar yapılacak

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 152 bin 449 adayın başvurduğu Akademik Personel Ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'nın (ALES/2) bu pazar yapılacağını duyurdu

31.07.2026 12:15:00
İHA
 
152 bin 449 adayın başvurduğu ALES/2 bu pazar yapılacak
152 bin 449 adayın başvurduğu ALES/2 bu pazar yapılacak
ÖSYM, ALES/2'nin bu pazar yapılacağını açıkladı. Bu kapsamda sınav, 81 il ve 92 sınav merkezinde gerçekleştirilecek. Sınavda, 395 bina ve 5 bin 895 salon kullanılacak. Ayrıca saat 10.15'te başlayacak sınavda adayların, saat 10.00' dan sonra sınav binalarına alınmayacağı belirtildi. Sayısal ve sözel testlerde 50' şer sorunun sorulacağı sınavda adaylara 150 dakika cevaplama süresi verilecek.

12.45' te sona erecek sınavda süre verilmesi uygun bulunan engelli adaylar, 30 dakika ilave sürelerini kullanabilecek. Sayısal testi, adayların sayısal ve mantıksal akıl yürütme becerilerini, sözel testi ise sözel akıl yürütme becerilerini ölçmeye yönelik sorulardan oluşacak. Soruların belirli yükseköğretim programlarında kazanılan yeterlikleri ve bilgileri ölçmeye yönelik olmayacağı, farklı alanlardan gelen yükseköğretim kurumu mezunlarının cevaplayabilecekleri nitelikte olacağı da özellikle ifade edildi.

Sonuçlar 21 Ağustos'ta belli olacak

ALES/2'nin sonuçları ise 21 Ağustos'ta açıklanacak. Sonuçlar, Türkiye'de lisansüstü eğitime girişte, yurt dışına lisansüstü eğitim için gönderilecek adayların seçiminde ve teknik öğretmenler için mühendislik tamamlama programlarında kullanılacak. Sınavın sonuçları, açıklandığı tarihten itibaren 5 yıl süreyle geçerli olacak. Yurt içindeki ve yurt dışındaki kurumlar istedikleri takdirde amaçları doğrultusunda bu sınavın sonuçlarını kullanabilecekler.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgelerine ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden erişebilecek. Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri, sınav günü açık tutulacak.

"152 bin 449 aday sınava başvurdu"

ALES'in ikincisine 152 bin 449 başvuru olduğunu belirten ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy, "Lisans programından mezun olabilecek durumda bulunan, lisans programını bitiren ve denklik belgesi almış olmak kaydıyla yurt dışında lisans eğitimi görmüş olan 152 bin 449 aday sınava başvurdu. Emniyet görevlisi dahil 20 bin 682 personel sınav için görev yapacak. Sınava 643 engelli aday katılacak. Sınava başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocukları sınav ücretinden muaf tutuldu ve bu haktan bin 268 aday yararlandı. Ayrıca ceza infaz kurumlarında sınava uygun hale getirilen 57 bina sınav için kullanılacak. Ülkemizin akademik geleceğinin belirlenmesinde önemli bir aşama olan sınava katılacak adaylara başarılar, görevlilere kolaylıklar dilerim" dedi.

Ahbap Derneğine ilişkin soruşturmada gözaltına alınan 7 şüpheli tutuklandı

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin soruşturma kapsamındaki dördüncü dalga operasyonda gözaltına alınan 13 şüpheliden 7'si tutuklandı

31.07.2026 03:00:00
AA
 
Ahbap Derneğine ilişkin soruşturmada gözaltına alınan 7 şüpheli tutuklandı
Ahbap Derneğine ilişkin soruşturmada gözaltına alınan 7 şüpheli tutuklandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesine götürüldü.

Savcılıkta ifadeleri tamamlanan şüphelilerden 7'si tutuklama, 6'sı adli kontrol istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Tutuklanmaları istenen şüphelilerin Hüseyin Başaran, Deniz Şimşek, Ayhan Çevik, Murat Yaren, Nejdet Kuy, Emin Arat ve Muhammed Ali Yılmaz, adli kontrol talep edilenlerin ise Ali Demirhan, Orhan İnan, Faruk Koç, Emre Saral, Recep Demir ve Ayhan Demir olduğu öğrenildi.

Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, 7 şüphelinin tutuklanmasına, 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verdi.

Savcılığın sevk yazısı

Savcılığın, tutuklanması talep edilen 7 şüpheliyle ilgili sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, soruşturma kapsamında 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Ahbap Derneği tarafından toplanan bağışların harcamalarının araştırıldığı, mal veya hizmet alımı için sözleşme yapılan özel hukuk tüzel kişiliklerinin yetkilerinin ve yapılan harcamaların irdelendiği belirtildi.

Şüpheli Haluk Levent tarafından edinilen görece fazla sayıda taşınmaz devirlerinin de araştırma konusu olduğu aktarılan yazıda, bu taşınmazların Haluk Levent ve diğer şüphelilerce devredildiği üçüncü kişilerin soruşturmaya dahil edildiği kaydedildi.

Yazıda, Haluk Levent veya işaret ettiği şüphelilere yapılan taşınmaz devirlerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının, bu taşınmazların alım ve satımında değerlerinin çok üzerinde yahut altında rakamlar belirlenip belirlenmediğinin halen soruşturulduğu ifade edildi.

Sevk yazısında, şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtilerek, şüphelilerin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak tutuklanmalarına karar verilmesi talep edildi.

Öte yandan şüpheli Hüseyin Başaran savcılıkta verdiği ifadesinde, Haluk Levent'in kendisine Amerika'da bir iş insanından bahsettiğini belirterek, "Bu kişiye tekne satabileceğimizi söyledi. 'Ben de bundan komisyonumu alırım' dedi. Sonra bizden birtakım belgeler istediler, verdik ses seda çıkmadı. Ayrıca bana kendisi için bir jet satın almak istediğini söyledi. Benim jetimin satılık olduğunu bir şekilde öğrenmiş. Sonra bana bir protokol getirdi. Sonra satış gerçekleşmedi. Ben protokole imza attım ama satış tabii ki gerçekleşmedi. Birisine göstereceğini söylemişti ama kim olduğunu söylememişti." beyanında bulundu.

Operasyon

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, soruşturma dosyasında elde edilen deliller doğrultusunda gerçekleştirilen dördüncü dalga operasyonda şüpheliler hakkında 4 ana başlık altında soruşturma işlemi yürütüldü.

Şüphelilerle ilgili "konut ve konteyner alımlarına ilişkin işlemler" başlığındaki soruşturma, Ahbap Derneğinin 2023'te konut yapımı amacıyla anlaşma sağladığı ve bağışlardan önemli miktarda para aktardığı halde taahhüt edilen konutları tamamlamadığı değerlendirilen şirketlerin yetkilileri hakkında yürütülmüştü.

Soruşturmanın "Yeliz Kaya'ya devredilen taşınmazlara ilişkin işlemler"e yönelik kısmında ise bazı şirketler ve kişiler tarafından şüpheli Kaya'ya sıralı şekilde çok sayıda taşınmazın devredildiği belirlenmişti.

Başaran Holding AŞ tarafından 22, Power İnşaat AŞ tarafından 10, Koçsu Yapı AŞ tarafından 17 ve Orhan İnan tarafından da 10 taşınmazın Yeliz Kaya'ya devredildiği tespit edilmiş, bununla ilgili Başaran Holding AŞ'nin sahibi Hüseyin Başaran'ın da bulunduğu 5 kişi hakkında işlem yapılmıştı.

"Dernek çeklerine ilişkin işlemler" kısmında da Ahbap Derneği tarafından düzenlenen bazı çeklerin dolaşımı ve tahsil süreçleri soruşturma kapsamında incelenmiş, bu kapsamda çeklerin son cirantası olduğu belirlenen Sibel Kaya ile Muhammed Ali Yılmaz hakkında işlem başlatılmıştı.

Soruşturmanın "Haluk Levent ile bağlantılı şüpheli ilişkilere ilişkin işlemler" başlığında ise Haluk Levent ile arasındaki mali ve ticari ilişkinin şüpheli nitelikte olduğu değerlendirilen Ali Demirhan hakkında işlem yapılmış ve Ayhan Demir, Nejdet Kuy, Murat Yaren, Ayhan Çevik, Hüseyin Başaran, Recep Demir, Emre Saral, Faruk Koç, Orhan İnan, Sibel Kaya, Muhammed Ali Yılmaz, Ali Demirhan ile Deniz Şimşek hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Çalışmaların tamamlanmasının ardından 27 Temmuz'da düzenlenen operasyonda 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. 

Gençleri barınma krizi bekliyor

YKS tercih maratonu başlarken, üniversite adayları ve aileleri eğitim kalitesinden önce "hayatta kalma" maliyetlerini hesaplıyor. Fahiş ev kiraları ve yetersiz yurt kapasiteleri barınma krizini tırmandırırken; aylık 4 bin TL'de kalan KYK bursları ile eriyen aile gelirleri, gençleri daha yolun başında eğitim hayallerinden vazgeçme noktasına getiriyor

30.07.2026 22:30:00
Haber Merkezi
 
Gençleri barınma krizi bekliyor
Gençleri barınma krizi bekliyor
Haber Analiz

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından milyonlarca genç için geleceğini şekillendirecek tercih dönemi resmen başladı. Ancak geçmiş yılların aksine, bu yıl tercih stantlarında akademik başarılar, kampüs imkanları veya kariyer fırsatları konuşulmuyor. Masadaki tek ve en acı gündem ekonomik kriz, barınma çıkmazı ve fahiş yaşam maliyetleri.

Enflasyonun hane halkı gelirlerini yuttuğu, büyükşehirlerde kiraların asgari ücreti katladığı bu dönemde üniversite eğitimi almak, artık orta ve düşük gelirli aileler için lüks bir mücadeleye dönüşmüş durumda.

Barınma çıkmazı: "Yurt çıkmazsa ne yapacağız?"

Üniversiteyi şehir dışında okuyacak gençlerin önündeki en büyük barikat barınma sorunu. Türkiye'de 6 milyona yaklaşan üniversite öğrencisine karşılık, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü'ne (KYK) bağlı devlet yurtlarının kapasitesi son derece sınırlı kalıyor.

Yüz binlerce öğrenci her yıl KYK yurtlarına başvuruyor ancak kontenjan yetersizliği nedeniyle çok az bir kısmı yerleşebiliyor. Üstelik bu yurtların aylık ücretleri ekonomik görünse de kalabalık oda koşulları ve niteliksel yetersizlikler öğrencileri zorluyor.

KYK yurdu çıkmayan bir öğrenci için özel yurtlar veya kiralık evler neredeyse imkansız birer seçeneğe dönüştü. Büyükşehirlerde ortalama bir öğrenci evinin kirası ya da özel yurtların yıllık sözleşme bedelleri, ailelerin aylık toplam gelirini aşacak boyutlara ulaştı. Gençler artık "istediği bölümü" değil, yalnızca "ailesinin yanında kalabileceği" şehirlerdeki üniversiteleri tercih etmek zorunda kalıyor.

4 bin TL'lik KYK bursu sadece birkaç gün yetiyor

Ekonomik zorluk yaşayan öğrencilere devlet tarafından sağlanan aylık 4 bin TL'lik KYK lisans burs ve kredisi, günümüz ekonomik şartlarında komik bir seviyede kalmış durumda.

İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde sadece aylık toplu taşıma, temel kişisel hijyen malzemeleri ve günlük tek öğün dışarıda yemek yemek bile bu bursun tamamını eritmeye yetiyor.

Kitap, fotokopi, eğitim materyali masrafları ve sosyal yaşam bir kenara bırakıldığında dahi, 4 bin TL'lik destek bir öğrencinin aylık asgari gıda ihtiyacını bile karşılamaktan uzak. Bu yetersizlik, öğrencileri ders aralarında ya da geceleri güvencesiz ve ağır işlerde çalışmaya zorluyor; bu da eğitim kalitesini doğrudan düşürüyor.

Ailelerin geliri eriyor, eğitim hayalleri erteleniyor

TÜRK-İŞ'in açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı verileri, ailelerin neden bu denli büyük bir çıkmazda olduğunu açıkça kanıtlıyor. Yoksulluk sınırının 120 bin TL'yi geçtiği, asgari ücretin açlık sınırının altında ezildiği bir ekonomik ekosistemde, bir ailenin şehir dışına çocuk göndermesi matematiksel olarak imkânsız hale geliyor.

Gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını ucu ucuna karşılayan aileler, çocuklarının harçlığı, yurt ücreti, faturaları ve ulaşım masrafları altında eziliyor. Birçok aile, çocukları üniversiteyi kazansa dahi kayıt dondurma seçeneğini masada tutuyor ya da çocuklarını doğrudan iş hayatına yönlendiriyor.

Tercih dönemi bir "hayatta kalma" sınavıdır

Mevcut tablo, yükseköğretimde fırsat eşitliğinin tamamen ortadan kalktığını gösteren bir kriz raporudur. Geçmiş yıllarda başarı sırasına göre heyecanla yapılan tercihler, bugün yerini "Aylık masrafı ne olur?", "Ulaşımı ucuz mu?" ve "Yurt çıkma ihtimali var mı?" kaygılarına bıraktı.

Gençlerin eğitim almak yerine sadece barınma ve beslenme sorununu çözmeye odaklanması, ülkenin gelecekteki nitelikli iş gücünü ve akademik başarısını da baltalıyor. Eğer devlet yurtlarının kapasitelerinde radikal bir artışa gidilmez, KYK bursları insanca yaşanabilecek seviyelere çekilmez ve dar gelirli ailelere doğrudan eğitim desteği sunulmazsa, bu tercih dönemi binlerce gencin eğitim hayatının sonu olabilir. Üniversite kapıları artık başarıya değil, yalnızca bu maliyetleri göğüsleyebilen ceplere açılıyor.

Eren Kaşıkçı'nın ölümündeki kahreden detay ortaya çıktı

MasterChef Türkiye'nin 2021 şampiyonu ve gastronomi dünyasının sevilen ismi Eren Kaşıkçı, Kilyos'taki evinde hareketsiz halde bulundu. 37 yaşındaki şefin ani vefatı sevenlerini yasa boğarken, olay yeri incelemelerindeki ilaç detayı ve kalp krizi şüphesi soruşturmanın seyrini değiştirdi

30.07.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Eren Kaşıkçı'nın ölümündeki kahreden detay ortaya çıktı
Eren Kaşıkçı'nın ölümündeki kahreden detay ortaya çıktı
Televizyon ekranlarında sakin tavırları, teknik bilgisi ve "Kızıl Sakal" lakabıyla geniş bir hayran kitlesi edinen profesyonel şef Eren Kaşıkçı'dan yaklaşık iki gündür haber alınamıyordu. Olay, dün saat 17.00 sıralarında Sarıyer Kumköy Mahallesi'nde meydana geldi. Kaşıkçı'ya ulaşamayan iş ortağı Mikail Malkoçoğlu, ünlü şefin yalnız yaşadığı eve gitti ve kendisini yerde hareketsiz halde buldu. İhbar üzerine adrese hızla sevk edilen jandarma ve acil sağlık ekiplerinin yaptığı ilk kontrollerde, Eren Kaşıkçı'nın hayatını kaybettiği kesinleşti.

İlk şüphe kalp krizi: "İlaçlarına uzanmaya çalışıyordu"

Olay yerinde yapılan ilk incelemelerde yürek burkan bir detay gün yüzüne çıktı. İddialara göre ünlü şef, yatağının hemen başucundaki komodinin üzerinde bulunan ilaçlarına uzanmaya çalıştığı sırada yaşamını yitirdi.

Konuyla ilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulunan iş ortağı Mikail Malkoçoğlu, "Biz de kesin sonucu Adli Tıp raporu çıkınca öğreneceğiz. Ancak adrese gelen sağlık ekiplerinin ilk izlenimi, arkadaşımızın kalp krizi geçirmiş olabileceği yönünde" ifadelerini kullandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şefin ölümüyle ilgili herhangi bir ihmal ya da şüphe kalmaması adına kapsamlı bir tahkikat yürütüyor.

Yeni şubeler için yoğun bir mesai harcıyordu

MasterChef şampiyonluğunun ardından gastronomi kariyerine hız kesmeden devam eden Eren Kaşıkçı, Kadıköy'de kurduğu ve büyük emek verdiği "Kızıl Sakal Sandviç & Burger" isimli restoranıyla adından söz ettiriyordu.

Son günlerinde işlerine oldukça yoğunlaştığı belirtilen Kaşıkçı'nın, mevcut restoranını büyütmekle kalmayıp Pendik Kurtköy'de açmayı planladığı yeni şubesinin hazırlıkları için gece gündüz çalıştığı öğrenildi. Acı haberin ardından Kadıköy'deki restoranı bugün kapılarını açmayarak sessizliğe büründü.

Kızının doğum gününden iki gün sonra gelen acı veda

Ünlü şefin vefatının arkasındaki bir diğer dramatik detay ise aile yaşantısında saklıydı. Olay esnasında eşi ve çocuğunun Gökçeada'da olduğu öğrenilirken, Kaşıkçı'nın çok sevdiği kızı Maya'nın doğum gününün 27 Temmuz olduğu ortaya çıktı.

Kızının doğum gününü kutladıktan yalnızca iki gün sonra hayata gözlerini yuman başarılı şefin ani ölümü, TV8 ve Acun Medya başta olmak üzere tüm televizyon ile gastronomi dünyasında derin bir şok etkisi yarattı. Acun Ilıcalı ve programın jüri üyeleri sosyal medya hesaplarından duygusal taziye mesajları yayınladı.

Memleketi Tokat'a uğurlandı

Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından Eren Kaşıkçı'nın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı. Ünlü şefin cenazesi, ikindi namazına müteakip Yenidoğan Cemevi'nden kaldırıldı. Kaşıkçı, törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketi Tokat'a doğru uğurlandı.

Bu arada Eren Kaşıkçı'nın son röportajını Meltem TV'ye verdiği öğrenildi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı

30.07.2026 16:48:00
Ahmet Turan Yiğit
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, X sosyal medya hesabından Türkiye ile ABD ilişkileri üzerine bir paylaşım yaptı. Paylaşımında Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler Türkiye'nin sürekli taviz vermesiyle ilerlediğine dikkati çeken BTP lideri Baş, "Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor" ifadelerine yer verdi. 
BTP lideri Hüseyin Baş, şu açıklamada bulundu:
"Türkiye'nin ABD ile ilişkileri tek taraflı bir taviz süreci şeklinde ilerliyor.
Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor.
ABD Başkanı Trump'ın NATO Zirvesi için geldiği Ankara'da yaptığı açıklamalar hâlâ gündemde.
Ankara'ya hediyelerle gelecek denilen Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızı bol bol övdükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılma ihtimalinden bahsetti.
Bu açıklama, Türk basınında zafer başlıklarıyla yer alırken, araya F-35'ler ve KAAN uçağı motorları da sıkıştırıldı.
Peki, sonuç?
Yine sonuç yok!
ABD, bırakın yaptırımların kaldırılmasını, hazırgiyimde yüzde 12,5 oranında ek vergi getirdiği ülkelerin arasına Türkiye'yi de dâhil etti.
Bu durum bir kez daha tescillemiştir ki; ABD, ülkemizi bölgedeki çıkarları için bir aparat olarak görmektedir.
ABD'nin bölgede bir tane stratejik ortağı vardır; o da İsrail'dir.
İsrail'in çıkarları, ABD'nin kendi çıkarlarından bile önceliklidir.
Türkiye konusunda da İsrail ne derse, ABD onu yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.
Amaç, bölgeyi bu iki ülkenin çıkarlarına göre dizayn etmektir.
Gazze'den İran'a kadar yaşananlar ne yazık ki bu durumun kanıtıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye'nin bu kötü gidişatını değiştirecek olan partidir.
Ekonomi başta olmak üzere, gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye ancak Bağımsız Türkiye Partisi iktidarı ile mümkün olabilecektir."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.