HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 20 AĞUSTOS 2022, CUMARTESİ

"Yeşiloba Şehitliği"nde Ermeni vahşeti

20.01.2012 00:00:00
Geçen yazılarımızdan birinde, –anımsayacaksınız "Çukurova'da Fransız Ermeni Mezalimi" başlıklı yazımda– Fransız–Ermeni Vahşet Ortaklığının 1918–1921 yılları arasında Çukurova'da kurdukları "İnsan Mezbahaneleri"nden bahsetmiştik. Belki de içinizden bazılarınızın "yok, olmaz öyle şey" dediğini duyar gibi oluyorum. Yanlış anlaşılmasın, nasıl ki, XX. yüzyılın sonlarında Azerbaycan'da "Hocalı Katliamı"nda Ermeni çetelerinin insanlık onurunu ayaklar altına alan vahşetini telin ediyorsak, dünyanın neresinde olursa olsun insanın insana yapmış olduğu vahşeti de aynı şekilde lanetliyoruz. Ve yine yazımızda demiştik ki;
"Nedendir bilinmez, Fransa'nın edepsizlik yaptığı ve Ermeni soykırım savlarının tavan yaptığı her zaman Fransızların Cezayir'de yaptıkları anımsanır da Fransız–Ermeni birlikteliğinin Mondros Mütarekesinden sonra 1918–1921 yılları arasından üç yıldan fazla Çukurova'da yaptıkları akla bile getirilmez."
Sözlerini sarf ettikten sonra sevgili hemşerilerimize de hafif bir serzenişte bulunmuştuk. Bu düşünce kuşkusuz ki, yeni değildi, Çukurova'mızın duyarlı aydınları bu boşluğu görmüşler ve ona göre de adım atmışlardı. Adana–Mersin Karayolu üzerinde 20. km'de Yeşiloba Tren İstasyonu civarında E–5 karayoluna 100 m mesafede bulunan Yeşiloba Şehitliği ve Adana'nın Milli Mücadele Müzesi tam da bu kavramsal düşünceye hizmet etmektedir.
Dur–durak demeksizin, üç yıldan fazla bir zaman diliminde tüm Çukurova'da kurulan insanlık ayıbı "İnsan Mezbahaneleri"nden sadece birinin numunesi o yıllarda Bezdikyan isimli bir Ermeni'nin, şimdilerde ise "Kâhyaoğlu Çiftliği" diye anılan çiftlik evinde bulunmaktadır. Çiftlik evinin içinde müştemilata ait bir binada "Kaç Kaç"'tan alıkonulan, sürüklenerek götürülen insanlarımız, ölüm makinesi haline getirilen Ermeniler tarafından boğazlanarak, bıçaklanarak öldürülmüşlerdir.
Ortaya atmış olduğumuz düşünce, Sevgili Adana'mızda başta "Sinema Müzesi" "Karacaoğlan Müzesi" olmak üzere birçok aydın görevdeşliğinin biçimlendiği düşünce ve sanat kurumlarına imzasını atan "Altın Oran Düşünce ve Sanat Platformu"nun duyarlı Başkanı Fotoğraf Sanatçısı Dr. Halûk Uygur ve değerli arkadaşlarına aittir. Onlar, Adana Valiliği İl Özel İdaresi ile Büyükşehir Belediyesi'nin sağlamış olduğu olanaklarla el ele vererek, bu unutulmayacak tarihi "Kaç Kaç" olayının cansız tanığını geçen yıl Nisan ayında Adana'mıza kazandırmışlardır. Ayrıca Şehitlik Müzesinde bulunan otantik minyatür sanatçısı Tülay Aktaş'a ait 100 adet minyatür heykel'le de Adana'nın Kurtuluş Mücadelesi, Türk Askerinin Adana'da karşılanması ve yaşanan vahim olay anlatılmaktadır. Yüzler öylesine ince çalışılmıştır ki, neredeyse hemen hepsi yapılacak birer, heykel numunesidir. Kağnı içersinde üzerinde çuvalla oturan yaşlı kadın figürü ile kağnı arkasında yürüyen çaresizlik ve umutsuzluk içersindeki çoluk, çocuk, yaşlı figürleri tek kelime ile şaheserdir. Gidin ve mutlaka görün derim.
Bilindiği üzere, Birinci Dünya Savaşı sonunda önce İngilizler, sonra da yapılan anlaşma ile Fransızlar Çukurova'yı işgal ettiler. İşgalden sonra yörede yaşayan ya da göç yoluyla Çukurova'ya gelmiş Ermenilerden Fransızların marifetiyle Ermeni İntikam Birlikleri ve Çeteleri oluşturuldu. Bin yıldır birlikte yaşadığımız Ermeniler güya 1895, 1909 olaylarının müsebbibi olarak gördükleri Müslüman halkımıza, içtikleri "kanlı intikam andı" adına, rastladıkları her yerde çocuk, ihtiyar, kadın, kız, gençlerimizi hunharca öldürdüler. Vahşetin her nevini, insanlığa karşı işlenen suçların her çeşitini uyguladılar. Bu eziyet ve vahşetten bıkan Müslüman Türkler Toroslar'daki Yörük yurtlarına göç etmeğe başladılar. Öyle ki, bu kaçış sırasında kocalar eşlerinden, çocuklar ana–babalarından habersizdiler. Üstelik şehri terk eden bu kafilelere eşlik eden Fransız askerleri ve Ermeni çeteleri her türlü vahşiyane eziyetlerde bulunurlarken, hiçbir şey yapamasalar bile, tüfek dipçikleriyle üstte yok başta yok Müslüman–Türk kafilelerini darp ediyorlardı. Yapılan eziyet sadece bu kadar mı? Kuşkusuz hayır. Fransız uçakları gözlemledikleri bu kafileler üzerine bomba ve çiviler de yağdırmışlardır. Yediden yetmişe her Çukurovalının dedelerinden, ninelerinden dinlediği, "Kaç Kaç" olayının sebebi hikmeti budur.
Gelelim Yeşiloba Şehitliğinde yaşanan o vahim olaya… 11 Haziran 1920 tarihinde içinde kadın ve çocukların da bulunduğu 150 kadar Müslüman Türk kendilerine yapılan baskılardan yılarak, Toroslara doğru yola çıktılar. Ancak henüz Yeşiloba tren istasyonu civarına gelmişlerdi ki, önlerine bir grup silahlı Ermeni Çeteci çevirdi. Çeteciler yakaladıkları bu ahaliyi Bezdikyan çiftliğine getirdiler. Çiftliğin müştemilatında bulunan şimdi açık hava müzesi olan binanın, bir odasına erkekleri, diğer odasına ise kadın ve çocukları koyarak bıçaklayarak, keserek büyük bir katliam yapmışlardır. Daha sonra da binayı ateşe vererek kaçmışlardır. Bu katliamda 43 erkek, 21 kadın ve çocuk öldürülmüştür.
Sevgili okurlar, yolunuz Mersin–Adana'ya düşerse, Adana–Mersin Karayolu üzerinde 20. km.de Yeşiloba Tren İstasyonu civarında E–5 karayoluna 100 m mesafede bulunan Yeşiloba Şehitliğini mutlaka ziyaret edelim, derim. Şimdi bize düşen ise; 1918–21 yıllarında benzer olaylarının yaşandığı Çukurova'mızı yeni Yeşilova şehitlikleri ile kentlerimizi de minyatür sanatçısı Tülay Aktaş'ın minyatür heykel numunelerinden yola çıkarak anıt heykellerle bezemek olmalıdır. Haydi, Çukurovalılar, Fransız Ulusal Meclisi'nin kabul ettiği "Ermeni İnkâr Yasası"na karşı milli refleksimizi harekete geçirelim ve birlik olalım. Her şeye karşın unutulmamalıdır ki, bizler barış için geçmişte yaşanan kırgınlıkları her zaman unutmaya hazırız. Ancak önemli olan bu vahşetlerin, yarattığı yıkımlardan ders alıp, geleceğimizi sevgi ile kurgulamaktır. Biliyoruz ve inanıyoruz ki, ders almadan da barış olmaz.
 
YeniMesaj / diğer yazıları
- Gaflette ısrar / 24.01.2015
- 'Namaz kılan kimse felaha ermiştir' / 10.11.2014
- Saftan Başbakan olur mu? / 06.03.2014
- Ulusal devlet üzerine / 03.03.2014
- Anne sütü / 08.02.2014
- Minik cerrahlar / 20.01.2014
- Doğal yaşam / 13.01.2014
- Basit ve sade / 12.05.2013
- Faiz sarmalı / 24.03.2013
- Topraklarımız elimizden alınıyor / 20.03.2013
- Köylü ne halde? / 19.03.2013
- Tarihi telgraflar / 19.03.2013
- İşgal ile nasıl mücadele edilecek? / 17.03.2013
- İlk direniş hareketleri planlanıyor / 16.03.2013
- Mustafa Kemal Paşa'nın tarihi cevabı-II / 08.03.2013
- Mustafa Kemal Paşa'nın tarih cevabı / 07.03.2013
- 4 Ocak 1920 tarihindeki önemli olaylar-II / 02.03.2013
- Hangi hoca ile? / 28.02.2013
- İstanbulu Vatikan yapma teşebbüsü / 26.02.2013
- 1 Ocak 1920 tarihinin önemli olayları-III / 24.02.2013
- 1 Ocak 1920 tarihinin önemli olayları-II / 23.02.2013
- 1 Ocak 1920 tarihinin önemli olayları-I / 22.02.2013
- Umur Bey’in askeri stratejileri / 19.02.2013
- Umur Bey / 18.02.2013
- Aydınoğlu Beyliği / 09.02.2013
- Çaka Bey-I / 05.02.2013
- Battal Gazi / 28.01.2013
- Bittinya bölgesinin tarihi / 21.01.2013
- İyonlar ve Akdeniz’de kurdukları koloniler / 15.01.2013
- Frigyalılar ve Lidyalılar / 14.01.2013
- Osmanlı halkları / 13.01.2013
- Bugünlere nasıl geldik? / 12.01.2013
- Bir çocukluk hikyesi - Uludere (1) / 13.12.2012
- Suriye konusunda çifte standart / 19.06.2012
- Suriye politikasında neredeyiz? / 18.06.2012
- Sosyal Devlet'in hakikati / 16.06.2012
- Yorumsuz / 15.06.2012
- 27 Mayıs’ı yeniden düşünmek -I- / 01.06.2012
- AKP’nin “Irak Kürdistan’ı” hamiliği / 29.05.2012
- Kedi başkası için fare yakalamaz! / 25.05.2012
- Şefkat Yurdu: Darüşşafaka / 22.05.2012
- Toplumsal gerginlik üzerine / 18.05.2012
- KKTC ilhak edilemez! / 15.05.2012
- KKTC Devleti’nin adının anlamı / 11.05.2012
- KKTC’ nin Adına Elveda mı? / 08.05.2012
- Doğu Akdeniz Dörtlüsü: “Levant IV” / 01.05.2012
- Hangi safta yer almalıyız? / 29.04.2012
- 23 Nisan Resepsiyonu / 27.04.2012
- Türkiye’den uzaklaşan İran / 24.04.2012
- İsrail’in çoklu planı / 21.04.2012
- Arap Birliği’nin Bağdat zirvesi / 17.04.2012
- “4 parça”da Kürdistan’a doğru / 13.04.2012
- “4 parça”da Kürdistan’a doğru / 13.04.2012
- Ekrad Beyleri “Türk”türler! / 10.04.2012
- Esad gitsin, kaos gelsin / 06.04.2012
- Suriye’de yeniden “Sykes-Picot” / 03.04.2012
- “4+4+4” / 30.03.2012
- Vodafone’un cinliği / 27.03.2012
- 18 Mart şehitler günü / 23.03.2012
- Vodaphone’nın Azizliği / 20.03.2012
- Babalar gibi dönüşecek / 16.03.2012
- Urmiye Gölü kuruyor mu, kurutuluyor mu? / 13.03.2012
- 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü / 09.03.2012
- HEK’leşen yeni CHP / 06.03.2012
- Adları değiştirilen kışlalar / 02.03.2012
- Başkent Tebriz ve Çöhreganlı / 28.02.2012
- XX. yılında Hocalı soykırımı / 24.02.2012
- Dersim’li Kemaller / 21.02.2012
- ‘Yaptığı her şey yanlış değildir’ / 17.02.2012
- ‘Yaptığı her şey yanlış değildir’ / 17.02.2012
- Bisturi mi? Müdahale mi? / 14.02.2012
- Suriye Türkmenlerinin Haklı İstemleri / 10.02.2012
- Suriye Türkmenleri / 07.02.2012
- “Olmamak” işte mesele bu / 04.02.2012
- Mukabele–yi misil / 31.01.2012
- Beceriksizliğin adı soğukkanlılık oldu! / 27.01.2012
- Stratejik Derinlik’ten “Osmanlı Commonwealth”ine / 25.01.2012
- "Gazi Babatürk" Rauf R. Denktaş / 22.01.2012
- "Yeşiloba Şehitliği"nde Ermeni vahşeti / 20.01.2012
- Devlet halkına ihanet etmez / 18.01.2012
- Fransa’nın ‘Türkiye’nin Yalnızlaştırılması’ politikası / 13.01.2012
- Çukurova’da Fransız-Ermeni Mezalimi / 10.01.2012

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

20.01.2011, 20.01.2010, 20.01.2009, 20.01.2008, 20.01.2007, 20.01.2006, 20.01.2005, 20.01.2004, 20.01.2003, 20.01.2002, 20.01.2001, 20.01.2000, 20.01.1999, 20.01.1998, 20.01.1997, 20.01.1996, 20.01.1995, 20.01.1994, 20.01.1993


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.