logo
21 MAYIS 2026

Yunan askerlerin ırkçı sloganları

31.03.2010 00:00:00
Yunanistan'da Bağımsızlık Günü törenlerinde deniz komandoların attığı sloganlar internette ayınlandı. Komandoların özellikle Arnavutluk ve Makedonya için ırkçı sözleri kameraya yansıdı.

 

25 Mart Yunanistan'ın Osmanlı'ya karşı bağımsızlığı kazandığı gün ve her yıl askeri törenle kutlanıyor. Ancak bu yılki kutlamalar bir gizli bir gerçeği açığa çıkardı. Yunan komondoları kin ve nefret dolu sloganlar atıyorlardı ve bu skandal, amatör kameralar tarafından görüntülendi.

Sloganlar sadizm kokuyorYunanistan deniz komandoları törende, "Arnavut ve Üsküplü, kıyafetimi onların derisiyle dikeceğim" , "Yunanlı doğarsın, hiçbir zaman olamazsın", "Domuz Arnavut kanını dökeceğiz" sloganları attı.  Hatta, Atina Haber Ajansı komandoların Türkler aleyhinde de slogan attığını duyurdu. Görüntüler internete düşünce ülkede şok etkisi yarattı. Görüntüler ortaya çıkınca Yunan Savunma Bakanlığı göstermelik bir soruşturma başlattı.

Çerkes sürgününün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen acıları unutulmuyor

Çarlık Rusyası'nın, stratejik açıdan önemli gördüğü Kafkaslar'dan Çerkes halkını sürgün etmesinin üzerinden 162 yıl geçti

21.05.2026 12:25:00
AA
Çerkes sürgününün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen acıları unutulmuyor
Çerkes sürgününün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen acıları unutulmuyor
Rusya'nın Karadeniz sahiline inme politikasının gereği olarak Kuzey Kafkasya'yı ele geçirme amacıyla 1556'da başlattığı Kafkas-Rus Çarlığı Savaşı, 308 yıl sürdü.

Çerkesleri yok ederek Kafkas Dağları'nın iç kesimlerine ilerleyen Ruslar, teslim olan Çerkesleri ya Çarlık ordusuna katılmaya ya da göç etmeye zorladı.

Çerkes toplulukları, 21 Mayıs 1864'ten itibaren başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere, dünyanın çeşitli bölgelerine sürgüne mecbur kaldı.

Resmi olmayan rakamlara göre 1,5 milyona yakın Çerkes bir ay içinde sürgün edildi. Yol şartları, salgın hastalıklar ve açlık gibi nedenlerden ötürü yaklaşık 500 bin Çerkes hayatını kaybetti.

Sürgüne tabi tutulanlar Anapa, Novorossiysk, Gelincik, Soçi ile Adler gibi Karadeniz limanlarından gemilere bindirilerek gönderildi.

Çerkeslerin birçoğu Anadolu'da Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Yozgat, Düzce, Adapazarı ve Kocaeli'de iskan edildi, bir kısmı ise Suriye ve Filistin başta olmak üzere Orta Doğu'ya yerleştirildi. Sürgün edilen Çerkesler zamanla yerli halka karıştı.

Osmanlı İmparatorluğu'na sürgün edilemeyen Çerkesler ise Orta Laba ve Orta Kuban nehirleri bölgesindeki Rus Kazak köylerine yerleştirildi.

Rus Çarlığı'nın çok önceden planladığı "Çerkes halkını öz vatanlarından sürgün etme operasyonu", adım adım gerçekleştirilen bir eylem olarak değerlendiriliyor.

Osmanlı topraklarına bile ulaşamadan binlerce kişinin öldüğü bu sürgün, "tarihin en acı olaylarından biri" olarak nitelendiriliyor.

İnsanlık tarihine kara leke olarak geçen Çerkes sürgünü, her yıl Türkiye'de yaşayan Çerkesler tarafından gözyaşı ve hüzünle anılıyor.

Türkiye'deki Çerkesler, sürgünü anmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor. Deniz kenarında "Nart ateşi" yakıp çevresinde "mezar taşı nöbeti" tutulan anma törenleri, "Sürgün Andı"nın okunmasıyla sona eriyor.

Sumud Filosu aktivistleri Türkiye'ye getiriliyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na müdahalesi sonrası alıkonulan vatandaşların güvenli şekilde Türkiye'ye dönüşü için çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Bugün düzenleyeceğimiz özel uçak seferleriyle vatandaşlarımızı ve üçüncü ülkelerden katılımcıları Türkiye'ye getirmeyi planlıyoruz" dedi.

21.05.2026 11:21:00
İhlas Haber Ajansı
Sumud Filosu aktivistleri Türkiye'ye getiriliyor
Sumud Filosu aktivistleri Türkiye'ye getiriliyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, sosyal medya hesabından Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu'na gerçekleştirilen müdahalenin ardından yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Fidan, alıkonulan vatandaşların güvenliğini ve Türkiye'ye sağ salim dönüşlerini sağlamak için ilgili tüm kurumlarla koordineli şekilde çalıştıklarını ifade ederek, "Küresel Sumud Filosu'na gerçekleştirilen hukuka aykırı müdahale sonucunda alıkonulan vatandaşlarımızın güvenliğini ve ülkemize sağ salim dönüşlerini sağlamak için ilgili tüm kurumlarımızla birlikte çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

Bugün özel uçak seferleri düzenleneceğini kaydeden Fidan, "Bugün düzenleyeceğimiz özel uçak seferleriyle vatandaşlarımızı ve üçüncü ülkelerden katılımcıları Türkiye'ye getirmeyi planlıyoruz" dedi.

Türkiye'nin Filistin halkına desteğinin süreceğini vurgulayan Fidan, "Vatandaşlarımızın haklarını gözetmeyi ve Gazze'deki sivillere karşı insani sorumluluğumuzu yerine getirmeyi sürdürecek, Filistin halkına desteğimizi kararlılıkla devam ettireceğiz" dedi.

Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı

İzmir'in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir şantiyede ölü olarak bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli ölümüne ilişkin davada yeni bir aşamaya geçildi

21.05.2026 11:06:00 / Güncelleme: 21.05.2026 11:11:31
İhlas Haber Ajansı
Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı
Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı
İzmir'in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir şantiyede ölü olarak bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli ölümüne ilişkin davada yeni bir aşamaya geçildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, yeni deliller doğrultusunda aralarında ilçe emniyet müdürü, komiser ve polis memurlarının da bulunduğu 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı. İzmir merkezli 9 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 21 kişi gözaltına alındı

Olay, 13 Mayıs 2018 günü Narlıdere ilçesinde bulunan bir inşaat firmasının şantiyesinde meydana geldi. İddiaya göre, TSK'da önemli kademelerde görev alan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık (26), gece saatlerinde doğa yürüyüşü yapmak için dışarı çıktı. Sabah saatlerinde ise Dorukhan Büyükışık'ın cansız bedeni, evinin 600 metre ilerisinde bir inşaat firmasının şantiyesinin istinat duvarında bulundu. Olay, kayıtlara 'yüksekten düşme' olarak geçti.

"İntihar" denildi

Aldığı bir iş teklifi sonrası Rusya'ya gitmeye hazırlanan Dorukhan Büyükışık'ın intihar etmesinin mümkün olamayacağını öne süren baba Büyükışık, oğlunun bedeninde yüksekten düşme izlerinin olmadığını iddia etti. Olay yerinde incelemelerde bulunan adli tıp uzmanın tuttuğu "Yüksekte düşme bulgusu yoktur. Otopsi yapılmalıdır" raporu bulunduğunu da ileri süren baba Ethem Büyükışık, oğlunun ölümündeki sır perdesini aralamak için mücadele başlattı. Şüpheli ölümün ardından geniş çaplı inceleme başlatan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olay yeri kamera görüntüleri, 112 ihbar kayıtları, telefon sinyalleri (HTS ve GPRS), adli tıp raporları ve kriminal incelemeler dahil olmak üzere her türlü delili detaylı bir şekilde topladı. Türkiye Dağcılık Federasyonu uzmanlarının da katıldığı olay yeri incelemesinde, Büyükışık'ın cesedinin bulunduğu konuma 27 metre yükseklikten düşerek gelmiş olmasının mümkün olamayacağı tespiti yapıldı. Ayrıca, Dorukhan'ın sırt bölgesine sert ve etkili bir cisimle vurulduğuna dair tespitlere ulaşıldı.

9 ilde eş zamanlı operasyon

Dorukhan Büyükışık şüpheli ölümünün aydınlatılması için 8 yıldır süren soruşturmada bu sabah dikkat çeken gelişme yaşandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından soruşturmada yeni deliller doğrultusunda 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini ve İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon başlatıldığını açıkladı. Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "faili meçhul dosyalarının aydınlatılması" yönündeki iradesi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü belirterek, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi'nin koordinasyonunda dosyada yeni bir sürecin başlatıldığını ifade etti. Gürlek, açıklamasında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yeni bilirkişi raporları, teknik incelemeler, HTS ve daraltılmış baz kayıtları ile delillerin karartıldığına yönelik bulguların dosyaya girdiğini kaydetti. Bu kapsamda 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu.

Hiçbir dosyanın üzerinin örtülmesine, hiçbir delilin karartılmasına müsaade edilmeyeceğini kaydeden Bakan Gürlek, "Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması ve adaletin tecellisi için tüm imkânlarımızla çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

4 kişilik özel soruşturma ekibi görevlendirildi

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, "Kasten Öldürme (TCK 81)", "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme (TCK 281)" ve "Yalan Tanıklık (TCK 272)" suçlamaları kapsamında dosya yeniden ele alındı. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı başkanlığında oluşturulan 4 kişilik özel soruşturma ekibinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Koordinesinde, Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca görevlendirilen İzmir İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü ekiplerince; İzmir ili merkezli 9 ilde eş zamanlı olarak aralarında ilçe emniyet müdürü, komiser ve polis memurlarının da bulunduğu 26 şüpheliye yönelik operasyon düzenledi. 21 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, yapılan ev aramalarında şüphelilere ait dijital materyallere el konuldu. 3 şüpheli yurtdışında olduğundan yakalama kararı çıkarıldı, 2 şüphelinin yakalama çalışmalarına devam edildiği bildirildi.

Baba Ethem Büyükışık: "Sanıkların ve tanıkların tamamının yalan beyanda bulundukları anlaşılmış oldu"

Devam eden 13 sanıklı kasten öldürme davasında sanıkların ve tanıkların tamamının yalan beyanda bulunduklarının başlatılan son operasyonla anlaşıldığını belirten Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, "Şu anda devam eden davada 5 sanık sivil gece bekçisi ve inşaat işçisi, 8'i ise değişik rütbelerde polislerden oluşuyordu. Siviller kasten öldürme, polisler ise 'görevi kötüye kullanma' ve 'delil karartma' suçlamasıyla yargılanıyordu. Yaptığımız ek suç duyurusu üzerine gerçekleştirilen bu operasyonla Adalet Bakanı, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı, başsavcı vekillerimiz ve savcılarımız; şu ana kadar yapılan iki duruşmada sanıkların ve tanıkların tamamının yalan beyanda bulunduğunu gördüler. Biz bu yalan beyanda bulunan tanıkları, gerçekleri ve delilleriyle birlikte makamlara teslim ettik" ifadelerini kullandı.

Olay gecesi şantiyedeki kameraların ve bekçi kulübelerinin sökülerek sahte belgelerle cinayetin örtülmeye çalışıldığını vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Olay gecesi Bulut Orman Evleri şantiyesinden bekçi kulübelerinin ve kameraların sökülüp kaldırıldığını, kamera kayıt cihazlarının yok edildiğini tespit ettik. Bunların yerine defalarca sahte belgeler üretildi. Örneğin, toplam beş ayrı kamera yeri krokisi bulunuyor. O gün görev yapan polisler bile birden fazla defa sahte delil, resmî belge ve olay yeri krokisi üreterek bu cinayeti örtmeye çalıştılar ve biz bunu kanıtladık" dedi.

Yeni ortaya çıkan tanıkların, polis memurlarının cesedi taşıdığını anlattığını belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Bu esnada ortaya çıkan bazı yeni tanıklar, cinayeti kendi gözleriyle gördüklerini ifade ettiler. Dorukhan'ı bulunduğumuz alanda öldürüp yukarıya taşıdıklarını, gece saatleri boyunca bölgeye birçok polis memurunun geldiğini anlattılar. Hatta bu polis memurlarının bizzat Dorukhan'ı yukarıya taşıyarak elbiselerini düzelttiklerini belirttiler" şeklinde konuştu.

Duruşmada dinlenen bir tanığın, oğlunun cesedinin olay yerinde farklı bir pozisyonda bulunduğunu beyan ettiğini vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Biz sabah Dorukhan'ımızı gördüğümüzde, C Blok inşaatının önünde, binadan 10 metre uzaktaki bir beton istinat duvarı üzerinde ve kafası demir korkulukların altındaydı. Bunun imkânsız bir olay olduğunu o fotoğrafı ve videoyu izleyen herkes fark ediyordu. Ancak ortaya çıkan başka bir tanık, oğlumuzu sırtüstü değil, yüzüstü yatarken gördüğünü söyledi. Sayın Mahkeme Başkanı gözlerine inanamayarak durumu netleştirmesini istedi. Tanık, çocuğun yüzükoyun, yani yüzü toprağa bakacak şekilde yattığını belirtti. Mahkeme başkanının, ellerindeki fotoğrafların böyle olmadığını belirterek durumu masanın üzerinde göstermesini rica etmesi üzerine tanık, kalkıp masanın üzerine yüzükoyun yatarak pozisyonu gösterdi" diye ekledi.



Adli Tıp Uzmanı Doktor Gökhan Batuk'un da cesedin pozisyonunun farklı olduğunu itiraf ettiğini belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Dorukhan'ın gece boyunca defalarca yerini değiştirip pozisyon vermişler. Aynı durumu Adli Tıp Uzmanı Doktor Gökhan Batuk da dile getirdi. Kendisine, yüksekten düşme ihtimalinden bahsettiği ikinci beyanını izah etmesini istedim. Kafasının o korkulukların altına nasıl gireceğini, çocuğun üzerinde hiçbir yüksekten düşme bulgusu ve izi olmadığını, 27 metreden beton zemine düşen birinin parçalanması gerektiğini söyledim. Kendisi, 13 Şubat 2026 tarihindeki duruşmada oğlumu o noktada ve o pozisyonda görmediğini itiraf etti. Çocuğu başka bir yerde gördüğünü çok iyi hatırladığını, aksi takdirde muayene yapamayacağını ve elbiselerini kendi elleriyle kestiğini söyledi" ifadelerini kullandı.

Altmış iki adli tıp uzmanının sahte rapor verdiğini ve bu kişiler hakkında soruşturma başlatıldığını vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Oğlumun yerini gece boyunca onlarca defa değiştirmişler. Hep söylüyordum; en büyük delil benim oğlumun bedenidir. Altmış iki adli tıp uzmanı sahtekârlık yaparak beş kere sahte adli tıp raporu verdi. İlk sahte raporu veren İzmir Adli Tıp Kurumu Başkanı Profesör Doktor Mehmet Tokdemir en büyük sahtekârdır ve şu an onunla birlikte bu 62 kişi hakkında soruşturma açıldı. Devleti bu yapılardan temizleyip arındırmalıyız; bunun siyasi görüşü, ideolojisi veya partisi olamaz. Ben ve eşim evladımızı kaybettik, artık geriye dönüp kendimiz için bir şey yapamayız" dedi.

Toplumun evlatlarını korumak ve daha adil bir hukuk düzeni kurmak adına mücadele ettiklerini belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Biz ancak ileriye bakıp toplum için bir şeyler yapabiliriz. Çocuklarınızı korumak, daha adil bir devlet ve hukuk düzeninin kurulmasını sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Yürüttüğümüz bu mücadele sizlerin evlatları ve torunları içindir. Bu 62 adli tıp uzmanı süratle sistemden temizlenmeli. Ayrıca, henüz sanık olmayan ve gözaltına alınmayan Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın'ın da durumu ortadadır. Geceleri İzmir Limanı'nda yatan, olay gecesi de limandan evine, ardından da buraya gelen bu kişilerin suç örgütleriyle olan bağlantısını açıkça görüyoruz" şeklinde konuştu.

Soruşturmanın genişletilerek suça bulaşan yüzün üzerindeki kamu görevlisinin ibret olması amacıyla en ağır şekilde cezalandırılmasını beklediklerini vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Hesaplarımıza göre suça karışan 100'ün üzerinde kamu görevlisi bulunuyor. Bunların 62'si Adli Tıp Kurumundan, 34'ü Emniyet personeli ve 10'u ise jandarma personelidir. Hazırladıkları sahte raporlar nedeniyle yargılandılar ancak maalesef korunarak beraat ettirildiler. Kulağımızla duyduğumuz ses kayıtlarına rağmen mahkeme başkanı korktuğu için Ankara'da beraat kararı verdi. Korkarak devlet temizlenmez ve yönetilmez. Bu süreçte cesur adımlar atan Sayın Adalet Bakanı'na ve İzmir Cumhuriyet Başsavcısına çok teşekkür ediyorum" diye ekledi.

Gözaltına alınan şahısların ardından diğer sorumluların da adalet karşısına çıkarılacağına inandığını belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Yargı mensupları bu davada korkmadan hareket ettiler. Şu anda gözaltına alınan şahıslarla birlikte gelecekte diğer sorumluları da alacaklarına ve adli yargılama süreçlerini başlatacaklarına inanıyorum. Sayıları yüzü aşan bu kamu görevlilerinin tamamının sistemden temizlenmesi gerekiyor, aksi takdirde görevde kaldıkları müddetçe suç işlemeye devam edeceklerinden kimsenin kuşkusu olmasın. Bugün atılan adımlarla bir nebze derin bir nefes alsam da tam anlamıyla huzura kavuşmamız için önümüzde daha çok zaman olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Suça dâhli olan tüm failler hak ettikleri cezayı alana kadar mücadelesinden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "En ufak bir dâhli bulunan bütün kamu görevlileri adil bir şekilde yargılanıp cezalandırılmadıkça, zenginlikleri ve siyasi nüfuzları sayesinde korunan M.T ve T.T başta olmak üzere bu davanın ve yargılama sürecinin tüm failleri hak ettikleri cezaları almadıkça huzura ermeyeceğim. Bu kişilerin peşini asla bırakmayacağım, ölene kadar peşlerindeyim" dedi.

Hatay'da heyelan nedeniyle müstakil ev çöktü: 1 ölü, 2 yaralı

Hatay'da aşırı yağış sonrası yaşanan heyelanla birlikte müstakil ev çöktü, 3 kişi kurtarıldı. Hastaneye kaldırılan 3 kişiden 1'inin hayatını kaybettiği belirlendi

21.05.2026 08:30:00
İHA
Hatay'da heyelan nedeniyle müstakil ev çöktü: 1 ölü, 2 yaralı
Hatay'da heyelan nedeniyle müstakil ev çöktü: 1 ölü, 2 yaralı
Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay'da geçtiğimiz gün akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili oldu.

Yaşanan yağışla caddeler göle dönerken, sel meydana geldi. Antakya ilçesi Hacı Ömer Alpagot Mahallesi'nde yağışla birlikte heyelan yaşandı.



Heyelan dağ yamacında bulunan bir müstakil evin çökmesine neden oldu. İhbar üzerine bölgeye sağlık, AFAD ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin çalışmalarıyla kurtarılan 3 kişi hastanede tedavi altına alındı. Hastaneye kaldırılan 3 kişiden birinin hayatını kaybettiği belirlendi.

Ekiplerin bölgedeki arama çalışmaları sürüyor.

Malatya'da depremden etkilenen 81 kişi taburcu edildi

Malatya'nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremden etkilenerek hastaneye başvuran 85 kişiden 81'i taburcu edildi

21.05.2026 06:30:00
AA
Malatya'da depremden etkilenen 81 kişi taburcu edildi
Malatya'da depremden etkilenen 81 kişi taburcu edildi

Malatya Valiliğinden yapılan açıklamada, depremden sonra başlatılan saha tarama ve hasar tespit çalışmalarının sürdüğü belirtildi.

Kentteki koordinasyon çalışmalarının devam ettiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"112 Acil Çağrı Merkezi'ne toplamda 137 çağrı gelmiştir. Acil Çağrı Merkezi'ne 73 hasar tespit, 64 bilgi danışma talebi gelmiştir. İlimiz genelinde 3 ahırda kısmi çökme, 1 konutta kısmi hasar ve 1 istinat duvarında çökme olmuştur. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekiplerince 18 ekip, 18 araç ve 36 personelle ön hasar tespit çalışmaları devam etmektedir. Karayolları 82. Şube Şefliğince alınan bilgi doğrultusunda Pütürge il yolu Kubbe Dağı mevkisinde yamaçtan deprem etkisi ile kopan kaya parçaları temizlenmektedir."

Depremde can kaybı yaşanmadığı belirtilen açıklamada, şu bilgiler aktarıldı:

"85 vatandaşımız hastanelere başvurmuş, bunlardan 70'i korku ve panikten, 15'i hafif derecede yaralı olup, 81 vatandaşımızın tedavisi tamamlanmış ve taburcu edilmiştir, 4 vatandaş gözlem altındadır. Deprem sebebiyle iletişim ve enerji hatlarında herhangi bir olumsuz durum bulunmamaktadır. Deprem sonrası Gündüzbey Kaptajı'nda bulanıklık meydana gelmiş, Belediye, MASKİ, Halk Sağlığı Toplum Birimi ekipleri tarafından gerekli inceleme, su analiz çalışmaları devam etmektedir. Tüm afet grupları TAMP kapsamında koordinasyon merkezimizde aktif görevlerine devam etmektedir. AFAD 2 araç, 10 personelle, itfaiye merkez ve kırsal olmak üzere 18 araç, 41 personelle saha taraması devam etmektedir. Sivil toplum kuruluşları, 16 araç ve 120 personelle teyakkuzda beklemektedir." 

BİK Genel Müdürü Çay: Yapıcı çözümler üretmeye odaklandık

Basın İlan Kurumu 33. Dönem 7. Genel Kurul Toplantısının açılışında konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, Şubat ayından bu yana Kurumun yürüttüğü faaliyetleri değerlendirdi

20.05.2026 19:50:00 / Güncelleme: 20.05.2026 19:54:22
Haber Merkezi
BİK Genel Müdürü Çay: Yapıcı çözümler üretmeye odaklandık
BİK Genel Müdürü Çay: Yapıcı çözümler üretmeye odaklandık
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 7. Genel Kurul Toplantısı, Genel Müdür Abdulkadir Çay'ın konuşmasıyla başladı. Türk basınının dijital dönüşümüne rehberlik eden, genç iletişimcileri sektörün mutfağıyla buluşturan ve medyadaki küresel değişimi doğru okumaya çalışan yoğun bir çalışma dönemini geride bıraktıklarını belirten Çay, toplumsal hafıza açısından anlamlı bir çalışma olan '15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi'ni 7 bölgeyi temsilen, 7 üniversite ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

Milletimizin demokrasi mücadelesini ve hafızasını genç kuşaklara aktardık

Genel Müdür Çay, 'Hafızayı Koru, Hakikati Yaz' temasıyla düzenlenen etkinlikte iletişim fakültelerinde öğrenim gören geleceğin gazeteci adaylarıyla sektörün deneyimli isimlerini buluşturduklarını kaydederek, "Öğrencilerimiz kriz ve afet haberciliğinden doğrulama mekanizmalarına; etik yayıncılıktan medya sorumluluğuna kadar geniş bir yelpazede eğitimler alarak edindikleri bilgileri pratiğe dökme imkânı buldu. Yalnızca akademik bir eğitim faaliyeti yürütmekle kalmadık; aynı zamanda milletimizin demokrasi mücadelesini ve hafızasını diri tutacak bir medya bilincinin genç kuşaklara aktarılmasına öncülük ettik" şeklinde konuştu.

Basın İlan Kurumu ile üniversiteler arasında kurulan iş birliklerine değinen Çay, İstanbul, Anadolu ve Sakarya Üniversiteleriyle kuramsal bilgi ile sektörel tecrübeyi buluşturacak adımlar attıklarını dile getirdi. Genel Müdür Çay, bu kapsamdaki bir diğer önemli çalışmanın da 'genç iletişimcilerin mesleki gelişimlerine katkı sunma ve sektöre daha donanımlı bireyler kazandırma' hedefi doğrultusunda iletişim fakültesi öğrencilerine yönelik başlatılan staj programı olduğunu hatırlatarak, "Türkiye'nin dört bir yanından 150'ye yakın öğrencimizin başvurusunu aldık.

Genel Müdürlük ve 16 Bölge Müdürlüğümüzün dâhil edildiği programla genç meslektaşlarımıza medya mevzuatını, resmî ilan sisteminin işleyişini ve kamusal yayıncılık bilincini yerinde tecrübe edebilecekleri bir zemin hazırladık" ifadelerini kullandı.



'Dijital telif' konusunun takipçi olmaya devam edeceğiz

"Bugün yayıncılarımız; büyük fedakârlıklarla içerik üretmekte, kamuoyunu doğru bilgilendirmekte ve dijital dünyanın veri akışını beslemektedir" diyen Çay, yayıncıların ürettiği içeriklerin doğurduğu ekonomik değerlerin küresel teknoloji platformlarının tehdidi altında olduğunu söyledi. Genel Müdür Çay, internet haber sitelerinin algoritmik baskılara karşı korunması, özgün içerik üretiminin teşvik edilmesi ve dijital telif mekanizmalarının hukuki olarak güçlendirilmesi gerektiğini her platformda vurguladıklarını; bu konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini kaydetti.

Eskişehir, Tekirdağ ve Konya'da düzenlenen bölgesel basın buluşmalarında 10 farklı şehirden 98 gazete ve internet haber sitesinin temsilcisiyle bire bir görüşme fırsatı bulduğunu aktaran Genel Müdür Çay, "Bu istişare toplantıları sayesinde yerel basının çözüm beklediği temel başlıkları, dijital dönüşüm süreçlerine dair fikirlerini, nitelikli insan kaynağı ihtiyacını birinci ağızdan dinledik. Türk basınının sesine kulak veren ve yapıcı çözümler üretmeye odaklanan kurumsal duruşumuzu, yaptığımız buluşmalarda bir kez daha vurgulamış olduk" açıklamasında bulundu.

İlan ve reklamlarda önemli oranda artışlar gerçekleşti

Basın İlan Kurumu Bölge Müdürlüklerinin faaliyetlerini büyük titizlikle yürüttüklerini belirten Çay, Kurumun taşra teşkilatıyla yaptıkları istişareler ve personelin özverisiyle 2026 yılının ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre resmî ilan adetlerinde ortalama yüzde 17, reklam adetlerinde ise yüzde 13 oranlarında artış sağlandığı bilgisini paylaştı.

Çay, artışların ilan tutar bazında yüzde 45, reklam tutar bazında ise yüzde 64 oranlarında gerçekleştiğini bildirdi. Çay, şöyle konuştu: "Kamu kurum ve kuruluşlarıyla basın kuruluşlarımızın desteklenmesi için yaptığımız çalışmaların ne denli önemli olduğunu da böylelikle görmüş olduk. Sektörümüzün tüm bileşenlerinin sürece verdiği destekler de bir o kadar kıymetlidir."



241 milyon TL tutarında krediye onay verdik

Basın sektörünün kredi ve kefalete erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Garanti Fonu ile Ocak ayında yapılan protokol kapsamında pek çok medya kuruluşunun kredi imkânına kavuştuğunu ifade eden Çay, Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulunun 20 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla süreli yayınların talepleri doğrultusunda 241 milyon TL tutarında krediye onay verdiğini aktardı. 

Mesleki gelişim ve eğitim faaliyetlerini taşraya yayarak sürdürdüklerini kaydeden Çay, Kurumun denetim ve rehberlik fonksiyonu gereğince İzmir, Trabzon, Antalya ve Van Bölge Müdürlüklerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen bölgesel uygulamalı mevzuat eğitimlerinde basın kuruluşlarını bilgilendirdiklerini söyleyerek, yıl genelinde de bu programların devam edeceğini bildirdi.

Genel Müdür Çay, Gaziantep ve Eskişehir'de düzenlenen 'Dijital Habercilik ve Yapay Zekâ Eğitimi Programı'na kurumsal paydaş olarak destek verdiklerini; yapay zekâ teknolojilerinin medya üzerindeki dönüştürücü etkilerini, haberciliğin evrilen üretim süreçlerini ve yeni nesil iletişim pratiklerini sektörün aktörleriyle birlikte mercek altına aldıklarını kaydetti.

Genel Müdür Çay'ın konuşmasının ardından Başkanlık Divanı seçimi yapılarak yoklama alındı ve Genel Kurul Gündemi belirlendi. Yönetim Kurulu Durum Raporu ve Denetçiler Raporları okunduktan sonra Yönetim Kurulu'nun tekliflerine ilişkin sunum yapıldı. Akabinde ise üyeleri belirlenen İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonları çalışmalarına başladı. Basın İlan Kurumu 33. Dönem 7. Genel Kurulu'nun 22 Mayıs 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek son oturumunda, komisyonların görüşleri doğrultusunda sunulan teklifler karara bağlanacak.

Ersoy hakkında iddianame hazırlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu gazeteci Mehmet Akif Ersoy ve 7 şüpheli hakkındaki soruşturmayı tamamladı. Hazırlanan iddianamede, Ersoy hakkında "nitelikli cinsel saldırı" ve "örgüt kurma" suçlarından 65 yıla kadar hapis cezası talep edildi

20.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Ersoy hakkında iddianame hazırlandı
Ersoy hakkında iddianame hazırlandı
İstanbul'da yürütülen uyuşturucu ve organize suç soruşturması kapsamında geçtiğimiz aylarda tutuklanan eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy ve beraberindeki 7 şüpheli hakkındaki yargılama süreci başlıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tamamlanan kapsamlı iddianame, incelenmek üzere İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

65 yıla kadar hapis istemi

Savcılık tarafından hazırlanan sevk yazısında, Mehmet Akif Ersoy'un organize bir suç yapısı içinde faaliyet gösterdiği iddia ediliyor. Ersoy hakkında hazırlanan dosyada şu suçlamalar öne çıkıyor:

• 11 kez nitelikli cinsel saldırı,

• Suç örgütü kurma ve yönetme,

• Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama,

• Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma.

Toplanan deliller ve gizli tanık beyanları doğrultusunda savcılık, ünlü gazeteci için toplamda 65 yıl 3 aya kadar hapis cezası verilmesini talep etti.

"Uyuşturucu ile cinsel ilişkiye zorlama" iddiası

Dosyadaki iddialara göre şüphelilerin, mağdur kadınlara uyuşturucu madde temin ederek onları cinsel ilişkiye zorladıkları ve bu süreçler üzerinden maddi ya da sektörel güç elde ettikleri öne sürülüyor. İddianamede Ersoy ile birlikte hareket ettiği savunulan Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik de şüpheli sıfatıyla yer alıyor.

Mehmet Akif Ersoy ise hakimlik sorgusunda ve savcılık ifadesinde tüm bu iddiaları kesin bir dille reddetti. Suçlamaların asılsız olduğunu belirten Ersoy, herhangi bir suç örgütüyle veya iddia edilen eylemlerle bağının bulunmadığını savundu. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesinin ardından önümüzdeki günlerde duruşma gününün netleşmesi bekleniyor.

İstanbul’da sağanak yağış

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da etkili olan ani sağanak yağış ve yerel dolu geçişleri megakentte hayatı olumsuz etkiledi

20.05.2026 16:06:00
Haber Merkezi
İstanbul’da sağanak yağış
İstanbul’da sağanak yağış
İstanbul'da sağanak yağış etkili oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, ani sıcaklık düşüşüyle birlikte yağışlar bazı ilçelerde yerini doluya bıraktı.

Başakşehir, Bağcılar, Esenler, Küçükçekmece ve Zeytinburnu başta olmak üzere birçok noktada şiddetli yağış görüldü.

Ana arterlerde ve ara sokaklarda kısa sürede oluşan su birikintileri sürücülere zor anlar yaşattı. Yağmura hazırlıksız yakalananlar bina altlarına ve dükkan tentelerine sığındı. Yağış nedeniyle ulaşımda da aksamalar oldu.

Avrupa Yakası'nda hayatı durma noktasına getiren hava dalgası, Anadolu Yakası'nda daha hafif hissedildi. Üsküdar, Kadıköy ve Ümraniye çevrelerinde yağışlar hafif geçişler şeklinde görüldü. Yağışın ardından gökyüzünde beliren gökkuşağı ise vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla kaydedildi.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP yönetimini topa tuttu

Kemal Kılıçdaroğlu, yayımladığı videolu mesajda CHP'nin "emanet" olduğunu vurgulayıp "arınma" ve "iç muhasebe" ifadelerini kullandı. Açıklamalarda parti içi süreçlere ve yargı tartışmalarına doğrudan değinilmemesi dikkat çekti

20.05.2026 13:30:00 / Güncelleme: 20.05.2026 14:16:37
Haber Merkezi
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP yönetimini topa tuttu
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP yönetimini topa tuttu
Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yayımladığı videolu mesajında Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir miras değil "emanet" olduğunu belirtti. Partinin tarihine ve mücadelesine vurgu yapan Kılıçdaroğlu, CHP'nin zor dönemlerden geçtiğini hatırlattı.

Kılıçdaroğlu konuşmasında CHP'yi "ulu çınar" olarak nitelendirerek, partinin "kirlenmişliğe sığınak olamayacağını" ifade etti. Gerektiğinde "arınma" ve "iç muhasebe" yapılabileceğini ancak partinin yolundan dönmeyeceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamasının tamamı ise şöyle:

"Değerli dostlarım, cesur yol ve dava arkadaşlarım. Ve bu güzel ülkenin vicdan sahibi asil yurttaşları. Bir milletin geleceği siyasetin aklıyla, vicdanıyla ve ahlakıyla şekillenir. Milletin helal sofraları temiz siyasetle bereketlenir. Çünkü kirlenen siyaset önce vicdanı çürütür, sonra ahlakı yok eder ve en sonunda da gözünü milletin ekmeğine diker. İşte bu yüzden siyaseti temiz tutmak ve milletin sofrasına bereketi taşımak bu ülkede siyaset yapan herkesin namus borcudur.

Ve dostlarım, bu ağır sorumluluk herkesten önce ve herkesten daha fazla Cumhuriyet Halk Partililerin görevidir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi koca bir çınardır. Cumhuriyet Halk Partisi bu milletin yokluk içinden ayağa kalkma iradesidir. Darbeler görmüştür, boyun eğmemiştir. Kapatılmıştır, teslim olmamıştır. Baskılar yaşamıştır ama asla diz çökmemiştir. Teslim alınamamıştır.

Dostlarım, Cumhuriyet Halk Partisi kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan ve milletimizin istiklal iradesinin üzerinde tecelli ettiği bir ruhtur. Ruhaniyete ihanet olmaz. Cumhuriyet Halk Partisi bize bırakılmış bir miras değildir. Partimiz bizlere kutsal bir emanettir. Emanet kirletilemez. Emanete kara çalınamaz.

Kardeşlerim, hele ki bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da. Ama yolundan asla dönmez. Çünkü bu yürüyüş bir iktidar yürüyüşüdür. Çünkü bu yürüyüş halkın umudunu yeniden ayağa kaldırma yürüyüşüdür.

Benden susmamı veya başka şeyler söylememi bekleyenler var. Beni iyi dinleyin. Kemal Kılıçdaroğlu milletin ve partisinin çıkarlarını kendi ikbali için müzakere etmez. Bin kere toprak olur da, bin kere çiçek açar, namuslu, dürüst evlatlarının elinde ama eğilip bükülmez. İftiralarınız da, tehditleriniz de vız gelir. Ben doğruyu söylerim. Ben hakikatin yanında dururum.

Bakınız, yetmiş yılı aşkın ömrünü bu halkın adalet kavgasına adamış, boğazından tek bir haram lokma geçmemiş ve evlatlarına bırakacağı tek mirası verdiği ahlak kavgası olan Bay Kemal'den hiç kimse başka bir şey söylemesini asla beklemesin. Aklımız nefsimize uymasın. Yolumuz dürüstlükten ayrılmasın. Rehberimiz vicdanımız olsun. Sağlıcakla kalın, benim sevgili yurttaşlarım."

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından en son 22 Kasım 2025 tarihinde video yayımlamıştı.

CHP'DEN KILIÇDAROĞLU'NA JET YANIT
 
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Kılıçdaroğlu'nun paylaştığı videoya ilişkin açıklamalarda bulundu:
 
"Videoyu tam izleyemedim, Erdoğan konuşurken paylaştı sayın Kılıçdaroğlu videoyu... CHP tertemiz bir partidir, böyle olduğu için biz kendisiyle kilometrelerce Ankara'dan İstanbul'a adalet yürüyüşü yaptık.
 
Cumhuriyet Halk Partisi tertemiz bir partidir. Tertemiz bir parti olduğu için biz kendisiyle kilometrelerce, Ankara'dan İstanbul'a Adalet Yürüyüşü yaptık. Niye? Seçilmiş bir milletvekili tutuklandığı için.
 
Bugün Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu da bu koltukta otursaydı; mesela iki dönem, üç dönem üst üste belediye başkanlığımızı yapan, kendi döneminde atanan çok kıymetli Zeydan Karalar tutuklandığında o da bizimle yürürdü. Ya da evinden gidip, Beylikdüzü'nden getirip "İstanbul'u kazanacaksın" dediği Sayın Ekrem İmamoğlu tutuklandığında yine Ankara'dan İstanbul'a beraberce yürürdük.
 
Biz bu yürüyüşü bir anlamda Türkiye'nin her yerinde yapıyoruz. Büyükçekmece, Kartal, Beşiktaş, Beylikdüzü… Bunların hepsi 2019'da atanmış belediye başkanlarımız. Beraberce atadık, el kaldırdık. Çok kıymetli Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'yla kaldırdık.
 
Kılıçdaroğlu elbette arınmadan bahsederken adaletin arınmasından bahsediyor. Yargının arınmasından bahsediyor. Kendisiyle, bizimle yürüyen yol arkadaşlarımızın haksız, hukuksuz iddianameler ve soruşturmalarla şu anda cezaevinde olduğu bir düzenin arınmasından bahsediyor Sayın Başkanım. Ben öyle algıladım.
 
Partimize yapılan tehditlerin bu ülkeyi kirlettiğini düşündüğünü görüyorum ben. Mesela butlan konusunda da benzer şeyleri algıladım. AK Parti'nin sipariş usulü partiye darbe diye bir kararı ahlaksızlıkla tanımladığını görüyorum.
 
Açıklamasında bunları görüyorum. Mutlak butlan kararıyla, AK Parti'nin siparişiyle hiçbir arkadaşımızın şerefini, haysiyetini ayaklar altına alarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin koltuğuna, Atamızın koltuğuna oturmayacağını söylediğini görüyorum Sayın Genel Başkanımızın.
 
O yüzden Adalet Yürüyüşü yaptığı Ankara'dan İstanbul'a; arkadaşları için, yol arkadaşları için…
 
Zeydan Bey bizim 2010 yılından beri yol arkadaşımız. Ekrem Bey 2010 yılından beri ilçe başkanımız. Ekrem Bey ilk ilçe başkanlığını çok kıymetli Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu döneminde kazandı, göreve başladı. Onun döneminde ilk ilçesini kazandı. Onun döneminde İstanbul'u iki kez kazandı.
 
Herhalde arınma derken ona yapılan komploları ve komplocuların yargıdan arınmasını demek istediğini görüyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörsüz Türkiye sürecimizi menziline ulaştırmakta kararlıyız" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizi ortak akılla sağduyuyla samimiyetle menziline ulaştırmakta kararlıyız” dedi
 

20.05.2026 13:26:00
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörsüz Türkiye sürecimizi menziline ulaştırmakta kararlıyız" dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörsüz Türkiye sürecimizi menziline ulaştırmakta kararlıyız" dedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dün, Samsun'da istiklal meşalesinin yakılmasının 107. yıl dönümünü geride bıraktıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı aralarında şampiyon sporcuların da bulunduğu 200'ü aşkın gençle Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde kutladıklarını ifade etti.

Cumartesi günü ise Kocaeli'de, Kocaelispor Stadyumu'nun içini ve dışını hıncahınç dolduran gençlerle bir araya geldiklerini anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:

"207 üniversitemizden, 81 vilayetimizden gelen gençlerimiz ülkemizde misafir olarak bulunan üniversiteli genç kardeşlerimizin heyecanına ortak oldular. Stadyumun içi kadar dışı da çok farklıydı. Heyecan vericiydi. Her yaştan, her kökenden, her gelir grubundan ve farklı hayat tarzından 100 bin gencimiz adeta bir insan seli olup Kocaeli'ye akmıştı. Kocaelili kardeşlerimiz de misafirlerine başarıyla ev sahipliği yaptılar. Türkiye'nin beşeri hazinesinin zenginliğine orada bir kere daha şahitlik ettik. Başta CHP olmak üzere muhalefeti kıskandıran, muhalefetin gençlerle ilgili iddialarını tek tek çürüten bir şölene imza attık. Kocaeli'deki şölen bizim sadece gençlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızdan 14'üncüsüydü. Bunun dışında kongrelerimizde, sohbet toplantılarımızda farklı etkinliklerde özellikle de gençlerimizle yüzlerce defa bir araya geldik, hasbihal ettik."

Bu programlarda gençlerle birlikte bütün vatandaşlara gönül kapılarını açtıklarını anlatan Erdoğan, "Yunus'un 'Biz kimseye kin tutmazuz, kamu alem birdir bize' anlayışıyla bu ülkenin tüm gençlerini aynı samimiyetle bağrımıza bastık. Yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca, daima gençlerle yol yürümüş bir kardeşiniz olarak şunu bir defa çok net söylemek isterim. Gençleri hafife alan, gençlere sırtını dönen bir hareketin başarı şansı yoktur." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin omuz vermediği bir mücadelenin zafere ulaşamayacağını, kalıcı olamayacağını dile getirdi. Merhum Nurettin Topçu'nun "Gençlik geleceğin tohumudur" sözünü aktaran Erdoğan, gençliğe yüz çevirmenin geleceğe yüz çevirmek anlamına geldiğini söyledi.

Terörsüz Türkiye süreci
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En büyük eserlerimizden biri olarak gördüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizi ortak akılla sağduyuyla samimiyetle menziline ulaştırmakta kararlıyız. Devletimizin ilgili kurumları örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak farklı modaliteler üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"İnşallah 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakı ile yeni başarılara, zaferlere imza atacağız."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.